Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/427 E. 2025/427 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/427
- Karar No
- 2025/427
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/427 - 2026/1383 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/427 KARAR NO : 2026/1383
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24.12.2024 NUMARASI : 2024/290 Esas 2024/809 Karar
DAVACI : VEKİLİ : Av.
DAVALILAR : 1 - VEKİLİ : Av.
: 2 - VEKİLİ : Av.
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 11.09.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 16.09.2026
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili, davalı ... AŞ vekili ve davalı ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde: 20.02.2024 tarihinde davalı şirketin işleteni olduğu ve davalı sigorta şirketi tarafından zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalan aracın, davacıya ait araca çarpmasıyla maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, araçta değişen parçalar olduğunu ve aracın değer kaybına uğradığını, tamir süresince davacının aracını kullanamadığını, davalıların sigortacı ve işleten sıfatıyla zarardan sorumlu olduklarını, dava öncesi sigorta şirketine başvurduklarını ancak zararın karşılanmadığını, arabuluculuk görüşmelerinden netice alınamadığını iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla araçta oluşan değer kaybı nedeniyle şimdilik 10,00 TL ve araç mahrumiyeti için şimdilik 10,00 TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiş, ıslah dilekçesinde dava değerini değer kaybı için 100.000 TL, mahrumiyet bedeli için 30.000 TL olmak üzere toplamda 130.000 TL'ye yükseltmiştir. Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde; olaya ilişkin hasar dosyası açıldığını ve 14.04.2024 tarihinde davacı ...’a 140.901,17 TL hasar ödemesi yapıldığı, 16.04.2024 tarihinde ...Ltd İti’ye 9.082,92 TL tedarik ödemesi yapıldığını, bu miktarların poliçeden tenzili gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, başvuru şartının uslüne uygun yerine getirilmediğini, davacının zararını Genel Şartlara göre kanıtlaması gerektiğini, aksi durumda sorumluluklarının sigorta limiti ile sınırlı olduğunu, davadan önce temerrütün de söz konusu olmadığını, savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, cevap dilekçesinde; davalı işletmeye ait aracı kullanan şoförün kusurunun bulunmadığını, davacının bir zararı varsa aracın sigortasından talep etmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece: davanın temelinde haksız fiile dayanmakta olup kaza neticesinde uğranılan maddi zararın, kazaya sebebiyet veren aracın sigortacısından poliçe limiti dahilinde tazminine ilişkin olduğu; re'sen seçilen kusur ve makine mühendisi bilirkişiden oluşan iki kişilik heyetten alınan raporda; kusur bilirkişisi, davalıya ait araç sürücüsünün tam kusuruyla kazanın meydana geldiğini, davacının kazanın meydana gelmesinde kural ihlali ve ihmalinin bulunmadığını belirttiği, makine mühendisi tarafından yapılan incelemeye göre; araçtaki hasarın ve değişen parçaların kazanın meydana gelişiyle uyumlu olduğu, aracın başka kazasının bulunmadığı, araçta oluşan hasarın büyüklüğüne, marka ve modeline göre 100.000 TL objektif değer kaybı oluşacağı, aracın makul tamir süresinin 30 gün olduğu, günlük emsal kira bedelinin 1.000,00TL olduğu, toplam mahrumiyet bedelinin 30.000 TL olarak hesaplandığını; raporun karar vermeye elverişli olduğu, mahrumiyet tazminatına yönelik talep değerlendirildiğinde; dosyaya sunulu ZMMS poliçesinin bu alacak kalemini teminat altına almadığı, sigorta şirketi yönünden mahrumiyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerektiği, davalı işletenin ise haksız fiil hükümlerine göre sorumlu olup, davacının kaza nedeniyle uğradığı her türlü maddi zarardan sorumlu olacağından, bu davalı yönünden mahrumiyet bedeline yönelik talebin kabulü gerektiği; davacı vekilinin temerrüt faizine yönelik talebi değerlendirildiğinde ise, dosyaya sunulu belgelere göre davacı tarafın davalı sigorta şirketine yaptığı başvurunun 01.03.2024 tarihinde tebliğ edildiği, davalı ... Karayolları Trafik Kanunun 99. maddesi hükmü uyarınca 8 iş gününün bitimi ile 14.03.2024 tarihinde temerrüte düştüğü, davalı ...nün haksız fiil hükümlerine göre kaza tarihinde temerrüde düştüğü, davacı dava dilekçesinde değer kaybı alacağı için yasal faiz talep ettiği, mahrumiyet bedeli için açıkça temerrüt faizi istemediği, mahkemece dava dilekçesindeki talep ile bağlı kalınarak karar verildiği, gerekçesiyle; "Davanın değer kaybı tazminatı yönünden kabulü ile; 100.000 TL maddi tazminatın davalı ... AŞ'den 14.03.2024 tarihinden, davalı ...'nden kaza tarihinden (20.02.2024) işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davanın mahrumiyet bedeli için, ... AŞ yönünden reddine, ... yönünden kabulü ile; 30.000 TL maddi tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya ödenmesine,” karar verilmiş hüküm tüm taraflarca istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; makul onarım süresinin, maddi gerçeğe uygun belirlenmesi gerektiğini, davacının kaza nedeniyle 2 ay aracından mahrum kaldığını, gerçek duruma rağmen daha kısa süre belirlenmesinin uygun olmadığını, raporda tespit edilen değer kaybının da uygun olmadığını, 150.000 TL hasar gören araçta en az 200 Bin TL değer kaybı oluşacağını, raporun karar vermeye elverişli olmadığını, sigorta şirketinden, araç hasarlanması nedeniyle masraf talepleri olmadığı halde, sehven davalının ... olduğu belirtilmeden talepte bulunduklarını, bu nedenle sigorta şirketi hakkındaki talep yönünden davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı ... AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Mahkemece poliçe limitleri nazara alınmadan karar verildiğini, söz konusu dosyada limit aşımı olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağından, davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, Davalı ... AŞ'ye usulüne uygun başvuru yapılmadığından, eksik evrak ile başvurulduğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, kusur raporunu kabul etmediklerini, raporun Adli Tıp Kurumu’ndan alınması gerektiğinden, hükme esas alınan raporun karar vermeye elverişli olmadığını, davalı ... AŞ tarafından daha önce hasar kapsamında 140.901,17 TL ve 9.082,92 TL ödemede bulunduğunu verilen karar ile limit aşımı olduğunu, belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, husumet ve hak düşürücü süre itirazlarının nazara alınmadığını, zararın sigorta şirketi tarafından karşılanması gerektiğini, davalı idarenin birden fazla sigorta poliçesi olduğundan zarardan davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğunu, bu nedenle davalı ...'ne husumet yöneltilemeyeceğini, davalıya ait araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu kabul etmediklerini, rapora itirazlarının nazara alınmadığını, ayrıca, hesaplamanın da her hangi bir veriye dayanmadığını, karar vermeye elverişli olmadığını, kira bedelinin de fahiş olduğunu, değer kaybınında fahiş olduğunu, belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılıklar gözetilerek, istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan HMK'nın 355. maddesi gereğince yapılan inceleme neticesinde; Dava, trafik kazasından kaynaklanan araç hasarı nedeniyle, araçta meydana gelen değer kaybının ve araç mahrumiyeti zararının tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, araç değer kaybının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, ikame araç bedelinin davalı ...'nden tahsiline, davalı sigorta şirketinden talep edilen ikame araç bedelinin ise reddine karar verilmiş, hüküm tüm taraflarca istinaf edilmiştir. 1-Haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat davasında; zarar veren, kaza tarihi itibariyle meydana gelen gerçek zarardan sorumlu olduğundan, haksız fiil neticesinde meydana gelen zararın, kaza tarihine göre denetime elverişli, gerekçeli olarak alınacak rapor ile tespit edilmesi gerekir. Araç değer kaybına yönelik talepler açısından; değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli, davaya konu kazadan önceki aracının değerinin tespiti açısından önceki hasar kayıtları ve davaya konu kazada hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınarak belirlenmelidir. (Yargıtay 17. HD'nın 07.03.2016 tarih ve 2015/15003 E.- 2016/2856 K.) Burada esas alınacak değer kaybı da kaza tarihine göre belirlenecek olup, kaza tarihi itibariyle, aracın rayiç değeri ve onarım bedeli nazara alındığında, aracın tamirinin ekonomik olmadığının tespiti halinde, davacının sorumlu olacağı zarar aracın kaza tarihindeki piyasa rayici ile sınırlı olduğundan, davacı tamiri ekonomik olmayan bir aracı, tamir ettirerek zararın artmasına neden olmuş ise, ancak aracın sovtaj değeri ile kaza tarihindeki rayiç bedeli arasındaki farkı talep edebileceği göz ardı edilmemeli, tamiri ekonomik olmayan bir aracın tamir edilmesi yoluna gidilmesi durumunda ayrıca değer kaybı talep edilemeyeceği de nazara alınmalıdır. Araç değer kaybının tespiti açısından, araç daha önce hasarlanmış ise, önceki hasar kayıtları nedeniyle, meydana gelen kaza nedeniyle ayrıca değer kaybı oluşmayabileceği gibi, eski hasar kayıtlarına göre serbest piyasada aracın rayiç değerine etkisi, hiç kazası olmayan araca göre daha az da olabileceğinden, aracın kaza tarihinden önce hasar kaydı olup olmadığı, Sigorta Bilgi Ve Gözetim Merkezinden plaka ve şasi no bildirilmek suretiyle sorularak, varsa hasar kayıtları getirtilerek, meydana gelen kaza neticesinde, değer kaybı olup olmadığı buna göre değerlendirilmelidir. Araç mahrumiyet zararları yönünden ise, zarar veren meydana gelen kaza neticesinde aracın makul onarım süresi kadar oluşan zararını talep edebileceğinden, kaza neticesinde oluşan hasar ve aracın makul onarım süresi nazara alınarak onarım süresi tespit edilmeli, bunun üzerinden zarar belirlenmelidir. Onarım süresinin, belirli bir süreden kısa olmayacağına ilişkin yasal düzenleme olmadığından, gerçek durum çerçevesinde bu süre belirlenmelidir. Yine, dava sigorta şirketine karşı ZMMS poliçesi kapsamında sorumluluğu çerçevesinde açılmış ise, sigorta şirketi limit ile sorumlu olduğundan sigorta şirketi tarafından, aynı limit kapsamında ödeme iddiası var ise, buna yönelik iddiaları araştırılarak, yapılan ödemenin tamamının teminat kapsamındaki zararlara ilişkin olup olmadığı (faiz ve gidere ilişkin ödemler teminata dahil olmadığından), yapılan ödeme ile dava konusu zararın aynı teminat içerisinde kalıp kalmadığı değerlendirilerek, yapılan ödemenin tamamının, teminat kapsamındaki zarara ilişkin olması durumunda, teminat kapsamında olan ödeme oranında teminattan mahsup edilerek, bakiye teminat ile sınırlı olarak karar verilmelidir. ZMMS kapsamında, araç hasarı nedeniyle maddi zarara ilişkin sigorta şirketinin araç başına ve kaza başına limiti olup, aynı aracın hasarı ve değer kaybı nedeniyle zararlar aynı teminat limiti içerisinde olduğundan, değer kaybı istemli davada, daha önce aynı araç için hasar ödemesi yapılmış ise bu miktar oranında teminat limitinin azalacağı göz ardı edilmemelidir. Ancak burada gözden kaçırılmaması gereken husus sigorta şirketinin teminat kapsamında ödeme yanında ekspertiz ücreti ya da faiz gibi ödemeler yapmış ise bu gibi giderlerin teminattan indirilmeyeceğidir. Somut olayda davacı, 20.02.2024 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde, 2014 model 277.587 KM'de olan aracında değer kaybı olduğundan ve kaza süresince aracından mahrum kaldığından bahisle tazminat talep etmiş, davalı sigorta şirketi ise sigorta teminatı kapsamında meydana gelen kaza nedeniyle davacıya 15.04.2024 tarihinde 140.901,17 TL , 17.04.2024 tarihinde ise ... Ltd Şti'ne ödemede bulunduğunu belirtmiş, öte yadan davacı, aracında değer kaybının tespit edilenden fazla olduğunu, davalılar ise değer kaybı oluşmayacağını iddia etmiştir. Ayrıca taraflar araç mahrumiyet süresine de itiraz etmişlerdir. 1-Değer kaybının tespiti açısından, davacının aracının kaza tarihindeki yaşı ve km'si nazara alındığında, kaza tarihinden önce hasarlı kazası var ise, önceki hasarları davacıya ait araçta değer kaybı meydana gelip gelmeyeceği, gelmiş ise değer kaybının miktarının belirlenmesinde etkisi olacağından, davacıya ait aracın, kaza tarihindeki plaka bilgisi yanında Şasi No'su da belirtilmek suretiyle, kaza tarihinden önce hasar kayıtları (mahkemece, plaka değişikliğine gittiği anlaşılan aracın, kaza tarihindeki plakasına göre araştırma yapılmakla 2022 yılına kadar kayıtları dosyaya kazandırılmış olması ispat açısından yeterli olmadığından) var ise dosyaya kazandırılarak bundan sonra dosya bilirkişiye tevdi edilerek, aracın km'si, modeli, özellikleri, aracın önceki hasar kayıtları ve aracın diğer özellikleri nazara alınarak değer kaybı, ikinci el araç alımında alıcı tercih ve taleplerine göre belirlenen bir zarar olduğundan, hükme esas alınan rapordaki kabulüne aksine hasar gören parçanın, daha önceden hasarlanmış olması ya da hasarlanmamış olması değer kaybına tek başına etki eden kriter olmadığından, daha önceki kazasında aracın aynı parçasının hasarlanmamış olsa dahi, önceki hasarları nazara alındığında aynı parça hasarlanmış olsa dahi son kazası nedeniyle araçta değer kaybı oluşmayabileceği gibi, aracın km'si ve önceki hasar kayıtlarına göre son kazası nedeniyle değer kaybı öncesinde hiç kazası olmayan araca göre aynı oranda olmayabileceği göz önünde bulundurularak, öncesinde hasar kaydı olan aracın, KM'si, yaşı, önceki hasar kayıtları ve diğer özellikleri nazara alınarak, aracın önceki durumuna göre son kazası neticesinde oluşan hasarın gerekçeli şekilde değerlendirildiği rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, kaza tarihinde 10 yaşında ve 277.587 KM'de olan aracın, kazada hasarlanan parçalara yönelik öncesinde hasar kaydı olmadığından hareket ile tanzim edilen rapora göre karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. 2-Araç mahrumiyetine ilişkin talep yönünden; bilirkişi raporunda, araç mahrumiyetinin belirlenmesine ilişkin olarak, aracın onarım için hazırlanması ve onarım süresinin 21 gün olacağı belirtilmiş iken, devamında "Yargıtay ilamlarına göre onarım için gereken makul süre 30 gündür" açıklamasında bulunarak, 30 gün üzerinden araç mahrumiyetine yönelik zararı belirlemiştir. Aracın, makul onarım süresi, teknik ve özel bilgiyi gerektiren bir husus olup, ayıbın giderilmesi için, satıcının sorumluluğu çerçevesinde ya da çeşitli kanunlarda satıcı için öngörülen süreler makul onarım süresinin belirlenmesinde bir ölçüt olmadığı gibi, Yargıtay'ın haksız fiil sorumluluklarında, araç hasarlarında makul onarım süresinin, belirli bir sürenin altında olmayacağına yönelik genel bir içtihatı da bulunmamaktadır. Bu durumda, bilirkişi tarafından, kaza neticesinde meydana gelen araç hasarı çerçevesinde makul onarım süresi belirlenerek, bu çerçevede davalının sorumlu olacağı ikame araç bedeli tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu yönden de karar vermeye elverişli olmayan rapora göre karar verilmesi doğru olmamıştır. 3-Davalı sigorta şirketi, davacıya ait aracın hasarlanması nedeniyle ödemede bulunduğunu iddia ederek iki adet dekont ibraz etmiş, bakiye teminat limitinin 50.095,91 TL olduğunu beyan etmiştir. Davalı sigorta şirketinin, aynı teminat kapsamında yapılan ödeme ölçüsünde sorumluluğu sona ereceğinden, davalı tarafından sunulan ödeme dekontlarının, hangi zarara ilişkin olduğuna yönelik hasar dosyası davalı sigorta şirketinden getirtilerek, yapılan ödemelerin davacının aracındaki hasara yönelik olması durumunda, zarar kapsamında ödeme ölçüsünde (faiz ve ekspertiz ücreti gibi giderler için ödemede bu rakım içinde ise dahil edilmeyerek) teminattan mahsup edilerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu hususta araştırma yapılmaksızın eksik inceleme ile karar verilmiş olması da doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin, davalı ... AŞ vekilinin ve davalı ...nün istinaf başvurusunun kabulüne, uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden karar verilmiş olması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, öncelikle yukarıda açıklandığı üzere eksiklikler giderilerek, bundan sonra dosyanın yeni bir makine mühendisi bilirkişiye tevdi ile davacının tazminat taleplerine yönelik olarak, denetime elverişli gerekçeli, yukarıda açıklanan gerçek zarar hesabında Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından benimsenen ilke ve yöntemlere uygun rapor alınarak, davalı sigorta şirketinin zarardan sorumlu olduğu kanaatine varılması halinde, sigorta şirketinin teminat kapsamında sorumlu olacağı miktar da hüküm fıkrasında açıkça infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde gösterilmek suretiyle, bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, davacının ve davalıların sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin, davalı ... AŞ vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, Davanın yeniden görülüp sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 2-Kararın kaldırılma sebebine göre davacının ve davalıların sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 3-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf edenlere iadesine, 4-İİK'nın 36. maddesi gereğince, Van İcra Hukuk Mahkemesi 2025/48 D.İş 2025/52 K. Sayılı dosyasında verilen icranın geri bırakılması kararına istinaden Van İcra Müdürlüğü'nün 2024/46682 Esas sayılı dosyasına yatırılan 240.682,22 TL nakit teminatın yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, 6-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 11.09.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.