Danıştay · Danıştay
Danıştay 2024/2175 E. 2025/998 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2024/2175
- Karar No
- 2025/998
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/2175 Karar No : 2025/998
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... İletişim Hizmetleri Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ...Kurumu VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onüçüncü Dairesinin 30/04/2024 tarih ve E:2022/1889, K:2024/1908 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulunun 16/11/2021 tarih ve 2021/DK-YED/361 sayılı kararıyla onaylanan İşletmecilerin Şebekelerinde Kullanılacak Donanım ve Yazılım Yatırımlarının İncelenmesi ve Denetlenmesine İlişkin Usul ve Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair Usul ve Esaslar'ın 3. maddesi ile İşletmecilerin Şebekelerinde Kullanılacak Donanım ve Yazılım Yatırımlarının İncelenmesi ve Denetlenmesine İlişkin Usul ve Esaslar’ın (Usul ve Esaslar) 6. maddesine eklenen (7) numaralı fıkranın ikinci cümlesinin, 4. maddesi ile Usul ve Esaslar’ın 7. maddesine eklenen (10) ve (12) numaralı fıkraların, 5. maddesi ile Usul ve Esaslar'ın 10. maddesine eklenen (9) numaralı fıkranın, 01/03/2022 tarihli başvurunun cevap verilmemek suretiyle reddine ilişkin işlemin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti:Danıştay Onüçüncü Dairesinin 30/04/2024 tarih ve E:2022/1889, K:2024/1908 sayılı kararıyla; Maddi olaya ve hukuki sürece; 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 6. maddesinin birinci fıkrasının (g) ve (s) bentlerine, 59. maddesinin 1., 2.,3. ve 4. fıkralarına; bu yasal düzenlemeler dayanak alınarak çıkartılan ve Kurul'un 18/01/2017 tarih ve 2017/DK-YED/15 sayılı kararıyla onaylanan "İşletmecilerin Şebekelerinde Kullanılacak Donanım ve Yazılım Yatırımlarının İncelenmesi ve Denetlenmesine İlişkin Usul ve Esaslar"ın 1. , 2., 3. maddesine; söz konusu Usul ve Esasların hukuki dayanakları arasında gösterilen ve davacı şirket ile Kurum arasında imzalanan IMT-2000/UMTS Altyapılarının Kurulması ve İşletilmesi ile Hizmetlerinin Sunulmasına İlişkin İmtiyaz Sözleşmesi'nin 18. maddesine; Usul ve Esaslar'ın diğer dayanağı olan ve davalı Kurum tarafından davacıya verilen "Sayısı Sınırlandırılmış Kullanım Hakkı Yetki Belgesi" (IMT Yetki Belgesi) eki IMT Alt Yapılarının Kurulması ve İşletilmesi ile Hizmetlerinin Sunulmasına İlişkin Hak ve Yükümlülükler Belgesi'nin 12. maddesinin 1. fıkrasına yer verildikten sonra, İmtiyaz Sözleşmesi ve/veya Yetki Belgesinde düzenlenmeyen hususlarda davacının Kurum düzenlemelerine uyması gerektiği, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun elektronik haberleşme sektöründe faaliyet gösterenlerin mevzuata uymasını denetlemek ve/veya denetlettirmek, konu ile ilgili usul ve esasları belirlemek, aykırılık halinde mevzuatın öngördüğü işlemleri yapmak ve yaptırımları uygulamak görev ve yetkisinin olduğu, Bu görev ve yetki kapsamında, İmtiyaz Sözleşmesi ve IMT Yetki Belgesi'nde yer alan şartların yerine getirilmesinin incelenmesi ve denetlenmesine yönelik olarak çıkartılan Usul ve Esaslar'ın bazı maddelerinde mevcut yükümlülüklerinin detaylandırılması için 16/11/2021 tarih ve 2021/DK-YED/361 sayılı Kurul kararıyla İşletmecilerin Şebekelerinde Kullanılacak Donanım ve Yazılım Yatırımlarının İncelenmesi ve Denetlenmesine İlişkin Usul ve Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair Usul ve Esaslar'ın onaylandığı ve işletmecilerin uyum sağlaması amacıyla bir kısım maddelerin ileriye yönelik olarak 26/10/2022 tarihinde, bir kısım maddelerin ise yayımı tarihinde yürürlüğe girdiği, Bu itibarla, Usul ve Esaslar'ın dava konusu maddelerinin hukuka uygunluk denetiminin belirtilen açıklamalar çerçevesinde yapılması gerektiği, İşletmecilerin Şebekelerinde Kullanılacak Donanım ve Yazılım Yatırımlarının İncelenmesi ve Denetlenmesine İlişkin Usul ve Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair Usul ve Esaslar'ın (Değişiklik Yapılmasına Dair Usul ve Esaslar) 3. maddesi ile İşletmecilerin Şebekelerinde Kullanılacak Donanım ve Yazılım Yatırımlarının İncelenmesi ve Denetlenmesine İlişkin Usul ve Esaslar’ın (Usul ve Esaslar) 6. maddesine eklenen 7. fıkranın ikinci cümlesi yönünden; Anılan 3. madde ile, Usul ve Esaslar'ın 6. maddesine eklenen 7. fıkrada, "İşletmeci tarafından raporlanan yerli malı belgeli ürünler ve/veya bu ürünlerin üretim tesisleri, ürünün geliştirme sürecindeki her türlü bilgi ve belge ile yerli malı belgesi temin sürecindeki ilgili kurumlara sunulan bilgi ve belgeler Kurum ve/veya Kurumun uygun gördüğü kuruluş tarafından incelenebilir. İncelenmesi istenen ürüne ilişkin ürünün üreticisinden talep edilecek her türlü bilgi ve belgenin sağlanması ile üretim tesislerinin incelemeye açılmasından İşletmeci sorumludur." kuralının yer aldığı, İmtiyaz Sözleşmesi ve IMT Yetki Belgesi'nin “Bilgi verme” başlıklı 23. maddesinin birinci fıkrasında “(1) Yönetmelik hükümlerine ilave olarak; "a) İşletmeci, Kurum tarafından istenen her türlü bilgi ve belgeyi doğru ve eksiksiz olarak ve Kurumca istenen süre içerisinde vermekle yükümlüdür.” kuralına yer verildiği, bu maddeye istinaden davacı şirketin davalı idare tarafından talep edilen her türlü bilgi ve belgeyi vermekle yükümlü olduğu, yerli malı belgeli ürün kullanma yükümlülüğünün denetimine ilişkin gerekli görülen hallerde ilgili üretici firmalardan birtakım bilgi ve belgelerin istenmesi veya bu firmaların üretim tesislerinin yerinde ziyaret edilmesinin gerekebileceği, İmtiyaz Sözleşmesi ile IMT Yetki Belgesi kapsamında yükümlülüğü bulunan ve İmtiyaz Sözleşmesi'nin tarafı olanın davacı işletmeci olduğu, dolayısıyla davalı idarenin doğrudan tedarikçi firmalara yükümlülük getiremeyeceği veya idari işlem tesis edemeyeceği, davacı şirketin söz konusu yükümlülüklere ilişkin tedarikçilerden kaynaklanan bir nedenle herhangi bir idari yaptırımla karşı karşıya kalması durumunda bunu rücu edebileceği, kaldı ki bu kural ile amaçlananın işletmecilerin tedarikçi firmalar ile yapacağı satın alma anlaşmalarında, gerektiğinde üretim süreçlerinin davalı idare tarafından incelenebileceği hususunun, satın alma için ön koşul olarak bildirilmesini sağlamak olduğu, Davacı tarafından, bu şekildeki bir düzenlemenin geçmişe dönük uygulanmasının mümkün olmadığı ileri sürülmüş ise de, savunma dilekçesinde davacı şirketten geçmişe yönelik uygulama yapması gibi bir beklentinin bulunmadığı ve bahse konu kuralın yürürlüğe girdiği tarihten sonraki alımların yeni duruma uygun olarak yapılmasının yeterli görüldüğünün beyan edildiği, kaldı ki Değişiklik Yapılmasına Dair Usul ve Esaslar'ın 6. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca dava konusu kuralın yayımı tarihinde yürürlüğe girdiği görüldüğünden davacının anılan iddiasına itibar edilmediği, Bu itibarla, İmtiyaz Sözleşmesi ve IMT Yetki Belgesi'ne aykırı olmayacak şekilde getirilen dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı, Değişiklik Yapılmasına Dair Usul ve Esaslar'ın 4. maddesi ile Usul ve Esaslar’ın 7. maddesine eklenen 10. fıkra yönünden; Dava konusu bu düzenlemede, "Ar-Ge merkezleri tarafından yürütülen Ar-Ge projeleri; amaç, kapsam ve çıktıları bakımından elektronik haberleşme ve bilgi teknolojileri sektörü veya elektronik haberleşme çözümlerinin geliştirildiği diğer dikey endüstrilerde yerli malı belgeli ve/veya milli haberleşme ürün ekosisteminin geliştirilmesine yönelik ülkemizin hedef ve stratejilerine uygun olmalıdır. Ar-Ge merkezlerince başlatılacak projelerde bu hususun dikkate alınmasından İşletmeci sorumludur." kuralının yer aldığı, İmtiyaz Sözleşmesi'nin "Elektronik haberleşme şebekesinde kullanılan donanım ve yazılımlara ilişkin yatırımlar" başlıklı 18. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin son cümlesinde, “İşletmeci, elektronik haberleşme şebekesine ilişkin yatırımlarını (donanım, yazılım gibi.) tedarikçi şirketlerin yukarıda ifade edilen şartları sağlayıp sağlamadıklarını kontrol ve tespit ederek gerçekleştirmekle yükümlüdür."; IMT Yetki Belgesi'nin “Şebekede ve haberleşme hizmetlerinde kullanılan donanım ve yazılımlara ilişkin yatırımlar” başlıklı 12. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “(3) İşletmeci şebekeye ilişkin yatırımlarını (donanım, yazılım gibi), tedarikçi şirketlerin ve KOBİ'lerin yukarıda ifade edilen şartları sağlayıp sağlamadıklarını kontrol ve tespit ederek gerçekleştirmekle yükümlüdür.” kurallarına yer verildiği, Aktarılan İmtiyaz Sözleşmesi'nin 18. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin son cümlesi ile IMT Yetki Belgesi'nin 12. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, davacı şirketin davalı idarece raporladığı yatırımlarına ilişkin tedarikçi şirketlerin ve KOBİ'lerin getirilen koşulları sağlanıp sağlanmadığını kontrol ve tespit ederek gerçekleştirmekle yükümlü olduğu, Diğer taraftan, İmtiyaz Sözleşmesi ile IMT Yetki Belgesinde "Ar-Ge Merkezleri"nin “Münhasıran yurt içinde araştırma ve geliştirme faaliyetlerinde bulunan, yeterli Ar-Ge birikimi ve yeteneği olan şirket veya organizasyon yapısı içinde ayrı bir birim şeklinde örgütlenmiş merkez”, "Ar-Ge Projeleri"nin ise "Amacı, kapsamı, süresi, bütçesi, özel şartları, diğer kurum, kuruluş, gerçek ve tüzel kişilerce sağlanacak ayni ve/veya nakdi destek miktarları, sonuçta doğacak fikri ve sınai mülkiyet hakları ile bu hakların ilgililer arasındaki paylaşım esasları belirlenmiş, yeni bir ürün üretilmesi, ürün kalitesi veya standardının yükseltilmesi, maliyet düşürücü ve standart yükseltici mahiyette yeni tekniklerin geliştirilmesi veya yeni bir teknoloji geliştirilmesi konusunda bilimsel esaslara uygun, araştırma-geliştirme faaliyetlerinin aşamalarını içerecek biçimde hazırlanmış ve sonuçlarının faydalı araç, gereç, malzeme, ürün, yöntem, sistem ve üretim tekniklerine dönüştürülmesine yönelik çalışmalar" şeklinde tanımlandığı, Yetki Belgesi'nin 12. maddesinde Ar-Ge merkezlerinin, bilgi ve iletişim teknolojileri alanında Ar-Ge projeleri geliştirilmek üzere kurulmuş olması gerektiğinin düzenlendiği, 2009 yılından beri faaliyet gösteren bu Ar-Ge merkezlerinde yürütülen incelemeler sonucunda görülen aksaklıkları gidermeye yönelik söz konusu düzenlemenin yapıldığı, işletmecinin geliştirilen projelerden ortaya çıkan ürünleri alıp şebekesinde kullanabilmesi için, Ar-Ge merkezlerinde geliştirilen projelerle işletmecinin ihtiyaç duyduğu ürünlerin birbiriyle uyumlu olması gerektiği, dolayısıyla mevzuat bir bütün olarak incelendiğinde işletmeciler ile Ar-Ge merkezlerinin işbirliği içerisinde çalışması gerektiğinin anlaşıldığı, İmtiyaz Sözleşmesi ile IMT Yetki Belgesi uyarınca Ar-Ge merkezlerinin bilgi ve iletişim teknolojileri alanında Ar-Ge projeleri geliştirmek üzere kurulduğu, bu merkezlerde yürütülen Ar-Ge faaliyetlerinin niteliği konusunda bir belirlemenin ise dava konusu kural ile sağlandığı, davacı tarafından dava konusu kuralda yer alan ibarelerin net olmadığı iddia edilmiş ise de, Usul ve Esasların 6. maddesinde yerli malı belgeli ürün kullanma yükümlülüğünün açıklandığı, Usul ve Esasların 7. maddesinin on birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde Ar-Ge projelerinin yerlilikle ilgili hükümlere katkı sağlaması ile yerli malı belgeli ürün ve/veya milli haberleşme ürünü ekosisteminin gelişimine katkı sağlaması kriterlerinin eklendiği, 4. maddenin birinci fıkrasına (j) bendi eklenerek milli haberleşme ürünü tanımının yapıldığı, dolayısıyla Usul ve Esaslar bir bütün olarak değerlendirildiğinde “yerli malı belgeli ve/veya milli haberleşme ürün ekosisteminin geliştirilmesine yönelik ülkemizin hedef ve stratejilerine uygunluk” ibaresi ile ifade edilenin net olarak anlaşıldığı, Bu itibarla, davacının iddiasının aksine Ar-Ge merkezlerinde yürütülen her Ar-Ge projesi sonucunda bir ürün çıkmasının beklenmediği, ancak yürütülen projelerin yerli malı belgeli ve/veya milli haberleşme ürün ekosistemine katkı yapmasının beklendiği de dikkate alındığında, dava konusu kuralda hukuka aykırılık bulunmadığı, Değişiklik Yapılmasına Dair Usul ve Esaslar'ın 4. maddesi ile Usul ve Esaslar’ın 7. maddesine eklenen 12. fıkrası yönünden; Anılan düzenlemede, "Ar-Ge merkezlerince yürütülen Ar-Ge projelerinin tamamlanma süresi 36 (otuz altı) ayı geçemez. Raporlandığı dönem itibariyle, bu süreyi aşan projeler değerlendirmeye alınmaz. Ancak, Kurum tarafından, söz konusu süreyi aşan projenin beklenen somut hedef ve faydalarının, yerli malı belgeli ve/veya milli haberleşme ürün ekosistemine olan muhtemel katkıları göz önünde bulundurularak değerlendirmeye alınabilir." kuralına yer verildiği, Dava konusu düzenleme uyarınca, Ar-Ge merkezlerince yürütülen Ar-Ge projelerinin kural olarak 36 aylık sürede tamamlanmasının gerektiği, aksi halde raporlandığı dönem itibarıyla bu süreyi aşan projelerin değerlendirmeye alınmayacağı, bununla birlikte istisnai olarak, davalı idare tarafından, söz konusu süreyi aşan projenin, beklenen somut hedef ve faydalarının, yerli malı belgeli ve/veya milli haberleşme ürün ekosistemine olan muhtemel katkıları da göz önünde bulundurularak değerlendirmeye alınabileceği, bu bağlamda, 36 aylık süreyi aşan projeler yönünden süre konusunda bir esnekliğin sağlandığı da dikkate alındığında, dava konusu kuralda hukuka aykırılık bulunmadığı, Değişiklik Yapılmasına Dair Usul ve Esaslar'ın 5. maddesi ile Usul ve Esaslar'ın 10. maddesine eklenen 9. fıkra yönünden; 10. maddeye eklenen 9. fıkrada, "Elektronik haberleşme şebekelerinin milli güvenlik açısından önemi göz önünde bulundurularak Kurum tarafından belirlenebilecek kritik şebeke unsurlarına ilişkin yapılacak yatırımlar ve satın alımlar öncesinde İşletmeci, Kuruma bilgi vermekle ve Kurum tarafından söz konusu ürünün teminine ilişkin bir bildirimde bulunulması halinde bu bildirimlere uymakla yükümlüdür." kuralına yer verildiği, İşletmecilerin yetkilendirmeleri kapsamında kurdukları ve işlettikleri mobil şebekeleri yetkilendirme süresi bitince çalışır vaziyette her türlü borçtan ari bir şekilde kamuya devretme zorunluluklarının bulunduğu, kurulan şebekelerin ülkenin milli güvenliği açısından risk barındırmayan ürünlerden oluşturulmasının gerektiği, güvenlik açısından riskli ürünlere ilişkin bir tespit yapılması durumunda işletmecilerin bunları şebekelerinde kullanmasının önüne geçilmesinin amaçlandığı, davalı idarece söz konusu fıkra ile genel bir düzenlemeye gidildiği ve kritik şebeke unsurlarının neler olduğu veya neler olacağına ilişkin kriterlerin ayrıca belirlenebileceğinin beyan edildiği, Bu durumda, kritik şebeke unsurları kavramına ilişkin detayların belirlenebilmesi için farklı kişi, kurum ve kuruluşlarla görüşmeler yapılması, ilgili taraflardan fikir alınması ve ortak çalışmalar yapılarak işbirliği içerisinde ilerlenmesi gerektiği, bu kavramın tek seferde ve kısa sürede belirlenmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından, işletmecilere henüz bir yükümlülük getirilmeyen düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı, Davacı tarafından yapılan 01/03/2022 tarihli başvurunun cevap verilmemek suretiyle reddine ilişkin işlem yönünden; Davacı şirketin talebininin, Kurul üyelerine arz edilmekle birlikte, Kurul’un yeni bir karar ihdas edilmesine gerek görmediğinin davalı idarece beyan edildiği, dolayısıyla başvurunun zımnen reddedildiği, bu bakımdan yetkili olmayan bir karar organı tarafından işlem tesis edildiğinden bahsedilemeyeceğinden, dava konusu işlemde yetki unsuru yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı, esas yönünden ise dava konusu kuralların ayrı ayrı incelemesi sonucunda Dairelerinin yukarıda aktarılan gerekçeleri ile hukuka uygun bulunduğu dikkate alındığında, söz konusu kurallara karşı yapılan itirazın zımnen reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle, Davanın reddine karar vereilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu düzenlemeyi hukuka aykırı kılan iddialarının göz ardı edildiği ve kararda karşılanmadığı, kararın gerekçesinde bu iddiaların neden kabul edilmediğinin izah edilmediği; Ar-Ge Yatırımlarının İncelenmesi ve Denetlenmesine İlişkin Usul ve Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair Usul ve Esasların 3. maddesi ile Usul ve Esasların 6. maddesine eklenen (7) numaralı fıkranın "İncelenmesi istenen ürüne ilişkin ürünün üreticisinden talep edilecek her türlü bilgi ve belgenin sağlanması ile üretim tesislerinin incelemeye açılmasından İşletmeci sorumludur." cümlesinin, işletmecilere, Hak ve Yükümlülükler Belgesinde yer almayan yeni ve ilave yükümlülükler getirdiği, bu haliyle bahse konu yetkilendirmeyle çeliştiği; değişiklik Usul ve Esasların 4. maddesi ile Usul ve Esasların 7. maddesine eklenen (10) numaralı fıkranın somut düzenlemelere dayanmadığı ve belirsizlikler içerdiği; dava konusu düzenlemenin 4. maddesi ile Usul ve Esasların 7. maddesine eklenen (12) numaralı fıkranın, objektif, öngörülebilir ve belirli kriterler içermediği; anılan Usul ve Esaslarının 5. maddesi ile Usul ve Esasların 10. maddesine eklenen (9) numaralı fıkranın mevcut hukuki durum itibariyla işletmeciler açısından öngörülebilirlik ve belirlilik ilkesiyle bağdaşmadığı, yerine getirilmesi mümkün olmayan bir yükümlülük getirildiği; davalı idareye yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin dava konusu işlemin, açıkça hukuka aykırı olduğu, Daire kararının aksi yönde tesis edilen gerekçesinin bir geçerliliği olmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulunun 16/11/2021 tarih ve 2021/DK-YED/361 sayılı kararıyla onaylanan İşletmecilerin Şebekelerinde Kullanılacak Donanım ve Yazılım Yatırımlarının İncelenmesi ve Denetlenmesine İlişkin Usul ve Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair Usul ve Esaslar'ın 3. maddesi ile İşletmecilerin Şebekelerinde Kullanılacak Donanım ve Yazılım Yatırımlarının İncelenmesi ve Denetlenmesine İlişkin Usul ve Esaslar’ın (Usul ve Esaslar) 6. maddesine eklenen (7) numaralı fıkranın ikinci cümlesi ile işletmeciler açısından yeni bir yükümlülük getirildiği; anılan yükümlülük ile ilgili bir sınır çizilmediği; Kurum tarafından talep edilen bilgi ve belgenin üretici tarafından "ticari sır" gibi nedenler ile gönderilmediği ya da üretim tesisi incelemesine aynı neden ile izin verilmediği takdirde işletmeciye yüklenen sorumluluk ile ilgili ne tür bir işlem yapılacağının belirtilmediği anlaşıldığından; ayrıca, dava konusu düzenlemenin üretici ile işletmeci arasında düzenlemenin yürürlük tarihinden önce akdedilen sözleşmeleri kapsayıp kapsamadığı noktasında da bir açıklama içermediği anlaşıldığından düzenlemenin hukuka aykırı olduğu, Dava konusu Kurul Kararının 4. maddesi ile Usul ve Esaslar’ın 7. maddesine eklenen (10) numaralı fıkrası yönünden, "hedef ve stratejilerin" neler olduğunun somut olarak ortaya koyulamadığı, ayrıca "hedef ve stratejilere uygunluk denetiminin" hangi birim tarafından, nasıl yapılacağının belirlenmediği anlaşıldığından muğlak ifadeler içeren düzenlemenin "hukuki belirlilik" ilkesine aykırılık taşıdığı; gene aynı düzenleme ile Usul ve Esaslar’ın 7. maddesine (12) numaralı fıkra olarak eklenen "Ar-Ge merkezlerince yürütülen Ar-Ge projelerinin tamamlanma süresi 36 (otuz altı) ayı geçemez. Raporlandığı dönem itibariyle, bu süreyi aşan projeler değerlendirmeye alınmaz. Ancak, Kurum tarafından, söz konusu süreyi aşan projenin beklenen somut hedef ve faydalarının, yerli malı belgeli ve/veya milli haberleşme ürün ekosistemine olan muhtemel katkıları göz önünde bulundurularak değerlendirmeye alınabilir." düzenlemesindeki "muhtemel katkı" ifadesinin ne anlama geldiği, değerlendirmesinin nasıl ve kim tarafından yapılacağının açık olarak belirlenmediği görüldüğünden hukuka aykırı olduğu; bunun yanı sıra, anılan düzenlemelerin yürürlük tarihi kararın yayım tarihinden sonraki bir tarih olarak belirlenmişse bile devam eden projelerin bu kapsamda değerlendirilip değerlendirilmeyeceği yönünde bir açıklamaya yer verilmediği anlaşıldığından düzenlemenin eksik düzenleme niteliği taşıdığı, Dava konusu Kurul kararının 5. maddesi kapsamında Usul ve Esasların "Raporlama" başlıklı 10. maddesine eklenen "Elektronik haberleşme şebekelerinin milli güvenlik açısından önemi göz önünde bulundurularak Kurum tarafından belirlenebilecek kritik şebeke unsurlarına ilişkin yapılacak yatırımlar ve satın alımlar öncesinde İşletmeci, Kuruma bilgi vermekle ve Kurum tarafından söz konusu ürünün teminine ilişkin bir bildirimde bulunulması halinde bu bildirimlere uymakla yükümlüdür." şeklindeki (9) numaralı fıkrada da, "kritik şebeke unsurlarının" hakkında bir açıklama olmadığı, bunun yanı sıra bu unsurları düzenleyen mevzuat hükmü de bulunmadığı görüldüğünden; düzenlemedeki "bildirimin" şekli, zamanı ve içeriği hakkında da düzenlemede ayrıntı bulunmadığı anlaşıldığından henüz Kurum tarafından içeriği tam olarak netleştirilememiş bir yükümlülükten işletmecilerin sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğu görüşüyle, Davacının temyiz isteminin kısmen kabulü ile anılan düzenlemeler yönünden temyize konu kararın bozulması gerektiği; diğer düzenlemeler yönünden ise, temyiz isteminin reddi ile Daire kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu 30/04/2024 tarih ve E:2022/1889, K:2024/1908 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 07/05/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.