Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1730 E. 2026/1730 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1730
Karar No
2026/1730
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1730 - 2026/1501 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1730 KARAR NO : 2026/1501 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 29/04/2026 NUMARASI : 2025/456 E. - 2026/191 K.

DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/04/2026 tarih ve 2025/456 E. - 2026/191 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 1988 yılından günümüze kadar “...” markasını ticaret unvanı altında, “...”, “...”, “...” gibi farklı markalarla birlikte zeytin, zeytinyağı üretimi, paketlemesi ve satışı faaliyetleri kapsamında kullandığını, “...” markasının kendi adına tescili için 26.04.2021 tarihinde ... nezdinde 2021/065805 sayılı başvuruda bulunduğunu, davalı şahsın da 25.04.2021 tarihinde 2021/064765 sayılı "..." ibareli marka tescil başvurusunda bulunduğunu, müvekkilinin bu marka başvurusuna karşı yaptığı itirazların davalı ... tarafından nihai olarak reddedildiğini. oysa müvekkilinin “...” markasının gerçek hak sahibi olduğunu, ayrıca “...- ...” adının davalının marka başvurusundan önceki tarihlerde, vergi dairesinde ve tüm resmi evraklarda davacı adına kayıtlı olduğunu, davalı şahsın müvekkilinin “...” markasını halihazırda ve davalıdan öneki tarihlerden beri kullandığını davalının bildiğini veya bilebilecek durumda olduğunu, tarafların akraba olduklarını ve aralarında bir süredir husumet bulunduğunu, başvurunun kötüniyetle yapıldığını, nitekim dava konusu edilen “...” markasının bir aile yadigârı olarak 1950’lerden beri kullanıldığını müvekkilinin uzun yıllardır Bodrum'da faaliyet gösterdiğini ve faaliyet gösterilen piyasada markasının tanınırlık kazanması için yoğun emek harcadığını, bu markanın davalı şahıs adına tescilinin tüketici nezdinde karıştırılma ihtimaline neden olacağını ileri sürerek, ... YİDK’nın dava konusu edilen 27.07.2022 tarihli ve 2022-M-8700 sayılı kararının iptaline ve 2021/064765 sayılı başvurunun reddine ve markanın davacı adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, davacı tarafından, kendisinin önceye dayalı gerçek hak sahibi olduğunu, ibareyi Türkiye’de bilinir hale getirdiğini ve ibare üzerinde Türkiye’de bir hak elde ettiğini ispatlar yönde yeterli delilin sunulmadığını, ayrıca davacının davasına/itirazlarına mesnet aldığı ticaret unvanının yer aldığı evraklardan en eski tarihli olanın 2015 yılına dayandığını halbuki davalı şahıs adına 2013 48961 sayılı bir markanın tescilli olduğunu, davacının bu marka tescilinden önceki tarihlerde ticaret unvanını kullandığını ve dahi davalı şahsın kötü niyetle marka başvurusunda bulunduğunu somut delillerle ispat edemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı vekili, müvekkilinin Muğla ilinin Bodrum ilçesinde 24.06.2015 tarihinden bu yana “... ...” unvanı altında ticari faaliyetlerini sürdürdüğünü, müvekkilinin işletmesinin Bodrum Esnaf ve Sanatkarlar Odası kaydının 08.09.2014 tarihinde yapıldığını ve iştigal alanının zeytin toptan/perakende ticaretini kapsadığını, ayrıca “... ...” ibareli markanın müvekkili adına ... nezdinde 30.05.2013 tarihinden geçerli olmak üzere 2013 48961 sayı ile tescilli olduğunu, dolayısıyla dava konusu edilen markanın davalı adına tescilinin hukuka uygun bir işlem olduğunu, davalının kendi soyadını içeren bir markayı, ailece yıllardır zeytincilik yaptıkları cihetle tescil ettirmek istemesinin hayatın olağan akışına ve Ticaret Kanunu’nun bahsettiği basiretli bir iş insanı tutumuna uygun bir davranış olduğunu, davacının ... alan adının aktif olarak hangi tarihten itibaren kullanılmaya başlandığının anlaşılamadığını, davacı adına önceki tarihlerde tescile bağlanmış olan markaların dava konusu edilen “...” ibaresini değil, “..., ..., ...” gibi ibareleri ihtiva ettiğini, vergi levhasının da sadece davacının ad soyadından oluştuğunu, davacının vergi levhasına dayalı olarak “...” ibaresi üzerinde bir hak iddia edemeyeceğini, müvekkilinin 2013 48961 sayılı markasından haberdar olmasına ve kendi adına başka ibareleri marka olarak tescil ettirmesine rağmen ısrarla kendisine ait olmayan “...” markasını basılı dokümanlarında kullanma gayretini gösteren davacının kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, karşılaştırılan (tescilli) markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzerlik bulunduğu, dava konusu edilen markanın kapsamına giren, 29. sınıftaki emtiaların tamamı yönünden emtia/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği, 35. sınıfa giren hizmetler yönünden ise bu şartın gerçekleşmemiş olduğu, dava konusu edilen markanın kapsamına giren 29. sınıftaki emtiaların hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesinin, bu emtiaları satın alırken yüksek olmadığı, bu değerlendirmeler nedeniyle, karşılaştırılan (tescilli) markalar arasında, davacının markasının kapsamına giren 29. sınıftaki emtialar yönünden karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin (kısmen) bulunduğu, davacının “gerçek hak sahipliği” ve “ticaret unvanından kaynaklanan hak” iddialarının davalının markasının tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı, davacının ... alan adına dayalı olarak dava konusu edilen markanın, kapsamına giren “Zeytin, zeytin ezmeleri. Yenilebilir bitkisel yağlar.” emtiaları yönünden tesciline/hükmüne engel olabileceği, davacının “kötü niyet” iddiasını ispat edemediğinden davalının kötü niyetli olmadığı, dava konusu edilen 27.07.2022 tarihli ve 2022-M-8700 sayılı YİDK kararının 29. sınıf emtialar yönünden iptali koşullarının oluştuğu, dava konusu markanın davacı adına tescilinin yapılması talebinin davalı kurumun idari işleyiş süreciyle ilgili olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, ... YİDK'nın 2022/M-8700 sayılı kararının 29. sınıfın tamamı yönünden iptaline, tescilin davacı adına yapılması talebinin reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacının müvekkili Kurum nezdindeki itirazında SMK'nın 6/1.maddesine dayanmadığını, bu nedenle mahkemece SMK'nın 6/1.maddesi kapsamında değerlendirme yapılarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, 2026/64675 sayılı marka başvurusunun 2021/64765 sayılı marka başvurusunun SMK'nın 6/6.maddesindeki durumlardan herhangi birini içermediğini, itiraz sahibinin Kuruma sunduğu ticaret unvanının yer aldığı evraklardan en eski tarihli olanın 2015 yılına dayandığını, diğer davalı ... adına kayıtlı 2013/48961 sayılı "... ..." ibareli markanın bulunduğunu, davacının bu tarihlerden önceki ticaret unvanı kullanımını kanıtlayamadığını, bu nedenle mahkeme kararının SMK'nın 6/6.maddesine de aykırı olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı gerçek kişi vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemece zorunlu dava arkadaşlığı konusundaki eksiklik giderilmeden karar verildiğini, davacının hükümsüzlük talebi bulunmadığını, sadece YİDK kararının iptal edilmesinde de sonucu itibariyle davacının hukuki yararının söz konusu olmadığını, davada vekille temsil edilen her bir davalı lehine ayrı vekalet ücreti takdir edilmesinin gerektiğini, müvekkilinin 2013/48961 sayılı "... ..." ibareli markasının bulunduğunu, taraf markaları arasında benzerlik ve iltibas tehlikesinin gerçekleşmediğini, müvekkilinin ad ve soyadını dürüstçe kullandığını, Bodrum Esnaf ve Sanatkarlar Odası nezdinde 08/09/2014 tarihinden itibaren aynı alanda faaliyet gösterdiğini, davacının ... alan adını hangi tarihten itibaren aktif olarak kullandığının dosya kapsamından anlaşılamadığını, davacının eskiye dayalı yoğun ve ciddi kullanımını kanıtlayamadığını, davanın müvekkili aleyhine iki aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE :Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, tarafların "..." ibareli markaları arasında 29.sınıf emtialar yönünden SMK'nın 6/1.maddesi anlamında iltibas bulunduğu, ayrıca davacının ... alan adına dayalı olarak dava konusu edilen 2021/064765 sayılı "..." ibareli markanın kapsamına giren 29.sınıf “zeytin, zeytin ezmeleri. yenilebilir bitkisel yağlar.” emtiaları yönünden tesciline/hükmüne engel olabileceği gerekçesiyle, yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar yalnız davalılar tarafından istinaf edilmiştir. Dava konusu YİDK kararında davalının 2013/48961 sayılı markasının varlığına dikkat çekildiği gibi davalı vekili de aşamalarda 2013/48961 sayılı "... ..." ibareli markasına dayalı olarak kazanılmış hak anlamına gelen savunmalarda bulunmuş, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 06/05/2025 tarih, 2024/4407 Esas, 2025/3094 Karar sayılı kararında, kazanılmış hakların korunmasının kamu düzeninden olup mahkemelerce re’sen gözetilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19.09.2008 tarih, 2007/7547 E., 2008/10251 K. sayılı "..." kararında, marka sahibinin uzun yıllardır kullandığı markasını yeni bir görünümle yeniden tescil ettirmek istemesinin kazanılmış hakların korunması ilkesinin bir gereği olarak görüldüğü açıklanmış, kazanılmış hakkın varlığının kabulü için, kazanılmış hakka dayanak teşkil eden tescilli marka ile yeni markadaki ibarelerde, asli unsurların muhafaza edilmiş olması ve eski markanın en azından hükümsüzlük davası açılabilecek kadar belli bir sürede çekişmesiz şekilde kullanılması, karşı taraf markalarına yanaşma niyeti olmadan ve iltibas tehlikesi yaratmayacak şekilde, eski ve yeni markalar arasında işletme ile bağlantının ve tüketici nezdinde yaratılan izlenimin korunmuş bulunması, yeni markada kazanılmış hak iddia edilen markaya nazaran emtia kapsamının genişletilmemiş olması şartlarının bir arada bulunması gerekmektedir. Görüldüğü üzere müktesep haktan söz edebilmek için diğer şartların yanında, önceki markanın en azından hükümsüzlük davası açılabilecek kadar bir sürede çekişmesiz şekilde fiilen kullanılması aranmaktadır. Somut olayda ise, mahkemece davalının önceki tarihli markası gerçek hak sahipliği ve kötüniyet bahislerinde ele alınmakla birlikte, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19.09.2008 tarih, 2007/7547 E., 2008/10251 K. Sayılı kararında açıklanan şartların gerçekleşip gerçekleşmediği, başka bir deyişle 2013/48961 sayılı markanın davalı lehine kazanılmış hak sağlayıp sağlamadığı konusunda inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır. Bu durumda mahkemece, davalının 2013/48961 sayılı markasının kullanılıp kullanılmadığı, kullanılıyorsa hangi mallar üzerinde kullanıldığı konusunda davalı delilleri üzerinde inceleme yapılarak, sonucuna göre kazanılmış hak koşullarının değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması doğru olmamıştır. Bu itibarla, somut uyuşmazlığın çözümünde esasa etkili delil niteliğinde olan yukarıdaki hususların değerlendirilmediği anlaşıldığından, taraf vekillerinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülebilmesi için mahkemesine iadesine, kararın niteliğine göre, davalılar vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 29/04/2026 gün ve 2025/456 E. - 2026/191 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA; 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davalılar vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davalılar tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davalılara ayrı ayrı iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 10/09/2026 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/09/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1730, K. 2026/1730, T. 10.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1730-e-2026-1730-k-1630672816c2