İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2014/155 E. 2025/878 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2014/155
- Karar No
- 2025/878
- Karar Tarihi
T.C. ... ... TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2014/155 Esas - 2025/878 TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C. ... ... TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2014/155 Esas KARAR NO : 2025/878
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/03/2013
BİRLEŞEN ... 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2024/481 ESAS SAYILI DOSYASI
D
DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 11/07/2024 KARAR TARİHİ : 20/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZIM TARİHİ : 20/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davalarının yapılan açık yargılaması sonunda, dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Asıl davada davacı vekili ... 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/512 Esas sayılı dosyasının dava dilekçesinde özetle; ...-...Ortak Girişimi ile ...Üretim A.Ş. (eski adıyla ...) arasında 26.01.2001 tarihli, “Mobil (...) Santral Kiralanması ve Hizmet Alımı Yoluyla Çalıştırılmasına İlişkin Sözleşme” imzalandığını, sözleşme süresi 69 ay olup, santralin konuşlandırılma süresi 9 ay hizmet süresi ise 60 ay olarak kararlaştırıldığını, işe başlama tarihi 28.03.2001 olup, 28.12.2001 tarihinde santralin konuşlandırılıp emre amade hale getirilmesi gerekirken santral 203 gün gecikmeli olarak yani 20.07.2002 tarihinde işletmeye alınabildiğini, bu gecikme sebebiyle davalıların 11.01.2002 tarihli yazı ile 120 gün süre uzatım talep ettiğini, süre uzatım komisyonunca 15 gün uzatma süresi verildiğini, kalan 188 günlük süre içinde Sözleşmenin 10 maddesi uyarınca 90 günlük (90 günü geçemeyeceğinden) gecikme cezası olarak 11.250.000,00 USD ceza kesildiğini, 16.03.2003 tarih ve 3009 sayılı yazı ile davalılara bildirildiğini, dava konusu olan gecikme cezası alacağının istenilen tarihte teminat mektubundan kesilmesi suretiyle tahsili mümkün iken, davalıların 17.03.2003 tarihli talepleri üzerine; ... ... Ticaret Mahkemesi'nin 18.06.2003 tarih 2003/289 D.İş sayılı kararı ile cezai şartın uygulanmaması hususunda ihtiyati tedbir kararı verildiğini, ... ... Ticaret Mahkemesi'nin 2003/426 Esas sayılı dosyasında cezai şartın iptali davası açıldığını, Mahkeme tarafından davanın kabulüne karar verildiğini, her iki tarafın da temyiz etmesi üzerine Yargıtayca her iki taraf lehine de kararın bozulduğunu ve Yargıtay bozması üzerine dosyanın 2008/327 Esas numarasına kaydedildiğini, bozma sonrası tekrar yargılama yapıldığında ... ... Ticaret Mahkemesi'nin 23.10.2012 tarihli ...Karar Sayılı kararı ile “Davanın Kısmen Kabulü ile, 11.250.000,00 USD (KDV Hariç) cezai şart alacağından davacının davalıya 3.300.000,00 USD borçlu olmadığına, 7.950.000,00 USD için kaldırılmasına” karar verildiğini, gerekçeli kararın taraflarına 14.01.2013 tarihinde tebliğ edildiğini, 18.03.2003 tarihli ... ... Ticaret Mahkemesi'nin 2003/289 D.İş sayılı haksız ihtiyati tedbir kararı nedeniyle alacaklarına ulaşılmasına 10 yıl geciktiğini, Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre haksız ihtiyati tedbir kararı nedeniyle mahrum kalınan geçmiş dönem faizi tazmini gereken bir zarar olup, bu zararın tazmini için iş bu davanın açılması zarureti doğduğunu, dava konusu tazminat miktarının hesabı dilekçe ekinde sunulduğunu, hesaplama 6183 sayılı Yasanın 51 maddesi uyarınca öngörülen oran ve haksız ihtiyati tedbir kararı karar tarihi (18.06.2003) ile tedbiri kaldıran kararın taraflarına tebliğ edildiği tarih (14.01.2013) dikkate alınarak yapıldığını, davalılar ile aralarındaki sözleşme tacirler arasında yapılmış bir sözleşme olması sebebiyle sözleşmede herhangi bir hüküm olmasa dahi faizin ticari faiz olarak kabulü ve uygulaması gerekeceğini, tacirler arası sözleşme tarafların kanun niteliğinde olduğunu, bu kuraldan hareketle sözleşmede bu konuda bir hüküm varsa o hüküm uygulanacağından buradaki faiz oranı Sözleşmenin 10.maddesinde öngörülen ve ... gecikme Zammı olarak ifade edilen taraflarca da Sözleşme boyunca uygulanan ve bilinen 6183 sayılı yasanın 51.maddesinde öngörülen gecikme zammı oranı olduğunu belirterek 34.570.931,96 TL'nin 14.01.2013'den itibaren işleyecek 6183 sayılı Yasanın 51.maddesinde düzenlenen gecikme zammı oranı üzerinden faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 16/06/2022 tarihli açıklama dilekçesi ile mahkememizin 2008/327 Esas sayılı dosyasının yeni aldığı esas üzerinden yargılamasına devam olunan 2019/295 Esas sayılı dosyasında cezai şart bedeli alacağının 10.200.000 USD olduğuna hükmedildiğini, bu durum karşısında dosya davacılarının borçlu olduğu kabul edilen ilk karara göre 7.950.000 USD üzerinden hesaplanan 34.570.931,96 TL zararın 14/01/2013 tarihinden itibaren işleyecek 6183 sayılı kanunun 51.maddesinde düzenlenen gecikme zammı üzerinden faizi ile birlikte tahsili istenilmiş ise de mahkememizin 2019/295 Esas sayılı dosyasında verilen karar ile hem alacağın netleştiğini hem de miktarın değiştiğini beyan etmiştir. Davacı vekili 20/03/2025 tarihli açıklama dilekçesi ile mahkememizin ...Karar sayılı ilamı ile hükmedilen toplam 6.593.888,25 USD alacağın davalılar tarafından 7.950.000 USD cezai şart alacaklarından düşülmek suretiyle, kalan 1.356.111,75 USD davacı alacağının 19/07/2013 tarihinde davacı hesabına yatırıldığını, bu ödemede 7.950.000 USD'nin faizinin tahsil edilmediğini, taraflar arasında gerçekleşen ödeme sonrası davacının cezai şart alacağına işleyen faiz tahsil edilmediğinden asıl davanın açıldığını belirterek taraflar arasında sözleşmeden kaynaklı olarak kesilen cezai şart alacağına ulaşılması haksız ihtiyati tedbirden dolayı gecikmiş olduğundan asıl davanın faiz alacağına ilişkin olduğu belirtilerek dava dilekçesi ekindeki hesap ve faiz oranlarını gösterir tablonun taraflar arasındaki sözleşmenin 10.maddesindeki faiz oranının ... gecikme zammı olarak belirlenmesiyle 6183 sayılı kanun 51.maddesine göre hesaplandığını, birleşen dava yönünden ise mahkememizin 2003/289 D.iş sayılı haksız ihtiyati tedbir kararı ile davacının 2.250.000 USD alacağına ulaşması yaklaşık 20 yıl geciktiğinden 18.06.2003 tarihinden 19.01.2024 tarihine kadar geçmiş dönem faizinin tazminin talep edildiği, ancak faiz uygulandığı taktirde ortaya çıkacak faiz alacağının asıl alacağı aşması ve tahsil kabiliyeti zor olacağından 3095 sayılı kanunun yabancı paralarda uygulanacak faiz türü esas alınarak hesaplama yapıldığını ve bu hesaba ilişkin tablonun birleşen dava dilekçesi ekinde yer aldığını açıklamıştır. Asıl davada davalılar ... İnşaat ve ...vekili (... ... A.Ş.'nin iflas tarihinden önce) cevap dilekçesinde özetle; işe başlama tarihinden itibaren 9 aylık bir süre öngörüldüğü ve sürenin yüklenici davalı ortaklığın kusuru nedeniyle aşılması halinde ödenecek cezai şart belirlendiğini, sözleşmenin imzalanmasının hemen ardından Şubat 2011 krizi gündeme geldiğini, proje finansmanında yaşanan sıkıntılar, yabancı finansman kuruluşlarının kredi sözleşmelerini askıya alması ve Türkiye'ye kredi sağlamaması sebebiyle işin tamamlanması uzadığını, karşı tarafın süre uzatım taleplerini kabul etmeyerek işin 188 gün uzadığına karar verdiğini, işin kabulünden sonra santralde enerji üretimi başladığını, santral geç devreye girmesine rağmen, davacı ... tarafından 11 adet hakediş bedeli davalı ortak girişime -herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürülmeden- ödendiğini, davacının Mali işler ve Finans Yönetimi Daire Başkanlığı, Malzeme Yönetimi Ticaret Dairesi Başkanlığı'na 12.06.2003 tarih, 3023 sayılı yazı yazarak, Mobil Santralin konuşlandırılmasındaki gecikme süresi için 11.250.000,00 ABD Doları gecikme cezası tahakkuk ettirildiğini ve Ortak Girişimin Mayıs 2003 ayı ve daha sonraki hak edişlerinden tahsil edileceğinin belirtilmesi üzerine, Ortak Girişim tarafından ... Asliye Ticaret Mahkemesine başvurularak cezai şartın uygulanmasının durdurulması için ihtiyati tedbir talep edildiği ve bu talebin ... 5.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18.06.2003 tarihli ve 289/289 D.İş sayılı kararıyla, “Dilekçe içeriği, ekli belgeler mevcut kanıt durumu ve BK'nun 158 ve 16 maddeleri hükümleri gözetilerek gecikme süresi, mücbir sebeplerin var olup/olmadığı gibi hususlardaki delillerin takdir ve tartışılmasının bu yolda açılacağı ileri sürülen davada yapılacak olması ve bu arada cezai şart tutarının kısmen veya tümüyle tahsili cihetine gidilmesi halinde talepte bulunan yanın önemli bir zarara uğrayacak olmasının kaçınılmazlığı” gerekçesi ile kabul edildiğini, Ortak Girişim tarafından ihtiyati tedbir kararını müteakip, yasal süresi içinde ... ... Ticaret Mahkemesi'nde sebebiyle “Menfi Tespit” davası açıldığını, davada Mahkeme tarafından alınan 07.12.2004 tarihli bilirkişi raporunda; olayda yaşanan gecikmenin, ihracat kredisi sağlayacak olan İngiliz Resmi kuruluşu ECGD'nin yaşanan ekonomik krizi gerekçe göstererek kredi sözleşmelerini askıya alınmasından ileri geldiğini, Ortak Girişimden kaynaklanmadığı, bunun yanı sıra ...'nin ihtirazi kayıt ileri sürmeden ödeme yapmış olması nedeniyle cezai şart talep etme hakkını kaybettiği görüşü belirtildiğini, Mahkemecede 05.05.2005 tarihinde davanın kabul edilerek ...'nin cezai şart talep etmekten vazgeçtiğinin tespiti ile muarazanın giderilmesine ve alınmış bulunan ihtiyati tedbirin hükmün kesinleşmesine kadar devamına karar verildiğini, kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine, temyiz mercii olan Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 01.11.2007 tarihli 3224 /6830 Esas-Karar sayılı kararı ile “Taraflar arasındaki Sözleşmenin 32. Maddesi uyarınca cezai şarttan vazgeçmenin açık irade beyanı ile olabileceği, olayda ...” nin cezai şart isteme hakkının düşmediği, ayrıca Mahkemece 2001 Şubat ayında Hükümet tarafından yapılan ayarlamalarının olaya etkili bulunduğunun ve bunun davacının iradesi dışında olduğunun ve müdebbir bir tacir olarak tedbir aldığının bilirkişi eliyle belirlenmesi halinde, davacıya verilmesi gereken ek sürenin tespit edilmesi gereği ve ancak bu ek sürenin davacının davalı ...'ne vermiş bulunduğu 04.12.2001 tarihli dilekçesinde istediği 120 günü aşamayacağı“ gerekçesi ile yerel mahkeme kararının bozulduğunu, bozma sonrası yargılama devam ederken davacı şirket Ortak girişim ile arasındaki sözleşmeyi tek taraflı olarak, 13.01.2007 tarihinde feshettiğini, sözleşmenin erken fesih edilmesi üzerine, taraflarınca 188 gün eksik kira alacağı olan 7.299.431,00 USD'nin tahsili için dava açtığını, bu dava ... ... Ticaret Mahkemesi'nde görülen asıl dava olan menfi tespit davası birleştirildiğini, ... ... Ticaret Mahkemesi dosyayı yeniden rapor tanzimi için bilirkişi heyetine sevk ettiğini, en son bilirkişi kurulu raporuna göre olayda yaşanan gecikmeden ortak girişimin kusurlu olmadığı ve yaşanan ekonomik kriz, hükümet tasarrufları ve yabancı kuruluşlarının kredilerini askıya alması sebep olarak gösterildiğini, mahkemece bu kez 23.10.2012 tarihli 327/315 Esas-Karar sayılı kararı ile asıl davanın kısmen kabulü ile davacının (ortak girişim) davalı ...'ne 3.300.000,00 USD borçlu olmadığının tespiti ile ihtiyati tedbirin bu miktar üzerinden devamına; 7.950.000,00 USD için davanın reddine, birleşen davanın da kısmen kabulü ile davalının 4.565.565,00 USD ödemesine karar verildiğini, kararın taraflarca temyiz edildiğini, dilekçe tarihi itibariyle henüz bir karar verilmediğini, dosya temyiz incelemesi beklerken davacı şirket tedbirin kaldırılmış olduğu, 7950.000,00 USD'nin ödenmesi için ortak girişime talepte bulunduğunu, bu talebe karşılık olarak ortak girişimde mahkemece hüküm altına alınan 4.565.565,00 USD'nin ferileriyle birlikte mahsup edilmesinin talep edildiğini, mahsuplaşma yapıldıktan sonra da aradaki farkın davacı şirkete ödendiğini, taraflar karşılıklı olarak birbirlerine fatura kesildiğini, asıl davanın temyiz incelemesinde olduğunu, dava sonucuna göre mahsuplaşmanın yapılmasından sonra 24.07.2013 tarihinde “haksız ihtiyati tedbir kararı nedeniyle uğranıldığı iddia edilen 34.570.931,96 TL zararın” faiziyle birlikte tahsili amacıyla açıldığını, haksız tedbir amacıyla açılan tazminat davasının HMK 399/2 maddesi “haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan tazminat davası, esas hakkındaki davanın karar bağlandığı Mahkemede açılır” hükmü gereği ... ... Ticaret Mahkemesi'nde görülebileceğini, bu nedenle davanın görevli ... 5 Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesinin talep edildiğini, HMK 399 maddesi 3 fıkrası “Tazminat davası açma hakkı, hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren, bir yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar. ” hükmüne haiz olduğunu, kanun maddesi ve gerekçesinden de anlaşıldığı üzere zamanaşımının başlangıç süresinin; ihtiyati tedbirin kalkması konusunda bir karar yoksa, kararın kalkmasından itibaren ancak bir karar varsa bu kararın kesinleşmesinden itibaren başlayacağını, kesinleşmesi gereken bir karar bulunduğunu ve mahkemenin huzurundaki dava ihtiyati tedbir verilen asıl davanın kesinleşmesinden önce açıldığını, erken dava açılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığından reddine karar verilmesinin talep edildiğini, aksi halde temyiz incelemelerindeki asıl davanın bekletici sorun yapılması gerektiğini, dava konusu olayda ortak girişimin İhtiyati Tedbir talebinde bulunduğu anda “haksız” olması gerektiği şartının dava konusu olayda gerçekleşmediğini, asıl davadaki yargılama safahatındaki raporlar, ilk karar, Yargıtay Kararı ve ikinci karar da gösterdiği üzere ihtiyatin tedbir alınmasının haklı olduğunu, kaldı ki asıl davada mahkemenin ihtiyati tedbirin haklılığı görüşünü devam ettirdiğini, kısmen kabul kararı verilen 3.300.000,00 USD'lik kısım açısından kararın kesinleşmesine kadar ihtiyati tedbirin devamına hükmedildiğini, ortak girişimin hem ihtiyati tedbir talebinde hem de açtığı davasında haklı olduğunu, 120 günlük süre uzatım talebiyle bağlılık, tedbirin haksız olduğu şeklinde yorumlanamayacağını, gecikme cezası ortak girişime bildirilmediğini, davacının faizden oluşan tazminat talebine tazminatın dayanağı olan faize, başlangıç tarihine, esas alınan faiz şekline, faiz oranına, faiz hesabına faize faiz talebine, asıl alacaktan çok daha fazla talep edilen tazminat miktarına tümüyle itiraz edildiğini, ihtiyati tedbirin hüküm ve sonuç doğurduğu dönemde temerrüt faizi işletilmeyeceğini, dava konusunu kabul anlamına gelmemek üzere iddia edilen zararın doğmasında ve artmasında davacının etkili olduğunu, zararı doğuran fiile razı olduğunu, kendi kusurundan kaynaklanan iddia ettiği zarara kendisinin katlanması gerektiğini, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, tedbire esas teşkil eden cezai şartın geçerli olup olmadığı, geçerli ise miktarı konusunda kesin hüküm teşkil edecek bir mahkeme kararı olmadığını, ... ... Ticaret Mahkemesi'nin hükmü kesinleşmediği sürece cezai şartın geçerliliğine ve miktarına yönelik tüm itirazların alacaklının ifayı çekincesiz olarak kabul ettiğinden (ihtiyati tedbir konulmaksızın geçici kabul yapılmasından) ötürü cezai şartın ifasını isteyemeyeceğinin bu davada da incelenmesi gerektiğini, ayrıca ilk bozma kararındaki 120 günlük sınırlamanın usuli müktesep hak teşkil etmeyeceğini, yerel mahkemenin bu konuda verdiği bir karar bulunmadığını, kaldı ki mahkeme gecikme ile ilgili olarak davalıların bir kusuru olmadığına da karar verdiğini, bu davanın haksız açıldığını, hukuki niteliği itibariyle TBK'nun düzenlediği haksız fiiller çerçevesinde değerlendirilen davada sözleşmesel faiz oranı talep edilemeyeceğini, tazminatın fahiş olduğunu, haksız fiil hükümleri kapsamında tazminat talebinin asıl alacağı geçemeyeceğini belirtilerek davanın reddini savunmuştur. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 18/03/2003 tarihli ... ... Ticaret Mahkemesi'nin 2003/289D.İş sayılı haksız ihtiyati tedbir kararı nedeniyle 2.250.000,00 USD alacaklarına 20 yıldan fazla geçen süreye rağmen ulaşamadıklarından dolayı mahrum kalınan geçmiş dönem faizinin tazminin gerektiğini, yine 7.950.000,00 USD cezai şartın tedbir nedeniyle geç tahsilinden kaynaklanan zarar tazmini için ... 5. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/155 Esas sayılı açılan davadan ayrı olarak işbu 2.250.000,00 USD cezai şarta ilişkin olarak haksız tedbir talebi nedeniyle alacağa ulaşmada gecikme nedeniyle fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak uğranılan 1.416.117,50 USD zararın Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabından ödediği en yüksek faizi oranında işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın HMK'nın 399 maddesinin 2.fıkrasında belirtilen haksız tedbirden kaynaklanan tazminat alacağı istemine ilişkin olduğunu, haksız olduğu iddia edilen tedbirin ... ... Ticaret Mahkemesince verildiğini ve anılan hüküm gereğince işbu tazminat davasının esas hakkındaki davanın karara bağlandığı mahkemede açılacağından dosyanın görevli ... ... Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesi gerektiğini, aksi halde ise müvekkili şirketlerin tedbir taleplerinde haksız olmadıklarını, iddia edilen gerçek zararın ispatı gerektiğini, iş bu davanın şartlarının oluşmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Asıl ve birleşen davalar; taraflar arasındaki ... ... Ticaret Mahkemesi'nin ...Karar sayılı dosyası üzerinden esası görülen davada, ... 5.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2003/289 D.İş sayılı kararı ile verilen ihtiyati tedbir kararı nedeni ile davacının zarara uğrayıp uğramadığına, uğramış ise zarar tutarının belirlenmesi istemine ilişkindir. Mahkememizin ...Karar sayılı dosyasının temyiz kanun yolu incelemesi bekletici mesele yapılmış, iş bu dava dosyası bozularak mahkememizde 2015/213 Esasını almakla iş bu dava sonucu bekletici mesele yapılmış, mahkememizin 2015/213 Esas sayılı dosyası temyiz kanun yolu incelemesi neticesinde bozularak mahkememizin 2019/295 Esas sayısını almakla iş bu dava dosyasının sonucu bekletici mesele yapılmış, mahkememizin 2019/295 Esas 2022/16 Karar sayılı ilamı Yargıtay temyiz kanun yolu incelemesi neticesinde 08/11/2023 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Davalılardan ... ... A.Ş.'nin ... ... Ticaret Mahkemesinin 2012/4 E.-2013/343 K. sayılı kararı ile 03/07/2013 tarihli kararı ile iflasına karar verildiği, müflis şirket hakkında ikinci alacaklılar toplantısının 17/01/2018 tarihinde yapıldığı ve ikinci alacaklılar toplantısında aday gösterilmediğinden iflas idaresi oluşturulamadığı ve iflas tasfiye işlemlerinin ... 21. İcra Müdürlüğünün 2013/4 İflas dosyası üzerinden yürütüldüğünün anlaşılması üzerine, iflas idaresi vekilinin katılımı ile yargılamaya devam olunmuştur. Mahkememizce nitelikli hesap uzmanı bilirkişiden aldırılan 08/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; dosya kapsamına ilişkin mevcut zararın sağlıklı olarak hesaplanabilmesi için taraflar arasındaki ticari ilişkide ödemelerin, mahsuplaşmalar vs net tespit edilmesi için defter incelemesi gerektiği, mahkememiz tarafından uygun görülmesi halinde bilirkişi heyetine mali müşavir eklenmesinin talep edildiği rapor edilmiştir. Mahkememizce nitelikli hesap uzmanı ve mali müşavir bilirkişi heyetinden aldırılan 14/10/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı teşekkülün 2003-2013 yıllarına ait ticari defterlerinde herhangi bir kayda rastlanmadığını, diğer taraftan, davacı teşekkül tarafından atıfta bulunulan ... ... Ticaret Mahkemesi'nin 2008/327 Esas (Yeni Esas 2019/295) sayılı dosyasında 28/09/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda hesaplama yapıldığında; toplam gecikme süresinin 203 gün olduğu, mücbir sebepten kaynaklı olduğu kabul edilen gecikme süresinin 120 gün olduğu, davacıların kusurlu gecikme süresinin 83 gün olduğu, ilk 30 gün İçin: 100 Mw X 30 Gün X 1.000 USD= 3.000.000 USD, ikinci 30 Gün İçin: 100 Mw X 30 Gün X 1.250 USD = 3.750.000 USD, son 23 gün için: 100 Mw X 23 Gün X 1.500 USD = 3.450.000,00 USD olmak üzere tahakkuk ettirilmesi gereken gecikme cezasının toplamda 10.200.000 USD olduğu, davalı ... tarafından kesilen cezaya esas alınan süre (azami) 90 Gün üzerinden 11.250.000,00 USD, davacıların kusurlu gecikme süresine isabet eden ceza 83 gün üzerinden 10.200.000 USD olmak üzere toplam 7 Gün üzerinden 1.050.000,00 USD menfi tespit hesaplandığı, 14/12/2011 tarihli bilirkişi heyet raporunda; sözleşmenin kira başlangıç tarihi ve işin gecikmesi başlığını taşıyan 10. maddesinde yükleniciden kaynaklanan bir gecikme olduğunda ilk 30 gün için MW başına günlük 1.000 USD, ikinci 30 gün için 1.250 USD, üçüncü 30 gün için 1.500 USD tutarında ceza tatbik edileceği, cezanın azami 90 günle sınırlı olduğunun hükme bağlandığı, sözleşme konusu santralin 100 MW gücünde olduğu, 188 günlük gecikme için davalı idare tarafından 11.250.000,00 USD gecikme cezası tahakkuk ettirildiği, Yargıtay bozma ilamında bahsi geçen 120 günlük süre dolayısıyla davacıya verilmesi gereken sürenin 120 gün olacağının kabulü halinde, 68 günlük bir cezai süre söz konusu olacağı, buna göre uygulanacak cezanın sözleşmenin 10.maddesi gereğince; günlüğü MW başına 1.000 USD üzerinden ilk 30 gün için 3.000.000,00 USD, günlüğü MW başına 1.250 USD üzerinden sonraki 30 gün için 3.750.000,00 USD, günlüğü MW başına 1.500 USD üzerinden sonraki 8 gün için 1.200.000 USD olmak üzere toplam 7.950.000,00 USD olarak hesaplandığı, buna göre davacı teşekkül tarafından iş bu davaya konu 34.570.931,96 TL için tablolandırılan hesaplamanın yapıldığı, 18/06/2003 tarihi için ... 5 ATM 2003/289 D.İş Tedbir Karar Tarihi, USD x 1.414.-TL x 7.950.000 USD = 11.241.300 TL, 14/01/2013 tarihi için ihtiyati tedbir kararının 7.950.000 USD için kaldırılmasına verilen gerekçeli kararın davacı teşekküle tebliğ tarihinin esas alındığı belirtilmiş, davalı şirketin 2003-2013 yıllarına ait ticari defterlerinde dava konusu yapılan gecikme cezası / faizine ilişkin herhangi bir kayda rastlanmadığı, davacı teşekkül tarafından verilen 16/06/2022 tarihli beyan dilekçesinde, ... ... Ticaret Mahkemesi'nin 2008/327 Esas (Yeni esas 2019/295) sayılı dosyası ile davacı Teşekkül tarafından kesilen 11.250.000 USD gecikme cezasından yüklenicilerin Teşekkülden 3.300.000 USD borçlu olmadığına, 7.950.000 USD tutar için davanın reddine, İhtiyati Tedbir Kararının 7.950.000 USD için kaldırılması şeklinde karar verilmesi üzerine eldeki davayı açtıkları, davalının teşekküle borçlu olduğu kabul edilen ilk karara göre 7.950.000,00-USD üzerinden hesaplanan (18/06/2003-14/01/2013 tarihleri arası): 34.570.931,96 TL zararın 14.01.2013 tarihinden itibaren işleyecek 6183 sayılı yasanın 51. Maddesinde düzenlenen gecikme zammı oranı üzerinden faizi ile birlikte tahsili talep edildiği, mahkemece kabul görmesi halinde; (15/01/2013 - 27/03/2013 Dava Tarihi) işleyecek faiz tutarının 367.359,52 TL olacağı, ilk tarih son tarih gün faiz faiz, ana para oranı (TL) toplam 367.359,52 TL olduğu, 34.570.931,96 + 367.359,52 = 34.938.291,48 TL olacağı rapor edilmiştir. Mahkememizce nitelikli hesap uzmanı ve mali müşavir bilirkişi heyetinden aldırılan 08/05/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; ...-...Ortak Girişimi ile ...Üretim A.Ş. ( Eski adıyla ... ) arasında 26.01.2001 tarihli, “Mobil (...) Santral Kiralanması ve Hizmet Alımı Yoluyla Çalıştırılmasına İlişkin Sözleşme” imzalandığı, sözleşme süresi 69 ay olup, santralin konuşlandırılma süresi 9 ay hizmet süresi ise 60 ay olarak kararlaştırıldığı, işe başlama tarihi 28.03.2001 olup, 28.12.2001 tarihinde santralin konuşlandırılıp emre amade hale getirilmesi gerekirken santralin 203 gün gecikmeli olarak yani 20.07.2002 tarihinde işletmeye alınabildiği, bu gecikme sebebiyle davalılar 11.01.2002 tarihli yazı ile 120 gün süre uzatım talep edildiği, süre uzatım komisyonunca 15 gün uzatma süresi verildiği, kalan 188 günlük süre içinde Sözleşmenin 10 maddesi uyarınca 90 günlük (90 günü geçemeyeceğinden) gecikme cezası olarak 11.250.000,00 USD ceza kesildiği, 16.03.2003 tarih ve 3009 sayılı yazı ile davalılara bildirildiği, dava konusu olan gecikme cezası alacağının istenilen tarihte davacılar teminat mektubundan kesilmesi suretiyle tahsili mümkün iken, davalıların 17.03.2003 tarihli talepleri üzerine; ... 5.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18.06.2003 tarih, 2003/289 D.İş sayılı kararı ile cezai şartın uygulanmaması hususunda ihtiyati tedbir kararı verildiği, dava konusu alacağına haksız ihtiyati tedbir kararı nedeniyle geç kavuşulduğundan bahisle, davacı tarafından fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, 34.570.931,96 TL'nin 14.01.2013'den itibaren işleyecek 6183 sayılı Yasanın 51. maddesinde düzenlenen gecikme zammı oranı üzerinden faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili huzurdaki davanın açıldığı, talepte bulunan tarafın haklarını koruma amacıyla mahkemece karar verilen ve şartları Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 389 ve devamı hükümlerinde düzenlenen ihtiyati tedbir, bünyesindeki aciliyet gereği çok teferruatlı incelemeye tâbi olmadığı, kanun koyucu da yaklaşık ispat ve karşı tarafın dinlenmemesine müsaade ettiği için hukuka uygun bir mahkeme kararına dayanan ihtiyati tedbir kararları her zaman “haklı” olmayabileceği, ihtiyati tedbir kararının tarafları arasındaki menfaat dengesini yeniden sağlamak isteyen kanun koyucu (uygulaması başkaca hükümlere dayanılarak yapılsa da) ilk kez Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 399 hükmü ile haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan tazminat davasını öngördüğü, tedbirden kaynaklanan tazminat davasında, haksız ihtiyati tedbire maruz kalan taraf (inceleme konusu davanın davacısı) cezai şartın kullanım hakkından bir süre mahrum kaldığı için zarara uğradığı iddiasında olduğu, bu zararın talep edilip edilemeyeceği hususunda hukuki takdirinin mahkemeye ait olduğu, mahkemece tazminat talep edilebileceğinin düşünülmesi halinde asıl dava yönünden; yüklenici şirketlerin başvurusu üzerine ... ... Ticaret Mahkemesi 18.06.2003 tarih, 2003/289 D.İş sayılı kararı ile cezai şartın uygulanmaması hususunda ihtiyati tedbir karar ile alacağın teminat mektuplarının nakde çevirilip tahsil etme imkanı varken, yüklenici şirketlerin talebi üzerine mahkemesince verilen tedbir ara kararı ile 7.950.000 USD cezai şart alacağı 10 yıl gecikmeli olarak tahsil edilebilir hale geldiği, 18.06.2003 ihtiyati tedbir tarihinden başlayarak, ihtiyati tedbir kararının kaldırıldığı ... 5. ATM 2008/327 E. ve 2012/375 K. Sayılı kararın davacıya tebliğ edildiği, 14.01.2013 tarihine kadar işlemiş faiz alacağı hesaplandığında; ... ... Ticaret Mahkemesi'nin 2003/289 D. İş 18/06/2003 tedbir karar tarihinde USD x 1.414.-TL x 7.950.000 USD = 11.241.300 TL olup buna göre davacı teşekkül tarafından iş bu davaya konu 34.570.931,96 TL için, detayı tablolandırılan hesaplama yapıldığı, toplam 34.570.931,96 TL'nin borçlu şirketlerce paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde direngen davrandığından borçlunun temerrüdünün oluştuğu, takdiri Mahkemeye ait olmak üzere alacaklı alacağına kavuşamadığından dava tarihinden itibaren temerrüt faizi isteyebileceği, birleşen dava yönünden; ... ... Ticaret Mahkemesinin 2008/327 E.ve 2012/375 K. sayılı kararı Yargıtay tarafından bozulmuş olup, ... ... Ticaret Mahkemesi'nin 2019/295 E. sayılı dosyası üzerinden yeniden yapılan yargılamada 04.02.2022 tarihli 2022/16 K. sayılı karar ile davacıların 1.050.000 USD yönünden borçlu olmadıklarının tespitine karar vererek 18.06.2003 tarihli ihtiyati tedbir kararının bu bedel yönünden devamına, bakiyesi (2.250.000 USD) yönünden kaldırılmasına karar verildiği, bu kararın Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiği, 18.03.2003 tarihli ... ... Ticaret Mahkemesinin 2003/289 D. İş sayılı ihtiyati tedbir kararı nedeniyle 2.250.000 USD alacağa yaklaşık 20 yıl gecikmeli ulaşıldığından bahisle, mahrum kalınan 18.06.2003 tarihinden 19.01.2024 tarihine kadar 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun 4/a maddesi gereği Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanarak geçmiş dönem faizinin talebi için huzurdaki dava açıldığı, 2.250.000 USD alacağa 18.06.2003 tarihinden 19.01.2024 tarihine kadar 3095 sayılı Kanunun Yabancı Paralarda Uygulanacak Faiz Türü esas alınarak yapılan hesaplama 1.984.900,74 USD faiz alacağı doğduğu, yapılan hesaba ilişkin tarihleri ve faiz miktarlarını içerir tablo raporun ekinde sunulduğu rapor edilmiştir. Asıl dava yönünden yapılan değerlendirmede; Eldeki dava; taraflar arasında görülen mahkememizin ...Karar sayılı dosyasında ve mahkememizin 2003/289 D.İş sayılı dosyasında verilen ihtiyati tedbir kararları nedeni ile davacının uğradığı zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı vekili 16/06/2022 tarihli ve 20/03/2025 tarihli açıklama dilekçeleri ile davaya konu zararın dayanağını açıklamıştır. Buna göre mahkememizin 2008/327 Esas sayılı dosyasının yeni aldığı esas üzerinden yargılamasına devam olunan 2019/295 Esas sayılı dosyasında cezai şart bedeli alacağının 10.200.000 USD olduğuna hükmedildiğini, bu durum karşısında dosya davacılarının borçlu olduğu kabul edilen ilk karara göre 7.950.000 USD üzerinden hesaplanan bakiye 34.570.931,96 TL zararın 14/01/2013 tarihinden itibaren işleyecek 6183 sayılı kanunun 51.maddesinde düzenlenen gecikme zammı üzerinden faizi ile birlikte tahsili istenilmiş ise de mahkememizin 2019/295 Esas sayılı dosyasında verilen karar ile hem alacağın netleştiğini hem de miktarın değiştiğini beyan etmiştir. Davacı vekili 20/03/2025 tarihli açıklama dilekçesi ile mahkememizin ...Karar sayılı ilamı ile hükmedilen toplam 6.593.888,25 USD alacağın davalılar tarafından 7.950.000 USD cezai şart alacaklarından düşülmek suretiyle, kalan 1.356.111,75 USD davacı alacağının 19/07/2013 tarihinde davacı hesabına yatırıldığını, bu ödemede 7.950.000 USD'nin faizinin tahsil edilmediğini, taraflar arasında gerçekleşen ödeme sonrası davacının cezai şart alacağına işleyen faiz tahsil edilmediğinden asıl davanın açıldığını belirterek taraflar arasında sözleşmeden kaynaklı olarak kesilen cezai şart alacağına ulaşılması haksız ihtiyati tedbirden dolayı gecikmiş olduğundan asıl davanın faiz alacağına ilişkin olduğu belirtilerek dava dilekçesi ekindeki hesap ve faiz oranlarını gösterir tablonun taraflar arasındaki sözleşmenin 10.maddesindeki faiz oranının ... gecikme zammı olarak belirlenmesiyle 6183 sayılı kanun 51.maddesine göre hesaplandığını, birleşen dava yönünden ise mahkememizin 2003/289 D.iş sayılı haksız ihtiyati tedbir kararı ile davacının 2.250.000 USD alacağına ulaşması yaklaşık 20 yıl geciktiğinden 18.06.2003 tarihinden 19.01.2024 tarihine kadar geçmiş dönem faizinin tazminin talep edildiği, ancak faiz uygulandığı taktirde ortaya çıkacak faiz alacağının asıl alacağı aşması ve tahsil kabiliyeti zor olacağından 3095 sayılı kanunun yabancı paralarda uygulanacak faiz türü esas alınarak hesaplama yapıldığını ve bu hesaba ilişkin tablonun birleşen dava dilekçesi ekinde yer aldığını açıklamıştır. Davalı şirketlerin oluşturduğu ... Adi Ortaklığı ile ...Üretim A.Ş. (eski unvanı ...) arasında 26.01.2001 tarihli “Mobil (...) Santral Kiralanması ve Hizmet Alımı Yoluyla Çalıştırılmasına İlişkin Sözleşme” imzalandığı, sözleşme süresinin 69 ay olduğunun, bu sürede santralin konuşlandırılma süresinin 9 ay, hizmet süresinin ise 60 ay olarak kararlaştırıldığı, işe başlama tarihinin 28.03.2001 olduğu, bu haliyle 28.12.2001 tarihinde santralin konuşlandırılıp hazır hale getirilmesi gerekirken, santralin davalıların oluşturduğu adi ortaklık tarafından 203 gün gecikmeli olarak yani 20.07.2002 tarihinde işletmeye alınabildiği, bu gecikme sebebiyle davalıların oluşturduğu adi ortaklıkça 11.01.2002 tarihli yazı ile 120 gün süre uzatım talep ettiği, Komisyonca 15 gün uzatma süresi verildiği, kalan 188 günlük süre içinde Sözleşme'nin 10. maddesi uyarınca 90 günlük (90 günü geçemeyeceğinden) gecikme cezası olarak 11.250.000 USD ceza kesildiği, davacı tarafça bu durumun 16.03.2003 tarihli 3009 sayılı yazı ile davalılara bildirildiği görülmüştür. Mahkememizin 2003/289 D.İş sayılı sayılı dosyasında davalı şirketlerin oluşturduğu ... Adi Ortaklığı tarafından karşı taraf ...Üretim A.Ş. (eski unvanı ...) aleyhine 17.3.2003 tarihli ihtiyati tedbir isteminde bulunulduğu, anılan mahkememizin 2003/829 D.İş sayılı 18.06.2003 tarihli değişik iş kararı ile; "Taraflar arasında akdedilen 26.01.2001 tarihli 100 MW gücündeki ... Mobil Santralinin Konuşlandırılması ve Hizmet Alımı Yoluyla Çalıştırılmasına İlişkni Sözleşmenin 10. Maddesi uyarınca mobil santralinin konuşlandırılmasına ilişkin 188 günlük gecikme ile ilgili olarak ...Üretim AŞ tarafından başlatılan cezai şart tutanının talepte bulunan ... Ortak Girişiminden tahsiline yönelik iş ve işlemlerin bu yolda açılacak dava sonuçlanıncaya değin HMUK'nun 103.maddesi uyarınca durdurulmasına" şeklinde 11.250.000 USD bedelli cezai şartın tahsilinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verildiği görülmüştür. Mahkememizin 2003/426 Esas sayılı dosyasında davalı şirketlerin oluşturduğu ... Adi Ortaklığı'nı oluşturan ... İnşaat Ltd. Şti. ve ...Endüstri Tesisat Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından eldeki davanın davacısı ...Üretim A.Ş. aleyhine 25/06/2003 tarihinde açılan muarazanın giderilmesi istemli davada; mahkememizin 2003/426 Esas 2005/224 Karar sayılı ve 05/05/2005 tarihli kararı ile; davanın kabulü ile, taraflar arasında akdedilen 26/01/2001 tarihli Sözleşme'nin 10. maddesi uyarınca Sözleşme konusu işin ilk safhasını teşkil eden "santralin konuşlandırılması" aşamasının gecikmesine ilişkin olarak davalı ...Üretim A.Ş.'nin cezai şart talep etmekten vazgeçtiğinin tespiti ile bu hususta davalı ...Üretim A.Ş. tarafından çıkarılan muarazanın giderilmesine karar verildiği, kararın taraf vekillerince temyizi üzerine Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 01/11/2007 tarihli 2006/3234 Esas 2007/6830 Karar sayılı kararı ile "Taraflar arasındaki uyuşmazlık 26.01.2001 tarihli mobil santral yapım işinden kaynaklanmıştır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Davada işin süresinde teslim edilmemesi nedeniyle davalı tarafından uygulanan 188 günlük cezai şarttan dolayı borç bulunmadığının tesbiti talep edilmiş, mahkemece eserin teslimi sırasında ihtirazî kayıt ileri sürülmediği gerekçesi ile davanın reddine dair verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Gerçekten de BK.158/II. maddesinde eserin teslimi sırasında iş sahibince ihtirazî kayıt ileri sürülmemiş olması halinde cezai şarttan vazgeçmiş sayılacağı belirtilmiş, dava konusu olayda da imâl olunan mobil santral ihtirarî kayıt ileri sürülmeden teslim alınmış ise de, yanlar arasında imzalanan sözleşmenin 32.maddesinde tarafların sözleşmeden doğan haklarından açıkça feragat edilmedikçe haklarının ortadan kalkmayacağı hükme bağlanmış olduğundan ve açık bir feragatname de düzenlenmediğinden davalı iş sahibinin ceza isteme hakkının düştüğü kabul edilemez. Anılan sebeplerle mahkemenin ihtirazî kayıtsız teslime ilişkin gerekçesinde isabet bulunmamaktadır. Öyle olunca kural olarak davalı iş sahibinin işin teslimindeki gecikmeden dolayı ceza uygulayabileceği kabul edilmelidir. Ancak uyuşmazlıkta çözümü gereken husus, iş sahibinin ne kadar süre için ceza uygulayabileceğidir. Sözleşmelerde işin teslim süresinin geçmesi üzerine cezai şart uygulanmasının kabul edilmesi halinde yüklenicinin zamanında teslimi gerçekleştirememesi durumunda iş sahibinin ceza isteme hakkı doğmaktadır. Tacir olan davalı da kararlaştırılan ceza miktarını hiçbir indirime tâbi olmadan ödemekle yükümlüdür. Nevar ki önceden öngörülemeyen ve davalının kusuru dışında gelişen olaylar için süresine ve zamanında teslimine engel olacak nitelikte ise bu olayların yarattığı engellerin sözleşmenin süresine etkisi nazara alınmalı ve engellerin giderilebileceği makûl süre kadar cezai şartın uygulanmasının haklı olamayacağı da gözetilmelidir. Sözleşmenin 27.maddesinde süreye etki edecek mücbir sebepler sayılmıştır. Bu sebepler arasında hükümet tasarrufuna da yer verilmiştir. Herne kadar 2001 yılı Şubat ayındaki fiyat ayarlamaları sözleşmenin 27.maddesindeki hükumet tasarrufu olarak nitelendirilemez ise de mücbir sebepleri bu maddede sayılan hallerle sınırlamak da doğru olmayacaktır. Nitekim davacı 2001 yılının Şubat ayında meydana gelen fiyat ayarlamaları nedeniyle imalâtta kullanılacak malzemelerin ithâlinde güçlükler yaşandığını, sürenin bu sebeple uzadığını ileri sürmüştür. 05.04.2001 günlü 2001/2 sayılı ve 28.10.2001 günlü mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Bakanlar Kurulu kararlarında 2001 yılı Şubat ayında döviz fiyatlarında meydana gelen artışlar devalüasyon olarak nitelendirilmektedir. Devalüasyon kararlarının ekonomik faaliyetleri önemli derecede etkileyeceği ortadadır. Nevar ki yanlar arasındaki sözleşmenin bedeli döviz olarak kararlaştırıldığından ve genel olarak döviz cinsinden bedel kararlaştırılan sözleşmelerde fiyat artışlarına yer verilmediğinden bu husus tek başına mücbir sebep olarak sayılamaz. Bu nedenle işin yapımında gerekli olan makinelerin yurt dışından ithalinde 2001 yılı Şubat ayındaki ayarlamaların etkisi bulunduğu ve bu hususun gecikmeye davacının iradesi dışında sebep olduğu saptandığı takdirde bu sürenin teslim süresine eklenmesi gerekeceğinden mahkemece bu yolda inceleme ve değerlendirme yapılmalıdır. Bu nedenle mahkemece konularında uzman ithâlatçı, kambiyocu ve bir hukukçudan oluşturulacak heyetten rapor alınmalı, ithâlatta meydana gelen gecikmenin Şubat kararları ile ilişkisi saptanmalı, gecikmeye neden olacak nitelikte ise gecikmenin ne kadar süre ile sınırlı olması gerektiği, davacının müdebbir bir tacir gibi hareket ederek önceden tedbir alması gerektiğinden tedbir alıp almadığı ve bu yolda kusurunun bulunup bulunmadığı da dikkate alınarak varsa davacıya verilmesi gerekli ek süre kadar cezai şart uygulanamayacağı kabul edilmelidir. Ayrıca bu süre belirlenirken davacının davalıya verdiği 04.12.2001 tarihli dilekçede istediği 120 günlük süre de aşılmamalıdır. Bu hususlar üzerinde durulmadan davanın kabulü doğru olmamış davalının esasa, davacının ise mahkemenin karar gerekçesine yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bozulması uygun bulunmuştur." gerekçesiyle mahkememiz kararının bozulmasına kararı verilmiştir. Bozma sonrası dava mahkememizin 2008/327 Esasına kaydedilerek ve bozma ilamına uyularak yargılamaya devam olunmuş, bu sırada davalı şirketlerin oluşturduğu ... Adi Ortaklığı'nı oluşturan ... İnşaat Ltd. Şti. ve ...Endüstri Tesisat Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından eldeki davanın davacısı ...Üretim A.Ş. aleyhine 16/12/2008 tarihinde açılan alacak istemli ... ...Esas sayılı dosyasının mahkememizin 2008/327 Esas dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiş, bozmaya uyularak yürütülen yargılama neticesinde mahkememizin ...Karar sayılı kararı ile; asıl davanın kısmen kabulü ile 12.06.2003 tarihli davalı idare yazısında belirtilen 11.250.000,00 USD (KDV Hariç) cezai şart alacağından, davacının, davalıya 3.300.000,00 USD borçlu olmadığının tespitine, 7.950.000,00 USD (KDV Hariç) tutar için açılan davanın reddine, Mahkememizin 18.06.2003 tarihli ihtiyati tedbir kararının 3.300.000,00 USD üzerinden devamına, bakiyesi için tedbirin kaldırılmasına, birleşen ... ...Esas sayılı davasının kısmen kabulü ile 4.565.565,90 USD'nin dava tarihi olan 15.12.2008 tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasanın 4/a maddesi uyarınca işletilecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacı iş ortaklığına verilmesine, fazla istemin reddine karar verilmiş, kararın taraflarca temyizi üzerine Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2014/969 Esas 2014/2165 Karar sayılı ilamı ile "Açıklanan maddi ve hukuki olgulara göre, asıl davada kurulan hüküm yönünden yapılan incelemede; Yüklenici konsorsiyumun talebi üzerine verilen 15 günlük süre uzatımı, yüklenici tarafın talep edilen 120 günlük sürenin içerisindedir. 15 günlük ek süre verilmemiş olsa gecikme süresi 203 gün olacaktır. Bu nedenle, yüklenicinin haklı gecikme süresinin hesabında, iş sahibince verilen 15 günlük süre uzatımının da 120 günlük süre içerisinde değerlendirilmesi zorunludur. Hal böyle olunca, yüklenicinin 120 günlük haklı gecikme süresinin 203 günlük toplam gecikme süresinden mahsubu halinde, 83 günlük gecikme nedeniyle yüklenici konsorsiyuma ceza uygulanması yerinde olacaktır. Mahkemece, az yukarıda izah edildiği üzere, 15 günlük süre uzatımının 120 günlük süre içerisinde bulunduğu kabul edilerek 83 günlük gecikmenin yüklenici kusurundan kaynaklandığı sonucuna ulaşılması yerine, 15 günlük ek süre, 120 günlük süreden ayrı bir süre gibi değerlendirilerek 68 günlük gecikme nedeniyle haklı cezai şart uygulaması yapılması bozma nedenidir. Birleşen davada kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; yukarıda açıklanan genel ilkeler çerçevesinde, iş sahibi 15 günlük süre uzatımı nedeniyle sözleşmenin 24. maddesine göre belirlenen kira bedelini yüklenici konsorsiyuma ödediği halde mahkemece bu süreye ek olarak 120 günlük gecikmenin haklı olduğu gerekçesiyle, bu süre için hesaplanan kira bedeline hükmedilmiştir. Oysa ki, haklı gecikme 120 gün olup, bu sürenin 15 günlük karşılığının bedeli davacı konsorsiyuma ödenmiştir. Mahkemece kurulan hüküm, temelde 135 günlük gecikmeyi haklı kılmaktadır. Bu durumda, birleşen dosyada talep edilen kira bedelinin süresinin hesabında 15 günlük iş sahibince kabul edilen ve bedeli ödenen süre uzatımının mahsubu ile 105 günlük kira bedeline hükmedilmesi gerekirken bu süreyi aşar şekilde kira bedeline hükmedilmesi doğru olmadığı gibi, sözleşmenin 24. maddesi çerçevesinde kira bedelinin hesaplanması sırasında 2.082,00 cent/kWh bedelden 105 günlük süre için yüklenici konsorsiyumun maliyetine girmeyen bedellerin tenzilinde indirimlerin hangi kriterlere göre yapıldığının belirlenmediği, hesap şekline yönelik taraf itirazlarının karşılanmadığı, Yargıtay denetime elverişli olmayan raporun belirlediği bedelin hükme esas alınması da doğru olmamıştır. Diğer taraftan, davacı yüklenici konsorsiyum davalı iş sahibi idareye yazdığı 13.01.2007 tarihli dilekçesi ile 847.772,29 USD kira bedelinin taraflarına ödenmesini istemiştir. Bu yazının idareye verildiği tarih belirlenerek, bu tarihten itibaren dilekçede gösterilen bedel üzerinden faize hükmedilmesi yerine, birleşen dosyadaki dava tarihi 15.12.2008 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi mülga 818 sayılı BK'nın 101/I, maddesine aykırı olmuştur. O halde mahkemece yapılacak iş; asıl dava yönünden yüklenici konsorisyumun 120 günü aşan 83 günlük gecikme nedeniyle sorumlu olduğunun kabulüyle aleyhine uygulanan 90 günlük cezanın 7 günlük kısmından borçlu olmadığının tespitine; birleşen davada, haklı gecikme süresi olarak belirlenen 120 günlük sürenin 15 günlük kısmının kira bedelinin iş sahibi şirketçe ödendiğinin kabulüyle 105 günlük kira bedelinin sözleşmenin 24. maddesinde öngörülen usule göre belirlenen 2.082,00 cent/kWh bedelden, 105 gün için yüklenici konsorsiyumun maliyetine girmeyen masrafların 05.12.2000 tarihli yazı, maliyet analiz belgesi, fiyat teklif formu, proforma gelir gider tablosu ile fiyat analiz tabloları, tarafların rapordaki hesap şekline yönelik itirazları birlikte değerlendirilerek Yargıtay denetime elverişli olacak şekilde 12.04.2011 tarihli raporu sunan bilirkişiler kurulundan ek rapor almak ve sonucuna göre hesaplanacak kira alacağının 847.772,29 USD kısmı yönünden temerrüdün oluştuğu tarihten, bu bedeli aşan kısım yönünden de dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle hüküm altına alınmasından ibarettir." gerekçesiyle mahkememiz kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bozma sonrası dava mahkememizin 2015/213 Esasına kaydedilerek yargılamaya devam olunmuş, yargılama neticesinde mahkememizin 2015/213 Esas 2015/559 Karar sayılı kararı ile; Yargıtay 15.HD'sinin 31.03.2014 tarih, 2014/969 E., 2014/2165 K. Sayılı bozma ilamının (2.) bendi ile (3/1.) bendi yönünden Mahkememizin 23.10.2012 tarih, 2008/327 esas, 2012/375 karar sayılı kararında direnilmesine, asıl davanın kısmen kabulü ile 12.06.2003 tarihli davalı idare yazısında belirtilen 11.250.000,00 USD (KDV Hariç) cezai şart alacağından, davacının, davalıya 3.300.000,00 USD borçlu olmadığının tespitine, 7.950.000,00 USD (KDV Hariç) tutar için açılan davanın reddine, Mahkememizin 18.06.2003 tarihli ihtiyati tedbir kararının 3.300.000,00 USD üzerinden devamına, bakiyesi için tedbirin kaldırılmasına, birleşen ... ...Esas sayılı davasının kısmen kabulü ile 4.565.565,90 USD'nin dava tarihi olan 15.12.2008 tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasanın 4/a maddesi uyarınca işletilecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacı iş ortaklığına verilmesine, fazla istemin reddine karar verilmiş, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 06.12.2017 tarihli 2017/15-2821 Esas 2017/1552 Karar sayılı kararıyla direnme kararına yönelik temyiz itirazlarının kabulüyle bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı hükmün bozulmasına, uyulan kısım yönünden temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'ne gönderilemesine karar verilmiştir. ... .... ... Karar sayılı kararı ile hükmün esasının Hukuk Genel Kurulu tarafından bozulmuş olması sebebiyle, özellikle dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi ve yapılacak yargılamadan sonra kararın uyulan kısmının Dairece inceleneceğinin değerlendirildiği gerekçesiyle dosyanın Mahkemesize iadesine karar verilmiştir. Dava bu kez mahkememizin 2019/295 Esasına kaydedilerek yargılamaya devam olunmuş, bu sırada davalı şirketlerin oluşturduğu ... Adi Ortaklığı'nı oluşturan ... İnşaat Ltd. Şti. ve ...Endüstri Tesisat Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından eldeki davanın davacısı ...Üretim A.Ş. aleyhine 27/07/2015 tarihinde açılan banka teminat mektubundan kaynaklı alacak istemli ... ... Ticaret Mahkemesi'nin 2015/473 Esas sayılı dosyasının mahkememizin 2015/213 Esas dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiş, yargılama neticesinde mahkememizin 2019/295 Esas 2022/16 Karar sayılı kararı ile " Taraflar arasındaki uyuşmazlığın 26.01.2001 tarihli mobil santral yapım işini konu alan sözleşmeden kaynaklandığı, bu sözleşmeye göre, davacı yüklenicinin, mobil santrali projenin onaylandığı tarihten itibaren 9 aylık süre içerisinde kurup iş sahibi şirkete teslim edeceği, iş sahibi şirketin ise, kurulumdan itibaren 60 ay boyunca santrali işletip sözleşmenin 24. maddesinde hesaplama şekli gösterilen bedeli yükleniciye ödeyeceği, asıl davanın sözleşmenin 10. maddesi hükmü gereğince tahakkuk ettirilen cezai şarttan dolayı borçlu bulunulmadığının tespiti; birleşen ...Ticaret Mahkemesinin 2008/710 E. sayılı dava dosyasındaki davanın, 10. madde kapsamında yüklenicinin teslimde geciktiği süre kadar, 24. madde hükmü gereğince kendisine verilecek kira bedeli alacağından yararlanamayacağına dair düzenleme uyarınca ödenmeyen bakiye iş bedeli alacağının tahsili, birleşen ... Ticaret Mahkemesinin 2015/473 E sayılı dosyasındaki davanın ise taraflar arasındaki sözleşme kapsamında verilen teminat mektuplarının kısmen iadesi ve haksız olarak iade edilmeyen teminat mektupları için bankalara ödenen komisyon bedelinin tahsili istemlerine ilişkin olduğu, 2001 yılı Ocak döneminde bir firmanın 85.000.000,00 USD tutarındaki makineleri peşin ödeme ile almamasını tedbirsizlik olarak nitelemenin, ekonomik ve ticari hayatının gerçeklerine uygun düşmeyeceği, bu ölçekteki projelerde dış finansman ile zamana yayarak borçlanmanın bu yolla oluşabilecek zararlar ve sair risklerin en az hasarla atlatılmasına imkan tanıyacağı, peşin ödemenin bir alternatif olmakla beraber ticari ve rasyonel bir alternatif olmadığı, diğer taraftan, davacı konsorsiyumun ECDG nezdinde yükümlülüklerini ihlal ettiğine dair bir kayıt da bulunmadığı, ECDG nezdinde yaşanan gecikmenin, yüklenicinin edimlerini ifa etmemesinden değil, ülkemizde yaşanan 2001 yılı Şubat ekonomik krizinden kaynaklandığı, kaldı ki, iş sahibi şirketin de, finansmanın yurt dışından sağlanacağını bildiği, bu kapsamda, iş sahibinin finansmandan kaynaklanan sıkıtıntılar nedeniyle davacı şirketin talebi üzerine proje değişikliğini kabul ettiği ve bu değişikliğe uygun şekilde yapılan imalatı teslim alıp kullandığı, bu nedenle, yüklenici konsorsiyumun gecikme nedeniyle kusurunun bulunmadığı, davacı konsorsiyum tarafından davalı iş sahibi şirkete verilen 04.12.2001 tarihli dilekçe ile kesin bir şekilde 120 günlük süre uzatımı talep edildiğinden, bu süreyi aşan gecikmeden yüklenici konsorsiyumun sorumlu tutulması gerektiği, yüklenicinin 120 günlük haklı gecikme süresinin 203 günlük toplam gecikme süresinden mahsubu halinde, 83 günlük gecikme nedeniyle yüklenici konsorsiyuma ceza uygulanmasının yerinde olduğu, birleşen ... ...Ticaret Mahkemesi dosyası yönünden haklı gecikme süresi olarak belirlenen 120 günlük sürenin 15 günlük kısmının kira bedelinin iş sahibi şirketçe ödendiğinin kabulüyle 105 günlük kira bedelinin sözleşmenin 24. maddesinde öngörülen usule göre belirlenen 2.082,00 cent/kWh bedelden, 105 gün için yüklenici konsorsiyumun maliyetine girmeyen masrafların değerlendirilerek belirlenmesi gerektiği, bu kapsamda alınan bilirkişi kurul raporu ile belirlendiği üzere, 11.250,000,00 USD gecikme cezasının 83 günlük süreye isabet 10.200.000,00 USD yönünden yerinde olduğu, 7 günlük süreye isabet eden 1.050.000,00 USD yönünden ise yerinde olmadığı, davacı ortak girişimin davalı idareden talep edebileceği 105 günlük süreye isabet eden kira bedelinin 3.977.246,87 USD olabileceği, taraflarca da söz konusu bilirkişi Kurulu raporu ile berilenen bu miktarlar yönünden bir itiraz ileri sürülmediği anlaşılmakla, asıl ve birleşen ... ...Ticaret Mahkemesinin 2008/710 E sayılı davası yönünden, davaların kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Birleşen ... ... Ticaret Mahkemesi'nin 2015/473 E. sayılı dava dosyası yönünden yapılan değerlendirmede ise; taraflar arasırıda imzalanan 26.01.2001 Tarihli, 60 Ay süreli Mobil Santral İşletme ve Kiralama Sözleşmesi kapsamında davacı yüklenici konsorsiyum tarafından davalıya YKB Kızılay/... Şubesi aracılığıyla; 27.09.2001 Tarihli, 16398/10321 Numaralı, 6.194.294,00 USD bedelli, 28.12.2004 tarihli, ... .... .... USD bedelli toplam tutarı 12.388.588,00 USD olan 2 adet ... verildiği ve söz konusu teminat mektuplarının halen davalı uhdesinde bulunduğu, taraflar arasında akdolunmuş Mobil (...) Santrallerin Kiralanması ve Hizmet Alımı Yoluyla Çalıştırılması başlıklı Sözleşmenin Kesin Teminat başlıklı 7. maddesinde “Yüklenici, bu Sözleşme kapsamı iş için belirlenen Sözleşme Bedelinin Y06' sını ABD Doları cinsinden Kesin Teminat olarak ...” e verecektir. (Birden fazla santral olması halinde her biri için ayrı ayrı olmak üzere), Kesin Teminat, Yüklenicinin Sözleşme Yükümlülüklerini yerine getirmemesinden dolayı doğmuş ve doğacak kayıpları karşılamak için ...' a Tazminat olarak ödenebilir olacak.......... TAŞ”ın kabul edeceği bir formda, süresiz ve koşulsuz olacaktır. Sözleşme imzalandıktan sonra Yüklenici” nin Geçici Teminatı kendisine iade edilecektir. Kesin Teminat ise, Sözleşme şartlarının başarılı bir şekilde yerine getirilmiş olarak Sözleşme sona erdiğinde Yüklenici tarafından bu işle ilgili olarak diğer kurum ve kuruluşlarla olan tüm ilişkilerini gösterir Yasal Belgelerin ibrazından sonra iade edilecektir” düzenlemesine yer verildiği, sözleşme şartlarında 60 ay boyunca üretilmesi öngörülen 4.257.245.605 kWh'lık ...üretiminin birim fiyatının 4,85 USDcent/kWh olarak belirlenmiş olduğu dikkate alındığında bilirkişi heyetince sözleşme bedelinin 206.476.411,84 USD olduğu hesaplandığı, sözleşmenin 7. maddesinde düzenlenmiş % 6 oranına göre davacı yüklenici tarafından davalı İdareye verilmesi gereken teminat Mektubunun (206.476.411,84 USD X % 6=)12.388.585,00 USD olacağı ve toplam tutarı 12.388.588,00 USD olan 2 adet kesin ve süresiz teminat mektubunu davalı idareye teslim ederek 60 ay süresince üretilmesi öngörülen ...enerjisi için sözleşmede belirlenen şartlar dahilinde kesin ve süresiz teminat verme yükümlülüğünü ifa etmiş olduğu, 60 Aylık süre için öngörülen 206.476.411,84 USD sözleşme bedelinin, sözleşmenin kiralama dönemi devam ederken erken sonlandırılması nedeniyle bilirkişi heyet raporu ile tespit edildiği üzere 118.504.613,96 USD' ye düşmesi nedeniyle, 118.504.613,96 USD'nin % 6”sına tekabül eden 7.110.276,84 USD' lik teminat mektubu ile teminatlandırılması gerekirken 12.388.588,00 teminat mektubu verilmesi nedeniyle; (12.388.588,00 USD - 7.110.276,84 USD) 5.278.307,87 USD fazladan teminat verildiği, yine bilirkişi raporu ile hesap edildiği üzere asıl ve birleşen ... ...Ticaret Mahkemesi dosyası kapsamında davalının davacılardan 10.200.000,00 USD cezai şart alacağı ve davacıların da davalıdan 3.977.246,87 USD kira alacağının oluştuğu, ayrıca, Mahkememizin 2008/327 E.- 2012/375 K. sayılı ve 23.10.2012 tarihli kararı sonrasında davacılar aleyhine hükmedilen 7.950.000. USD cezai şart borcu ile davacı lehine hükmedilen 4.565.565 USD kira tutarı+821.801-USD KDV +1.400.219 USD faiz toplamı olan 6.787.565 USD ile asıl ve birleşen davalardaki yargılama gider ve harçlar ile vekalet ücretleri toplamı olan 546.983,32 TL alacağın, karşılıklı faturalaşmak suretiyle birbirlerinden takas mahsubu sonucunda, aradaki fark olan 1.356.111,75 USD'nin, davacılar tarafından 19.07.2013 tarihinde davalı hesabına yatırılmış olduğu, davalının 10.200.000,00 USD cezai şart alacağından, davacılar tarafından davalı idareye ödenen 1.356.111,75 USD ve işlemiş temerrüt faizleri hariç 3.977.246,87 USD kira alacağı mahsup edildiğinde 4.866.641,38 USD'nin altında bir tutarın davalının bakiye alacağı olarak kalacağı ve davacıların iadesini talep ettiği 5.278.307,87 USD teminatın davalı uhdesinde bulunan 12.388.588,00 USD teminat tutarından indirildiğinde davalı uhdesinde kalacak 7.110.276,84 USD teminatın davalı idarenin yaklaşık olarak hesaplanan bakiye alacağını fazlasıyla karşıladığı, ayrıca Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı/... Sosyal İl Güvenlik Müdürlüğü'nce davalıya hitaben düzenlenmiş 02/05/2013 tarihli ilişiksiz belgesi gözetildiğinde davacıların 5.278.307,87 USD tutarında kısmi iade istemlerinin yerinde olduğu anlaşılmakla ve taleple bağlı kalınarak davalı taraf uhdesinde bulunan 100.000,00 USD tutarındaki teminat mektubunun davacılarlara iadesine karar vermek gerekmiştir. Davacıların teminat mektupları için ödenen komisyon bedellerinin davalıdan tahsili talepleri yönünden ise, ilgili bankadan celbedilen evrakın incelenmesinde, 27.09.2001 tarihli, 16398/10321 nolu, 6.194.294,00 USD tutarlı teminat mektubu için 01.01.2007-30.06.2015 tarihleri arasında kalan dönemde aylık periyotlar halinde BSMV hariç toplamda 630.811,26 TL, 26.12.2004 tarihli, 031704001519 Nolu, 6.194.294,00 USD tutarlı teminat mektubu için 01.01.2007-30.06.2015 tarihleri arasında kalan dönemde aylık periyotlar halinde BSMV hariç toplamda 630.817,87 TL komisyon tahakkuk ve tahsilatı yaptığı, sözleşmenin sona ermesinden sonra davacıya iadesi gereken teminat mektupları için davacının dava tarihine kadar ödediği komisyon tutarlarını davalıdan talep etmekte haklı olduğu, her ne kadar dava dilekçesi ile USD olarak talepte bulunulmuş, bilirkişi heyetince söz konusu tutar USD üzerinden hesaplanmış ve davacılarca da bu miktar üzerinden talep ıslah edilmiş ise de, davacıların TL olarak ödedikleri komisyon bedelini USD olarak talep edemeyecekleri anlaşılmakla, Mahkememizce resen yapılan hesaplama neticesinde (1.261.623,13x5.278.307,87/12.388.588,00=) 537.532,36 TL komisyon bedeli ve 26.876,61 TL BSMV olmak üzere toplam 564.408,97 TL komisyon bedeli talep edebileceği kabul edilmiş, dava tarihinden önce temerrüt gerçekleşmediğinden dava dilekçesi ile talep 27.352,00 TL'ye 27/07/2015 dava tarihinden, bakiye 537.056,97 TL'sine ise 19/10/2021 ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilerek davanın kısmen kabulüne dair hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle asıl dava yönünden, davanın kısmen kabulü ile 11.250.000,00 USD (KDV hariç) cezai şart alacağından davacılarnın davalıya 1.050.000,00 USD borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, Mahkememizin 18/06/2003 tarihli ihtiyati tedbir kararının 1.050.000,00 USD üzerinden devamına, bakiyesi için tedbirin kaldırılmasına, Birleşen ... ...E sayılı dava dosyası yönünden, davanın kısmen kabulü ile 3.977.246,87 USD'nin 847.772,29 USD'sine 19/02/2007 tarihinden, bakiyesine 15/12/2008 dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca işletilecek faizi ile davalıdan tahsili ile davacılarlara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, birleşen ... ... Ticaret Mahkemesi'nin 2015/473 E sayılı dava dosyası yönünden, davanın kısmen kabulü ile davalı taraf uhdesinde bulunan 100.000,00 USD tutarındaki teminat mektubunun davacılarlara iadesine, teminat mektupları için bankaya ödenen 537.532,36 TL komisyon bedeli ve 26.876,61 TL BSMV olmak üzere toplam 564.408,97 TL'nin 27.352,00 TL'sine 27/07/2015 dava tarihinden, 537.056,97 TL'sine 19/10/2021 ıslah tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine .... ..... ..... Karar sayılı ilamı ile "Asıl ve birleşen davalarda, yabancı para cinsinden alacak talepleri için dava tarihlerindeki kur üzerinden dava değeri belirlenmiş ve harçlar bu tutarlar esas alınarak yatırılmıştır. Bu nedenle mahkemece, yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden, karar tarihindeki tarifeye göre vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olduğu gibi, teminat mektubu komisyon bedellerinin de davacılar tarafından TL üzerinden yatırıldığı anlaşıldığından mahkemece TL üzerinden teminat mektubu komisyon bedelinin tahsiline karar verilmesi de doğru olup, asıl ve birleşen davalar davacısı yüklenicilerin temyiz itirazları yerinde görülmeyip, reddi gerekmiştir. Birleşen davada iadesine karar verilen teminat mektubu tutarı, sözleşmenin erken sonlandırılması nedeniyle düşen sözleşme bedeli karşılığı olduğundan davacının bu miktar yönünden vergi dairesinden borcu yoktur yazısı getirmesi gerekmediğinden davalının bu temyiz itirazı yerinde görülmediği gibi, taraflar arasından mahkemece verilen ikinci karardan sonra yapılan mahsuplaşmanın infaz aşamasında dikkate alınacağının tabi bulunmasına göre davalının bu temyiz itirazı da yerine görülmeyip, reddi gerekmiştir. Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme yapılarak hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve bozmanın şümulü dışında kalarak kesinleşen cihetlere ait temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmamasına göre taraf vekillerinin yerinde bulunmayan tüm temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir." gerekçesiyle mahkememiz kararının onanmasına karar verilmiş, böylelikle mahkememizin 2019/295 Esas 2022/16 Karar sayılı kararı Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 08/11/2023 tarih ve 2023/3368 Esas 2023/3755 Karar sayılı ilamı ile karar düzeltme isteminin reddine karar verilmekle 08/11/2023 tarihinde kesinleşmiştir. Tüm dosya kapsamından; davalı şirketlerin oluşturduğu ... Adi Ortaklığı ile ...Üretim A.Ş. (eski unvanı ...) arasında 26.01.2001 tarihli “Mobil (...) Santral Kiralanması ve Hizmet Alımı Yoluyla Çalıştırılmasına İlişkin Sözleşme” imzalandığı, sözleşme süresinin 69 ay olduğunun, bu sürede santralin konuşlandırılma süresinin 9 ay, hizmet süresinin ise 60 ay olarak kararlaştırıldığı, işe başlama tarihinin 28.03.2001 olduğu, bu haliyle 28.12.2001 tarihinde santralin konuşlandırılıp hazır hale getirilmesi gerekirken, santralin davalıların oluşturduğu adi ortaklık tarafından 203 gün gecikmeli olarak yani 20.07.2002 tarihinde işletmeye alınabildiği, bu gecikme sebebiyle davalıların oluşturduğu adi ortaklıkça 11.01.2002 tarihli yazı ile 120 gün süre uzatım talep ettiği, Komisyonca 15 gün uzatma süresi verildiği, kalan 188 günlük süre içinde Sözleşme'nin 10. maddesi uyarınca 90 günlük (90 günü geçemeyeceğinden) gecikme cezası olarak 11.250.000 USD ceza kesildiği, davacı tarafça bu durumun 16.03.2003 tarihli 3009 sayılı yazı ile davalılara bildirildiği, 11.250.000 USD gecikme cezası alacağının istenilen tarihte davalıların oluşturduğu adi ortaklığın verdiği teminat mektubundan kesilmesi suretiyle tahsili mümkün iken davalıların oluşturduğu adi ortaklığın ... 5.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2003/289 D.İş sayılı dosyası nezdindeki 17.3.2003 tarihli ihtiyati tedbir başvurusu üzerine, anılan mahkememizin 2003/829 D.İş sayılı 18.06.2003 tarihli değişik iş kararı ile; "Taraflar arasında akdedilen 26.01.2001 tarihli 100 MW gücündeki ... Mobil Santralinin Konuşlandırılması ve Hizmet Alımı Yoluyla Çalıştırılmasına İlişkni Sözleşmenin 10. Maddesi uyarınca mobil santralinin konuşlandırılmasına ilişkin 188 günlük gecikme ile ilgili olarak ...Üretim AŞ tarafından başlatılan cezai şart tutanının talepte bulunan ... Ortak Girişiminden tahsiline yönelik iş ve işlemlerin bu yolda açılacak dava sonuçlanıncaya değin HMUK'nun 103.maddesi uyarınca durdurulmasına" şeklinde 11.250.000 USD bedelli cezai şartın tahsilinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verildiği görülmüştür. Tüm dosya kapsamından; yukarıda izah edildiği üzere taraflar arasında akdedilen 26.01.2001 tarihli “Mobil (...) Santral Kiralanması ve Hizmet Alımı Yoluyla Çalıştırılmasına İlişkin Sözleşme” isimli eser sözleşmesi kapsamında çıkan uyuşmazlık nedeniyle davalı şirketlerin oluşturduğu ... Adi Ortaklığı tarafından karşı taraf ...Üretim A.Ş. (eski unvanı ...) aleyhine cezai şartın tahsilinin önlenmesi amacıyla 17.3.2003 tarihli ihtiyati tedbir isteminde bulunulduğu, mahkememizin 2003/829 D.İş sayılı kararı ile 11.250.000 USD bedelli cezai şartın tahsilinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verildiği, yine Mahkememizin 2003/426 Esas sayılı dosyasında davalı şirketlerin oluşturduğu ... Adi Ortaklığı'nı oluşturan ... İnşaat Ltd. Şti. ve ...Endüstri Tesisat Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından eldeki davanın davacısı ...Üretim A.Ş. aleyhine 25/06/2003 tarihinde açılan muarazanın giderilmesi istemli davada taraflar arasında akdedilen 26/01/2001 tarihli Sözleşme'nin 10. maddesi uyarınca Sözleşme konusu işin ilk safhasını teşkil eden "santralin konuşlandırılması" aşamasının gecikmesine ilişkin olarak davalı ...Üretim A.Ş.'nin cezai şart talep etmekten vazgeçtiğinin tespiti ile bu hususta davalı ...Üretim A.Ş. tarafından çıkarılan muarazanın giderilmesinin talep edildiği, iş bu davanın birden fazla kez bozulmakla 2008/327, 2015/213 ve 2019/295 Esas sayılarını aldığı, bu aşamalarda ... ... .... .... Esas sayılı dosyasının ve ... ... Ticaret Mahkemesi'nin 2015/473 E sayılı dava dosyasının ilk esası 2003/426 olan asıl dava ile birleştirildikleri, nihayetinde mahkememizin 2019/295 Esas 2022/16 Karar sayılı kararı ile asıl dava yönünden davanın kısmen kabulü ile 11.250.000,00 USD (KDV hariç) cezai şart alacağından davacıların (eldeki davanın davalılarının) davalıya (eldeki davanın davacısına) 1.050.000,00 USD borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, Mahkememizin 18/06/2003 tarihli ihtiyati tedbir kararının 1.050.000,00 USD üzerinden devamına, bakiyesi için tedbirin kaldırılmasına karar verildiği, ilamın 08/11/2023 tarihinde kesinleştiği, bu haliyle; mahkememiz 2019/295 Esas sayılı dosyası gerekçeli kararına yansıdığı üzere (mahkememizin 2003/289 Değişik İş sayılı ihtiyati tedbir kararına konu) 11.250,000 USD gecikme cezasının 83 günlük süreye isabet 10.200.000 USD tutarı yönünden yerinde olduğu, 7 günlük süreye isabet eden 1.050.000 USD tutarı yönünden ise yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Kural olarak, ihtiyati tedbir isteyen tarafın bu tedbiri haksız olarak koydurduğu anlaşılırsa, karşı taraf veya üçüncü kişi, bu haksız ihtiyati tedbir nedeniyle uğradıkları zararın ödenmesini, ihtiyati tedbir koydurmuş olan taraftan ayrı bir tazminat davası ile isteyebilir. Haksız ihtiyati tedbir koydurtmuş olan tarafın bundan doğan zararla sorumlu tutulabilmesi için, ihtiyati tedbiri kötüniyetle istemiş ve koydurmuş olması veya bunda her hangi bir ihmalinin bulunması şart değildir. İhtiyati tedbir haksız ve bundan da bir zarar doğmuş ise, bu haksız ihtiyati tedbiri koydurtmuş olan taraf, kusurlu olmasa bile bundan zarar gören karşı tarafa veya üçüncü kişiye tazminat ödemekle yükümlüdür. Zira haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan maddi tazminat sorumluluğu kusursuz sorumluluktur. (Benzer yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 21.05.2008 tarihli 2008/4415Esas 2008/6680Karar sayılı ilamı) Bu haliyle mahkememizin 18.06.2003 tarihli 2003/289 D.İş sayılı kararı ile 11.500.000 USD'ye denk gelen cezai şartın uygulanmaması hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmekle, eldeki davanın davacısı işverenin teminat mektuplarının paraya çevrilmesi suretiyle cezai şart alacağına ulaşmasının engellendiği, davalı şirketlerin oluşturduğu ... Adi Ortaklığı tarafından alınan haksız ihtiyati tedbir kararı ile davacının zararının tazmini talebinin yerinde olduğu, mahkememizin 2019/295 Esas 2022/16 Karar sayılı kesinleşen ilamı ile toplam 11.250.000 USD cezai şart alacağının, 10.200.000 USD'lik kısmının yerinde olduğunun tespit edildiği, buna karşın eldeki davanın davacısının aşamalarda mahkememizin ...Karar sayılı kararı ile; asıl davanın kısmen kabulü ile 12.06.2003 tarihli davalı idare yazısında belirtilen 11.250.000,00 USD (KDV Hariç) cezai şart alacağından, davacının, davalıya 3.300.000,00 USD borçlu olmadığının tespitine, 7.950.000,00 USD (KDV Hariç) tutar için açılan davanın reddine, Mahkememizin 18.06.2003 tarihli ihtiyati tedbir kararının 3.300.000,00 USD üzerinden devamına, bakiyesi için tedbirin kaldırılmasına karar verildiğinden 7.950.000 USD üzerinden alacağına geç ulaşması nedeniyle uğradığı zararın tazminini Türk Lirası karşılığı olarak talep ettiği, mahkememizce aldırılan ve hükme esas alınabilir nitelikteki bilirkişi kök ve ek raporları ile davacının zararının hesaplanması neticesinde; 2003/289 D. İş 18/06/2003 tedbir karar tarihinde USD x 1.414.-TL x 7.950.000 USD = 11.241.300 TL olup buna göre davacı teşekkül tarafından 18/06/2003 tarihinden dava tarihine kadar hesaplama yapıldığında davacının zararının toplam 34.570.931,96 TL olarak hesaplandığı anlaşılmakla asıl davanın kabulü ile; 34.570.931,96 TL alacağın 25/07/2013 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile (haksız fiil nedeniyle tazminat talep edilmesi dikkate alınarak) birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir. Birleşen dava yönünden yapılan değerlendirmede; Birleşen davada 18/03/2003 tarihli ... ... .... .... D. İş sayılı ihtiyati tedbir kararı nedeniyle davacı tarafın, asıl davada talep ettiği 7.950.000 USD alacağına kavuşamaması nedeniyle doğan zararından bakiye olan ve 10.200.000 USD talep edilebilir cezai şart alacağından 7.950.000 USD cezai şart alacağının mahsubu sonucu ulaşılan 2.250.000,00 USD cezai şart alacağına 20 yıldan fazla geçen süreye rağmen ulaşamadıklarından dolayı alacağa ulaşmada gecikme nedeniyle fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak uğranılan 1.416.117,50 USD zararın Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabından ödediği en yüksek faizi oranında işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili talep edilmiş, 03/10/2025 ıslah tarihli ıslah dilekçesi ile dava 1.984.900,74 USD olarak ıslah edilmiştir. Davalı ... ... AŞ vekili 03/10/2025 tarihinde ıslah edilen dava değeri üzerinden ıslah zamanaşımı def'inde bulunmakla; mahkememizin 2019/295 Esas 2022/16 Karar sayılı dosyasında cezai şart alacağının doğup doğmadığı, dolayısıyla eldeki davaya konu ihtiyati tedbirin haksız olup olmadığı yönünden yürütülen ve mahkememizce sonucu beklenen yargılamada verilen kararın 08/11/2023 tarihinde kesinleştiği dikkate alınarak mahkememizin 20/11/2025 tarihli celsesinde davalı ... ... AŞ vekilinin ıslah zamanaşımı def'inin reddine karar verilmiştir. Mahkememizin 18.06.2003 tarihli 2003/289 D.İş sayılı kararı ile 11.500.000 USD'ye denk gelen cezai şartın uygulanmaması hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmekle, eldeki davanın davacısı işverenin teminat mektuplarının paraya çevrilmesi suretiyle cezai şart alacağına ulaşmasının engellendiği, davalı şirketlerin oluşturduğu ... Adi Ortaklığı tarafından alınan haksız ihtiyati tedbir kararı ile davacının zararının tazmini talebinin yerinde olduğu, mahkememizin 2019/295 Esas 2022/16 Karar sayılı kesinleşen ilamı ile toplam 11.250.000 USD cezai şart alacağının, 10.200.000 USD'lik kısmının yerinde olduğunun tespit edildiği, buna karşın eldeki birleşen davanın davacısının; asıl davada mahkememizin ...Karar sayılı kararı ile; asıl davanın kısmen kabulü ile 12.06.2003 tarihli davalı idare yazısında belirtilen 11.250.000,00 USD (KDV Hariç) cezai şart alacağından, davacının, davalıya 3.300.000,00 USD borçlu olmadığının tespitine, 7.950.000,00 USD (KDV Hariç) tutar için açılan davanın reddine, Mahkememizin 18.06.2003 tarihli ihtiyati tedbir kararının 3.300.000,00 USD üzerinden devamına, bakiyesi için tedbirin kaldırılmasına karar verildiğinden 7.950.000 USD üzerinden alacağına geç ulaşması nedeniyle uğradığı zararın tazminini Türk Lirası karşılığı olarak talep ettiği, bu kez birleşen dava ile ise 10.200.000 USD cezai şart alacağından bakiye 2.2250.000 USD'lik kısım yönünden uğradığı zararının tazminini talep ettiği, mahkememizce aldırılan ve hükme esas alınabilir nitelikteki bilirkişi kök ve ek raporları ile davacının zararının hesaplanması neticesinde; 2003/289 D. İş 18/06/2003 tedbir karar tarihinde USD x 1.414.-TL x 7.950.000 USD = 11.241.300 TL olup buna göre davacı teşekkül tarafından 18/06/2003 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun Yabancı Paralarda Uygulanacak Faiz Türü esas alınarak yapılan hesaplamada 1.984.900,74 USD faiz alacağı doğduğu anlaşılmakla birleşen ... ... .... .... Esas sayılı davasının kabulü ile; toplam 1.984.900,74 Amerikan doları alacağın, 1.416.117,50 Amerikan Doları tutarının (efektif satış kuru 32,9559 TL) 11/07/2024 birleşen dava tarihinden itibaren, 568.783,24 Amerikan Doları (efektif satış kuru 41.6598 TL) tutarının 03/10/2025 ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Asıl davanın KABULÜ ile; 34.570.931,96 TL alacağın 25/07/2013 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 1.a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 2.361.540,36 TL karar ve ilam harcından peşin yatırılan 590.385,10 TL karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 1.771.155,26 TL karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye irat kaydına, davacı tarafından peşin yatırılan 590.385,10 TL karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, 1.b-Davacı tarafından yapılan 24,30 TL başvurma harcı, 1.296,50 TL posta ve tebligat gideri ile 54.000 TL bilirkişi gideri olmak üzere toplam 55.320,80 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 1.c-Davacı vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 1.401.709,32 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 1.ç-HMK'nın 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının yatırana iadesine, 2-Birleşen ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/481 Esas sayılı davasının KABULÜ ile; toplam 1.984.900,74 Amerikan doları alacağın, 1.416.117,50 Amerikan Doları tutarının 11/07/2024 birleşen dava tarihinden itibaren, 568.783,24 Amerikan Doları tutarının 03/10/2025 ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 2.a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 4.806.621,04 TL karar ve ilam harcından peşin yatırılan 796.711,77 TL karar ve ilam harcının ve 404.659 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 3.605.250,27 TL karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye irat kaydına, davacı tarafından peşin yatırılan 796.711,77 TL karar ve ilam harcı ve 404.659 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.201.370,77 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, 2.b-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı ve 76 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 503,60 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 2.c-Davacı vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 1.759.648,23 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 2.ç-6325 Sayılı Kanunun 18/A-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 3.800 TL arabuluculuk giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye irat kaydına, 2.d-HMK'nın 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 20/11/2025