Danıştay · Danıştay
Danıştay 2024/2133 E. 2025/997 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2024/2133
- Karar No
- 2025/997
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/2133 Karar No : 2025/997
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... İletişim Hizmetleri AŞ VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurumu VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onüçüncü Dairesinin 30/04/2024 tarih ve E:2022/1925, K:2024/1932 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulunun 16/11/2021 tarih ve 2021/DK-YED/361 sayılı kararıyla onaylanan İşletmecilerin Şebekelerinde Kullanılacak Donanım ve Yazılım Yatırımlarının İncelenmesi ve Denetlenmesine İlişkin Usul ve Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair Usul ve Esaslar'ın 1. maddesi ile İşletmecilerin Şebekelerinde Kullanılacak Donanım ve Yazılım Yatırımlarının İncelenmesi ve Denetlenmesine İlişkin Usul ve Esaslar'ın (Usul ve Esaslar) 4. maddesine eklenen (j) bendinin, 2. maddesi ile Usul ve Esaslar'ın 5. maddesine eklenen 5. fıkranın, 3. maddesi ile Usul ve Esaslar'ın 6. maddesine eklenen 7. ve 8. fıkraların, 4. maddesi ile Usul ve Esaslar'ın 7. maddesinin 3. fıkrasında yapılan değişikliğin ve aynı maddeye eklenen 10., 11. ve 12. fıkraların, 5. maddesi ile Usul ve Esaslar'ın 10. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde yapılan değişikliğin, aynı fıkraya eklenen (ğ) bendinin, aynı maddeye eklenen 9. fıkranın ve söz konusu değişikliklerin kaldırılması istemiyle yapılan ... tarih ve ... sayılı başvurunun cevap verilmemek suretiyle reddine ilişkin işlemin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 30/04/2024 tarih ve E:2022/1925, K:2024/1932 sayılı kararıyla; Maddi olaya ve hukuki sürece; 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 6. maddesinin birinci fıkrasının (g), (l) ve (s) bentlerine, 59. maddesinin 1., 2.,3. ve 4. fıkralarına; bu yasal düzenlemeler dayanak alınarak çıkartılan ve Kurul'un 18/01/2017 tarih ve 2017/DK-YED/15 sayılı kararıyla onaylanan "İşletmecilerin Şebekelerinde Kullanılacak Donanım ve Yazılım Yatırımlarının İncelenmesi ve Denetlenmesine İlişkin Usul ve Esaslar"ın 1. , 2., 3. maddesine; söz konusu Usul ve Esasları'n hukuki dayanakları arasında gösterilen ve davacı şirket ile Kurum arasında imzalanan IMT-2000/UMTS Altyapılarının Kurulması ve İşletilmesi ile Hizmetlerinin Sunulmasına İlişkin İmtiyaz Sözleşmesi'nin 18. Maddesine; Usul ve Esaslar'ın diğer dayanağı olan ve davalı Kurum tarafından davacıya verilen "Sayısı Sınırlandırılmış Kullanım Hakkı Yetki Belgesi" (IMT Yetki Belgesi) eki IMT Alt Yapılarının Kurulması ve İşletilmesi ile Hizmetlerinin Sunulmasına İlişkin Hak ve Yükümlülükler Belgesi'nin 12. maddesinin 1. ve 7. fıkralarına yer verildikten sonra, Kararda aktarılan mevzuat uyarınca, İmtiyaz Sözleşmesi ve/veya Yetki Belgesinde düzenlenmeyen hususlarda davacının Kurum'un düzenlemelerine uyması gerektiği, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun elektronik haberleşme sektöründe faaliyet gösterenlerin mevzuata uymasını denetlemek ve/veya denetlettirmek, konu ile ilgili usul ve esasları belirlemek, aykırılık halinde mevzuatın öngördüğü işlemleri yapmak ve yaptırımları uygulamak görev ve yetkisinin olduğunun anlaşıldığı, Bu görev ve yetki kapsamında, İmtiyaz Sözleşmesi ve IMT Yetki Belgesi'nde yer alan şartların yerine getirilmesinin incelenmesi ve denetlenmesine yönelik olarak çıkartılan Usul ve Esaslar'ın bazı maddelerinde mevcut yükümlülüklerinin detaylandırılması için 16/11/2021 tarih ve 2021/DK-YED/361 sayılı Kurul kararıyla İşletmecilerin Şebekelerinde Kullanılacak Donanım ve Yazılım Yatırımlarının İncelenmesi ve Denetlenmesine İlişkin Usul ve Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair Usul ve Esaslar'ın onaylandığı ve işletmecilerin uyum sağlaması amacıyla bir kısım maddelerin ileriye yönelik olarak 26/10/2022 tarihinde, bir kısım maddelerin ise yayımı tarihinde yürürlüğe girdiğinin görüldüğü, Bu itibarla, Usul ve Esaslar'ın dava konusu maddelerinin hukuka uygunluk denetiminin belirtilen açıklamalar çerçevesinde yapılması gerektiği, İşletmecilerin Şebekelerinde Kullanılacak Donanım ve Yazılım Yatırımlarının İncelenmesi ve Denetlenmesine İlişkin Usul ve Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair Usul ve Esaslar'ın (Değişiklik Yapılmasına Dair Usul ve Esaslar) 1. maddesi ile "İşletmecilerin Şebekelerinde Kullanılacak Donanım ve Yazılım Yatırımlarının İncelenmesi ve Denetlenmesine İlişkin Usul ve Esaslar"ın (Usul ve Esaslar) 4. maddesine eklenen (j) bendi yönünden; Anılan düzenleme ile Usul ve Esaslar'ın 4. maddesine eklenen "Milli Haberleşme Ürünü" başlıklı (j) bendinde, "Tasarımından, geliştirilmesine ve üretim yöntemine kadar tüm ürün yaşam döngü süreçlerinin milli katkı ile geliştirildiği ve bu süreçlerin ve çıktıların milli katkıyı gösterecek şekilde belirli bir standarda göre dokümante edildiği, fikri, sınai, mülkiyet, kullanım gibi ürünün veya ürün sahibinin ya da ürün sahibinin çoğunluk hisselerine sahip ya da ürün sahibini kontrolü altında bulunduran kişi/kuruluşların diğer ülkelerde kullanılan aynı uluslararası standartlardaki diğer ürünlerinin tüm haklarının herhangi bir izne veya sınırlandırmaya tabi olmaksızın münhasıran Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre ülke sınırları içerisinde kurulmuş olan bir şirkete, kuruma, kuruluşa veya Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına ait olan ürünü,” ifadesine yer verilmek suretiyle "Milli Haberleşme Ürünü'nün tanımı yapıldığı, Olayda, dava konusu düzenleme ile Ar-Ge merkezlerince yürütülen Ar-Ge projelerinin niteliksel açıdan taşıması gereken kriterlerin belirlenmesine yönelik tanımlama yapıldığı, milli haberleşme ürünü tanımının Ar-Ge projelerinin değerlendirilmesinde dikkate alınacak bir kavram olduğu, IMT Yetki Belgesi kapsamında olmayan bir yükümlülük getirilmediği, Ar-Ge merkezlerince yürütülen projelerin sahip olması gereken niteliklerde söz konusu tanıma atıf yapıldığı, davacı şirketin raporladığı Ar-Ge merkezlerinde yürütülen Ar-Ge projelerinin, ülkemizdeki yerli ve milli üretim ekosisteminin gelişimine katkı sağlayacak şekilde yerli ürün ve/veya milli haberleşme ürünü tanımına uygun olması gerektiği, ayrıca işletmecilere bir kolaylık sağlanarak söz konusu Ar-Ge projelerinin sadece “milli haberleşme ürünü” tanımına uygun olması şeklinde bir kısıtlamaya gidilmediği ve Ar-Ge projelerinin yerli ürün tanımına uygun olmasının da tek başına yeterli görüldüğü, düzenlemenin davacının yükümlüklerini ağırlaştırıcı nitelikte olmadığı, Davacı tarafından, milli haberleşme ürünü tanımının soyut nitelik taşıdığı ileri sürülmüş ise de, milli haberleşme ürünü tanımının konunun genel ana hatlarını içerecek şekilde yapıldığı, söz konusu ürünün tespitine ilişkin detayların ve kriterlerin davalı idare tarafından daha sonra yapılacak görüşmeler sonrasında belirleneceği anlaşıldığından, bu iddianın da dava konusu tanımı kusurlandırıcı nitelikte olmadığı, Bu itibarla, elektronik haberleşme sektöründe milli üretimin geliştirilmesi ve desteklenmesi amacıyla kamu yararına uygun olarak, davalı idareye verilen görev ve yetki çerçevesinde İmtiyaz Sözleşmesi ile IMT Yetki Belgesi kapsamında getirilen "milli haberleşme ürünü" tanımında hukuka aykırılık bulunmadığı, Değişiklik Yapılmasına Dair Usul ve Esaslar'ın 2. maddesi ile Usul ve Esaslar'ın 5. maddesine eklenen 5. fıkra yönünden; Söz konusu düzenleme ile, Usul ve Esaslar'ın 5. maddesine eklenen 5. fıkrada, "İşletmecinin, her bir tedarikçi şirketin ürünlerinden doğrudan ve/veya dolaylı olarak her bir yatırım dönemi itibariyle bu Usul ve Esasların 10’uncu maddesinin üçüncü fıkrasına uygun olarak yapmış olduğu alım tutarının, ilgili dönemdeki şebekeye ve haberleşme hizmetlerine yönelik toplam yatırım tutarı içerisindeki payı %50’yi geçemez.” kuralına yer verildiği, İmtiyaz Sözleşmesi ve IMT Yetki Belgesi'nde tüm yatırımların bir tedarikçiden yapılabileceği anlamına gelen bir düzenlemenin bulunmadığı, ayrıca İmtiyaz Sözleşmesi'nin 46. maddesi ile IMT Yetki Belgesi'nin 43. maddesi uyarınca hüküm bulunmayan hallerde işletmecilerin Kurum düzenlemelerine uymasının gerektiğine yer verildiği, bu kapsamda Kurum'un görev ve yetkisi çerçevesinde, piyasada adil rekabet ortamının sağlanması, ülkedeki şebeke yatırımlarının tek bir tedarikçiden temin edilmesinin önüne geçilmesi ve tedarikçi bağımlılığının engellenmesi amacıyla dava konusu işlemin tesis edildiği, Diğer taraftan, işletmeciler tarafından kurulup işletilen mobil şebekeler süresi sonunda kamuya devredileceğinden, altyapıların % 50'den fazlasının tek bir tedarikçiden sağlanmış olmasının kamu düzeni ve milli güvenlik açısından ciddi risklere sebep olacağı, Ayrıca, davacı tarafından, "toplam yatırım" ibaresinden ne anlaşılması gerektiğinin belli olmadığı ileri sürülmüş ise de, %50 oranının her bir yatırım döneminde kapsam içi alımlara ilişkin raporlanan yatırımlara ilişkin olduğu, dava konusu kuralda da yer aldığı üzere Usul ve Esaslar'ın 10. maddesinin 3. fıkrasına uygun olarak yapılan alım tutarının anılan yükümlülük kapsamında dikkate alınacağı, Usul ve Esaslar'ın 10. maddesinin 3. fıkrasında yer alan “(3) İşletmeci, Ek-1'de yer alan tabloyu, tahdidi olmamak üzere Ek-5'te yer alan “Yükümlülük Kapsamında Kabul Edilen Yatırım Kalemleri Listesi”ni esas alarak doldurmakla yükümlüdür.” kuralı uyarınca işletmecilerin kapsam içi olarak tanımlanan listede yer alan ürünlere yapılan yatırımlarını raporlanmasının gerektiği, davacı şirketin her bir yatırım dönemi itibarıyla kapsam içi olarak Kurum'a raporladığı toplam yatırımları içerisindeki tedarikçi başına yatırım tutarlarının % 50 oranını geçmemesinin gerektiği, bu kapsamda dava konusu kuralın belirlilik ilkesine aykırı olmadığı, Davacı şirket tarafından söz konusu yükümlülüğün sadece Ar-Ge merkezi bulunan tedarikçilere getirildiği ve sektörde Ar-Ge merkezi bulunan 2 tedarikçi (... ve ...) olması nedeniyle yükümlülüğün uygulanmasının fiilen imkânsız olduğunu iddia edilmiş ise de, dava konusu kuralda yer verilen yükümlülüğün sadece Ar-Ge merkezi bulunan tedarikçilere getirildiğine yönelik herhangi bir ibareye yer verilmediği, yükümlülüğün davacı şirketin her bir yatırım dönemi bazında alım yaptığı tüm tedarikçi şirketler için geçerli olduğu, Bu itibarla, işletmecilere satın alma süreçlerinde gerekli uyum sürecinin verilmesi için 26/10/2022 tarihine kadar süre verildiği de dikkate alındığında, dava konusu kuralda hukuka aykırılık bulunmadığı, Değişiklik Yapılmasına Dair Usul ve Esaslar'ın 3. maddesi ile Usul ve Esaslar'ın 6. maddesine eklenen 7. fıkra yönünden; Anılan 3. madde düzenlemesi ile, "Usul ve Esaslar"ın 6. maddesine eklenen 7. fıkrada, "İşletmeci tarafından raporlanan yerli malı belgeli ürünler ve/veya bu ürünlerin üretim tesisleri, ürünün geliştirme sürecindeki her türlü bilgi ve belge ile yerli malı belgesi temin sürecindeki ilgili kurumlara sunulan bilgi ve belgeler Kurum ve/veya Kurumun uygun gördüğü kuruluş tarafından incelenebilir. İncelenmesi istenen ürüne ilişkin ürünün üreticisinden talep edilecek her türlü bilgi ve belgenin sağlanması ile üretim tesislerinin incelemeye açılmasından İşletmeci sorumludur." kuralının yer aldığı, Yerli malı belgesinin üreticinin kayıtlı olduğu TOBB/TESK'e bağlı oda/borsa tarafından düzenlendiği ve kontrol edildiği anlaşılmakla birlikte, dava konusu kural gereğince yerli malı ürünlere ilişkin olarak davalı idarenin ve/veya davalı idarenin uygun gördüğü kuruluş tarafından inceleme yapılabileceği, bu inceleme sonucunda yerli malı belgesini düzenleyen odaya/borsaya davalı idare tarafından yapılan tespitler ulaştırılarak yerli malı ürün belgelendirme süreçlerinin yeniden incelenmesinin talep edilebileceği, dolayısıyla davalı idarenin verilmiş olan yerli malı belgesini kabul etmemesi gibi bir durumun söz konusu olmadığı, yalnızca talep edilen bilgi ve belgelere yönelik inceleme yapılması/yaptırılması ve tespit edilen aksaklıkların odaya/borsaya iletilmesine ilişkin düzenleme yapıldığı, dava konusu kuralda yetki gasbı bulunmadığının anlaşıldığı, İmtiyaz Sözleşmesi ve IMT Yetki Belgesi'nin “Bilgi verme” başlıklı 23. maddesinin birinci fıkrasında “(1) Yönetmelik hükümlerine ilave olarak; "a) İşletmeci, Kurum tarafından istenen her türlü bilgi ve belgeyi doğru ve eksiksiz olarak ve Kurumca istenen süre içerisinde vermekle yükümlüdür.” kuralına yer verildiği, bu maddeye istinaden davacı şirketin davalı idare tarafından talep edilen her türlü bilgi ve belgeyi vermekle yükümlü olduğu, yerli malı belgeli ürün kullanma yükümlülüğünün denetimine ilişkin gerekli görülen hallerde ilgili üretici firmalardan birtakım bilgi ve belgelerin istenmesi veya bu firmaların üretim tesislerinin yerinde ziyaret edilmesinin gerekebileceği, İmtiyaz Sözleşmesi ile IMT Yetki Belgesi kapsamında yükümlülüğü bulunan ve İmtiyaz Sözleşmesi'nin tarafı olanın davacı işletmeci olduğu, dolayısıyla davalı idarenin doğrudan tedarikçi firmalara yükümlülük getiremeyeceği veya idari işlem tesis edemeyeceği, davacı şirketin söz konusu yükümlülüklere ilişkin tedarikçilerden kaynaklanan bir nedenle herhangi bir idari yaptırımla karşı karşıya kalması durumunda bunu rücu edebileceği, kaldı ki bu kural ile amaçlananın işletmecilerin tedarikçi firmalar ile yapacağı satın alma anlaşmalarında, gerektiğinde üretim süreçlerinin davalı idare tarafından incelenebileceği hususunun, satın alma için ön koşul olarak bildirilmesini sağlamak olduğunun anlaşıldığı, Bu itibarla, İmtiyaz Sözleşmesi ve IMT Yetki Belgesi'ne aykırı olmayacak şekilde getirilen dava konusu kuralda hukuka aykırılık bulunmadığı, Değişiklik Yapılmasına Dair Usul ve Esaslar'ın 3. maddesi ile Usul ve Esaslar'ın 6. maddesine eklenen 8. fıkra yönünden; Söz konusu fıkrada, "İşletmeci, yerli malı belgeli ürün sunan yerli istekliler lehine koşulları kolaylaştırmak üzere; satın alma prosedür ve platformlarına ilişkin bilgi vermekle, ihale ve satın alma bilgilerinin tamamını, ticari sır ihtiva eden bilgiler görünmeyecek şekilde bir arayüz veya internet bağlantısı üzerinden isteklilere duyurmakla, Kurul Başkanınca gerek görülmesi halinde yatırım ve satın alımlara ilişkin merkezi olarak kurulabilecek bir ilan ve duyuru platformuna entegre olmakla yükümlüdür." kuralının yer aldığı, Davacı tarafından, işletmecilerin ticari sır kapsamındaki satın alımlarına ilişkin bilgileri kamuoyu ile paylaşmak zorunda bırakıldığı ileri sürülmüş ise de, dava konusu kuralda açıkça "ticari sır ihtiva eden bilgiler görünmeyecek şekilde" ibaresine yer verildiğinden, davacının iddiasının herhangi bir geçerliliği bulunmadığı, Dava konusu kuralın amacının, rekabetin korunması ve geliştirilmesi kapsamında, yerli malı belgeli ürün sunan yerli istekliler lehine koşulları kolaylaştırmak, işletmecilerin kamuoyu ile paylaşılabilecek ihale ve satın alma bilgilerini tek bir noktada toplayarak üretici firmaların söz konusu bilgilere daha kolay bir şekilde ulaşabilmesini sağlamak olduğu, işletmeciye ait ticari sırları içeren gizli kalması gereken bilgiler hariç tutularak düzenleme yapıldığının anlaşıldığı anlaşılmıştır. Bu itibarla, işletmecilerin satın alma süreçlerini şeffaflaştırmak, yerli üreticilerin, işletmelerin ihtiyaçlarını dikkate alarak bu ihtiyaçlara yönelik ürün geliştirmeleri veya üretim planlamaları yapabilmeleri çerçevesinde getirilen dava konusu kuralda hukuka aykırılık bulunmadığı, Değişiklik Yapılmasına Dair Usul ve Esaslar'ın 4. maddesi ile Usul ve Esaslar'ın 7. maddesinin 3. fıkrasında yapılan değişiklik yönünden; Dava konusu düzenleme ile Usul ve Esaslar'ın 7. maddesinin 3. fıkrasının, "Ar-Ge merkezi bulunan tedarikçi şirket tarafından her bir yatırım dönemi itibariyle asgari beş (5) adet KOBİ’ye bilgi ve iletişim teknolojileri alanında eğitim verilir. Eğitim verilecek KOBİ’ler İşletmeci tarafından belirlenir." şeklinde iken değişikliğe ilişkin Usul ve Esaslar'ın 4. maddesi ile anılan kuralın, "Ar-Ge merkezi bulunan tedarikçi şirket tarafından her bir yatırım dönemi itibariyle KOBİ’lere bilgi ve iletişim teknolojileri alanında eğitim verilir. Eğitimin süresi, eğitim konuları, içeriği ve eğitim verilecek KOBİ’ler, Kurumun görüşü alınmak kaydıyla İşletmeci tarafından belirlenir." şeklinde değiştirildiği, Davacı şirkette dahil tüm sektör paydaşlarının görüşleri alınarak söz konusu kurala son halinin verildiği anlaşıldığından, dava konusu kuralda hukuka aykırılık bulunmadığı, Değişiklik Yapılmasına Dair Usul ve Esaslar'ın 4. maddesi ile Usul ve Esaslar'ın 7. maddesine eklenen 10. fıkra yönünden; Dava konusu bu düzenlemede, "Ar-Ge merkezleri tarafından yürütülen Ar-Ge projeleri; amaç, kapsam ve çıktıları bakımından elektronik haberleşme ve bilgi teknolojileri sektörü veya elektronik haberleşme çözümlerinin geliştirildiği diğer dikey endüstrilerde yerli malı belgeli ve/veya milli haberleşme ürün ekosisteminin geliştirilmesine yönelik ülkemizin hedef ve stratejilerine uygun olmalıdır. Ar-Ge merkezlerince başlatılacak projelerde bu hususun dikkate alınmasından İşletmeci sorumludur." kuralının yer aldığı, Kararda aktarılan İmtiyaz Sözleşmesi'nin 18. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin son cümlesi ile IMT Yetki Belgesi'nin 12. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, davacı şirketin davalı idareye raporladığı yatırımlarına ilişkin tedarikçi şirketlerin ve KOBİ'lerin getirilen koşulları sağlayıp sağlamadığını kontrol ve tespit ederek gerçekleştirmekle yükümlü olduğunun açık olduğu, İmtiyaz Sözleşmesi ile IMT Yetki Belgesi uyarınca Ar-Ge merkezlerinin bilgi ve iletişim teknolojileri alanında Ar-Ge projeleri geliştirmek üzere kurulduğu, bu merkezlerde yürütülen Ar-Ge faaliyetlerinin niteliği konusunda bir belirlemenin ise dava konusu kural ile sağlandığı, davacı tarafından dava konusu kuralda yer alan ibarelerin net olmadığı iddia edilmiş ise de, Usul ve Esasların 6. maddesinde yerli malı belgeli ürün kullanma yükümlülüğünün açıklandığı, Usul ve Esasların 7. maddesinin on birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde Ar-Ge projelerinin yerlilikle ilgili hükümlere katkı sağlaması ile yerli malı belgeli ürün ve/veya milli haberleşme ürünü ekosisteminin gelişimine katkı sağlaması kriterlerinin eklendiği, 4. maddenin birinci fıkrasına (j) bendi eklenerek milli haberleşme ürünü tanımının yapıldığı, dolayısıyla Usul ve Esaslar bir bütün olarak değerlendirildiğinde “yerli malı belgeli ve/veya milli haberleşme ürün ekosisteminin geliştirilmesine yönelik ülkemizin hedef ve stratejilerine uygunluk” ibaresi ile ifade edilenin net olarak anlaşıldığı, Diğer taraftan, 5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun 1. maddesinin 1.ve 2. fıkrasındaki kurallar aktarıldıktan sonra, Ar-Ge merkezleri açısından 5746 sayılı Kanun ile getirilen koşullar ile IMT Yetki Belgesinde düzenlenen koşulların farklılık arz ettiği, dolayısıyla 5746 sayılı Kanun'un kapsamında olan Ar-Ge merkezleri ile Usul ve Esaslar kapsamında yer alan Ar-Ge merkezlerinin aynı nitelikte olmadığı, 5746 sayılı Kanun'da yer alan koşulları sağlayan bir Ar-Ge merkezinin, IMT Yetki Belgesi kapsamında düzenlenen Ar-Ge merkezi koşullarını da sağladığından bahsedilemeyeceği, davacının aksi yöndeki iddialarında hukuka uygunluk bulunmadığı, ayrıca dava konusu kural ile davacı şirkete getirilen yükümlülüğün, Ar-Ge merkezlerini inceleme ve denetleme yükümlülüğü olmadığı, davacının görevinin Ar-Ge merkezlerine yönelik olarak yapılan düzenlemelere, Ar-Ge merkezi bulunan tedarikçi firmaların uyması gerektiğine ilişkin hususlara satın alma sözleşmelerinde yer verilmesi olduğu, böylece bir idari yaptırım kararı ile karşı karşıya kalındığında bunun ilgili tedarikçiye rücu edebileceğinin anlaşıldığı, Bu itibarla, davacının iddiasının aksine Ar-Ge merkezlerinde yürütülen her Ar-Ge projesi sonucunda bir ürün çıkmasının beklenmediği, ancak yürütülen projelerin yerli malı belgeli ve/veya milli haberleşme ürün ekosistemine katkı yapmasının beklendiği dikkate alındığında, dava konusu kuralda hukuka aykırılık bulunmadığı, Değişiklik Yapılmasına Dair Usul ve Esaslar'ın 4. maddesi ile Usul ve Esaslar'ın 7. maddesine eklenen 11. fıkra yönünden; Anılan düzenlemeye kararda yer verildikten sonra, Davacı tarafından, Ar-Ge projelerinin kabulü ile Araştırma Geliştirme Projelerinin Desteklenmesine İlişkin Yönetmelik haricinde ek kıstaslar getirilmesinin normlar hiyerarşisine aykırı olduğu iddia edilmiş ise de, İmtiyaz Sözleşmeleri ve Yetki Belgeleri kapsamında kurulan Ar-Ge Merkezlerince yürütülen Ar-Ge projelerinin 5746 sayılı Kanun'a uygun olması zorunluluğunun bulunmadığı, 5746 sayılı Kanun ve ilgili Yönetmelikle Ar-Ge çalışmalarına yönelik kamudan destek almak isteyen firmaların karşılaması gereken koşulların belirlendiği, 3G ve 4.5G yetkilendirmelerine istinaden kurulan Ar-Ge merkezlerince yürütülen Ar-Ge projelerinin ise, 5746 sayılı Kanun ve bu Kanun'a dayanılarak çıkarılan Yönetmeliklere uygun olma zorunluluğunun bulunmadığı, söz konusu Ar-Ge merkezlerince yürütülen Ar-Ge projelerinin ilgili yetkilendirmelere istinaden davalı idarece belirlenen yükümlülüklere uymak zorunda olduğu, Bu itibarla, dava konusu kuralda Ar-Ge projelerinin, Ar-Ge projesi olarak dikkate alınabilmesi için Ar-Ge tanımında belirtilen hususlara ilaveten sayılan koşullardan en az birinin de sağlanması gerektiğine yer verildiği, burada yer alan koşulların uygulanabilir olduğu anlaşıldığından, dava konusu kuralda hukuka aykırılık bulunmadığı, Değişiklik Yapılmasına Dair Usul ve Esaslar'ın 4. maddesi ile Usul ve Esaslar'ın 7. maddesine eklenen 12. fıkra yönünden; Anılan düzenlemede, "Ar-Ge merkezlerince yürütülen Ar-Ge projelerinin tamamlanma süresi 36 (otuz altı) ayı geçemez. Raporlandığı dönem itibariyle, bu süreyi aşan projeler değerlendirmeye alınmaz. Ancak, Kurum tarafından, söz konusu süreyi aşan projenin beklenen somut hedef ve faydalarının, yerli malı belgeli ve/veya milli haberleşme ürün ekosistemine olan muhtemel katkıları göz önünde bulundurularak değerlendirmeye alınabilir." kuralına yer verildiği, Dava konusu düzenleme uyarınca, Ar-Ge merkezlerince yürütülen Ar-Ge projelerinin kural olarak 36 aylık sürede tamamlanmasının gerektiği, aksi halde raporlandığı dönem itibarıyla bu süreyi aşan projelerin değerlendirmeye alınmayacağı, bununla birlikte istisnai olarak, davalı idare tarafından, söz konusu süreyi aşan projenin beklenen somut hedef ve faydalarının, yerli malı belgeli ve/veya milli haberleşme ürün ekosistemine olan muhtemel katkıları da göz önünde bulundurularak değerlendirmeye alınabileceği, bu bağlamda, 36 aylık süreyi aşan projeler yönünden süre konusunda bir esnekliğin sağlandığı da dikkate alındığında, dava konusu kuralda hukuka aykırılık bulunmadığı, Değişiklik Yapılmasına Dair Usul ve Esaslar'ın 5. maddesi ile Usul ve Esaslar'ın 10. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde yapılan değişiklik yönünden; Usul ve Esaslar'ın "Raporlama" başlıklı 10. maddesinin 1. fıkrasında, işletmecinin, yükümlülüklerini yerine getirdiğine dair raporu, dönem sonundan itibaren 3 ay içinde davalı idareye göndermekle yükümlü olduğunun belirtildiği, söz konusu raporda yer alması gereken asgari bilgi ve belgelerin tahdidi olarak sayıldığı; anılan maddenin 1. fıkrasının (d) bendindeki düzenleme "Türkiye’de ürün veya sistem geliştirmek üzere kurulmuş KOBİ niteliğinde olan ve bu Usul ve Esasların 5’inci maddesi kapsamında alım yapılan KOBİ’lerin iletişim bilgileri ve çalışan sayısını gösterir tablo (Ek-4) ile Ticaret Sicil Gazetesi" şeklinde iken Usul ve Esaslar'ın 5. maddesiyle söz konusu düzenlemenin, "Türkiye’de ürün veya sistem geliştirmek üzere kurulmuş KOBİ niteliğinde olan ve bu Usul ve Esasların 5’inci maddesi kapsamında alım yapılan KOBİ’lerin; iletişim bilgileri ve çalışan sayısını gösterir tablo (Ek-4) ile Ticaret Sicil Gazeteleri veya Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı’ndan alınan ilgili dönem itibariyle KOBİ olduğunu gösterir belge ile Ticaret Sicil Gazeteleri,” şeklinde değiştirildiği, Davacı tarafından," ilgili yıla ait KOBİ belgesinin şirketlerin hesap döneminin kapanmasının ardından izleyen yılın Mayıs ayında KOSGEB tarafından hazırlanabildiğini, altyapı yatırım yükümlülükleri kapsamında yapılan raporlamaların ise 26 Ekim'de sonlanan dönemden sonraki ilk Ocak ayının 26. gününde davalı idareye yapıldığını, bu nedenle 27 Ekim'de başlayan ve izleyen sene 26 Ekim'de sonlanan her bir yatırım döneminde, davalı idareye sunulmak üzere hazırlanabilecek KOBİ belgelerinin ancak dönemin başındaki ilk yıla ve ondan önceki yıla ait olmak üzere KOSGEB tarafından hazırlanabileceğinden, dava konusu düzenlemenin uygulanabilir olmadığı ileri sürülerek madde metninin, "... Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı’ndan alınan en güncel iki döneme ait KOBİ olduğunu gösterir belge..." şeklinde değiştirilmesi başvurusunda bulunulduğu, Dosyanın incelenmesinden, KOBİ'lere ilişkin ilgili yatırım dönemi içinde alınmış bir belgenin sunulmasının yeterli olduğu, kaldı ki söz konusu düzenleme yapılmadan önce kamuoyu görüşünün alındığı ve ilgili paydaşlar tarafından anılan düzenlemeye ilişkin olumsuz bir görüşe yer verilmediği anlaşıldığından, dava konusu kuralda hukuka aykırılık bulunmadığı, Değişiklik Yapılmasına Dair Usul ve Esaslar'ın 5. maddesi ile Usul ve Esaslar'ın 10. maddesinin 1. fıkrasına eklenen (ğ) bendi yönünden; 10. maddenin 1. fıkrasına eklenen (ğ) bendinde, "İşletmecinin şebekesinde kullandığı yazılım ve donanıma ilişkin tedarik zinciri güvenliğinin sağlanması ve tedarikçi bağımlılığının kaldırılması konularına ilişkin risk analizi ve değerlendirme raporu ile bu konulara ilişkin alınan tedbirleri içeren rapor,” düzenlemesinin yer aldığı, Usul ve Esaslar'ın "Raporlama" başlıklı 10. madddesinin 1. fıkrasında, işletmecinin, yükümlülüklerini yerine getirdiğine dair raporunu dönem sonundan itibaren 3 ay içinde davalı idareye göndermekle yükümlü olduğunun belirtildiği ve söz konusu raporda yer alması gereken asgari bilgi ve belgelerin tahdidi olarak sayıldığı, Dava konusu (ğ) bendinde yer verilen raporun hazırlanmasında, işletmecinin ilk olarak, tedarik zincirinin güvenliği ve tedarikçi bağımlılığına ilişkin risk analizi yapacağı, risklerin analiz edilmesiyle ulaşılan veriler doğrultusunda bir planlama oluşturulacağı, bu plan dahilinde riskin ortadan kaldırılacağı ve uygun bir seviyeye indirileceği, oluşturulan planın düzenli olarak takip edileceği ve denetleneceği, tespit edilmiş ve değerlendirilmiş olan risklerin ortaya çıkmaması için ise gerekli durumlarda tedbirler alınacağı, sonuç olarak işletmecinin ilgili konuya ilişkin risk analizi ve değerlendirme yapıp alınan tedbirlerle birlikte bu verileri raporlaştırarak davalı idareye ileteceği, raporun somut ve anlaşılabilir olduğu, raporun net olmadığı iddiasında herhangi bir geçerlilik bulunmadığı, ayrıca rapora ilişkin olarak herhangi bir format belirlenmemekle birlikte bu hususun işletmecilerin kendi tercihlerine bırakılarak esneklik sağlanmaya çalışıldığının anlaşıldığı, Bu itibarla, söz konusu raporun, işletmecinin üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirip getirmediğinin tespiti açısından istenildiği anlaşıldığından, dava konusu kuralda hukuka aykırılık bulunmadığı, Değişiklik Yapılmasına Dair Usul ve Esaslar'ın 5. maddesi ile Usul ve Esaslar'ın 10. maddesine eklenen 9. fıkra yönünden; 10. maddeye eklenen 9. fıkrada, "Elektronik haberleşme şebekelerinin milli güvenlik açısından önemi göz önünde bulundurularak Kurum tarafından belirlenebilecek kritik şebeke unsurlarına ilişkin yapılacak yatırımlar ve satın alımlar öncesinde İşletmeci, Kuruma bilgi vermekle ve Kurum tarafından söz konusu ürünün teminine ilişkin bir bildirimde bulunulması halinde bu bildirimlere uymakla yükümlüdür." kuralına yer verildiği, İşletmecilerin yetkilendirmeleri kapsamında kurdukları ve işlettikleri mobil şebekeleri yetkilendirme süresi bitince çalışır vaziyette her türlü borçtan ari bir şekilde kamuya devretme zorunluluklarının bulunduğu, kurulan şebekelerin ülkenin milli güvenliği açısından risk barındırmayan ürünlerden oluşturulmasının gerektiği, güvenlik açısından riskli ürünlere ilişkin bir tespit yapılması durumunda işletmecilerin bunları şebekelerinde kullanmasının önüne geçilmesinin amaçlandığı, davalı idarece söz konusu fıkra ile genel bir düzenlemeye gidildiği ve kritik şebeke unsurlarının neler olduğu veya neler olacağına ilişkin kriterlerin ayrıca belirlenebileceğinin beyan edildiği, Bu durumda, kritik şebeke unsurları kavramına ilişkin detayların belirlenebilmesi için farklı kişi, kurum ve kuruluşlarla görüşmeler yapılması, ilgili taraflardan fikir alınması ve ortak çalışmalar yapılarak işbirliği içerisinde ilerlenmesi gerektiği, bu kavramın tek seferde ve kısa sürede belirlenmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından işletmecilere henüz bir yükümlülük getirilmeyen düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı, Söz konusu değişikliklerin kaldırılması ile Usul ve Esaslar'ın 5. maddesine ULAK Haberleşme A.Ş. bakımından istisnai bir düzenlemeye yer verilmesi istemiyle yapılan 24/02/2022 tarih ve 33885 sayılı başvurunun cevap verilmemek suretiyle reddine ilişkin işlem yönünden; Usul ve Esaslar'ın "İşletmecinin Ar-Ge Merkezi ve KOBİ yükümlülükleri" başlıklı 5. maddesinde yer alan kurallar ile işletmecilerin yapmış olduğu donanım ve yazılım yatırımlarının en az %40'lık kısmını, Ar-Ge projeleri geliştirmek üzere kurulmuş olan ve Ar-Ge merkezi bulunan, ayrıca belirli sayıda mühendis ve araştırmacı istihdam eden tedarikçilerden karşılamasına ilişkin yükümlülük getirildiği, Davacı tarafından, yerli ve milli bir tedarikçi olması nedeni ile ... Haberleşme A.Ş.'nin Ar-Ge statüsünde değerlendirilmesine olanak sağlanması için Usul ve Esaslar'ın 5. maddesinde, "Türkiye Cumhuriyeti Kanunlarına göre elektronik haberleşme şebekesinde Ar-Ge faaliyetleri gerçekleştirmek üzere kurulmuş şirketler tarafından üretilen, baz istasyonu, çekirdek şebeke elemanları gibi kritik önemi haiz ve yüksek Ar-Ge çalıştırması gerektiren şebeke unsurlarına ilişkin yatırımlarda ilgili tedarikçinin bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendi ile ikinci fıkrasının (a) bendinde yer alan koşullara sahip olması şartı aranmaz." şeklinde düzenleme yapılması suretiyle, Usul ve Esaslar'ın yukarıda yer verilen koşulları aranmaksızın, ... yatırımlarının AR-Ge merkezi yatırımları yükümlülüğü kapsamında değerlendirilmesinin talep edildiği, Davacının aynı istemle ...tarih ve ... sayılı yazı ile davalı idare başvuruda bulunduğu, söz konusu başvuruya ilişkin olarak Yetkilendirme Dairesi Başkanlığının hazırladığı... tarih ve ... sayılı takrir yazısının ve eklerinin Kurul'a sunulması üzerine başvurunun 24/03/2020 tarih ve 2020/İK-YED/087 sayılı Kurul kararı ile reddedildiği; Danıştay Başsavcılığı'nın 07/03/2024 tarih ve 2024/489 Muh sayılı istem yazısı ile davalı idareden, söz konusu Kurul kararına dayanak oluşturan ve davalı idare Yetkilendirme Dairesi Başkanlığı'nca hazırlanan ... tarih ve ...sayılı takririn onaylı örneği istenildiği ve 24/03/2020 tarih ve 2020/İK-YED/087 sayılı Kurul kararına karşı dava açılıp açılmadığının sorulduğunun görüldüğü, Davalı idarece işlem yazısına cevaben sunulan 13/03/2024 tarihli yazının incelenmesinden, davacının söz konusu talebinin reddedilmesi gerektiğinin değerlendirildiği yönünde görüş verildiği, bunun üzerine davacı şirketin başvurusunun 24/03/2020 tarih ve 2020/İK-YED/087 sayılı Kurul kararı ile reddedildiği ve bu işleme karşı dava açılmadığının görüldüğü, Bu itibarla, takrirde yer verilen gerekçeler de dikkate alındığında, 24/02/2022 tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin davacı şirketin Usul ve Esaslar'ın 5. maddesinde değişiklik yapılmasına ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı, diğer yandan dava konusu kuralların Dairelerinin kararda aktarılan gerekçeleri ile hukuka uygun bulunduğu dikkate alındığında dava konusu işlemin söz konusu kurallara karşı yapılan itirazın zımnen reddine ilişkin kısmında da hukuka aykırılık bulunmadığı, sonuç olarak dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Usul ve Esaslar'ın düzenlediği alanın, işletmecilerin yetkilendirmelerinde yer alan donanım ve yazılım yatırımlarına ilişkin şartların yerine getirilip getirilmediğinin incelenmesi ve denetlenmesi ile sınırlı olduğu, yetkilendirme kapsamındaki yükümlülükler arasında "milli haberleşme ürünü" ile ilgili bir yükümlülüğün yer almadığı, dava konusu düzenleme ile Usul ve Esaslar'ın 4. maddesine eklenen "Milli Haberleşme Ürünü"nün, tanımının açık, net ve belirgin olmadığı, tanımda geçen "milli katkı ibaresi"nin mevzuatta tanımının yapılmadığı; Usul ve Esasların 5. maddesine eklenen 5. fıkranın, sözleşme serbestisine aykırı olduğu, Ar-Ge yatırımları yönünden uygulanabilirliği olmadığı; dava konusu düzenlemenin 3. fıkrası ile Usul ve Esasların 6. maddesine eklenen 7. fıkrası ile getirilen düzenleme ile açıkça yetki tecavüzü yapıldığı; davalı idarenin maddenin dayanağını geçerli bir mevzuat hükmüne dayandıramadığı; anılan düzenleme ile Usul ve Esasların 6. maddesine eklenen 8. fıkra yönünden amaçlanan ile getirilen düzenlemenin birbiriyle uyumlu ve makul olmadığı, hukuki dayanağı bulunmayan dava konusu maddenin kanunilik ilkesine aykırı olduğu; dava konusu düzenlemenin 4. maddesi ile Usul ve Esasların 7. maddesinin 3. fıkrasında yapılan değişiklikte geçen eğitimin süresi, eğitim konuları, içeriği ve eğitim verilecek KOBİ'lerin, davalı idarenin görüşü alınmak kaydıyla belirlenmesinin, işletmecilerin uygulamada ani olarak ihtiyaç duyulabilecekleri eğitim süreçlerinde aksamalara neden olabileceği, düzenlemede kamu yararı amacı bulunmadığı; anılan düzenleme ile Usul ve Esasların 7. maddesine eklenen 10. fıkrada yetkilendirme ile ilgili hususların gözardı edildiği, kendilerinin tedarikçi şirketlerin ve KOBİ'lerin İmtiyaz Sözleşmesinde ifade edilen şartları sağlayıp sağlamadıklarını kontrol ve tespit etmek sorumluluğu bulunduğu, bunun dışında, Ar-Ge merkezlerini denetleme, yerli ve milli haberleşme ürün üretim ekosisteminin geliştirilmesine uygunluğunu inceleme şeklinde bir sorumluluğu bulunmadığı; Usul ve Esasların 7. maddesine eklenen 11. fıkrada yer verilen kriterlerin nasıl tespit edileceğinin belirtilmediği, bunun hukuki belirlilik ilkesine aykırı olduğu; 7. maddeye eklenen 12. fıkrada, davalı idare tarafından Ar-Ge projelerine süre yönünden sınırlama getirilmek suretiyle ölçüsüz bir işlem tesis edildiği, düzenlemenin ölçülülük ilkesine aykırı olduğu; dava konusu düzenlemenin 5.maddesi ile Usul ve Esasların 10.maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yapılan değişiklikte kendi başvuruları doğrultusunda güncelleme yapılması gerektiği çünkü her seneye ait KOBİ belgesinin, sonraki senenin mayıs ayı itibarıyla şirketlerin finansalları netleşerek ilgili senenin kayıtları kapandığından belirtilen ay itibarıyla KOSGEB tarafından hazırlanabildiği; anılan düzenleme ile Usul ve Esasların 10. maddesinin birinci fıkrasına eklenen (ğ) bendindeki raporların ne olduğunun net olmadığı, bununla ilgili yükümlülüklerinin de bulunmadığı; dava konusu düzenlemenin 5. maddesi ile Usul ve Esasların 10. maddesine eklenen dokuzuncu fıkra ile işletmecilerin yapacağı alımlara sınırlandırma getirilebilecek olmasının açıkça Anayasaya aykırı olduğu, davalı idarenin fonksiyon gasbında bulunduğu, dava konusu düzenleme ile yükümlülük getirilmesinin ötesinde davalı idareye müdahale hakkı tanındığı; ULAK yatırımlarının AR-GE merkezi statüsünde değerlendirilmesine yönelik Usul ve Esaslar'ın 5. maddesinde değişiklik yapılmasına ilişkin başvurusunun zımnen reddinin hukuka aykırı olduğu, başvurularında talep ettikleri değişikliğin tedarikçilerin, işletmecilerin ve kamunun yararına olacağı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulunun 16/11/2021 tarih ve 2021/DK-YED/361 sayılı kararıyla onaylanan İşletmecilerin Şebekelerinde Kullanılacak Donanım ve Yazılım Yatırımlarının İncelenmesi ve Denetlenmesine İlişkin Usul ve Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair Usul ve Esaslar'ın 1. maddesi ile İşletmecilerin Şebekelerinde Kullanılacak Donanım ve Yazılım Yatırımlarının İncelenmesi ve Denetlenmesine İlişkin Usul ve Esaslar'ın (Usul ve Esaslar) 4. maddesine eklenen (j) bendindeki milli haberleşme ürünü" tanımının muğlak ifadeler içeren bir tanım olduğu, hangi amaç ile bu tanımın getirildiğinin tam olarak anlaşılamamaması nedeniyle hukuka aykırı olduğu, Dava konusu düzenlemenin 3. maddesi ile İşletmecilerin Şebekelerinde Kullanılacak Donanım ve Yazılım Yatırımlarının İncelenmesi ve Denetlenmesine İlişkin Usul ve Esaslar’ın (Usul ve Esaslar) 6. maddesine eklenen (7) numaralı fıkranın ikinci cümlesi ile işletmeciler açısından yeni bir yükümlülük getirildiği; anılan yükümlülük ile ilgili olarak sınır çizilmediği; Kurum tarafından talep edilen bilgi ve belgenin üretici tarafından "ticari sır" gibi nedenler ile gönderilmediği ya da üretim tesisi incelemesine aynı neden ile izin verilmediği takdirde işletmeciye yüklenen sorumluluk ile ilgili ne tür bir işlem yapılacağının belirtilmediği anlaşıldığından; ayrıca, dava konusu düzenlemenin üretici ile işletmeci arasında düzenlemenin yürürlük tarihinden önce akdedilen sözleşmeleri kapsayıp kapsamadığı noktasında da bir açıklama içermediği anlaşıldığından düzenlemenin hukuka aykırı olduğu, Dava konusu Kurul Kararının 4. maddesi ile Usul ve Esaslar’ın 7. maddesine eklenen (3) numaralı fıkrada, Kurumun görüşünü bildirmesi yönünden bir süre belirlenmemesi veya görüş bildirmezse izlenecek yol açısından bir düzenleme içermemesi nedeniyle eksik düzenleme olduğu; (10) numaralı fıkrası yönünden ise, "hedef ve stratejilerin" neler olduğunun somut olarak ortaya koyulamadığı, ayrıca "hedef ve stratejilere uygunluk denetiminin" hangi birim tarafından, nasıl yapılacağının belirlenmediği anlaşıldığından muğlak ifadeler içeren düzenlemenin "hukuki belirlilik" ilkesine aykırılık taşıdığı; gene aynı düzenleme ile Usul ve Esaslar’ın 7. maddesine (12) numaralı fıkra olarak eklenen "Ar-Ge merkezlerince yürütülen Ar-Ge projelerinin tamamlanma süresi 36 (otuz altı) ayı geçemez. Raporlandığı dönem itibariyle, bu süreyi aşan projeler değerlendirmeye alınmaz. Ancak, Kurum tarafından, söz konusu süreyi aşan projenin beklenen somut hedef ve faydalarının, yerli malı belgeli ve/veya milli haberleşme ürün ekosistemine olan muhtemel katkıları göz önünde bulundurularak değerlendirmeye alınabilir." düzenlemesindeki "muhtemel katkı" ifadesinin ne anlama geldiği, değerlendirmesinin nasıl ve kim tarafından yapılacağının açık olarak belirlenmediği görüldüğünden hukuka aykırı olduğu; bunun yanı sıra, anılan düzenlemelerin yürürlük tarihi kararın yayım tarihinden sonraki bir tarih olarak belirlenmişse bile devam eden projelerin bu kapsamda değerlendirilip değerlendirilmeyeceği yönünde bir açıklamaya yer verilmediği anlaşıldığından düzenlemenin eksik düzenleme niteliği taşıdığı, Dava konusu Kurul kararının 5. maddesi kapsamında Usul ve Esasların "Raporlama" başlıklı 10. maddesine eklenen (ğ) bendindeki istenen raporların ne şekilde düzenlenmesi gerektiği, içeriklerinin net şekilde ifade edilmesi gerektiği düşünüldüğünden ve gene anılan maddeye eklenen, "Elektronik haberleşme şebekelerinin milli güvenlik açısından önemi göz önünde bulundurularak Kurum tarafından belirlenebilecek kritik şebeke unsurlarına ilişkin yapılacak yatırımlar ve satın alımlar öncesinde İşletmeci, Kuruma bilgi vermekle ve Kurum tarafından söz konusu ürünün teminine ilişkin bir bildirimde bulunulması halinde bu bildirimlere uymakla yükümlüdür." şeklindeki (9) numaralı fıkrada da, "kritik şebeke unsurlarının" hakkında bir açıklama olmadığı, bunun yanı sıra bu unsurları düzenleyen mevzuat hükmü de bulunmadığı görüldüğünden; düzenlemedeki "bildirimin" şekli, zamanı ve içeriği hakkında da düzenlemede ayrıntı bulunmadığı anlaşıldığından henüz Kurum tarafından içeriği tam olarak netleştirilmemiş bir yükümlülükten işletmecilerin sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğu görüşüyle, Davacının temyiz isteminin kısmen kabulü ile yukarıda belirtilen maddeler yönünden Daire kararının bozulması gerektiği; diğer dava konusu düzenlemeler yönünde ise, davacının temyiz istemin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu 30/04/2024 tarih ve E:2022/1925, K:2024/1932 sayılı kararının ONANMASINA, 3.Kesin olarak, 07/05/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.