Danıştay · Danıştay
Danıştay 2025/16 E. 2025/901 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2025/16
- Karar No
- 2025/901
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2025/16 Karar No : 2025/901
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) :1-... Telekomünikasyon Sistemleri Pazarlama Ltd. Şti. 2-... VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) 7. Bölge Müdürlüğünce 22/09/2022 tarihinde açık ihale usulüyle gerçekleştirilen "Ses Kayıt Cihazı Kesintisiz Güç Kaynağı (UPS) ve Sinyalizasyon İşi Ölçü Aletleri Alım İşi" ihalesine katılan davacı şirket tarafından birden fazla teklif mektubu sunulduğundan bahisle 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 17. maddesinin (d) bendi ve 58. maddesi uyarınca davacı şirket ile davacı şirketin yarıdan fazla hissesine sahip ortağı olan diğer davacının 1 (bir) yıl süreyle tüm kamu kurum ve kuruluşlarının ihalelerine katılmaktan yasaklanmalarına ilişkin 06/12/2022 tarih ve 32035 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; söz konusu ihaleye davacı şirket tarafından sunulan teklif zarfı içerisinde iki adet teklif mektubunun bulunduğu, söz konusu tekliflerden birinin 139.600,00-TL+KDV, diğerinin ise 138.900.00-TL+KDV tutarında olduğu, bu hususun ihale komisyonu tutanağı ile tespit edildiği, anılan fiilin, 4734 sayılı Kanun'un 17. maddesinin (d) bendinde "birden fazla teklif vermek" olarak düzenlendiği, dolayısıyla yasak fiil ve davranış kapsamında bulunduğu anlaşılan fiil nedeniyle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 29/04/2024 tarih ve E:2024/837, K:2024/1854 sayılı kararıyla; alternatif teklif verebilme hâlleri dışında bir ihalede birden fazla teklif verilemeyeceği, teklif mektuplarının yazılı ve imzalı olması gerektiği, teklif mektubunda ihale dokümanının tamamen okunup kabul edildiğinin belirtilmesi, teklif edilen bedelin rakam ve yazı ile birbirine uygun olarak açıkça yazılması, üzerinde kazıntı, silinti, düzeltme bulunmaması ve teklif mektubunun ad, soyad veya ticaret ünvanı yazılmak suretiyle yetkili kişilerce imzalanmış olması gerektiği; olayda, davacı şirket tarafından sunulan teklif zarfından, bir adet 139.600,00-TL bedelli teklif mektubu ve ekinde aynı tutarı içeren birim fiyat teklif cetveli ile birlikte birim fiyat teklif cetveli içermeyen 138.900,00-TL bedelli ikinci bir teklif mektubu çıktığı; 4734 sayılı Kanun'un 17. maddesinde ihalelerde gerçekleştirilmesi yasak fiil ve davranışlar düzenlenmek suretiyle, ihalenin usule ve hukuka uygun gerçekleştirilmesi, ihaleden beklenen faydanın ortaya çıkması, ihalede şeffaflığın sağlanması ve ihalenin kamunun denetimi altında gerçekleştirilmesinin amaçlandığı; anılan maddede rekabeti bozucu ve ihale komisyonunu zan altında bırakacak yasak fiil ve davranışları gerçekleştirenlerin ihalelere katılmaktan yasaklanacağının kurala bağlandığı; davacılar hakkında, ihaleye birden fazla fiyat teklifi verildiği gerekçesiyle, ihalelere katılmaktan yasaklama kararı verilmişse de, söz konusu teklif mektuplarından birinin ekinde birim fiyat teklif cetveli bulunmasına rağmen diğerinin ekinde birim fiyat teklif cetvelinin yer almadığı göz önüne alındığında, birim fiyat teklif cetveli olmayan teklif mektubunun geçerli bir teklif mektubu olmadığı, ihaleye farklı tutarlarda iki adet teklif mektubu sunulmasının, "birden fazla teklif vermek" olarak düzenlenen yasak fiilin işlenmesi bakımından elverişli bir hareket olduğunun kabulüne hukuken imkan bulunmadığı; bu itibarla, ihalede birden fazla teklif verme fiilinin oluştuğu kabul edilemeyeceğinden, davacıların ihalelere katılmaktan 1 (bir) yıl süreyle yasaklanmalarına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında ise hukukî isabet bulunmadığı gerekçesiyle ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi...İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; uyuşmazlık 4734 sayılı Kanun'un 17. maddesinin (b) bendi yönünden incelendiğinde; aynı teklif zarfı içerisinde birden fazla teklif mektubu sunulması durumunun, teklif fiyatlarının açıklanmasından sonra oluşan duruma göre, zarftaki teklif mektuplarından en düşük teklif fiyatını içeren teklif mektubunun bir şekilde değerlendirmeye alınmasını ve ihalede en düşük teklifin fiili işleyen tarafından verilmesinin sağlanmasına ve bu şekilde haksız rekabet ortamı oluşturulmasına yönelik olarak, yasak fiil ve davranışın bulunduğuna ilişkin kuvvetli bir karine teşkil ettiği; aynı teklif zarfı içerisinde sunulan birden fazla teklif mektubundan birinin ihale komisyonu tarafından geçerli kabul edilmesi durumunda, ihaleye katılan isteklilerin tereddüde düşeceği, bu türden bir rekabet ihlalinde bulunan istekli ile ihale komisyonu üyeleri arasında anlaşma olduğu izlenimi uyandıracağı, ihale komisyonuna olan güvenin azalmasına neden olacağı, birden fazla teklif mektubu verilmesinin ihalede rekabeti ve ihale kararını olumsuz etkileyeceğinin kuşkusuz olduğu; dolayısıyla, ekinde birim fiyat teklifi cetveli bulunup bulunmadığına bakılmaksızın, teklif zarfında yetkili kişi tarafından kaşelenip imzalanmış iki adet fiyat teklifi sunan başvuru sahibi şirketin rekabeti bozucu davranışı ile diğer isteklileri tereddüte düşürdüğü anlaşıldığından, ihale komisyonunun güvenirliğini korumak adına bu teklifi değerlendirme dışı bırakmasının ve akabinde söz konusu eylem, yasak fiil ve davranışlardan olduğundan, davacı şirket ve hakim ortağı hakkında ihalelere katılmaktan yasaklama kararı verilmesinin, 4734 sayılı Kanun'un 17. maddesinin (b) bendinde yer alan düzenlemenin amacına uygun bulunduğu; Uyuşmazlık 4734 sayılı Kanun'un 17. maddesinin (d) bendi yönünden incelendiğinde; fiyatın teklifin esaslı unsuru olduğu, ihale dokümanında teklif mektubu ile birlikte sunulması zorunlu kılınan teklif eki bilgi ve belgelerde eksiklik olmasının, değerlendirme dışı bırakılma nedeni olmakla birlikte, ihaleye geniş anlamda "teklif verilmiş" olması durumunu değiştirmediği; bu itibarla, teklif zarfı içerisinde, yetkili kişi tarafından kaşelenip imzalanmış iki adet birim fiyat teklif mektubu sunulmasının, 4734 sayılı Kanun'un 17. maddesinin (d) bendinde yasaklanan birden fazla teklif vermek fiilinin işlendiğine karine kabul edilmesi gerektiği; nitekim, ortada aynı istekli tarafından verilmiş iki ayrı fiyat teklifi bulunduğu; ihale konusu işe birden fazla fiyat teklifi verilmek suretiyle, fiyat üzerinden yapılacak olan yarışma ve rekabetin bozulmuş olduğu; tüm bu değerlendirmeler ışığında, davacı şirketin eyleminin 4734 sayılı Kanun'un 17. maddesinin (b) ve (d) bendi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden, söz konusu eylemleri nedeniyle davacı şirket ve hakim ortağının bir yıl süreyle ihalelere katılmaktan yasaklanmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı, bu yönde verilen idare mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun belirtilen gerekçelerle reddedilmesi gerektiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ısrar kararının, Dairenin bozma kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ısrar kararının hukuka ve usule uygun bulunduğu, davacılar tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen sebeplerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı, istemlerin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ısrar kararının esasının incelenmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY: Milli Eğitim Bakanlığı İnşaat ve Emlak Dairesi Başkanlığı tarafından 17/07/2019 tarihinde "AB Mali İmkân Kaps FRİT Fonu Bünyesinde KfW Yürütücülüğü ile Kriz Zamanlarında Herkes İçin Eğt Prj Çerçevesinde GKAS Eğt AltYapısını Dstk Amacı ile Gaziantep ilinde Toplam 5 Adet Betonarme Eğt Binasının Yapımı" ihalesi ilan edilmiştir. Davacı şirket tarafından, TCDD 7. Bölge Müdürlüğünce 22/09/2022 tarihinde 4734 sayılı Kanun'un 3. maddesinin (g) bendi uyarınca açık ihale usulüyle gerçekleştirilen "Ses Kayıt Cihazı Kesintisiz Güç Kaynağı (UPS) ve Sinyalizasyon İşi Ölçü Aletleri Alım İşi" ihalesinin Online UPS ve IP tabanlı telsiz ses kayıt cihazı alımına ilişkin 1. kısmına, 139.600,00-TL ve 138.900,00-TL bedel içeren iki teklif mektubu sunulmuştur. 139.600,00-TL'lik teklif mektubuna ait birim fiyat teklif cetveli teklif zarfı içerisinde yer alırken diğer teklife ait birim fiyat teklif cetveli teklif zarfı içerisinde yer almamıştır. İdare tarafından "birden fazla teklif vermek" fiili olarak değerlendirilen bu durum nedeniyle, 4734 sayılı Kanun'un 17. maddesinin (d) bendi ve 58. maddesi gereğince davacı şirket ile davacı şirketin yarıdan fazla hissesine sahip ortağı olan diğer davacının 1 (bir) yıl süreyle tüm kamu kurum ve kuruluşlarının ihalelerine katılmaktan yasaklanması kararına yönelik olarak temyizen bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun'un 19. maddesiyle değiştirilen "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 1. fıkrasında, idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabileceği hükme bağlanmış; 6. fıkrasında, bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu hükmüne yer verilmiştir. Anılan Kanun'un 6545 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle değiştirilen "Temyiz" başlıklı 46. maddesinde, "Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir: (...) d) Belli bir ticari faaliyetin icrasını süresiz veya otuz gün yahut daha uzun süreyle engelleyen işlemlere karşı açılan iptal davaları (...) " kuralına yer verilmiştir. Aynı Kanun'un 48. maddesinin 6. fıkrasında, temyizin, kesin bir karar hakkında olması halinde kararı veren merciin, temyiz isteminin reddine karar vereceği; 7. fıkrasında, temyizin kesin bir karar hakkında olduğunun anlaşıldığı hâllerde, 6. fıkrada sözü edilen kararın, dosyanın gönderildiği Danıştayın ilgili dairesi ve kurulunca kesin olarak verileceği hükme bağlanmıştır. 2577 sayılı Kanun'a 6545 sayılı Kanun'un 27. maddesiyle eklenen Geçici 8. maddenin 1. fıkrasında, ivedi yargılama usulü hariç olmak üzere bu Kanunla idari yargıda kanun yollarına ilişkin getirilen hükümlerin, 2576 sayılı Kanun'un, bu Kanunla değişik 3. maddesine göre kurulan bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta göreve başlayacakları tarihten sonra verilen kararlar hakkında uygulanacağı, bu tarihten önce verilmiş kararlar hakkında, kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan kanun yollarına ilişkin hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir. Adalet Bakanlığı tarafından 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan "Bölge Adliye Mahkemeleri ve Bölge İdare Mahkemelerinin Tüm Yurtta Göreve Başlayacakları Tarihe İlişkin Karar" ile, Bölge İdare Mahkemelerinin 20/07/2016 tarihinde tüm yurtta görevlerine başlayacakları ilan edilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Uyuşmazlıkta, ihalelere katılmaktan yasaklama işleminin iptali istemiyle açılan dava sonucunda, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile ... Bölge İdare Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere davanın reddine karar verildiği, davacılar tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine de ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile istinaf başvurusunun reddine "temyiz yolu açık" olarak karar verildiği, davacılar tarafından temyiz başvurusunda bulunulması üzerine Danıştay Onüçüncü Dairesinin 29/04/2024 tarih ve E:2024/837, K:2024/1854 sayılı kararıyla ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararının bozulmasına karar verildiği, ancak ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı "temyiz yolu açık" olarak verdiği ısrar kararı sonrası temyiz başvurusunda bulunulduğu görülmektedir. Bu itibarla, uyuşmazlığın hem ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince hem de Danıştay Onüçüncü Dairesince "temyiz yolu açık bir uyuşmazlık" olarak nitelendirilmek suretiyle, İstinaf Dairesinin ısrar kararına yönelik temyiz talebinin, incelenmesi için Kurulumuza gönderildiği anlaşılmaktadır. Bu bağlamda, öncelikle ihaleden yasaklama işlemlerine karşı açılan davalarda İstinaf Dairesince verilen kararlara karşı temyiz yolunun açık olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinde 18/04/2014 tarih 6545 sayılı Kanun'un 19. maddesiyle yapılan değişiklik ile getirilen istinaf sistemi ile birlikte idari yargılama usulünde iki ve üç dereceli yargılama sistemi öngörülerek, idari davaların kural olarak iki dereceli, 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinde tahdidî olarak sayılan uyuşmazlıkların ise üç dereceli olarak inceleneceği kural altına alınmıştır. Bu itibarla, idari yargılama usulünde kanun yollarıyla ilgili olarak yukarıda aktarılan düzenlemelere göre; ivedi yargılama usulüne tâbi olan işlemlerden doğan uyuşmazlıklara ilişkin ilk derece mahkemelerince verilen kararlara karşı, karar tarihine bakılmaksızın temyiz kanun yoluna, bunların dışında kalan uyuşmazlıklarla ilgili olarak 20/07/2016 tarihinden sonra verilen kararlara karşı kural olarak istinaf kanun yoluna, 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinde tahdidî olarak sayılan uyuşmazlıklarla ilgili kararlara karşı ise istinaf kanun yolundan sonra temyiz kanun yoluna başvurulabilmesi mümkündür. Bu doğrultuda, Danıştayın temyiz mercii olarak görev alanına giren konular 2577 sayılı Kanun'da sayılmak suretiyle belirlendiğinden anılan Kanun'da sayılmayan uyuşmazlıklar ile ilgili davaların Danıştayda temyizen incelenme olanağı bulunmamaktadır. Öte yandan, 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinde ivedi yargılama usulüne tabi olduğu öngörülen ihale işlemlerine ilişkin ilk derece kararların istinaf kanun yoluna değil, temyiz kanun yoluna tabi olduğu, ihaleden yasaklama işlemlerinin ise ivedi olmadığı açıkça belirtilmiştir. Anılan Kanun'da temyize tabi uyuşmazlıklar sayılırken de, ivedi yargılamaya tabi olmadığı açıkça belirtilen ihaleden yasaklama işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar, temyizen Danıştaya başvurulabilecek uyuşmazlıklar arasında sayılmamıştır. Bu noktada, ihaleden yasaklama işlemlerinin, Kanun'un 46. maddesinde sayılan "belirli bir ticari faaliyetten men işlemleri" kapsamında görülerek temyize tabi uyuşmazlıklar kategorisine dahil edilip edilemeyeceğinin de değerlendirilmesi gerekmektedir. 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinin (d) bendinde, “Belli bir ticari faaliyetin icrasını süresiz veya otuz gün yahut daha uzun süreyle engelleyen işlemlere karşı açılan iptal davaları” hakkında verilen kararların, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebileceği kuralı yer almaktadır. Madde metninde yer alan "belli bir ticari faaliyetin icrası" ibaresindeki "belli" ifadesiyle ticari faaliyetin niteliğine ve kapsamına vurgu yapılarak belli bir alanda gösterilen faaliyetlerin kastedildiği anlaşılmaktadır. Maddenin bir üst fıkrasında da, belli bir meslekten çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davaları da temyiz yolu açık olan uyuşmazlıklar arasında sayılarak, serbest meslek mensupları yönünden de "belli bir" ifadesiyle, serbest mesleğin niteliğine ve kapsamına vurgu yapılmaktadır. Ancak, bir ticari faaliyetin niteliksel ve yer olarak belli bir kısmının da idari işlemler ile men edilmesinin mümkün olduğu hallerde, bu duruma ilişkin uyuşmazlıkların da madde kapsamında olduğu açıktır. Konu bu bağlamda ele alındığında, söz konusu kuralda, “belli bir ticari faaliyetin icrasının” engellenmesinden bahsedilmesine karşın, kamu ihalelerine katılmaktan yasaklama işlemi, ihale sürecini bozmaya yönelik fiil veya davranışlarda bulunan gerçek ya da tüzel kişilerin belli bir süre ve yalnızca kamu ihalelerine katılmasının engellenmesi durumunu ifade etmektedir. İhaleden yasaklama işlemleri ile belli bir ticari faaliyetten men işlemlerinin tipiklik olarak da birbirinden farklı olduğu, ihale mevzuatına bakıldığında da yasaklama işlemlerinin doğrudan doğruya kişiyi muhatap alacak şekilde öngörüldüğü, yasaklama işlemi ile ilgilinin ihalelere girmesinin belirli bir süre boyunca engellendiği, başka bir ifadeyle ticari faaliyetin tamamının veya bir kısmının engellenmesinin amaçlanmadığı, ilgilinin yalnızca kamu ihalelerine katılmaktan mahrum bırakıldığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda ticari işletmelere, ana sözleşmelerinde yazılı olan iştigal konuları dışında da faaliyette bulunabilme imkânı tanındığından ve ihalelere katılmaktan yasaklanma, doğrudan ticari faaliyetin icrasını kısmen veya tamamen engelleme sonucunu doğurmadığından, ihalelere katılmaktan yasaklanan ticari işletmelerin, yasaklılık süresi içerisinde, özel hukuk tüzel kişilerinin açtıkları ihalelere katılabilmelerine ya da aynı ve/veya farklı alanlarda başkaca ticari faaliyetler icra edebilmelerine hukuken bir engel bulunmamaktadır. Bu itibarla, 2577 sayılı Kanun'un gerek istinaf sisteminin idari yargılama usulüne dahil olmasının ardından temyize tabi uyuşmazlıkların sayıldığı 46. maddesinde ihaleden yasaklama işlemlerine ilişkin uyuşmazlıkların sayılmaması, gerekse ihaleden yasaklama işlemlerinin anılan maddede belirtilen "belirli bir ticari faaliyetin icrasını süresiz veya otuz gün yahut daha uzun süreyle engellenmesi"ne ilişkin uyuşmazlıklarla tipiklik olarak örtüşmemesi karşısında, ihaleden yasaklama işlemlerine karşı açılan davalar istinaf incelemesiyle kesinleşecek olup, bu davalarda temyiz kanun yoluna başvurulamayacaktır. Nitekim, Danıştay Onüçüncü Dairesinin de istinaf kanun yolunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ihaleden yasaklama işlemlerine karşı açılan davaların istinaf incelemesi ile kesinleşeceği ve bu davalara karşı temyiz yoluna başvurulamayacağı gerekçesiyle temyiz isteminin incelenmeksizin reddi yönünde kararlar verdiği görülmektedir. Örneğin, anılan Dairenin "kamu ihalelerine katılmaktan yasaklama işlemi"ni "belli bir ticari faaliyetin icrasının engellenmesi" kapsamında değerlendirmediği ve temyiz isteminin incelenmeksizin reddi yönündeki 18/10/2017 tarih ve E:2017/2348, K:2017/2598; 13/03/2019 tarih ve E:2019/871, K:2019/765; 25/06/2019 tarih ve E:2019/2142, K:2019/2233 sayılı kararları bu görüşü yansıtmaktadır. Ancak daha sonra, anılan Dairenin 05/12/2019 tarih E:2019/4037, K:2019/4144 sayılı kararında, ihaleden yasaklama işlemlerine ilişkin davalarda, istinaf başvurusu üzerine verilen kararların kesin olduğu ve bu kararlara karşı temyiz kanun yoluna başvurulamayacağı yönündeki Daire kararlarının yeniden değerlendirilmesi amacıyla Dairelerinin tüm üyelerinin katılımıyla 05/12/2019 tarihinde yapılan toplantıda oybirliğiyle "içtihat değişikliği"ne gidildiği ve anılan toplantıda, "ihale işlemleri ve ihalelerden yasaklama kararları belirli bir ihale sürecine dayalı olarak tesis edilen idarî işlemler olmakla birlikte, ihale işlemlerine karşı açılan davalarda ivedi yargılama usulü uygulandığından, İdare Mahkemesi kararları doğrudan temyiz incelemesine tâbi tutulurken; ivedi yargılama usûlüne tabi olmayan ihaleden yasaklama kararlarına yönelik davalarda verilen İdare Mahkemesi kararlarının istinaf incelemesi neticesinde kesinleşmesi, aynı ihaleye yönelik ve aynı sebebe dayalı olarak tesis edilen idarî işlemler hakkında Danıştayca varılan sonuçlar ile istinaf incelemesi neticesinde varılan sonuçların birbirinden farklı olmasına yol açacağından, bu durumun yargı kararlarında yeknesaklık sağlanmasını da engelleyeceği" gerekçeleriyle kamu ihalelerine katılmaktan yasaklamaya yönelik işlemlerin "belli bir ticarî faaliyetin icrasını süresiz veya otuz gün yahut daha uzun süreyle engelleyen idarî işlemler" kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığı belirtilerek temyiz incelemesi yapıldığı görülmektedir. İhale işlemlerine karşı açılan davalar ivedi yargılama usulüne ve temyize tabi iken, ivedi yargılama usûlüne tabi olmayan ihaleden yasaklama kararlarına yönelik davalarda verilen İdare Mahkemesi kararlarının istinaf incelemesi neticesinde kesinleşmesinin, aynı ihaleye yönelik ve aynı sebebe dayalı olarak tesis edilen idarî işlemler hakkında Danıştayca varılan sonuçlar ile istinaf incelemesi neticesinde varılan sonuçların birbirinden farklı olmasına yol açacağı şeklindeki Dairenin içtihat değişikliği gerekçesinde belirtilen sakınca, idari yargılama usulümüzdeki "bekletici mesele" veya "bağlantılı dava" gibi müesseselerle çözüme kavuşturulabileceğinden söz konusu gerekçeye itibar edilmemiştir.
Bu itibarla, TCDD 7. Bölge Müdürlüğünce 22/09/2022 tarihinde gerçekleştirilen "Ses Kayıt Cihazı Kesintisiz Güç Kaynağı (UPS) ve Sinyalizasyon İşi Ölçü Aletleri Alım İşi" ihalesine katılan davacı şirket tarafından birden fazla teklif mektubu sunulduğundan bahisle 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 17. maddesinin (d) bendi ve 58. maddesi uyarınca davacı şirket ile davacı şirketin yarıdan fazla hissesine sahip ortağı olan diğer davacının 1 (bir) yıl süreyle tüm kamu kurum ve kuruluşlarının ihalelerine katılmaktan yasaklama kararı verilmesine ilişkin işleme karşı açılan dava, 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesi kapsamında temyize tabi bir uyuşmazlık olarak değerlendirilemeyeceğinden, Bölge İdare Mahkemesince istinaf başvurusu üzerine verilen kararın kesin nitelikte olduğunu kabul etmek gerekmektedir. Buna göre, dava konusu uyuşmazlıkta ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince kesin olarak karar verilmesi gerekirken, ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda temyiz kanun yoluna başvurulabileceğinin belirtilmiş olmasında ve Danıştay Dairesi tarafından sözü edilen kararın temyize tabi bir karar olduğu kabul edilmek suretiyle temyiz incelemesi yapılmasında hukuki isabet yoktur. Bu bağlamda, istinaf incelemesi üzerine kesinleşen kararlar aleyhine temyiz isteminde bulunulması hukuken mümkün olmadığından, ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının da temyizen incelenme olanağı bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 48. maddesinin 6. fıkrası uyarınca davacıların temyiz istemlerinin reddine, 2. Bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 24/04/2025 tarihinde kesin olarak, oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY X- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre; mahkemeye erişme hakkı sadece ilk derece mahkemesinde dava açma hakkını değil, eğer iç hukukta itiraz, istinaf veya temyiz gibi kanun yollarına başvurma imkânı tanınmış ise üst mahkemelere başvurma hakkını da içermektedir (AİHM Kararı, Bayar ve Gürbüz/Türkiye, B. No: 37569/06, 27/11/2012, § 42). Mahkemeye erişme hakkının yasal birtakım şartlara tabi tutulması kabul edilebilir olsa da, mahkemelerin, usûl kurallarını, uyuşmazlığın esasında mündemiç hakkı ihlâl edecek kadar katı ve bu kuralları ortadan kaldıracak kadar da geniş yorumlamaktan kaçınmaları gerekmektedir (AİHM Kararı, Walchli/Fransa, B. No. 35787/03, § 29). Usûl kurallarının, hukukî güvenliğin sağlanması ve yargılamanın düzgün bir şekilde yürütülmesi sonucunda adaletin tecellî etmesine hizmet etmek yerine, bir çeşit engel hâline gelmeleri durumunda mahkemeye erişim hakkı ihlâl edilmiş olacaktır (AİHM Kararı, Efstathiou ve Diğerleri/Yunanistan, B. No: 36998/02, § 24). Bu itibarla, mahkemeye erişme hakkı, temyiz yoluna başvurma hakkını da kapsadığından, 2577 sayılı İdarî Yargılama Usûlü Kanunu'nun temyize tâbi davaları düzenleyen 46. maddesinin temyiz yoluna başvuru haklarını daraltan şekilde katı yorumlanmaması gerekmektedir. 2577 sayılı Kanun'un "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin altıncı fıkrasında, bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu; "Temyiz" başlıklı 46. maddesinin (d) bendinde, belli bir ticarî faaliyetin icrasını süresiz veya otuz gün yahut daha uzun süreyle engelleyen işlemlere karşı açılan iptal davalarının Danıştay'da temyiz edilebileceği kurala bağlanmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "Ticarî işler" başlıklı 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticarî işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticarî işlerdendir." kuralına yer verildiğinden bir ticarî işletmenin gelir sağlama amacına yönelik bütün faaliyetlerinin, kural olarak, "ticarî faaliyet" kapsamında olduğu açıktır. "Kamu ihalelerine katılmaktan yasaklama" işlemlerinin, 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinin (d) bendi kapsamında temyize tabi bir uyuşmazlık niteliği taşıyıp taşımadığı hususu ile ilgili olarak; anılan düzenlemede, bir ticarî faaliyetin icrasının engellenmesi bakımından kısmen veya tamamen şeklinde bir ayrım yapılmadığı; "belli" ibaresinin, bir ticarî faaliyetin hem bütününü hem de belirli bir kısmını ifade ettiği; dolayısıyla bir ticarî faaliyetin yerine getirilmesini engellemeye yönelik işlemin, ticarî faaliyetin icrasının kısmen engellenmesine yönelik olabileceği gibi, tamamen engellenmesi yönünde de olabileceği; kamu ihalelerine katılmanın bir ticarî faaliyetin icrası kapsamında olduğu ve ihalelerden yasaklama işleminin "belli" bir ticarî faaliyetin icrasını engellediği; en az 6 aylık bir süre için tesis edilen kamu ihalelerine katılmaktan yasaklama işleminin, gerek belli bir ticarî faaliyetin engellenmesi gerekse engellemenin süresi bakımından belli bir ticarî faaliyetin icrasını 30 gün veya daha uzun süreli olarak engelleyen işlemlerin temyiz kanun yoluna tâbi olduğuna ilişkin söz konusu düzenlemenin kapsamı dâhilinde olduğu görülmektedir. Diğer yandan, ihale işlemleri ve ihalelerden yasaklama kararları belirli bir ihale sürecine dayalı olarak tesis edilen idarî işlemler olmakla birlikte, ihale işlemlerine karşı açılan davalarda ivedi yargılama usulü uygulandığından, İdare Mahkemesi kararları doğrudan temyiz incelemesine tâbi tutulurken; ivedi yargılama usûlüne tabi olmayan ihaleden yasaklama kararlarına yönelik davalarda verilen İdare Mahkemesi kararlarının istinaf incelemesi neticesinde kesinleşmesi, aynı ihaleye yönelik ve aynı sebebe dayalı olarak tesis edilen idarî işlemler hakkında Danıştayca varılan sonuçlar ile istinaf incelemesi neticesinde varılan sonuçların birbirinden farklı olmasına yol açacağından, bu durumun yargı kararlarında yeknesaklık sağlanmasını da engelleyeceği açıktır. Açıklanan nedenlerle, davacıların temyiz istemi hakkında esas incelemesi yapılarak karar verilmesi gerektiği görüşüyle, karara katılmıyoruz.