İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2017/2642 E. 2004/7832 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2017/2642
- Karar No
- 2004/7832
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2023/707 Esas KARAR NO:2024/590 DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:02/11/2023 KARAR TARİHİ:11/09/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı (borçlu) ile müvekkili şirket arasında davalının 3 adet sayacına ilişkin olarak imza altına alınan ... nolu Elektrik Abonelik Sözleşmesinden kaynaklanan cayma bedeline ilişkin olmak üzere 3 adet tüketim faturası ve 1 adet cayma faturası bedelinin ödenmemesi sebebiyle, T.C. ...'nin ... E. Sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalı borçlunun, 23/08/2023 tarihinde herhangi bir borcu bulunmadığı gerekçesi ile borca itiraz ederek takibin durduğunu, Müvekkili şirketin, davalı borçlu şirketten olan alacağı, elektrik kullanımına ilişkin İlgili sözleşme hükümlerinden kaynaklandığını ve icra takibine konu faturaların sözleşmedeki hükümlere karşılık düzenlendiği halde davalının ödeme yapmadığını, takibe konu edilen 22.846,56-TL ve 26.001,04- TL, 12.831,54 TL tutarlı faturaların tüketim faturaları, 12.206,62 TL cezai şarttan (cayma bedeli) kaynaklandığını, Borca ve takibe dayanak faturaların, elektrik abonelik sözleşmesinin hükümlerine göre len cezai bedele ilişkin düzenlendikleri ifadesi ile davanın kabulüne davalının takibe, borca, faize faiz oranına ve tüm ferilerine yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, İtirazın haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yetkiye yapılan itirazda; Huzurdaki dava tüketici mahkemelerinde açılması gerekirken ticaret mahkemesinde açıldığından görevsizlik kararı verilip davanın usulden reddi gerektiğini, İş bu sebeple müvekkilin şirketin yerleşim yeri Pendik olduğundan Yetkili Mahkemenin İstanbul Anadolu mahkemeleri olduğunu, bu sebeple davanın yetkisizlik sebebi ile usulden reddedilerek yetkili İstanbul Anadolu mahkemesine gönderilmesi gerektiğini, müvekkili firmaya gönderilen herhangi bir fatura bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek ile birlikte dava konusu faturaların müvekkil firmaya gönderilmiş ve süresi içinde itiraz edilmemiş olması fatura içeriğinin kabulü anlamına gelmediği gibi faturanın kesinleşmesini de sağlamadığını, asla kabul manasına gelmemekle birlikte davacının, müvekkil şirkete fatura edebileceği bir işin varlığının söz konusu olması halinde mevcut fatura bedeli kadar iş yapılıp yapılmadığı, işin süresinde ve ayıptan ari yapılıp yapılmadığının tespiti ile taraflar arasındaki alacak-borç miktarının bu hususa göre belirlenmesi gerektiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 05.05.2005 E. 2004/7832 K. 2005/4738 emsal kararında "...Faturanın içeriğine 8 gün içerisinde itirazda bulunulmadığı taktirde sadece faturada belirtilen verilerin doğru olduğu karinesi doğar. Bu durumdan, faturanın verilmesine neden olan iş veya hizmetin de yapılmış olduğunun kabul edildiği anlaşılmaz. Uyuşmazlık halinde, işin yapılmış olduğunun kanıtlanması gerekir. Ayrıca, davalıya tebliğ edilmiş olan fatura içeriğinin kesinleşmesi söz konusu olamaz. Faturanın deftere kaydı taşımanın gerçekleştiğine yalnızca karine teşkil eder. Bu karinenin aksinin ispatı her zaman olanaklıdır. “ şeklinde belirtildiğini, Yargıtay kararları doğrultusunda, davacının öncelikle müvekkil şirket ile ticari ilişkisini, mevcut sözleşme şartlarını, mevcut sözleşme şartlarına uygun ifayı / faturanın verilmesine neden olan işin yapılmış olduğunu, fatura bedeli kadar iş yapıldığını, yapılan işi eksiksiz ve tam olarak müvekkil şirkete teslim ettiğini, lülüklerini yerine getirdiğini ispatlamalı, faturayı dayanaklandırması gerektiğini, aksi halde tek başına faturaya yasal süresinde itiraz edilmemiş olması yazılı işin yapılarak müvekkile teslim edildiğini, faturanın kesinleştiğini göstermediğini, Yargıtay içtihatları ve doktrinde faturaların tek başına bir akit olmayıp akdin ifasını gösteren bir belge niteliğine sahip olduğunun ifade edildiğini, Nitekim faturaya dayalı bir borcun varlığı herşeyden önce muteber bir temel borç ilişkisinin varlığı şartına bağlı olduğunu, faturayı tanzim eden ve alan kimse arasında böyle bir temel borç ilişkisinin bulunmadığı hallerde faturanın hukuki bir sonuç doğurması da söz konusu olmadığını, bu kapsamda faturaya süresi içerisinde bir itiraz yapılmışsa vesikanın doğruluğunu faturayı tanzim edenin ispatlaması gerektiğini, Çünkü MK.m.6 hükmüne göre “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. Konuya ilişkin olarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1978 tarihli bir içtihadında borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her asılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olmasının onu borç altına sokacağı şeklindeki bir görüşün mantıki ve hukuksal dayanaktan yoksun olduğunun ifade edildiğini, Yine bir başka içtihadında akdi ilişki kanıtlanmadığı sürece alacaklının borçlu adına fatura düzenlemesi ve ticari defterlerine göre bu faturalar nedeniyle alacaklı gözükmesinin borçluyu bağlayıcı bir yanı olmadığı belirtildiğini, Yargıtay 13.Hukuk Dairesi daha güncel içtihatlarında ise itiraza uğrayan faturaların borçlu aleyhine delil olarak kabul edilemeyeceğini vurguladığını, bu kapsamda fatura bir akit olmayıp akdin ifasını gösteren bir belge olduğundan verilmesi ticari işletmesi bağlamında bir mal satılması, üretilmesi, bir iş görülmesi veya bir menfaat sağlanması gibi bir sözleşmenin yani muteber bir temel borç ilişkisinin varlığı şartına bağlı olduğunu, sonuç olarak fatura tek başına bir akit olmayıp akdin ifasını gösteren bir belge niteliğine sahip olduğunu, faturaya dayalı bir borcun varlığı herşeyden önce muteber bir temel borç ilişkisinin varlığı şartına bağlı olduğunu, faturayı tanzim eden ve alan kimse arasında böyle bir temel borç ilişkisi bulunmadığı hallerde faturanın hukuki bir sonuç doğurması da beklenemeyeceğini, davacının takip konusu faturaların dayanağı olan temel borç ilişkisini ve faütura muhteviyatını kanıtlaması gerektiğini, dosya içeriğinde Ba/Bs Formları alınması gerektiğini, Ba/Bs formunun Yerleşik Yargıtay Kararında İspat Külfeti Bakımından Büyük Önem Taşıdığını, Cezai Şart Olan Cayma Bedeli Faturasını kabul etmelerinin mümkün olmadığını, cezai şart, asıl borç olarak nitelendirilen borcun, hiç ya da gereği gibi yerine getirilmemesi halinde borçlunun alacaklıya ödemekle yükümlü olduğu borç olduğunu, Doktrinde cezai şart; borçlunun ödemesi gereken ve ekonomik bir değeri olan, hukuki işlem ile belirlenmiş bağımlı (fer'i) nitelikte bir edim, borcun zamanında ve gereği gibi ifa edilmesini temin etmeye yarayan bir kayıt, borcun hiç ya da gereği gibi ifa edilmemesi halinde ödeneceği vaat edilen bir edim olarak tanımlanmakta olup, tanımlar arasında esasta bir farklılık bulunmadığını, dönme cezası (ifayı engelleyen ceza koşulu), sözleşmeden dönme cezası şeklinde de kararlaştırılabileceğini, tam anlamıyla ceza koşulu demek pek olası değildir. TBKm. 179/3'de düzenlendiğini, madde hükmüne göre borçlunun, kararlaştırılan cezayı ifa ederek sözleşmeyi, dönme veya fesih suretiyle sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat etme hakkı saklı olduğunu, borçlu ceza koşulu adı altında sözleşmede kararlaştırılan mikyarı ödeyerek ifadan kurtulabileceğini, daha çok TBK m. 178'de düzenlenen cayma parasına benzediğini, Ceza koşulu, borçlunun borcuna uygun davranmasını sağlamaya yönelik iken, m. 179/3'te düzenlenen dönme cezası, borçluya sözleşmeden kurtulma imkanı getirdiğini, Cezai şartın ileri sürülebilmesinin muaccel olmasına bağlı olduğunu, Cezai şartın ne zaman muaccel hale geleceği ise taraflar arasındaki anlaşmaya göre çözümlenmesi gerektiğini, taraflar muacceliyet konusunda belirli bir zaman tayin etmiş olabilecekleri gibi sözleşmede bu hususta bir açıklık da bulunmayabileceğini, Muacceliyet şartları adi işlemlerde de ticari işlemlerde de aynı hükümlere tabi olduğunu, ayrıca davacı, müvekkil ile olan abonelik sözleşmesini tek taraflı olarak feshettiğini, davacının tek taraflı olarak feshettiği sözleşmeden dolayı müvekkilime cezai şart niteliğinde cayma faturası kesildiğini, zira davacı taraf bu cayma faturasını menfaat sağlamak amacı ile düzenlediğini, gerçek veya tüzel kişi haklarını ararken iyi niyetli olması gerektiğini, aksi halde HMK ilgili maddesi gereğince hakkını ararken kötü niyetli olan tarafın hakkının korunmayacağının açıkça yer aldığını, bu sebeple cezai şart adı altında müvekkili şirkete kesilen cayma bedeli faturasının davacı tarafından kötü niyetli , menfaat elde amacıyla düzenlen buna ilişkin faturanın kabulü mümkün olmadığını, görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğunu, yetkisiz mahkemede açılan davanın usulden reddine dosyanın görevli mahkeme olan İstanbul Anadolu Tüketici Mahkemelerine gönderilmesine, aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava,abonelik sözleşmesi kapsamında düzenlendiği iddia edilen tüketim faturası, cayma bedeli faturası ve işlemiş faiz alacağına ilişkin ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası sureti celp edilerek dosyamız arasına alınmış olup, takip dosyası incelendiğinde; alacaklının ... Elektrik AŞ, borçlunun ... ... Lojistik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi olduğu, takibin toplam 87.595,31-TL alacağa ilişkin ilamsız takip olduğu, takip dayanağının 05/04/2023 tarihli Tüketim Faturası 22.846,56 TL, 19/04/2023 tarihli Tüketim Faturası 12.831,54 TL, 03/03/2023 tarihli Tüketim Faturası 26.001,04 TL, 19/04/2023 tarihli Cayma Faturası 12.206,62 TL olduğu, 14/08/2023 tarihli ödeme emrinin 21/08/2023 tarihinde borçluya tebliğ edildiği, borçlunun 23/08/2023 tarihinde, süresi içerisinde borca, ferilerine ve faize itiraz ettiği görülmüştür. Mali Müşavir ..., Elektrik Elektronik Mühendisi ... ve Borçlar Hukuku Alanında Nitelikli Hesaplama Uzmanı Prof. Dr. ... tarafından müşterek imzalı 30/04/2024 tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle; Davacı tedarikçi şirket ile davalı şirket arasında abonelik sözleşmesi imzalandığı, dava konusu fatura dönemlerinde davalı tüketicinin davalı tedarikçinin yasal abonesi olduğu, davalının sorumluluğundaki tesisattan tüketilen 2023/1, 2023/2 ve 2023/3 dönemlerine karşılık sözleşme kapsamında düzenlenen elektrik faturalarının davalı şirket tarafından son ödeme tarihi içerisinde ödenmediği, davalı şirketin elektrik faturalarını süresinde ödemekle yükümlü olduğu, sözleşmeye aykırı davrandığı, Davacının sözleşme kapsamında süresinde ödenmeyen faturalardan dolayı sözleşmeyi tek taraflı feshettiği, Sözleşmenin 5.1 ve 5.5. maddesinde faturada belirtilen son ödeme tarihinden sonra yapılan ödemeler için Davacı tedarikçi tarafından günlük bazda ve faturalarda belirtilen oranda gecikmeli gün sayısı kadar gecikme faizi uygulanacağının kararlaştırıldığı, Dava konusu faturalarda gecikme faiz oranının aylık %5 olarak belirtildiği, Sözleşmenin 4.11, 5.3, 5.7, 5.8, 5.11 maddelerinde Davalı abone tarafından faturada belirtilen son ödeme tarihine kadar fatura bedelinin eksiksiz olarak ödenmemiş olması halinde veya borcun kısmen veya tamamen ödenmediği takdirde davalı abonenin hiçbir ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşmüş sayılacağı, davacı tedarikçinin sözleşmeyi tek taraflı feshetme hakkı bulunduğu, Sözleşmenin 6.2 maddesinde ve Özel Sözleşme koşulları başlığı altında Sözleşmenin tedarik başlangıç tarihinden sonraki ilk 24 ay içerisinde abone tarafından herhangi bir sebep ile fesih edilmesi veya bu sürede herhangi nedenle abonenin tedarikçinin portföyünden çıkmış olması halinde kullanıma ek olarak son 12 aylık tüketim miktarının ve sözleşme fesih tarihindeki birim bedel ile hesaplanacak fatura tutarının %10'una tekabül eden cayma bedelinin davacı tarafından talep edileceğinin kararlaştırıldığı, 17/03/2023 son ödeme tarihli 26.001,04 TL normal tüketim bedeli faturası, 17/04/2023 son ödeme tarihli 22.846,56 TL normal tüketim bedeli faturası, 02/05/2023 son ödeme tarihli 12.831,54 TL tüketim bedeli faturası ve 05/05/2023 son ödeme tarihli 12.206,62 TL Cayma bedeli faturasının taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye uygun olarak düzenlenmiş olduğu, Anılan faturaların taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, Y.11. HD nin 19.12.2018 tarih ve 2017/2642 E.-2018/8096 sayılı ilamında belirtildiği üzere, “davalının süresinde itiraz etmeyip, faturayı defterine kaydetmesi, fatura içeriğinin gerçekleştiğinin karinesi olduğu, aksinin yazılı delillerle kanıtlanabileceği, fiziki dosyada faturaların aksi yazılı delilin bulunamadığı, Davacı şirket tarafından yapılan feshin haklı olduğu sonucuna Sayın Mahkemece varılması halinde, davalı şirketin abonelik sözleşmesinde düzenlenen cayma bedellerini ödemekle yükümlü olduğu ve davacının, davalıdan; 73.885,76 TL asıl alacak, 13.709,55 TL işlemiş faiz, 87.595,31 TL alacaklı olabileceği, davacının asıl alacağına takip tarihinden itibaren aylık %5 akdi faiz uygulanması gerekeceği tespit ve rapor edilmiştir. Mali Müşavir ..., Elektrik Elektronik Mühendisi ... ve Borçlar Hukuku Alanında Nitelikli Hesaplama Uzmanı Prof. Dr. ... tarafından müşterek imzalı 30/07/2024 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda özetle; Davalı Vekilinin 30.04.2024 tarihli kök raporuna yaptığı itirazlara ilişkin izah edilen hususlar kapsamında 30.04.2024 tarihli kök raporda kanaatimizi değiştirecek herhangi bir bilgi ve belge Sayın Mahkemenize ek olarak sunulmadığı tespit edilmiş olup, kök raporun sonuç bölümünde belirtilen görüş ve kanaate aynen iştirak ettiklerini, tekrar etmekle birlikte, davalının ödeyeceği 12.206,62 TL cezai şartın şirketin mahvına sebep olmayacağı mütalaa edildiği görülmüştür. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde ve değerlendirildiğinde; 2004 sayılı İİK madde 67 uyarınca; "takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde Mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağın varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir". ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası sureti incelendiğinde; alacaklının ... Elektrik AŞ, borçlunun ... ... Lojistik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi olduğu, takibin toplam 87.595,31-TL alacağa ilişkin ilamsız takip olduğu, takip dayanağının 05/04/2023 tarihli Tüketim Faturası 22.846,56 TL, 19/04/2023 tarihli Tüketim Faturası 12.831,54 TL, 03/03/2023 tarihli Tüketim Faturası 26.001,04 TL, 19/04/2023 tarihli Cayma Faturası 12.206,62 TL olduğu, 14/08/2023 tarihli ödeme emrinin 21/08/2023 tarihinde borçluya tebliğ edildiği, borçlunun 23/08/2023 tarihinde, süresi içerisinde borca, ferilerine ve faize itiraz ettiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına dair bir kararın alacaklı/vekiline tebliğine dair takip dosyası kapsamında mazbataya ve sair bilgi belgeye rastlanmamakla birlikte, eldeki itirazın iptali davasının 02/11/2023 tarihinde açıldığı, alacaklı/vekiline itiraz üzerine takibin durdurulması kararının tebliğine dair mazbata, sair bilgi belge de bulunmadığından İİK madde 67'de öngörülen bir yıllık sürenin işlemeye başlamadığı gibi takip tarihi ile dava tarihi arasında da 1 yıldan az süre bulunduğu görülmekle eldeki itirazın iptali davasının süresi içerisinde açıldığının kabulü gerektiği anlaşılmıştır. Tarafların iddia ve savunmaları, dosya kapsamındaki deliller ile Mahkememizce alınan bilirkişi kök ve ek raporları birlikte değerlendirildiğinde, davacı ile davalı arasında tedarik başlangıç tarihinden itibaren 24 ay süreli Elektrik Abonelik Sözleşmesi akdedildiği, sözleşmede abonelik başlangıç tarihinin yer almadığı, ancak Epiaş veri tabanında yapılan incelemede davalının Nisan 2022 kayıt döneminden başlayarak Mart 2023 kayıt dönemi dahil olmak üzere davacı portföyüne kayıtlı olduğu, dava ve takip konusu 4 adet faturanın ait olduğu dönemlerde davalının davacı şirketin yasal abonesi olduğu belirlenmiş, tarafların ticari defter kayıt ve dayanağı belgeleri incelendiğinde usule uygun tutulduğu ve her iki taraf yönünden de sahibi lehine delil vasfı taşıdığı, dava ve takibe konu faturalardan tüketim faturalarının davalının ilgili tesisatı üzerinden tüketilen normal elektrik tüketim faturası olduğu ve sözleşmeye uygun olarak düzenlendiği, son ödeme tarihlerinden sonra yapılan ödemeler için davacının sözleşmeye uygun gecikme faizi uyguladığı, davacı tarafından usule uygun olarak düzenlenen dava ve takibe konu tüketim faturalarının davalı tarafından ödenmediğinin belirlendiği, davacının ise ödenmeyen faturalar nedeniyle sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiği ve yine dava ve takibe konu cayma bedelinin taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olarak düzenlendiği, fatura bedelleri ile bu faturaların vadesinde ödenmemesi nedeniyle takiple talep edilen gecikme faizi alacağının bilirkişilerce yapılan hesaplama ile uyuştuğu, netice olarak davalının takibe itirazının haksız olduğu, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan takip konusu tüm alacak kalemleri yönünden takiple istenen tutarda alacaklı olduğu belirlendiğinden davalının takibe itirazının iptaline karar vermek gerekmiştir. 2004 sayılı İİK madde 67/2.maddesi uyarınca; "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." neticeten işbu davada davalı borçlunun itirazının haksızlığına karar verildiğinden ve faturadan kaynaklanan alacak likit olduğundan hükmolunan meblağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davanın Kabulüne, ... İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyasında davalının itirazının iptaline, takibin aynı koşullarla devamına, 2-Alacağın %20'si oranında 17.519,06-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 5.983,64-TL harçtan peşin alınan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 5.713,79-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26. maddesine göre; Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 123,75-TL tebligat/ posta gideri, 10.000,00 -TL bilirkişi ücreti, 269,85-TL başvurma harcı, 269,85-TL peşin harç, 38,40-TL vekalet harcı olmak üzere toplam 10.701,85-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Kendini vekille temsil ettiren davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Yatırılan avanstan artan kısmın karar kesinleşiğinde yatırana/ vekiline iadesine Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı,gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize verilecek bir dilekçe ile veya başka bir yer Mahkemesi aracılığı ile gönderilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/09/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır