Danıştay · Danıştay
Danıştay 2024/2196 E. 2025/1326 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2024/2196
- Karar No
- 2025/1326
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/2196 Karar No : 2025/1326
TEMYİZ EDENLER : I-(DAVACI): ...'ı temsilen ... Sendikası VEKİLİ : Av. ...
II-(DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Samsun ili, İlkadım ilçesi, Askerlik Şubesi Başkanlığında ... olarak görev yapmakta iken 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'yle 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen Geçici 23. madde uyarınca 02/04/2018 tarihinde sürekli işçi kadrosuna atanan davacının; yaşlılık aylığı almaya hak kazandığından bahisle, ilişiğinin kesilerek emekliye sevk edilmesine ilişkin 01/09/2022 tarihli işlemin iptali ile Geçici 23. maddenin beşinci fıkrasındaki "...Bunların istihdam süreleri hiçbir şekilde sosyal güvenlik kurumlarından emeklilik, yaşlılık veya malullük aylığı almaya hak kazandıkları tarihi geçemez..." hükmünde geçen "yaşlılık" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle somut norm denetimi için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesİ istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Uyuşmazlık konusu olayda, davalı idare ile davacı arasındaki hukuki ilişkinin, 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi hizmet sözleşmesine dayalı olarak kurulmuş bir iş hukuku ilişkisi niteliğini taşıdığı; davacının ilişiğinin kesilmesine ilişkin işlemin, idarenin yetkili organı tarafından işveren sıfatıyla tesis edilmiş bir özel hukuk işlemi olduğu; bu durumda, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 5. maddesine göre, 4857 sayılı İş Kanunu'na tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına iş mahkemelerinin bakacak olması karşısında; işçi olan davacı ile işvereni arasında iş akdinden doğan davanın görüm ve çözümünde, adli yargının görevli olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine ve 188,90-TL yargılama giderinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; İstinaf başvurularına konu İdare Mahkemesi kararının davanın görev yönünden reddine ilişkin kısmının hukuka ve usule uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların kararın bu kısmının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği; öte yandan, yargılama giderleri yönünden inceleme yapıldığında ise, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Esastan sonuçlanmayan davada yargılama giderleri" başlıklı 331. maddesinin ikinci fıkrasında, görevsizlik kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmesi halinde, yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceği, görevsizlik kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmemiş ise davanın açıldığı mahkemece yargılama giderine hükmedileceğinin kurala bağlandığı; dava dosyasında, görevsizlik kararı sonrasında davaya adli yargıda devam edilmediği yolunda bir bilgi veya tespit bulunmadığı görüldüğünden, yargılama giderleri yönünden söz konusu Kanun maddesi gözetilmek suretiyle hüküm kurulması gerekirken, yargılama giderlerinin doğrudan davacıya yükletilmesi yerinde olmamakla birlikte, bu hususun; yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan, düzeltilmesi mümkün bir eksiklik niteliğinde olduğu anlaşıldığından, İdare Mahkemesi kararının yargılama giderlerine ilişkin hüküm fıkrasının, "davanın görev yönünden reddine," ibaresinden sonra gelmek üzere, "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 331/2. maddesi gözetilerek, davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde esas hakkında hüküm verecek mahkemece hüküm kurulacağı cihetle yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmamasına, görevli mahkemede davaya devam edilmemesi halinde ise" ibaresi eklenmek suretiyle tarafların istinaf başvurularının düzeltilerek reddine karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onikinci Dairesinin 06/02/2024 tarih ve E:2023/3259, K:2024/373 sayılı kararıyla; İdari işlemlerin, yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurlarından biri bakımından hukuka aykırı olmaları halinde; menfaatleri ihlal edilen kişiler tarafından açılan iptal davalarının, idari dava türlerinden biri olduğu, İdarenin; idare hukuku alanında, kamu gücüne dayalı olarak resen ve tek yanlı irade açıklaması sonucu tesis etmiş olduğu işlemlerle, hukuk alanında yeni durum oluşturmasıyla işleme idari işlem kimliği kazandırdığı ve kural olarak bu işlemlerin, özel yasal düzenlemeler dışında idari yargı denetimine tabi olduğu, Uyuşmazlıkta, Samsun ili, İlkadım ilçesi, Askerlik Şubesi Başkanlığında taşeron firma işçisi olarak görev yapmakta iken 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 23. maddesi uyarınca 02/04/2018 tarihinde sürekli işçi kadrosuna atanan davacının; söz konusu maddenin beşinci fıkrasında yer alan "Bunların istihdam süreleri hiçbir şekilde sosyal güvenlik kurumlarından emeklilik, yaşlılık veya malullük aylığı almaya hak kazandıkları tarihi geçemez." şeklindeki düzenleme uyarınca, yaşlılık aylığı almaya hak kazandığından bahisle, 01/09/2022 tarihli işlem ile ilişiği kesilerek emekliye sevk edildiği, Buna göre, davacının ilişiğinin kesilmesi yolunda tesis edilen dava konusu işlemin, doğrudan özel hukuk hükümleri uyarınca eşit taraflarca düzenlenmiş ya da İş Kanunu uyarınca tesis edilmiş bir işlem olmadığı, işlemin 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 23. maddesi uyarınca ve idarenin tek taraflı irade beyanıyla kamu gücüne dayanılarak tesis edildiğinin anlaşıldığı, Tüm bu hususlar göz önünde bulundurulduğunda; 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine istinaden davacının ilişiğinin kesilmesine ilişkin dava konusu işlemin, idarenin kamu gücüne dayalı tek yanlı tasarrufu ile tesis edilen idari nitelikte bir işlem olduğu ve bu nitelikteki işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıkların görüm ve çözümünde idare mahkemelerinin görevli olduğu, Nitekim, benzer mahiyetteki bir uyuşmazlıkta (375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 23. maddesi uyarınca sürekli işçi kadrosuna atanan ve güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlandığından bahisle aynı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca görevine son verilen bir kişinin açtığı davada), ... Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davanın çözümünde idari yargı yerinin görevli olduğuna karar verildiği, Bu durumda; İdare Mahkemesince uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerekirken, davanın görev yönünden reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurularının düzelterek reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Uyuşmazlık konusu olayda, davacının 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten sonra 2018 yılında 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 23. maddesi uyarınca sürekli işçi kadrosuna atandığı, bu statü ile sigortalı çalışan olarak istihdam edilmekte iken, istihdam süresinin hiç bir şekilde sosyal güvenlik kurumlarından emeklilik, yaşlılık veya malullük aylığı almaya hak kazandığı tarihi geçemeyeceği gerekçesiyle emekliye sevk edildiği anlaşılmakta olup, buna göre; emekliye sevk edilmesinden doğan uyuşmazlığın, emekliye sevk edilmesi yönünde tasarrufta bulunulan tarih itibarıyla "emeklilik, yaşlılık veya malullük aylığı almaya hak kazanıp kazanmadığının" 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre belirlenmesi yoluyla çözümlenmesi gerektiği, Devamında, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 23. maddesinin uygulanmasına ilişkin Usul ve Esaslar'ın 16. maddesinin ikinci fıkrasında yer verilen "Bu şekilde sürekli işçi kadrosuna geçirilenlerin istihdam süresi hiçbir şekilde emeklilik, yaşlılık ve malullük aylığını kazanma tarihini geçemez." şeklindeki düzenlemenin, amacı ve kapsamı itibarıyla sadece sürekli işçi kadrosunda istihdam edilme süresinin sona erme tarihinin belirlenmesine ilişkin olup, gerek 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'de gerekse söz konusu Usul ve Esaslar'da sürekli işçilerin emekliye sevk edilmeleri ile ilgili açık (özel) bir düzenleme yer almadığından; 5510 sayılı Kanun'un kamu görevlilerinin emekliye sevk edilmelerine dair genel düzenleme niteliğindeki 48. maddesinin (sürekli işçi kadrosunda bulunan) davacı hakkında da uygulanması gerektiği, Davacının 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten sonra sürekli işçi kadrosuna atandığı, 5434 sayılı Kanun'a tabi olmadığı, emekliye sevk edilmesine gerekçe gösterilen "emeklilik, yaşlılık veya malullük aylığı almaya hak kazanıp kazanmadığının" 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre belirlenmesi gerektiği gibi, emekliye sevk edilmesine dair tasarrufun da 5510 sayılı Kanun'un 48. maddesi kapsamında olduğu, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'de ise sürekli işçi kadrosunda bulunanların emekliye sevk edilmelerine ve/veya bu hususta doğan uyuşmazlıklara karşı yapılacak kanun yolu başvurularına ilişkin açık bir düzenlemenin yer almadığı, esasen, böyle bir düzenlemenin 5510 sayılı Kanun'un 105. maddesi hükmü ile de bağdaşmayacağı, dolayısıyla, davacının emekliye sevk edilmesinden doğan uyuşmazlığın 5510 sayılı Kanun'un 101. maddesi hükmü gereği idari yargının görevinde olmayıp adli yargının görevinde olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı, davanın bu gerekçe ile görev yönünden reddi gerektiği, davanın görev yönünden reddine dair istinafa konu kararda sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmediği gerekçesi eklenmek suretiyle, istinaf başvurusunun reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu işlemin işçi - işveren ilişkisinden kaynaklanmadığı, idarenin resen, tek taraflı uyguladığı bir işlem sonucunda uyuşmazlığın doğduğu ve bu uyuşmazlığın idari yargı yerince çözümlenmesi gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin bir idari işlem niteliğinde olduğu ve iptal davasına konu edilebilecek türden bir işlem olması nedeniyle davada idari yargının görevli bulunduğu belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir. Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava daireleri ile bölge idare mahkemelerinin temyize tabi kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen ısrar kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Tarafların temyiz istemlerinin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle görev yönünden reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin temyize konu ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının ONANMASINA, 3. Bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 16/06/2025 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.