Danıştay · Danıştay
Danıştay 2025/78 E. 2025/1502 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2025/78
- Karar No
- 2025/1502
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2025/78 Karar No : 2025/1502
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı VEKİLİ: Av. ... 2- ... Başkanlığı VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 29/05/2024 tarih ve E:2023/13860, K:2024/8578 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 ve 668 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnameler uyarınca yürürlüğe konulan, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'nın 02/08/2016 tarih ve 2016/16 sayılı Genelgesinin ''2.1-Kapatılan işyerlerinden işten ayrılışı yapılacak sigortalılar'' başlıklı kısmının iptali istemiyle açılan davada Danıştay Beşinci Dairesinin 24/06/2021 tarih ve E:2018/1062, K:2021/2295 sayılı kararı ile "02.08.2016 tarih ve 2016/16 sayılı Genelgenin, dava konusu ''2.1-Kapatılan işyerlerinden işten ayrılışı yapılacak sigortalılar'' başlıklı maddesinin, ikinci ve dördüncü fıkralarında yer alan “OHAL/KHK” ibarelerinin iptaline karar verilmesi üzerine, davacı tarafından, anılan ibare nedeniyle mesleki ve sosyal itibar kaybına sebep olunduğu, akademik kariyerinin engellendiği ileri sürülerek yaşadığı sıkıntı, elem, ızdıraptan dolayı manevi zararlarına karşılık 50.000,00-TL manevi tazminatın 23/07/2016 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 29/05/2024 tarih ve E:2023/13860, K:2024/8578 sayılı kararıyla; İdarenin yürütmekle yükümlü olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanan hizmet kusurunun; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleştiği ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açtığı, İdare hukukunun bilinen ilkeleri arasında yer alan ve idarenin tazmin sorumluluğunun türlerinden birisi olan kusurlu sorumluluğun, hizmet kusuru kavramı ile açıklandığı, buradaki kusur kavramının ise özel hukuktaki kast, ihmal, dikkatsizlik gibi öznel unsurlar ile tanımlanmadığı, idare tarafından yürütülen bir hizmetin kurulmasında, düzenlenmesinde ya da işletilmesindeki bozukluk ve aksaklık şeklinde nesnel bir tanımlama yapılarak, (kişiselleştirilebilen bir kusurun varlığı aranmaksızın) hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi gibi hallerden doğan zararların tazmininde idarenin kusurlu sorumluluğu ilke ve esaslarının uygulandığı, İdarenin hizmet kusuru oluşturacak hukuka aykırı işlemlerinden ilgililer için doğan zararların işlemi tesis eden idare tarafından karşılanmasının, Anayasa'nın 125. maddesinde yer alan kuralın ve hukuk devleti ilkesinin gereği olduğu, nitekim idarenin hukuka aykırı işlem ve eylemlerinin hizmet kusuru oluşturacağı ve bu işlem ve eylemlerden doğan zararların, idare tarafından kusurlu sorumluluk esaslarına göre tazmin edileceğinin, Danıştay'ın öteden beri istikrarlı biçimde uygulanagelen içtihadı olduğu, Bu bağlamda, bir olayda idarenin kusurlu sorumluluğundan bahsedilebilmesi için, öncelikle ortada hizmet kusuru teşkil eden bir durumun varlığının gerektiği, idari işlemlerden doğan zararların tazmin edilmesi amacıyla açılan tam yargı davalarında, idari işlemin hukuka aykırı olması ve bundan dolayı idari yargı yerince iptal edilmesinin, idarenin hizmet kusurunun varlığını ortaya koyduğu, ancak hizmet kusurunun bulunması yeterli olmayıp, genel sorumluluk koşullarının da somut olayda gerçekleşmiş olmasının arandığı, bu koşulların ise, idari bir işlem ya da idareden sadır olan ihmalî veya icraî bir eylemin varlığı, tazmin isteminde bulunanın maddi veya manevi bir zararının bulunması ve söz konusu zararın idarenin işlem veya eyleminin bir sonucu olması, yani zarar ile idari davranış arasında kurulabilen bir illiyet bağının mevcudiyeti olduğu, Manevi zararın; kişinin fizik yapısının ve iç huzurunun bozulmasını, yaşama gücünün ve sevincinin azalmasını, kişilik haklarının zedelenmesini, şeref ve haysiyetinin rencide edilmesini, ölüm veya uğranılan diğer cismani zarar nedeniyle duyulan acı ve ızdırabı, kişinin günlük yaşamını zorlaştıran belli ağırlıktaki her türlü üzüntü ve sıkıntıyı ifade ettiği, Davacının sigortalı olarak çalıştığı İzmir Üniversitesinin 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca kapatılması üzerine 2016/16 sayılı Genelge uyarınca işten ayrılış bildirgesinde işten ayrılış nedeni olarak “36-OHAL/KHK” kodunun kullanıldığı, bilahare Dairelerinin iptal kararına istinaden 25/01/2022 tarihli ve 2022/2 sayılı Genelge ile 2016/16 sayılı Genelgenin “2.1-Kapatılan işyerlerinden işten ayrılışı yapılacak sigortalılar" alt başlığının 2. fıkrasında yer alan “36-OHAL/KHK” ibaresinin “36-KHK ile işyerinin kapatılması”, 4. fikrada yer alan “OHAL/KHK” ibaresinin de “KHK ile işyerinin kapatılması” şeklinde değiştirilmesi üzerine davacı tarafından, iptal edilen Genelge hükmü nedeniyle manevi zarara uğradığından bahisle tazminat davasının açıldığı, Her iptal edilen işlem nedeniyle doğrudan manevi tazminata hükmedilemeyeceği, idarenin tazmin yükümlülüğünden söz edilebilmesi için iptal edilen işlem nedeniyle doğmuş olan ve doğrudan illiyet bağı bulunan maddi ya da manevi zararın ortaya konulması gerektiği dikkate alındığında, olayda, belirtilen anlamda idarenin tazmin yükümlülüğünü doğuran zararın varlığının ortaya konulamadığı, dolayısıyla yargı kararıyla iptal edilen düzenleyici işlem nedeniyle manevi tazminata hükmedilmesini gerektiren elem ve ıstıraptan bahsedilmesine olanak bulunmadığı sonucuna varıldığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; SGK sicil kaydına konulan kodun tüm yaşamı boyunca mesleğini ifa etmesine engel teşkil edeceği, nitekim halen üniversitelerde öğretim üyesi olarak çalışma imkanı bulamadığı, alması gereken ücretinden mahrum kaldığı, kariyerinde yükselemediği, maruz kaldığı tüm bu olumsuzlukların yarattığı mağduriyet karşısında manevi tazminatı gerektirecek elem ve ıstırap bulunmadığı yönündeki temyize konu Daire kararının hukuka ve Anayasaya aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idareler tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması", sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 29/05/2024 tarih ve E:2023/13860, K:2024/8578 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 07/07/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY X- Manevi zarar; kişinin fizik yapısının ve iç huzurunun bozulmasını, yaşama gücünün ve sevincinin azalmasını, kişilik haklarının zedelenmesini, şeref ve haysiyetinin rencide edilmesini, ölüm veya uğranılan diğer cismani zarar nedeniyle duyulan acı ve ızdırabı, kişinin günlük yaşamını zorlaştıran belli ağırlıktaki her türlü üzüntü ve sıkıntıyı ifade etmektedir. İlgililerin uğradıkları manevi zararların telafisi amacıyla hükmedilen manevi tazminat, kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ıstırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği, takdir edilecek manevi tazminat miktarının duyulan elem ve ıstırabı giderecek bir oranda olması ve idarenin sorumluluk sebebi gözetilerek hakkaniyetli bir tutarı aşmaması gerekmektedir. Uyuşmazlıkta, davacının sigortalı olarak çalıştığı İzmir Üniversitesinin 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca kapatılması üzerine işten ayrılış bildirgesinde işten ayrılış nedeni olarak “36-OHAL/KHK” kodu kullanıldığı, 20/07/2016 tarih ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla ilan edilen olağanüstü hale ilişkin olarak çıkarılan 667 ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler ile Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenerek kapatılan kurum ve kuruluşlarda çalışan sigortalılar hakkında işten ayrılış bildirgesinde işten ayrılış nedeni olarak “OHAL/KHK” kodu kullanılmasının işverenlerce FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı bulunduğundan bahisle işten ayrılışının yapıldığı şeklinde değerlendirilebileceği gibi işten ayrılışı yapılan sigortalılar yönünden iş başvurularında mağduriyetlere neden olabileceği gerekçesiyle anılan düzenlemenin Danıştay Beşinci Dairesinin 24/06/2021 tarih ve E:2018/1062, K:2021/2295 sayılı kararı ile iptal edildiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, anılan Daire kararının iptal gerekçesinde belirtildiği üzere terör örgütleriyle irtibat ve iltisakına ilişkin bireysel bir değerlendirme yapılmaksızın, sadece KHK ile kapatılan bir iş yerinde çalışmış olmasından hareketle terör örgütüyle ilişkili olduğu anlamına gelen bir kod ile kodlanmasının, tek başına davacıyı üzüntüye sevk edeceği ve yeniden işe girişte günlük yaşamını zorlaştıracağı açık olduğundan, duyduğu elem ve ıstırabı kısmen de olsa giderecek düzeyde ve zenginleşmeye yol açmayacak şekilde manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.