İlk Derece Mahkemesi · Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/939 E. 2023/584 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/939
- Karar No
- 2023/584
- Karar Tarihi
T.C. GAZİANTEP 2 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : ... KARAR NO :... HAKİM : ... KATİP : ... DAVACI : 1- ... VEKİLİ : ... DAVACI : 2- ... VEKİLLERİ : ... ... DAVALI : ... VEKİLİ : ... DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 08/11/2022 KARAR TARİHİ : 25/10/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/11/2023 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;05/06/2022 tarihinde ...'nın sürücüsü olduğu ... plaka sayılı aracın, davacıların çocuğu olan ...a çapması sonucu trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen kazada müşterek çocuğun vefat ettiği, kazanın meydana gelmesinde müteveffanın kusurunun bulunmadığını, olay nedeniyle Gaziantep 27. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2022/715 Esas Sayılı dosyası ile ceza davasının açıldığını, davalı sigorta şirketine yapılan başvurununda karşılıksız kaldığını, arabuluculuk aşamasında da anlaşma sağlanamadığını beyanla belirsiz alacak olarak anne ... için 100,00 TL, baba ... için 100,00 TL maddi tazminatın davalı şirket yönünde temerrüt tarihiden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalı taraftan alınarak davacılara verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesi ekindeki belgelerin kendilerine tebliğ edilmediğini, alacağın zamanaşımına uğradığını, müteveffanın davacılara destek olduğunun ispatlanması gerektiğini, ...'nın bağladığı gelirin tazminattan indirilmesi gerektiğini, hesaplamalarda tüm pay sahiplerinin paylarının dikkate alınması gerektiğini, davalı şirketin poliçe limiti ile sorumlu olduğunu, kusur oranlarının tespiti için dosyanın ATK'ya gönderilmesini talep ettiklerini, davalının faizden sorumlu olmadığını belirterek, davalı aleyhine açılmış olan davanın reddini talep etmiştir. DELİLLER: 1-Tarafların usulünce ileri sürmüş oldukları iddia ve savunmaları, 2-Kazaya ilişkin soruşturma dosyası ve kaza tespit tutanağı, 3-Davalı sigorta şirketi tarafından tanzim edilen ZMSS poliçesi ve hasar dosyası, 4-İlgili kamu kurumlarından celp edilen cevabi yazılar, 5-Dosyada mündemiç kusur ve aktüerya bilirkişi raporları, 6-İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar, HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER, TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) talebine ilişkindir. Dava konusu bakımından yapılan hukuki nitelendirme; Türk Borçlar Kanunu 53’üncü maddesi; “Ölüm hâlinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır: 1. Cenaze giderleri. 2. Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 3. Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar.” Düzenlemesi ile destekten yoksun kalma tazminatının temel dayanağını oluşturmaktadır. Destekten yoksun kalma tazminatı, Yargıtay kararlarında “Trafik kazası, bir kişinin ölümü sonucunu doğurabilir. Böyle bir durumda, bazı kişiler onun ekonomik desteğinden, malî yardım ve bakımından yoksun kalabilirler. İşte; ölenin destek ve yardımından yoksun kalanlarının uğradıkları bu zarara, destek kaybından doğan zarar denir.” şeklinde tanımlanmıştır. (YHGK, 2020/(17)4-191 Esas, 2021/514 Karar ve 20/04/2021 tarihli ilamı) Destekten yoksun kalma tazminatı, bir şahıs öldüğünde, ölenin sağlığında destek olduğu veya ileride destek olacağı kimseleri korumayı, desteklerinin ölümünden önceki sosyal ve ekonomik durumlarına uygun hayat sürdürebilmeleri için, ölüm sebebiyle mahrum kaldıkları yardımı, ölüme sebebiyet verenden tazmin edebilmelerini amaçlayan bir tazminat türüdür. (4.HD. 30.05.1965, 11420-488; 4.HD. 16.11.1963, 8337-10030; YHGK., 20/04/2021, 2020/17-4191, 2021/191) Kanun metninden de anlaşılacağı gibi destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Yani haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK’nın 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Eş, çocuk, anne, baba gibi aile bireyleri ile çok özel durumlarda kardeşler birbirlerinin desteği olup; ölenin parasal, bedensel ve düşünsel etkinliğiyle sağladığı yardımlardan, hizmetlerinden, bakım ve gözetiminden, koruyup kollamasından, bilgi ve deneyimleriyle yol göstermesinden yoksun kalacaklardır. Bu nedenle de destekten yoksun kalma tazminatı isteyebileceklerdir. Mahkememizin görevi açısından yapılan değerlendirme; Yargıtay 17'inci Hukuk Dairesi'nin 2019/6195 Esas, 2020/3056 Karar ve 02/06/2020 tarihli "Dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar ticari davalardır. TTK 5/1. maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme Asliye Ticaret mahkemeleridir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3. maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki işbölümü olmaktan çıkmış görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir. Açılan somut davada davalılar arasında zorunlu mali sorumluluk sigortacısı da bulunmaktadır. Sigorta hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6. kitabında 1401 ve devamı maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası ise 1483 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu durumda Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlardan olması nedeniyle dava ticari dava olup Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanı içinde olduğundan" şeklindeki ilamı doğrultusunda davayı görme konusunda mahkememizin görevli olduğu tespit edilmiştir. Davalının sorumluluğu açısından yapılan değerlendirme; Sigorta sözleşmesi davanın açıldığı tarih itibariyle somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 1263. maddenin birinci fıkrasında (6102 sayılı TTK, m. 1401); “Sigorta bir akittir ki bununla sigortacı bir prim karşılığında diğer bir kimsenin para ile ölçülebilir bir menfaatini halele uğratan bir tehlikenin (bir rizikonun) meydana gelmesi halinde tazminat vermeyi yahut bir veya birkaç kimsenin hayat müddetleri sebebiyle veya hayatlarında meydana gelen belli bir takım hadiseler dolayısiyle bir para ödemeyi veya sair edalarda bulunmayı üzerine alır.” şeklinde tanımlanmıştır. Sigorta sözleşmelerinde sigortacı, sigorta ettirene bir prim karşılığında belirli bir rizikoya karşı koruma sağlamayı üstlenir (Avrupa Sigorta Sözleşmesi Hukuku İlkeleri, m.1:201). Sigorta sözleşmeleri tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 3. maddesinde; araç sahibi, araç için adına yetkili idarece tescil belgesi verilmiş veya sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişi, işleten ise; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hâllerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi olarak tanımlanmış ve ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimsenin de işleten sayılacağı belirtilmiştir. İşleten ile sigorta ettiren kişi de farklı kavramlardır. İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğuna KTK’nın 85. maddesinde yer verilmiş, aynı Kanun’un 91. maddesi ile poliçenin geçerlilik süresinde meydana gelen kaza tarihinde ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın (ZMSSGŞ) A-3. maddesinde, sigortacının poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK’ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği düzenlenmiştir. KTK’nın 91. maddesi ile işletenlerin 85. maddenin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanması amacıyla mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunlu kılınmıştır. Dosyada yer alan trafik kaza tespit tutanağından ve davalının mahkememize ibraz etmiş olduğu poliçe tetkik edildiğinde kaza tarihinde aracın ZMSS poliçesi ile sigortalanıp sigortalanmadığı tetkik edildiğinde kaza tarihi itibariyle ... plakalı aracın ZMSS ile davalı sigorta şirketi tarafından sigortalandığı tespit edilmiştir. Davalı sigorta şirketlerine dava açılmadan önce yapılan başvuru ve poliçeler; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi halinin dahi HMK'nın 115/2. maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğu Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları ile kabul edilmektedir. (Y4HD 2021/4498 Esas, 2021/7405 Karar sayılı ilamı) Dosyada yer alan davalı sigorta şirketinin cevabi yazıları ve davacının dosyaya ibraz ettiği başvuru ile başvuruya ilişkin tebliğ mazbataları tetkik edildiğinde; davacının iş bu davayı açmadan önce davalı sigorta şirketine 27/06/2022 tarihinde başvuru yaparak, 2918 sayılı KTK m.97 hükmünde düzenlenmiş olan başvuru şartını yerine getirmiş olduğuna kanaat getirilmiştir. Arabuluculuk dava şartı bakımından yapılan değerlendirme; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/14429 Esas, 2021/5729 Karar sayılı ve 29/09/2021 Tarihli ilamı ile Gaziantep 17. Hukuk Dairesi'nin 2021/1131 Esas, 2023/261 Karar sayılı ve 03/02/2023 Tarihli ilamı ve Gaziantep 17. Hukuk Dairesi'nin 2021/2079 Esas, 2023/1003 Karar sayılı ve 20/06/2023 Tarihli ilamında belirtildiği üzere eldeki dava bakımından arabuluculuk dava şartı bulunmadığı belirtilmiş olup bu nedenle arabuluculuk ücreti davacı üzerinde bırakılmıştır. Davacıya kaza nedeniyle herhangi bir gelir bağlanıp bağlanmadığı yönünden yapılan tespit; ...'ya müzekkere yazılmış olup, ... yazı cevabında davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığı görülmüştür. Kusur yönünden yapılan değerlendirme; Mahkememizin ara kararı uyarınca kusur raporunun tevdii edilmiş olup, hazırlanan 12/07/2023 tarihli kusur raporunda özetle; A- Yaya ... A-1 2014 doğumlu yayanın mahaldeki duraktan karşıdan karşıya geçmek istediği yere gelmeden önce kendi can güvenliğini sağlaması açısından yaya kaldırımını kullanması ve karşıdan karşıya geçmeden önce de taşıt yolu içerisinde seyir halinde olan araçların seyir durumlarını dikkate alması ve müsait bir zamanda kontrollü bir şekilde karşıya geçmesi gerekirken bahsedilen bu hususlar riayet etmediği, otobüsün seyir durumunu dikkate almaksızın karşıya geçmek istediği sırada meydana gelen kazada ağır ihmal ve ihlali bulunduğunu, B- ...Plakalı Otobüs Sürücüsü ... B-1 Sürücü ... idaresindeki otobüs ile duraktan hareket ettikten sonra yol ayrımında sağa manevra ile seyrini sürdürmeden önce sağ gerisine dair yeterli kontrollerini yapması ve daha sonra sağa manevra ile dönüşünü gerçekleştirerek seyrini devam ettirmesi gerekirken bahsedilen bu hususa riayet etmediği, harekete başladığı andan itibaren sağ tarafından kendisi ile aynı yöne doğru sağında kaplamada koşan 2014 doğumlu yayaya rağmen sağa yönelimli bir şekilde seyrini sürdürmek istediği sırada meydana gelen kazada, dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışları ihmal ve ihlali bulunduğunu, A- Yaya ...’un K.Y.T.K. Yön. 138/b maddesini ihlal ettiğini, B- Sürücü ...’nın K.Y.T.K 52/1-b maddesini ihlal ettiğini, mahkememize bildirmiştir. 6098 sayılı TBK'nun 74'üncü maddesi gereği hakim kusur oranını belirlemede tam bağımsız ve yetkili kılınmıştır. Kusur bilirkişi raporundaki tespitlerin dosyada bulunan deliller, kaza tespit tutanağı ve savcılık aşamasında alınan bilirkişi raporu ile uyumlu olduğu ve raporun hüküm kurmaya elverişli olduğuna kanaat getirilmiş ve davalı tarafından sigortalanmış araç sürücüsünün %25 kusurlu, davacıların desteğinin %75 kusurlu olduğu kanaati ile hükme esas alınmıştır. Talep edilebilecek tazminat miktarının belirlenmesi yönünden yapılan değerlendirme; Burada davacının talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi noktasında baz alınacak yaşam tablosu ve uygulanacak hesaplama yönteminin de ayrıca irdelenmesi gerekmektedir. Bu noktada benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/1290 Esas, 2021/751 Karar sayılı ve 21/05/2021 Tarihli ilamında "...Mahkemece yapılacak iş, bilirkişi kuruluna anılan yönetmelik çerçevesinde yeni bir maluliyet raporu tanzim ettirdikten sonra, davacının muhtemel yaşam süresinin TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlenerek, hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması için yeni bir aktüerya raporu almaktan ibaret olup..." denilmektedir. Destek paylarının dağıtımında Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamasına göre hesaplama yapılmıştır. Yargıtay 4'üncü Hukuk Dairesi'nin 2021/22918 Esas ve 2022/647 Karar sayılı ilamında şeklinde; "Hayatın olağan akışına göre bekar olarak ölen çocuğun ileride evleneceği ve en az iki çocuk sahibi olacağı kabul edilerek, desteğin evleninceye kadar gelirinin yarısını kendi ihtiyaçları yarısını da anne ve babası için ayıracağı varsayılarak bu dönemde desteğe iki anne ve babaya birer pay vermek suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında evlenmeden önceki dönemde anne ve babanın her birine %25 pay verilmesi gerektiği, desteğin ileride evlenmesi ile birlikte desteğe iki eşe iki anne ve babaya birer pay verilerek, yine desteğin tüm gelirinin oranlanarak anne ve babaya %16'şar pay ayrılması, desteğin bir çocuğunun olması durumunda iki pay desteğe, iki pay eşe bir pay çocuğa ve birer pay anne ve babaya ayrılmak suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında anne ve baba için %14'er pay verilmesi daha sonra ikinci çocuğun doğacağı varsayılarak bu kez desteğe iki, eşe iki, çocukların her birine birer ve anne ve babaya birer pay verilerek desteğin tüm gelirine oranlanarak anne ve babaya 12,5'er pay verilmesinin uygun olacağı, daha sonra anne ve babadan yaşam tablosuna göre hangisi destekten çıkacaksa kalan kişiye diğerinin payının ilave edilerek destek tazminatlarının varsayımsal hesabının yapılması gerekeceği, Dairemizin yerleşik uygulaması gereğidir." bahsedildiği üzere destek paylarının dağıtımı yerleşmiş içtihat haline gelmiştir. Dosya hesaplama yapılmak üzere aktüerya bilirkişisine tevdi edildiği, bilirkişi hazırlamış olduğu 05/08/2023 tarihli raporda özetle; A-Dava konusu kazanın meydana gelmesinde Müteveffanın Kusur- müterafik kusur oranı dikkate alınmadan Davacıların destekten yoksun kalma tazminatlarının yapılan hesaplamada; Davacı ...'un maddi zararı = 1.045.319,07 TL Davacı ...'un maddi zararı = 569.495,36 TL B-Dava konusu olay nedeniyle, hak sahiplerinin toplam tazminatları poliçe teminatı limitinin üzerinde olduğundan, poliçe limiti olan 500.000,00 TL üzerinden yapılan garame hesabı sonunda; Davacı ... = 323.665,38 TL Davacı ... = 176.334,62 TL Toplam = 500.000,00 TL olduğunu mahkememize bildirmiştir. Yukarıda zikredilen güncel Yargıtay içtihatları nazara alınarak TRH 2010 Ulusal Yaşam Tablosu ve prograsif rant usulüne göre ve teknik faizsiz, 2023 yılı asgari ücretine göre alınan, davacı baba bakımından yetiştirme gideri indirimi yapılan, davacının askerlik ve muhtemel evlilik yaşı ile 2 çocuğunun olacağı ihtimali ile düzenlenen rapor hükme esas alınmıştır. Müterafik kusur indirimi bakımından değerlendirme; Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur, Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması sözkonusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılması da gerekebilecektir. Dosya içeriğine bakıldığı zaman davacının müterafik kusurunun bulunmadığı kanaati hasıl olmuştur. Hatır taşıması bakımından yapılan değerlendirme; Ayrıca bu noktada hatır taşıması ancak davacının yolcu olarak bulunduğu aracın sigortacısı bakımından gündeme gelebilecektir. Benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/3454 Esas, 2019/224 Karar sayılı ve 16/01/2019 Tarihli ilamında "...3-Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığından, bu gibi taşımalarda BK.nun 43. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmakta ise de bu indirimin yapılabilmesi için davalının savunmasında bu hususu ileri sürmesi icap eder. Davalı sürücü ...'nun bu yönde bir savunması olmamasına rağmen mahkemece sürücü yönünden de resen hatır taşıması indirimi yapılması isabetli değilir..." denilmektedir. İlam metninden de açıkça anlaşıldığı üzere hatır taşıması savunması defi niteliğinde olup süresi içerisinde verilen cevap dilekçesinde usulünce ileri sürülmedikçe mahkemece resen nazara alınamayacaktır. Dosyaya bakıldığı zaman davalı Sigorta vekili 6100 sayılı HMK m.317/2 hükmünde düzenlenen yasal cevap süresi içerisinde cevap dilekçesini dosyaya sunmuş ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiği yönünde savunmada bulunmamıştır. Bunun yanında hatır taşımasının ancak taşınanın bulunduğu araç bakımından ileri sürülebileceği dikkate alındığında; davalı açısından davacının yaya olması ve davalının taşıyan araç sigortası olmadığı için hatır taşıması indirimini gerektirecek bir durumun bulunmadığı değerlendirilmiştir. Bedel artırım talebi açısından değerlendirme; Davacının dava dilekçesinde davanın açıkça belirsiz alacak davası olduğu belirtildiğinden dava belirsiz alacak davası olarak değerlendirilmiştir. (Emsal karar için bknz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/9-485 Esas ve 2021/971 Karar sayılı ilamı) Davacı vekili 24/05/2022 havale tarihli değer arttırım dilekçesi sunmuş olup değer arttırım dilekçesi davalı tarafa tebliğ edilmiştir. Davacı vekili dava değeri artırım dilekçesi ile dava dilekçesinde her bir davacı için 100,00 TL olmak üzere toplam 200,00 TL olan dava değerini; davacı ... için 261.329,76 TL, davacı ...T için 142.373,84 TL'ye yükseltmiştir. Gerçek zararın belirlenmesine ilişkin değerlendirme; Davacının kusur indirimsiz hali ile; TRH 2010 yaşama tablosu ve prograsif rant yönetimi kullanılarak kusur indirimsiz hali ile, davacı ... için 1.045.319,07 TL, davacı baba için 569.495,36 TL zararının olduğu belirlenmiştir. Hesaplanan bu bedel üzerinden müteveffanın %75 kusur indiriminden başkaca indirim yapılmadan sonuç tazminatın belirlenmesi gerekmektedir. Nitekim Yargıtay 4'üncü Hukuk Dairesi'nin 2021/3581 Esas ve 2022/565 Karar sayılı benzer yöndeki; "Tazminatın kapsamını belirleme biçimi ve tazminattan yapılacak indirimler ve sıralaması TBK 51 ve 52. (818 Sayılı BK 43-44 mad) maddelerinde düzenlenmiştir. TBK 51. maddesine(BK 43. mad.) göre hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak tazminatı belirleyecektir.Hakim tarafların kusur durumunu dikkate alarak tazminatın kapsamını belirledikten sonra Yargıtay kararlarında yerleşmiş olduğu üzere tazminattan müterafik kusur indirimi yapılarak nihai zarar ve ödenmesi gereken tazminat belirlenecek, son olarak da davadan önce yapılan ödemenin güncellenen değeri düşülecektir. İlgili kanun maddeleri incelendiğinde,davalı tarfından yapılan ödemeler tazminatı belirlemede bir indirim nedeni olarak gösterilmediği gibi, Yargıtay uygulamaları ile artık yerleşik hale geldiği üzere borcu söndüren bir nitelik taşımaktadır." içtihadı ile gerçek zararının nasıl belirleneceğinin bahsedilen şekilde olacağını bildirmiştir. Buna göre davacı anne bakımından destekten yoksun kalınan bedel; 1.045.319,07 x (1-0,75) = 261.329,76 TL olarak hesaplanmıştır. Davacı baba bakımından destekten yoksun kalınan bedel; 569.495,36 x (1-0,75) = 142.373,84 TL olarak hesaplanmıştır. Davacının değer attırım dilekçesi ile talep ettiği bedellerin mahkememizce belirlenen bedeller ile uyumlu olduğu görülmüş ve talep gibi hüküm tesis edilmiştir. Faiz başlangıcı yönünden yapılan değerlendirme; Davacının iş bu davaya açmadan önce davalı sigorta şirketine yaptığı başvurulara ilişkin tebliğ mazbataları tetkik edildiğinde başvuru dilekçesinin davalıya 27/06/2022 tarihinde ulaşmış olduğu görülmektedir. Bu noktada 2918 sayılı KTK m.99/1 hükmünde "Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar." denilmektedir. Bu haliyle davalıların temerrüde düşme tarihi ise 07/07/2022 tarihidir. Kazaya karışan aracın otobüs olduğu ticari kullanıma özgü olduğu dikkate alınarak talep doğrultusunda ticari faize hükmedilmiştir. Neticeten; Tüm dosya kapsamı denetime elverişli olarak alınmış bilirkişi raporları, taraf beyanları, birlikte değerlendirildiğinde davacının davasının kısmen kabul kısmen reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; ... bakımından 1-Davanın KABULÜ ile; 261.329,76 TL destekten yoksun kalma tazminatının 07.07.2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a VERİLMESİNE, 2- Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca davanın kabul edilen değeri olan 261.329,76 TL üzerinden alınması gereken 17.851,44 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 80,70 TL peşin harç ve davacı adına arttırılan miktar için yatırılan 892,23 TL değer arttırım harcının toplamı olan 972,93 TL'nin mahsubu ile bakiye 16.878,51 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafından 80,70 TL peşin harç ve davacı adına arttırılan miktar için yatırılan 892,23 TL değer arttırım harcının toplamı olan 972,93 TL'nin davalıdan alınarak davacı ...'a VERİLMESİNE, 4-Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 41.199,46 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı ...'a VERİLMESİNE, ... bakımından 1-Davanın KABULÜ ile; 142.373,84 TL destekten yoksun kalma tazminatının 07.07.2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ... VERİLMESİNE, 2- Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca davanın kabul edilen değeri olan 142.373,84 TL üzerinden alınması gereken 9.725,56 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 80,70 TL peşin harç ve davacı adına arttırılan miktar için yatırılan 485,94 TL değer arttırım harcının toplamı olan 566,64 TL'nin mahsubu ile bakiye 9.158,92 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafından 80,70 TL peşin harç ve davacı adına arttırılan miktar için yatırılan 485,94 TL değer arttırım harcının toplamı olan 566,64 TL'nin davalıdan alınarak davacı ...'a VERİLMESİNE, 4-Davacı ...kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 22.779,81 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı ...'a VERİLMESİNE, 5-Davacılar tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen 2.454,75 TL posta, tebligat ve bilirkişi ücretinden oranlama yapılmaksızın oluşan yargılama gideri ile her bir davacı için ayrı ayrı 80,70 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 2.616,15 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 7-Dava açılmadan önce başvurulan arabuluculuk kurumu nedeniyle hazineden karşılanmış olan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 8-Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan tarafa okunmak suretiyle tefhim edildi.25/10/2023 Katip ... ¸e-imzalı Hakim ... ¸e-imzalı TASHİH ŞERHİ Kısa kararda ... bakımından başlığı altında 1 numaralı bentte sehven hüküm altına alınan "Davanın KABULÜ ile; 142.373,84 TL destekten yoksun kalma tazminatının 07.07.2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a VERİLMESİNE,", olarak belirtilmiş olmasına rağmen kısa kararın içeriği tetkik edildiğinde; "...a VERİLMESİNE" şeklinde yazılması gerekirken "...'a VERİLMESİNE" yazılmış olmasının yazı hatası yapıldığı anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun Hükmün tashihi başlıklı "Madde 304- (1) Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir." hükmü getirilmiştir. Bu durumların 6100 sayılı HMK m.304/1 hükmünde düzenlenen açık yazı hatası niteliğinde olduğu, mahkememizce bu hataların resen düzeltilmesi gerektiğine kanaat getirildiği ve gerekçeli karar henüz tebliğ edilmediğinden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda aşağıdaki gibi tashih kararı verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin 25/10/2023 tarihli kısa kararında; 1-Davanın KABULÜ ile; 142.373,84 TL destekten yoksun kalma tazminatının 07.07.2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...a VERİLMESİNE, 2-İş bu tashih şerhinin kararın EKİ SAYILMASINA, Dair; tarafların yokluğunda dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi. 23/11/2023