Danıştay · Danıştay

Danıştay 2024/2969 E. 2025/390 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2024/2969
Karar No
2025/390
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/2969 Karar No : 2025/390

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1-... Partisi 2- ... VEKİLİ : Av....

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU :Danıştay Sekizinci Dairesinin 12/09/2024 tarih ve E:2024/4142, K:2024/4456 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığının ... tarih ve ...sayılı kararıyla kabul edilen Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Öğretim Programları Ortak Metninin kabulüne yönelik 27/05/2024 tarihli Bakan Oluru'nun iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 12/09/2024 tarih ve E:2024/4142, K:2024/4456 sayılı kararıyla; Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk Devleti olduğu, 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolunun açık olduğu, 80. maddesinde de, Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyelerinin, seçildikleri bölgeyi veya kendilerini seçenleri değil bütün Milleti temsil edecekleri hususlarının kurala bağlandığı, söz konusu temsilin siyasi bir temsil olduğu, hukuki anlamda dava açmaya vekâlet niteliği taşımadığı, 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanununun ''Genel Başkan'' başlığını taşıyan 15. maddesinde; partiyi temsil yetkisinin genel başkana ait olduğu; kanunlardaki özel hükümler saklı kalmak kaydı ile parti adına dava açma ve davada husumet yetkisinin, genel başkana veya ona izafeten bu yetkileri kullanmak üzere parti tüzüğünün göstereceği parti mercilerine ait olduğunun kurala bağlandığı, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, iptal davalarının, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu, maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılabileceklerinin kurala bağlandığı, Aynı Kanun'un "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendinde, dava dilekçesinin, davacının dava açma ehliyeti olup olmadığı yönünden inceleneceği; 6. fıkrasında, ilk incelemeye ilişkin hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde davanın her safhasında 15. madde hükmünün uygulanacağı; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, davacının, iptali istenen işlem yönünden dava açma ehliyeti bulunmadığı anlaşıldığında davaların reddine karar verileceği kurallarına yer verildiği, İptal davalarının, idarenin hukuka uygun davranmasını sağlayan en önemli denetim araçlarından olduğu, bununla birlikte, her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunmasını öngören yasa koyucunun, iptal davaları için menfaat ihlalini, subjektif ehliyet koşulu olarak aradığı, İptal davalarındaki subjektif ehliyet koşulunun, doğrudan doğruya hukuk devletinin yapılandırılması ve sürdürülmesine ilişkin bir sorun olması dolayısıyla, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun iptal davası yoluyla denetlenmesini engellemeyecek bir biçimde anlaşılması gerektiği, İptal davasının içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idari işlemlerin, ancak bu idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabul edildiği, Taraf ilişkisinin kurulması için gerekli olan kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilgisinin varlığının, davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı yerlerince belirlendiği, davacının idari işlemle ciddi ve makul, maddi ve manevi bir ilişkisinin, hukuken korunması gereken bir menfaat bağının bulunmasının dava açma ehliyeti için gerekli sayıldığı, Dava dilekçesinin incelenmesinden; yasal mevzuatın iyileştirilmesi, geliştirilmesi ve korunması için mücadele etmek, demokrasi, laiklik, hukuk devleti ve hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak amacıyla ülkenin ana muhalefet partisi olarak ve bu partinin Milli Eğitim Bakanlığından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı sıfatıyla milletvekili Suat Özçağdaş'ın Anayasa'nın 125. ve 36. maddeleri kapsamında dava açma yetkisinin bulunduğunun ileri sürüldüğü, Siyasi partilerin hangi hususlarda dava açabileceklerinin Anayasa'nın 150. maddesinde belirlendiği, Anayasa'da düzenlenen yetki dışında siyasi partilerin, milletin vekâletini aldıkları düşüncesi ile iptal davası açabilme yetkisinin tanınmasının Anayasa'da öngörülmeyen bir yetkinin kullandırılması sonucunu doğuracağı, Bu bağlamda; Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı kararıyla kabul edilen Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Öğretim Programları Ortak Metninin kabulüne yönelik 27/05/2024 tarihli Bakan Oluru ile davacılar arasında güncel, kişisel ve meşru bir menfaat ilişkisinin bulunduğunun kabulüne olanak bulunmadığı, Nitekim; benzer konuda siyasi parti tarafından açılan davada, davanın ehliyet yönünden reddi yolunda verilen Dairelerinin 28/09/2017 tarih ve E:2017/4733; K:2017/6679 sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/10/2018 tarih ve E:2017/3697; K:2018/4362 sayılı kararı ile onandığı gerekçesiyle, davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, Parti Tüzüğüne göre, Partilerinin aydınlanma ideallerini, emek mücadelelerini, sosyal demokrasinin özgürlük, eşitlik ve dayanışma ilkelerini benimseyen ülke genelinde hukukun üstünlüğünü, insan hak ve özgürlüklerini, yurttaşların hak ve menfaatlerinin korunmasını temel ilke ve amaç edinen bir siyasi parti olduğu, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli adı altında yürürlüğe konulan eğitim modelinin bilimsellikten uzak olduğu, laiklik ilkesinin tümüyle terk edildiği, gençlerin din, inanç ve vicdan hürriyetini kısıtlayan bir müfredat modeli hazırlandığı, bu nedenle partilerinin söz konusu eğitim modelinin yürürlüğe girmesini sağlayan Bakan Oluruna karşı dava açma ehliyetlerinin bulunduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davacıların yürütmenin durdurulması istemleri hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz istemlerinin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle ehliyet yönünden reddine ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 12/09/2024 tarih ve E:2024/4142, K:2024/4456 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kullanılmayan ... TL yürütmeyi durdurma harcının istemi halinde davacılara iadesine, 4. Kesin olarak, 20/02/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2024/2969, K. 2025/390, T. 20.02.2024, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2024-2969-e-2025-390-k-93bd52e0232e