Danıştay · Danıştay
Danıştay 2024/1506 E. 2025/1376 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2024/1506
- Karar No
- 2025/1376
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/1506 Karar No : 2025/1376
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Üretim Amb. San. ve Tic. Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği (... Başkanlığı) VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı şirket ile Kocaeli İl Özel İdaresi arasında imzalanan kaynak suyu kira sözleşmesi uyarınca davacı şirketten tahsil edilen sözleşme bedellerinin tümünün sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında faizi ile birlikte iade edilmesi veya yetkili idare olan Kocaeli Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü hesaplarına aktarılması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 7. maddesinin 1. fıkrasının (r) bendi, 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (d) bentleri, 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu'nun 3. maddesinin 1. fıkrasının (7) numaralı bendi ile 20. maddesi ve 11/12/2007 tarih ve 26727 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu Uygulama Yönetmeliği'nin 2. maddesi ile 4. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinde yer alan kurallar aktarılarak, Dosyadaki bilgi ve belgeler ile mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu Uygulama Yönetmeliği'nde yapılan 24/09/2013 tarihli değişiklikten sonra kaynak sularının idaresinin Kocaeli Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğüne ait olduğu ve Kocaeli İl Özel İdaresinin tasarruf yetkisi bulunmamasına rağmen sözleşme bedellerini tahsil ettiği görüldüğünden, tahsil edilen sözleşme bedellerinin sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında faiziyle birlikte iade edilmesi veya yetkili idare olan Kocaeli Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü hesaplarına aktarılması gerekirken aksi yönde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, iptal davalarının, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlandığı, Bu tanıma göre iptal davalarının konusunu oluşturan işlemlerin de idari işlem niteliği taşımaları gerektiğinin açık olduğu, Uyuşmazlık Mahkemesi ve Danıştayın yerleşik kararlarında, idarelerce yapılan ihalelerde sözleşme aşamasına kadar olan uyuşmazlıkların görüm ve çözümünün idari yargının, sözleşmenin yapılmasından sonra ve sözleşme hükümlerinin uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünün ise adli yargının görev alanına girdiğinin kabul edildiği, Olayda; uyuşmazlığa konu yerdeki kaynak suyunun mülga Kocaeli İl Özel İdaresi tarafından 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 51/g maddesi uyarınca pazarlık usulü ile gerçekleştirilen ihale sonucunda yıllık kira bedeli mukabilinde davacı şirkete tanzim olunan kira sözleşmesi ile kiralanmasından sonra doğal kaynak suyu ruhsatı verildiği, ancak kaynaktan çıkan suyun özellik itibarıyla doğal mineralli su olduğunun saptanmasından sonra anılan ruhsat iptal edilerek 2010 yılında doğal mineralli su işletme ruhsatının düzenlendiği, bunun üzerine davacı şirketin başvurusuna ve kira sözleşmesinin 5. maddesine dayalı olarak 28/11/2010 tarihinde kira sözleşmesinin feshedildiği, Gerek dava dilekçesinde, gerekse savunmaya cevap dilekçesinde davacının isteminin, idare ile imzalanan kira sözleşmesine istinaden talep edilen sözleşme bedellerinin tümünün sebepsiz zenginleşme nedeniyle faiziyle birlikte ödenmesine yönelik olduğu, davalı idare tarafından ise, kira sözleşmesinin yürürlükte bulunduğu sürede yıllık kira bedellerinin idarelerine ödendiğinin, daha sonra kiralamaya dayalı olarak herhangi bir tahsilat yapılmadığının, sadece mevzuat uyarınca idare payı alındığının belirtildiği, davacının ise, idare payı ile ilgili bir iddiasının bulunmadığı, tamamen sözleşme bedellerinin talep edilmemesi gerekirken tahsil edildiği ve bunun sebepsiz zenginleşme kapsamında olduğunun iddia edildiği, Bu durumda, kaynak suyu ihalesinin kesinleşmesinden sonraki aşamada davacı ile mülga Kocaeli İl Özel İdaresi arasında imzalanan sözleşmeye dayalı olarak tahsil olunduğu belirtilen bedellerin tazmini istemine yönelik uyuşmazlığın görümü ve çözümünün adli yargının görev alanı kapsamında olduğu sonucuna varılmış olmakla, İdare Mahkemesince adli yargının görevine giren uyuşmazlığın esasına girilerek verilen kararda hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın kaldırılmasına, yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınarak yeniden yargılama yapılması amacıyla dosyanın 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 5. fıkrası uyarınca anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Anayasa'nın 142. maddesi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 1. ve 2. maddeleri, 14. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendi ile 6. fıkrası ve 15. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan kurallar aktarılarak, 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinde yer alan tanıma göre iptal davalarının konusunu oluşturan işlemlerin idari işlem niteliği taşımaları gerektiğinin açık olduğu, Uyuşmazlık Mahkemesi ve Danıştayın yerleşik kararlarında, idarelerce yapılan ihalelerde sözleşme aşamasına kadar olan uyuşmazlıkların görüm ve çözümünün idari yargının, sözleşmenin yapılmasından sonra ve sözleşme hükümlerinin uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünün ise adli yargının görev alanına girdiğinin kabul edildiği, Olayda; uyuşmazlığa konu yerdeki kaynak suyunun mülga Kocaeli İl Özel İdaresi tarafından 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 51/g maddesi uyarınca pazarlık usulü ile gerçekleştirilen ihale sonucunda yıllık kira bedeli mukabilinde davacı şirkete tanzim olunan kira sözleşmesi ile kiralanmasından sonra doğal kaynak suyu ruhsatı verildiği, ancak kaynaktan çıkan suyun özellik itibarıyla doğal mineralli su olduğunun saptanmasından sonra anılan ruhsat iptal edilerek 2010 yılında doğal mineralli su işletme ruhsatının düzenlendiği, bunun üzerine davacı şirketin başvurusuna ve kira sözleşmesinin 5. maddesine dayalı olarak 28/11/2010 tarihinde kira sözleşmesinin feshedildiği, Gerek dava dilekçesinde, gerekse savunmaya cevap dilekçesinde davacının isteminin, idare ile imzalanan kira sözleşmesine istinaden talep edilen sözleşme bedellerinin tümünün sebepsiz zenginleşme nedeniyle faiziyle birlikte ödenmesine yönelik olduğu, davalı idare tarafından ise, kira sözleşmesinin yürürlükte bulunduğu sürede yıllık kira bedellerinin idarelerine ödendiğinin, daha sonra kiralamaya dayalı olarak herhangi bir tahsilat yapılmadığının, sadece mevzuat uyarınca idare payı alındığının belirtildiği, davacının ise, idare payı ile ilgili bir iddiasının bulunmadığı, tamamen sözleşme bedellerinin talep edilmemesi gerekirken tahsil edildiği ve bunun sebepsiz zenginleşme kapsamında olduğunun iddia edildiği, Bu durumda, kaynak suyu ihalesinin kesinleşmesinden sonraki aşamada davacı ile mülga Kocaeli İl Özel İdaresi arasında imzalanan sözleşmeye dayalı olarak tahsil olunduğu belirtilen bedellerin tazmini istemine yönelik uyuşmazlığın görümü ve çözümünün adli yargının görev alanı kapsamında olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 23/11/2023 tarih ve E:2022/5393, K:2023/6225 sayılı kararıyla; İdare tarafından, bir kamu hizmetinin yürütülmesi dolayısıyla kamu gücü kullanılarak tek taraflı iradeyle tesis edilen kesin ve yürütülmesi zorunlu idari işlemlere karşı açılacak davalarda idarî yargı yerlerinin görevli olduğu, Kamu ihaleleri çerçevesinde ortaya çıkan uyuşmazlıklar açısından ise, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu veya sair ihale mevzuatı çerçevesinde ihale aşamasında tesis edilen işlemlerden doğabilecek uyuşmazlıkların idarî yargı yerlerince; ihale safhası tamamlanıp, taraflar arasında sözleşme imzalandıktan sonra sözleşmenin uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıkların ise adlî yargı yerinde ele alınması gerektiği, nitekim, Danıştay içtihadının da bu doğrultuda olduğu ve ihale aşamasındaki işlemlerin idarenin kamu gücüne dayalı olarak tesis ettiği idari işlemler olarak değerlendirildiği, İhaleye çıkma kararından sözleşme imzalanıncaya kadar idarece alınan karar ve yapılan işlemlerin iptali istemiyle açılan davaların idarî yargı yerinde, sözleşme yapıldıktan sonra sözleşme hükümlerinin uygulanması nedeniyle ortaya çıkan ihtilâfın ise adlî yargı yerinde görülmesi gerekmekte ise de; sözleşme yapıldıktan sonra tesis edilse bile sözleşmenin uygulanmasından kaynaklanmayan, sözleşmeden doğan bir hak veya alacağın takibi niteliğini taşımayan, idarenin kamu gücüne dayanarak ve tek yanlı olarak tesis ettiği sözleşme sürecinden ayrılabilir nitelikteki idarî işlemlerin iptali istemiyle açılan veya bu nitelikteki idarî işlemler nedeniyle doğan tazminat istemleri nedeniyle açılan davaların idarî yargı yerinde görülüp çözümlenmesi gerektiği, Dava konusu olayda, davalı idare ile davacı arasında 2010 yılında düzenlenmiş doğal mineralli su ruhsatı bulunduğu, davacı tarafından davalı idarenin bedel tahsil yetkisi bulunmadığı gerekçesi ile yaptığı başvurusunun reddi işleminin idarî işlem mahiyetinde olduğunun kabulü gerektiği, Bu durumda, sözleşme imzalandıktan sonra ortaya çıkmış olsa bile, sözleşme hükümlerinden bağımsız olarak idarenin kamu gücüne dayanarak ve tek yanlı olarak tesis ettiği başvurunun reddine ilişkin işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın çözümünde idarî yargı yerlerinin görevli olduğu, Bu itibarla, davanın görev yönünden reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının istinaf başvurusunun reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, tahsil edilen sözleşme bedellerinin tümünün sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında faizi ile birlikte iade edilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin, kesin ve icra edilebilir nitelikte bir idari işlem olduğu, bu idari işleme karşı açılan davada görevli yargı yerinin idari yargı olduğu, İdare Mahkemesince dava konusu işlemin iptal edilmesi sonrasında davalı idarece, sözleşme bedellerinin iade edilmemesi durumunda adli yargıda alacak davası açılacağı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava daireleri ile bölge idare mahkemelerinin temyize tabi kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın görev yönünden reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının ONANMASINA, 3. Bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 4. Kesin olarak, 23/06/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY X- İdare tarafından, bir kamu hizmetinin yürütülmesi dolayısıyla kamu gücü kullanılarak tek taraflı iradeyle tesis edilen kesin ve yürütülmesi zorunlu idarî işlemlere karşı açılacak davalarda idarî yargı yerleri görevli bulunmaktadır. Kamu ihaleleri çerçevesinde ortaya çıkan uyuşmazlıklar açısından ise, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu veya sair ihale mevzuatı çerçevesinde ihale aşamasında tesis edilen işlemlerden doğabilecek uyuşmazlıkların idarî yargı yerlerince; ihale safhası tamamlanıp, taraflar arasında sözleşme imzalandıktan sonra sözleşmenin uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıkların ise adlî yargı yerinde ele alınması gerekmektedir. Öte yandan, sözleşmenin uygulanmasından kaynaklanmayan, sözleşme öncesine ve ihale sürecine ilişkin işlemlerin iptali istemiyle açılan davaların da idarî yargı yerinde görülüp çözümlenmesi gerekmektedir. Danıştay ve Uyuşmazlık Mahkemesi kararları ile, ihale sürecinde sözleşme öncesi işlemlerin ihale işlemi, dolayısıyla idarî işlem olmaları nedeniyle idarî yargının görev alanına girdiği kabul edilmiş ve bu yöndeki kararlar istikrar kazanmış bulunmaktadır. Uyuşmazlık konusu olayda, Kocaeli ili, Karamürsel ilçesinde bulunan kaynak suyuna ilişkin kiralama ihalesinin 2007 yılında Kocaeli İl Özel İdaresi tarafından yapıldığı ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 51/g maddesi uyarınca pazarlık usulü ile 5 yıllığına davacı şirkete kiraya verildiği, ihale sonrası davacı şirket ile İl Özel İdaresi arasında kaynak suyu kira sözleşmesinin imzalandığı, daha sonra 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu'nun yürürlüğe girdiği, bu Kanun'un yürürlüğe girmesi üzerine yaptırılan tahlilde söz konusu kaynak suyunun 5686 sayılı Kanun kapsamındaki doğal mineralli su olduğunun tespit edildiği, bu tespit sonucunda 2010 yılında davacı şirkete İl Özel İdaresi tarafından 5686 sayılı Kanun uyarınca işletme ruhsatı verildiği ve aralarındaki kira sözleşmesinin de feshedildiği anlaşılmaktadır. Davacı şirket tarafından 2019 yılında davalı idareye yapılan başvuruda ise, 5686 sayılı Kanun'dan önce kaynak suyu niteliğinde olan söz konusu suyu o dönemde kiralama yetkisinin büyükşehir belediyesine ait olmasına rağmen Kocaeli İl Özel İdaresi tarafından kendilerine kiralandığının belirtildiği ve İl Özel İdaresince tahsil edilen sözleşme bedellerinin tümünün sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında faizi ile birlikte iade edilmesi veya yetkili idare olan Kocaeli Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü hesaplarına aktarılmasının istenildiği, söz konusu başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istemiyle de bakılan davanın açıldığı görülmektedir. Bu durumda, uyuşmazlık sözleşmenin uygulanmasından değil, sözleşme öncesine ve ihale sürecine ilişkin hukuka aykırılık iddialarından kaynaklanmakta olup, iptal davasının davalı idarenin ihaleye çıkma ve sözleşme imzalamaya ilişkin iradesine yöneldiği anlaşıldığından, uyuşmazlığın çözümünde idarî yargı yerlerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, uyuşmazlıkta adli yargının görevli olduğu gerekçesiyle verilen davanın görev yönünden reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.