İlk Derece Mahkemesi · Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi
Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/1070 E. 2025/1006 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1070
- Karar No
- 2025/1006
- Karar Tarihi
T.C. DİYARBAKIR TÜRK MİLLETİ ADINA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO : HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 15/08/2025 KARAR TARİHİ : 01/10/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dilekçesinde özetle; Olayda .....Plakalı araçta müvekkili olan .....yolcu olduğu ve kazada kusurunun olmadığını; kusurun tamamen davalı şoför .....olduğu; bu aracın malikinin davalı ".....Ticaret Limited Şirketi" olduğunu; bu kaza sebebi ile çok sayıda (en az 13 kişi) kişinin vefat ettiğini; yine çok sayıda (onlarca) kişinin yaralandığını, sigorta şirketinin poliçe gereği sınırlı olarak sorumlu olduğunu; çok sayıda vefat eden ve yaralanan olması sebebi ile mal kaçırma durumunun kuvvetle muhtemel olması; maddi ve manevi olarak büyük kayıplar yaşayan davacı müvekkilinin davayı kazanacağının kesin nitelikte olması; davalı .....Ltd Şti'nin araçları devr etmesi halinde müvekkilin kazanacağı davanın tahsilinin mümkün olmayacağı gözetilerek; davalılardan .....Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adına kayıtlı bulunan menkul, gayrimenkul malları, adına kayıtlı araçlara, üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına (banka hesapları dahil) üzerine ihtiyati haciz konulması kararı verilmesini, alacağın vadesinin gelmiş olduğunu ve herhangi bir zarar giderimi olmadığını, davanın tazminat davası olup, davalıların mal kaçırma ihtimaline dair; davalılardan .....Sigorta'nın zararın maddi kısmından sınırsız olarak değil, kısmi olarak sorumlu olduğunu; manevi zarardan .....ve şöför .....sorumlu olduğunu; .....zararı karşılayabilecek bir mal varlığının olmadığını; kaza öncesi ücretli olarak çalışan bir kişi olduğunu, kazada vefat eden kişi sayısının çok fazla olduğu; yaralılarında çok fazla olduğu (iddianamede bu hususun belli olduğunu) bu hususun da önem arz etmesi sebebi ile; davalı .....nin mal kaçırması halinde dava kazanılsa bile netice itibarı ile tahsil kabiliyeti olmayacağından; davanın kazanılmasının anlam ifade etmeyecek olmasının da gözetilerek de; İİK md. 257 şartları oluşmuş olduğunu belirterek öncelikle; müvekkilinin ağır mağduriyeti gözetilerek; adli yardıma ilişkin belgeler gözetilerek teminatsız olarak; kabul görmemesi halinde münasip bir teminat karşılığında ve dava değeri nispetinde davalı .....İnşaat Nakliye Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne ait taşınır, taşınmaz mallar ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına (banka hesapları dahil) ihtiyati haciz konulmasını ve neticeten 10.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 500.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalı .....Sigorta hariç diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline talep etmiştir. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE : Dava konusu, davacının içerisinde yolcu olarak bulunduğu yolcu otobüsünün .....tarihinde karışmış olduğu trafik kazası nedeniyle otobüsün sürücüsü ve işleteni ile ZMMS sigorta poliçesini düzenleyen sigorta şirketine yöneltilmiş bedensel zarara ilişkin maddi tazminat istemine ve araç işleteni davalı şirket ile araç sürücüsünü yöneltilmiş manevi tazminat istemine ilişkindir. Taşıma Sözleşmesi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda düzenlenmiş ise de; .....tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3/k maddesinde tüketici tanımlanmış "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" 3/ı maddesinde ise tüketici işlemi "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 73/1 maddesinde, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83/2 maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 sayılı kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğine değinilmiştir. HMK'nın 1. maddesinde ise görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen gözetileceği belirtilmiştir. Ayrıca HMK'nın 114/1-c maddesi gereğince mahkemenin görevli olması dava şartları arasında sayılmış olup, HMK'nın 115. maddesi hükümleri gereğince dava şartlarının mevcut olup olmadığı, yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen dikkate alınması gereken hususlardandır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 30. maddesinde usul ekonomisi ilkesi düzenlenmiş, hâkimin, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Aynı Kanun'un 57. maddesinde "ihtiyari dava arkadaşlığına" yer verilmiş, 166/4. maddesinde "davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantının varsayılacağı" hükme bağlanmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 61. maddesinde ise "Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde aralarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır" düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda davanın açıldığı tarih itibariyle 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun yürürlükte olduğu, davacının ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi nedeniyle tüketici, dava konusu taşıma işleminin de tüketici işlemi sayıldığı, buna göre yukarıda belirtilen yasa hükümleri uyarınca işbu davaya bakma görevinin tüketici mahkemesine ait bulunduğu açıktır. Dava konusu olayda davalı sigorta şirketi ile davacı arasındaki uyuşmazlığı inceleme görevi ticaret mahkemesine ait ise de işbu dava, taşıyan olan davalıya karşı birlikte açılmıştır. Bu durumda davalılar arasında bağlantı olduğu, biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyeceği de muhtemeldir. Hal böyle olunca usul ekonomisi, daha isabetli bir karar verilmesi ve davaların makul bir süre içinde bitirilmesi yükümlüğü açısından, davaların birlikte görülmesi gereklidir. Ayrıca davalı sigorta şirketi hakkındaki davanın da ticaret mahkemesine göre daha özel nitelikteki tüketici mahkemesinde görülmesi, göreve ilişkin usul kurallarına da uygun düşecektir. Görev kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkeme, görevli olup olmadığını yargılamanın her aşamasında kendiliğinden inceler ve görevsiz olduğu kanısına varırsa kendiliğinden görevsizlik kararı verir. Taraflar da, yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile mahkemece re’sen, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır. Çünkü görev her halükarda dava şartlarındandır. Bu durumda davanın, davalı işleten .....Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.’ne ait olan yolcu otobüsünün karıştığı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olması, taraflar arasındaki ilişkinin taşıma sözleşmesinden kaynaklanması davacı ile taşıyan arasındaki temel ilişki olan taşıma sözleşmesinin dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında kalması nedeniyle davaya bakma görevi Tüketici Mahkemesine aittir. Nitekim Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi .....Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın .....Karar sayılı kararı da bu yöndedir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkemece duruşma yapılmadan, yani taraflara tebligat yapılıp onları dinlemeden dosya üzerinden de görevsizlik kararı verebilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip, karara bağlamalıdır. Açıklanan nedenlerle Diyarbakır Tüketici Mahkemelerine görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş ve aşğıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: 1-Mahkememizin görevsizliği nedeni ile HMK'nın 114. ve 115. mad. gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden REDDİNE, 2-Tarafların görevsizlik kararının kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulması halinde ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize müracaatı halinde dava dosyasının görevli DİYARBAKIR NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİNE gönderilmesine, 3-Yargılama giderlerinin HMK'nın 331/2 maddesi gereğince görevli mahkemece nazara alınmasına, Dair, tarafların yokluğunda verilen karara karşı, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere dosya üzerinden karar verildi. Katip Hakim