Diğer ·
2025/454 E. 2025/454 K.
- Mahkeme
- Diğer
- Esas No
- 2025/454
- Karar No
- 2025/454
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/454 Esas - 2026/115 T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO : 2025/454 KARAR NO : 2026/115
... (Birleşen dava ile davaya katılan ) DAVA : Marka YİDK Kararının İptali DAVA TARİHİ : 14/09/2022 KARAR TARİHİ : 12.03.2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH :16.03.2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka ... Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkilinin markası olan “....” markası ile itiraz sahibi markanın herhangi bir şekilde karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, müvekkilinin logosu özellikle konulan “...” markasının logosundan tamamen ayrıldığını, nitekim, iki logo arasında bu ekten ayrı olarak punto ve yazı karakteri farklarının da bulunduğunu, bu kapsamda görsel veya işitsel olarak söz konusu markaların benzer olmadığını, her ne kadar soapsy markası tarafından kelime anlamının sabunlu anlamına geldiği belirtilse de, İngilizce sözlüklere bu kelime yazıldığında kelimenin böyle bir anlamının olmadığını, bu kelimenin gerçekte var olan bir kelime değil, sonradan marka sahibi tarafından oluşturulmuş bir kelime olduğunu beyan ederek, ... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; markaların hem işitsel, görsel ve kavramsal olarak aynı olduğunu hem de genel görünümleri arasındaki benzerliğin oldukça bariz olduğunu, markaların esas unsurları arasındaki bu benzerliğin ilgili tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali doğuracak ve iltibas tehlikesi oluşturacağını, ayrıca markaların aynı mal/hizmetleri kapsadığı da dikkate alındığında çifte benzerlik şartlarının oluştuğu ve markalar arasında iltibas oluşacağını, davacı birçok seçenek içerisinden davalı marka ile aynı esas unsuru kullanarak davalı markaya yakınlaşma çabası içerisinde olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalıların yargılamaya katılımının olmadığı anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, YİDK Kararının iptali koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde; Davacı şirket tarafından, 18.02.2021 tarihinde ... başvuru numarası ile “... co.” ibareli marka için 03. ve 35. sınıflarda marka başvurusunda bulunulmuş; söz konusu marka başvurusu .... tarafından kabul edilerek 17.05.2021 tarih ve 372 sayılı Resmi ... sayılı kararı ile nihai olarak reddedildiği, kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER Taraf Markaları Arasında Karıştırılma İhtimalinin Bulunup Bulunmadığı; 6769 sayılı SMK’nin 6/1 maddesi “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.” hükmüne amirdir. 6769 sayılı SMK’nin 6/1 maddesi anlamında benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu markaların tescilli oldukları sınıfların birbirine benzerliğidir. Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal ve hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Eğer her iki koşul da gerçekleşmiş ise markalar arasında iltibas olduğuna karar verilecektir. Markalar arasındaki benzerlik incelenirken, * Markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları * Görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlik, * Çağrıştırma, * Bir bütün olarak markaların uyandırdığı toplu kanaat, * Malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, * Markayı taşıyan mal veya hizmetin değeri ve alıcının bu mal ve hizmeti almaya ayırdığı zaman kriterleri ele alınmalıdır. Yerleşik Yargıtay içtihatları ile sabit olduğu üzere; bir markanın bir başka marka ile benzer olup olmadığı müşterisi hafızasında bıraktığı imaja göre belirlenir. Bir marka, hizmet veya malın, diğer bir marka, hizmet veya malla karşılaştırılarak benzerliği tespit edilirken marka, mal veya hizmete bütünsel bir açıdan yaklaşılmalı ve müşterileri nezdinde bıraktıkları izlenim dikkate alınmalıdır. Nitekim .... sayılı kararında; “…556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 8/1-b bendi uyarınca markaların iltibas yaratıp yaratmadıklarının belirlenmesinde, markaların kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının alıcısı olan ortalama düzeydeki halk nezdinde karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığının tespiti gereklidir. Bunun için de işaretleri oluşturan harf, kelime, şekil gibi asıl ve yardımcı unsurların değerlendirilmesi zorunludur... Dairemizin bu konuda yerleşik içtihatları uyarınca asıl unsurun; bunların ayırt edici ve baskın unsurları unutulmaksızın markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin tümüne hâkim olan görünüş ve ayırt ediciliği vurgulayan imajda aranması gereklidir...” denmektedir. İltibas, kanunlarda tanımlanmamış olmakla birlikte öğretide “bir markanın aynen veya benzerinin kullanılması suretiyle, alıcı zihninde gerek emtiaların (veya hizmetlerin), gerekse müteşebbisin kaynağı açısından yanlış kanaatler uyandırılması ve bunların aynı yerden piyasaya sürüldüklerinin düşündürülmesi, bu yönden çağrışımlar yapması” olarak tanımlanmıştır. Sadece alıcıların belirli bir mal veya hizmet yerine başka mal veya hizmeti almak istemeleri halinde değil; alıcıların mal veya hizmetlerin birbirinden farklı olduklarını anlamalarına rağmen, bunların kaynağının aynı işletme olduğuna veya malları satan yahut hizmetleri sunanlar arasında idari veya ekonomik bağlılık olduğuna inanmaları halinde de iltibas ihtimali vardır . Dolayısıyla, iltibas bulunduğunun kabulü için işaretin marka ile bağlantı kurulmasına ve düşünsel olarak markayı çağrıştırmasına elverişli olması gerektiği anlaşılmaktadır. Tam bu hususta değinilmesi gereken önemli nokta ise Türk Hukukunda karıştırılma ihtimalinin varlığı 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi uyarınca “halk” nezdinde olmalıdır. Bir markanın diğer marka ile karıştırılma ya da iki marka arasında ilişki bulunduğu ihtimali, malın hitap ettiği uzman ya da satıcı nezdinde değil, halk nezdinde araştırılmalıdır. Dolayısıyla, markaların hitap ettiği tüketici ya da kullanıcı dikkate alınmak suretiyle, markaların bu kişiler nezdinde karıştırılıp karıştırılmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir. Yasada geçen “halk” tabiri amaca uygun şekilde “markayı taşıyan ürünlerin nihai tüketici kitlesi” olarak anlaşılmalıdır. Benzerlikte görüşüne başvurulacak kişi markalı ürünün yöneldiği hedef kitleye mensup/makul derecede bilgilendirilmiş, makul derecede dikkatli ve makul derecede ihtiyatla değerlendirme yeteneğine sahip kişinin değerlendirmesidir. Karıştırılma ihtimaline ilişkin olarak EUIPO tarafından verilen çeşitli kararlarda yukarıda anılan ilkeleri de içerisine alacak şekilde ve somut olay da ışık tutacak mahiyette çeşitli açıklamalara yer verilmiştir. “Ortalama tüketici markayı bütün olarak algılar, markanın çeşitli unsurlarını detaylara girerek analiz etmez. Ayrıca, ortalama tüketicinin nadiren farklı markalar arasında doğrudan karşılaştırma yapma şansının olduğu fakat zihninde tuttuğu yetersiz görüntüleri yerleştirdiği de dikkate alınmalıdır. Ortalama tüketicinin dikkat düzeyinin mal veya hizmetlerin kategorisine göre çeşitlilik gösterdiği de akılda tutulmalıdır.” (...) “İlgili tüketici, söz konusu markalar arasındaki belirli farkları algılamaya muktedir olsa bile, yukarıda anılanlar ışığında ve markaların kapsamındaki malların ayniyeti karşısında, markalar arasında ciddi bir bağlantı kurma olasılığı bulunmaktadır…. Sonuçta, tüketici, markaların zihnindeki yetersiz anımsamalarına istinaden, malların aynı veya ekonomik olarak bağlantılı işletmelere ait olduğunu sanabilecektir.” (...) İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının tespitinde, mal ve hizmetlerin aynı veya benzer alıcı çevresine hitap edip etmediklerine ve aynı veya benzer ihtiyaçları gidermede kullanılıp kullanılmadıklarına; markaların kullanıldığı mal veya hizmetin ekonomik değerine; bunların hitap ettiği alıcı grubunun sosyal ve ekonomik düzeyine ve orta yetenekteki alıcıların markanın kullanılacağı mal veya hizmetleri aldıkları sırada sarf edecekleri dikkat ve özene de bakılır. Emtiaların Aynı/Benzer/İlişkili Olup Olmadığı: Dava konusu ...” ibareli markanın kapsamında yer alan bütün malların davalı şirkete ait redde gerekçe markanın kapsamında aynı/aynı tür/benzer/ilişkili olarak yer aldığı, İlişkili olma durumunu açıklamak gerekirse, davalı markasındaki 03. sınıftaki malların 35. sınıftaki satış hizmetleri ile dava konusu markanın kapsamında yer alan 03. sınıftaki malların ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Nitekim Yargıtay bir kararında, ilk derece mahkemesi tarafından “…mal üreten işletmenin karineten o malı sattığı da kabul edildiğinden doğal olarak dava konusu markanın tescil edilmek istenildiği 35. sınıf 06 emtia grubunun da 1-34. sınıfta yer alan emtialarla doğrudan ilişkilendirilmeye müsait olduğu, dolayısıyla doktrin görüşleri ve yargı kararları ile de benimsendiği üzere 1-34 emtia gruplarında yer alan mallar ile 35. sınıf 06. Alt grubunda özel olarak sınırlandırılmış malların benzerlik göstermesi halinde her iki sınıfın birbiri ile benzer olarak kabul edilmesi gerektiği…”(..) şeklinde kurulan hükmü onaylamıştır. Tüketicinin dikkat ve bilinç seviyesi, markalar arasındaki iltibas riskini etkileyecek bir unsurdur. Dikkati düşük olan tüketici kitlesine yönelik emtiaların tescillendiği markalarda iltibas riskinin daha yüksek olacağı açıktır. Diğer yandan, tüketicinin bilinç ve dikkat seviyesi tek başına iltibas riskini oluşturan unsurlardan değildir. Marka işaretlerinin ne derece ayırt edici olduğu, markanın ne derece iltibas riski taşıdığı, markaların korunma düzeyinin ne aşamada değerlendirileceği de iltibas riskinin tespitinde önem taşımaktadır. Mal ve hizmetlerin benzerliği değerlendirilirken de çekişme konusu mal ve hizmetlerin ortalama tüketici kitlesi, doğal yapısı, kullanım amacı, fiyatı, alım sıklığı, üretim dağıtım ve satış kanalları ile yerleri, rekabet, ikame veya tamamlama ilişkisi olup olmadığı gibi bütün faktörler dikkate alınmalıdır. Somut olayda, 03.sınıf malların ortalama tüketicilerinin halkın geneli olmakla birlikte, ürünlerin niteliği itibariyle tüketicilerin markanın seçiminde nispeten dikkatli davranacak bir kitle olduğu, Marka İşaretlerinin Benzer Olup Olmadığı: Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılması gerekmektedir. Global değerlendirme gereği, markaların unsurları bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla aslolan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. ... kararlarından da izlenebileceği gibi, karıştırma olasılığının değerlendirmesi, aslında ileriye dönük bir tetkiktir. Bu tetkikte; “Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları” ve “davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak, global olarak yapılmalıdır”. Bununla birlikte markalar esas ve yardımcı unsur olmak üzere iki unsurdan meydana geldiği asla göz ardı edilmemelidir. Markayı benzerlerinden ayırt etmeye yarayan markada diğer unsurlara göre daha ön planda olan unsur esas unsur iken; esas unsura göre nispeten arka planda olan, malın ve hizmetin temel özelliklerini veya sair özelliklerini belirten ve esas unsura bağlı ve onunla ilişki içinde bulunanlar yardımcı unsurdur. Markaları benzerlerinden ayıran en önemli unsur esas unsurlardır. Markanın ayırt ediciliği ve iltibasa sebebiyet verip vermediği gibi hususlar esas unsur nazara alınarak tespit edilir. Benzerlik değerlendirmesine ilişkin bu genel tespitler çerçevesinde yapılması gereken temel değerlendirme, dava konusu marka ile davalı yanın redde gerekçe gösterdiği markalar arasında SMK md. 6/1 uyarınca karıştırılmaya yol açabilecek düzeyde bir benzerliğin mevcut olup olmadığı ile ilgili olacaktır. Dava konusu “...” ibareli marka, siyah renkte, küçük, kalın harflerle “...” ibaresi ile bu ibarenin altında gri renkte, büyük “C” ve küçük “o” harfleri ile “.” işaretinin yer aldığı, herhangi bir şekil unsuru içermeyen kelime markasıdır. Redde gerekçe marka, siyah renkte, kalın harflerle, ilk harfi büyük “...” ibaresinin yer aldığı, herhangi bir şekil unsuru içermeyen kelime markasıdır. Dava konusu markanın esas unsurunun “...” ibaresi, davalının redde gerekçe markasının esas unsurunun ise “...” ibaresi olduğu, Dava konusu markanın esas unsuru “...” ibaresinin İngilizce’de “sabunlu” anlamına geldiği, davalı markasının ise herhangi bir anlamının bulunmadığı, dava konusu marka “so-pi”, her ne kadar bir anlamı olmasa da davalı markası “....” olarak telaffuz edilmektedir. Bu açıklamalar kapsamında; karşılaştırmaya konu olan markalar görsel, işitsel ve kavramsal olarak incelendiğinde; dava konusu marka ile davalı markası karşılaştırıldığında dava konusu markanın beş harf, davalı markalarının ise altı harf, markalar arasındaki tek farklılığın davalı markasının beşinci harfi olan “s” harfinden kaynaklandığı, bu farklılığın markalar arasındaki işitsel ve görsel olarak iltibası önleyici mahiyette olmadığı, dava konusu markanın ...”, davalı markasının ise “sop-si” şeklinde telaffuz edildiği, ilgili tüketici kitlesinin yargılama konusu hizmetler için ayırdığı satın alma süresi içinde, davacının "..." ibareli başvuru markasını gördüğünde, derhâl ve hiç düşünmeden bunun davalının "....” markasından farklı bir marka olduğunu algılamayacağı, her iki markanın aynı işletmenin markası veya idari-mali anlamda bağlantılı işletme markaları olarak algılayabileceği, markaların özellikle başlangıç kısımlarının tüketiciler üzerinde daha çok etki doğuracağı ve akıllarında daha çok kalacağı hususları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu marka ile davalı markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel ve görsel olarak benzerlik bulunduğu, Sonuç olarak, hem dava konusu markanın kapsamında yer alan bütün malların redde gerekçe markanın kapsamında aynı/aynı tür/benzer/ilişkili olarak yer alması, hem de dava konusu marka ile redde gerekçe marka arasında işitsel ve görsel olarak bütünsel algı itibariyle iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunması nedeniyle dikkat, bilgi ve özen düzeyi yüksek olan müşteri grubunun bile yanılgı yaşamasının mümkün olabileceği değerlendirilmektedir. Dolayısıyla dava konusu marka ile redde gerekçe marka arasında karıştırılma ihtimalinin söz konusu olduğu, Netice itibariyle, Dava konusu markanın kapsamındaki malların tamamının davalının markasının kapsamında aynı/aynı tür/benzer/ilişkili olarak yer aldığı, Dava konusu marka başvurusu ile davalı markası arasında marka işaretleri bakımından benzerlik bulunduğu, Dava konusu marka ile davalı markası arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu, .... Kararı’nın yerinde olduğu şeklindeki gerekçeler ile davanın reddine karar verildiği, verilen kararın davacı vekilince istinaf edildiği, istinaf başvurusunu inceleyen .... Karar sayılı ilamıyla, "GEREKÇE : Dava, marka ... kararının istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı taraf, 2021/026139 sayılı marka başvurusunun reddine dair .... kararının iptalini talep etmiş olup, bu tür davalarda ... ile başvuruya itiraz eden redde mesnet marka sahibi arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Nitekim yerleşik Yargıtay uygulaması da bu yöndedir. (.... sayılı ilamları) Somut olayda ise dava dilekçesinde davalı olarak sadece ... gösterilmiştir. Bilahare, davacı vekili 20.09.2022 tarihli dilekçe ile redde mesnet marka sahipleri ... davaya dahil edilmesi talebinde bulunulmuştur. İlk derece mahkemesince davacı vekilinin dahili davalı talebi kabul edilmiş ise de, 6100 Sayılı HMK'nın 124. maddesinde yer alan düzenleme dışında dahili dava yolu ile taraf değişikliğine gidilmesi mümkün değildir. Usul hukukumuzda dahili dava müessesesi bulunmayıp, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmeyen kişi, dava açıldıktan sonra ihbar ya da dahili dava dilekçesi ile davada taraf sıfatını kazanamayacağı gibi, ıslah yoluyla dahi davada taraf değişikliği mümkün değildir (.... sayılı ilamı). Bu itibarla mahkemece, dava konusu başvuruya itiraz eden redde mesnet marka sahipleri ... aleyhine usulüne uygun olarak dava açılması ve sonrasında iş bu dava ile birleştirilerek bir hüküm kurulması gerekirken, davaya dahil edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır. Bu itibarla Dairemizce, davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davacı vekilinin istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile ... sayılı kararının KALDIRILMASINA; " şeklindeki gerekçeler ile mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkememizce istinaf ilamı doğrultusunda davacı vekiline birleştirme talepli dava açmak üzere süre verilmiş, verilen süre içerisinde davacı vekilince gerekli eksiklikler tamamlanmış, dosyanın kapsamlı incelenmesi neticesinde daha önce mahkememizce ulaşılan kanaati değiştirecek bir sonuca varılamamış, davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 80,70.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 651,30.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Davalı kurum kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Diğer davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, diğer davalıların yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.12.03.2026
Kâtip Hâkim ... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır