İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2006/2961 E. 2016/318 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2006/2961
Karar No
2016/318
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2023/33 Esas KARAR NO :2024/954 DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:26/04/2022 KARAR TARİHİ:26/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 01.09.2020 tarihinde yürürlüğe girmek üzere bir "... Tedarik Sözleşmesi"nin akdedildiğini, sözleşme uyarınca, müvekkili şirketin ihtiyacı olan anasonun satıcı ... Tarım Ürünleri İnşaat San. Ve Tic. Ltd. Şti tarafından 900.000 kg olarak ... Fabrikasına teslim edilmesi gerektiğini, sözleşmenin IV-Kalite Şartları maddesinde ifa edilecek ürünün kalitesinin müvekkili şirketin ... Teknik Spesifikasyonunda yer alan metot ile belirleneceğinin kabul ve taahhüt edildiğini ve gönderilen her kamyon ürün için ayrı ayrı analiz yapılacağının belirlendiğini, sözleşme ekinde bulunan ... Teknik Spesifikasyonunda teslim edilecek ürünler için kalite şartları oluşturulmakla birlikte, belirlenen oranlar dışında gelen ürünün satın alınmasının müvekkili şirketin takdirine bırakıldığını, ürünün ... Teknik Spesifikasyonunda belirlenen oran dışında olması halinde ise sözleşmenin IX-Ceza Hükümleri Bölümünün 2. Kalite Cezası bölümünde yer aldığı şekilde eter yağının düşük gelmesi durumunda %2,35(min) , nem oranı için %10(max) ile yabancı madde için ise %8 (max) ceza faturası kesileceğinin belirlendiğini, kalite şartlarına uygun olmayan parti ürünün reddi halinde ürünün yenisinin 5 gün içerisinde müvekkiline teslim edilmemesi durumunda ise müvekkilinin sözleşmeyi derhal, tazminatsız olarak feshedebileceğinin, müvekkili şirkette meydana gelebilecek iş kaybından doğan her türlü tazminat ve kar kaybı ile alternatif kaynaktan temin edilecek ürünün fiyatı ile sözleşme fiyatı arasındaki farkı talep edileceğinin kararlaştırıldığını, sözleşme kalite değerleri ile ürünlerin ortalama kalite değerleri arasındaki fark üzerinden davalı tarafa kalite cezası belirlendiğini ve davalının alacağından mahsup edilecek şekilde fatura edildiğini, taraflar arasında imzalanan kalite kontrol parameterleri ve kabul kriterleri açık bir şekilde belirlendiğini ve davalı şirket tarafından kabul edildiğini, cezai şartın talep edilebilmesi için alacaklının zarara uğramasına gerek olmadığı gibi borçlunun kusurunun da bulunması gerekmediğinden alacaklının zarar ve kusurun ispat külfetinin bulunmadığını (Yargıtay HGK 2014/13-1013 E. - 2016/318 K. sayılı ve 16.03.2016 tarihli ilamı, Yargıtay 15 HD'nin 2006/2961 E. - 2006/4723 K. sayılı ve 24.07.2006 tarihli ilamı) belirterek davalı şirketin, taraflar arasında imza altına alınan ... Tedarik Sözleşmesi uyarınca müvekkili şirket tarafından kalite cezası hesap edilerek kesilen 17.09.2021 fatura tarihli ... nolu iade faturasının davalı tarafından ... nolu 27.09.2021 tarihli fatura ile iade edilmesi nedeniyle davalı şirket aleyhine .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasıyla dosyasıyla ilamsız icra yoluyla başlatılan kısmı ve faizi toplamı olan 732.422,97 TL olan icra takibine yapılan haksız itirazın iptali ile icra takibinin devamına ve davalının yapmış olduğu haksız itiraz sebebiyle asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesi talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin adresinin Pamuklu / Denizli olduğunu, HMK m. 6 uyarınca yetkili mahkemenin Denizli Mahkemeleri olduğunu, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında borca itiraz ederken yetki itirazlarının olmamasının İzmir Mahkemelerini yetkili kılmayacağını (Yargıtay 15 HD'nin 2010/ 5730 E - 2010/5917 K ve Yargıtay 17 HD'nin 2014/6945 E - 2016/1011 K), taraflar arasında akdedilen ... Tedarik Sözleşmesinin XVI-Diğer Hükümler başlığının 3. maddesinde sözleşmeden doğacak ihtilaflarda İstanbul Çağlayan Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkili olacağının düzenlendiğini, HMK m. 17 uyarınca davanın sadece sözleşmeyle belirlenecek mahkemelerde açılabileceğini, davanın yetkisiz mahkemede açılması nedeniyle usulden reddinin gerektiğini, davacı şirketin müvekkili şirketten 30 kat büyük bir şirket olduğunu, taraflar eşit olmadığını, davacı tarafça tek taraflı hazırlanan ... Tedarik Sözleşmesinin müvekkiline mail yoluyla gönderildiğini ve müvekkilinin cezai şartları ve diğer yaptırımları müzakere etme şansının bulunmadığını ve mecburen imzaladığını, TBK m. 21 gereğince sözleşmedeki cezası kısmı müzakere edilmediğinden bu koşulların yazılmamış sayılması gerektiğini, TBK 20-25 maddeleri arasında düzenlenmiş olan genel işlem koşullarına ilişkin hükümlerin tacirlerden yönünden TTK m. 18/2 hükmüne göre uygulanıp uygulanmayacağının, her zaman somut olayın özelliğine göre değerlendirilmesi gerektiğini, davacı firmaya tedarik edilen anasonların ayıplı olmadığını, her parti malın bir örneğinin müvekkili firmada saklandığını, yargılama aşamasında numuneler üzerinde bilirkişilerce yapılacak analizde anasonların sözleşmeye uygun olduğunun ortaya çıkacağını, davacı şirket tarafından tek taraflı ve yanlı yapılan analizleri kabul etmediklerini, sözleşmenin VI- Teslimat Hükümleri bölümünün 1.Teslimat Programı bendine göre davacı firmanın Eylül 2020 - 100.000 kg, Ekim 2020 - 100.000 kg, Kasım 2020 - 100.000 kg, Aralık 2020 - 100.000 kg, Ocak 2021 - 100.000 kg, Şubat 2021 - 80.000 kg, Mart 2021 - 80.000 kg, Nisan 2021 - 80.000 kg, Mayıs 2021 - 80.000 kg ve Haziran 2021 - 80.000 kg olmak üzere toplam 900.000 kg anasonu önceden belirlenen tarihlerde alacağını taahhüt ettiğini, ancak 2.Teslim Alma ve Teslim Etme bendine göre de davacı tarafın belirtilen tarihlerde belirli miktarlarda teslim alınacak ürünlerin en fazla %20'sine kadar olan miktar için değişiklik yapılabileceğinin kabul edildiğini, davacı firmanın satın almayı taahhüt ettiği miktarların ya üzerinde ya da altında satın alma yaptığını, bu durumun ... analiz raporundan anlaşılacağını, müvekkili şirketin, sözleşmede belirtilen taahhütlerini yerine getirmek adına 100.000 kg ürün tedarik ettiğini, ancak davacı firmanın ise 20.000 kg alım yaptığı aylar olduğunu, kalan 80.000 kg ... ürünü ise çok zorlu şartlar altında muhafaza etmeye çalıştığını ve anasonun özelliğinin bozulmaması için ekstra masraflar yaptığını, üründe bir ayıp var ise de bu davacının sözleşmede belirtilen tarihlerde belirtilen miktarlar kadar alım yapmamasından kaynaklandığını, davacı tarafça TTK m. 23 uyarınca açık ayıplar için iki, gizli ayıplar için ise sekiz günlük olan yasal süreler içerisinde ayıp ihbarında bulunulmadığını, TTK m. 223 uyarınca davacı / alıcının gözden geçirme ve bildirimde bulunma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, hak düşürücü sürelere tabi muayene külfetini yerine getirmeyen alıcının ayıba bağlı haklarının ortadan kalktığını, müvekkilinin ayıptan cezai fatura ile bilgi sahibi olduğunu, usulüne uygun ayıp ihbarını yerine getirmeyen davacının satılanı kabul etmiş sayılacağından cezai fatura kesemeyeceğini belirterek yargılama aşamasında ortaya çıkacak sebeplerle ve mahkemece re'sen uygulanacak sebeplerle davacının, likit ve belirli bir alacağa dayalı icra takibinde haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle itirazın iptali davasının esastan reddi ile asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatını ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER Davacı vekili delil ve belgelerini ibraz etmiş, davada; .... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası, ticari defterler, banka kayıtları, taraflar arasındaki tüm ticari işlemlere ait belgeler, ... Tedarik Sözleşmesi, ek protokol, dekontlar, ... Teknik Spesifikasyonu, ... Alımı Sözleşmesi KGG Gereklilikleri, 17.09.2021 fatura tarihli ... nolu fatura, ... nolu 27.09.2021 tarihli fatura, arabuluculuk son tutanağı, bilirkişi incelemesi deliline dayanmışlardır. .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısı ... A.Ş. A.Ş.’nin 09.12.2021 tarihli ilamsız takip talebiyle borçlu ... Tarım Ltd. Şti. aleyhine 732.422,97 TL kalite ceza faturasına istinaden takibe geçtiği, borçluya ödeme emrinin 15.12.2021 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 13.12.2021 tarihinde ödeme emrine, borca, takibe, faiz oranına, faize, işlemiş faize ve takibin tüm ferilerine itiraz ederek takibi durdurduğu belirlenmiştir. Mahkememizce toplanan delillere, iddia ve savunmaya göre davalı şirketin ticari kayıtları üzerinde inceleme yapılarak Aydın Ticaret Mahkemesinden talimat yolu ile alının Mali Müşavir bilirkişi ...'un 11/12/2023 tarihli raporunda: ''.... TARIM ÜR.İNŞ.NAK.PET. SAN. VE TİC.LTD.ŞTİ nin 3 yıllık Finansal tabloları ile 2023/09 ay mali verileri ele alınarak; 5.1-İşletmenin öz kaynaklarının pozitif olmasına, Satışların Dönemler itibarıyla artış göstermesine rağmen Faaliyet karlılık oranlarının düşük olduğu, 5.2-Yabancı kaynak kullanımın fazla olduğu işletmenin borçla döndürüldüğü, Finansman giderlerinin işletme üzerinde fazlaca yük oluşturduğu, 5.3- Net İşletme sermayesinin negatif seviyede olduğu, Varlıkların büyük oranda borçla finanse edildiği, Borç ödeme gücünün düşük olduğu, İşletmenin kısa vadede nakit sıkıntısın da olmasının muhtemel olduğu, 5.4- Talep edilen cezai şart tutarının tahsilinin davalının ekonomik olarak yıkımına sebep olmasa da öz kaynaklarında azalışa ve kısa vadede nakit sıkıntısına sebep olabileceği..." tespit ve rapor edilmiştir. Davacı yanın ticari defterleri ile dosya kapsamında bulunan deliller üzerinde; A)Davalı yanca teslim edilen ürünlerin ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise ayıbın niteliği, süresinde ayıp ihbarının yapılıp yapılmadığı, B)Cezai şart koşullarının oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise cezai şartın niteliği ve tutarı, C)Sözleşmedeki cezai şarta ilişkin hükümlerin genel işlem koşulları bağlamında incelenmesi amacıyla Mali Müşavir, Ziraat Mühendisi ve Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı bilirkişilerden alınan 25/03/2024 tarihli raporda; "...A. Borçlar mevzuatına yönelik inceleme yapıldığında: Davacı ile davalı arasında 01.09.2020 tarihinde yürürlüğe gerip 30.06.2021 tarihinde kendiliğinden sona erecek, adi yazılı şekilde “... Tedarik Sözleşmesi”nin (“sözleşme”)ve buna ilişkin “Ek Protokol” başlıklı sözleşmenin kurulduğu; sözleşmedeki irade açıklamaları incelendiğinde TBK m. 207 hükmüne göre satış sözleşmesinin kurulduğu ve buna göre davacının “alıcı”, davalının ise “satıcı” sıfatını haiz olduğu; sözleşmenin IV hükmünde kalite şartlarının, IX-2 hükmünde ise “kalite cezası”nın düzenlendiği ve alıcı davacının laboratuvarlarında yapılacak analizler neticesinde ceza ödemesinin nasıl hesaplanacağının kararlaştırıldığı; davacının ayıp iddiasında bulunduğu; davacı tarafından davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğü’nün ... . sayılı dosyası ile 09.12.2021 tarihinde icra takibinin başlatıldığı ve asıl alacak olarak 732.422,97TL.nin ödenmesinin talep edildiği; “borcun sebebi”nin de “diğer alacak” şeklinde gösterildiği, B. “davalı yanca teslim edilen ürünlerin ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise ayıbın niteliği” hususunda teknik yönden inceleme yapıldığında: Davalı tarafından davacıya teslim edilen ürünlerin 01.09.2020 tarihli “... Tedarik Sözleşmesi”nde belirtilen yabancı madde oranına göre max. değerin üstünde, eter yağ oranına göre min. değerin altında ve nem oranına göre max. değerin üstünde tespit edilerek ayıplı olduğu, bu ayıbın analizlerin (sözleşmeye göre) davacı ... firmasının laboratuvarında yapıldığı ve kanıt sonuçları dosyada da tarafımdan görüldüğü; bu ayıbın açık ayıp olarak tespit edildiği, C.“süresinde ayıp ihbarının yapılıp yapılmadığı” hususunda teknik yönden inceleme yapıldığında: Tespit edilen ve dosyada kanıtı sunulan, ayıp olarak nitelendirilen, bu sözleşmeye uygun olmayan analiz değerlerinin, davalıya sözlü veya yazılı olarak bildirildiği hususunda dosyada herhangi bir bilgiye rastlanmadığı, D. “cezai şart koşullarının oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise cezai şartın niteliği ve tutarı” hususunda: a. Borçlar mevzuatına yönelik inceleme yapıldığında: Sözleşmenin IX-2 maddesinde taraflarca kararlaştırılan ceza koşulu (cezai şart) türünün, TBK m. 179/I (“Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir.”) hükmü uyarınca (doktrinde anıldığı üzere) “seçimlik ceza koşulu” olduğu; teknik açıdan yapılan değerlendirme neticesinde davalı satıcı tarafından davacı alıcıya ayıplı malın teslim edildiği tespit edildiğinden TBK m. 179/I hükmü gereğince sözleşmenin IX-2 maddesinde kararlaştırılan bu yöndeki ceza koşulunun, TBK m. 180/I hükmü gereğince alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile talep edilebileceği; ayrıca sözleşmede kararlaştırılan bu tür bir ceza koşulunun istenebilmesi için de ayıp ihbarına gerek olmadığı (çünkü ceza koşulunun istenmesi, satış sözleşmesine ilişkin TBK m. 227 hükmünde düzenlenen seçimlik hakların dışında bir taleptir); ceza koşulunun asıl boraca bağlı yan borç olması nedeniyle talep edilebilmesi için sözleşmede kararlaştırılan niteliğin aksine o şeyde ayıbın bulunmasının yeterli olduğu (zira ayıbın varlığının, borcun gereği gibi ifa edilmediğini gösterdiği) takdirin elbette Sayın Mahkeme’ye ait olduğu, b. Mali yönden inceleme yapıldığında: Davacı tarafın laboratuvarlarında elde edilen analiz ölçüm değerleri esas alınarak, sözleşmenin kalite cezası hükümlerine ilişkin 2. maddesi gereğince tarafımızca hesaplanan kalite cezası tutarı KDV dahil 375.747,88TL. olduğu; davacı şirketin ise KDV dahil 732.422,97 TL tutarında kalite cezası faturası düzenleyerek icra takibi yaptığı; davacı tarafın kalite cezası talep edebileceğine karar verilmesi halinde davacı tarafça yapılan takibin (732.422,97 – 375.747,88) = 356.675,09 TL yönüyle haksız olduğu sonucuna varılacağı; takdirin Sayın Mahkeme’ye ait olduğu; E. “sözleşmedeki cezai şarta ilişkin hükümlerin genel işlem koşulları bağlamında incelenmesi” hususunda borçlar mevzuatına yönelik inceleme yapıldığında: “Genel işlem koşulunun olup olmadığı hususunda” uzmanlık alanım (TBK) yönünden değerlendirme yapıldığında davalı tarafından, sözleşmenin taraflarca müzakere edilmeksizin kabul edildiği beyan edilmiş olup ceza koşuluna ilişkin hükmün, TBK m. 1 hükmünce “karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları” ile “sözleşme özgürlüğü” kapsamında kararlaştırılıp kararlaştırılmadığı ve bu hükmün geçerli olup olmadığını takdirin, TMK m. 4 hükmü gereğince Sayın Mahkeme’ye ait olduğu; bu konuya ilişkin Yargıtay 11. HD. E. 2020/1898, K.2022/1006, T.10.2.2022 kararının “Sözleşmede genel işlem koşulları bulunmadığının, hükümlerin pazarlık edilerek kabul edildiğinin ispat yükü, genel işlem koşullarını kullanana aittir. İspat etmediği takdirde bozmada belirtildiği üzere TBK'nın 21. ve 22. maddeleri gereğince yürürlük denetimi yapılmadan ve sözleşmeyi düzenleyenin karşı yana sözleşmenin yapılması esnasında bu koşullar hakkında bilgi verip öğrenme imkânı tanıyarak bu koşulları kabul etmesini sağlamadığı sürece menfaatine de aykırı ise TBK'nın 21. maddesi gereğince genel işlem koşulları yazılmamış sayılır. Bunun yanı sıra karşı yan, genel işlem koşulları konusunda uyarılmış olsa dahi sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı bir hüküm de yine, TBK'nın 21. maddesi gereği yazılmamış sayılır. Somut olayda taraflar arasındaki sözleşmede davalı aleyhine tek yanlı cezai şart kararlaştırılmıştır. …bunun müzakere edilmeden sözleşmede yer almış olması, denetlenemeyeceği manasına gelmez. Bu durumda cezai şarta ilişkin bu hükmün, …yürürlük denetimi yapılarak yazılmamış sayılmasına karar verilip verilmeyeceğinin öncelikle değerlendirilmesi …gerekir.” şeklinde olduğu; hal böyle olmakla sözleşmede ceza koşuluna ilişkin hükmün TBK m. 20 vd.1 hükümleri uyarınca “genel işlem şartı (haksız şart)” sayılıp sayılmayacağını (bu anlamda TBK m. 21 hükmünce “yazılmamış sayılıp sayılmayacağını”); TTK kapsamında basiretli tacir davalı şirketin bu hükmün yazılmamış sayılmasına dayanıp dayanamayacağını takdirin, elbette TMK m. 4 hükmünce MÜNHASIRAN Sayın Mahkeme’ye ait olduğu..." değerlendirilmiş; Taraf vekillerinin bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçeleri sunmuş, itirazlar doğrultusunda mahkememizin 26/04/2024 tarihli ara kararı ile ek rapor düzenlenmek üzere dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, Bilirkişi heyetinin 21/07/2024 tarihli ek raporlarında; "...A. Borçlar mevzuatına yönelik inceleme yapıldığında: Davacı ile davalı arasında 01.09.2020 tarihinde yürürlüğe girip 30.06.2021 tarihinde kendiliğinden sona erecek, adi yazılı şekilde “... Tedarik Sözleşmesi”nin (“sözleşme”) ve buna ilişkin “Ek Protokol” başlıklı sözleşmenin kurulduğu; sözleşmedeki irade açıklamaları incelendiğinde TBK m. 207 hükmüne göre satış sözleşmesinin kurulduğu ve buna göre davacının “alıcı”, davalının ise “satıcı” sıfatını haiz olduğu; sözleşmenin IV hükmünde kalite şartlarının, IX-2 hükmünde ise “kalite cezası”nın düzenlendiği ve alıcı davacının laboratuvarlarında yapılacak analizler neticesinde ceza ödemesinin nasıl hesaplanacağının kararlaştırıldığı; davacının ayıp iddiasında bulunduğu; 09.12.2021 tarihinde davacı tarafından davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğü’nün .... sayılı dosyası ile icra takibinin başlatıldığı ve asıl alacak olarak 732.422,97TL.nin ödenmesinin talep edildiği; “borcun sebebi”nin de “diğer alacak” şeklinde gösterildiği, B. “davalı yanca teslim edilen ürünlerin ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise ayıbın niteliği” hususunda teknik yönden inceleme yapıldığında: Davalı tarafından davacıya teslim edilen ürünlerin 01.09.2020 tarihli “... Tedarik Sözleşmesi”nde belirtilen yabancı madde oranına göre max. değerin üstünde, eter yağ oranına göre min. değerin altında ve nem oranına göre max. değerin üstünde tespit edilerek ayıplı olduğu, bu ayıbın analizlerin (sözleşmeye göre) davacı ... firmasının laboratuvarında yapıldığı ve kanıt sonuçları dosyada da tarafımdan görüldüğü; bu ayıbın açık ayıp olarak tespit edildiği, C. “süresinde ayıp ihbarının yapılıp yapılmadığı” hususunda teknik yönden inceleme yapıldığında: Tespit edilen ve dosyada kanıtı sunulan, ayıp olarak nitelendirilen, bu sözleşmeye uygun olmayan analiz değerlerinin, davalıya sözlü veya yazılı olarak bildirildiği hususunda dosyada herhangi bir bilgiye rastlanmadığı, D. “cezai şart koşullarının oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise cezai şartın niteliği ve tutarı” hususunda: a. Borçlar mevzuatına yönelik inceleme yapıldığında: Sözleşmenin IX-2 maddesinde taraflarca kararlaştırılan ceza koşulu (cezai şart) türünün, TBK m. 179/I (“Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir.”) hükmü uyarınca (doktrinde anıldığı üzere) “seçimlik ceza koşulu” olduğu; teknik açıdan yapılan değerlendirme neticesinde davalı satıcı tarafından davacı alıcıya ayıplı malın teslim edildiği tespit edildiğinden TBK m. 179/I hükmü gereğince sözleşmenin IX-2 maddesinde kararlaştırılan bu yöndeki ceza koşulunun, TBK m. 180/I hükmü gereğince alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile talep edilebileceği; ayrıca sözleşmede kararlaştırılan bu tür bir ceza koşulunun istenebilmesi için de ayıp ihbarına gerek olmadığı (zira ceza koşulunun istenmesi, satış sözleşmesine ilişkin TBK m. 227 hükmünde düzenlenen seçimlik hakların dışında bir talep olduğu); ceza koşulunun asıl borca bağlı yan borç olması nedeniyle talep edilebilmesi için sözleşmede kararlaştırılan niteliğin aksine o şeyde ayıbın bulunmasının yeterli olduğu (zira ayıbın varlığının, borcun gereği gibi ifa edilmediğini gösterdiği) takdirin elbette Sayın Mahkeme’ye ait olduğu, b. Mali yönden inceleme yapıldığında: Davacı tarafın talebi doğrultusunda, kabul edilen teslimatlar için de kalite cezası hesaplanması gerektiğinin kabulü durumunda reddedilmemiş tüm partiler için sözleşme gereği talep edilebilecek kalite cezası toplamının 818.539,00 TL olarak hesaplandığı, davacı tarafça takip konusu yapılan miktarın ise 732.422,97 TL olduğu, dolayısıyla, davacı tarafın talebi doğrultusunda yapılan hesaplamanın esas alınması halinde davalı tarafça takip dosyasına yapılan itirazın haksız olduğunun kabul edilmesi gerektiği, davalı şirketin 2022 yılına ait kurumlar vergisi beyannamesi ekindeki bilançosu ile 2023 yılı 3. dönemine ait geçici vergi beyannamesi ekindeki gelir tablosunun incelenmesiyle, davacı tarafça talep edilen cezai şart tutarının tahsilinin gerek dava tarihi ve gerekse rapor tarihi itibarıyla davalı şirketin ekonomik yönden yıkımına yol açması gibi bir durumun söz konusu olmadığı kanaatine varıldığı, E. “sözleşmedeki cezai şarta ilişkin hükümlerin genel işlem koşulları bağlamında incelenmesi” hususunda borçlar mevzuatına yönelik inceleme yapıldığında: “Genel işlem koşulunun olup olmadığı hususunda” uzmanlık alanım (TBK) yönünden değerlendirme yapıldığında davalı tarafından, sözleşmenin taraflarca müzakere edilmeksizin kabul edildiği beyan edilmiş olup ceza koşuluna ilişkin hükmün, TBK m. 1 hükmünce “karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları” ile “sözleşme özgürlüğü” kapsamında kararlaştırılıp kararlaştırılmadığı ve bu hükmün geçerli olup olmadığını takdirin, TMK m. 4 hükmü gereğince Sayın Mahkeme’ye ait olduğu; bu konuya ilişkin Yargıtay 11. HD. E. 2020/1898, K.2022/1006, T.10.2.2022 kararının “Sözleşmede genel işlem koşulları bulunmadığının, hükümlerin pazarlık edilerek kabul edildiğinin ispat yükü, genel işlem koşullarını kullanana aittir. İspat etmediği takdirde bozmada belirtildiği üzere TBK'nın 21. ve 22. maddeleri gereğince yürürlük denetimi yapılmadan ve sözleşmeyi düzenleyenin karşı yana sözleşmenin yapılması esnasında bu koşullar hakkında bilgi verip öğrenme imkânı tanıyarak bu koşulları kabul etmesini sağlamadığı sürece menfaatine de aykırı ise TBK'nın 21. maddesi gereğince genel işlem koşulları yazılmamış sayılır. Bunun yanı sıra karşı yan, genel işlem koşulları konusunda uyarılmış olsa dahi sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı bir hüküm de yine, TBK'nın 21. maddesi gereği yazılmamış sayılır. Somut olayda taraflar arasındaki sözleşmede davalı aleyhine tek yanlı cezai şart kararlaştırılmıştır. …bunun müzakere edilmeden sözleşmede yer almış olması, denetlenemeyeceği manasına gelmez. Bu durumda cezai şarta ilişkin bu hükmün, …yürürlük denetimi yapılarak yazılmamış sayılmasına karar verilip verilmeyeceğinin öncelikle değerlendirilmesi …gerekir.” şeklinde olduğu; hal böyle olmakla buna ilişkin itirazlar da değerlendirildiğinde, sözleşmede ceza koşuluna ilişkin hükmün TBK m. 20 vd.1 hükümleri uyarınca “genel işlem şartı (haksız şart)” sayılıp sayılmayacağını (bu anlamda TBK m. 21 hükmünce “yazılmamış sayılıp sayılmayacağını”); TTK kapsamında basiretli tacir davalı şirketin bu hükmün yazılmamış sayılmasına dayanıp dayanamayacağını takdirin, elbette TMK m. 4 hükmünce MÜNHASIRAN Sayın Mahkeme’ye ait olduğu..." tespit ve rapor edilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; taraflar arasında yapılan ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan cezai şartın tahsili için yapılan takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Evveliyatında davanın .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayısı ile açıldığı, mahkemesince verilen ... E.K. sayılı yetkisizlik kararı ile dosyanın mahkememize tevzi edildiği ve işbu esasa kaydedildiği anlaşılmıştır. Taraflar arasında 01.09.2020 tarihinde yürürlüğe gerip 30.06.2021 tarihinde kendiliğinden sona erecek, adi yazılı şekilde “... Tedarik Sözleşmesi”nin ve buna ilişkin “Ek Protokol” başlıklı sözleşmenin kurulduğu; buna göre davacının “alıcı”, davalının ise “satıcı” sıfatını haiz olduğu; sözleşmenin IV hükmünde kalite şartlarının, lX-2 hükmünde ise “kalite cezası”nın düzenlendiği ve alıcı davacının laboratuvarlarında yapılacak analizler neticesinde ceza ödemesinin nasıl hesaplanacağının kararlaştırıldığı hususları tarafların kabulündedir. Davacı yan; davalının satıma konu ettiği ürünlerin ayıplı olduğu iddiasıyla fatura ettiği cezai şart tutarının tahsili için icra takibi başlatmış, itiraz üzerine de eldeki davayı aşmış olup, davalı yan; davacı tarafça tek taraflı hazırlanan sözleşmeyi kendilerince müzakere etme şansının bulunmadığını, TBK 20-25 maddeleri arasında düzenlenmiş olan genel işlem koşullarına ilişkin hükümlerin uygulanmasını, davacı firmaya tedarik edilen anasonların ayıplı olmadığını, her parti malın bir örneğinin müvekkili firmada saklandığını, yargılama aşamasında numuneler üzerinde bilirkişilerce yapılacak analizde anasonların sözleşmeye uygun olduğunun ortaya çıkacağını, davacı şirket tarafından tek taraflı ve yanlı yapılan analizleri kabul etmediklerini savunarak davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunduğu görülmüştür. O halde eldeki davada çekişme; sözleşmedeki cezai şart düzenlemesinin genel işlem koşullarına tabi olup olmadığı, ürünün ayıplı olup olmadığı, davacı yanın cezai şart isteyebileceğinin kabulü halinde cezai şartın tutarı ve tahsilinin davalının ekonomik yönden mahvına yol açıp açmayacağı noktalarında toplanmaktadır. Bilirkişi heyetinin 25/03/2024 tarihli kök ve 21/07/2024 tarihli ek raporları kapsamına göre çekişme konuları ayrı ayrı değerlendirilecek olursa: Genel İşlem Koşulları TBK.m.21 hükmüne göre, karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşmenin kapsamına girmesi, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır. Aksi takdirde, genel işlem koşulları yazılmamış sayılır. Taraflarca imzalanan sözleşmenin lV.maddesinde kalite şartları ayrıntılı olarak düzenlenmiş, sözlemenin ekinde 12 sayfadan ibaret ... Alım Sözleşmesi KGG Gereklilikleri yer almış, sözleşmenin ceza hükümleri başlıklı lX.bölüm 2.bendinde ise kalite cezası düzenlenmiş, ceza hesaplaması temsili örnek üzerinden açıklayıcı şekilde yapılmıştır. Dosya kapsamına göre taraflar 6102 Sayılı Ticaret Kanunu'nun 16. Maddesi uyarınca tacirdir. Aynı Kanunun 18/II maddesi uyarınca her tacirin ticaretine ait faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir. Tacir özellikle ticari işletmesi ile ilgili sözleşme yaparken ve bu sözleşmeden doğan borçlarını yerine getirir iken basiretli bir iş adamı gibi davranmak zorundadır. Tacir ister icapta bulunan isterse kabul eden durumda olsun akdin kurulmasından önce ve kurulması sırasında ticaretin özelliğini göz önünde tutan tedbirli ve ileriyi makul ve mutat oranda gören bir tacir gibi davranmak zorundadır. Araştırma yapılmaksızın ve tedbirsiz bir şekilde icapta ve kabul beyanında bulunan tacir basiretli bir iş adamı gibi davranma mükellefini yerine getirmemiş sayılacak olup, kendini borç altına sokan işbu eylemlerinden de sorumlu olacaktır. Sözleşmenin yukarıda değinilen hükümleri dikkate alındığında davalının sözleşmenin kendilerine yüklediği edimlerin bilincinde oldukları sonucuna varılmıştır. Ayıbın varlığı ve niteliği Bilirkişi kök ve ek raporundaki teknik tespitlere göre; yabancı madde oranının, sadece 2 partide “... Tedarik Sözleşmesi”nde belirtilen max.%8'in altında tespit edilerek uygun geldiği, üstünde tespit edilerek 48 partide uygun gelmediği, Eteri yağ oranının sözleşmede belirtilen min.%2,35 değerinin üstünde tespit edilerek 4 partide uygun geldiği, altında tespit edilerek 46 partide uygun gelmediği, Rutubet oranının tüm partilerde %10 değerinin altında tespit edilerek uygun geldiği, bu uygunsuzluklar farklı partilerde olmakla birlikte, her partide mutlaka en az 1 adet uygunsuzluk olduğu, sonuç olarak, hiçbir partinin (sözleşmede 1 kamyon 1 parti olarak kabul edilmiş), tarafların karşılıklı düzenleyip imzaladığı “... Tedarik Sözleşmesi”nde belirtilen analiz değerlerine uymadığı, AYIPLI olduğu sonucuna varılmıştır. Sözleşmenin lX-2 maddesinde taraflarca kararlaştırılan ceza koşulu (cezai şart) türünün, TBK m. 179/1 (“Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir.”) hükmü uyarınca “seçimlik ceza koşulu” olduğu; teknik açıdan yapılan değerlendirme neticesinde davalı satıcı tarafından davacı alıcıya ayıplı malın teslim edildiği tespit edildiğinden TBK m. 179/1 hükmü gereğince sözleşmenin IX-2 maddesinde kararlaştırılan bu yöndeki ceza koşulunun, TBK m. 180/1 hükmü gereğince alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile talep edilebileceği; ayrıca sözleşmede kararlaştırılan bu tür bir ceza koşulunun istenebilmesi için de ayıp ihbarına gerek olmadığı (zira ceza koşulunun istenmesi, satış sözleşmesine ilişkin TBK m. 227 hükmünde düzenlenen seçimlik hakların dışında bir talep olduğu); ceza koşulunun asıl borca bağlı yan borç olması nedeniyle talep edilebilmesi için sözleşmede kararlaştırılan niteliğin aksine o şeyde ayıbın bulunmasının yeterli olduğu (zira ayıbın varlığının, borcun gereği gibi ifa edilmediğini gösterdiği) sonucuna varılmıştır. Cezai şartın tutarı Bilirkişi heyetinin kök raporunda reddedilen partiler yönünden cezai şart hesaplaması yapılmış, itiraz üzerine düzenlenen ek raporda ise davacı tarafça dosyaya sunulan analiz raporlarına göre kabulü yapılan partilerin tamamında sözleşme ile belirlenen azami ve asgari değerlerle uyumsuzluklar bulunmakta olup, kabulü yapılan ürünlerle ilgili olarak kalite cezası kesilip kesilmeyeceğine dair sözleşmede açık bir hüküm bulunmadığı, bu itibarla, kabulü yapılan ürünler için de kalite cezası hesaplanması gerektiği yönündeki davacı taraf iddiasının yerinde görülmesi halinde kabul ve şartlı kabul edilen her bir parti bazında hesaplanan kalite cezaları toplamının KDV dahil 818.539,00 TL. Olacağı hesaplanmıştır. Sözleşmenin kalite cezalarına lX.bölüm 2.bendinde; "Parti reddi durumunda; SATICI kalite şartlarına uygun olarak ÜRÜN'ün yenisini 5 gün içerisinde ...'e teslim edecektir. Reddedilen ürün karşılığı yeni ürün 5 gün içerisinde temin edilmediği takdirde ... Sözleşme'yi derhal, tazminatsız olarak feshedebileceği gibi ...'in meydana gelebilecek iş kaybından doğacak her türlü tazminat ve kar kaybı ile alternatif kaynaktan temin edilecek ÜRÜN'ün fiyatı ile Sözleşme fiyatı arasındaki farkı (menfi-müspet zarar) talep hakkı saklı olp, ... bu tutarı SATICI'nın alacağından mahsup edebilir. ALICI'nın laboratuvarında yapılan analizlere istinaden, eter yağının düşük gelmesi, nem oranı ile yabancı madde oranına göre ceza ödemesi hesaplanır. Hesaplama yöntemi aşağıda belirtilmiştir." hükümleri yer almıştır. İkinci paragrafta ise cezai şart hesaplama usulü belirlenmiştir. Her iki paragraf aynı başlık altında düzenlenmiş olsa da ayrı ayrı hususlarda düzenleme içermekte olup, ilk paragrafta partinin reddi durumunda satıcının şartlara uygun ürünü temin etmesi gereken süre ve bu sürede temin etmemesi durumunda ödeyeceği ceza belirtilmiştir. İkinci paragrafta ise partinin reddi, kabulü veya şartlı kabulü durumunda gibi bir ayrımdan söz edilmemiş, sadece yapılan analizlere istinaden eter yağının düşük gelmesi, nem oranı ile yabancı madde oranına göre ödenecek ceza anlatılmıştır. İlk paragraftan farklı olarak, ikinci paragraftaki örnek hesaplamadan hemen sonra hesaplanan kalite cezası tutarının alacağından mahsup edileceğinin yazması da bunun göstergesi olarak kabul edildiğinden hesaplamada partinin kabul veya şartlı kabul aldığının bir önemi olmaksızın kayıtlarda yer alan ve bilirkişi tarafından incelenen 51 Partinin tamamı hesaplamaya dahil edilmelmesi gerektiği sonucuna varılarak ek rapordaki hesaplama esas alınmıştır. Cezai şartın tahsilinin davalı üzerindeki etkisi Mali yönden yapılan inceleme sonucunda kalite cezası olarak toplam 818.539,00 TL olarak hesaplandığı, davacı tarafça takip konusu yapılan miktarın ise 732.422,97 TL olduğu, dolayısıyla, davacı tarafın talebi doğrultusunda yapılan hesaplamanın esas alınması halinde davalı şirketin 2022 yılına ait kurumlar vergisi beyannamesi ekindeki bilançosu ile 2023 yılı 3. dönemine ait geçici vergi beyannamesi ekindeki gelir tablosunun incelenmesiyle, davacı tarafça talep edilen cezai şart tutarının tahsilinin gerek dava tarihi ve gerekse rapor tarihi itibarıyla davalı şirketin ekonomik yönden yıkımına yol açması gibi bir durumun söz konusu olmadığı sonucuna varılmıştır. Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan taraf delilleri, hükme elverişli bulunan bilirkişi heyeti kök ve ek raporu ile tüm yargılama dosyası kapsamına göre, yukarıda değinilen hukuksal durum ve somut olayın birlikte değerlendirilmesi sonucunda; taraflar arasındaki 01.09.2020 tarihli ... Tedarik Sözleşmesinde kalite şartlarının ve kalite cezasının düzenlendiği, kalite cezasının hukuki niteliğinin cezai şart olduğu, sözleşmenin yukarıda değinilen hükümleri dikkate alındığında davalının sözleşmenin kendilerine yüklediği edimlerin bilincinde oldukları, genel işlem koşulları savunmasına itibar edilemeyeceği, bilirkişi kök ve ek raporundaki teknik tespitlere göre her partide mutlaka en az 1 adet uygunsuzluk olduğu, davalının teslim ettiği ürünlerin sözleşmede belirtilen analiz değerlerine uymadığı, ayıplı olduğu, kabul ve şartlı kabul edilen her bir parti bazında hesaplanan kalite cezaları toplamının KDV dahil 818.539,00 TL. Olduğu, davacı tarafça takip konusu yapılan miktarın ise 732.422,97 TL olduğu, davacı tarafın talebi doğrultusunda yapılan hesaplamanın esas alınması halinde davalı şirketin 2022 yılına ait kurumlar vergisi beyannamesi ekindeki bilançosu ile 2023 yılı 3. dönemine ait geçici vergi beyannamesi ekindeki gelir tablosunun incelenmesiyle, davacı tarafça talep edilen cezai şart tutarının tahsilinin gerek dava tarihi ve gerekse rapor tarihi itibarıyla davalı şirketin ekonomik yönden yıkımına yol açması gibi bir durumun söz konusu olmadığı, davanın yasal deliller ile kanıtlandığı anlaşıldığından talep ile bağlı kalınmak suretiyle davanın kabulü ile, davalının .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takip talebindeki koşullar ile takibin aynen devamına, likit ve hesaplanabilir kabul edilen takibe konu asıl alacak üzerinden hesaplanacak %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davanın KABULÜ ile, Davalının .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takip talebindeki koşullar ile takibin aynen devamına, 2-Takibe konu asıl alacak üzerinden hesaplanacak %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 50.031,81-TL harçtan peşin alınan 8.845,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 41.185,96 -TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26.maddesine göre; Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 80,70 -TL başvurma harcı, 8.845,85-TL peşin harç, 11,50 -TL vekalet harcı, 608,50-TL tebligat/ posta gideri, 35.500,00 -TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 45.046,55 -TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Kendini vekille temsil ettiren davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 113.863,45-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Yatırılan avanstan artan kısmın karar kesinleştiğinde yatırana/ vekiline iadesine, Davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/12/2024 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2006/2961, K. 2016/318, T. 01.09.2020, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2006-2961-e-2016-318-k-f492574e77df