Danıştay · Danıştay

Danıştay 2024/2269 E. 2025/1003 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2024/2269
Karar No
2025/1003
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/2269 Karar No : 2025/1003

TEMYİZ EDEN (DAVACI) :... VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) :... Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 06/06/2024 tarih ve E:2020/4937, K:2024/2444 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Kimya mühendisi olan davacının, bitki koruma ürünlerinin perakende satışının yapıldığı eşine ait şahıs işletmesinde "sorumlu yönetici" olarak istihdamına izin verilmesi istemli başvurusunun reddine ilişkin Erzincan Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nün ...tarih ve ... sayılı işleminin dayanağı olan ve 13/02/2019 tarih ve 30685 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bitki Koruma Ürünlerinin Toptan ve Perakende Satılması ile Depolanması Hakkında Yönetmeliğin 12. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "tüzel" ibaresinin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 06/06/2024 tarih ve E:2020/4937, K:2024/2444 sayılı kararıyla; Dava konusu Yönetmeliğin 12. maddesinin 1. fıkrasında 18/07/2020 tarihli Yönetmelikle değişiklik yapılmış ise de; bu değişikliğin "tüzel" ibaresine yönelik olmadığı ve dava konusu ibarenin aynen korunduğu anlaşıldığından, davanın konusuz kaldığından bahsedilemeyeceği sonucuna varılarak uyuşmazlığın esasının incelenmesine geçilmiş, Öte yandan, bakılan davanın uygulama işlemi üzerine açıldığı ve gerek davacının idareye başvurusunun gerekse uygulama işleminin yalnızca bitki koruma ürünleri bayi izin belgesine yönelik olduğu dikkate alınarak, dava konusu ibarenin "bitki koruma ürünleri bayi izin belgesi" ile sınırlı olarak incelendiği belirtilmiş, 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu'nun 18. maddesinin 1., 7. ve 13. fıkrasına, 19. maddesinin 1. ve 5. fıkrasına, 31. maddesinin 1. fıkrası ile Ek-2 sayılı ekine atıf yapılarak, 13/02/2019 tarih ve 30685 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bitki Koruma Ürünlerinin Toptan ve Perakende Satılması ile Depolanması Hakkında Yönetmeliğin 12. maddesiyle, yürürlükten kaldırılan 10/03/2011 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanmış olan Yönetmeliğin aksine, maddede sayılan unvanlardan birine sahip gerçek kişilerle birlikte, bu unvanlardan birine sahip bir kişiyi sorumlu yönetici olarak istihdam eden tüzel kişiler ile kamu kurumları ve kamu kurumu niteliğindeki kuruluşlar ve birliklere, bitki koruma ürünlerinin perakende satışını yapmak amacıyla bitki koruma ürünleri bayi izin belgesi verilmesine imkan tanındığı, Davalı idarenin, bayi izin belgesi almak için başvuru yapabilecek kişileri tespit etmek konusunda dayanak mevzuat ile kendisine tanınan takdir yetkisini, gerçek kişilerin yanı sıra teşebbüs ve çalışma hürriyetini dikkate alarak tüzel kişileri de dahil ederek kullanmasında mevzuata ve hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, Öte yandan, dava konusu Yönetmeliğe bir bütün olarak bakıldığında; bitki koruma ürünlerinin perakende satışının bitki, hayvan ve insan sağlığıyla doğrudan ilgili olduğu dikkate alınarak bayide yapılacak bütün işlemlerin bizzat izin belgesi sahibi gerçek kişinin bilgi ve tecrübelerinin katkısı ile yapılmasının amaçlandığı; tüzel kişilerin hukuk düzeninin varsaydığı soyut bir kişilik olması, somut bir varlık olmaması, tüzel kişi adına yürütülecek işlerin, organları veya istihdam ettiği personeli aracılığıyla yapılması zorunluluğunun (hukuki zaruret) bulunması nedeniyle tüzel kişi adına perakende satış hizmetinin Yönetmeliğin 12. maddesinde sayılan nitelikleri haiz sorumlu yönetici tarafından bilfiil yürütülmesi gerektiğinin düzenlendiği (m.17/1-a, m.28/1), Bu durumda, davalı idareye 5996 sayılı Kanun'la tanınan takdir yetkisinin hukuka ve kamu yararına uygun kullanıldığı, gerçek kişi ile tüzel kişi bayi arasında "sorumlu yönetici istihdamı" bakımından getirilen farklı düzenlemelerin, tüzel kişiliğin hukuki yapısından kaynaklandığı, bu nedenle farklı hukuki statüler yönünden farklı kurallar öngören düzenlemede eşitlik ilkesine aykırı bir yön de bulunmadığı sonucuna varıldığı, Başka bir ifadeyle dava konusu düzenlemeyle, bitki koruma ürünlerinin satış ve dağıtımı konusunda mesleki formasyona sahip olmayıp yalnızca bir ticari işletme (sermaye) sahibi olan gerçek kişiler adına "sorumlu yönetici" istihdam etmeleri kaydıyla bayi izin belgesi düzenlenmesi; bitki koruma ürünleri satış yetkisine sahip olan meslek mensuplarını belirleyen 5996 sayılı Kanun'un 18. maddesinin 7. fıkrası ile Ek-2 sayılı ekine, 7472 sayılı Ziraat Yüksek Mühendisliği Hakkında Kanun 'a, 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun'a, 5531 sayılı Orman Mühendisliği, Orman Endüstri Mühendisliği ve Ağaç İşleri Endüstri Mühendisliği Hakkında Kanun'a açıkça aykırı olacağı gibi kamu sağlığının korunmasına ve bitki koruma ürünlerinin güvenli bir şekilde piyasaya arzına da engel olacağı, Bu itibarla, dava konusu düzenlemenin, somut ve objektif sebeplere dayalı olarak, kamu yararı ve hizmetin gereklerine uygun şekilde tesis edildiğinin anlaşıldığı, Davacı tarafından 2006 yılından itibaren eşi adına kayıtlı işletmede "sorumlu yönetici" olarak çalıştığı, ancak dava konusu Yönetmelik'le bu hakkının elinden alınarak kazanılmış haklarına saygı gösterilmediği ileri sürülmekteyse de, dava dosyasına sunulan ve davacıya ait olan 14/03/1988 tarihli Zirai Mücadele İlaçları Bayilik Belgesi ile 18/06/2001 tarihli Zirai Mücadele Alet ve Makinaları Bayilik İzin Belgesinin incelenmesinden, anılan belgelerin davacının şahsı adına düzenlendiği, dolayısıyla davacının eşi yanında çalıştığından bahisle eşi adına kayıtlı "Teknik Tarım" adlı şahıs işletmesinde sorumlu yönetici olarak istihdamı konusunda herhangi bir izin belgesinin bulunmadığı; kaldı ki, dava konusu izin belgesini düzenleyen mülga yönetmelikler incelendiğinde, yönetmeliklerde sayılı unvanlara sahip kişileri sorumlu yönetici olarak çalıştıran gerçek kişilere bayi izin belgesi verilmesi yönünde bir düzenlemeye de yer verilmediği, Nitekim, davacı tarafından 11/09/2020 tarihinde Erzincan İl Tarım ve Orman Müdürlüğüne yapılan başvuruda, kendisine ait olan bayi izin belgesini hiçbir hak ve karşılık olmaksızın eşine kullandırdığını beyan ettiği görüldüğünden, eşine ait bayi izin belgesi bulunmadığı, bu nedenle "Teknik Tarım" isimli iş yerinde bitki koruma ürünleri satışı yapılmasının mevzuata uygun olmadığı, dolayısıyla bakılan davanın bu açıdan da dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varıldığı, Yönetmeliğin Geçici 1. maddesiyle Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce bitki koruma ürünleri bayi izin belgesi almış olan ve izin belgelerinin geçerliliği devam eden kişilerin satış yetkisinin korunduğu görüldüğünden, davacının iddiasının aksine, bahse konu işletmeyi tüzel kişilik kurarak sorumlu yönetici sıfatıyla işletmek yerine geçici madde kapsamındaki belgesini Yönetmelik şartlarına uyarlayıp işletmeyi kendi adına devralmak suretiyle işletebileceği de açık olduğundan davacının kazanılmış haklarının korunmadığı yönündeki iddiasına da itibar edilmediği, Bu durumda, dayanağı 5996 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak, davalı idareye verilen yetki çerçevesinde getirilen dava konusu Yönetmelik düzenlemesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından; dava konusu düzenleme ile öncesinde "sorumlu yönetici" niteliğinde bir görev yapan davacının kazanılmış haklarının ihlal edildiği, Yönetmelik hükmü ile çalışma hak ve hürriyetine kısıtlama getirilmesinin hukuka aykırı olduğu, tüzel kişi ticari işletmesi ile gerçek kişi ticari işletmesi arasında yapılan ayrımın eşitlik ilkesine aykırı olduğu, eksik ve hatalı değerlendirmeye dayalı yargı kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 06/06/2024 tarih ve E:2020/4937, K:2024/2444 sayılı kararının ONANMASINA, 3.Kesin olarak, 07/05/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2024/2269, K. 2025/1003, T. 07.05.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2024-2269-e-2025-1003-k-0c18b491bef1