Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1723 E. 2026/1723 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1723
- Karar No
- 2026/1723
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1723 - 2026/1500 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1723 KARAR NO : 2026/1500 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 21/11/2023 NUMARASI : 2022/418 E. - 2023/182 K.
DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Hükümsüzlük
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 21/11/2023 Tarih ve 2022/418 Esas - 2023/182 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalının 2021/19447 numarası ile "...” ibaresi için 16. 21. ve 35. sınıflarda yer alan emtialar için marka tescil başvurusu yaptığını, bu başvurunun ilanına müvekkili tarafından gerçekleştirilen itirazın MDB ve YİDK tarafından reddedildiğini, ihtilaf konusu markanın müvekkili adına tescilli markalarla birerbir aynı sınıflarda tescil edildiğini, davalının "..." ibareli markanın müvekkili adına tescilli ayırt edicilik seviyesi son derece yüksek ve tanınmış "..." markası ile "..." ibaresini haiz sair markalarla, işitsel, görsel ve kavramsal anlamda iltibasa yol açacağını, davalı tarafından kullanılan "..." ibareli markanın tüketiciler nezdinde müvekkili tarafından yaratılmış olan olumlu algıdan haksız bir şekilde faydalanacağını ileri sürerek, ... YİDK'nin 06.09.2022 tarih ve 2022-M-11628 sayılı itirazın reddi kararının iptaline ve 2021/19447 numaralı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı vekili, dava konusu markanın ilk hecesinin müvekkili şirketin unvanının ayırt edici ibaresi olan “...” kelimesinin ilk üç harfi ile ... kelimesinin birleşimi ile oluşturulduğunu, İngilizce “...” kelimesi nedeniyle bütün olarak yabancı bir kelime olarak anlaşıldığını, “...” kelimesinin Türk halkının kullanımına girmiş kolaylıkla anlaşılıp telaffuz edilebilir ve hâlihazırda kullanımda olan kelimelerden olduğunu, "..." ibaresinin "..." olarak telaffuz edildiğini, İngilizce "..." anlamına geldiğini, “...” ibaresinin ... anlamında olup “...” olarak telaffuz edileceğini, ... markasının ise kâğıdın temel hammaddesi olan selülozun "... ile temizliği çağrıştıran "..." kelimelerinin birleşimi ile olduğunu, markaların kavramsal olarak hiçbir benzerliğinin bulunmadığını, markaların "..." ve "..." diye okunduğunu, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, taraf markalarını oluşturan ibareler arasında görsel algılar itibariyle somut bir farklılık mevcut ise de “...” – “...” ibareleri arasında işitsel, harf dizilimi olarak bir benzerliğin olduğu, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, davacı markasının gerek ülkemizde gerekse de birçok ülkede “kağıt mendil, ıslak mendil, tuvalet kağıdı ve bu ürünlerin satışı hizmetlerinde” bilinen bir marka olduğu, bu durumun işaretler arasındaki karıştırılma ihtimalini kuvvetlendiren bir etken olacağı, dava konusu markanın kapsamında yer alan ve SMK m. 6/1 değerlendirmelerinde benzer olarak görülen mal ve hizmetlerde, dava konusu markanın ayırt ediciliğini sulandırabileceği gibi davalı lehine haksız menfaat/avantaj teminine yol açabileceği, “...” markasının bilinirliğinin bulunduğu ve toplum genelinde markanın refleks olarak pozisyon edindiği anılan marka ile daha düşük düzeyli benzerlikler taşıyan sonraki markaların dahi, önceki tanınmış markanın tanınırlığının bulunduğu mal veya hizmetlerde oluşturulmasının, sonraki markanın, tanınmış marka kökünden türetilmiş versiyonu gibi algılanabileceği, başvuru kapsamında dava konusu olan 16, 21 ve 35. sınıfta yer alan tüm mallar bakımından davacı yanın markalarının tanınmışlığı da göz önüne alındığında iltibas ihtimalinin mevcut olacağı gerekçesiyle, davanın kabulü ile Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun 06.09.2022 tarih ve 2022-M-11628 sayılı itirazın reddi kararının iptaline, 2021/19447 numaralı marka başvurusunun hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markaları arasında ortalama tüketici nezdinde bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılmaya yol açacak derecede benzerlik bulunmadığını, bu nedenle tanınmışlığa dayalı tescil engelinin de söz konusu olmadığını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacı markaları ile müvekkiline ait dava konusu marka arasında kavramsal, sesçil ve görsel benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin markalarının "..." biçiminde telaffuz edildiğini, davacının "..." ibareli markaları ile aralarında karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığını, davacı firmanın çöp poşeti/torbası üretiminin bulunmadığını, müvekkilinin de anılan ürün dışında üretim yapmadığını, bu nedenle müvekkilinin davacı markalarından faydalanmasının mümkün olmadığını, dava konusu markanın tescilinin SMK'nın 6/5.maddesindeki koşulların ortaya çıkmasına yol açmayacağını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali ve markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgeler incelendiğinde, davalı şirketin 05/02/2021 tarihinde “...” ibaresinin 16,21 ve 35.sınıflarda tescili için 2021/19447 sayılı marka başvurusunda bulunduğu, başvurunun yayınlanmasından sonra davacının "..." esas unsurlu markalarını gerekçe göstererek başvuruya itiraz ettiği, davacının itirazının nihai olarak YİDK'nin 06/09/2022 tarih, 2022-M-11628 sayılı kararı ile reddedildiği, anılan karara karşı davacı tarafından işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 31/10/2022 tarihinde açıldığı, bu bağlamda dosya kapsamındaki uyuşmazlığın davalının başvurusuna konu marka ile davacının itirazına mesnet markaları arasında iltibas ve tanınmışlığa dayalı tescil engelinin bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır. Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir. Bu durumda önemli olan, halkın işaretler arasında herhangi bir şekilde herhangi bir nedenle bağlantı kurma ihtimali olup, buradaki "ihtimal" kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelimedir ve şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ile bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir (Yargıtay HGK, 15/11/2013 Tarih, 2013/11-202, 2013/1587). Diğer taraftan, karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesinde markanın ayırt edicilik gücünün de dikkate alınması gerekmektedir. Ayırt ediciliği zayıf olan markalar bakımından karıştırılma ihtimalinin mevcudiyeti daha az olacaktır (Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, İstanbul, Eylül 2018, s.247). Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, dava konusu 2021/19447 sayılı markanın kapsamında yer alan 16,21,35. sınıf emtianın tamamı ile davacıya ait itiraza mesnet markaların kapsamında bulunan emtianın aynı, aynı tür ve benzer emtia oldukları ilk derece mahkemesince de yerinde olarak belirlenmiş ise de, davalının başvurusuna konu "..." ibareli marka ile davacı Şirketin itirazına mesnet gösterdiği "..." esas unsurlu markaları arasında, biçim, renk ve düzenleme tarzı itibariyle, görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, zira taraf markalarının, tüketicinin dikkatini ilk bakışta çeken başlangıç kısımlarının farklı harfler ve farklı anlamdaki hecelerden oluştuğu, yine başvuru markasının ikinci hecesinde kullanılan -... harfinin de etkisiyle, dava konusu markada, davacı markalarına nazaran yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, ortalama tüketicilerin davalının başvurusuna konu işareti davacının itirazına mesnet markaları ile ilişkilendirmeyeceği, bir bütün olarak dava konusu markada, davacı markalarına nazaran yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, sonuçta markalarının benzer olmadığı ve iltibas riski taşımadığı, bu itibarla somut olayda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6/1. maddesinin uygulanabilme şartlarının bulunmadığı ve davacı markalarının tanınmışlığının dava konusu marka yönünden tescil engeli oluşturmadığı kanaatine varılmış ve mahkemenin aksi yöndeki gerekçesi doğru bulunmamıştır. Kabule göre de, mahkemece dava açılırken alınan peşin maktu karar ve ilam harcının yeterli olduğu, yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk bulunduğu, denk olan harcın güncel harca tamamlanmasının mülkiyet hakkı ihlali olacağı kabul edilerek yeniden harç alınmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Ne var ki, yargılama harçları kamu alacağı niteliğinde olup mahkemelerce re'sen gözetilmesi gerekir. Nitekim aynı mahkeme tarafından aynı yönde verilen bir karar hakkında Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 21/11/2024 tarih ve 2024/3186 E.- 2024/8189 K. Sayılı emsal kararı ile "yargılama harçlarının kamu alacağı niteliğinde ve re'sen dikkate alınacak hususlardan olduğunu" vurgulayarak mahkeme kabulünü doğru görmemiş, ilk derece mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar vermiştir. HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 21/11/2023 gün ve 2022/418 Esas - 2023/182 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 80,70-TL’nin düşümü ile kalan 651,30-TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına, 4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduğundan yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 6-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ... verilmesine, 7-Davalı şirket tarafından istinaf aşamasında yapılan 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 238,00-TL posta giderinden oluşan toplam 1.407,40-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesine, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine, (HMK m.333), 9-Davalılardan ayrı ayrı peşin olarak alınan 427,60'ar TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalılara ayrı ayrı iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 10/09/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/09/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.