İlk Derece Mahkemesi · Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/236 E. 2023/559 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/236
- Karar No
- 2023/559
- Karar Tarihi
T.C. GAZİANTEP 2 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : ... KARAR NO : ... HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : ... - ... ... VEKİLİ : Av. ... - DAVALI : ... - VEKİLİ : Av. ... - DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 17/03/2022 KARAR TARİHİ : 18/10/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/11/2023 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 26/06/2021 davalı ... şirketi nezdinde sigortalı olan ... plaka sayılı aracın, müvekkilin içinde yolcu olarak bulunduğu ... plaka sayılı araca çarpması neticesinde trafik kazası meydana geldiğini, kazanın davalının sorumluluk süresi içerisinde meydana geldiğini, meydana gelen kazada müvekkilinin yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde ... plakalı aracın kusurlu olduğunu, kaza sonrası müvekkilinin sürekli maluliyet durumunda kaldığını, davalıya yaptıkları başvurudan sonuç alamadıklarını, açıklanan nedenlerle, şimdilik 500,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 250 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 250,00 TL tedavi gideri tazminatının davalı ... şirketinden alınarak müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Kazaya konu ... plakalı aracın kaza tarihi itibariyle müvekkili şirket nezdinde sigortalı olmadığını, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, sigortalı aracın kusurunun ispat edilmesi gerektiğini, davacının kazada yaralandığının ispat edilmesi gerektiğini, davacının müterafik kusurunun araştırılmasının gerektiğini, geçici iş göremezlik ve bakıcı giderinin poliçe teminatı kapsamında olmadığını, sürekli maluliyetinin ispatlanması gerektiğini, müvekkil şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: 1-Tarafların usulünce ileri sürmüş oldukları iddia ve savunmaları, 2-Kazaya ilişkin soruşturma dosyası ve kaza tespit tutanağı, 3-Davalı ... şirketi tarafından tanzim edilen ZMSS poliçesi ve hasar dosyası, 4-İlgili kamu kurumlarından celp edilen cevabi yazılar, 5-Dosyada mündemiç kusur ve aktüerya bilirkişi raporları, 6-İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar, HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER, TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) talebine ilişkindir. Mahkememizin görevi açısından yapılan değerlendirme; Yargıtay 17'inci Hukuk Dairesi'nin 2019/6195 Esas, 2020/3056 Karar ve 02/06/2020 tarihli "Dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar ticari davalardır. TTK 5/1. maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme Asliye Ticaret mahkemeleridir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3. maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki işbölümü olmaktan çıkmış görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir. Açılan somut davada davalılar arasında zorunlu mali sorumluluk sigortacısı da bulunmaktadır. Sigorta hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6. kitabında 1401 ve devamı maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası ise 1483 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu durumda Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlardan olması nedeniyle dava ticari dava olup Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanı içinde olduğundan" şeklindeki ilamı doğrultusunda davayı görme konusunda mahkememizin görevli olduğu tespit edilmiştir. Davalının sorumluluğu açısından yapılan değerlendirme; Sigorta sözleşmesi davanın açıldığı tarih itibariyle somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 1263. maddenin birinci fıkrasında (6102 sayılı TTK, m. 1401); “Sigorta bir akittir ki bununla sigortacı bir prim karşılığında diğer bir kimsenin para ile ölçülebilir bir menfaatini halele uğratan bir tehlikenin (bir rizikonun) meydana gelmesi halinde tazminat vermeyi yahut bir veya birkaç kimsenin hayat müddetleri sebebiyle veya hayatlarında meydana gelen belli bir takım hadiseler dolayısiyle bir para ödemeyi veya sair edalarda bulunmayı üzerine alır.” şeklinde tanımlanmıştır. Sigorta sözleşmelerinde sigortacı, sigorta ettirene bir prim karşılığında belirli bir rizikoya karşı koruma sağlamayı üstlenir (Avrupa Sigorta Sözleşmesi Hukuku İlkeleri, m.1:201). Sigorta sözleşmeleri tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 3. maddesinde; araç sahibi, araç için adına yetkili idarece tescil belgesi verilmiş veya sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişi, işleten ise; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hâllerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi olarak tanımlanmış ve ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimsenin de işleten sayılacağı belirtilmiştir. İşleten ile sigorta ettiren kişi de farklı kavramlardır. İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğuna KTK’nın 85. maddesinde yer verilmiş, aynı Kanun’un 91. maddesi ile poliçenin geçerlilik süresinde meydana gelen kaza tarihinde ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın (ZMSSGŞ) A-3. maddesinde, sigortacının poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK’ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği düzenlenmiştir. KTK’nın 91. maddesi ile işletenlerin 85. maddenin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanması amacıyla mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunlu kılınmıştır. Dosyada yer alan trafik kaza tespit tutanağından ve davalının mahkememize ibraz etmiş olduğu poliçe tetkik edildiğinde kaza tarihinde aracın ZMSS poliçesi ile sigortalanıp sigortalanmadığı tetkik edildiğinde kaza tarihi itibariyle ... plakalı aracın ZMSS ile davalı ... şirketi tarafından sigortalandığı tespit edilmiştir. Davalının kusur oranına bağlı olmaksızın sorumluluğuna ilişkin yapılan değerlendirme; Davacı vekili dava dilekçesinin sonuç kısmında tazminatın "davalıdan alınarak" karar verilmesini talep etmiştir. Bunun yanında davacı vekili dava dilekçesinde müvekkilinin yolcu olarak bulunduğunu ve tarafların kusurunun olayın meydana gelmesinde önemini bulunmadığını bildirmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85. maddesi “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” ve aynı Kanunun 88. maddesi ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur. Birden fazla kişinin sorumlu olduğu durumlarda, bunlar arasındaki ilişki bakımından zarar, olayın bütün şartları değerlendirilerek paylaştırılır. Özel durumlar ve özellikle araçların işletme tehlikeleri, zararın iç ilişkide başka türlü paylaştırılmasını haklı göstermedikçe, işletenler ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahipleri kusurları oranında zarara katlanırlar” düzenlemeleri ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, ayrıca birden fazla kişinin zararı tazmin ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. 818 sayılı BK’nın 50 ve 51. maddelerinde de, haksız eylemin ve bunun sonucunda doğan zararın birden fazla kişi tarafından meydana getirilmesi durumunda, zarar görenin dilediği takdirde eyleme katılanlardan birisinden, birkaçından veyahut tamamından zincirleme olarak sorumlu tutulmalarını isteme hakkına sahip bulunduğu düzenlenmiştir. Aynı hüküm 6098 sayılı TBK’nın 61. maddesinde de tekrar edilmiştir. Dolayısıyla, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 88/1. maddesinde trafik kazası nedeniyle müteselsil sorumluluk öngörülmüştür. Davacılar dava dilekçesinde zararın tamamını davalılardan talep etmiştir. Davalıların sorumluluğu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 88. maddesine dayanmaktadır. Davacıların zararın tamamını davalılardan talep etmesi, davacıların müteselsil sorumluluk ilkesine dayandığının bir göstergesidir. Nitekim benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Yargıtay 4'üncü Hukuk Dairesi 2018/1742 Esas ve 2018/4694 Karar sayılı ilamında; "Davacılar açıkça davalıların kusurları oranında sorumlu tutulmalarını istemediklerine göre; mahkemece, davacı ... lehine hükmedilen maddi tazminatın tamamının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerekirken, davalıların kusur oranlarına göre sorumlu tutulmaları doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir." denilmiştir. (Emsal karar için bknz. Konya BAM 3'üncü Hukuk Dairesi'nin 2022/831 Esas 2022/760 Karar sayılı ilamı) Yukarıda bahse konu düzenleme ve içtihatlar nazara alınarak yolcu konumundaki kazaya karışan araçta yolcu konumunda bulunan davacı bakımından araçlar bakımından davacı 3. Kişi konumunda bulunduğundan kusur oranına bağlı kalınmadan talep edebileceği değerlendirilmiştir. Davalı ... şirketinin geçerli ZMSS poliçesinin bulunmadığına ilişkin itirazları bakımından yapılan değerlendirme; KTK’nın 20/d maddesinde; tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirlerinin, satış ve devri yapılacak araçtan dolayı motorlu taşıtlar vergisi, gecikme faizi, gecikme zammı, vergi cezası ve trafik idari para cezası borcu bulunmadığının tespit edilmesi ve taşıt üzerinde satış ve/veya devri kısıtlayıcı herhangi bir tedbir veya kayıt bulunmaması hâlinde, araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi veya trafik tescil kayıtları esas alınarak noterler tarafından yapılacağı ve noterce yapılmayan her çeşit satış ve devrin geçersiz olduğu hükme bağlanmış; 24. madde ile de araç muayene raporu tanzim edilebilmesi için araç tescil belgesi veya sahiplik belgesi ile zorunlu sorumluluk sigortalarının ibrazını zorunlu kılmış ve tescil belgesi için gerekli esasları Yönetmelik ile düzenlemiştir. Sigorta sözleşmesinin verilmesi ve işletenin değişmesi hâlinde yapılacak işlemler KTK’nın 94. maddesinde “Sigortalı aracı işletenlerin değişmesi halinde, devreden kişi 15 gün içinde sigortacıya durumu bildirmek zorundadır. Sigortacı sigorta sözleşmesini durumun kendisine tebliği tarihinden itibaren on beş gün içinde feshedebilir. Sigorta fesih tarihinden on beş gün sonrasına kadar geçerlidir.” şeklinde sıralanmış olup, bu madde hükmüne uymayanların para cezası ile cezalandırılacağı belirtilmiştir. Tazminatın azaltılması veya kaldırılması sonucunu doğuran hâller ise 95. maddede hüküm altına alınmış ve sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan, tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hâllerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği ve ödemede bulunan sigortacının, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabileceği kuralı getirilmiştir. Kanun’daki düzenlemelere paralel olarak ZMMSGŞ’de de sigorta ettirene birtakım yükümlülükler yüklenmiştir. Poliçenin geçerli olduğu ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan ZMMSGŞ’nin C-3 ve C-4. maddelerinde; sigorta ettirenin sözleşmeden sonra rizikoyu ağırlaştırıcı mahiyette meydana gelecek değişiklikleri durumu öğrenir öğrenmez en geç sekiz gün içinde sigortacıya ihbarla yükümlü olduğu, sigorta sözleşmesinin, sözleşmeye taraf olan araç işletenini takip edeceği, sözleşme süresi içinde işletenin değişmesi hâlinde sigorta sözleşmesinin, işletenin değiştiği tarihten itibaren on gün süresince herhangi bir işleme gerek kalmaksızın ve prim ödenmeksizin yeni işleten için de geçerli olacağı; C-9 . maddesi uyarınca ise genel şartlara ve varsa bunlara ilişkin klozlara aykırı düşmemek ve sigortalı aleyhine olmamak koşulu ile özel şartlar konulabileceği belirtilmiştir. 6762 sayılı TTK’nın 1301. maddesinde düzenlenen halefiyet kuralı gereğince; Sigortacı sigorta bedelini ödedikten sonra sigorta ettiren yerine geçer. Sigorta ettiren kimsenin meydana gelen zarardan dolayı üçüncü şahıslara karşı sahip olduğu dava hakkı tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya geçer. Sigorta ettiren bu hüküm gereğince sigortacıya intikal eden haklarını ihlal edecek davranışlarından ötürü sigortacıya karşı sorumludur. Sigortacı zararın bir kısmını tazmin etmiş ise, sigorta ettiren kimse kalan kısmından dolayı üçüncü şahıslara karşı sahip olduğu müracaat hakkını korur. 6762 sayılı TTK’nın 1303. maddesine göre; sigorta sözleşmesinin geçerli olduğu süre içinde sigorta edilen malın sahibi herhangi bir nedenle değişmişse, sözleşmede aksine hüküm olmadıkça sigortadan doğan hak ve borçlar o malın rizikosu kendisine ait olduğu tarihten itibaren yeni sahibine intikal eder. Sigortacı sigorta priminden dolayı evvelki malike müracaat edebilir. Görüldüğü gibi, 6762 sayılı TTK’nın 1303. maddesindeki hükmün aksine, 2918 sayılı KTK’nın 94. ve ZMMSGŞ’nin C.9. uyarınca araç işleteninin devri on beş gün içinde sigortacıya bildirmesi gerekmektedir. Sigortacının sigorta sözleşmesini yeni işletenle devam ettirip ettirmemek konusunda takdir hakkı vardır. Yani araç işleteninin değişmesi hâlinde sigortacıya sadece fesih imkânı getirilmiştir. Bu nedenle KTK’nın 94. maddesi uyarınca gerekli ihbarı sigortacıya yapıp sigorta sözleşmesinin iptali imkânını sigortacıya vermediği sürece, aracı takip eden sigorta poliçesi geçerlidir ve poliçenin tarafları arasındaki yükümlülükler devam eder. Ancak, işleten değişikliği bir zeyilname ile belirlenmiş ise bundan sonra oluşan rizikolardan ötürü sigortacı akidine rücu edemez. Somut olaya gelindiğinde; Kazaya karışan araç dava dışı Araç ... tarafından 09/06/2021 tarihinde satın alınmış ve 24/06/2021 tarihinde davalı ... ile ... poliçe numarası ile ZMSS poliçesi yaptırmıştır. 24/06/2021 tarihinde poliçe düzenlendikten sonra araç ... ’e satılmıştır. Aracın yeni maliki ... ise araca kazanın meydana geldiği tarih olan 26/06/2021 tarihinde saat 20:18'de 6262712 poliçe numarası ile dava dışı ... nezdinde ZMSS poliçesi yaptırmıştır. Yeni poliçenin oluşturulma saati 20:18 saatine denk gelmektedir. Kazanın oluş saati ise 20:00 suları olarak geçiyor. Savcılık dosyasında yer alan (06/06/2022 tarihli dosyaya eklenecek evrak- hazırlık gelen evrak sayfa 13-14-15) hastane evrakına göre kaza sonrası hastane giriş saatleri 20:04 civarlarında buradan kazanın 20 öncesi saatte gerçekleştiği ve yeni poliçenin kazadan sonra yaptırıldığı anlaşılıyor. Neova tarafından düzenlenen zeyilnameye bakılınca tanzim tarihi aracın ... ’e satışının ertesi günü olan 25/06/2021 tarihinin üzerine 15 gün koyarak 09/07/2021 tarihinde iptal edildiği görülmüştür. Bu noktada kazanın meydana geldiği tarihte 15 günlük süre içerisinde olunduğundan davalı ...’nın KTK 94 ve yönetmelik gereği sorumlu olduğu kanaati hasıl olmuştur. Bu durumda kaza tarihi olan 26/06/2021 tarihinden sonra iptal edilen sigorta poliçeden dolayı davalı ...'nın KTK 94 ve ZMMSGŞ’nin C.9. Uyarınca devirden sonraki 15 gün içerisinde kazanın meydana gelmesi nazara alınarak tazminattan sorumlu olduğu kanaatine varılmıştır. Nitekim benzer bir uyuşmazlığa ilişkin Yargıtay 4'üncü Hukuk Dairesi'nin 2021/8341 Esas ve 2022/1644 Karar sayılı ilamında da; "Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine; özellikle, 2918 sayılı KTK'nın 94. maddesi gereği, ZMSS poliçesinin iptalinden sonraki 15 gün boyunca trafik sigortacısının sorumluluğunun devam ettiği, davalının poliçe iptalinden (08/03/2016) sonraki 15 günlük süre içinde (18/03/2016'da) davaya konu kazanın gerçekleştiği dikkate alındığında, davalının zarardan sorumlu olduğuna ilişkin kabulde bir usulsüzlük bulunmaması" denilmiştir. Davalı ... şirketlerine dava açılmadan önce yapılan başvuru ve poliçeler; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi halinin dahi HMK'nın 115/2. maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğu Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları ile kabul edilmektedir. (Y4HD 2021/4498 Esas, 2021/7405 Karar sayılı ilamı) Dosyada yer alan davalı ... şirketinin cevabi yazıları ve davacının dosyaya ibraz ettiği başvuru ile başvuruya ilişkin tebliğ mazbataları tetkik edildiğinde; davacının iş bu davayı açmadan önce davalı ... şirketine 05/01/2022 tarihinde başvuru yaparak, 2918 sayılı KTK m.97 hükmünde düzenlenmiş olan başvuru şartını yerine getirmiş olduğuna kanaat getirilmiştir. Arabuluculuk dava şartı bakımından yapılan değerlendirme; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/14429 Esas, 2021/5729 Karar sayılı ve 29/09/2021 Tarihli ilamı ile Gaziantep 17. Hukuk Dairesi'nin 2021/1131 Esas, 2023/261 Karar sayılı ve 03/02/2023 Tarihli ilamında belirtildiği üzere eldeki dava bakımından arabuluculuk dava şartı bulunmadığı belirtilmiş olup bu nedenle arabuluculuk ücreti davacı üzerinde bırakılmıştır. Davacıya kaza nedeniyle herhangi bir gelir bağlanıp bağlanmadığı yönünden yapılan tespit; ... 'ya müzekkere yazılmış olup, ... yazı cevabında davacıya ödeme yapılmadığı görülmüştür. Kusur yönünden yapılan değerlendirme; Mahkememizin ara kararı uyarınca dosya bilirkişiye tevdi edildiği, hazırlanan 11/06/2022 tarihli raporda özetle; A) ... Plakalı Araç Sürücüsünün; Sürücünün gece vakti aydınlatmanın bulunmadığı kontrolsüz kavşağa geldiği esnada bölünmüş yol üzerinden gelmekte olan araçlara ilk geçiş hakkını vermesi gerekirken bunu yapmadığını, hızını meskun mahal şartlarına ayarlayarak ve hızını kavşağa yaklaştığından dolayı asgari hadde düşürerek trafik ışıklarının bulunmadığı mahaldeki kavşak başlangıcında durarak yolun boş olduğunu gördükten sonra güvenli geçiş yapması gerekirken bunu yapmayarak kendisinden önce kavşağa giriş yapan aracın sağ arka kısımlarına çarpması ile sürücünün özen yükümlülüğüne uymadığını, nizamlara aykırı davranışı ile kazanın meydana gelmesinde etken davranışı olduğunu, sürücüsünün Karayolları Trafik Kanunu'nun 57/b-4 maddesi olan "Trafik zabıtası veya trafik işaret levhası veya ışıklı trafik işaret cihazları bulunmayan kavşaklarda bölünmüş yola çıkan sürücüler bu yoldan geçen araçlara geçiş hakkını vermek zorundadırlar" kuralını ihlal ettiğini, B) ... Plakalı Araç Sürücüsünün; Meydana gelen bu kazada sürücünün geçiş hakkının kendisinin olduğu kavşağa daha önce giriş yaptığı aracının darbe aldığı kısım sağ arka yan kısımları olduğunu, sürücünün meydana gelen kazada kusur ihlal maddesinin bulunmadığını, Meydana gelen bu kazada her iki araçta bulunan yolcu ve sürücülerin emniyet kemerinin takılı olup olmadığına dair bilgi bulunmamakta olduğunu, emniyet kemerinin kazanın oluşumuna etken olmadığını, kazanın sonucuna etken olabileceğini mahkememize bildirmiştir. 6098 sayılı TBK'nun 74'üncü maddesi gereği hakim kusur oranını belirlemede tam bağımsız ve yetkili kılınmıştır. Denetime elverişli kusur bilirkişi raporunun kazanın gerçekleşme şeklinin doğru bir şekilde irdelendiği ve bu haliyle de raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğuna kanaat getirilmiş ve dava konusu olayın meydana gelmesinde davalı tarafından sigortalanmış aracın sürücüsünün %100 kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır. Maluliyet yönünden yapılan değerlendirme; Kusura ilişkin tespit yapıldıktan sonra dosya maluliyet bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir. Burada davacının maluliyeti tespit edilirken öncelikle hangi yönetmeliği uygulanacağının belirlenmesi gerekmektedir. Bu noktada alınacak maluliyet raporlarında uygulanacak yönetmeliğin tespitine ilişkin olarak; Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/7120 Esas, 2021/2627 Karar sayılı ve 11/03/2021 Tarihli ilamında "...2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkindir. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir..." denilmektedir. Görüldüğü üzere uygulanacak yönetmeliği tespiti noktasında kaza tarihinin baz alınması gerekmektedir. Dosyada alınan 05/07/2022 tarihli maluliyet raporunda özetle; Davacı ...'ın 26/06/2021 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazası sonucunda oluşan yaralanmasına yönelik; 1-Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik kullanılarak hesaplanan kişinin özürlülük oranının %5(beş) olduğunu, 2-Tıbbi iyileşme ve rehabilitasyon süresi dikkate alındığında 4(dört) ay süre ile geçici iş göremezliğe neden olduğunu, 3-İyileşme dönemi içerisinde 3(üç) hafta tam gün bakıcı ihtiyacının olduğunu mahkememize bildirmiştir. Kazanın gerçekleştiği tarihteki yürürlükte olan yönetmeliğe göre alınan ve kaza neticesinde meydana gelen arazları doğru şekilde tespit eden bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır. Talep edilebilecek tazminat miktarının belirlenmesi yönünden yapılan değerlendirme; Burada davacının talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi noktasında baz alınacak yaşam tablosu ve uygulanacak hesaplama yönteminin de ayrıca irdelenmesi gerekmektedir. Bu noktada benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/1290 Esas, 2021/751 Karar sayılı ve 21/05/2021 Tarihli ilamında "...Mahkemece yapılacak iş, bilirkişi kuruluna anılan yönetmelik çerçevesinde yeni bir maluliyet raporu tanzim ettirdikten sonra, davacının muhtemel yaşam süresinin TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlenerek, hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması için yeni bir aktüerya raporu almaktan ibaret olup..." denilmektedir. Dosya hesaplama yapılmak üzere aktüerya bilirkişisine tevdi edildiği, bilirkişi hazırlamış olduğu 28/11/2022 tarihli raporda özetle; Dava konusu olayın meydana gelmesinde; tarafların kusur durumu dikkate alınmadan, davacının 3 ay süreyle geçici iş göremezlik ve %5 oranında kalıcı iş göremezlik durumunda kaldığına dair bilirkişi heyet raporu esas alınarak davacının maddi zararının; 1-TRH 2010 Kadın yaşam tablosu esas alınarak Prograsif Rant Yöntemi ile yapılan hesaplamanın; Geçici iş göremezlik zararının =8.477,70 TL, Kalıcı iş göremezlik zararının =179.324,68 TL, 2-TRH 2010 Kadın yaşama tablosu esas alınarak %1,65 iskonto oranı yöntemi ile yapılan hesaplamanın; Geçici iş göremezlik zararının =8.477,70 TL, Kalıcı iş göremezlik zararının =116.218,70 TL olarak hesaplandığını mahkememize bildirmiştir. Yine mahkememizin 3 no.lu celsesi 1 no.lu ara kararı gereği 2023 yılı asgari ücret tarifesi esas alınmak suretiyle prograsif rant usulü, teknik faizsiz, TRH 2010 yaşam tablosu kullanılarak ve geçici iş göremezlik süresi doğru şekilde dikkate alınarak, rapor tanzim edilmesi için dosya kök rapor tanzim eden aktüerya bilirkişisine tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından hazırlanan 03/08/2023 tarihli ek raporda özetle; Dava konusu olayın meydana gelmesinde; tarafların kusur durumu dikkate alınmadan, davacının 4 ay süreyle geçici iş göremezlik ve %5 oranında kalıcı iş göremezlik durumunda kaldığına dair bilirkişi heyet raporu esas alınarak davacının maddi zararının; TRH 2010 Kadın yaşam tablosu esas alınarak Prograsif Rant Yöntemi ile yapılan hesaplamanın; Geçici iş göremezlik zararının =11.303,60 TL, Kalıcı iş göremezlik zararının =367.097,97 TL olarak hesaplandığını mahkememize bildirmiştir. Yukarıda zikredilen güncel Yargıtay içtihatları nazara alınarak TRH 2010 Ulusal Yaşam Tablosu ve prograsif rant usulüne göre ve teknik faizsiz, hesaplama ile alınan 03/08/2023 tarihli rapor hükme esas alınmıştır. Davalının geçici işgöremezlik teminat kapsamında olmadığına dair itirazları bakımından yapılan değerlendirme; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesinde, bedensel zarar kapsamına giren zarar türleri örnekseme yoluyla sayılmış olup, Daire uygulamaları gereği geçici işgöremezlik, bakıcı gideri ve SGK sorumluluğunda olmayan (belgesiz) tedavi giderleri de anılan kanun hükmü kapsamında tazmini gereken zararlardandır. Diğer yandan, davalı tarafın savunması haklı kabul edilerek, 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMSS Genel Şartları'nın A.5-b maddesi gereği, zarar görenin tedavisinin devam ettiği döneme ilişkin geçici bakıcı gideri zararının, geçici işgöremezlik zararının ve tedavi giderlerinin sağlık giderleri içinde yer aldığı ve ZMSS teminatı kapsamında olmadığı kabul edilmişse de, 6111 sayılı Kanun'un 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesinde ... 'nca karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanıp sınırlandırılmıştır. KTK'nın 98.maddesi gereği ... Başkanlığı'nın sorumlu olduğu sağlık giderleri, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan tıbbi tedaviye ilişkin sağlık hizmet bedellerinden ibarettir. ... 'nın hangi sağlık giderlerinden sorumlu olduğu kanunla belirlenmiş olup, normlar hiyerarşisinde daha altta olan genel şartlar ile kanun kapsamının değiştirilip genişletilemeyeceği aşikardır. (Emsal kararlar için bknz. Yargıtay 4’üncü Hukuk Dairesi’nin 2021/8288 Esas ve 2022/1147 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 4’üncü Hukuk Dairesi’nin 2021/8341 Esas ve 2022/1644 Karar sayılı ilamı) Tedavi Gideri talebi bakımından yapılan değerlendirme; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda tedavi giderlerine ilişkin yasal düzenleme, kanunun 2. ayırımında “Haksız Fiillerden Doğan Borç İlişkileri” başlığı altında ele alınmıştır. Bu kanunun 53. ve 54. maddelerinde tedavi giderlerinin, haksız fiil kaynaklı oluşan zararlar arasında olduğu açıkça tanımlanmıştır. Yaralanma halinde bedensel zararlar 54'üncü maddede "Tedavi giderleri" olarak tanımlanmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda tedavi giderlerine ilişkin yasal düzenleme kanunun 98. maddesinde “Tedavi Giderlerinin Ödenmesi”, yeni ismiyle “Sağlık Hizmeti Bedellerinin Ödenmesi” başlığı altında ele alınmıştır. 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 59’uncu maddesi ile değişik KTK 98'inci maddesi; "Trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır. (Ek cümle: 4/4/2015-6645/60 md.) Ancak, Sosyal Güvenlik Kurumu, bu kapsama girenler yönünden genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmetlerine ilave sağlık hizmetlerini belirler, protez ve ortezler için farklı birim fiyatı tespit eder. Bu sağlık hizmetleri sağlık uygulama tebliğindeki istisnai sağlık hizmetleri kapsamına dâhil edilmez. Trafik kazalarına sağlık teminatı sağlayan zorunlu sigortalarda; sigorta şirketlerince yazılan primlerin ve Güvence Hesabınca tahsil edilen katkı paylarının % 15’ini aşmamak üzere, münhasıran bu teminatın karşılığı olarak Hazine Müsteşarlığınca sigortacılık ilkeleri çerçevesinde maktu veya nispi olarak belirlenen tutarın tamamı sigorta şirketleri ve 3/6/2007 tarihli ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 14 üncü maddesinde düzenlenen durumlar için ... tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna aktarılır. Söz konusu tutar, ilgili sigorta şirketleri için sigortacılık ilkelerine göre ayrı ayrı belirlenebilir. Aktarım ile sigorta şirketlerinin ve ... bu teminat kapsamındaki yükümlülükleri sona erer. Cumhurbaşkanı söz konusu tutarı % 50’sine kadar artırmaya veya azaltmaya yetkilidir. Bu madde çerçevesinde sigorta şirketleri ve ... tarafından ödenecek meblağın süresinde ödenmemesi halinde 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin ikinci fıkrası uygulanır. Sigorta şirketleri ve ... aktarılacak meblağın belirlenmesi ve ödenmesi ile sağlık hizmetleri için teminat sağlanan sigortaların tespiti ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esaslar ... görüşü alınarak ... belirlenir. Trafik kazası sebebiyle Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kurumlarınca gerçekleştirilen tedavi giderleri bakımından, ... tarafından ... yapılacak ödemeye ilişkin usul ve esaslar ... ve ... tarafından ayrıca belirlenir. " şeklinde düzenlenmiştir. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları "A.5. Kapsama Giren Teminat Türler" başlığı altında "b" bendi "Sağlık Giderleri Teminatı: Üçüncü kişinin trafik kazası dolayısıyla bedenen eski haline dönmesini teminen protez organ bedelleri de dahil olmak üzere yapılan tüm tedavi giderlerini içeren teminattır. Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı ... sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve ... sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98 inci maddesi hükmü gereğince sona ermiştir. " şeklinde düzenlenmiştir. Tedavi giderlerinin kapsamı; İlk yardım ve ambulans için yapılan masraflar, Muayene için yapılan masraflar, Tahlil için yapılan masraflar, Tedavi için yapılan masraflar, Tedavi sonrası sağlık kuruluşlarında yapılan fizik tedavi ve rehabilitasyon giderleri, Doktor raporu ile alınan ... Kapsamında olan diğer tıbbi medikal ürün giderleri gibi Sağlık Hizmeti Giderlerini; Hastane refakatçı bakıcı giderleri, Tedavi için yapılan yol giderleri gibi İyileşme Giderlerini kapsamaktadır. Karayolları Trafik Kanunu 98. maddesinde 25.02.2011 tarihli ve 27857 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren değişiklikle beraber trafik kazalarına sağlık teminatı sağlayan zorunlu trafik sigortalarında, sigorta şirketlerinin ve ... sorumluluğu sona erdirilerek, sağlık hizmet bedellerinin ödenmesinin ... tarafından karşılanması amaçlanmıştır. ... ’nın sorumluluğu, belgelendirilmiş tedavi giderleri olarak belirlenmiştir. Bunun dışında kalan tedavi giderleri arasında olan belgelendirilemeyen tedavi giderleri ise sigorta şirketi ile araç işleteni ve sürücüsünün sorumluluğu kapsamında kalmaktadır. Yukarıdaki açıklamalar kapsamında mahkememizin ara kararı uyarınca davacının tedavi gideri talebine ilişkin hesaplama yapılmak üzere dosya Adli Tıp Uzmanı bilirkişiye tevdii edilmiş, bilirkişi tarafından hazırlanan 17/11/2022 tarihli raporda özetle; 1) Dosya kapsamında ... ... adına Fizik Tedavi fark ücreti olarak kesilen toplam 2050 TL tutarında ödemenin ... tarafından karşılanmayan tedavi gideri olarak kabul edilmesi gerektiğini, 2) Kendisinde meydana gelen yaralanmanın vasfı, anatomik lokalizasyonu nedeniyle iyileşme dönemi içerisinde 3 (üç) hafta tam gün bakıcı ihtilacının olduğunu, 3) Tedavi sürecinde kullanılacak pansuman malzemeleri (steril eldiven, gazlı bez, antiseptik solüsyon, flaster, makas) gibi gerekli medikal ihtiyaçların toplamı için ortalama fiyatın 3.000,00 TL olduğunu, 4) Dosya üzerinde yapılan değerlendirmede herhangi bir belge fiş ibrazı olmamakla birlikte yol ücretleri harcamasının olması gerektiğini, kişinin tedavisinin yapıldığı sağlık ile ... ilçesinde bulunan ikameti arasında toplam 5 kez gidiş geliş (tek yön ortalama 10km=100 TL) için toplam 1.000,00 TL olmak üzere taksi ücreti giderinin belgesiz yol gideri olarak kabul edilmesi gerektiğini, 2918 sayılı Kanunu'nun 98. Maddesi kapsamına girmeyen bu giderin tedavi gideri olarak kabul edilmesi gerektiğini mahkememize bildirmiştir. Denetime elverişli ayrıntılı olarak düzenlenmiş bilirkişi raporu KTK 98 maddesi ile uyumlu olduğu dikkate alınarak hükme esas alınmıştır. Müterafik kusur indirimi bakımından değerlendirme; Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur, Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması sözkonusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılması da gerekebilecektir. Dosya içeriğine bakıldığı zaman davacının müterafik kusurunun bulunmadığı kanaati hasıl olmuştur. Hatır taşıması bakımından yapılan değerlendirme; Ayrıca bu noktada hatır taşıması ancak davacının yolcu olarak bulunduğu aracın sigortacısı bakımından gündeme gelebilecektir. Benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/3454 Esas, 2019/224 Karar sayılı ve 16/01/2019 Tarihli ilamında "...3-Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığından, bu gibi taşımalarda BK.nun 43. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmakta ise de bu indirimin yapılabilmesi için davalının savunmasında bu hususu ileri sürmesi icap eder. Davalı sürücü ...'nun bu yönde bir savunması olmamasına rağmen mahkemece sürücü yönünden de resen hatır taşıması indirimi yapılması isabetli değilir..." denilmektedir. İlam metninden de açıkça anlaşıldığı üzere hatır taşıması savunması defi niteliğinde olup süresi içerisinde verilen cevap dilekçesinde usulünce ileri sürülmedikçe mahkemece resen nazara alınamayacaktır. Dosyaya bakıldığı zaman davalı ... vekili 6100 sayılı HMK m.317/2 hükmünde düzenlenen yasal cevap süresi içerisinde cevap dilekçesini dosyaya sunmuş ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiği yönünde savunmada bulunmamıştır. Bunun yanında hatır taşımasının ancak taşınanın bulunduğu araç bakımından ileri sürülebileceği dikkate alındığında; davalının taşıyan araç sigortası olmadığı için hatır taşıması indirimini gerektirecek bir durumun bulunmadığı değerlendirilmiştir. Bedel artırım talebi açısından değerlendirme; Davacının dava dilekçesinde davanın açıkça belirsiz alacak davası olduğu belirtildiğinden dava belirsiz alacak davası olarak değerlendirilmiştir. (Emsal karar için bknz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/9-485 Esas ve 2021/971 Karar sayılı ilamı) Davacı vekili 17.08.2023 havale tarihli değer arttırım dilekçesi sunmuş olup değer arttırım dilekçesi davalı tarafa tebliğ edilmiştir. Davacı davasını ikame ederken ve 06/06/2022 tarihli beyan dilekçesi ile açıklamış olduğu 500,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 250 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 250,00 TL tedavi gideri tazminatı olmak üzere toplam 1.000,00 TL talep etmiştir. Değer arttırım dilekçesi ile geçici iş göremezlik tazminatını 11.303,60 TL'ye, sürekli iş göremezlik tazminatını 367.097,97 TL'ye, tedavi gideri tazminatını 6.050,00 TL olmak üzere toplam dava değerini 384.451,57 TL'ye artırmıştır. Gerçek zararın belirlenmesine ilişkin değerlendirme; Davacının kusur indirimsiz hali ile; TRH 2010 yaşama tablosu ve prograsif rant yönetimi kullanılarak kusur indirimsiz hesaplanan 11.303,60 TL geçici işgöremezlik, 367.097,97 TL kalıcı işgöremezlik zararı olduğu ATK uzmanınca belirlenen 6.050,00 TL tedavi gideri olduğu belirlenmiştir. Hesaplanan bu bedel üzerinden davacının yolcu olması ve davalının tam kusur olması nedeniyle kusur indirimi yapılmadan başkaca indirim sebebi olmadığından bu surette sonuç tazminatın belirlenmesi gerekmektedir. Nitekim Yargıtay 4'üncü Hukuk Dairesi'nin 2021/3581 Esas ve 2022/565 Karar sayılı benzer yöndeki; "Tazminatın kapsamını belirleme biçimi ve tazminattan yapılacak indirimler ve sıralaması TBK 51 ve 52. (818 Sayılı BK 43-44 mad) maddelerinde düzenlenmiştir. TBK 51. maddesine(BK 43. mad.) göre hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak tazminatı belirleyecektir.Hakim tarafların kusur durumunu dikkate alarak tazminatın kapsamını belirledikten sonra Yargıtay kararlarında yerleşmiş olduğu üzere tazminattan müterafik kusur indirimi yapılarak nihai zarar ve ödenmesi gereken tazminat belirlenecek, son olarak da davadan önce yapılan ödemenin güncellenen değeri düşülecektir. İlgili kanun maddeleri incelendiğinde,davalı tarfından yapılan ödemeler tazminatı belirlemede bir indirim nedeni olarak gösterilmediği gibi, Yargıtay uygulamaları ile artık yerleşik hale geldiği üzere borcu söndüren bir nitelik taşımaktadır." içtihadı ile gerçek zararının nasıl belirleneceğinin bahsedilen şekilde olacağını bildirmiştir. Bilirkişi tarafından hesaplanan alacak kalemlerinin değer arttırım dilekçesindeki taleplerle uyumlu olduğu görülmüş ve davanın kabulü kısmen yönünde hüküm tesisine gidilmiştir. Faiz başlangıcı yönünden yapılan değerlendirme; Davacının iş bu davaya açmadan önce davalı ... şirketine yaptığı başvurulara ilişkin tebliğ mazbataları tetkik edildiğinde başvuru dilekçesinin davalıya 05/01/2022 tarihinde ulaşmış olduğu görülmektedir. Bu noktada 2918 sayılı KTK m.99/1 hükmünde "Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar." denilmektedir. Bu haliyle davalının temerrüde düşme tarihi 17/01/2022 tarihidir. Neticeten; Tüm dosya kapsamı denetime elverişli olarak alınmış bilirkişi raporları, taraf beyanları, birlikte değerlendirildiğinde davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜ ile; 11.303,60 TL geçici işgöremezlik, 367.097,97 TL kalıcı işgöremezlik ve 6.050,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 384.451,57 TL tazminatın 17/01/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 2-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca davanın kabul edilen değeri olan 384.451,57 TL üzerinden alınması gereken 26.261,88 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 80,70 TL peşin harç ve 1.309,68 TL değer arttırım harcının toplamı olan 1.390,38 TL'nin mahsubu ile bakiye 24.871,50 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL peşin harç ve 1.309,68 TL değer arttırım harcının toplamı olan 993,70 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen 3.672,50 TL posta, tebligat ve bilirkişi ücretinden oranlama yapılmaksızın oluşan yargılama gideri ile 80,70 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 3.753,20 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 59.667,74 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Dava açılmadan önce başvurulan arabuluculuk kurumu nedeniyle hazineden karşılanmış olan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 8-Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan tarafa okunmak suretiyle tefhim edildi. 18/10/2023 ... ✍e-imzalı ... ✍e-imzalı