İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2018/105 E. 2020/359 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2018/105
Karar No
2020/359
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/105 KARAR NO : 2020/359

DAVA : Alacak (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Sebepsiz İktisab Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 18/06/2013 KARAR TARİHİ : 13/07/2020

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Sebepsiz İktisab Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı ... vekili sunmuş olduğu ... tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... ... odasına bağlı olarak ... plakalı ... işletirken ... plakalı minibüslerin Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın UKOME Genel Kurulunun ... tarih .../...-... ve .../...-... sayılı kararları sonucunda ... oturma kapasiteli araçlara döndürülmesi sonucunda ... plakalı aracı alarak işletmeye devam ettiğini, bu karardan sonra dava açılarak kararın iptalinin talep edildiğini, imzalanan protokoller ile esaslar dahilinde tek çatı altında toplanmak ile birlikte çalışmak gelir ve giderlerin müşterek bir havuzda toplanarak dağıtımlarını sağlamak amacı ile ... minübüs esnafının ... TL ödediğini bu amaçla tanzim edilen bonoların ödeme sonucunda geri aldıklarını bu nedenlerle davanın kabulü ile davacı müvekkilin sebepsiz yere ödediği ... vadeli senet karşılığı ... TL nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilleri sunmuş oldukları tarihsiz cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde belirtildiği gibi sebepsiz zenginleşme davası ikame etmiş olduğunu ... tarihinde ... TL bedeli ödediğini beyan ettiğini bu durumda davanın zaman aşımına uğradığını, davacı tarafın iddilarının doğru olmadığını bu nedenle müvekkilin sebepsiz zenginleştiği iddialarının doğru olmadığını bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, öncelikle, Antalya ... Asliye Hukuk mahkemesinin .../... esasında açılmış ve dava sonunda özetle; davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiş, Yargıtay ... HD nin .../... esas, .../... karar sayılı ilamı ile ticaret mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle bozulmuştur. Mahkememce bozma ilamına uyulmuş, dosya .../... esasını almış ve görevsizlik yönünden hüküm kurulmuş, dosya mahkememize tevzi edilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama aşamalarında, ... tarihli celsede davalı vekili, davacı asilin vefat ettiğini beyan etmiştir. Nüfus kayıtlarından da bu husus doğrulanmıştır. Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi (Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 73. maddesi) uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Bu kapsamda kural olarak, duruşma yapılması zorunlu olan çekişmeli yargıda hakim, Kanunun gösterdiği istisnalar dışında tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez.Hukuki dinlenilme hakkının gereği olarak taraflar duruşmaya çağrılmadan, eş anlatımla; taraf teşkili sağlanmadan hüküm verilememesi, Anayasanın 36. maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanılmasına olanak tanınması ilkesinin doğal bir sonucudur ve aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının da en önemli unsurudur. Bu çerçevede, öncelikle tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir (H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261) Bunun yanında, HMK m. 120 gereği; Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması hâlinde, mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir. Dosyada yeterli avans yoktur. Davalı taraf da masrafı yatıracağına dair bir beyanda bulunmamıştır. Mahkememizce ileride haksız çıkan taraftan alınmak üzere, masrafın suç üstü ödeneğinden (hazineden) karşılanması için ilgili birime yazı yazılmıştır. Çünkü, örneğin, hükmün temyiz edilmesi ve bozulması halinde , yapılacak olan duruşma günü bildirilmedikçe karar verilemez. Hak arama özgürlüğü ve duruşma yapma zorunluluğu bunu gerektirir. Yeni duruşma gününe ilişkin davetiye tebligatının masrafı, temyiz eden tarafından yatırılmamışsa hazineden karşılanır. (YILMAZ, Ejder., Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Değiştirilmiş 2. Baskı, Yetkin Yayınları, Ankara 2013, s. 309; Burada atıf yapılan emsal ilam; Yargıtay 11. HD., 22/03/2003, 6074/2647) Mahkememizce taraf teşkilinin sağlanması, bu yönüyle duruşma yapılması, duruşmaya tarafların çağrılması, adil yargılanma hakkı hususlarının temini kapsamında usul hukukunda kıyasın mümkün olması da göz önüne alınarak, kıyasen düşünerek, somut olayda da suç üstü ödeneğinden masrafı karşılayıp mirasçıları duruşmaya çağırmayı sağlamak istemiştir ancak Cumhuriyet Başsavcılığınca davanın tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği davalardan olması ve dosyada adli yardım olmaması nedeni ile gideri karşılamamıştır. Esasen, bu dayanaklar Yargıtay kararlarına göre yerinde değildir. ".........Dava, kira alacağının tahsiline yönelik olarak davalı aleyhine başlatılan icra takibine ititazın iptali ve kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir.......... .....Taraf mazereti kabul edildiği taktirde, masraf verilmiş ise onunla, verilmemiş ise duruşmaya gelen ve davayı takip etmek isteyen diğer taraftan alınarak, bu taraf da vermezse HUMK.nun 415 nci madde hükmüne göre ilerde haksız çıkan taraftan alınmak üzere suçüstü ödeneğinden karşılanarak, mazeretli sayılan tarafa yeni duruşma günü bildirilmelidir. Çünkü, işin mahiyetine ve mahkemenin türüne göre bir yargısal işlem ancak tefhim veya tebliğ ile geçerlik kazanır. HUMK.nda mazeret üzerine gelmeyen tarafın duruşma gününü mahkeme kaleminden öğrenmesi konusunda bir hüküm yoktur. O halde, mazeretli olduğu kabul edildikten sonra, duruşma günü kendisine bildirilmeyen tarafın yokluğunda karar verilemez. Anayasa'nın 36 ncı ve HUMK.nun 73 ncü maddeleri uyarınca taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden hüküm verilemez. Bu durumda mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler gereğince davalıya duruşma gününü bildirir davetiyenin yöntemine uygun şekilde tebliğ edilmek suretiyle taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir......." (Yargıtay 6. HD., 5908 esas, 10783 karar, Tar. 13.10.2010 ) Görüldüğü gibi, bu dosyada da uyuşmazlık konusu, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği davalardan değildir. Her ne kadar adli yardım olup olmadığı anlaşılmasa da zaten böyle bir tartışmaya ve belirlemeye de Yargıtay kararında değinilmemiştir. Yine, Yargıtay menfi tespit davası ile ilgili verdiği bir kararında da ; "..........Uyuşmazlık; somut olayda bilirkişi gider ve ücretinin davacı tarafından karşılanmasının gerekip gerekmediği ve bu giderin yatırılmaması hâlinde davanın usulden reddine karar verilmesinin doğru olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. ...... .........Bilirkişi delili bakımından HMK'nın 266. maddesindeki özel düzenleme gereğince, bilirkişi delilline münhasır olmak üzere mahkemenin, uyuşmazlığın çözümü bakımından gerekli görmesi halinde talep olmaksızın kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına da karar verebileceğinden, bu kısma ilişkin masrafların ileride haksız çıkan taraftan alınmak üzere suç üstü ödeneğinden karşılanması yoluna gidilebilmektedir. Bu itibarla; bilirkişiye yönelik giderin taraflarca yatırılmaması halinde, usul yasasındaki düzenleme gereğince bu delile özgü olmak üzere masraflarının suç üstü ödeneğinden karşılanarak temini yoluna gidilebileceği gözetilerek, toplanan deliller çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bu husus bozmayı gerektirmiştir. ............." (Yargıtay 3. HD., 2019/3690 esas, 2019/10390 karar, Tar. 23.12.2019 ) Buradan da görüldüğü üzere; menfi tespit davasında dahi bazı hallerde Yargıtay bilirkişi ücretinin suçüstü ödeneğinden ödenmesini belirtmiştir. Bütün bu hukuki duruma rağmen suçüstü ödeneğinde mahkememizin tasarruf imkanı olmadığından ve talebimiz reddedildiğinden, taraflarca da (davalı tarafça da ) dosya takip edilmediğinden ... tarihli celsede dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir. Önemle söylemek gerekir ki ; HMK’ya göre davanın tarafları açılmış olan bir davayı yürütmek zorunda olmadıkları gibi mahkeme de tarafları, açılmış olan bir davada takibe zorlayamaz(Yılmaz,Zekeriya Medeni Usul Hukukunda Davanın Açılmamış Sayılması, Ankara 2008, s. 528) Taraflar duruşmaya zorla getirilemezler. İşte, usulüne uygun biçimde çağrıldıkları halde davanın her iki tarafı (ya da vekilleri) duruşmaya gelmez veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirirlerse ya da yalnız bir taraf gelip de davayı takip etmeyeceğini bildirirse, mahkemece dava yenileninceye kadar, dava dosyasının işlemden kaldırılmasına karar verilir. Üç aylık süre içerisinde dava yenilenirse mahkeme davayı görüp karara bağlayacak ya da bu sürede yenilenmezse üç aylık sürenin sonunda açılmamış sayılacaktır.Davanın açılmamış sayılması, açılan davanın taraflarınca uzun süre takipsiz bırakılması (HMK m.150) veya yapılması gerekli bazı usul işlemlerinin yapılmamasının meydana getireceği sakıncaları azaltmak amacıyla öngörülmüş bir çözüm yolu olup, yapısı itibariyle usul hukukuna ilişkin bir kurumdur (İyimaya, Ahmet: Sorumluluk Davasının Açılmamış Sayılması, YD, 1990/1-2, s.46-58, s.46.).Davanın açılmamış sayılması, şartların oluşması durumunda kendiliğinden meydana gelir. Davanın açılmamış sayılmasını gerektiren hallerden birine ait şartlar gerçekleştiği takdirde, dava kendiliğinden açılmamış sayılır (KURU, Baki., Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, C. IV, 6. Baskı, s. 4125) Mahkemenin söz konusu durumlarda vereceği karar, davanın açılmamış sayılması durumunun meydana gelmesi açısından kurucu nitelikte olmayıp, ortaya çıkan kanuni sonucu tespit edici nitelikte, açıklayıcı bir karardır. Davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararlar, mahkemenin davadan elini çekmesini gerektiren usule ilişkin nihai kararlardır (Yargıtay HGK 14.06.2000, 19-936/999) Bu nedenle mahkeme, dosyanın işlemden kaldırılması kararında yargılama giderleri hakkında bir karar vermez. Ancak, mahkeme, vermiş olduğu davanın açılmamış sayılması kararıyla davadan elini çekmiş olduğundan bu karar nihai bir karardır (usule ilişkin nihai karar). Dolayısıyla mahkeme davanın açılmamış sayılması kararında, yargılama giderlerini davacı taraf aleyhine takdir ederek bu giderlere hükmeder(KURU, Baki., Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, C. IV, 6. Baskı, s. 4128’den naklen, Yılmaz,Zekeriya Medeni Usul Hukukunda Davanın Açılmamış Sayılması, Ankara 2008, s.581-582, dn.136’dan naklen) Bu kararda davacı taraf, dava, konusu itibariyle nispi harca tabi olsa da maktu karar ve ilam harcı, davalı taraf kendisini vekille temsil etmiş ise AAÜT’ye göre belirlenecek vekâlet ücreti ve o ana kadar yapılmış diğer yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilecektir. Bu genel açıklamalardan sonra dosyaya döndüğümüzde yukarıda da belirtildiği üzere, yasal sürede yenilenmeyen davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiştir. Davacının vefatı ile vekalet ilişkisi son bulduğundan karar başlığında davacı vekili yazılmamıştır. Mirasçılara davetiye tebliğ edilemediğinden, hakkaniyet de düşünülerek, davalı lehine (kendini vekil ile temsil ettiren davalı asil lehine) vekalet ücretine hükmedilmemiştir. Vefat eden kişi aleyhine de (vefat ettiğini yargılama aşamasında anlaşılan) vekalet ücreti hükmedilemeyeceğinden böyle bir hüküm de kurulmamşıtır. HÜKÜM: Nedenleri yukarıda açıklandığı üzere; 1- DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, 2-Peşin alınan ... TL harçtan ... TL karar ve ilam harcının mahsubuyla geriye kalan harcın (ıslah harcı dahil) karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, başvuru harcının davacı üzerinde bırakılmasına, 3-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) 5- Kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği m. 58 gereği talep halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., ,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127)

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2018/105, K. 2020/359, T. 13.07.2020, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2018-105-e-2020-359-k-54cf933d509b