İlk Derece Mahkemesi · Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/189 E. 2023/272 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2020/189
Karar No
2023/272
Karar Tarihi

T.C. GAZİANTEP 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : .... KARAR NO : .... HAKİM : .... KATİP : .... DAVACILAR .... VEKİLİ : .... VEKİLLERİ : .... DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 27/04/2020 KARAR TARİHİ : 14/06/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/07/2023 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 24/09/2019 tarihinde davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı bulunan .... plakalı araç ile müvekkili .... .... sevk ve idaresinde bulunan .... .... plakalı araç arasında meydana gelen trafik kazası neticesinde müvekkillerinin yaralandığını, müvekkilinin bir kusurunun bulunmadığını, kaza sonrasında tutulan kaza tespit tutanağında .... plakalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu, açıklanan bu nedenlerle; şimdilik müvekkilleri .... ...., .... .... ve .... .... için 10,00 TL geçici iş göremezlik, 10,00 TL sürekli iş göremezlik ve 10,00 TL bakıcı gideri tazminatı, .... .... ve .... .... .... için 10,00 TL sürekli iş göremezlik, 10,00 TL bakıcı gideri tazminatının davalı sigorta şirketinden alınarak müvekkillerine ödenmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Kazaya konu .... plakalı aracın müvekkil şirket nezdinde sigortalı olduğunu, sigorta şirketine başvuru şartının bulunduğunu ve davacı tarafın müvekkil şirkete başvuruda bulunmadığını, müvekkilin alacak ve dava masrafları açısından poliçe limiti dahilinde sorumlu tutulması gerektiğini, ilgili yerlerden gerekli raporların alınması gerektiği hususunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: 1-Tarafların usulünce ileri sürmüş oldukları iddia ve savunmaları, 2-Kazaya ilişkin soruşturma dosyası ve kaza tespit tutanağı, 3-Davalı sigorta şirketi tarafından tanzim edilen ZMSS poliçesi ve hasar dosyası, 4-İlgili kamu kurumlarından celp edilen cevabi yazılar, 5-Dosyada mündemiç kusur ve aktüerya bilirkişi raporları, 6-İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar, HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER, TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) talebine ilişkindir. Mahkememizin görevi açısından yapılan değerlendirme; Yargıtay 17'inci Hukuk Dairesi'nin 2019/6195 Esas, 2020/3056 Karar ve 02/06/2020 tarihli "Dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar ticari davalardır. TTK 5/1. maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme Asliye Ticaret mahkemeleridir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3. maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki işbölümü olmaktan çıkmış görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir. Açılan somut davada davalılar arasında zorunlu mali sorumluluk sigortacısı da bulunmaktadır. Sigorta hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6. kitabında 1401 ve devamı maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası ise 1483 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu durumda Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlardan olması nedeniyle dava ticari dava olup Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanı içinde olduğundan" şeklindeki ilamı doğrultusunda davayı görme konusunda mahkememizin görevli olduğu tespit edilmiştir. Davalının sorumluluğu açısından yapılan değerlendirme; Sigorta sözleşmesi davanın açıldığı tarih itibariyle somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 1263. maddenin birinci fıkrasında (6102 sayılı TTK, m. 1401); “Sigorta bir akittir ki bununla sigortacı bir prim karşılığında diğer bir kimsenin para ile ölçülebilir bir menfaatini halele uğratan bir tehlikenin (bir rizikonun) meydana gelmesi halinde tazminat vermeyi yahut bir veya birkaç kimsenin hayat müddetleri sebebiyle veya hayatlarında meydana gelen belli bir takım hadiseler dolayısiyle bir para ödemeyi veya sair edalarda bulunmayı üzerine alır.” şeklinde tanımlanmıştır. Sigorta sözleşmelerinde sigortacı, sigorta ettirene bir prim karşılığında belirli bir rizikoya karşı koruma sağlamayı üstlenir (Avrupa Sigorta Sözleşmesi Hukuku İlkeleri, m.1:201). Sigorta sözleşmeleri tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 3. maddesinde; araç sahibi, araç için adına yetkili idarece tescil belgesi verilmiş veya sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişi, işleten ise; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hâllerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi olarak tanımlanmış ve ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimsenin de işleten sayılacağı belirtilmiştir. İşleten ile sigorta ettiren kişi de farklı kavramlardır. İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğuna KTK’nın 85. maddesinde yer verilmiş, aynı Kanun’un 91. maddesi ile poliçenin geçerlilik süresinde meydana gelen kaza tarihinde ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın (ZMSSGŞ) A-3. maddesinde, sigortacının poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK’ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği düzenlenmiştir. KTK’nın 91. maddesi ile işletenlerin 85. maddenin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanması amacıyla mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunlu kılınmıştır. Dosyada yer alan trafik kaza tespit tutanağından ve davalının mahkememize ibraz etmiş olduğu poliçe tetkik edildiğinde kaza tarihinde aracın ZMSS poliçesi ile sigortalanıp sigortalanmadığı tetkik edildiğinde kaza tarihi itibariyle 72 DT 761 plakalı aracın ZMSS ile davalı sigorta şirketi tarafından sigortalandığı tespit edilmiştir. Davalı sigorta şirketlerine dava açılmadan önce yapılan başvuru ve poliçeler; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi halinin dahi HMK'nın 115/2. maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğu Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları ile kabul edilmektedir. (Y4HD 2021/4498 Esas, 2021/7405 Karar sayılı ilamı) Dosyada yer alan davalı sigorta şirketinin cevabi yazıları ve davacının dosyaya ibraz ettiği başvuru ile başvuruya ilişkin tebliğ mazbataları tetkik edildiğinde; davacının iş bu davayı açmadan önce davalı sigorta şirketine 12/03/2020 tarihinde başvuru yaparak, 2918 sayılı KTK m.97 hükmünde düzenlenmiş olan başvuru şartını yerine getirmiş olduğuna kanaat getirilmiştir. Arabuluculuk dava şartı bakımından yapılan değerlendirme; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/14429 Esas, 2021/5729 Karar sayılı ve 29/09/2021 Tarihli ilamı ile Gaziantep 17. Hukuk Dairesi'nin 2021/1131 Esas, 2023/261 Karar sayılı ve 03/02/2023 Tarihli ilamında belirtildiği üzere eldeki dava bakımından arabuluculuk dava şartı bulunmadığı belirtilmiş olup bu nedenle arabuluculuk ücreti davacı üzerinde bırakılmıştır. Davacıya kaza nedeniyle herhangi bir gelir bağlanıp bağlanmadığı yönünden yapılan tespit; SGK'ya müzekkere yazılmış olup, SGK yazı cevabında davacılara herhangi bir ödeme yapılmadığı görülmüştür. Davalının kusur oranına bağlı olmaksızın sorumluluğuna ilişkin yapılan değerlendirme; Davacı vekili dava dilekçesinin sonuç kısmında tazminatın "davalıdan alınarak" karar verilmesini talep etmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85. maddesi “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” ve aynı Kanunun 88. maddesi ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur. Birden fazla kişinin sorumlu olduğu durumlarda, bunlar arasındaki ilişki bakımından zarar, olayın bütün şartları değerlendirilerek paylaştırılır. Özel durumlar ve özellikle araçların işletme tehlikeleri, zararın iç ilişkide başka türlü paylaştırılmasını haklı göstermedikçe, işletenler ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahipleri kusurları oranında zarara katlanırlar” düzenlemeleri ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, ayrıca birden fazla kişinin zararı tazmin ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. 818 sayılı BK’nın 50 ve 51. maddelerinde de, haksız eylemin ve bunun sonucunda doğan zararın birden fazla kişi tarafından meydana getirilmesi durumunda, zarar görenin dilediği takdirde eyleme katılanlardan birisinden, birkaçından veyahut tamamından zincirleme olarak sorumlu tutulmalarını isteme hakkına sahip bulunduğu düzenlenmiştir. Aynı hüküm 6098 sayılı TBK’nın 61. maddesinde de tekrar edilmiştir. Dolayısıyla, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 88/1. maddesinde trafik kazası nedeniyle müteselsil sorumluluk öngörülmüştür. Davacılar dava dilekçesinde zararın tamamını davalılardan talep etmiştir. Davalıların sorumluluğu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 88. maddesine dayanmaktadır. Davacıların zararın tamamını davalılardan talep etmesi, davacıların müteselsil sorumluluk ilkesine dayandığının bir göstergesidir. Nitekim benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Yargıtay 4'üncü Hukuk Dairesi 2018/1742 Esas ve 2018/4694 Karar sayılı ilamında; "Davacılar açıkça davalıların kusurları oranında sorumlu tutulmalarını istemediklerine göre; mahkemece, davacı .. .lehine hükmedilen maddi tazminatın tamamının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerekirken, davalıların kusur oranlarına göre sorumlu tutulmaları doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir." denilmiştir. (Emsal karar için bknz. Konya BAM 3'üncü Hukuk Dairesi'nin 2022/831 Esas 2022/760 Karar sayılı ilamı) Yukarıda bahse konu düzenleme ve içtihatlar nazara alınarak yolcu konumundaki davacılar .... ...., .... ...., .... .... ve .... .... araçta ZMSS Sigortacısı bakımından da 3. kişi konumunda olduğu nazara alınarak tazminat miktarını her iki araç sigortasından da kusur oranına bağlı kalınmadan talep edebileceği değerlendirilmiştir. Kusur yönünden yapılan değerlendirme; Mahkememizin ara kararı uyarınca kusur raporunun hazırlanılması için dosya İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'ne tevdii edilmiş olup, hazırlanan 30/10/2020 tarihli kusur raporunda özetle; Mevcut verilere göre; A) Davacı sürücü .... .... sevk ve idaresindeki araçla olay mahalli virajlı kesimde yolun sağ kenarına yeterince yanaşarak seyrini sürdürmesi gerekirken bu hususlara riayet etmediğini, kazanın oluşumunda kusurlu olduğunu, B) Sürücü .... .... sevk ve idaresindeki araçla olay mahalli virajlı kesimde kendi seyir şeridi içerisinde kalacak vaziyette müteyakkız seyretmesi gerekirken bu hususlara riayet etmediğini, karşı istikamet yoluna geçip karşı istikametten gelen davacı sürücü'nün seyir yolunu kapattığını kazanın oluşumunda kusurlu olduğunu, Yukarıdaki hususlar muvacehesinde, olayda; A) Davacı sürücü .... .... %20(yüzde yirmi) olduğunu, B) Sürücü .... .... %80 (yüzde seksen) oranında kusurlu olduğunu mahkememize bildirmişlerdir. Yine mahkememizin 6 no.lu celsesi, 2 no.lu ara kararı gereği dosya rapor aldırılmak üzere Karayolları Fen Heyeti'ne tevdii edilmiş olup, heyet tarafından hazırlanan 03/03/2022 tarihli raporda özetle; Davalı .... Sigorta A.Ş.'ye sigortalı kamyonetin sürücüsü .... .... yönetimindeki araç ile seyrederken yolun mümkün olan en sağına yakın biçimde kendi şeridinde kalarak seyretmesi gerekirken, aksine dikkatsiz seyrettiğini, karşı şeride geçmekle sebebiyet verilen olayda 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 46/a "Araçlarını, gidiş yönüne göre yolun sağından, çok şeritli yollarda ise yol ve trafik durumuna göre hızının gerektirdiği şeritten sürmek, Zorundadırlar.", 52/a-b "Kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, tepe üstlerine yaklaşırken, dönemeçli yollarda ilerlerken, yaya geçitlerine, hemzemin geçitlere, tünellere, dar köprü ve menfezlere yaklaşırken, yapım ve onarım alanlarına girerken, hızlarını azaltmak, Hızlarını kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak, Zorundadırlar" ve 84/g "Şeride tecavüz etme" maddesini ihlâlle olayda birinci derecede kusurlu bulunduğunu, Davacı sürücü .... ...., yönetimindeki araç ile seyrederken yolun mümkün olan en sağına yakın biçimde kendi şeridinde kalarak seyretmesi gerekirken, aksine dikkatsiz seyrettiğini, karşı şeride geçmekle sebebiyet verilen olayda 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 46/a "Araçlarını, gidiş yönüne göre yolun sağından, çok şeritli yollarda ise yol ve trafik durumuna göre hızının gerektirdiği şeritten sürmek, Zorundadırlar.", 52/a-b "Kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, tepe üstlerine yaklaşırken, dönemeçli yollarda ilerlerken, yaya geçitlerine, hemzemin geçitlere, tünellere, dar köprü ve menfezlere yaklaşırken, yapım ve onarım alanlarına girerken, hızlarını azaltmak, hızlarını kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak, Zorundadırlar." maddesini ihlâlle olayda ikinci derecede kusurlu bulunduğunu, Açıklanan nedenlerle, Adli Tıp Kurumunun raporundaki görüş ve kanaate iştirak edildiğini, Davalı .... Sigorta A.Ş.'ye sigortalı kamyonetin dava dışı sürücüsü .... .... meydana gelen olayda % 80 (Yüzde seksen) oranında kusurlu olduğunu, Davacı sürücü .... .... ise; meydana gelen olayda % 20 (Yüzde yirmi) oranında kusurlu olduğunu mahkememize bildirmişlerdir. 6098 sayılı TBK'nun 74'üncü maddesi gereği hakim kusur oranını belirlemede tam bağımsız ve yetkili kılınmıştır. Denetime elverişli Karayolları Fen Heyeti kusur bilirkişi raporunda kazanın gerçekleşme şeklinin doğru bir şekilde irdelendiği, ceza dosyasında alınan bilirkişi raporu ile mahkememizce alınan bilirkişi raporunun uyumlu olduğu ve bu haliyle de raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğuna kanaat getirilmiş ve hükme esas alınmıştır. Davalı tarafından sigortalanmış araç sürücüsünün dava konusu kazanın meydana gelmesinde %80 kusurlu olduğu kanaati ile hükme esas alınmıştır. Fakat bir üst başlıkta da açıklandığı üzere yolcu konumundaki davalılar bakımından kusur oranına bağlı kalınmaksızın sorumluluğuna gidilmiştir. Maluliyet yönünden yapılan değerlendirme; Kusura ilişkin tespit yapıldıktan sonra dosya maluliyet bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir. Burada davacıların maluliyeti tespit edilirken öncelikle hangi yönetmeliği uygulanacağının belirlenmesi gerekmektedir. Bu noktada alınacak maluliyet raporlarında uygulanacak yönetmeliğin tespitine ilişkin olarak; Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/7120 Esas, 2021/2627 Karar sayılı ve 11/03/2021 Tarihli ilamında "...2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkindir. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir..." denilmektedir. Görüldüğü üzere uygulanacak yönetmeliği tespiti noktasında kaza tarihinin baz alınması gerekmektedir. Dosyada alınan 26/05/2021 tarihli maluliyet raporunda özetle; A) Davacı....ün 24/09/2019 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonucunda meydana gelen herhangi bir sekel bırakmadan iyileşmiş arızası nedeniyle 03/08/2013 tarihinde 28727 sayıyla Resmi Gazetede yayınlanan "Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği" hükümlerine göre 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Günü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'"ne atıp yapılarak; Maluliyet tayinine mahal olmadığını, Geçici iş göremezliğinin olmadığını, İyileşme dönemi içerisinde ve devam suretle başkasının yardım ve bakımına muhtaç olmadığını, B) Davacı ....'ün 24/09/2019 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonucunda oluşan arızları nedeniyle 20/02/2019 tarihinde 30692 sayıyla Resmi Gazetede yayınlanan "Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre Hipertrofik skar ve kleoid tablosu kullanılarak; Engel durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranının %5(beş) olduğunu, Tıbbi iyileşme süresi göz önüne alındığında 3(üç) hafta süre ile geçici iş göremezliğinin olduğunu, İyileşme dönemi içerisinde ve devamlı suretle başkasının yardım ve bakımına muhtaç olmadığını, C) Davacı ....'ün 24/09/2019 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonucunda meydana gelen herhangi bir sekel bırakmadan iyileşmiş arızası nedeniyle 20/02/2019 gün ve 30692 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan "Erişkinler İçin Engillilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre; Engel durumunun olmadığını, buna göre tüm vücut fonksiyon kaybının oluşmadığını, Tıbbi iyileşme süresi göz önüne alındığında 1,5(birbuçuk) ay süre ile geçici iş göremezliğinin olduğunu, İyileşme dönemi içerisinde 2(iki) hafta tam gün bakıcı ihtiyacı olduğunu, Devamlı suretle başkasının yardım ve bakımına muhtaç olmadığını, D) Davacı ....'ün 24/09/2019 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonucunda meydana gelen herhangi bir sekel bırakmadan iyileşmiş arızası nedeniyle 03/08/2013 tarihinde 28727 sayıyla Resmi Gazetede yayınlanan "Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği" hükümlerine göre 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Günü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'"ne atıp yapılarak; Maluliyet tayinine mahal olmadığını, Geçici iş göremezliğinin olmadığını, İyileşme dönemi içerisinde ve devam suretle başkasının yardım ve bakımına muhtaç olmadığını, E) Davacı .... .... 24/09/2019 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonucunda meydana gelen herhangi bir sekel bırakmadan iyileşmiş arızası nedeniyle 03/08/2013 tarihinde 28727 sayıyla Resmi Gazetede yayınlanan "Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği" hükümlerine göre 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Günü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'"ne atıp yapılarak; Maluliyet tayinine mahal olmadığını, Tıbbi iyileşme süresi göz önüne alındığında 1(bir) hafta süre ile geçici iş göremezliğinin olduğunu, İyileşme dönemi içerisinde ve devamlı suretle başkasının yardım ve bakımına muhtaç olmadığını mahkememize bildirmişlerdir. Kazanın gerçekleştiği tarihteki yürürlükte olan yönetmeliğe göre alınan ve kaza neticesinde meydana gelen arazları doğru şekilde tespit eden bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır. Davalının geçici işgöremezlik ve bakıcı gideri tazminatının teminat kapsamında olmadığına dair itirazları bakımından yapılan değerlendirme; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesinde, bedensel zarar kapsamına giren zarar türleri örnekseme yoluyla sayılmış olup, Daire uygulamaları gereği geçici işgöremezlik, bakıcı gideri ve SGK sorumluluğunda olmayan (belgesiz) tedavi giderleri de anılan kanun hükmü kapsamında tazmini gereken zararlardandır. Diğer yandan, davalı tarafın savunması haklı kabul edilerek, 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMSS Genel Şartları'nın A.5-b maddesi gereği, zarar görenin tedavisinin devam ettiği döneme ilişkin geçici bakıcı gideri zararının, geçici işgöremezlik zararının ve tedavi giderlerinin sağlık giderleri içinde yer aldığı ve ZMSS teminatı kapsamında olmadığı kabul edilmişse de, 6111 sayılı Kanun'un 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nca karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanıp sınırlandırılmıştır. KTK'nın 98.maddesi gereği SGK Başkanlığı'nın sorumlu olduğu sağlık giderleri, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan tıbbi tedaviye ilişkin sağlık hizmet bedellerinden ibarettir. SGK'nın hangi sağlık giderlerinden sorumlu olduğu kanunla belirlenmiş olup, normlar hiyerarşisinde daha altta olan genel şartlar ile kanun kapsamının değiştirilip genişletilemeyeceği aşikardır. (Emsal kararlar için bknz. Yargıtay 4’üncü Hukuk Dairesi’nin 2021/8288 Esas ve 2022/1147 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 4’üncü Hukuk Dairesi’nin 2021/8341 Esas ve 2022/1644 Karar sayılı ilamı) Güncel yargıtay içtihatlarının bakıcı gideri açısından brüt asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamanın dikkate alınması gerektiği belirtildiğinden brüt asgari ücret üzerinden yapılan hesaplama hükme esas alınmıştır. (Emsal karar için bknz. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 04/04/2019 tarih, 2016/8786 Esas, 2019/4141 Karar sayılı ilamı) Talep edilebilecek tazminat miktarının belirlenmesi yönünden yapılan değerlendirme; Burada davacının talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi noktasında baz alınacak yaşam tablosu ve uygulanacak hesaplama yönteminin de ayrıca irdelenmesi gerekmektedir. Bu noktada benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/1290 Esas, 2021/751 Karar sayılı ve 21/05/2021 Tarihli ilamında "...Mahkemece yapılacak iş, bilirkişi kuruluna anılan yönetmelik çerçevesinde yeni bir maluliyet raporu tanzim ettirdikten sonra, davacının muhtemel yaşam süresinin TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlenerek, hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması için yeni bir aktüerya raporu almaktan ibaret olup..." denilmektedir. Dosya hesaplama yapılmak üzere aktüerya bilirkişisine tevdi edildiği, bilirkişi hazırlamış olduğu 30/05/2022 tarihli raporda özetle; A) Davacı .... .... kusurunun bulunmaması dahilinde; 1.TRH 2010 Ulusal Yaşam Tablosu ve prograsif rant usulüne göre(Yargısal Uygulamalara Göre; bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 Ulusal Yaşam Tablosu'nun esas alınması ve teknik faiz uygulanmaksızın); 3 aylık geçici işgöremezliği karşılığı maddi zararının = 1.481,99 TL, %5 oranındaki sürekli maluliyeti karşılığı maddi zararı = 36.035,72 TL, şeklinde olmak üzere toplam maddi zararın 37.517,71 TL olarak hesaplandığını, Hesaplanan tazminat tutarından mahsup edilecek bir ödemeye rastlanılmadığını, 2.7327 sayılı İcra Ve İflâs Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'la değişik 2918 Sayılı Kanun'un 90'ıncı maddesinde sayılan kriterlere göre(04.12.2021 tarihli değişiklikle Genel Şartlara Göre; bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 Ulusal Yaşam Tablosu'nun esas alınması ve 1,65 teknik faiz uygulanmasıyla): 3 aylık geçici işgöremezliği karşılığı maddi zararının = 1.481,99 TL, %5 oranındaki sürekli maluliyeti karşılığı maddi zararının = 36.182,78 TL, şeklinde olmak üzere toplam maddi zararın 37.664,77 TL olarak hesaplandığını, Hesaplanan tazminat tutarından mahsup edilecek bir ödemeye rastlanılmadığını, B) Davacı .... .... %20 oranındaki kusuru dahilinde; 1.TRH 2010 Ulusal Yaşam Tablosu ve prograsif rant usulüne göre(Yargısal Uygulamalara Göre; bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 Ulusal Yaşam Tablosu'nun esas alınması ve teknik faiz uygulanmaksızın); 1,5 aylık geçici işgöremezliği karşılığı maddi zararının = 2.425,08 TL 2 haftalık bakıma muhtaçlığı karşılığı maddi zararının = 955,14 TL şeklinde olmak üzere toplam maddi zararın 3.380,22 TL olarak hesaplandığını, Hesaplanan tazminat tutarından mahsup edilecek bir ödemeye rastlanılmadığını, 2.7327 sayılı İcra Ve İflâs Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'la değişik 2918 Sayılı Kanun'un 90'ıncı maddesinde sayılan kriterlere göre(04.12.2021 tarihli değişiklikle Genel Şartlara Göre; bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 Ulusal Yaşam Tablosu'nun esas alınması ve 1,65 teknik faiz uygulanmasıyla): 1,5 aylık geçici işgöremezliği karşılığı maddi zararının = 2.425,08 TL, 2 haftalık bakıma muhtaçlığı karşılığı maddi zararının = 754,47 TL, şeklinde olmak üzere toplam maddi zararın 3.179,55 TL olarak hesaplandığı, Hesaplanan tazminat tutarından mahsup edilecek bir ödemeye rastlanılmadığını, C) Diğer davacıların maluliyet durumlarına göre dava konusu maddi tazminatlarının bulunmadığı, Kaza tarihi itibariyle uygulanacak asgari sigorta teminat limitinin ölüm ve sakatlıklar için kişi başı 390.000,00 TL olarak belirlenmiş olduğunu mahkememize bildirmiştir. Yukarıda zikredilen güncel Yargıtay içtihatları nazara alınarak TRH 2010 Ulusal Yaşam Tablosu ve prograsif rant usulüne göre ve teknik faizsiz, 2023 yılı asgari ücretine göre alınan 10/01/2023 tarihli rapor hükme esas alınmıştır. Davalının geçici işgöremezlik ve bakıcı gideri tazminatının teminat kapsamında olmadığına dair itirazları bakımından yapılan değerlendirme; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesinde, bedensel zarar kapsamına giren zarar türleri örnekseme yoluyla sayılmış olup, Daire uygulamaları gereği geçici işgöremezlik, bakıcı gideri ve SGK sorumluluğunda olmayan (belgesiz) tedavi giderleri de anılan kanun hükmü kapsamında tazmini gereken zararlardandır. Diğer yandan, davalı tarafın savunması haklı kabul edilerek, 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMSS Genel Şartları'nın A.5-b maddesi gereği, zarar görenin tedavisinin devam ettiği döneme ilişkin geçici bakıcı gideri zararının, geçici işgöremezlik zararının ve tedavi giderlerinin sağlık giderleri içinde yer aldığı ve ZMSS teminatı kapsamında olmadığı kabul edilmişse de, 6111 sayılı Kanun'un 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nca karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanıp sınırlandırılmıştır. KTK'nın 98.maddesi gereği SGK Başkanlığı'nın sorumlu olduğu sağlık giderleri, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan tıbbi tedaviye ilişkin sağlık hizmet bedellerinden ibarettir. SGK'nın hangi sağlık giderlerinden sorumlu olduğu kanunla belirlenmiş olup, normlar hiyerarşisinde daha altta olan genel şartlar ile kanun kapsamının değiştirilip genişletilemeyeceği aşikardır. (Emsal kararlar için bknz. Yargıtay 4’üncü Hukuk Dairesi’nin 2021/8288 Esas ve 2022/1147 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 4’üncü Hukuk Dairesi’nin 2021/8341 Esas ve 2022/1644 Karar sayılı ilamı) Güncel yargıtay içtihatlarının bakıcı gideri açısından brüt asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamanın dikkate alınması gerektiği belirtildiğinden brüt asgari ücret üzerinden yapılan hesaplama hükme esas alınmıştır. (Emsal karar için bknz. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 04/04/2019 tarih, 2016/8786 Esas, 2/019/4141 Karar sayılı ilamı) Müterafik kusur indirimi bakımından değerlendirme; Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur, Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması sözkonusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılması da gerekebilecektir. Dosya içeriğine bakıldığı zaman davacının müterafik kusurunun bulunmadığı kanaati hasıl olmuştur. Hatır taşıması bakımından yapılan değerlendirme; Ayrıca bu noktada hatır taşıması ancak davacının yolcu olarak bulunduğu aracın sigortacısı bakımından gündeme gelebilecektir. Benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/3454 Esas, 2019/224 Karar sayılı ve 16/01/2019 Tarihli ilamında "...3-Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığından, bu gibi taşımalarda BK.nun 43. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmakta ise de bu indirimin yapılabilmesi için davalının savunmasında bu hususu ileri sürmesi icap eder. Davalı sürücü ...'nun bu yönde bir savunması olmamasına rağmen mahkemece sürücü yönünden de resen hatır taşıması indirimi yapılması isabetli değilir..." denilmektedir. İlam metninden de açıkça anlaşıldığı üzere hatır taşıması savunması defi niteliğinde olup süresi içerisinde verilen cevap dilekçesinde usulünce ileri sürülmedikçe mahkemece resen nazara alınamayacaktır. Dosyaya bakıldığı zaman davalı Sigorta vekili 6100 sayılı HMK m.317/2 hükmünde düzenlenen yasal cevap süresi içerisinde cevap dilekçesini dosyaya sunmuş ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiği yönünde savunmada bulunmamıştır. Bunun yanında hatır taşımasının ancak taşınanın bulunduğu araç bakımından ileri sürülebileceği dikkate alındığında; davalı açısından davacının karşı araç sürücüsü olması ve davalının taşıyan araç sigortası olmadığı için hatır taşıması indirimini gerektirecek bir durumun bulunmadığı değerlendirilmiştir. Bedel artırım talebi açısından değerlendirme; Davacının dava dilekçesinde davanın açıkça belirsiz alacak davası olduğu belirtildiğinden dava belirsiz alacak davası olarak değerlendirilmiştir. (Emsal karar için bknz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/9-485 Esas ve 2021/971 Karar sayılı ilamı) Davacı vekili 18/04/2023 tarihli ıslah dilekçesi sunmuş olup ıslah dilekçesi davalı tarafa tebliğ edilmiştir. Davacı davasını ikame ederken, .... ...., .... .... ve .... .... için 10,00 TL geçici iş göremezlik, 10,00 TL sürekli iş göremezlik ve 10,00 TL bakıcı gideri tazminatı, .... .... ve .... .... .... için 10,00 TL sürekli iş göremezlik, 10,00 TL bakıcı gideri tazminatı talep etmiştir. Islah dilekçesi ile davacı .... .... için, 67.157,81 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 1.481,99 TL geçici iş göremezlik tazminatı, davacı .... .... için ise 2.425,08 TL geçici iş göremezlik ve 955,14 TL bakıcı gideri tazminatı talep etmiştir. Davacı .... .... bakımından sadece bakıcı gideri ve geçici işgöremezlik tazminat bakımından kabul, kalıcı işgöremezlik talebi bakımından davanın reddi yönünde hüküm tesis edilmiştir. Davacı .... .... bakımından bakıcı gideri tazminat talebi bakımından davanın reddi, kalıcı işgöremezlik ve geçici işgöremezlik tazminat talebi bakımından davanın kabulü yönünde hüküm tesis edilmiştir. Davalılar .... ...., .... .... VE .... .... .... bakımından yapılan değerlendirme; Haksız fiil, bir başka söylenişle kusur sorumluluğu, bir kimsenin hukuka aykırı ve kusurlu bir davranışla sözleşme dışında diğer bir kimseye vermiş olduğu zararın giderilmesini düzenleyen sorumluluk türüdür. (Eren, F.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 22. Bası, Ankara 2017, s. 540). Sorumluluk hukukunun amacı, bir kimsenin mal varlığında iradesi dışında meydana gelen eksilmenin giderilmesi, yani zararın yerine nitelik ya da nicelik yönünden eş bir değeri koymaktır. Haksız fiilin kurucu unsurları olan fiil, zarar, uygun illiyet bağı, kusur ve hukuka aykırılığın mevcudiyeti gerekmektedir. Yukarıda bahsedildiği üzere haksız fiile ilişkin talepte bulunabilmek için zararın oluşması kurucu unsur olarak öngörülmüştür. Netice itibariyle; Davacılar hakkında alınan maluliyet bilirkişi raporların maluliyetlerinin ve bakıcı gideri zararlarının bulunmadığı tespit edildiğinden meydana gelen olayda zararlarının bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Bu davalıların her biri bakımından ayrı ayrı davanın reddi yönünde hüküm tesis edilmiştir. Yargılama giderleri bakımından yapılan değerlendirme; Davada, davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunmadığından esas itibariyle her bir davacı bakımından ayrı bir dava niteliğindedir. Fakat bir kısım davalılar bakımından davanın tümden reddi bir kısım davalılar bakımından ise davanın kısmen kabulü yönünde hüküm tesis edilmiştir. Davacılar bakımından ortak olmayan bilirkişi ücreti maluliyet bilirkişi heyetine dair bilirkişi ödemeleri ve aktüer bilirkişi ücretine dair ödemelerdir. Bu nedenle her bir davacı bakımından aktüer ve maluliyet bilirkişi heyet ücretleri ayrılarak bu yargılama gideri bakımından tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderleri belirlenmiş, diğer bilirkişi ücretleri ve masraflar ise ortak olduğu için toplam dava değeri üzerinden değerlendirme yapılmak suretiyle yargılama giderleri konusunda hüküm tesis edilmiştir. Faiz başlangıcı yönünden yapılan değerlendirme; Davacının iş bu davaya açmadan önce davalı sigorta şirketine yaptığı başvurulara ilişkin tebliğ mazbataları tetkik edildiğinde başvuru dilekçesinin davalıya 12/03/2020 tarihinde ulaşmış olduğu görülmektedir. Bu noktada 2918 sayılı KTK m.99/1 hükmünde "Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar." denilmektedir. Bu haliyle davalının temerrüde düşme tarihi 24/03/2020 tarihidir. Neticeten; Tüm dosya kapsamı denetime elverişli olarak alınmış bilirkişi raporları, taraf beyanları, birlikte değerlendirildiğinde davacının davasının kısmen kabul kısmen reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; A- Davacı .... .... Bakımından 1-Davanın Kısmen KABULÜ Kısmen REDDİ ile; 2.425,08 TL geçici işgöremezlik ve 955,14 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 3.360,22‬ TL tazminatının davalının temerrüt tarihi olan 24/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya dair taleplerin REDDİNE, 2-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca davanın kabul edilen değeri olan 3.360,22 TL üzerinden alınması gereken 229,53 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 54,40 TL peşin harcın ve 11,55 ıslah harcının toplamı olan ‭65,95‬ TL harcın mahsubu ile bakiye ‭‭‭‭‭163,58 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafından yatırılan 54,40 TL peşin harcın ve 11,55 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 65,95 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca davanın kabul edilen değeri üzerinden hesaplanan 3.360,22 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca davanın ret edilen değeri üzerinden hesaplanan 10,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 6-Davacı .... .... tarafından maluliyet bilirkişi ücreti için yargılama nedeniyle sarf edilen toplam 1.500,00 TL yargılama gideri ve aktüer bilirkişi ücreti için yapılan masrafın yarısı olan 950,00 TL bilirkişi ücretinin toplamı olan 2.450,00 TL yargılama giderinin bu davacı bakımından davanın kabul (%.99,70) ve ret (%‭0,30) oranlarına göre hesaplanan 2.442,65 TL yargılama ve 54,40 TL başvurma harcının toplamı olan ‭‭2.497,05 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı ....'e VERİLMESİNE, maluliyet bilirkişi ücreti bakımından kalan yargılama giderinin davacı üzerine BIRAKILMASINA, B- Davacı .... .... Bakımından 1-Davanın Kısmen KABULÜ Kısmen REDDİ ile; 1.481,99 TL geçici işgöremezlik ve 67.157,81 TL kalıcı işgöremezlik tazminatı olmak üzere toplam 68.639,80 TL tazminatının davalının temerrüt tarihi olan 24/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya dair taleplerin REDDİNE, 2-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca davanın kabul edilen değeri olan 68,639,80 TL üzerinden alınması gereken 4.688,78 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 80,70 TL peşin harcın ve 234,00 ıslah harcının toplamı olan 314,70 TL'nin mahsubu ile bakiye ‭4.374,08‬ ‭‭‭‭TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL peşin harcın ve 234,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 314,70 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca davanın kabul edilen değeri üzerinden hesaplanan 10.982,37 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca davanın ret edilen değeri üzerinden hesaplanan ‭10,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 6-Davacı .... .... tarafından maluliyet bilirkişi ücreti için yargılama nedeniyle sarf edilen toplam 1.500,00 TL yargılama giderinin e aktüer bilirkişi ücreti için yapılan masrafın yarısı olan 950,00 TL bilirkişi ücretinin toplamı olan 2.450,00 TL yargılama giderinin bu davacı bakımından davanın kabul (%.99,99) ve ret (%‭0,01) oranlarına göre hesaplanan 2.449,76 TL yargılama ve 80,70 TL başvurma harcının toplamı olan ‭‭2.530,46 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı .... .... VERİLMESİNE, maluliyet bilirkişi ücreti bakımından kalan yargılama giderinin davacı üzerine BIRAKILMASINA, C- Davacı .... .... Bakımından 1-Davanın REDDİ ile; 2-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 179,90 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 80,70 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye ‭‭‭‭99,20 TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca davanın ret edilen değeri üzerinden hesaplanan ‭30 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 4-Davacı .... .... tarafından maluliyet bilirkişi ücreti için yargılama nedeniyle sarf edilen toplam 1.800,00 TL yargılama giderinin ve 80,70 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.880,70 TL'nin davacı .... üzerine BIRAKILMASINA, D- Davacı .... .... Bakımından 1-Davanın REDDİ ile; 2-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 179,90 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 80,70 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye ‭‭‭‭99,20 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca davanın ret edilen değeri üzerinden hesaplanan ‭20 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 4-Davacı .... .... tarafından maluliyet bilirkişi ücreti için yargılama nedeniyle sarf edilen toplam 1.800,00 TL yargılama giderinin ve 80,70 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.880,70 TL'nin davacı .... .... üzerine BIRAKILMASINA, E- Davacı .... .... .... Bakımından 1-Davanın REDDİ ile; 2-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 179,90 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 80,70 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye ‭‭‭‭99,20 TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca davanın ret edilen değeri üzerinden hesaplanan ‭20 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 4-Davacı .... .... .... tarafından maluliyet bilirkişi ücreti için yargılama nedeniyle sarf edilen toplam 1.800,00 TL yargılama giderinin ve 80,70 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.880,70 TL'nin davacı .... .... .... üzerine BIRAKILMASINA, Ortak Yargılam Giderleri Bakımından yapılan değerlendirme 1-Davacılar tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen toplam 1.199,50 TL yargılama giderinin davanın kabul (%.99,85) ve ret (%‭0,15) oranlarına göre hesaplanan 1.197,70 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı .... .... ve davacı .... .... VERİLMESİNE, kalan yargılama giderlerinin davacılar üzerinde BIRAKILMASINA, 2-Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 3-Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE, 4-Dava açılmadan önce başvurulan arabuluculuk dava şartı nedeniyle hazineden karşılanmış olan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin 02/06/2018 Tarihli ve 30439 Sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği m.26/4 hükmü uyarınca davacılardan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan tarafa okunmak suretiyle tefhim edildi.14/06/2023

Atıf: Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/189, K. 2023/272, T. 14.06.2023, www.arakarar.com/karar/gaziantep-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2020-189-e-2023-272-k-ac5aca826830