Danıştay · Danıştay
Danıştay 2025/1059 E. 2025/1457 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2025/1059
- Karar No
- 2025/1457
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2025/1059 Karar No : 2025/1457
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF : I-(DAVALILAR): 1-... VEKİLİ : Av. ...
2-... Kurumu VEKİLİ : Av. ...
II-DAVALILAR YANINDA MÜDAHİL: ... Enerji Elektrik Üretim AŞ VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 13/02/2025 tarih ve E:2024/5867, K:2025/603 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Burdur ilinde kurulacak ... I-II HES yardımcı kaynak GES elektrik üretim tesisi için gerekli olan ve ekli listede bulundukları yer ile ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmazların, tapuda Hazine adına tescil edilmek üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 25/11/2023 tarih ve 32380 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 24/11/2023 tarih ve 7867 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının Burdur ili, Ağlasun ilçesi, ... Köyü, ... ada ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 13/02/2025 tarih ve E:2024/5867, K:2025/603 sayılı kararıyla; Davalı idarelerin davada süre aşımı bulunduğu yönündeki itirazları yerinde görülmemiş, Anayasa'nın 35. maddesi; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Ek 1 Nolu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesi; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3., 5., 6. ve 27. maddeleri; 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 19. maddesi ile 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun "Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı" başlıklı 13. maddesine yer verilerek, Anayasa ve 2942 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, idarelerin, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı çerçevesinde ya da onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine dayanılarak, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırmaları; hatta 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde, anılan Kanun'da ayrı bir usul olarak öngörülen acele kamulaştırma yöntemine de başvurulabilmelerinin mümkün olduğu, 2942 sayılı Kanun'da, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usulün düzenlendiği, Olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisinin bulunmadığı, Acele kamulaştırma usulünün ise 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, o taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir usul olarak öngörüldüğü, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller” bakımından, Kanun'da açık bir acelelik haline yer verilmediğinden, maddede öngörülen diğer iki koşuldan bağımsız şekilde, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirileceği, Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerektiği, Dolayısıyla, acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararlarının da kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin; diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiğinin açık olduğu, Yer verilen açıklamalar çerçevesinde, dava konusu acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı'nın "kamu yararı" ve "acelelik hali" ölçütleri yönünden ayrı ayrı inceleneceği, Dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlığa konu taşınmazın kamulaştırılmasında malik ile uzlaşma sağlanamadığı, olağan kamulaştırma sürecinde kamulaştırma işlemlerinin ortalama olarak 2,5-3 yıl içerisinde tamamlanabildiği, bu durumun enerjide dışa bağımlı olan Ülkemizde projelerin hayata geçirilmesinde gecikmelere sebebiyet verdiği ve Ülkemizde hızla artan enerji talebinin karşılanması sürecinde enerji arz güvenliğinin sağlanmasını olumsuz etkilediği, projede bir an evvel yatırıma başlanabilmesi için uyuşmazlığa konu taşınmazın acele kamulaştırılmasına karar verildiğinin anlaşıldığı, Tarım arazisi olan uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin Burdur Valiliğinin 04/01/2023 tarihli oluru ile tarım dışı kullanım izninin verildiğinin anlaşıldığı, Öte yandan, ülkemizin enerji ihtiyacının hızla artış gösterdiği dikkate alındığında enerji ihtiyacının karşılanması amacıyla inşa edilecek iletim sistemleri için ihtiyaç duyulan taşınmazların temininde, enerjinin tüketim noktalarına ulaştırılmasında gecikmeye yol açılmaması hususu dikkate alındığında kamu yararı ile acelelik halinin bulunduğu, Bu durumda; artan enerji ihtiyacının bir an önce karşılanabilmesi ve enerji arzının kesintisiz, sürekli biçimde sağlanabilmesi gerekliliği, enerji arz güvenliğinin sağlanmasının önemi ile ülkemizin başta elektrik enerjisi olmak üzere, enerji arzına olan ihtiyaç durumu, somut olayda olduğu gibi üretilen enerjinin tüketim noktalarına kaliteli, hızlı ve güvenli şekilde ulaştırılmasında gecikmeye yol açılmamasının amaçlandığı dikkate alındığında, dava konusu edilen acele kamulaştırma kararının dayanağı olan anılan enerji projesinde kamu yararı bulunduğu açık olup, enerji projesinin bir an önce tamamlanması amacıyla yapılacak kamulaştırmada acelelik halinin de bulunduğu sonucuna varıldığından, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, acele kamulaştırma kararında, dava konusu taşınmazın kamulaştırılmasında acelelik halinin, üstün kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasını gerektiren halin belirtilmediği; ... Enerji Elektrik Üretim Anonim Şirketine verilen üretim lisansı kapsamında kurulan HES üretim tesislerine, yardımcı GES kaynak üretim tesislerinin kurulmasında, halihazırda aynı bölgede HES bulunması nedeniyle, zorunluluk ve acelelik halinin bulunmadığı, salt yardımcı kaynak sağlamak amacıyla girişimde bulunulması nedeniyle, olağanüstü bir kamulaştırma usulü olan acele kamulaştırma uygulamasında hukuki yarar ve acelelik unsurunun bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmuş, müdahil tarafından ise savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Acele kamulaştırma, olağanüstü bir kamulaştırma usulü olup, istisnai durumlarda uygulanacak bir yöntem olduğundan, acelelik halinin bulunduğunun saptanması halinde acele kamulaştırması zorunlu bulunan taşınmazlara yönelik gerekli tespitler yapılıp sebepleri de belirtilmek suretiyle başvuruda bulunulması, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında bu yöntemin uygulanma gerekçesinin, olağanüstü durumların, bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının, kamu düzeninin korunmasını gerektiren hallerin somut olarak ortaya konulması ve başvuruda bulunulan taşınmazlara yönelik inceleme yapılarak koşulların gerçekleşmesi halinde Cumhurbaşkanınca 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca aceleliğine karar verilmiş olan taşınmazlara yönelik olarak acele kamulaştırma işlemlerinin yürütülmesi gerekmektedir. Davaya konu taşınmazı da kapsayan alanda ... I-II HES yardımcı kaynak GES elektrik üretim tesisi yapımının öngörülmesi üzerine proje kapsamında kalan taşınmazların acele kamulaştırma usulü ile kamulaştırılmasına karar verildiği anlaşılmakta ise de; ana kaynak "... I-II HES" üretim tesisinin halihazırda faaliyette olduğu dikkate alındığında, yardımcı kaynak GES elektrik üretim tesisinde acelelik hali bulunmadığı gibi Cumhurbaşkanı Kararı'nda 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan olağanüstü durumların ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının da somut olarak ortaya konulamadığı görülmektedir. Bu durumda, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen şartların gerçekleşmediği anlaşıldığından dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığından, temyiz isteminin kabulü ile dava konusu işlemin uyuşmazlık konusu taşınmaza ilişkin kısmının iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 13/02/2025 tarih ve E:2024/5867, K:2025/603 sayılı kararının ONANMASINA, 3.Kesin olarak, 02/07/2025 tarihinde, oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY X- Anayasa'nın 35. maddesinde; "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Ek 1 Nolu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde; "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesinde, 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu'nun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, bu Kanun'un 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktarın, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu hükmü kurala bağlanmıştır. Yukarıda yer verilen mevzuat düzenlemelerine göre, özel mülkiyet hakkının, korunması gereken temel insan hakları arasında yer aldığı, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verildiği, bu düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahalelerin olabileceğinin öngörüldüğü, ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Bu açıdan, kamu gücü kullanılarak özel mülkiyetteki taşınmazların kamu eline geçirilmesini ifade etmesi anlamında kamulaştırmanın yargısal incelemesinde, mülkiyet hakkına söz konusu müdahalede anılan hükümler çerçevesinde kamu yararının varlığının, kanuni düzenleme gereğinin ve orantılılık noktasında adil dengenin sağlanıp sağlanmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Anayasa'da herkesin, mülkiyet hakkına sahip olduğu ancak bu hakkın kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği ifade edilmiştir. Yine ülkemizin taraf olduğu İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nin Ek 1 Nolu Protokolü'yle, mülkiyet hakkı bir insan hakkı olarak kabul edilmiş ve bu hakkın orantılılık ilkesi çerçevesinde kamu yararı gözetilerek sınırlandırılabileceği ifade edilmiştir. Bu hükümlerden hareketle, bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yoluyla kaldırılmasının ancak kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlı olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca, acele kamulaştırma, olağanüstü bir kamulaştırma usulü olup istisnai durumlarda uygulanacak bir yöntemdir. Bu nedenle, acelelik halinin bulunduğunun saptanması halinde acele kamulaştırılması zorunlu bulunan taşınmazlara yönelik gerekli tespitler yapılıp sebeplerin de somut olarak belirtilmesi suretiyle uygulanmalıdır. Olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında bu yöntemin uygulanması halinde uygulanma gerekçesinin, olağanüstü durumların, bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının, kamu düzeninin korunmasını gerektiren hallerin somut olarak ortaya konulması suretiyle acele kamulaştırma işlemlerinin yürütülmesi gerekmektedir. Bu kapsamda uyuşmazlıkta; ... Enerji Elektrik Üretim AŞ'ye, Burdur ili Ağlasun ilçesi ve Isparta ili Eğirdir ilçesinde kurulu ve işletmede olan "... I-II HES" üretim tesisi için 06/09/2010 tarihli üretim lisansı verilmiş, söz konusu üretim lisansına konu üretim tesisinin yatırım çalışmaları tamamlanarak, 30/06/2014 tarihinde tamamen işletmeye alınmıştır. Şirket tarafından üretim lisansının kurulu gücünün tadil edilerek, lisansa konu tesisin birden çok kaynaklı elektrik üretim tesisine dönüştürülmesi talebi üzerine gerekli işlemler tesis edilerek, davaya konu taşınmazı da kapsayan alanda ... I-II HES yardımcı kaynak GES elektrik üretim tesisi yapımının öngörülmesi üzerine proje kapsamında kalan taşınmazların acele kamulaştırma usulü ile kamulaştırılmasına karar verildiği anlaşılmakta ise de; ana kaynak "... I-II HES" üretim tesisinin halihazırda faaliyette olduğu dikkate alındığında, yardımcı kaynak GES elektrik üretim tesisinde acelelik hali bulunmadığı gibi Cumhurbaşkanı Kararı'nda 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan olağanüstü durumların ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının da somut olarak ortaya konulamadığı görülmektedir. Bu durumda, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen şartların gerçekleşmediği anlaşıldığından dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile davanın reddi yolundaki Daire kararının bozularak, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.