Danıştay · Danıştay
Danıştay 2024/3005 E. 2025/988 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2024/3005
- Karar No
- 2025/988
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/3005 Karar No : 2025/988
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...Derneği VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1-... 2- ... Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onikinci ve Onuncu Daireleri Müşterek Kurulunun 07/05/2024 tarih ve E:2022/3220, K:2024/2223 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 26/04/2022 tarih ve 31821 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulan İyonlaştırıcı Radyasyon ve Radyonüklit Kullanılarak Sunulan Sağlık Hizmetleri Hakkında Yönetmelik'in 7. maddesinin birinci fıkrasında yer alan ''sadece'' ibaresi ile üçüncü fıkrasında yer alan ''vardiya veya nöbet şeklinde'' ibaresinin; 8. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan ''Sadece iyonlaştırıcı radyasyon kaynakları ve radyonüklitlerin kullanıldığı denetimli alanlarda'', ikinci cümlesinde yer alan ''İyonlaştırıcı radyasyon kaynağı ile'', ikinci fıkrasında yer alan ''iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı ile'', ''denetimli alanlarda'', ''bu Yönetmeliğin eki Ek-2'de yer alan 'Sağlık İzni Tablosu'nda belirtilen çalışma süresine göre'' ve üçüncü fıkrasında yer alan ''Denetimli alanlarda iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı cihazı kullanan'' ibarelerinin iptaline karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onikinci ve Onuncu Daireleri Müşterek Kurulunun 07/05/2024 tarih ve E:2022/3220, K:2024/2223 sayılı kararıyla; 25/04/2022 tarih ve 5530 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla 26/04/2022 tarih ve 31821 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan dava konusu İyonlaştırıcı Radyasyon ve Radyonüklit Kullanılarak Sunulan Sağlık Hizmetleri Hakkında Yönetmelik'in, 12/04/2023 tarih ve 7077 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla 13/04/2023 tarih ve 32162 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İyonlaştırıcı Radyasyon ve Radyonüklit Kullanılarak Sunulan Sağlık Hizmetleri Hakkında Yönetmelik'in 11. maddesiyle yürürlükten kaldırılması nedeniyle davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından, davanın esası hakkında karar verilmesine yer bulunmadığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu Yönetmelik, yürürlüğe konulan yeni Yönetmelik ile yürürlükten kaldırılmış olsa da, yeni Yönetmelik'in, dava konusu Yönetmelik hükümleri ile benzer veya aynı nitelikte düzenlemelere yer verdiği; kararın karşı oy gerekçesinde de aynı hususa değinildiği; Yönetmelik hükümleri ile 3153 sayılı Kanun'a aykırı olarak hakların daraltıldığı; dava konusu Yönetmelik hükümlerinin hukuka aykırı olduğu; konuyla ilgili Nizamname'nin yürürlükten kaldırılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan derdest davanın neticesinin beklenmesinin icap ettiği belirtilerek Müşterek Kurul kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, Danıştay Onikinci ve Onuncu Daireleri Müşterek Kurulunca verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Müşterek Kurul kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin Danıştay Onikinci ve Onuncu Daireleri Müşterek Kurulunun temyize konu 07/05/2024 tarih ve E:2022/3220, K:2024/2223 sayılı kararının ONANMASINA, 3. 06/05/2025 tarihinde oyçokluğu ile kesin olarak karar verildi.
KARŞI OY
X- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1/a fıkrasında; iptal davaları, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır. İptal davaları, tarafların sübjektif durumlarından ziyade, dava konusu idari işlemin hukuka uygunluğunun denetlendiği objektif nitelikli bir dava türüdür. Bir başka ifade ile iptal davaları, idari işlemlerin hukuk kurallarına uygunluğunun denetlendiği davalardır. Bu husus hukuk terminolojisinde iptal davalarının objektif niteliği olarak ifade edilmektedir. İptal davasının objektif niteliği göz önüne alındığında; idare hukuku alanında tek taraflı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen idari işlemlerin, ancak bu idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edileceğinin kabulü zorunlu bulunmaktadır. İptal davasının amacı, hukuka aykırı idari işlemin hukuki etki ve sonucunun ortadan kaldırılması, geçersiz kılınması ve işlemin hukuksal geçerliliğine son verilmesidir. Burada sağlanmak istenen, hukuk düzeninde hukuka aykırı işlemlerin hukuki etki ve sonucunun ortadan kaldırılması sağlanarak hukuk devletinin korunmasıdır. İdare Hukuku ilkelerine göre iptal kararları, iptali istenilen işlemi, tesis edildiği tarih itibarıyla ortadan kaldırarak, işlemin tesisinden önceki hukuki durumun geri gelmesini sağlar. Bir idari işlemin hukuki irdelemesi yapıldığında, tespit edilen duruma göre hukuka uygunluğuna bağlı olarak dava konusu işlemin iptali ya da davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerekmektedir. Hukuka uygunluk denetimi yapılan işlem yönünden "karar verilmesine yer olmadığına" hükmedilmesi, usulde yeri olmayan bir uygulama olup işin esasının incelenmesi ve hukuki sonucuna göre esas hakkında bir hüküm kurulması zorunlu bulunmaktadır. Bir yönetmelik kuralına dava açıldıktan sonra, idarenin yeni yönetmelik çıkarma konusunda yetkisi bulunduğu açık olmakla birlikte, bu durum Danıştayın yargısal denetimi kapsamında bulunan yönetmelik kuralı hakkında, hukuka uygun olup olmadığı yönünden bir değerlendirme yapılmak suretiyle hukuk normunun geçerliliğine yönelik bir tespit yapılarak sonuca varılması gerekmektedir. Aksi halde, idarenin sürekli değişiklik yapmak suretiyle yeni yönetmelik yürürlüğe koyarak, mevcut yönetmeliğin yargı denetimine tabi tutulmasından kaçınılmasına neden olacaktır. Ayrıca davacılar şeklen değiştirilen her düzenlemeye karşı dava açmak zorunda bırakılarak, hak arama özgürlüğünün kullanılması da zorlaştırılacaktır. Nitekim, iptal davasının, idarenin hukuka aykırı işleminin iptali ile idarenin hukuka bağlı kalmasını sağlayan bir dava türü olduğu dikkate alındığında, yargı organlarının yapması gereken, dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla üst hukuk normlarına uygun olup olmadığının hukuksal denetimini gerçekleştirmektir. Bu durumda, davacı tarafından hukuka aykırı olduğu ileri sürülen düzenlemenin hukuka uygunluk denetimi yapılarak Müşterek Kurulca işin esası hakkında, "ret" ya da "iptal" hükmü kurulması gerekirken, temyize konu kararda, Yönetmeliğin yürürlükten kaldırıldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesinde hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz istemi kabul edilerek, temyize konu Müşterek Kurul kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.