İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/603 E. 2026/118 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/603
- Karar No
- 2026/118
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/603 Esas KARAR NO :2026/118
DAVA:Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) DAVA TARİHİ:13/08/2025 KARAR TARİHİ:24/02/2026
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı asilin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; davacının 05/08/2016 tarihinde davalı şirkette müdür olarak işe başladığını, ancak noterde işlemler yapılırken ilgili şirketin üzerine devir edildiğini farkına varamadığını, 2018 yılında .... Asliye Ceza Mahkemesi'nde ... Esas no ile dava açılınca haberdar olduğunu, davalı şirkette işlemleri yapanın kendisi olmadığını, ilgili kişinin ... TC nolu ... olduğu hakkında ... Vergi Dairesine ihbarda bulunulması, Cumhuriyet Başsavcılığına iletilmesi ve beraatine karar verilmesini talep ettiğini, davalı şirkette yapılan işlemlerde hiçbir ilgili olmadığını, şirketi yöneten ve tüm işlemlerden sorumlu olan ... olduğunu, şirket ortaklığından davacının çıkarılmasını ve ...'ın eklenmesini, davalı şirket ile hiçbir şekilde ortaklık bağı olmamasından dolayı şirket ortaklığının düşürülmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalıya usulüne uygun olarak dava dilekçesi tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmış olup davalı tarafından süresi içerisinde dosyaya herhangi bir cevap dilekçesi verilmediği anlaşılmakla HMK M.128 hükmü uyarınca işbu davalının dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaları inkar etmiş sayılmasına karar verilerek yargılama yapılmıştır. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, hile (aldatma) hukuksal nedenine dayalı limited şirket hisse devir sözleşmesinin iptali ile davacının davalı şirketin ortağı olmadığının tespitine karar verilmesi istemine ilişkindir. Somut olayda davacı asil tarafından sunulan dava dilekçesi ve duruşma esnasında alınan beyanlarında özetle; 05/08/2016 tarihinde davalı ...'ne müdür olarak işe başladığını, bu kapsamda noterde işlemler yapılırken ilgili şirketin kendisinin farkına varmadan üzerine devredildiğini, bu durumdan 2018 yılında hakkında .... Asliye Ceza Mahkemesi'nde ... esas no ile dava açılınca haberdar olduğunu, ilgili şirket ile hiçbir şekilde ortaklık bağının olmadığını beyanla dolayı şirket ortaklığının düşürülmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmekle HMK'nın 33.maddesi uyarınca hukuki nitelendirmenin hakime ait olması sebebiyle davacının iddiasından hile (aldatma) hukuksal nedenine dayalı olarak limited şirket hisse devir sözleşmesinin iptali ile davacının davalı şirketin ortağı olmadığının tespitine karar verilmesi istemine ilişkin olduğu kabul edilmekle bu çerçevede yargılama yapılmıştır. Yargılama esnasında davacının davalı şirketin tek yetkili ortağı olması sebebiyle davalı şirketi temsilen temsil kayyımı atanarak taraf teşkili sağlanmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 595. maddesinde limited şirketlerde pay devrinin yazılı şekilde yapılıp Noter tarafından onaylanması ve devre ortaklar genel kurulunca da onay verilmesi şartına bağlanmıştır. TTK'nun 595. maddesinde ortaklar kurulu kararının alınması şart olduğu düzenlenmekle birlikte tek ortaklı limited şirkette bu kuralın ne şekilde uygulanacağı hususunda açık bir düzenleme bulunmamaktadır. 6762 sayılı TTK yürürlükte iken iki ortaklı limited şirkette şirket ortaklarının biribirlerine yaptıkları pay devrine ilişkin olarak "dava konusu kararın da hisse devri sözleşmesinin tarafları olan anılanlar tarafından alınması karşısında esasen noterde yapılan hisse devri sözleşmesinin devreden açısından devre muvafakat niteliğinde olduğunun kabulü gerekir."(Yargıtay 11 HD 2014/9143 Esas 14323 Karar sayılı ve 23.9.2014 tarihli ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/1063 Esas 2024/4527 Karar sayılı ve 30.05.2024 tarihli ilamı) denilmiştir. İşbu davada davacının davalı şirkette müdürlük görevini üstlenmesine yönelik iradesi uyarınca bu hususta noterde evrak imzalamaya gittiğini ancak kendisinin haberi olmaksızın şirketin hisselerinin üzerine devrinin gerçekleştirildiğini, söz konusu evraktaki imzanın kendisine ait olduğunu beyan etmesi karşısında davanın hile hukuksal nedenine dayalı açıldığı kabul edilmiştir. Hile (aldatma) 6098 sayılı TBK 37. maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre taraflardan biri, diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile, sözleşmeyle bağlı değildir. Aynı yasanın 39. Maddesi uyarınca ise yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır. Aldatma veya korkutmadan dolayı bağlayıcılığı olmayan bir sözleşmenin onanmış olması, tazminat hakkını ortadan kaldırmaz. Anılan hükümde belirtilen süre mahiyeti itibarıyla hak düşürücü süredir. 6100 Sayılı HMK'nın "Dava şartlarının incelenmesi" başlığını taşıyan 115. Maddesinin 1. Fıkrası "(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." uyarınca yargılamanın her aşamasında dava şartlarının bulunup bulunmadığının re'sen incelenmesi gerektiğinden aynı kanunun "Dava şartları" başlığını taşıyan 114. Maddesi uyarınca " (1) Dava şartları şunlardır: a) Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması. b) Yargı yolunun caiz olması. c) Mahkemenin görevli olması. ç) Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması. d) Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması. e) Dava takip yetkisine sahip olunması. f) Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması. g) Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması. ğ) Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi. h) Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması. ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması. i) Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması. (2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır."
Eldeki davada davacının açıkça davaya konu etmiş olduğu limited şirket hisse devir sözleşmesinin yapıldığından 2018 yılında haberdar olduğunu beyan etmesine rağmen işbu davayı 2025 yılında açmış olduğu, 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, nitekim davacının her ne kadar söz konusu devirden haberdar olmadığını beyan etmiş ise de davalı şirketin genel kurul karar defterinde de bu hususta imzanın bulunduğu birlikte değerlendirildiğinde hak düşürücü sürenin dava şartı olması sebebiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere; 1-Davacının davasının TBK m.39 hükmü uyarınca hak düşürücü sürenin geçmiş olması sebebiyle USULDEN REDDİNE, 2-Alınması gerekli olan 732,00-TL karar ilam harcından başlangıçta dava açılırken peşin olarak alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 116,60-TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına, 4-Davacı tarafından yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/02/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır