Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/2805 E. 2023/5185 K. – Alacak
Konu: Alacak
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/2805
- Karar No
- 2023/5185
- Karar Tarihi
- Konu
- Alacak
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1265 Esas, 2021/2142 Karar HÜKÜM : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/406 E., 2019/122 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 19.09.2023 günü hazır bulunan davacı vekilleri Avukat ... ile Avukat...... ve davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 01.06.2015 başlangıç, 01.06.2016 sona erme tarihli olmak üzere 1 yıl süreli 27.04.2015 tarihli elektrik enerjisi alım satım sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin ticari şartlar bölümünde kararlaştırılan %5 indirim oranı uygulanarak müvekkili tarafından faturalar düzenlendiğini ancak davalının müvekkili açısından bağlayıcı olmayan mail gereği fiyatın değiştiğini iddia ederek ödeme yapmadığını, mutabakat sağlanamayan fiyat revizesi yok hükmünde olduğundan sözleşmenin ticari şartlar bölümünde yer alan %5 indirim oranının uygulanması gerektiğini, ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davalı tarafından faturaların haklı bir nedene dayanmaksızın iade edildiğinin tespiti ile her bir faturanın ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek değişik oranlarda ticari avans faiziyle şimdilik 10.000,00 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davacı vekili ıslah dilekçesi ile; talebini KDV dahil 3.520.155,91 TL asıl alacak, 54.210,40 TL gecikme faizi olmak üzere toplam 3.574.366,31 TL'ye yükseltmiş ve bu miktarın 10.000,00 TL'sinin dava tarihinden, 3.564.366,31 TL'sinin ıslah tarihinden itibaren değişen oranlarda ticari avans faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 03.02.2016 tarihli e-mail ile birim fiyatın sözleşme bitiş tarihine kadar 0,180 olarak sabitlendiğini beyan ve taahhüt ettiğini, buna dayalı olarak da Ocak, Şubat ve Mart ayları faturalarını işbu birim fiyat üzerinden tanzim ederek müvekkiline gönderdiğini, taraflar arasındaki birim fiyatın davacı tarafından gönderilen taahhüt maili ve 3 ay üst üste bu birim fiyat üzerinden kesilen faturalar itibariyle kesinleştiğini, ihtilafın haksız olarak yeni dönem sözleşmesinin davacıdan daha uygun fiyat teklifi veren başka bir firma ile yapılacağının bildirilmesinden sonra çıkarıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların tacir oldukları ve basiretli davranmaları gerektiği, davacının 2016 yılı Ocak dönemine ilişkin düzenlediği faturalarda birim fiyatı 0,180 TL/kWh olarak gösterdiği ve bunu müşteri memnuniyeti adına yaptığını iddia ettiği ancak, 03.02.2016 tarihli saat 14:11 ifadeli e-mailinde sözleşme dönem sonu olan 01.06.2016 tarihine kadar birim fiyatın 0,180 TL/kWh olarak sabitlendiğini davalıya bildirdiği, hatta 2016 Şubat ve Mart aylarına ilişkin faturaları da 0,180 TL/kWh sabit fiyat üzerinden düzenlediği, davacının 2016 Ocak-Şubat-Mart dönemlerine ilişkin 23 adet faturayı 0,180 TL/kWh üzerinden düzenlediği hatta 01.06.2016 tarihinden sonraki yeni dönem için piyasadan teklif toplayan davalıya 01.04.2016 tarihli teklif mektubu ile 0,1750 TL/kWh olarak teklifte bulunduğu hatta sözleşmenin 01.07.2016 tarihinde sonlandırılması halinde 0,180 TL/kWh birim fiyatı dahi kabul ettiği, 2016 Hazirandan sonra 0,1750 TL/kWh teklifinde bulunan davacının önceden gönderdiği e-maili ve düzenlediği 23 adet faturayı yok sayarak artık sözleşmedeki rakam olan 0,19495805 TL/kWh birim fiyat uygulanmalıdır şeklindeki yaklaşımının hem taraflar arasındaki teamüle hem de iyi niyete aykırı olduğu, davalının Ocak-Mayıs-2016 döneminde 0,180 TL/kWh sabit fiyatın üzerindeki kısımlardan sorumlu olmadığı, yasa ve yargının teamüle ve sözleşmeye aykırı talepleri ve çelişkili davranışı korumayacağı ve basiretsizliği de ödüllendirmeyeceği, davacının belki gelecekteki yatırımları ile ilgili bir ümitle yola çıktığı belki bundan pişman olmuş olabileceği ancak bu hususun davanın konusu olmayacağı, davacının kendisinin düzenlediği faturalar, e-maili, yazıları ve iyi niyet kuralları karşısında taraflar arasındaki birim fiyatın 0,180 TL/kWh olduğunun anlaşıldığı, bilirkişi raporlarındaki faturalara ve miktarlara yönelik bir kısım açıklama ve izahatlar dosyaya uygun ise de belirtilen kanaate aykırı ve taraflar arasındaki salt sözleşmeye yaslanan yorumlara itibar edilmediği, teamülü ve taraflar arasındaki sür-git ilişkiyi sağlıklı bir şekilde yorumlayamadıkları zaten bu hususu yorumlamanın bilirkişilerin değil mahkemenin görevi olduğundan raporun ilgili kısımlarının yok hükmünde sayıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 03.02.2016 tarihli e-maili gönderen acente şirketi uzmanının fiyat değiştirme yetkisinin olmadığını, e-mailin altında yer alan yazıda müvekkili şirket tarafından onaylanmadıkça mailin sorumluluk doğurmayacağının açıkça bildirildiğini, sözleşmede açıkça düzenlenen maddeler doğrultusunda, resmi yazışmalar vasıtasıyla gerçekleştirilen birim bedelin belirlenmesine ilişkin görüşmelerde tarafların anlaşma sağlayamadığı hususları değerlendirilmeden karar verildiğini, 03.02.2016 tarihli e-mailde de fiyatta yapılan revizenin resmi yazıyla iletileceğinin belirtildiğini, sözleşme ile de açıkça düzenlendiği gibi taraflarca resmi kurum yazısı şeklinde gönderilen yazı içeriklerinin dikkate alınmadığını, kararda 24 adet faturanın hataen 0,180 TL/kWh üzerinden düzenlendiğine ilişkin bir izlenim yaratılmış ise de, Ocak 2016 dönemine ilişkin, 8 farklı aboneliği olan davalıya her ay birer fatura çıkmasının olağan bir durum olduğunu ve Ocak 2016 döneminde düzenlenen 8 faturada herhangi bir hatanın bulunmadığını ancak, 29.02.2016 tarihli resmi yazıyla Şubat, Mart, Nisan ve Mayıs 2016 döneminde birim fiyatın 19.1 kr/kWh olarak uygulanmasına yönelik icapta bulunulduğunu, bu aşamadan sonraki yazışmaların resmi yazılar vasıtasıyla gerçekleştirildiğini, 29.02.2016 tarihli yazıya cevaben davalı tarafından gönderilen 01.03.2016 tarihli resmi yazıda Ocak 2016 dışında kalan fatura dönemlerinde birim fiyatın 19.1 kr/kWh olarak sabitlenmesinin kabul edilmediğini, 18kr/kWh olarak birim fiyatın 01.06.2016 tarihine kadar uygulanmasının talep edildiği hususunun yeni bir icap beyanı olarak müvekkiline bildirildiğini, müvekkili tarafından gönderilen 08.03.2016 tarihli resmi yazıda sözleşme fiyatının 18kr/kWh olarak revize edilmesinin sözleşme sonlandırma tarihinin 01.07.2016 olarak belirlenmesi şartıyla katlanılabilecek bir zarar olduğu ifade edilerek yeni bir icap beyanının bildirildiğini, mahkemece bu hususun bir kabul iradesi olarak yorumlanmasının hatalı olduğunu, sözleşme hükümleri ve taraflar arasındaki resmi yazışmaların yok hükmünde sayılarak Ocak-Şubat-Mart 2016 dönemlerine ilişkin düzenlenen faturalardaki birim fiyatın teamül oluşturduğu gerekçesiyle davanın reddinin hatalı olduğunu, zira Şubat 2016 dönem faturalarının düzenlenme tarihi ile aynı olan 29.02.2016 tarihli resmi yazı ile 0,180TL/kWh sabit fiyat uygulanmasının uygun olmadığının açıkça bildirildiğini ve teamül oluşmasının engellendiğini, aynı şekilde Mart ayı içerisinde gönderilen 08.03.2016 tarihli yazı ile bildirilen şartlar davalı tarafından kabul edilmediğinden resmi yazışmalardaki tarafların açık iradeleri karşısında faturalarda düzenlenen 0.180 TL/kWh birim fiyatın teamül oluşturduğundan bahsedilmesinin mümkün olmadığını, bilirkişi raporunda irade beyanlarının yorumuna ilişkin sözleşme hükümleri ve hukuka uygun tespitlere yer verilmesine rağmen mahkemece nazara alınmadığını, taraflarca mutabakat sağlanamadığından sözleşmede kararlaştırılan indirim oranının tekabül ettiği birim fiyatın uygulanması gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davacı tarafça aracı acentelik sözleşmesi ibraz edilmiş ve e-maili bu acentenin gönderdiği, yetkisiz temsilin söz konusu olduğu zira, acentelik sözleşmesinden de anlaşılacağı üzere acentenin sözleşme ya da sözleşmede değişiklik yapma yetkisi olmadığı zaten e-mail metninde de müvekkili yönünden bağlayıcı olmadığının belirtildiği bu nedenle e-maile dayalı olarak fiyat revizesinin söz konusu olamayacağı, sözleşme kapsamında da muvafakat ve yazılı olma koşulunun arandığı iddia edilmiş ise de, Ocak ayı için bu şartların yerine getirildiğine dair bir belge de ibraz edilmeksizin Ocak ayında belirtilen birim fiyat üzerinden işlem yapılmış olup, davacının bu döneme ilişkin bir itirazının da bulunmadığı, yine aracı acentelik sözleşmesinin 6 ncı maddesi kapsamında acentenin sözleşmede değişiklik yapma yetkisi bulunmasa da, işbu sözleşmenin davacı ile aracı acente arasında akdedildiği, davalıyı bağlayıcı nitelikte olmadığı, taraflar arasında yapılan sözleşmede de aracı acentenin aracılık ettiğine dair bir ibare olmadığı gibi, e-mail metninde de e-maili gönderenin acente olduğunun anlaşılamadığı, acentenin yetkisiz olduğu söylenebilir ise de, davalının acentelik sözleşmesinden haberdar olduğunun davacı tarafından ispat edilemediği, kaldı ki davacının Ocak ayı için istenilen birim fiyatı, iddia ettiğinin aksine bu konuda yazılı bir mutabakat olduğunu ispat etmeksizin kabul ederek uyguladığı, hatta Şubat ve Mart aylarına ilişkin faturaları da e-mailde belirtilen fiyat üzerinden düzenlediği, her ne kadar yargılama sırasında Şubat-Mart faturalarının sistemsel hata nedeniyle bu şekilde düzenlendiği daha sonra fark faturaları gönderildiği belirtilmiş ise de, istinaf dilekçesinde bu beyanın aksine iyiniyetli olarak Şubat-Mart faturalarının bu fiyattan düzenlediğinin beyan edilmesi karşısında ileri sürülen iddiaların yerinde olmadığı, tarafların bu sözleşme hükümlerini sözleşmenin herhangi bir şekil şartına tabi olmadığı da nazara alındığında değiştirebileceği, davacı tarafça Ocak-Şubat-Mart aylarına ilişkin 0.180 TL/krWh birim fiyatın uygulanarak sözleşmede fiyat değişikliği olduğu hususunda davalı tarafta kanaat oluşturulduğu ve taraflar arasında fiili uygulama yaratıldığı, davacının sonrasında sözleşme hükümlerine dönerek sözleşmedeki birim fiyatın uygulanacağına dair talep ve iddiasının iyiniyetli olmadığı, güven ilkesine ve basiretli tacir davranışına da uygun bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde yer alan sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, elektrik alım satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 1 nci madde, 19 ncu madde 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.