Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/344 E. 2026/1377 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/344
- Karar No
- 2026/1377
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/344 KARAR NO : 2026/1377
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18.10.2024 NUMARASI : 2021/434 Esas 2024/718 Karar
DAVACILAR : 1 -... - ... 2 -... - ... 3 -... - ... VEKİLLERİ : Av. ...; Av. ... Av. ... - UETS
DAVALILAR : 1 -... - ... VEKİLİ : Av. ... - UETS
: 2 - VEKİLİ : Av. ...; Av. ...; Av. ... - UETS
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 11.09.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 16.09.2026
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacılar vekili dava dilekçesinde; 27.02.2014 tarihinde, davalıların sürücü ve trafik sigortacısı olduğu aracın kaldırımda işçi olarak bulunan davacıların murisi ...'a çarparak önce yaralanmasına akabinde ölümüne neden olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL maddi tazminat ve 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan (sigorta şirketi teminat limiti ile sorumlu olmak üzere) müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiş, yargılama sırasında verdiği dilekçe ile maddi tazminat taleplerinin destekten yoksun kalma ve murisin kazanç kaybı taleplerine yönelik olduğunu, manevi tazminat taleplerini ise davacı eş için 20.000,00 TL, davacı çocuklar için 15.000’er TL olarak talep ettiklerini belirtmiştir. Davalı sigorta şirketi vekili ve davalı ... vekili cevap dilekçelerinde, daha önce Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/279 E. 2015/540 K. Sayılı dosyasında talep konusunda karar verildiğinden kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk derece mahkemesi tarafından verilen 05.10.2018 tarihli 2016/443 Esas 2018/774 K. Sayılı davanın usulden reddine yönelik kararın, davacıların istinaf başvurusu üzerine Dairemiz 24.06.2021 tarihli 2019/640 E. 2021/1243 K. Sayılı kararı ile kaldırılması sonrasında, yeniden yapılan yargılama neticesinde, mahkemece; Davanın, trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu; davalı tarafın kesin hüküm itirazı üzerine Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/279 Esas, 2015/540 karar sayılı dosyasının incelendiği, incelenen dosya davacılarının dosyadaki davacılar olduğu, davalı ... ve ...Sigorta AŞ aleyhine 27.02.2014 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle 5.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminat talep edildiği, yapılan yargılama sırasında kusur durumunun belirlenmesi için bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiği, bilirkişi giderinin verilen kesin süreye rağmen yatırılmaması nedeniyle davanın ispatlanamadığından reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiğinin görülerek, daha önce eldeki davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verildiği, daha önce verilen kararın, davacılar tarafından istinaf edilmesi üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, mahkemece kesin hüküm olarak kabul edilen Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2104/279 Esas, 2015/540 Karar sayılı dosyasındaki dava ile murisin kazanç kaybı istemi dışındaki talepler yönünden dava sebeplerinin farklı olduğu ve kesin hükmün şartlarının gerçekleşmediğinden, deliller toplanarak davanın esası hakkında karar verilmesi gerektiğinden, bahisle kararın kaldırıldığı, istinaf mahkemesi kaldırma kararı sonrası yapılan yargılamada; murisin kazanç kaybı istemine yönelik taleplerin değerlendirilmesinde muris ...’un 27.02.2014 tarihinde meydana gelen kaza nedeni ile ölüp ölmediği, bir başka deyişle murisin ölümü ile söz konusu kaza arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığına yönelik alınan Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Dairesi’nin 30.05.2022 tarihli raporunda özetle; 26.07.2014 tarihinde evde öldüğü bildirilen ... hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerde bulunan veriler değerlendirildiğinde, adli dosyada kayıtlı bilgilerde, kişinin 27.02.2014 tarihinde araç dışı trafik kazası(iş kazası) sonucu yaralanma ifadesiyle götürüldüğü hastanede yapılan muayene ve tetkikler sonrasında sağa ayak bileğinde kırık tanısıyla yatırılarak ameliyat edildiği, alınan öyküde 5 ay önce MVR (kalp kapak değişimi olduğu), AF(atrial fibrilasyon) tespit edildiği, gelişen enfeksiyon nedeniyle 29.04.2014 tarihinde kırık bölgelerine uygulanmış olan plakların çıkartıldığı, atel uygulandığı, 08.05.2014 tarihinde yapılan tetkiklerinde ileus (ince bağırsak tıkanması) tespit edildiği, medikal tedavi uygulandığı, 09.07.2014 tarihinde karın ağrısı şikayeti ile hastaneye yatışı yapıldığı, tetkikler sonrasında bağırsak tıkanması (ileus) tanısı konularak ameliyat önerildiği, tedaviyi reddederek taburcu olduğu, 26.07.2014 tarihinde evde öldüğü kayıtlı olduğu, ancak ölüm anında muayene notu, laboratuvar tetkikleri, tedavi belgesi, EKG çıktıları vb.tıbbi belgelerin bulunmadığı ve zamanında otopsi yapılarak dokularda makroskopik, histopatolojik ve toksikolojik araştırma yapılmadığı cihetle; mevcut verilerle kişinin ölüm sebebi ve ölüm mekanizması belirlenemeyeceği, mevcut verilerle kişinin kesin ölüm sebebi ve mekanizması bilinemediğinden; kişinin 27.02.2014 tarihinde maruz kaldığı iş kazası-araç dışı trafik kazasına bağlı yaralanmasıyla ölümü arasında illiyet bağı olup olmadığı hakkında değerlendirme yapılamayacağı, yönünde görüş ve kanaate bulunulduğu; raporun karar vermeye elverişli olduğu; Adli Tıp Kurumu raporları içeriğine göre muris ...’un 27.02.20214 tarihinde geçirdiği kaza nedeni ile ölümü arasında illiyet bağı kurulamadığı ciheti ile davacıların murisin kazanç kaybı istemlerine yönelik yapılan yargılama kapsamında davanın reddine karar vermek gerektiği, sair taleplere yönelik olarak da istinaf kaldırma sebebi bulunmamakla diğer hususların kesinleşmesi nedeni ile bu konuda karar verilmesinde yer olmadığından hüküm kurulmadığı gerekçesiyle; “davanın reddine,” karar verilmiş hüküm davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Kararın hatalı olduğu, ölüm ile kaza arasındaki illiyet bağının yeteri kadar değerlendirmediğini, davacıların murisinin kaza neticesinde ağır şekilde yaralandığını ve sonrasında vefat ettiğini, ölüm ile kaza arasında illiyet bağı olduğunu, Ceza mahkemesi tarafından da, araç sürücüsü hakkında taksirle yaralama suçundan ceza verildiğini ve kararın kesinleştiğini, Adli Tıp Kurumu’ndan alınan raporda ise ölüm ile kaza arasında illiyet bağının mevcut veriler ile kurulmadığının belirtildiğini, müteveffanın kazadan önce herhangi bir sağlık problemi olmadığını, kazadan sonra sağlık problemlerinin gelişmeye başladığını, 09.07.2014 tarihinde de evinde ölü olarak bulunduğunu, bu nedenle ölüm ile kaza arasında illiyet bağının bulunduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Mahkemece, davalılar vekil ile temsil ettirildiğinden 5.000,00 TL vekalet ücreti takdir edildiği, oysaki reddedilen manevi tazminata ilişkin de vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini, her bir davacıdan manevi tazminatın reddi nedeniyle vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini, belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm sebebiyle TBK'nın 53 maddesi gereğince, destekten yoksun kalma nedeniyle maddi tazminat (TBK m 53/3) ve ölümün hemen gerçekleşmemiş olması nedeniyle çalışma gücünün yitirilmesinden ya da azalmasından doğan kayıplar (TBK m 53/2) nedeniyle maddi tazminat ve haksız fiil nedeniyle ölenin yakınları tarafından TBK'nın 56/2 maddesi kapsamında manevi tazminat istemidir. Mahkemece ölüm ile kaza arasında illiyet bağı kanıtlanamadığından, murisin kazanç kaybından kaynaklanan maddi tazminat talebinin reddine, davacıların diğer talepleri yönünden ise öncesinde istinaf incelemesi gören dosyada istinaf kaldırma sebebi bulunmadığından, bu hususlar kesinleştiğinden bahisle karar verilmediği gerekçe kısmında belirtilerek, hüküm fıkrasında davanın reddine karar verilmiş hüküm, davacılar vekili tarafından illiyet bağına ilişkin eksik inceleme ile karar verildiğinden, davalı ... vekili tarafından ise ret ile sonuçlanan dava maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden lehlerine ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğinden bahisle istinaf edilmiştir. Eldeki davada davacılar, 27.02.2014 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralanan murisleri ...'un, kazadan 5 ay sonra vefatının kazadan kaynaklandığından bahisle, TBK'nın 56/2 maddesi gereğince, yakınlarını kaybetmiş olması nedeniyle doğrudan uğradıkları manevi zararlarının tazmini ve ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ile murisin kazanç kaybını talep etmişlerdir. İlk derece mahkemesi dosyada daha önce verdiği 2016/443 E. 2018/774 K. Sayılı 06.05.2016 tarihli kararında, vefat edenin sağlığında bedensel zarar nedeniyle TBK'nın 54. maddesi kapsamında oluşan maddi zararı ve TBK'nın 56/1 maddesi gereğince manevi zararlarının karşılanması için aynı davalılar hakkında Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesine dava açtığı, ancak yargılama sırasında vefat etmesi nedeniyle mirasçıları (dosyamız davacıları) tarafından takip edilen davada, mahkemenin 2014/279 Esas, 2015/540 karar sayılı dosyasında, davanın ispat edilmediğinden verilen ret kararına işaret ederek, aynı zararların, aynı taraflar arasında daha önce görülen davada kesin hükme bağlandığından bahisle, uyuşmazlık konusunda kesin hüküm bulunduğundan, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş iken, davacıların, davadaki taleplerinin tamamına yönelik olarak kararı istinaf etmeleri üzerine, Dairemizin 2019/640 E.K2021/1243 K. Kararında "Somut olayda, mahkemenin kesin hüküm olarak kabul ettiği dava, davalı sigorta şirketine zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı, diğer davalıya ait aracın 27.02.2014 tarihinde karıştığı kazada, kaldırımda işçi olarak bulunan ...’un yaralanmasından kaynaklı, kazanç kaybı, işgücü kaybı, tedavi giderleri sebebi ile maddi tazminat ile cismani zarar nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Yargılamanın devamı sırasında davacı ...’un vefatı sebebiyle mirasçılarının davaya dahil edildiği, mahkemece kusur durumunun ispatı zorunlu olup delil avansının yatırılması için verilen kesin sürede avans yatmadığından, ispatlanamayan davanın reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Eldeki dava ise, aynı kazada yaralanan ve 26.07.2014 tarihinde vefat eden ...’un trafik kazasına bağlı öldüğü iddiasıyla, davacı eş ve çocuklarının, kaza gününden ölüm gününe kadar murisin kazanç kaybı ile destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat isteminden kaynaklanmaktadır. Bir başka ifade ile eldeki dava, ölenin yakınlarının ölüm sebebiyle TBK’nun 53/2, 53/3 maddeleri gereğince maddi tazminat ve TBK 56/2 maddesi gereğince manevi tazminat istemli; mahkemenin kesin hüküm olarak kabul ettiği dava ise, cismani zarar sebebiyle cismani zarara uğrayan tarafından açılmış ve vefatı üzerine mirasçılarının dahil edildiği TBK’nun 54/1-2-3 bentlerine dayalı maddi tazminat ile TBK 56/1 maddesi gereğince manevi tazminat istemine ilişkindir. Bu haliyle kesin hüküm sadece murisin kazanç kaybı talep sonucu açısından gerçeklemiş olup, diğer talep sonuçları açısından kesin hükmün şartları gerçekleşmemiştir. Bu durumda davanın, mahkemece kesin hüküm olarak kabul edilen Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2104/279 Esas, 2015/540 Karar sayılı dosyasındaki dava ile murisin kazanç kaybı istemi dışındaki talepler yönünden dava sebeplerinin farklı olduğu ve kesin hükmün şartlarının gerçekleşmediği gözetilerek işin esasına girilip yapılacak yargılama sonunda bir karar verilmesi gerekirken tüm talepler yönünden yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması yerinde görülmediğinden HMK'nın 355. maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılıklar resen gözetilerek yapılan inceleme neticesinde davacılar vekilinin istinaf talebinin yukarıda açıklanan gerekçelerle kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılması ve dosyanın belirtilen gerekçeyle yerel mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir." denilerek, davacının tüm talepleri yönünden dava şartı bulunmadığına yönelik değerlendirmenin hatalı olduğu belirterek kaldırılmıştır. İlk derece mahkemesi tarafından daha önce verilen karara karşı davacılar kısmi istinaf yoluna (bir kısım taleplerle sınırlı olarak) gitmediği gibi, hakkında verilen kararı istinaf eden davacıların, istinaf taleplerinin incelenmesinde, istinaf incelemesinin kısmi olarak yapıldığına yönelik belirleme yer almamaktadır. Dairemiz kararı sonrasında yapılan yargılamada, ilk derece mahkemesi Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulundan alınan rapor ve sonrasında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan raporlarda ve Ceza yargılamasında alınan raporlarda ölüm ile kaza arasında illiyet bağının tespit edilmemesi sonrasında verdiği kararın gerekçesinde " ....Adli Tıp Kurumu raporları içeriğine göre muris ...’un 27.02.20214 tarihinde geçirdiği kaza nedeni ile ölümü arasında illiyet bağı kurulamadığı ciheti ile davacıların murisin kazanç kaybı istemlerine yönelik yapılan yargılama kapsamında davanın reddine karar vermek gerekmiş sair taleplere yönelik olarak da İstinaf kaldırma sebebi bulunmamakla diğer hususların kesinleşmesi nedeni ile bu konuda karar verilmesinde yer olmadığından hüküm kurulmamıştır. " denilerek, hüküm fıkrasında "davanın reddine" karar verilmiş, daha önce verilen kararda maddi ve manevi zararları üzerinden vekalet ücretine karar verilmiş iken, bu defa sadece maddi tazminata konu miktar üzerinden vekalet ücretine karar verilmiş, "karar verilmesine yer olmadığına karar verdiğini" gerekçesinde belirttiği hususları, hüküm fıkrasında göstermediği gibi, "davanın reddine" denilmek suretiyle gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişkide yaratılmıştır. Öncelikle, daha önce ilk derece mahkemesi tarafından verilen dava şartı yokluğu nedeniyle usulden ret kararına yönelik olarak davacıların istinaf başvurusuna istinaden, Dairemizce verilen kararda, murisin ölmeden önceki kazanç kaybına yönelik talepler haricindeki talepler açısından, kesin hükmün varlığından söz edilmeyeceğinden (muris tarafından açılan davadaki talepler, doğrudan murisin zararına yönelik olması ve söz konusu davanın, davacılar tarafından mirasçı sıfatıyla takip edilmiş olması, eldeki davada ise davacıların destekten yoksun kalma tazminatının ve manevi tazminatın vefat edenin yakınlarının doğrudan zararına yönelik olması nedeniyle) HMK'nın 353/1-a maddesi kapsamında kaldırılmış olup, ilk derece mahkemesi tarafından yapılacak yargılamada, davacıların tüm talepleri ayrı ayrı değerlendirilerek, davanın esası hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, eldeki dosyada destekten yoksun kalma ve manevi tazminata yönelik olarak kesinleşen bir karar olmadığı halde (kaldı ki ölüm ile kaza arasındaki illiyet bağı, destekten yoksun kalma tazminatı ve ölüm nedeniyle manevi tazminat açısından önem arz ettiği ve kaldırma kararı sonrasında mahkemece bu husus incelenmesine rağmen) bu talepler hakkında karar verilmediğinin gerekçe kısmında açıklanarak, hüküm fıkrasında ise bu hususta olumlu olumsuz bir karar verilmeksizin "davanın reddine" şeklinde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Davacının, bir kısım talepleri çerçevesinde olumlu olumsuz karar verilmemesi yanı sıra, 6100 sayılı HMK'nın 297.maddesinde hükmün kapsamı ve hükümde bulunması gereken hususlar maddeler hâlinde açıkça düzenlenmiştir. 297/c bendinde "tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan hukuki sonuç ve hukuki sebeplerin" hükmün kapsamı içinde bulunması gereken hususlar olduğu belirtilmiştir. Yine aynı kanunun 297/2 maddesinde "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir" düzenlemesine yer verilmiştir. Kararın hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup, arasında çelişki bulunmaması gerekmektedir.Anılan yasal düzenlemenin de gereği olarak mahkemece verilen hükmün, gerekçeli olması, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında uygunluk ve illiyet bulunması, gerekçenin dosya kapsamına ve uyuşmazlığa ilişkin olması, taleplerin hangi nedenle kabul, hangi nedenle reddedildiğinin gerekçeden anlaşılması ve hükmün infazda tereddüt yaratmayacak mahiyette olması gerekmektedir. Somut olayda, ilk derece mahkemesi gerek kısa kararda, gerekse de gerekçeli karar hüküm fıkrasında hangi talebe yönelik olduğu belirtilmeksizin "davanın reddine" karar verilmiş, gerekçesinde ise reddine karar verilen talebin "murisin kazanç kaybına" yönelik olduğu belirterek, hüküm fıkrası ve kısa karar ile çelişki oluşturacak şekilde karar verilmiş olup, karar bu yönden de usul ve yasaya aykırı olduğundan doğru görülmemiştir. Yukarıda, açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeninden görülerek, dava dilekçesindeki taleplerin tamamına yönelik olarak, dava şartları, taleplerin niteliği, haksız fiilin unsurları ve talep edilen zarar kalemlerininden davalıların sorumluluğunun kanıtlanıp kanıtlamadığı değerlendirilerek, tüm talepler açsından HMK'nın 297. Maddesine uygun hüküm fıkrası ve gerekçe arasında çelişki oluşturmayacak şekilde olumlu olumsuz bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, ilk derece mahkemesi kararında sadece "murisin kazanç kaybına yönelik karar verdiğini" belirttiğinden, vekalet ücretine yönelik davalı vekilinin istinaf sebeplerinin ve davacılar vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1-HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre davacılar vekilinin sair, davalı vekilinin tüm istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 2-İstinaf yoluna başvuranlarca yatırılan istinaf karar harcının talep hâlinde ilgilisine iadesine, 3-İstinaf yoluna başvuranlarca yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına, 4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 11.09.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
... Başkan ...
Üye ...
... Üye ...
Katip ...
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.