İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2018/712 E. 2026/182 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2018/712
- Karar No
- 2026/182
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/712 Esas KARAR NO : 2026/182 DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 13/11/2018 KARAR TARİHİ : 24/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan "Menfi Tespit" davasının yapılan açık yargılaması sonunda ; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ...'nun , yaklaşık bir sene önce vefat eden müteveffa ...’in eşi olup bu evliliğinden 3 çocuğu olduğunu, müteveffa ile davacının ... ‘da yaşadığını, müteveffa ile davalının da ... ‘da gayrı resmi birliktelik yaşadığı ve bu birlikten müteveffanın 2 çocuğu olduğunu, birliktelik yaşandığı sırada davalının müteveffanın işçisi konumunda olduğunu, yaklaşık bir sene önce müteveffanın ağır bir hastalığa tutulduğunu ve 3 hafta içerisinde vefat ettiğini, müteveffanın malvarlığının yasal mirasçısı olan davacılara kaldığını, ancak müteveffanın ölümü üzerine davacıların borçlu olarak yer aldığı ve asıl borcun ... TL’lik bir senet olduğu Antalya ... . İcra Müdürlüğü ... /... E. Sayılı dosyasından bir ödeme emri tebligatının taraflarına ulaştığını, ancak davalı ile müteveffa arasında ... TL ‘lik nasıl bir alacak ilişkisi olduğunun davalıca ispata muhtaç olduğunu, müteveffanın kimse ile bu denli yüklü miktarlarda alacak-verecek ilişkisi bulunmadığını, davaya konu senedin düzenlenme tarihi itibari ile ve taraflarınca haricen edilen bilgilere göre müteveffanın kanser hastalığı ile cebelleştiği ve ölüm döşeğinde olduğu dönemde imza altına alınmış bir senet olduğunu, davaya konu senetler nedeni ile davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, müteveffanın imza örneklerinin bulunduğu kurumlardan alınacak imza örnekleri ile senetlerde bulunan imzaların aynı olup olmadığı hususunun, şayet imza müteveffaya ait çıkarsa o esnada bilincinin yerinde olup olmadığı hususunun, senetler üzerine konulmuş olan tarihlerin ne zaman yazıldığının bilirkişilerce tespitine, davaya konu senetler hakkında başlatılmış olan icra takibinin tedbiren durdurulmasına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıdan alınıp taraflarına verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili mahkememize sunduğu cevap dilekçesinde; davacının alacaklısı olduğu Antalya ... . İcra Müdürlüğüne ait ... /... Esas sayılı dosya ile Kambiyo Senetlerine Özgü takipte (faiz ve masraflar hariç asıl alacak miktarı ... TL’dir), takip borçlusu olan ...’in vefatı sebebiyle, icra takibini yasal mirasçıları olan davacılardan ..., ... ... ve ...’e Tebligat Kanunu gereği yurtdışı tebligatı yapılmış, davacı mirasçıların yasal süre içerisinde; Antalya ... . İcra Hukuk Mahkemesinin ... /... Esas sayılı dosyası ile borca ve imzaya itiraz ettiklerini, davanın derdest olup, müteveffanın imza örnekleri için resmi kurumlara müzekkere yazılma aşamasında olduğunu, müzekkere dönüşlerini takiben grafoloji uzmanına dosyanın tevdi edileceğini, davacı mirasçıların Antalya ... . İcra Hukuk Mahkemesinin .../... Esas sayılı dosyasının, ... tarihli ara kararı gereği hükmedilen “asıl alacağın takdiren %10’una karşılık gelen ... TL nakit teminatı" dahi yatırmadıklarını, davacıların asıl amacının bahsi geçen icra takibini durdurmak olduğunu, açmış oldukları imzaya ve borca itiraz davasında teminatı yatırıp, dava sonuçlanıncaya kadar icra takibini ve icrai işlemleri durdurmak olduğu yorumu yapılabileceğini, ancak mirasçıların gerek imzaya ve borca itiraz için açmış oldukları davada, gerekse devamındaki işlemlerde amaçlarının mirasçı sıfatı ile borçtan kurtulmak ve icra dosyasını semeresiz bırakmak olduğunu, teminatı yatırmamakla birlikte; davacı mirasçıların, icra takibi açıldıktan sonra, müteveffa borçlu ...’in üzerinde kayıtlı bulunan gayrimenkullerden ... ili, ... ilçesi, ... ... , ... ada, ... parselde bulunan bağımsız bölümü davacılar ..., ... ... ve ... üzerine intikal ettirdiğini ve ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... Mevkii ... ada ... parselde yer alan ... ve ... nolu bağımsız bölümlerin davacı mirasçıların yasal temsilcileri olan, davacı anne ... tarafından dava dışı ...'e verilen satış vekaleti yetkisi ile dava dışı ...'in öz babası olan ... ... ... satış gösterilmek suretiyle üzerine devir ve tescil ettirildiğini, icra dosyasından öğrenilen bu bilgilerin akabinde de taraflarınca açılan Konya ... . Asliye Hukuk Mahkemesinin ... /... Esas sayılı dosyası ile de BK 19. maddeye dayanarak muvazaa nedeni ile tasarrufun iptali davası açıldığını, haksız, hukuki dayanaktan davanın reddine, gerçek dışı beyanları ile ileride tespit olunacağı üzere davacı yanın iş bu davanın açılmasına sebebiyet vermesi nedeni ile asıl alacağın % 20 den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflara usulüne uygun meşruhatlı davetiyeler tebliğ edilmiş, taraf teşkili sağlanmıştır. Mahkememizce Antalya SGK, Antalya İl Emniyet Müdürlüğü, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü, Ankara SGK, Karaman İl Emniyet Müdürlüğü, Konya ... .Asliye Hukuk Mahkemesi ile Karaman Tapu Müdürlüğü'ne yazılan müzekkerelerimize cevap verilerek dosyamız arasına alınmıştır. Müteveffa ...'e ait yeterli sayıda imza örneklerini içerir belge asıllarının dosyamız arasına alındığı görülmüştür. Davacıların miras bırakanı ...'e ait tedavi evrakları ile kişinin kullandığı ilaçlara ilişkin kayıtlar ilgili sağlık kuruluşlarından ve SGK'dan celp edilerek, dosyamız arasına alınmıştır Miras bırakanın nüfus aile kayıt tablosu uyap sistem üzerinden dosyamız arasına alınmış davacıların müteveffanın mirasçıları olduğu görülmüştür. Mahkememizce yapılan yargılamada; Davacı tarafça Antalya ... .İcra Müdürlüğü'nün ... /... Esas sayılı takip dosyasına konu takibe dayanak borçlusu ..., kefili ... ... , alacaklısı ... olarak düzenlenmiş ... düzenleme tarihli ... , ... , ... , ... , ... vade tarihli ... TL bedelli bonolarda keşideci borçlu olarak adı geçen davacıların miras bırakanı ...'in dosyada bulunan tedavi evrakları, tedavi sırasında kullanılan ilaçlarda dikkate alınarak bonoların tanzim tarihi olan ... tarih itibari ile borçlanma ehliyetinin bulunup bulunmadığı (imzaladığı belirtilen bonolar yönünden yaptığı işlemin anlam ve sonuçlarını kavrama yeteneğinin bulunup bulunmadığı) hususunda rapor tanzim edilmesi için dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesine gönderilmesine karar verilmiş, düzenlenen ... tarihli ATK raporunda özetle; "...Yukarıda sıralanmış tıbbi belgeler ile adli tahkikat dosyasında belirlenen ve adli tıbbi yorumlamayı ilgilendiren hususların değerlendirilmesinden; Görülmekte olan “Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)” davası nedeniyle “bonoların tanzim tarihi olan ... tarih itibari ile borçlanma ehliyetinin bulunup bulunmadığı (imzaladığı belirtilen bonolar yönünden yaptığı işlemin anlam ve sonuçlarını kavrama yeteneğinin bulunup bulunmadığı)” sorulan ... oğlu, ... doğumlu, ölüm tarihi ... olan ... hakkında düzenlenen dava dosyası, mevcut tıbbi belgeleri, davalı-davacı tanık ifadelerinin tüm olarak değerlendirilmesinde; işlem tarihinde fiil ehliyetini müessir ve kişide şuur ve hareket serbestisi ile olayları kavrayıp onlardan sağlıklı sonuçlara varabilme yeteneğini ortadan kaldıracak veya azaltacak mahiyet ve derecede akıl hastalığı, akıl zayıflığı, bunama hali veya organik defisiter araz içinde bulunduğunu gösteren tıbbi bulgu ve belgeye rastlanmadığı, kendisinde mevcut sistemik hastalıkların ve kullanmakta olduğu ilaçların da tek başına fiil ehliyetini etkilemeyeceği, murisin işlem tarihinde telkinlere mukavim olabileceği, kendi hür iradesi istikametinde serbest olarak eylem ve işlemlere girişebileceği tıbbi kanaatine varıldığı, bu duruma göre; ...’in ... tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğunun kabulünün uygun bulunduğu oybirliği ile mütalaa olunur." sonuç ve kanaatine varılmıştır. Müteveffa ...'in takibe dayanak bonolardaki imzasına ilişkin olarak Antalya ... .İcra Hukuk Mahkemesinin ... /... Esas sayılı dava dosyasındaki imza incelemesine esas belgeler ile düzenlenen rapordan bir örneğin dosyamız arasına alınmıştır. Davacılar vekili ... tarihli dilekçesi ile imza incelemesi yönünden taleplerinin bulunmadığını, imza incelemesi deliline dayanmaktan vazgeçtiklerini beyan etmiş olmakla, Mahkememizce bu hususta inceleme yapılmamıştır. Davacı ... vekili ... tarihli dilekçesi ile davanın terditli olup esas itibariyle muvazaa iddialarının bulunduğunu, ... tarihli dilekçe içeriğini tekrarla davalı tarafın isticvabı, tanık beyanları, muris ile davalı arasında para transferinin olmaması, olayın oluş şekli, zaman, murisin hastalığı, ölüm zamanı, murisin davalı eşi olması hususları dikkate alınarak muris muvazaasının dava konusu olayda değerlendirilmesini talep etmiştir. Ceza soruşturmasına ilişkin olarak Konya C.Başsavcılığına müzekkere yazılarak ... /... soruşturma sayılı dosyası celp edilmiştir. İncelenmesinde; müşteki ... tarafından dava konusu bonolara ilişkin bedelsiz senedi kullanma suçundan davalı hakkında yapılan başvuruda yetkisizlik kararı verildiği, Antalya C.Başsavcılığının ... tarih ... /... soruşturma ... /... Karar numaralı yetkisizlik kararı ile dosyanın Ankara C.Başsavcılığına gönderildiği, Ankara C.Başsavcılığının ... /... soruşturma sayılı evrakında şüpheli davalı ... hakkında ... tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği görülmüştür. Davacı tanıklarından ... talimat mahkemesi aracılığı ile alınan ifadesinde, müteveffanın abisi olduğunu, dava konusu bononun kendisinin huzurunda vefat etmeden iki gün önce imzalandığını, bu sırada ... ... , ..., ... ve ... ... de bulunduğu, davacı ...'nun abisinin ilk eşi olduğunu, bu evliliklerinden ... , ... ve ... isimli çocukları olduğunu, davalı ile daha sonra imam nikahlı olarak birlikteliğinin olduğunu, bu birliktelikten de ... ... ve ... ... isimli çocuklarının olduğunu, bu çocukların mirastan mahrum kalmaması için dava konusu senedi imzaladığını, senet imzalandığı sırada abisinin orta derecede komada olduğunu, ancak hak gözeten birisi olduğunu beyan etmiştir. Tanık ...'nun yapılan araştırmalara rağmen adresinin bulunamaması nedeniyle beyanının alınamadığı görülmüştür. Davacı tarafça dava dilekçesinde yemin deliline dayanılmış, davacı tarafın yemin deliline ilişkin yurt dışı istinabe evrakı düzenlenmiş ancak Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü aracılığı ile ... makamlarından gelen yazı cevabında; ... mevzuatında yemin delilinin uygulanmadığının bildirildiği görülmüştür. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Dava, İİK 72/3 maddesi gereğince icra takibinden sonra açılan takibe konu bono nedeni ile borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacılar dava konusu Antalya ... .İcra Müdürlüğü'nün ... /... Esas sayılı takip dosyasındaki takibe dayanak borçlusu ..., kefili ... ... , alacaklısı ... olarak düzenlenmiş ... tarihli, ... , ... günlü, ... , ... , ... vade tarihli ... TL bedelli bonolarda keşideci sıfatıyla imzası bulunan ...'in mirasçılarıdır. Davacılar tarafından bononun düzenleme tarihinde miras bırakan ...'in fiil ehliyetine haiz olmadığı, bonodaki imzanın miras bırakanın eli ürünü olup olmadığı ayrıca bononun düzenlendiği tarihte miras bırakanın iradesinin sakatlanarak bononun imzalatıldığı iddiaları ile borçlu olmadıklarının tespiti talep edilmiştir. Miras bırakan takibe dayanak bonolarda düzenleyen sıfatı bulunan ...'in bonoların düzenleme tarihinde fiil ehliyetinin (düzenlediği bonoların anlam ve sonuçlarını bilme) bulunup bulunmadığı hususunda yapılan değerlendirmede; Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 11/03/2014 tarih 2013/9394E. 2014/4022K. sayılı emsal içtihatında; "... Hukuki ehliyetsizlik kamu düzeni ile ilgili olup, yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerekir. Hemen belirtmek gerekir ki, Türk Medeni Kanunun 15. maddesinde ifade edildiği üzere, ayırtım gücü bulunmayan kimsenin geçerli bir iradesinin bulunmaması nedeniyle, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, yapacağı işlemlere sonuç bağlanamayacağından karşı tarafın iyi niyetli olması o işlemi geçerli kılmaz (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararı 11.06.1941 tarih 4/21)..." denilmiştir. Dava konusu somut olayda; Antalya ... .İcra Müdürlüğü'nün ... /... Esas sayılı takip dosyasındaki takibe dayanak borçlusu ..., kefili ... ... , alacaklısı ... olarak düzenlenmiş ... tarihli, ... ... ... günlü, ... ... ... vade tarihli ... TL bedelli bonoların düzenlendiği tarihte davacının fiil ehliyetinin bulunduğu hususu Adli Tıp Kurumu .. .İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen ... tarihli raporu ile tespit edilmiş olmakla, bu yönüyle davacıların talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacıların takibe dayanak bonolardaki imzanın miras bırakan ...'e ait olmadığına ilişkin talepleri yönünden yapılan değerlendirmede; Davacılar vekili ... tarihli dilekçesi ile imza incelemesi yönünden taleplerinin bulunmadığını, imza incelemesi deliline dayanmaktan vazgeçtiklerini beyan etmiş olmakla, Mahkememizce bu hususta inceleme yapılmamıştır. Davacıların bononun düzenlendiği tarihte miras bırakanın iradesinin sakatlandığına ilişkin iddiaları yönünden yapılan değerlendirmede; Mahkememizce incelenmesi gereken hususun takibe dayanak bonoların davacıların miras bırakanı ...'den zorla alınıp alınmadığı, bonolarda yazılı tuturda borcun bulunup bulunmadığı hususları olduğu anlaşılmıştır. Lehtara karşı senedin bedelsiz olduğuna ilişkin olarak ileri sürülen şahsi def'iler yönünden 6100 sayılı HMK'nın 201. maddesine göre senede karşı ileri sürülen her türlü iddia ve def'inin yazılı delille kanıtlanması zorunludur.Ancak senedin zorla alındığı hususunda yerleşik Yargıtay uygulamaları gereği tanıkla ispat mümkündür.Somut olayda ispat külfeti davacıda olup davacı tarafça dava dilekçesinde tanık deliline ve C.Savcılığı soruşturma dosyasına dayanılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13/06/2018 tarih ve 2017/19-1627 Esas, 2018/1187 Karar sayılı emsal içtihadında; "...Bir hukuki işlemin ve bu kapsamda bir sözleşmenin kuruluşunda ortaya konulan iradelerin bozulmamış, bir diğer ifade ile fesada uğramamış olması gerekir. İradedeki bozulmanın, sözleşmenin diğer tarafının ya da üçüncü bir kimsenin tehdidi (korkutması) sonucu ortaya çıkması hâlinde beyan sahibi, sözleşmeyle bağlı tutulamaz (bonoların düzenlendiği ... günü yürürlükte bulunan 818 s. BK m.29; TBK m.37). EREN’e göre taraflardan birinin, karşı tarafın veya üçüncü bir kişinin korkutması sonucu bir irade beyanında bulunması ya da sözleşme yapması hâlinde korkutmadan söz edilir (Eren, F.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 22.b., Ankara 2017, s.419 vd.; aynı yönde Kocayusufpaşaoğlu, N./Hatemi, H./Serozan, R./Arpacı, A.: Borçlar Hukuku Genel Bölüm, C.I, 6.b., s.471 vd.; Oğuzman, M.K./Öz, M.T.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 3.b., İstanbul 2000, s.97 vd.). Korkutma fiili maddi bir vakıa niteliğindedir ve kanun koyucu, bu vakıanın senede bağlanmasının mümkün olmadığını öngörerek, ispat vasıtası olarak senet dışındaki delillere başvurulmasına cevaz vermiştir (davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK m.293/5; 6100 sayılı HMK m.203/ç). Bu düzenleme, özellikle yazılı sözleşmeler bakımından, senede karşı senetle ispat kuralının (HUMK m.290; HMK m.201) önemli istisnalarından birisini oluşturmaktadır (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, C.II, 6.b., İstanbul 2001, s.2297; Postacıoğlu, İ.E.: Şehadetle İspat Memnuiyeti ve Hudutları, İstanbul 1952, s.208 vd.; Pekcanıtez Medeni Usul Hukuku, C.II, 15.b., s.). Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında kambiyo senetleri ile bunların düzenlenmesine temel teşkil eden asıl borç ilişkisinden soyut bir borç oluşturulduğu, senedi elinde bulunduran kişinin ayrıca alt ilişkiyi ispatlamak zorunda olmadığı; kambiyo senetlerinin de korkutma suretiyle elde edilebileceği ve korkutma vakıasının da tanıkla ispatlanabileceği sonuçlarına varılmaktadır..." Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 05/03/2019 tarih, 2016/ 26490 Esas, 2019/2911 Karar sayılı emsal içtihadında da; "..HMK'nun 199.maddesinde ”Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir.” şeklinde düzenlemenin mevcut olmasına rağmen, davalı tarafından sunulan kamera kayıtları ile malların davacıya teslim edildiği iddiasının mahkemece değerlendirilmediği görülmüştür. O halde, mahkemece, davalı tarafından dosyaya sunulmuş bulunan kamera kayıtlarının üstünde değerlendirme yapılmak ve gerekirse uyuşmazlık konusunda uzman bir bilirkişi marifeti ile yapılacak inceleme sonucu denetime elverişli rapor alınıp, kayıtların belge niteliğinde olup olmadığı araştırılıp HMK'nun 202.maddesi gözetilerek, bu tür belgelerin yazılı delil başlangıcı olarak kabul edileceği hususu da değerlendirelerek varılacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, bu yön göz ardı edilerek, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir..." şeklinde belirtilmiştir. Mahkememizce takibe dayanak bonoların korkutma/iradesinin sakatlanması suretiyle davalı tarafından düzenlenip düzenlenmediğine ilişkin yapılan incelemede tanık delili ile C.Savcılığı soruşturma dosyasının delil olarak değerlendirilebileceği kabul edilmiştir. Bu kapsamda Ankara C.Başsavcılığının ... /... soruşturma sayılı evrakında şüpheli davalı ... hakkında ... tarihinde bedelsiz senedi kullanma suçundan kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği görülmüştür. Dinlenen tanık ... beyanında, bononun zorla imzalatılmadığını, davacıların miras bırakanı ...'in davalı ile gayri resmi birlikteliğinden olan çocuklarının miras hakkını korumak amacıyla bonoların imzalandığını beyan etmiştir. Davacılar tarafından senedin bedelsizliğine ilişkin iddia yönünden yemin deliline dayanılmıştır. Türk hukukunda milletlerarası istinabe yolu ile yabancı ülkede bulunan delillerin nasıl temin edileceğine ilişkin hükümler, Türkiye’nin taraf olduğu ikili anlaşmalarla ve çok taraflı sözleşmelerle belirlenir. Milletlerarası istinabeye ilişkin hükümler içeren Türkiye’nin taraf olduğu otuz beş adet ikili anlaşma bulunmaktadır. Bunun yanında Türkiye hem 1954 tarihli Lahey Sözleşmesine hem de 1970 tarihli Lahey Sözleşmesine taraftır. Yabancı devletle Türkiye arasında herhangi bir ikili anlaşma ve çok taraflı sözleşme bulunmaması halinde milletlerarası istinabe karşılıklılık esasları dahilinde milletlerarası nezaket kuralları çerçevesinde yerine getirilir (Doktora Tezi Milletlerarası Özel Hukukta İstinabe Ali Gümrah TOKER Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı Özel Hukuk Programı açıklamaları) Usul hukuku hakkında lex- fori’nin uygulama alanı bulacağı genel kabul gören bir milletlerarası usul hukuku ilkesi olduğundan, delilin bulunduğu yabancı ülke devletinden istinabe talebinde bulunulduğunda, bu yabancı ülkede gerçekleşecek delil ikamesi, o ülkenin usul hukuku (lex-fori) uyarınca gerçekleştirilecektir. Kural bu olmakla birlikte, milletlerarası istinabe, yargılama usulünün lex-fori’ye tâbi olduğu ilkesinin mutlak surette tatbik edilmeyip, bu ilkenin uygulanmasına istisna tanınabilen alanlardandır146. Gerçekten de, bir yüzyıldan daha uzun zaman öncesine ait doktrinde dahi, istinabe eden devletin, istinabe olunan devletten kendi (istinabe eden devlet) hukukunun aradığı özel şekillere uymasını talep edebileceği belirtilmiştir147. Dahası, istinabe konusunu ele alan 1905 tarihli Lahey Sözleşmesinden bu zamana dek akdedilmiş milletlerarası sözleşmelerde, istinabe eden makamın özel bir usulün uygulanmasını talep etmesi halinde, istinabe olunan makamın kendi hukuku (lex-fori) yerine, uygulanması talep edilen bu özel usulü uygulamak zorunda olduğu yolunda hükümler yer almaktadır.148 (1905 ve 1954 tarihli Hukuk Usulüne dair Lahey Sözleşmeleri md. 14; 1970 tarihli Lahey Delil Sözleşmesi md. 9). Temini istenen delilin, istinabe olunan yabancı devlet hukuku uyarınca delil niteliğine sahip olmaması durumuyla da karşılaşılması mümkündür. Bu duruma gösterebileceğimiz tipik örnek, yemin delilidir. Taraf yemini hukukumuz uyarınca kesin delil niteliğine sahip olduğu halde, başta ... olmak üzere bir çok ülkede yemin, bir ispat vasıtası olarak kabul edilmemektedir. Bu durumla ilgili olarak ... örneğinden yola çıkarak karşımıza çıkan sorun, Türk mahkemelerinde görülmekte olan bir dava için ...’da bulunan davalıya istinabe yoluyla yemin verdirilmesinin mümkün olup olmadığına ilişkindir. Yukarıda, milletlerarası sözleşmelerin istinabe eden devletin özel bir usule uyulmasını talep etmesi halinde istinabe olunan devletin bu usule uyacağı yolunda hükümler içerdiklerinden söz etmiştik. Türkiye ile arasında bu yolda bir hüküm içeren bir sözleşme bulunan devletten, (söz konusu bu devlet, ‘yemini’ bir ispat vasıtası olarak tanımasa dahi) ülkesinde bulunan davalıya yemin verdirmesinin talep edilebileceği düşüncesi akla gelebilir162. Ne var ki, bu sözleşmelerde, istinabe eden devletin özel bir usule uyulmasını talep edebileceği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu özel usulün, istinabe olunan devletin iç hukuku ile bağdaşmaması halinde bu talebin reddedilebileceği de düzenlemiştir. Dava tarafına yemin verdime, ‘yeminin’ bir ispat vasıtası olarak kabul edilmediği devletlerin hukuk anlayışlarına aykırı olduğundan, bu devletlerin, ülkelerinde bulunan bir kişiye yemin verdirilmesi yolundaki istinabe taleplerini reddetmeleri esasen mümkündür. Görülüyor ki, ‘yeminin’ bir ispat vasıtası olarak kabul edilmediği yabancı bir devlete, ülkesinde bulunan dava tarafına yemin verdirmesi talebi ile başvurulduğunda, bu talebin, söz konusu yabancı devlet tarafından kamu düzenine aykırılık gerekçesi ile reddedilmesi prensip olarak mümkündür. Hatta söz konusu yabancı devlet Türkiye ile birlikte istinabe konusunda bir milletlerarası sözleşmeye taraf dahi olsa, Türkiye’nin yemin verdirilmesi isteğini içeren istinabe talebini, sözleşmede tanınan ret imkânına dayanarak yerine getirmemesi mümkündür. (Doktora Tezi Milletlerarası Usul Hukukunda Delillerin Temini İnci Ataman-Figanmeşe Tez Danışmanı: Prof. Dr. Ergin NOMER ) Mahkememizce bu kapsamda yurt dışı istinabe evrakı düzenlenmiş ise de; istinabe olunan ... ülkesindeki usul hukuku hükümleri kapsamında yemin delilinin bulunmaması sebebiyle yemin eda ettirilememiştir. Yukarıda belirtilen yasal düzenlemelere ilişkin açıklamalar, alınan rapor ve tüm dosya kapsamındaki delillerin bir bütün olarak değerlendirilmesi sonunda ; açıklamalar ve emsal içtihat doğrultusunda yapılan değerlendirmede, Antalya ... .İcra Müdürlüğü'nün ... /... Esas sayılı takip dosyasına konu takibe dayanak borçlusu ..., kefili ... ... , alacaklısı ... olarak düzenlenmiş ... düzenleme tarihli ... ... ... vade tarihli ... TL bedelli bonolarda Adli Tıp Kurumu ... İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen ... tarihli raporla bonoların düzenlendiği ... tarihi itibariyle davacıların miras bırakanı müteveffa ...’in fiil ehliyetine haiz olduğu hususunun tespit edildiği, bonoların müteveffanın iradesi sakatlanmak suretiyle düzenlendiği ve bedelsiz olduğu hususunun ispat edilemediği anlaşılmakla davanın reddine karar karar vermek gerekmiştir. İİK 72/4. maddesinde; "Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez." düzenlemesi mevcut olup Mahkememizce verilen ve uygulanan bir tedbir kararı bulunmadığından davalı taraf yönünden tazminata ilişkin yasal koşulların oluşmadığının kabulü ile davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmemiş, açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Koşulları ve yasal unsurları oluşmadığından davalı tarafın kötü niyet tazminat talebinin REDDİNE, 3-Harçlar kanunu uyarınca alınması gerekli ... TL harçtan peşin olarak alınan ... TL harcın mahsubu ile fazla yatan ... TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, 4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Gereğince ... TL vekalet ücretinin davacılardan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE, 5-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 6-Davalı tarafından yapılan ... TL yargılama giderinin davacılardan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE, 6-Taraflarca kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde istek aranmaksızın taraflara İADESİNE, Dair; davacı vekili e-duruşma yoluyla, davalı vekili duruşma salonunda yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/02/2026
Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır