İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2017/386 E. 2025/875 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2017/386
Karar No
2025/875
Karar Tarihi

T.C. ...3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2017/386 Esas - 2025/875 T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2017/386 KARAR NO : 2025/875

DAVA : Menfi Tespit (Alım Satım) DAVA TARİHİ : 22/06/2016 KARAR TARİHİ : 03/12/2025 K.YAZIM TARİHİ : 04/12/2025

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Alım Satım) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili, davalı şirketle ... .... ..... bağımsız bölümün 15-29 Haziran tarihleri arasındaki 12 nolu devresinin satışı hususunda 14.09.2013 tarihinde 041891 nolu devremtilk satış vadi sözleşmesini imzalayarak anlaştığını, ve sözleşme bedeli olan 25.900,TLsının 49 taksit halinde ödenmesi için müvekkilimden 14.09.2013 tarihinde başlayıp - 20.09.2017 tarihinde bitecek şekilde değişen miktarlarda toplam 25.900,TL senet alındığını, senetlerin tarih ve miktarları sözleşme ekinde sunulduğunu, bu senetler için müvekkili tarafından davalı şirkete ve davalı şirketin yan kuruluşu Kızılcahamam ... Yatırım İnş.Tur.A.Ş.ne bugüne kadar toplam 6.400,TLsı ödenmiş ve -13- tanesi müvekkiline iade edildiğini, diğer senetlerin tamamının davalı şirkette olduğunu, müvekkili başlangıçta düzenli olarak ödeme yapmış ancak devremülk inşaatının 2013 yılında bitirileceği ve en geç 2014'te teslim edileceği sözleşmede yazılı almasına rağmen devremülkün faaliyete geçmemesi ve devrin kısa zamanda mümkün olmadığının anlaşılması üzerine ödemelerini yavaşlatmış ve nihayetinde durdurduğunu, devremülkün devir ve teşlimi halen de yapılmadığını, dolayısıyla müvekkilinin bahse konu sözleşme bedellerini/senetleri ödemesinin mümkün olmadığını, müvekkili bu durumu satıcı firmaya önce şifahi olarak bildirdiğini, sonra ...5.Noterliğinin 24 Mayıs 2016 tarihli 2724 yevmiyeli ihtarnamesi ile yazılı olarak sözleşmenin feshini bildirdiğini, ancak bir sonuç alamadığını, aksine davacı şirket senetleri cirolayarak yan şirketi Kızılcahamam ... Yatırım İnş.Tur.A.Ş. üzerinden tahsili için müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, belirtilen nedenlerle ve 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanuna dayalı olarak Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca çıkartılan Ön Ödemeli Konut Satışları Hakkında Yönetmeliğin 9.Maddesindeki sözleşmeden dönme hakkını kullanan müvekkili iadeli taahhütlü olarak davalıya sözleşmeyi fesh ettiğini bildirdiğini, ayrıca devremülk hakkı 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununda düzenlenen ve taşınmazın müşterek payına bağlı bir haktır. Bu hak taşınmazın aynına taalluk etmekte olup, bu kabil satışların resmi şekilde yapılması zorunludur. (TMK m.779, 780,ve 781) yargıtayın yerleşik içtihatlarının da bu yönde olduğunu, aksi taktirde sözleşmenin geçersiz olduğunu, geçersiz sözleşme nedeniyle taraflar sadece ifa ettikleri edimlerin iadesini isteyebileceğini, bu nedenle davalı şirketten, müvekkilinin bugüne kadar ödediği 6.400TL'si nakit paranın tahsili ile halen ödenip de davalı elinde bulunan veya ödenmeyen geri kalan -36- adet senedin iptalini temin için iş bu davayı açma gereği doğduğunu, öncelikle; dava konusu 14.09.2013 tarihli 041891 nolu devremülk satış vadi sözleşmesi nedeniyle müvekkili tarafından davalı şirkete verilen listesi olan toplam 25.900TL'si miktarındaki senetlerin dava sonuçlanana kadar davacı veya üçüncü kişiler tarafından kullanılamaması ve icra takibine konu edilememesi için ödemesinin durdurulması hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesine, yargılama sonunda bu senetlerin iptali ile taraflarına iadesine, dava konusu devremülk satış vadi sözleşmesinin iptali ile 6.400,TL'sinin dava tarihinden işleyecek avans faizi, yargılama gideri ve avukatlık ücretiyle birlikte davalıdan alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı İflas İdaresi vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacının iddia ettiği alacağa karşı görevli mahkeme, zamanaşımı, davanın süresinde açılıp açılmadığı hususunda ise hakdüşürücü süre def'i ve itirazlarında bulunduklarını, davacı taraf ile davalı müflis şirket 14.09.2013 tarih ve 041891 sayılı Devre mülk Satış Vaadi Sözleşmesi ile devre mülk satış vaadi sözleşmesi akdettiklerini, bu açıdan herhangi bir itirazımız bulunmamakla beraber davacı tarafın ;" Kararlaştırılan ödemeleri zamanında ve eksiksiz ödediği, devre mülkün en geç 2013 yılı sonunda tamamlanılması ve 2014'te teslim edilmesi gerekirken bu tarihte tamamlanılmadığını " şeklindeki sıralı iddiaları ise tamamıyla dayanaksız olup yine davacı tarafından bunların doğruluğunu sağlayacak hiçbir delil de sayın mahkemeye sunulmadığını, davacı taraf temel olarak cayma hakkı üzerinden davasını yürüttüğünü, davacının imzalanan sözleşmenin feshini talep etmesi koşulları oluşmadığını, bir an için davacı tarafın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre talep hakkı olduğu düşünülse dahi, bu hakkın kullanılmasının zamanaşımına uğradığını, davalı şirket hakkında ...6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1538 E. 27.01.2016 tarih ve 2016/30 K. sayılı kararı ile iflas kararı verilmiş olup ...İflas (21.İcra) Dairesi Müdürlüğü'nün 2016/4 E. dosyasıyla da iflas işlemlerine başlanılmıştır. Davalı şirket hakkında iflas kararı verilmiş olduğundan dolayı alacağı olduğunu iddia eden tarafın doğrudan dava açma yerine öncelikle iflas masasına kayıt kabul davası açması gerektiğinden dolayı işbu davanın reddedilmesini, mahkeme aksi kanaatte olacaksa şayet 2. Alacaklılar toplantısı henüz gerçekleştirilmediğinden bu hususun dikkate alınarak 2004 sayılı İİK.'nun 194. Maddesi gereğince huzurdaki davanın 2. Alacaklılar toplantısından 10 gün sonrasına kadar durdurulmasına karar verilmesini, müflise ve iflas idaresine karşı açılan davalarda alacaklı olduğunun iddia eden tarafın temel borç ilişkisini ispatlaması gerektiğini, davacının ödemelerini yapıp yapmadığının incelenmesi gerektiğini, davacı taraf ödemeleri ne ölçüde yaptığını ve ödemeye dair makbuz veya başkaca herhangi bir delilinin de olduğunu dava dilekçesinde belirtmediğini, iflas idaresine sadece dava dilekçesi ve tensip tutanağı tebliğ edilmiş olup başkaca dayanak belge olmadığını, davacının iddia ettiği ödemelerin tamamlanıp tamamlanmadığı, bugüne kadar neden tapu tescilinin talep edilmediğinin davacı tarafından açıklanmadığını, resen dikkate alınacak nedenlerle davanın reddine, aksi takdirde yargılamanın 2. alacaklılar toplantısından 10 gün sonrasına kadar durdurulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava; devremülk sözleşmesinden kaynaklanan sözleşmenin iptali ve menfi tespit ile istirdat istemine ilişkindir. Dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Bilirkişiden alınan 07.02.2019 tarihli raporda:Davalı Müflis Çağ Grubu Sağlık Hiz. ... A.Ş.'nin ...21. İcra Dairesinde bulunan 2013 ve 2014 yılı defterlerinden davacının davalı şirkete ne miktarda ödeme yaptığının tespitinin. mümkün olmadığı, zira davacının ödemelerinin sadece 2013 ve 2014 yılında olmadığı, 2015 ve 2016 yıllarını da kapsadığını, davacının, dava dilekçesi ekinde ibraz ettiği ödeme belgelerinin asıllarının dosyaya sunulması halinde davacının, davalı müflis şirkete 4.900,00 TL ödeme yaptığının kabul edilebileceği bildirilmiştir. Bilirkişiden alınan 27.06.2019 tarihli ek raporda:Davalı şirketin incelenebilen defterlerindeki kayıtlara göre davacı Sadrettin Dinler'in davalı şirkete yatırdığı anlaşılan; 2.300,00TL'yi davalı şirkete ödediğini, bunun dışında ilk raporda da belirtildiği üzere davacı şayet dava dilekçesi ekinde ibraz ettiği ödeme belgelerinin asıllarını dosyaya sunması halinde davacının, davalı müflis şirkete 4.900,00TL ödeme yaptığının kabul edilebileceği bildirilmiştir. Bilirkişiden alınan 05.01.2022 tarihli 2. Ek raporda:Davacının davalı müflis kooperatife yaptığı 4.700,00 TL'lik ödemeleri bu kez ibraz etmiş olduğu senetlerle kanıtladığının saptanmış bulunduğu bildirilmiştir. Bilirkişiden alınan 03.11.2022 tarihli 3. Ek raporda:05.01.2022 tarihli ek rapordaki görüşü muhafaza ettiğini bildirmiştir. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 5/1.maddesi uyarınca, ticari davalara bakmak görevi, asliye ticaret mahkemesine aittir. Ticari davalar, mutlak ve nispi ticari davalar olarak ikiye ayrılmaktadır. Nispi ticari davalar, TTK'nın 4/1.maddesinin ilk cümlesinde tarif edilmiş olup, her iki tarafın da "Ticari işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanan" hukuk davalarıdır. Mutlak ticari davalar ise tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunup bulunmadığına bakılmaksızın yasa gereği ticari dava sayılan uyuşmazlıklardır. TTK'nın 4/1-a ve devamı bentlerinde yazılan uyuşmazlıklar ile diğer kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen uyuşmazlıklar, mutlak ticari davalardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmış, maddenin (a) bendinde bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ile çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve çekişmesiz yargı işi sayılacağı belirtilmiştir. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir. Mahkemelerin görevi kanunla belirlenir. Görev konusu dava şartı olup, mahkeme tarafından yargılamanın her aşamasında, talep halinde veya resen incelenebilir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın aile hukukunu ilgilendirdiği ve ticaret mahkemesinin bu davada görevli olup olmadığının açıklığa kavuşturulması zorunludur. Görev kamu düzenine ilişkin olup, davanın her aşamasında resen dikkate alınması gerekir. Görevsizlik kararı veren Mahkeme eldeki davayı kayıt kabul davası olarak nitelendirmiştir. Kural olarak sıra cetveline itiraz davalarında dava açma süresi, görev ve yetki İİK'nun 235. maddesinde düzenlenmiştir. İİK'nun 235. maddesinde yer alan "Sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren on beş gün içinde iflasa karar verilen yerdeki Ticaret Mahkemesinde dava açmaya mecburdur," amir düzenleme karşısında 28/05/2014 tarihine kadar açılan tüm sıra cetveli itiraz davalarında tarafların sıfatına (işçi, tüketici vb.) bakılmaksızın görevli mahkemelerin Ticaret Mahkemeleri olduğu, 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3/1-(k) maddesinde, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiler "tüketici"; 3/1-(l) maddesinde ise, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemler "tüketici işlemi" olarak kabul edilmiş ve Tüketici Kanununun kapsamı esaslı şekilde genişletilmiştir. Aynı Kanunun 73/1. maddesinde “Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda” tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilirken; 83/2. maddesinde de “taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez” hükmüne yer verilmiştir (...BAM 23. HD 2020/1437 esas 2021/1439 karar sayılı ilamı emsal olmak üzere). Eldeki davada ise, talebinin nedeniyle sözleşmenin iptali senet nedeniyle menfi tespit ile istirdat istemine ilişkin olup davacının herhangi bir para alacağı/sıra cetveline kayıt talebi bulunmadığından eldeki davanın sıra cetveline itiraz davası olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Aksinin düşünülmesi halinde dahi yukarıda açıklandığı üzere, dava tarihi gözetildiğinde davaya bakma görevi Tüketici Mahkemeleri'nindir. Bu durumda, öncelikle davanın sıra cetveline itiraz davası mahiyetinde olmadığı, aksi düşünülse dahi davacının tüketici olduğu, eldeki davanın mutlak ya da nispi ticari dava olmadığı, alacağın dayandığı hukuksal ilişki gözetildiğinde Tüketici Mahkemelerinin davaya bakmakla görevli olduğu anlaşılmakla mahkememizce davanın usulden reddi ile Mahkememizin görevsizliğine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-HMK'nun 114/c ve 115/2.maddeleri gereğince göreve yönelik dava şartı yokluğu nedeniyle DAVANIN USÛLDEN REDDİNE, 2-Görevli mahkemenin ...2.Tüketici Mahkemesi olduğuna, 3-Mahkememiz ile ...2.Tüketici Mahkemesi arasında OLUMSUZ GÖREV UYUŞMAZLIĞI oluştuğundan, kararın istinaf edilmemesi halinde olumsuz görev uyuşmazlığının halli ve mercii tayini için HMK 21/c maddesi gereğince dava dosyasının ...Bölge Adliye Mahkemesi İLGİLİ HUKUK DAİRESİ BAŞKANLIĞI'NA GÖNDERİLMESİNE, 4-HMK 331/2 maddesi gereğince yargılama giderleri ve harçların görevli ve yetkili mahkemece değerlendirilmesine, Dair;Tarafların yokluğunda karşı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ...Bölge Adliye Mahkemesine başvurmak suretiyle istinaf yolu yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usûlen anlatıldı.03/12/2025

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2017/386, K. 2025/875, T. 03.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2017-386-e-2025-875-k-a7785628c4ea