Danıştay · Danıştay
Danıştay 2025/61 E. 2025/609 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2025/61
- Karar No
- 2025/609
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2025/61 Karar No : 2025/609
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF : 1-(DAVALI): ... Birliği VEKİLİ: Av. ...
2-DAVALI YANINDA MÜDAHİL: ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davalı yanında müdahilin baro levhasına avukat olarak yazılmasına ilişkin talebinin Bursa Barosu Yönetim Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile uygun bulunması ve bu kararın onaylanmasına ilişkin Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının Adalet Bakanlığı tarafından geri gönderilmesine rağmen ilk kararda ısrar edilmesine dair Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Davalı yanında müdahil (Mahkemece sehven davacı yazıldığı anlaşılmıştır.) hakkında "FETÖ / PDY silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... esas sayılı davada halen yargılamanın devam ettiği, yapılan yargılamanın Avukatlık Kanunu'nun 5/1-a maddesi kapsamında kaldığı, yargılamaya konu olan eylemin niteliği ve avukatlık mesleğinin önem ve özelliği, Avukatlık Kanunu'nun 5. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen hüküm gereği avukatlığa alınması isteğinin hakkındaki kararın sonuna kadar bekletilmesi gerekirken, yargılamaya konu eylemin niteliği dikkate alınmadan, sonucu beklenmeyerek baro levhasına yazılması talebinin kabulüne ilişkin ısrar kararında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Müdahil hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... esasına kayıtlı ceza davasında, yapılan yargılama neticesinde 06/01/2022 tarihinde ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği, kararın henüz kesinleşmemiş olduğu; müdahil hakkında ceza verilmemesine hükmedilmesi karşısında, müdahilin avukatlık mesleğini icra etmesine bu aşamada engel bir mahkumiyet hükmünün bulunduğundan söz edilemeyeceği açık olduğundan dava konusu işlemde hukuka aykırılık, Mahkeme kararında yasal isabet görülmediği; öte yandan, müdahilin istinaf başvurusu yönünden, ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın 18/10/2021 tarihinde usulüne uygun olarak müdahile tebliğ edildiği, müdahil tarafından bu tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlayan (30) günlük süre geçtikten sonra ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi Başkanlığına hitaben yazılan ve Daire kayıtlarına 10/01/2022 ve 21/01/2022 tarihlerinde giren dilekçeler ile istinaf başvurusunda bulunulduğu görüldüğünden, müdahilin istinaf başvurusunun süre yönünden reddi gerektiği gerekçesiyle, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının kaldırılmasına, 2577 sayılı Kanun'un değişik 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davanın reddine, müdahil istinaf başvurusunun süre yönünden reddine karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 14/02/2024 tarih ve E:2022/3403, K:2024/599 sayılı kararıyla; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 5. maddesinin üçüncü fıkrasına göre, adayın 5/1-a maddesinde yazılı cezalardan birini gerektiren suçlardan kovuşturma altında bulunması halinde, avukatlığa alınma isteği hakkındaki kararın bu kovuşturma sonuna kadar bekletilmesine karar verilebileceğinin hükme bağlandığı, bu konuda idareye tanınan takdir yetkisi kullanımının kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlı olduğu, idarenin takdir yetkisinin bu açıdan yargı denetimine tabi bulunduğunun idare hukukunun bilinen ilkelerinden olduğu, Dosyadaki bilgi ve belgeler ile UYAP kayıtlarının incelenmesinden, işlem tarihinden sonra müdahil hakkında, ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... esasına kayıtlı ceza davasında yapılan yargılama neticesinde 06/01/2022 tarihli kararla, suçu sabit görülmekle beraber etkin pişmanlıktan faydalandığından ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği, bu kararın istinaf incelemesinde olduğunun anlaşıldığı, İdari yargı denetiminin, işlemin tesis edildiği tarihteki mevzuata uygunluğunun denetlenmesi ile sınırlı olduğu, ilgilinin baro levhasına yazılması hususunda ısrar kararı verildiği tarih itibarıyla, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hakkında açılmış ceza kovuşturması mevcut olduğundan, 1136 sayılı Kanun'un 5/3. maddesinde tanınan takdir yetkisinin, ilgilinin baro levhasına yazılması yönünde kullanılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve kamu yararına uyarlık görülmediği, Bu itibarla, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davanın reddine dair kısmının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; müdahil hakkında verilen ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin kararın 23/05/2024 tarihinde kesinleştiği, bu itibarla işlem tarihinde davalı idarenin takdir yetkisinin kamu yararına aykırı kullanıldığından bahsedilemeyeceği sonucuna varıldığı gerekçesi eklenmek suretiyle ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının kaldırılması, 2577 sayılı Kanun'un değişik 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davanın reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu işlem tarihinde müdahil hakkında "FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan yapılan ceza kovuşturmasının derdest olduğu, işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Müdahil tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Davalı yanında müdahilin avukatlık mesleğini icra edebilmesi, baro levhasına yazılmasını zorunlu kıldığından, dava konusu işlemin mahiyeti nedeniyle belli bir meslekten çıkarılma sonucunu doğuran işlemlerden olduğunun kabulü ile temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının esasının incelenmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 6. fıkrasında; "Bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir. Bu kararlar, dosyayla birlikte kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilir ve bu mahkemelerce yedi gün içinde tebliğe çıkarılır." kuralı yer almaktadır. Anılan Kanun'un "Temyiz" başlıklı 46. maddesinde; "Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir: ... d) Belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davaları. e) Belli bir ticari faaliyetin icrasını süresiz veya otuz gün yahut daha uzun süreyle engelleyen işlemlere karşı açılan iptal davaları..." hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanun'un 48. maddesinin 6. fıkrasında; "Temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamının ödenmemiş olması halinde kararı veren; merci tarafından verilecek yedi günlük süre içerisinde tamamlanması, aksi halde temyizden vazgeçilmiş sayılacağı hususu temyiz edene yazılı olarak bildirilir. Verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, ilgili merci, kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verir. Temyizin kanuni süre geçtikten sonra yapılması veya kesin bir karar hakkında olması halinde de kararı veren merci, temyiz isteminin reddine karar verir. İlgili merciin bu kararları ile bu maddenin 2 nci fıkrasında belirtilen temyiz isteminde bulunulmamış sayılmasına ilişkin kararlarına karşı, tebliğ tarihini izleyen günden itibaren yedi gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir." hükmü, 7. fıkrasında ise; "Temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin ödenmemiş olduğu, dilekçenin 3 üncü madde esaslarına göre düzenlenmediği, temyizin kanuni süre içinde yapılmadığı veya kesin bir karar hakkında olduğunun anlaşıldığı hâllerde, 2 ve 6 ncı fıkralarda sözü edilen kararlar, dosyanın gönderildiği Danıştayın ilgili dairesi ve kurulunca, kesin olarak verilir." hükmü yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda aktarılan Kanun hükümlerinin değerlendirilmesinden; bölge idare mahkemesince istinaf incelemesi üzerine verilen kararlara karşı sadece 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinde yer alan konular ile sınırlı olarak Danıştaya temyiz başvurusunda bulunulabileceği, bölge idare mahkemelerince istinaf incelemesi üzerine verilen ve 46. madde kapsamı dışında olan kararların ise kesin olduğu görülmektedir. Uyuşmazlık, davalı yanında müdahilin Bursa Barosu Levhasına avukat olarak yazılmasına dair Bursa Barosu Yönetim Kurulu kararının uygun bulunduğuna ilişkin Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu kararının Adalet Bakanlığınca tekrar görüşülmek üzere geri gönderilmesi üzerine ilk kararda ısrar edilmesine ilişkin Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu kararından kaynaklanmaktadır. Dava konusu işlemin, müdahilin "avukatlık" mesleğinden "çıkarılması" sonucunu doğuran bir işlem olmadığı, aksine söz konusu mesleği yapabilmesi için gerekli olan Baroya kayıt ile ilgili olduğu, bir başka deyişle henüz avukat olarak çalışma hakkı olmayan müdahilin bu meslekten çıkarılmasından da söz edilemeyeceği, dolayısıyla temyiz istemine esas teşkil eden kararın, 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi kapsamında "meslekten çıkarılma" olarak değerlendirilemeyeceği, öte yandan avukatlık mesleğinin ticari faaliyet de olmadığı ve anılan fıkranın (e) bendi kapsamına da girmediği anlaşılmaktadır. Bu duruma göre işbu kararın Bölge İdare Mahkemesinin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesine göre temyiz yolu açık olmayan "kesin" kararlarından olduğu sonucuna varılmakta olup, temyiz isteminin incelenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır. Öte yandan, Bölge İdare Mahkemesince verilen ilk kararın Danıştay Dairesince temyiz incelemesinin yapılmış olmasının ve temyiz istemine konu Bölge İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında temyiz yolunun açık olduğunun belirtilmesinin, kanunen temyiz yolu öngörülmeyen davalarda ilgilisine temyiz hakkı vermeyeceği de açıktır.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE, 2. Bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 3. Kesin olarak, 17/03/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY X- 2577 sayılı Kanun'un "Temyiz" başlıklı 46. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde; belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında bölge idare mahkemelerince verilen kararların Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebileceği kurala bağlanmıştır. Öte yandan, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 1. maddesinin 1. fıkrasında; "Avukatlık, kamu hizmeti ve serbest bir meslektir." hükmüne, 66. maddesinde; "Her avukat, bölgesi içinde sürekli olarak avukatlık edeceği yerin baro levhasına yazılmakla, yükümlüdür. Bir baro levhasına yazılmış olan avukat, sürekli olmamak şartiyle, memleketin her yerinde avukatlık yapmaya yetkilidir." hükmüne yer verilmiştir. Uyuşmazlıkta, davalı yanında müdahilin avukatlık mesleğini icra edebilmesi, baro levhasına yazılmasını zorunlu kıldığından, dava konusu işlemin mahiyeti nedeniyle belli bir meslekten çıkarılma sonucunu doğuran işlemlerden olduğunun kabulü ile dava konusu işleme karşı açılan dava hakkında bölge idare mahkemelerince verilen kararın Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebileceği sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, işin esası incelenerek bir karar verilmesi gerekirken Bölge İdare Mahkemesi kararının kesin olduğu gerekçesiyle davacının temyiz isteminin reddi yolundaki karara katılmıyoruz.