İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/308 E. 2023/830 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/308
- Karar No
- 2023/830
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/308 Esas KARAR NO : 2023/830 DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 05/04/2021 KARAR TARİHİ : 21/09/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/09/2023 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde: 29.01.2021 tarihinde ... Başvuru Numarası ile tarafımızca Bakırköy Arabuluculuk Bürosu'na başvurularak dava şartı yerine getirildiğini, müvekkilinin sigortacılık işi ile iştigal eden Türkiye’nin önde gelen sigorta şirketlerinden birisi olduğunu, sigortalısı ... Ticaret Limited Şirketi'ni ("Sigortalı"), .... numaralı Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesi ile emtianın nakliyesi esnasında maruz kalabileceği hasar, zarar ve ziyana karşı teminat altına aldığını, satılan emtia Türkiye'den Irak'a taşınmak üzere hasardan ari, eksiksiz, tam ve sağlam bir halde ... / ... plakalı araca İstanbul'da yüklendiğini, taşıma evrakının, ... no'lu transit refakat belgesinde "taşıyıcı" sıfatıyla yer alan ve taşıma aracının C2 yetki belgesi sahibi olan 1 no'lu davalı ...'ın taşıma işine "taşıyıcı" sıfatı ile dahil olduğunu ve davaya konu hasar nedeniyle gerek "taşıyıcı" gerekse "işleten" sıfatıyla sorumlu olduğunu ortaya koyduğunu, davalı ...'ın taşıma sorumluluğunu üstlenmiş olup; CMR md. 17 ve md. 3 uyarınca öncelikle "taşıyıcı" sıfatıyla sorumlu olduğunu, taşınan emtianın 1 no'lu davalı ...'ın sorumluluğu ve gözetiminde gerçekleştirilen taşıma sürecinde şüpheli bir şekilde yanarak zayi olmasından sigortalı şirketin yetkilileri 2 no'lu davalı ... ile 3 no'lu davalı .... menfaat sağladıklarını, aynı nedenlerle davalı ... ve araç şoförü ... aleyhine kamu davası açıldığını, davalıların kasıt derecesindeki ağır kusur ve ihmalleri ile sebep oldukları emtia hasarı neticesinde meydana gelen zararlardan öncelikle TBK md. 49 uyarınca haksız fiil hükümleri gereği ve ayrıca Konvansiyon ve diğer sair yasal mevzuat hükümleri gereği müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalıların yapmış oldukları itiraz haksız ve mesnetsiz olup, tamamen kötü niyetli olarak alacağımızı sürüncemede bırakmak amacını taşıdığını belirterek Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına davalılar/borçlular tarafından yapılan haksız itirazların iptali ile takibin devamına; haksız itirazları ile takibin durmasına sebebiyet veren davalılar/borçlular aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davalı ... ve ... ile dava dışı sigortalı şirket arasında herhangi bir sözleşme mevcut olmadığını, bu nedenle işbu davanın husumetten reddi gerektiğini, ... Dış Tic. Ltd. Şti. ile vekili Av. ...' ın 18.11.2019 tarihinde davacı ... Sigorta A.Ş.'ne vermiş oldukları ve davacı ... Sigorta A.Ş.' nin kabul ederek karşılığında ödeme yapmış olduğu dayanak belge olan ibranamenin içeriğinden de açıkça görüleceği üzere, davanın müvekkillere karşı açılması haksız ve mesnetsiz olduğunu, sigortalı şirket ... Lojistik Gıda Kozmetik Ve Dış Tic. Ltd. Şti. ile Vekili Av. ...' ın davacı ... vermiş oldukları halefiyet yetkisi, sadece taşıyıcı firma ... Kargo Taşımacılık Limited şirketi ve Yurtiçi Sorumluluk Poliçesi sigorta şirketi ... Sigorta A.Ş.' ne karşı taleple sınırlandırıldığını, davacının bu ibranameyi kabul ederek ödemeyi gerçekleştirdiğini, görev itirazı olduğunu, davanın konusu TTK’dan veya sigorta sözleşmesinden kaynaklanmamakta olup, sigortalı adına haksız fiile dayalı açılan bir dava söz konusu olduğundan davada asliye hukuk mahkemeleri görevli olduğunu, davacı halefiyet esasına dayanarak dava açmış ise de, davacı ile davalı müvekkili arasında bir sözleşme olmadığı gibi, dava sigorta sözleşmesinden doğmadığından TTK’nın 4. Maddesine dayanan bir dava da olmadığını belirterek usuli itirazların kabulü ile, davacı ile davalı arasında bir sözleşme olmadığından ve dava TTK m.4 uyarınca ticari bir dava olmadığından, Asliye Hukuk Mahkemeleri davaya bakmakla görevli olup, işbu davanın ve birleşen davanın görev yönünden reddine, aksi taktirde davacının belirsiz alacak davası açma hakkı olmadığından, işbu davanın ve birleşen davanın dava şartı yokluğundan reddine ve bu talebi de uygun görülmez ise, davaların husumetten reddine, mahkemece usuli itirazları yerinde görülmez ise, Kanuna aykırı işbu davanın esastan reddine karar verilmesini savunmuştur. DELİLLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ; Dava , Taşıma sözlemesi kapsamında Rücuen :Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile davalılar aleyhine başlatılan icra takibine yapılan haksız itirazların iptali ile takibin devamına ve davalılar aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebine ilişkindir. Tutanak, Yangın Raporu, Olay Yeri Görgü ve Tespit Tutanağı, İfade Tutanağı, ... numaralı Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesi, hasar dosyası ekspertiz raporu Faturalar ... Lojistik Mal Faturaları Çeki Listesi , Kolilerin Dökümü Navlun Faturası Araç Ruhsatı Taşıt Kartı Transit Refakat Belgesi, Transit Kalem Listesi Gümrük Beyannamesi, Menşe Şehadetnamesi ve diğer gümrük belgeleri Sigortalı Şirket ... Lojistik'in İmza Sirküleri ve Ticaret Sicil Kayıtları Yükleme öncesinde gerçekleştirilen .... survey Raporu arasına alınmıştır. İncelenen Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile davalılar aleyhine başlatılan icra takibine yapılan itirazların iptali isteminden ibarettir. Dava konusu, davacının davalı ... Kozmetik ve Dış Tic. Ltd. Şti nin emtialarının sigorta edildiği, bu ürünlerin taşımasını yapan davalı şirketin nakliye aracının yanması sonucu hasar meydana geldiği, bu yangının sigorta bedelini almak üzere kasten çıkarıldığı, davacının ... Şirketine sigorta karşılığı olarak 3.700.000,00 TL ödediği ve bu ödemenin geri alınması iddiasına dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali mahiyetinde olduğu görülmüştür. Dava konusu Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası takip dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalılar aleyhine 3.700.000,00.-TL asıl alacak, 136.798,63-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 81.098,16-TL alacağının yıllık % 13,75 faiziyle tahsili talep edilmiştir. Davalıya ödeme emri tebliğ edilmiş, davalı borçlular borca itiraz ettiğini belirtmiştir. İtiraz üzerine takibin durduğu ve süresinde iş bu davanın açıldığı görülmüştür. HMK 266.madde kapsamında alınan 07/02/2022 tarihli Bilirkişi heyet raporunun sonuç kısmında özetle; Tarafların dilekçe ve beyanları, hasar dosyası, müşteki, faturalar, Ceza Mahkemesinin kararı ve ceza davası sürecinde alınan bilirkişi raporları, tutanak ve ifadeler, tüm dosya içeriği ve yukarıda arz edilen inceleme değerleme neticesinde; Taraflar arasındaki davanın karayoluyla uluslararası eşya taşıması sürecinde ortaya çıkan hasar tazminatını ödeyen davacı sigorta şirketinin rücuen tazminat talebine ilişkin olduğu, Bir nolu davalı ... şirketine karşı açılan davanın hem taşıma sözleşmesine hem haksız fiil hükümlerine dayandırılmasının mümkün olduğu, diğer davalı gerçek kişilere karşı ise haksız fiil hükümlerine dayanılabileceği, ancak davacı sigorta şirketinin talep edebileceği azami tazminat miktarının, zararın taşıma sürecinde meydana gelmesinden dolayı CMR hükümlerine göre belirlenmesi gerektiği, Yangının balata aksamının ısınmasından çıkmasının mümkün olmamasına rağmen çıkış sebebinin de ispat edilemeyeceği ve bu nedenle bütün kuşkulara rağmen davalıların ve dava dışı diğer kişilerin birlikte hareket etmek suretiyle kasten yangını çıkardıkları sonucuna varılmasının mümkün olmadığı, Gerek CMR hükümlerine göre gerekse haksız hükümlerine göre davalıların sorumlu olması için kasten hareket etmelerinin (ceza davasından farklı olarak) şart olmadığı, kast veya pervasızca davranış kusurunun ancak CMR’deki sorumluluk sınırının etkisiz hale gelmesi bakımından şart olduğu, Davalı ... Şirketinin fiili taşıyıcı ... şirketinin kendi unvanı altında taşımacılık yapmasına izin vermesi, C2 yetki belgesini kullandırarak üçüncü kişiler nezdinde onun güvenilir bir taşıyıcı olduğu hususunda güven oluşturması, yetki belgesinde ... Şirketine vekaleten ... şirketi yetkilinin kardeşinin isminin bulunması, yükleme tarihinden sonra yetki belgesinin verilmesi ve yangından bir gün sonra feshedildiğine ilişkin ihbar gönderilmesi nedenleriyle zarardan sorumlu olduğu, Davalı gerçek kişilerin ise lojistik alanında faaliyet gösteren sigortalı şirketin yöneticileri olmasına rağmen bu şirketin basiretli bir tacir davranışı ile telifi mümkün olmayan tercihlerde bulunmasına neden olmaları; özellikle taşıt kartı ve muayenesi olmayan tenteli bir araca yükte hafif pahada ağır emtiaları yüklemeleri ve 10 gün boyunca yüklü TIR’ın İstanbul’da bulunmasına rağmen hiçbir girişimde bulunmamaları gibi nedenlerle haksız fiil hükümlerine göre bir nolu davalı ile birlikte müşterek ve müteselsilen sorumlu oldukları, Davacının halefiyetinin kanundan kaynakladığı için sözleşme hükümlerine göre daraltılmasının mümkün olmadığı ve işbu davayı açmaya hakkı olduğu, Davalıların araç kusuruna dayanarak sorumluluktan kurutulmasının mümkün olmadığı,Davacının asıl alacak bakımında 3.700.000,00 TL olan talebinin gerçek zarara uygun olduğu, ancak CMR m.23/3 gereği yapılan hesaplamaya göre talep edebileceği tazminat miktarının 44.982 SDR’yi aşamayacağı, ( örnek olması açısından rapor tarihinde 841.743,90 TL) bu sınırın karar tarihindeki TCMB kurları dikkate alınarak (CMR m.23/7) TL’ye dönüştürülmesi sonucu talep edilebilecek asıl alacak miktarının belirlenebileceği, Davacının davalıları daha önce temerrüde düşürmediğinden dolayı takip tarihinden önce işlemiş faiz alacağı talebine hakkı olmadığı, " şeklinde rapor sunmuştur. Dava konusu taşıma esansında meydana gelen yangınla ilgili Dava konusu yangın olayının sıcağı sıcağına gören ve tespit eden Şanlıurfa İtfaiye Daire Başkanlığı'na bağlı itfaiye ekipleridir. Görgüye dayalı tespitlerle oluşturulan 09/06/2015 tarihli Yangın Raporu özetle; “…09/06/2015 tarihinde saat 00 00 00 Mardin Yolu 55. Km adresinden araç yangını ihbarı alındığını, saat 21:47:00 de çıkış yapıldığını ve saat 22:35:00 te olay yerine gelindiğinde, .... plakalı çekici ve ... plakalı dorse yanmakta olduğunun görüldüğünü, ... plakalı dorsede bulunan gözlük ve gözlüklerle ilgili malzemelerin yandığı yangından tamamen hasar gördüğü maddi hasarın bilirkişilerce tespit edilmesini, yangının çıkış nedeninin “ Balataların Isınması Sonucu” olduğu şeklindedir. Diğer yandan, bilirkişi heyet raporunun 10 ve11. sayfasında değinildiği üzere; Şanlıurfa .... Ağır Ceza Mahkemesi' nin 02.04.2021 tarih, ... E. - ... K. Sayılı dosyasına sunulan raporda, "...Tüm bu bilgi ve belgeler çerçevesinde olayın meydana geldiği mevsim de dikkate alınarak yangın raporlarının 4. Maddesinde araştırmaları çerçevesinde; olayın tek görgü tanığı ve müdahale ederek söndüren itfaiyenin yangın raporunda da belirttiği üzere balataların aşırı ısınmasından dolayı meydana gelmiş olabileceğei, önce lastiğe sonra da lastikten tırın dorsesindeki yanıcı maddelere sirayet ederek büyüdüğü görüş ve kanaatinde oldukları…” şeklinde tespitler yapılmıştır. Şanlıurfa ...Ağır Ceza Mahkemesi' nin 02.04.2021 tarih, ... E. - ... K. Sayılı dosyası kasten yangın çıkarma suçu kapsamında davalı ... hakkında yapılan yargılamanın neticesi beklenmiştir. Mahkememce'' ..... Yapılan yargılama toplanan deliller alınan beyan ve savunmalar ile tüm dosya kapsamı bir kül halinde değerlendirildiğinde; görgü tanığı ve kamera kaydı bulunmayan iddia konusu hadisede, sanıkların safahatte atılı suçlamayı inkara dair istikrar arz eyleyen beyanlarında yangının çıkış nedenine dair savunmaları ile örtüşen görüş ve kanaatin yer aldığı kovuşturma safahatinde aldırılan ve dosya arasında bulunan tüm bilgi belge ve raporların tetkik ve tahliline yer verilen içeriği itibariyle de denetlenebilir ve hükme esas alınabilir 12/01/2021 tarihli üçlü bilirkişi raporu nazarı itibariyle yangının çıkış nedenine dair sanık savunmalarının aksine her türlü şüpheden uzak, kesin, somut ve inandırıcı delil elde edilemediğinden sanıkların müsnet suçlamalardan 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm cihetine gidilmiştir. 1-Her ne kadar sanıklar ... ve ...'un üzerine atılı sigorta bedelini almak amacıyla dolandırıcılık ve yakarak mala zarar verme suçlarını işlediği iddiasıyla TCK.nın 152/2-a ve 158/1-k maddeleri uyarınca ayrı ayrı cezalandırılması amacıyla kamu davası açılmış ise de yapılan yargılama sonucunda sanıkların üzerine atılı suçları işlediği sabit olmadığından CMK.nın 223/2-e maddesi uyarınca atılı suçlardan ayrı ayrı BERAATLERİNE ''verilen karar kanun yolundan geçerek kesinleşmiştir. Dava dilekçesi, taraf beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Taraflar arasındaki davanın karayoluyla uluslararası eşya taşıması sürecinde ortaya çıkan hasar tazminatını ödeyen davacı sigorta şirketinin rücuen tazminat talebine ilişkindir. Davacı şirketin halef olduğu sunduğu dekont belgesinden anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki dava karayoluyla uluslararası eşya taşıma sözleşmesi gereği taşınan eşyanın taşıma süreci içinde zayi olmasından dolayı ödenen tazminatın rucüen tahsili talebine ilişkindir. Bu nedenle taraflar arasındaki sorumluluk ilişkisinin tespit ve değerlendirmesinde CMR hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmıştır. Toplanan deliller ve kesinleşen ceza yargılaması dikkate alınmıştır. Zira 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi ve yerleşik Yargıtay uygulaması uyarınca, hukuk hâkimi, ceza hâkiminin belirlediği kusur oranı ve beraat kararı ile bağlı değil ise de, maddi olgulara ilişkin kararlarıyla bağlıdır. Bu açıdan hukuk hakimi sanığın isnat edilen eylemi işlemediğinin kesin olarak tespiti olgusuna dayalı beraat kararı veya eylemin hukuka aykırılığını ve fâilini belirleyen mahkumiyet kararı ile bağlıdır. Somut olay bakımından Yangının balata aksamının ısınmasından çıkmasının mümkün olmamasına rağmen çıkış sebebinin de ispat edilemediği ve bu nedenle bütün kuşkulara rağmen davalıların ve dava dışı diğer kişilerin birlikte hareket etmek suretiyle kasten yangını çıkardıkları sonucuna varılmasının mümkün olmadığı anlaşıldığından davalıların emtiaya hasarına kasıtlı hareketleri ile kasta eşdeğer ağır kusurları" ve "pervasız hareketleri" ile sebebiyet verdikleri ispat edilemeiştir. Bu durumda, CMR Konvansiyonunun 29. maddesi uyarınca sınırlı sorumluluk hükümlerine göre sorumlu oldukları anlaşılmıştır. Davacı haksız fiile dayalı olarak davalıların sınırlı sorumlu olmadan dava konusu hasar, yangıdan değil de hırsızlık nedeniyle ortaya çıkmış olsaydı, davalıların pervasızca davranış kusuru nedeniyle sınırsız olarak sorumlu oldukları sonucu ortaya çıkacaktı ancak yangının sebebi net bir şekilde ortaya konulmadan kast konusunda kanaat beyan etmenin yerinde olmayacağından CMR’de öngörülen sınırlı sorumluluk hükümlerine göre davalıların müştereken sorumlu oldukları anlaşıldığından davacı sigorta vekilinin somut olayda davalıların sorumluluğunun tespiti yönünden sınırlı sorumluluk hükümlerinin uygulanması mümkün olmadığı ve Taşıma aracının bu denli özensizce seçilmesi, taşınan emtianın değeri ile mukayese edildiğinde davalıların ağır kusur ve ihmalini ortaya koyduğu, yangının kesin sebebinin bilinemediği bir varsayımda dahi, taşıma aracının en bariz şekilde bakımsız, teknik açıdan yetersiz ve taşımaya elverişsiz olması somut olaydaki kusur derecesinin adeta zararın meydana gelebileceği bilinci ile pervasız hareket seviyesinde olduğu yönündeki itirazları yerinde görülmemiştir. Nitekim Y A R G I T A Y .. H U K U K D A İ R E S İ, Esas No : ... Karar No : ... sayılı emsal kararında da ...'' lk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yangına ilişkin tespit raporlarında ''yangının çıkış nedeni belirlenememiştir'' ibaresinin yer aldığı, ancak davalı taraflarca sorumlu olmayacaklarına ilişkin bir kanıt ileri sürülmediğinden, davalıların eşyanın yanarak zayi olmasından müteselsilen kusurlu ve sorumlu oldukları, bilirkişi raporunda, net hasar miktarının 28.382,16 Amerikan Doları olarak hesaplandığı, bu miktarın davacı tarafından sigortalısına ödendiği ve halefiyet hakkının doğmuş olduğu, ayrıca yapılan ödeme miktarının CMR sınırları içinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermiştir.......Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davalılarca yangının çıkış nedeninin kendilerinden kaynaklanmadığı, diğer araçlardan atılabilecek sigara izmaritinden kaynaklanmasının olası olduğu ileri sürümüş ise de, itfaiye ve ekspertiz raporunda davalıların dayanağını oluşturan bu tespitlerin kesinlik arz etmediği, varsayıma dayalı olduğu, bu itibarla davalıların meydana gelen zarar nedeniyle sorumluluklarını ortadan kaldıran hallerin ispatlanamadığı, net hasar miktarının 28.382,16 Amerikan Doları olarak hesaplandığı ve ayrıca yapılan ödeme miktarının CMR'deki sınırlı sorumluluk miktarının içinde olduğu, bu nedenle hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda tespit edilen bedelin davalılardan tahsiline karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı ....''gerekçesiyle mahkeme kararının onanmasın karar vermiştir. Davalı ... şirketi bakımından davacı sigorta şirketinin talep edebileceği azami tazminat miktarının, zararın taşıma sürecinde meydana gelmesinden dolayı CMR hükümlerine göre belirlenmesi gerekmiştir. Zira ''Taşımacı taşımayı yapmak için kullandığı kusurlu taşıtları, bu taşıtı kiraladığı kişinin veya vekilinin yahut çalışanlarının hata ve veya ihmallerinden dolayı sorumludur.'' (CMR m.17/3). Sonuç olarak kusurunun ancak CMR’deki sorumluluk sınırının etkisiz hale gelmesi bakımından şart olduğu, Davalı ... Şirketinin fiili taşıyıcı ... şirketinin kendi unvanı altında taşımacılık yapmasına izin vermesi, C2 yetki belgesini kullandırarak üçüncü kişiler nezdinde onun güvenilir bir taşıyıcı olduğu hususunda güven oluşturması, yetki belgesinde ... Şirketine vekaleten ... şirketi yetkilisinin kardeşinin isminin bulunması, yükleme tarihinden sonra yetki belgesinin verilmesi ve yangından bir gün sonra feshedildiğine ilişkin ihbar gönderilmesi nedenleriyle zarardan sorumlu olduğu, Davalı gerçek kişilerin ise lojistik alanında faaliyet gösteren sigortalı şirketin yöneticileri olmasına rağmen bu şirketin basiretli bir tacir davranışı ile telifi mümkün olmayan tercihlerde bulunmasına neden olmaları; özellikle taşıt kartı ve muayenesi olmayan tenteli bir araca yükte hafif pahada ağır emtiaları yüklemeleri ve 10 gün boyunca yüklü TIR’ın İstanbul’da bulunmasına rağmen hiçbir girişimde bulunmamaları gibi nedenlerle haksız fiil hükümlerine göre bir nolu davalı ile birlikte müşterek ve müteselsilen sorumlu olduklar anlaşılmış olup somut olayda sınırlı sorumluluk hükümlerinin uygulama alanı bulduğundan davalıların sorumluluklarının CMR Konvansiyonunun sınırlı sorumluluk hükümleri çerçevesinde hesaplamanın karar tarihindeki kur üzerinden gerçekleştirilmesi gerekmiştir. Zira CMR Konvansiyonunun 23. maddesinin 7. fıkrası uyarınca, Özel Çekme Hakkı cinsinden hesap edilen tazminat tutarının değeri, olayla ilgilenen mahkemenin bulunduğu Devletin ulusal parasına, karar tarihindeki cari kur değeri üzerinden tahvil edilecektir. düzenlemesi yer almaktadır. Davalıların araç kusuruna dayanarak sorumluluktan kurutulmasının mümkün olmadığı dikkate alınarak davacının asıl alacak bakımında talebi yerinde görülmüş ancak CMR m.23/3 gereği yapılan hesaplamaya göre talep edebileceği tazminat miktarının 44.982,00 SDR’yi aşamayacağı, bu sınırın karar tarihindeki TCMB kurları dikkate alınarak (CMR m.23/7) TL’ye dönüştürülmesi sonucu hesaplama yapılmış işlemiş faiz yönünden ise Rücuen tazminat davasında, davacı sigorta şirketinin, sigorta ettirenine tazminatı ödediği tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerekir. Bu sebeple ödeme tarihinden takip tarihine kadar geçen süre için işlemiş faiz talebi yerinde görülmüş buna göre davanın kısmen kabulü ile; Davalıların Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin karar tarihine en yakın SDR üzerinden hesaplanan 1.603.392,39-TL asıl alacak ve 62.296,06 TL yönünden devamına, asıl alacağı takip tarihinden itibaren işlemek üzere avans faizin uygulanmasına, Davacı tarafın icra inkar tazminatı yönünde ise , “alacağın gerçek miktarı belli ve sabit ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte ve böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün ise başka bir ifadeyle, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise” alacak likiddir. Borçlunun “yalnız başına” tespiti hususu, alacağın ve miktarının borçlu tarafından bütün unsurları ile bilinebilir (hesap edilebilir) olması ve bu konuda alacağın tespiti için ayrıca yargılama yapılmasına gerek olmaması anlamındadır. Söz konusu olayda alacak yargılama ve alınan raporlar sonucunda ortaya çıktığı gibi davalıların gerçek zarardan mı CMR uyarınca sınırlı sorumluluk kapsamında mı sorumlu olduğu hususu takip öncesi sabit olmadığından icra inkar tazminat talebi yerinde görülememiş ve talebinin koşullarının oluşmaması nedeni ile REDDİNE karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-)DAVANIN KISMEN KABULÜ ile; Davalıların Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN KISMEN İPTALİ İLE TAKİBİN KARAR TARİHİNE EN YAKIN SDR ÜZERİNDEN HESAPLANAN 1.603.392,39-TL ASIL ALACAK VE 62.296,06-TL işlemiş faiz YÖNÜNDEN DEVAMINA, asıl alacağı takip tarihinden itibaren işlemek üzere avans faizin uygulanmasına, 2-Davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin koşullarının oluşmaması nedeni ile REDDİNE, 3-Davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE, 4-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 109.527,73 harçtan peşin alınan 46.398,24 TL harcın mmahsubu ile noksan kalan 63.129,49 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafça yapılan 46.398,24 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafça yapılan 4.583,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 1.915,00 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Arabuluculuk aşamasında devlet hazinesinden karşılanan 1.360,00 TL arabuluculuk ücretinin red ve kabul oranına göre hesaplanan 573,00 TL nin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, bakiye kısım olan 747,00 TL nin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına 8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık AAsgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 200.271,39 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 9-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık AAsgari Ücret Tarifesi 13.maddesi uyarınca tayin ve takdir olunan 200.271,39 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 10-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 11-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.21/09/2023 Başkan ... ¸e-imza Üye ... ¸e-imza Üye ... ¸e-imza Katip ... ¸e-imza