İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2018/186 E. 2020/401 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2018/186
- Karar No
- 2020/401
- Karar Tarihi
T.C ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/186 KARAR NO : 2020/401 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 28/03/2018 KARAR TARİHİ : 09/09/2020
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A.TALEP: 1.Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle ; müvekkili ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile davalılardan ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın ... günü saat: ... sularında kaza yaptığını, davalılardan ...'in ... plakalı aracın sürücüsü, davalı ... ...nin bu aracın maliki, diğer davalı ... Sigorta AŞ nin bu aracın trafik sigortasını yapan şirket olduğunu, Antalya ... Asliye Ceza mahkemesinin ... esas, ... karar sayılı kararında davalılardan ...'in kazada %100 oranında asli kusurlu olduğuna karar verildiğini ve adı geçenin cezalandırıldığını, müvekkili ...'ın ve ...'ın ciddi olarak yaralandıklarını, müvekkili anne ...'ın da olay nedeni ile derin üzüntü duyduğunu beyan ederek; maddi ve manevi tazminat taleplerinde bulunmuştur. B. TARAF TEŞKİLİ: 2.Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi (Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 73. maddesi) uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Bu kapsamda kural olarak, duruşma yapılması zorunlu olan çekişmeli yargıda hakim, Kanunun gösterdiği istisnalar dışında tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. (H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261) 3.Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır. C.CEVAP: 4.Davalılar her hangi bir cevap dilekçesi vermemiş ve böylelikle 6100 sayılı HMK m. 128 gereği, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmıştır. D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ: 5.Dava, trafik kazasından kaynaklanan, haksız fiil hukuki sebebine dayalı maddi-manevi tazminat istemine ilişkindir. 6.Öncelikle söylemek gerekir ki; haksız fiillerde, TBK m. 50 gereği; Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Davada, ispat yükü davacı taraftadır. 7.Mahkememizce yargılama konusu kazaya ilişkin Antalya ... Asliye Ceza mahkemesinin ... esas, ... karar sayılı dosyası, uyap sistemi üzerinden dosya arasına alınmıştır. 8.Antalya ... Asliye Ceza mahkemesinin ...esas, ... karar sayılı dosyasına bakıldığında özetle; davacı ...'ın katılan, ...'ın katılan sanık, davalı ...'in katılan sanık olarak yargılamada yer aldıkları, ...'ın olayda kusuru olmadığından beraatine karar verildiği, ... hakkında 10 ay hapis cezası verildiği ancak verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. 9.Burada ifade etmek gerekir ki; Ceza mahkemesi ile hukuk mahkemesi kararlarının birbirlerine etkisi, 6098 sayılı "Türk Borçlar Kanunu" nun 74 üncü maddesinde düzenlenmiştir. 10.Buna göre; "Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz." 11.Ancak uygulamada madde hükmü, hukuk mahkemesinin hiç bir koşulda ceza mahkemesi kararıyla bağlı olmadığı önünde anlaşılabilmektedir. Oysa ki; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2011/17-50 esas , 2011/231 karar nolu 27/04/2011 karar tarihli kararında özetle belirtildiği üzere , ceza mahkemesince verilen beraat kararı , kusur ve derecesi , zarar tutarı, temyiz gücü ve isnat yeterliliği , illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamaz ancak hukuk hakiminin bağımsızlığının sınırsız değildir. Hukuk mahkemesi ceza mahkemesinin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle de fiili hukuka aykırılığı konusu ile bağlıdır. Çünkü, ceza mahkemesi, uyguladığı yargılama usulü de göz önünde tutularak, maddi gerçeği araştırır ve hukuk mahkemesine göre daha geniş kapsamlı bir inceleme yapar. Hukuk mahkemesinin, ceza mahkemesinin maddi olay kabulü ile bağlı olmadığı konusundaki aksi düşünce, toplumun adalete ve adaletin tecellisine aracılık eden mahkemelere güveni sarsar ve kamu barışını da tehdit eder. 12.Tam burada davalı hakkında verilen ve 5271 sayılı "Ceza Muhakemeleri Kanunu" nda düzenlenen "Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması" kurumundan, hukuki niteliğinden ve hukuk dosyalarına etkisinden bahsetmek gerekmektedir; 13.Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, ceza yargılamasında sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eder. Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı CMK’nın 223. maddesi uyarınca düşürülmesi sonucu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır(Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 19.02.2008 gün ve 346-25, 03.02.2009 tarih, 2008/11-250 E., 2009/13 K., 03.02.2009 tarih, 2009/4-13 E., 2009/12 K.; Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması hakkında ayrıntılı bilgi için: ARTUÇ, Mustafa, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması, Ankara 2010)Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, 5271 sayılı CMK'nın 23.maddesinde belirtilen hükümlerden değildir. Bunun sonucu olarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar, CMK'nın 223.maddesinde sayılan hükümlerden olmadığından, bu tür kararların yasa yararına bozulması durumunda yargılamanın tekrarlanması yasağına ilişkin kurallar uygulanamayacağı gibi, davanın esasını çözen bir karar bulunmadığı için verilecek hüküm veya kararlarda lehe ve aleyhe sonuçtanda söz edilemeyecektir. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 03.05.2011 gün ve 2011/4-61, E., 2011/79 K; 06.10.2009 gün ve 2009/4-169 E, 2009/223 K sayılı ilammları). 14.Bu açıklamalar ışığında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74.maddesine ilişkin değerlendirmeye gelince;"Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz."hükmünden anlaşılacağı üzere ceza mahkemesi kararının maddi olgu yönüyle kesinleşmiş olması gerekir. Eğer bu yönden kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararı bulunmuyorsa, hukuk hakimini bağlayacak bir ceza mahkemesi kararından da söz etmek mümkün değildir. Somut olaya bakıldığında maddi olgunun belirlenmesi yönünden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, kesinleşmiş bir ceza hükmü olmadığından, hukuk hakimini bağlamıyacağının kabulü gerekir.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 01/02/2012 gün 2011-19/639 E, 2012/30 K sayılı ilamı) Mahkememiz Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 01/02/2012 gün 2011-19/639 E, 2012/30 K sayılı ilamının dayanakları itibariyle hukuki ve yerinde olduğu ve bu suretle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarında ceza mahkemesi kararının maddi olgu yönüyle kesinleşmiş bir kararı olmadığı kanaatindedir(T.C. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi., 2013/4550 esas, 2013/7843 karar, T. 27/05/2013;T.C. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi., 2011/11297 esas, 2012/3942 karar, T. 01/03/2012;T.C. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi., 2012/473 esas, 2012/2475 karar, T. 02/04/2012). 15.Mahkememizce dosyada kusur raporu aldırılmıştır. 16.... tarihli ATK raporuna göre; davalı sürücü ... olayda %100 kusurludur. Davacı sürücü ... ise kusursuzdur. Ceza dosyasına bakıldığında da, mahkemenin öncelikle İstanbul ATK dan rapor aldığı, İstanbul ATK'nın seçenekli rapor sunduğu, aşamalarda mahkemenin mahallinde keşif icra ettiği ve keşif sonucu düzenlenen raporda sürücü ...'in asli kusurlu bulunduğu , ...'ın ise kusursuz bulunduğu, mahkemenin sürücü ... ...'in asli kusurlu olduğu kanaatiyle hüküm verdiği anlaşılmaktadır. Çünkü, terditli olan ATK raporunda, ihtimaller ... ile ...'in ya tam kusurlu/kusursuz olduğu yönündedir. Keşif sonucu ceza mahkemesinde aldırılan raporda da ...'in asli kusurlu olduğu, ...'ın kusursuz olduğu belirtilmiş ve mahkemece bu durumlar açıklanarak, ...'ın kusursuz olduğundan beraatine, ...'in ise cezalandırılmasına ve hakkında kurulan hükmü açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.(Her ne kadar ceza mahkemesi gerekçesinde bu tespit anlaşılmakta ise de içerikte çelişkinin giderilmesi için İstanbul ATK dan rapor alındığı, ... tarihli raporda ...'in asli kusurlu bulunduğu belirtilerek ceza verildiği söylense de keşif sonucu aldırılan trafik polisi raporu daha sonraki bir tarihe aittir. Her iki rapor göz önüne alınarak ... hakkında asli kusurlu olduğu yönünde rapor verildiği anlaşılmaktadır) 17. Mahkememizce aldırılan kusur bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir. 18.Kabule göre, mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu oluşa, somut dosyadaki bilgi ve belgelere uygundur ve hükme esas alınmıştır. 19.Mahkememizce davacılar ... ve ...'ın maluliyet raporları aldırlmıştır. 20.Davacı ... hakkında düzenlenen ... karar numaralı maluliyet raporunda özetle; adı geçen davacının maluliyet oranının %23 olduğu, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren üç aya kadar uzayabileceği belirtilmiştir. 21.Davacı ... hakkında düzenlenen ... karar numaralı maluliyet raporunda özetle; adı geçen davacının maluliyetinin olmadığı, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren altı aya kadar uzayabileceği belirtilmiştir. 22.Kaza tarihine göre, maluliyet raporunun Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre düzenlenmesi gerekir. Ancak, mahkememizin bir başka benzer dosyasında (... esas) aynı yönetmeliğe göre düzenlenmesi istenen maluliyet raporunda, ATK özetle; Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğinin, Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin sadece ek 1 bölümünü içerdiği, ek 3 ve diğer cetvelleri ve meslek grupları bölümünü içermediğinden, sadece çalışma gücünün en az %60 ını keybedip kaybetmediğine ilişkin olduğu (hangi hastalık ve arızaların beden çalışma gücünün en az %60 ının kaybına neden olacağı), bu nedenle bu yönetmeliğe göre meslekte kazanma gücü kaybının belirlenemeyeceği, Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği gereğince rapor hazırlandığı belirtilmiştir (İstanbul Adli Tıp Kurumu'nun ... tarihli, ... karar sayılı raporu) Mahkememiz kıyasen bu tıbbi belirleme ışığında, raporu yerinde bulmuştur. Davacı tarafın davalı sigorta şirketinin ödeme yapması nedeniyle maddi tazminattan da feragat etmesi karşısında maluliyet raporlarının bu yönüyle de hükme elverişli olduğu kabul edilmiştir. Sigorta genel şartları gereği kaza tarihlerine ve bazı durumda poliçe düzenleme tarihine göre rapor alınması zorunluluğu, sigorta şirketine yöneltilmeyen taleplerde zaten uygulanmamaktadır. 23.Belirtildiği üzere, davacı taraf, maddi tazminat taleplerinden feragat ettiklerini ve manevi tazminat davasına devam ettiklerini beyan etmiştir. 24.04.02.2011 tarihinde yayımlanarak 01.10.2011 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nda ise; "davadan feragat" başlıklı 307/1. Maddesinde; "Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir." şeklinde tanımlanmaktadır. Yine belirtmek gerekir ki feragatin geçerliliği karşı tarafın muvafakatine bağlı değildir. Etkisini onu yapanın tek yönlü irade beyanı ile doğurur. Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamaları da bu yoldadır. (11.4.1940 tarihli ve 70 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulunun 16.11.1966 tarihli ve 1438/290 sayılı, 27.05.1992 tarihli ve 1992/2-250/364 sayılı Kararları) 25.Mevcut açıklamalar ve mevzuat ışığında, vaki feragat nedeni ile davacıların maddi tazminat talepleri konusunda feragat nedeni ile ret kararı vermek gerekmiştir. 26.Davacıların manevi tazminat taleplerine bakıldığında; 27.Anayasanın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın "Temel Haklar ve Hürriyetlerin niteliği" başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu'nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25.maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmıştır. Türk Borçlar Kanunu m. 56 gereği de ; Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09.04.1982 gün ve E:1981/4-56, K:1982/348 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, kişilik hakları, kişinin kendi hür ve bağımsız varlığının bütünlüğünü sağlayan, herkese karşı ileri sürülebilen ve kaynağını Anayasa’dan alan; yani Anayasa’nın teminatı altında bulunan mutlak bir haktır. Manevi tazminat sade bir ifade ile, zarar görenin kişilik değerlerinde iradesi dışında meydana gelen eksilmenin (manevi zararın) giderilmesi, tazmin ve telafi edilmesidir(EREN, Fikret., Borçlar Hukuku-genel hükümler-, 8. Bası, Ekim 2003, s. 745, KILIÇOĞLU,Ahmet, Borçlar Hukuku, Ankara 2004, s. 311, ERTAŞ, Şeref., Manevi Tazminatın Hukuki Niteliği ve Miktarının Tespiti, Postacıoğlu'na Armağan, Ankara 1990, s. 83 vd.)Manevi tazminatta zarar, kişinin iç huzuru ve manevi bütünlüğüne yapılan saldırının mecazi ifadesidir(KILIÇOĞLU,Mustafa, Tazminat Hukuku,3. Baskı, Şubat 2010, s.1031.,HATEMİ, Hüseyin, Sözleşme Dışı Sorumluluk, C.II,İstanbul 1993, s.102) Manevi tazimnata hükmedilirken uygulamaya 22/06/1966 gün 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararındaki ilkeler ışık tutmaktadır. 28.Mahkememiz anılan hususların da farkında olarak, dosyaya dönüldüğünde, tarafların sosyal ve ekonomik durumu (sosyal ve ekonomik durum araştırmaları yaptırılmıştır), kusur durumu olayın oluşu ve sonucu, maluliyet oranları, 22/06/1966 gün 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararındaki ilkeler, yakınlık durumları, manevi tazminatın caydırıcı olması ancak zenginleşmeye sebebiyet vermemesi likelleri de göz önünde tutarak, davacıların manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, davacı ... için ... TL, davacı ... için ... TL, davacı ... için ... TL manevi tazminata karar vermek gerekmiştir. 29.Önemle ve son olarak belirtmek gerekir ki; davacı taraf, davalı sigorta şirketi ile sulh olunduğundan dosyadaki tüm maddi tazminat taleplerinden feragat ettiğini beyan etmiştir. Davalı sigorta şirketi vekili de yargılama taleplerinin olmadığını beyan etmiştir. Antalya Bölge Adliyesi Mahkemesi ... ... esas, ... sayılı kararında da belirtildiği üzere; Somut olayda hakkın özünden feragat söz konusu değildir. Davacı, verdiği dilekçe ile maddi tazminat yönünden davalı sigorta şirketi ile haricen anlaşıldığını beyan etmiştir. Sigorta şirketi tarafından maddi tazminata ilişkin bir ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Davalı sigorta şirketi ve diğer davalılar kendilerine karşı dava açılmasına yine kendileri sebebiyet vermişlerdir. Bu nedenle, mahkemece feragat nedeniyle reddedilen maddi tazminat yönünden davalılar lehine davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekmektedir(Yargıtay 17. HD'nin 13/10/2016 tarih ve 2014/9955 Esas, 2016/8876 Karar) Mahkememiz bu nedenlerle, maddi tazminat kalemi bakımından davacılar aleyhine vekalet ücreti takdir etmemiştir. Yine, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. HD nin, 2019/555 esas, 2020/91 karar sayılı güncel emsal ilamında da belirtildiği üzere; Davacı taraf maddi ve manevi tazminat isteklerini birlikte ileri sürmüşlerdir. Niteliği icabı "sadece maddi tazminata özgü" olan gider dışındaki tüm giderler ortaktır. Sadece maddi tazminata özgü yargılama gideri ise "hesap raporu" alınması için sarf edilen giderdir. Somut olayda aşamalarda makine mühendisinden hasara ilişkin rapor alınmakla bunun için sarf edilen giderler de maddi tazminata ilişkin giderlerdir. Bakıldığında, Antalya ... Asliye Hukuk mahkemesi aracılığıyla davadan önce delil tespiti yapıldığı da anlaşılmaktadır. Delil tespitine bakıldığında da araç değeri ile ilgili belirlemeler yapıldığı anlaşılmaktadır. 6100 sayılı HMK'nun 323. maddesi gereğince geçici koruma tedbirlerinden olan delil tespiti için yapılan giderler yargılama giderlerine dahil olup, yargılama giderleri kapsamında değerlendirilip, hüküm altına alınması gerekir. 22.03.1976 tarihli 1976/1 Esas, 1976/1 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nda da delil tespiti giderlerinin yargılama giderlerinden sayılacağına ve müddeabihe dahil edilmeyeceğine karar verilmiştir.(Yargıtay 15. HD., 2016/5248 Esas, 2017/4165 K.; Yargıtay 3. HD., 2017/5957 Esas, 2019/3255 K.) Yargılama giderlerinden olan delil tespitinin somut davadaki yeri de maddi tazminata özgü bir gider olduğundan, dosyada makine mühendisi için yapılan gider ve delil tespiti dosyasındaki yapılan giderlerin ikisi de maddi tazminata özgü kabul edilmiş, somut olayda bu husus dikkate alınarak, yargılama giderlerine hükmedilmiştir. HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davacıların maddi tazminat taleplerinin feragat nedeni ile REDDİNE, 2-Davacı ...'ın manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ İLE; ... TL manevi tazminatın ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar .... ve ... 'nden müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 3-Davacı ...'ın manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ İLE; ... TL manevi tazminatın ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... den müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 4-Davacı ...'ın manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ İLE; ... TL manevi tazminatın ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... 'nden müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 5- Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 6-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL karar harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, manevi tazminat konusunda kurulan hüküm gereği alınması gerekli bakiye... TL nin davalılar ...'nden müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına 7-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine, (24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle bu bentte yer alan “kararın verilmesinden itibaren iki ay” ibaresi “kararın tebliğinden itibaren bir ay” şeklinde değiştirilmiştir.) 8-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen toplam ... TL nin davalılar ... ve ... ...nden müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, 9-Davacıların "sadece maddi tazminata özgü" olan makine mühendisi bilirkişi için sarf ettiği ... TL bilirkişi masrafının ve delil tespiti dosyasında sarf ettiği tüm giderlerin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 10-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) ortak giderler anlamında posta-tebligat-bilirkişi (ATK) ücreti gideri toplamı ... TL nin haklılık durumu gereği; ... TL sinin davalılar ... ve ... nden müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, arta kalan masrafın davacılar üzerinde bırakılmasına, 11-Davacı ... manevi tazminat talebi bakımından kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ... 'nden müteselsilen alınarak adı geçen davacıya verilmesine, 12-Davacı ... manevi tazminat talebi bakımından kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ... 'nden müteselsilen alınarak adı geçen davacıya verilmesine, 13-Davacı ... manevi tazminat talebi bakımından kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ... 'nden müteselsilen alınarak adı geçen davacıya verilmesine, 14-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına, 15-Kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği m. 58 gereği talep ve masraf bulunması halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., ,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından kanun yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına, 16-Dosya arasında mevcut Antalya ... Asliye Hukuk mahkemesinin ... değişik iş dosyasının karar kesinleştiğinde mahalline iadesine, Dair, davacı vekili Sn.Av. ... ve davalı sigorta vekili Sn. Av. ...' in yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.09/09/2020
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır
¸