Danıştay · Danıştay

Danıştay 2025/381 E. 2025/1382 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2025/381
Karar No
2025/1382
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2025/381 Karar No : 2025/1382

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, Düzce Atatürk Devlet Hastanesi'nde ameliyat edilmesi sonucu el, kol ve baş bölgeleri haricinde felç olduğu, olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu, hassas ve riskli bir ameliyat olduğu bilinmesine karşın, yetersiz fiziki imkanlarla ve gerekli tecrübeden yoksun kişilerce ameliyatın yapıldığı, gerekli dikkat ve özenin gösterilmediğinden bahisle 443.290,00-TL maddi ve 150.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava dosyasındaki tüm bilgi ve belgeler ile Adli Tıp Kurumu İkinci İhtisas Kurulunun ve Genel Kurulunun raporlarının birlikte değerlendirmesinden; sırtında son 4 yıldır giderek artan eğrilik, nefes darlığı, yürüyememe, dinlenme ihtiyacı hissetme yakınmaları ile başvuran davacının ameliyatının yapılmış olduğu, S tipi skolyoz deformitesi için yapılan cerrahi girişimler arasında söz konusu ameliyat şeklinin uygulanan yöntemlerden biri olduğu, bu tür ameliyatlardan sonra söz konusu klinik şikayetlere neden olan bulgularda tam düzelme olmayabileceği, bunun yanı sıra ameliyat sonrasında ortaya çıkan 'parapleji tablosunun' bu tür ameliyatlardan sonra her türlü dikkat ve özene rağmen ortaya çıkabilen, herhangi bir tıbbi kusur ya da ihmalden kaynaklanmayan 'komplikasyon' olarak nitelendirildiği, söz konusu komplikasyonları gidermeye yönelik müteaddit operasyonların yapılabileceği, davalı sağlık görevlilerinin uygulamalarının tıp bilimince genel kabul görmüş ilke ve kurallara uygun olduğu, dolayısıyla ilgili sağlık çalışanlarına ve idareye atfı-kabil tıbben kusur bulunmadığı, davacıya yapılan tedavide davalı idarenin bir kusuru ve ihmalinin bulunmadığı, öte yandan davacının velisinin ameliyat öncesinde yapılacak tedavi ile söz konusu tedavinin tüm riskleri muhtemel komplikasyonları konusunda bilgilendirildiği, onayının alındığı ve yapılacak teşhis ve tedavilerle ilgili olarak onay belgesinin imzalandığı gözetildiğinde, davacıya uygulanan tetkik ve tedavilerle ilgili olarak davalı idareye atfedilecek herhangi bir hizmet kusurunun olmadığı anlaşılmakla davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 22/05/2024 tarih ve E:2020/484, K:2024/2076 sayılı kararıyla; temyize konu kararın davacının maddi tazminat isteminin reddine yönelik kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu; Manevi tazminat istemi yönünden davanın reddine ilişkin kısmına gelindiğinde ise; 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un 70. maddesi, 5013 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan 16/03/2004 tarih ve 2004/7024 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanan Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi (İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesi)'nin 1, 4 ve 5. maddeleri ile 01/08/1998 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Hasta Hakları Yönetmeliği'nin davacıya tıbbi müdahale yapıldığı tarih itibarıyla yürürlükte bulunan 15, 22 ve 31. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde; düzenlemelerde, herhangi bir tıbbi müdahaleye başlamadan önce kişilerin yapılacak işlemlerle ilgili riskleriyle birlikte aydınlatılarak rızalarının alınmasının öngörüldüğü; Davalı idare tarafından dosyaya sunulan hasta dosyasının incelenmesinden, yukarıda anılan mevzuat uyarınca, davacıya uygulanan ameliyat öncesi işlemin komplikasyonları hakkında bilgilendirilerek rızasının alındığına ilişkin aydınlatılmış onam belgesinin olmadığının görüldüğü, belirtilen yükümlülüğün yerine getirilmemiş olmasının sağlık hizmetinin gerektiği gibi yürütülmediği konusunda davacıda endişeye, üzüntüye yol açacağı; Dava konusu olayda davacının, ameliyat öncesi aydınlatılmış onamının alınmamış olması nedeniyle uğradığı manevi zararın, manevi tazminatın zenginleşme aracı olamayacağı ilkesi de gözetilerek manevi tatmin sağlayacak, idarenin kusurunu ortaya koyacak makul bir tutarın ödenmesine karar verilmek suretiyle giderilmesi gerekirken, manevi tazminat talebinin reddi yolunda verilen Mahkeme kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının; -Maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının onanmasına, -Manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının ise bozulmasına karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; bozulan kısım hakkında yapılan yargılama sonucunda; Davacının ameliyat tarihinde 18 yaşından küçük olması nedeniyle hem annesi hem de babasının anesteziye ve ameliyata dönük riskler hakkında bilgilendirilmiş olduğuna ilişkin imzaladıkları onam formlarının (ameliyattan bir gün önce ve ameliyat tarihinde de olmak üzere) dava dosyasında bulunduğu; Bu formların incelenmesinden; formlarda hastanın tıbbi müdahale öncesi hangi konularda bilgilendirildiğinin de belirtildiği, bu hususların "kendisi ile ilgili tıbbi gerçekler anlatıldı", "önerilen tıbbi girişimler anlatıldı", "her bir girişimin olası risk ve yararları anlatıldı", "önerilen girişimlerin seçenekleri anlatıldı", şeklinde düzenlendiği ve davacının anne ve babası tarafından imzalandığı da dikkate alındığında, davalı idarenin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmemiş olduğundan hukuken söz etme olanağı bulunmadığı, bu nedenle manevi tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesi eklenmek suretiyle istinaf başvurusunun reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, ısrar kararında ıslah talebinin değerlendirilmediği, davacının anne ve babasının rızası alınmasına rağmen kendisinin rızasının alınmadığı, kaldı ki rıza verilmiş olmasının idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, tıbbın gereklerine göre işlem yapılması gerektiği, Danıştay Onuncu Dairesi tarafından kusurun varlığı kabul edildiğinden maddi tazminat istemi yönünden de yeniden inceleme yapılması gerektiği, yeterli teçhizat ve personel bulunmaksızın ameliyatın yapıldığı, idarece sağlık hizmetinin kusurlu işletildiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava daireleri ile bölge idare mahkemelerinin temyize tabi kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Öte yandan, dosyada, 13/10/2009 tarihinde S tipi skolyoz deformitesi için ameliyat olan davacının (ameliyat tarihinde 17 yaşında) velileri, anne ve babası tarafından imzalanan matbu onam formları haricinde, babası M.A. tarafından bu ameliyattan önce 10/10/2009 tarihinde kendi el yazısı ile yazılan ve imzalanan belgede; "...eğrilik ve dönme nedeni ile çivilerin damara ve kanala baskı yapabileceğini ameliyatın riskli olduğunu Ankara ve İstanbul'da gittiğim doktorlar bana anlattı, felç riski nedeniyle ameliyat etmediler çocuğumu, gün geçtikçe kötüleşmektedir, ameliyatın felç ve damar yaralanması riski yüksek olmasına rağmen ameliyat edilmesini ısrarla istiyorum..." ifadelerine yer verildiği, bu haliyle davacının ameliyat esnasında ve sonrasındaki riskler hakkında aydınlatılmış onamının bulunduğu görülmektedir. Ayrıca, davacı tarafından 06/09/2024 tarihli dilekçe ile manevi tazminat isteminin 15 milyon liraya yükseltildiğinden bahisle ıslah dilekçesi sunulduğu, ancak Ankara Bölge İdare Mahkemesince bu talep hakkında bir değerlendirme yapılmadığı ileri sürülmüş ise de; manevi tazminat isteminin reddi yolundaki ısrar kararı Kurulumuzca hukuka uygun bulunduğundan, söz konusu dilekçe içeriğinde yer verilen miktar arttırımı talebi doğrultusunda işlem yapılmamış olması anılan kararın bozulmasını gerektiren bir sebep olarak kabul edilmemiştir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının ONANMASINA, 3. Bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 4. 23/06/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY X- ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin temyize konu ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının Danıştay Onuncu Dairesinin 22/05/2024 tarih ve E:2020/484, K:2024/2076 sayılı kararında yer alan gerekçe doğrultusunda bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2025/381, K. 2025/1382, T. 23.06.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2025-381-e-2025-1382-k-f628d2d21b41