İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/606 E. 2024/1045 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/606
Karar No
2024/1045
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/606 Esas KARAR NO : 2024/1045 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 15/05/2018 KARAR TARİHİ : 25/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA/ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 25/09/2017 tarihinde müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu ve sürücüsü ... olan ... plakalı toplu taşıma aracının tek taraflı kaza yapması neticesinde müvekkilinin yaralandığını ve bedensel zarara uğradığını, ... plakalı aracın kaza tarihinde davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı neticeten şimdilik fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin bedensel zararının tespiti ile şimdilik geçici iş göremezlikten dolayı 100,00 TL, daimi iş göremezlikten dolayı 100,00 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. SAVUNMA/ Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin sorumluluğunun 330.000,00 TL poliçe limiti ve sigortalısının kusuru oranında sınırlı olduğunu, vaki kazadaki kusur oranlarının ve davacının maluliyet oranının tespit edilmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik talepleri tedavi gideri kapsamında olduğu tedavi giderlerinin SGK tarafından karşılanacağı bu bakımından sorumluluklarının bulunmadığını, davacı tarafından müvekkiline usulüne uygun bir başvuru yapılmadığından temerrüdün gerçekleşmediğini, olay tarihinden itibaren faiz talep edilemeyeceğini neticeten davanın reddine yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini, faiz talebinin de reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. DELİLLER VE GEREKÇE/ Dava, 6098 sayılı TBK m.54'de düzenlenen bedensel zararların tazmini davasıdır. Dava konusu uyuşmazlık davacının 25/09/2017 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle davalıdan cismani zarar kapsamında talep edebileceği tazminat bulunup bulunmadığı hususunda toplanmaktadır. Mahkememizin 18/12/2019 tarih ... Esas...Karar sayılı ilamı ile "Dosya içerisinde örneği bulunan ... nolu KZMMS poliçesi ile ... plakalı aracın işletilmesinden kaynaklanan sorumluluğun ... tarihleri arası sakatlık halinde kişi başı 330.000,00 TL limit ile sigorta güvencesine alındığı görülmektedir. Davacı her ne kadar geçici iş göremezlik tazminatından kaynaklanan zararının tahsilini de istemiş ise de ... tarih - ... sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Karayolulları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.5-b maddesinin; "Sağlık Giderleri Teminatı: Üçüncü kişinin trafik kazası dolayısıyla bedenen eski haline dönmesini teminen protez organ bedelleri de dahil olmak üzere yapılan tüm tedavi giderlerini içeren teminattır. Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve ... Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98 inci maddesi hükmü gereğince sona ermiştir." şeklindeki hükmünün ikinci cümlesi ile geçici iş göremezlikten kaynaklanan tazminatlar sigorta güvencesi dışına çıkarıldığından davalı sigorta şirketinin geçici iş göremezlik tazminatı nedeniyle oluşan zarardan sorumlu olmadığı görelmektedir. Alınan maluliyet raporu Genel Şart'ın A5-b maddesi ile birlikte değerlendirildiğinde davacının davalıdan tahsili mümkün ve sigorta kapsamında herhangi bir zararı söz konusu olmadığından ve sair hususlar incelenmeden davanın reddine'' şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır. Davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurması sonrası İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.Hukuk Dairesi'nin ... tarih ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile ''Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından; 25/09/2017 günü saat 08.00 sıralarında sürücü ... sevk ve idaresindeki ...Belediyesi'ne ait ... plakalı toplu taşıma hatlı otobüsü ile seyri sırasında olay mahallinde bulunan durağa giriş yapacağı sırada, seyir yönüne göre yolun sağından tali yoldan çıkan plakası tespit edilemeyen otomobile çarpmamak amacı ile ani ve sert fren yapması sonucu otobüs içerisinde yolculuk yapan ve otobüs durağında inmek amacı ile ayakta bulunan davacı ...'nun dengesini kaybederek otobüsün içerisine düştüğü, düşme sonucu davacı yolcu ...'nun yaralanması nedeniyle maddi tazminat talep edildiği anlaşılmaktadır. Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin ... E. ve... K., ... E. ve ... K., ... E. ve ... K. sayılı kararları). Somut olayda, ... Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen 3 Adli Tıp Anabilim Dalı Öğretim üyesince imzalanan 29/08/2019 tarihli maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte bulunan Engellilik Ölçütü Sınıflandırması ve Engellilere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, göre düzenlenmesi usule uygundur. Ne var ki; raporu düzenleyen 3 kişilik heyetin adli tıp uzmanlarından oluştuğu görülmüş ve heyete davacının yaralanma bölgesine göre uzman katılmadan rapor tanzim edilmiştir. Bu haliyle maluliyet raporu hükme esas alınamayacak mahiyette olduğundan yeni bir maluliyet raporu alınmaksızın karar verilmiş olması eksik incelemeye dayalı olmuştur. Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacının kazadan sonraki şikayetleri ile uygulanan tedaviye yönelik tüm belgelerin (poliklinik kayıtları, reçeteler, ilaç raporları) davacı taraftan sorulup, ilgili yerlerden temin edilmesinden sonra, davacının muayenesi yapılarak, raporda muayene kısmında açıklanan rahatsızlığının devam edip etmediği, kazadaki yaralanma ile maluliyet arasındaki illiyet bağı bulunup bulunmadığının tespiti için Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalından içerisinde yaralanma bölgesine göre uzman doktorun da bulunduğu heyetten olay tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine uygun rapor alınarak, davacının kaza nedeniyle geçici ve sürekli çalışma gücü kaybı bulunup bulunmadığı ve varsa oranı konusunda ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak (usuli kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle) sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına'' şeklinde karar verilmiştir. Kusur bilirkişisi ...'dan bozma ilamı öncesi alınan 19/10/2018 tarihli bilirkişi raporunda özetle, dava dışı sürücü ... sevk ve idaresindeki hatlı yolcu otobüsü ile seyri sırasında yola gereken dikkatini vermediği, aracının yolcu otobüsü olduğu ve ayakta yolcuların bulunduğunu dikkate alarak seyrini müteyakkız biçimde sürdürmeye özen göstermediği, aşırı sürati ile olay mahalline yaklaştığı, seyir istikametine göre yolun sağından yola giriş yapan aracı gördüğünde ise hızından dolayı ani fren yaptığı, bu nedenle aracının içerisinde yolculuk yapan yolcuların can güvenliğini tehlikeye düşürdüğü, mevcut meskun mahal hız sınırları içerisinde seyrini sürdürmüş olsa idi, yola giriş yapan aracı gördüğünde, normal fren ili hızını yavaşlatıp aracında bulunan yolcuların can güvenliğini tehlikeye sokmazdı, bu nedenle otobüsün içerisinde yolculuk yapmakta olan davacı yolcunun ani fren yapması sonucu dengesini kaybedip düşmesine sebebiyet verdiğinden dolayı olayda kusurludur. Davacı mağdur yolcu ... toplu taşıma aracı olan hatlı otobüste normal ayakta yolculuk yaptığı sırada, otobüs sürücünün aniden sert fren yapması sonucu dengesini kaybederek otobüsün içerisine düşüp yaralandığı olayda atfı kabil kusuru olmadığı hususu tespit edilmiştir. Mahkememizin 29/05/2019 tarihli duruşma ara kararı ile ... CBS'nin ...Soruşturma dosyasının (dava açılmışsa dava dosyası) geldiğinde vaki kazada tazminata esas kusur oranlarının tespiti konusunda bilirkişi ...'dan rapor alınmasına karar verildiği ve alınan 19/08/2019 tarihli bilirkişi raporunda "Tüm dosya kapsamı ve tekmil veriler birlikte değerlendirildiğinde, olayın dava dışı ... Büyükşehir Belediyesine ait ...plakalı toplu taşıma hatlı otobüs sürücü ...'ın, seyir sırasında kullandığı aracın toplu yolcu taşıma hatlı otobüs olduğunu ve otobüs içerisinde birçok yolcunun bulunduğunu dikkate alarak seyrini mahal şartlara göre ayarlamadığından dolayı olayda kusurlu olduğu, davacı mağdur yolcu ise toplu taşıma otobüsünde normal yolculuğu sırada, olay mahalli durağa yaklaştığında inmek amacı ile ayağa kalktığına otobüs sürücünün ani fren yapması sonucu düşüp yaralanması ile neticelenen olayda alabileceği bir önlem ve tedbir bulunmadığından dolayı kusursuz olduğu, bu cihetle dosya içerisinde mevcut bulunan ve normal toplu taşıma otobüsünün içerisinde yolculuk yapan davacıya kusur izafe eden bilirkişi raporu olayın oluşumuna uygun düşmediği anlaşılmış olup dava dışı ... Büyükşehir Belediyesine ait ... plakalı toplu taşıma hatlı otobüs sürücü ...'ın davacı mağdur yolcu ..'nun yaralanması ile neticelenen dava konusu olayda % 100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu,Davacı mağdur yolcu A...'nun kendi yaralanması ile neticelenen dava konusu olayda kusursuz olduğu anlaşılmıştır. ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan alınan 29/08/2019 tarihli rapor ile 18/07/2019 tarihinde Anabilim Dalında alınan anamnezi ve yapılan muayenesinde davacının Engellilik Ölçütü Sınıflandırılması ve Engellilere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik kapsamında sakatlık oranına neden olabilecek arızasının bulunmadığı, tıbbi iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 6 hafta olarak kabulünün mümkün olacağı; şahıs mevcut kazaya bağlı olarak ürolojik şikayetleri olduğunu belirtmişse de mevcut tıbbi belgeler ışığında ürolojik yakınmaları ile olay arasında nedensellik bağı kurulamadığı tespit edilmiştir. Bozma ilamında iş bu maluliyet raporunda raporu düzenleyen 3 kişilik heyetin adli tıp uzmanlarından oluştuğu ve heyete davacının yaralanma bölgesine göre uzman katılmadan rapor tanzim edilmesi nedeniyle yeni bir maluliyet raporu alınmaksızın karar verilmiş olması; davacının kazadan sonraki şikayetleri ile uygulanan tedaviye yönelik tüm belgelerin (poliklinik kayıtları, reçeteler, ilaç raporları) davacı taraftan sorulup, ilgili yerlerden temin edilmesinden sonra, davacının muayenesi yapılarak, raporda muayene kısmında açıklanan rahatsızlığının devam edip etmediği, kazadaki yaralanma ile maluliyet arasındaki illiyet bağı bulunup bulunmadığının tespiti için Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalından içerisinde yaralanma bölgesine göre uzman doktorun da bulunduğu heyetten olay tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine uygun rapor alınarak, davacının kaza nedeniyle geçici ve sürekli çalışma gücü kaybı bulunup bulunmadığı ve varsa oranı konusunda ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak (usuli kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle) sonucuna göre karar verilmesi gerektiği tespit edilmekle davacının kaza tarihinde ve sonrasında ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde tedavi gördüğünü beyan etmesi üzerine ilgili hastaneye müzekkere yazılarak tıbbi belgelerin dosyaya ibraz edildiği anlaşılmıştır. 21/12/2022 tarihli duruşma ara kararı ile dosyanın ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'na gönderilerek daha önce alınmış olan rapor da ilgi tutulmak ve davacının günsüz bir şekilde muayene edilmesi suretiyle rapor alınmasına karar verildiği; ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Sağlık Kurulu tarafından hazırlanan 12.06.2023 tarihli raporda davacının Göğüs Hastalıkları bölümünde muayenesinin yapıldığı anlaşılmıştır. Davacının kaza nedeniyle geçirdiği travmaya bağlı solunum fonksiyonlarında kayıp olmadığı tespit edilmiştir. Davacının ürolojik şikayetleri nedeniyle davaya konu olay haricinde 19- 20 yaşlarında yaşadığı şikayet ve işlem kapsamında davacı tarafından sunulan mevcut tıbbi belgelerde ürolojik travma bulgusu bulunmadığı davacının ürolojik yakınmaları ile olay arasında illiyet bağı olmadığı değerlendirilmekle 25.09.2017 tarihli trafik kazasına bağlı yaralanması nedeniyle oluşan sakatlık oranı olay tarihinde yürürlükte olan Engellilik Ölçütü Sınıflandırması ve Engellilere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik (Resmi Gazete, Mart 2013, 28603 Sayı) den faydalanılarak değerlendirildiğinde; kişinin 25.09.2017 tarihindeki olaya bağlı kalıcı fonksiyon kaybının bulunmadığı, dolayısıyla ilgili yönetmelikte engellilik oranına neden olabilecek bir arızasının bulunmadığı, davaya konu trafik kazasına bağlı engel oranının “%0 (yüzde sıfır) olduğu kanaatine varıldığı, tıbbi iyileşme süresinin 6 (altı) hafta olarak kabulünün uygun olacağı mütalaasına varıldığı, tespit edilen geçici iş göremezlik süresi ile gerçekleşen kaza arasında illiyet bağının bulunduğu tespit edilmiştir. Davacı vekili her ne kadar alınan maluliyet raporunun davacının gerçek durumunu yansıtmadığı, maluliyet oranının gerçek durumunu yansıtmadığı, davacının üroloji polikliniğine sevkinin sağlanmadığı ve üroloji uzmanının görüşü alınmadığı bu nedenle yeniden hükme elverişli rapor alınmasına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. İstanbul BAM 40. HD ...Esas ... Karar sayılı ilamında "... Davacının meslekte kazanma gücü kaybı oranının belirlenmesi bakımından (somut olayda) davaya konu trafik kazasının meydana geldiği 09/06/2015 günü itibarıyla yargısal uygulamalarda uygulanması kabul edilen Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğu gibi, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği de yürürlüktedir. Bu yönetmeliğin (Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği) "Dayanak" başlıklı 3. maddesinde; 5510 sayılı Kanun'un 107. maddesi hükmüne dayanılarak hazırlandığı belirtilmiş; "Kapsam" başlıklı 2. maddesinin (1) numaralı bendinde de yönetmeliğin, "5510 sayılı Kanunun 4'üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalıların iş kazası ile meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hâllerinin meslekte kazanma gücünü ne oranda azaltacağına, " ilişkin usul ve esasları kapsadığı belirtilmiştir. Buna karşılık Özürlülük Ölçütü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin "Dayanak" başlıklı 3'üncü maddesinde bu Yönetmeliğin, 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu, 1/7/1976 tarihli ve 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun, 7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ile 1/7/2005 tarihli ve 5378 sayılı Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 5. maddesine dayanılarak hazırlandığı, yine anılan Yönetmeliğin 2'nci maddesinde Yönetmeliğin, özürlülere sağlanan haklardan ve verilecek hizmetlerden yararlanmak üzere istenilen özürlü sağlık kurulu raporları ile özürlü sağlık kurulu raporu verebilecek yetkili sağlık kurumlarını ve özürlülerle ilgili sınıflandırma ve ölçütleri kapsadığı düzenlenmiştir. Buna göre adli tıp öğretisinde de kabul edildiği üzere Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, amaç ve kapsam olarak tazminat hukuku ilkeleri bağlamında hükümler içerip haksız fiile maruz kalan kişideki travmatik lezyonlar ile birlikte meslek veya iş türü, meslek grup numaraları, iş kolları ve kişilerin yaşlarına yönelik ayrı ayrı cetveller içermekte ve bu itibarla tıbbi kıyas/takdir metoduna elverişli olması nedeniyle bilirkişi/adli tıp uzmanının yorumuna olanak vermektedir. Buna karşılık Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik ise, kişinin maruz kaldığı haksız fiil ve bunun sonucu olarak mesleğinde kazanma gücünü hangi oranda kaybettiğini belirlemekte yeterli olmayıp daha ziyade kişide bulunan sistematik hastalıkları ön plana çıkarmakta, malulen emeklilik, vergi indirimi, bakım ücreti, özel eğitim ve özel donanımlı araç kullanımı gibi konulara yönelik olup tazminat hesabında asıl önem taşıyan yaş, sanat, meslek, meslek grubu gibi faktörlerin hesaplamada değerlendirilmemesinden dolayı tazminatın unsurlarını ve hak edilen tazminatın belirlenmesinde yeterli ve gerekli parametreleri içermediği için yeterli olmamaktadır." dikkate alındığında, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'nin "Dayanak" başlıklı 3. maddesinde 5510 sayılı Kanun'un 107. maddesi hükmüne dayanılarak hazırlandığı belirtilmiş;"Kapsam" başlıklı 2. maddesinin (1) numaralı bendinde de yönetmeliğin, "5510 sayılı Kanunun 4'üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalıların iş kazası ile meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hâllerinin meslekte kazanma gücünü ne oranda azaltacağına, " ilişkin usul ve esasları kapsadığı belirtilmiştir. Özürlülük Ölçütü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'nin "Dayanak" başlıklı 3'üncü maddesinde bu Yönetmeliğin, 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu, 1/7/1976 tarihli ve 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun, 7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ile 1/7/2005 tarihli ve 5378 sayılı Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 5. maddesine dayanılarak hazırlandığı, yine anılan Yönetmeliğin 2'nci maddesinde yönetmeliğin, özürlülere sağlanan haklardan ve verilecek hizmetlerden yararlanmak üzere istenilen özürlü sağlık kurulu raporları ile özürlü sağlık kurulu raporu verebilecek yetkili sağlık kurumlarını ve özürlülerle ilgili sınıflandırma ve ölçütleri kapsadığı düzenlenmiştir. " Davacı vekili her ne kadar alınan maluliyet raporuna itiraz etmiş ise de olay tarihinde yürürlükte bulunan Engellilik Ölçütü Sınıflandırması ve Engellilere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliği'nin özürlülere sağlanan haklardan ve verilecek hizmetlerden yararlanmak üzere istenilen özürlü sağlık kurulu raporları ile özürlü sağlık kurulu raporu verebilecek yetkili sağlık kurumlarını ve özürlülerle ilgili sınıflandırma ve ölçütleri kapsadığı ve yönetmelik kapsamında rapor alındığı anlaşılmakla davacı vekilinin maluliyet raporunun davacının gerçek durumunu yansıtmadığı, maluliyet oranının gerçek durumunu yansıtmadığı ve davacıya ait tıbbi belgelerin incelenmediği hususun hatalı olduğuna yönelik itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının üroloji polikliniğine sevkinin sağlanmadığı ve üroloji uzmanının görüşü alınmadığı bu nedenle yeniden hükme elverişli rapor alınmasına karar verilmesini talep etmiş ise de bozma ilamında yer alan husus doğrultusunda davacın tedavi gördüğü ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde tıbbi belgelerin dosyaya ibraz edildiği ve iş bu belgeler arasında davacının daha öncesinde iş bu yakınmasına ilişkin ayrıca belge sunulmadığı; sunulan tıbbi belgelerde ise ürolojik açıdan travma bilgisi bulunmadığı, davacının muayenesinde davaya konu olay haricinde 19- 20 yaşlarındayken penisinin üzerindeki apse gibi bir oluşumu aldırırken oluştuğunu beyan ettiği anlaşılmakla davaya konu kazanın 25/09/2017 tarihinde meydana geldiği anlaşılmakla yeniden rapor alınması talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Mahkememizin 29/11/2023 tarihli duruşma ara kararı ile dosyanın bir aktüerya bilirkişisine tevdi edilerek davacının davalı sigorta şirketinden talep edebileceği maddi tazminat miktarının ne kadar olduğu hususunda rapor aldırılmasına karar verilmiştir. Aktüer bilirkişi ...'tan alınan 13/02/2024 tarihli rapor ile devlet memurlarının istirahatte olduğu dönemde maaşları tam olarak tahakkuk ettirilip ödendiğinden devlet memuru olan davacının geçici iş göremezlik döneminde kazanç kaybının oluşmadığı, davacının kazanç kaybının bulunmaması ve geçici iş göremezlik maddi zarar şartlarının oluşmamış olması hasebiyle geçici iş göremezlik maddi zarar hesabına yer olmadığı tespit edilmiştir. Davacı vekili rapora karşı itiraz dilekçesinde davacının TSE'de işçi olarak çalışması nedeniyle personel memur değil; 4/a işçi statüsünde olduğunu beyan ettiği anlaşılmakla SGK'ya yazılan müzekkere cevabında rücuya bağlı gelir bağlanmadığı; 06/05/2024 tarihi müzekkere cevabında ise trafik kaza evrakları beyan edilmediğinden ödeme işlemlerinin yapılamadığı tespit edilmiştir. Mahkememizin 13/05/2024 tarihli ara kararı ile davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesi ve dosyaya giren SGK evrakları incelenerek önceki bilirkişiden ek rapor alınmasına karar verilmiştir.Aktüer bilirkişi ...'tan alınan 22/06/2024 tarihli ek rapor ile SGK Konak Sosyal Güvenlik Merkezinin 26.04.2024 tarihli müzekkere cevap eklerinden davacının 4A kapsamında olduğu, ancak kamu kuruluşunda çalıştığının belirtildiği; davacının SGK Hizmet Cetvelinin dosyaya ikmal edilmemiş olması hasebiyle davacının istirahatte olduğu dönemde ücretlerinin tahakkuk edip etmediğinin görülemediği; SGK Hizmet Cetvelinin dosyaya ikmal edilmesi halinde bu tespitin şüpheye yer olmayacak şekilde yapılabileceği; davacı vekilinin kök rapora karşı itirazı nedeniyle usul ekonomisi gözetilerek 2 seçenekli değerlendirme yapıldığı, 1. Seçenekte: Davacının kamu çalışanı olduğunun kabulü durumunda; kamu çalışanlarının istirahatte olduğu dönemde maaşları tam olarak tahakkuk ettirilip ödendiğinden kamu çalışanı olan davacının geçici iş göremezlik döneminde kazanç kaybının oluşmadığı, böylece geçici iş göremezlik maddi zarar şartlarının oluşmamış olması hasebiyle geçici iş göremezlik maddi zarar hesabına yer olmadığı, 2. Seçenekte: Davacının kamu çalışanı olmadığının kabulü durumunda; davacının talep edebileceği geçici iş göremezlik maddi zararının 5.771,75 TL, temerrüt başlangıcının 15.05.2018 dava tarihi ve faiz nev'inin yasal faiz olduğu tespit edilmiştir. SGK'ya yazılan müzekkere cevaplarında davaya konu kaza öncesinde 2007 yılında iş göremezlik ödemesi yapıldığı; davaya konu kaza nedeniyle 01/08/2024 tarihli müzekkere cevabında 25/09/2017 tarihinden sonra maaş ödemesi yapılmadığı; 15/02/2021 tarihinden itibaren maaş ödemesi yapıldığı tespit edilmiştir. Davacı vekili 03/12/2024 tarihli dava değeri artırım dilekçesi ile Davacı... için talep etmiş oldukları 100 TL geçici iş göremezlik tazminatını davalı sigorta şirketinin teminat limiti dahilinde 5.671,75 TL arttırmak suretiyle 5.771,75 TL olarak talebini artırdıklarını, toplam 100 TL kalıcı iş göremezlik tazminatının ve 5.771,75 TL geçici iş göremezlik tazminatı, temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmede davacının 25/09/2017 tarihinde ... plakalı toplu taşıma aracı içerisinde yolcu olarak bulunduğu esnada aracın sürücüsünün %100 kusurlu hareketi nedeniyle meydana gelen trafik kazası sonucunda yaralanması nedeniyle iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır. ... CBS ...sayılı soruşturma dosyası kapsamında davacının beyanı dikkate alındığında olay anında davacının araç içerisinde durakta inmek için ayağa kalktığı esnada kazanın meydana gelmesi nedeniyle yaralanmasında müterafik kusurlu olduğu anlaşılmıştır. ... 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ...Esas sayılı dosyasında davaya konu kaza nedeniyle davacının yaralanmasından kaynaklı davalının sigortalısı olan aracın sürücüsü davadışı ...'ın taksirle bir kişinin yaralanmasına sebebiyet verme suçundan yargılandığı davacı müştekinin şikayetinden vazgeçmesi nedeniyle düşme kararı verildiği anlaşılmıştır. Davacının kaza nedeniyle kalıcı iş göremezlik oranının %0 (yüzde sıfır) olduğu; geçici iş göremezlik süresinin 6 (altı) hafta olduğu ve kaza ile illiyet bağının bulunduğu tespit edilmiştir. Davacının SGK müzekkere cevabı dikkate alındığında iş bu kaza nedeniyle geçici iş göremezlik ödemesi yapılmadığı ve kaza tarihinden itibaren tazminat süresi içerisinde maaş ödemesi de yapılmadığı anlaşılmakla 22/06/2024 tarihli bilrikişi ek raporunda davacının talep edebileceği geçici iş göremezlik maddi zararının 5.771,75 TL tespit edilmiştir. Davacının araç içerisinde kaza meydan gelmeden önce durağa yaklaştığında inmek amacı ile ayağa kalktığı ve kendi can emniyetini tehlikeye düşürmüş olması nedeniyle meydana gelen yaralanmasında müterafik kusurlu olması nedeniyle %20 müterafik kusur indirimi yapılarak 5.771,75 TL %20 = 1.154,35 TL indirim yapılmak suretiyle 5.771,75 TL -1.154,35 TL = 4.617,40 TL talep edebileceği anlaşılmıştır. Davacının kalıcı iş göremezlik oranının %0 (yüzde sıfır) olması nedeniyle davacının Kalıcı iş göremezlik tazminatına ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde yasal faiz talep ettiği; bedel artırım dilekçesinde ise avans faizi talep ettiği anlaşılmakla bedel artırım dilekçesiyle faizin türünün değiştirilmesi mümkün olmadığından (Gaziantep BAM 17. HD ...Esas ... Karar sayılı ilamı) dava dilekçesinde yer alan yasal faize hükmedilmiştir. Geçici iş göremezlik yönünden yapılan değerlendirmede davacının müterafik kusurlu olması nedeniyle 4.617,40 TL talep edebileceği; davacının davalıya 26/03/2018 tarihinde başvurulması nedeniyle (dava dilekçesi ekinde yer alan gönderi-teslimat raporunda davacı adına davalı sigorta şirketine gönderildiği tarih olan) 05/04/2018 tarihinde temerrüde düştüğü anlaşılmakla 4.617,40 TL geçici iş göremezlik tazminatının 05/04/2018’den itibaren işleyecek yasal faiz ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir. Davada geçici iş göremezlik tazminatı müterafik kusur indirimi yapılması nedeniyle davalı lehine geçici iş göremezlik tazminatı yönünden reddedilen kısım üzerinden vekalet ücretine hükmedilmemiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının kısmen kabulüne, 4.617,40 TL geçici iş göremezlik tazminatının 05/04/2018’den itibaren işleyecek yasal faiz ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Kalıcı iş göremezlik tazminatına ilişkin talebin reddine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 427,60 TL karar harcının, peşin yatırılan 35,90 TL harç ve 20,00 TL tamamlama harcından mahsubu ile noksan kalan 371,70 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 4.617,40 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan toplam 7.213,25 TL yargılama giderinden davanın kabul red miktar ve oranı göz önüne alınarak hesaplanan 5.662,67 TL yargılama giderinin ve 35,90 TL peşin harç, 20,00 TL tamamlama harcı ve 35,90 TL başvurma harcı toplamı 5.754,47 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı HMK'nun 341/1 vd. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak ve istinaf başvurma ve karar harcı ile istinaf gider avansı yatırılmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenmesi için tarafların istinaf kanun yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 25/12/2024 KATİP ¸e-imzalıdır HAKİM ¸e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/606, K. 2024/1045, T. 25.12.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-606-e-2024-1045-k-6f1917d7005e