Danıştay · Danıştay
Danıştay 2024/2145 E. 2025/1472 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2024/2145
- Karar No
- 2025/1472
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/2145 Karar No : 2025/1472
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... AŞ VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurumu VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onüçüncü Dairesinin 30/04/2024 tarih ve E:2022/757, K:2024/1895 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Sektörel Denetim Dairesi Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı işlemi ile bildirilen Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının 1. maddesi ile bu maddeye istinaden düzenlenen idari para cezası karar tutanağı ve tahakkuk fişinin, anılan Kurul kararının dayanağı olarak belirtilen ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı ile onaylanarak yürürlüğe giren Elektronik Haberleşme Altyapı Bilgi Sistemine Yönelik Usul ve Esaslar'ın “Elektronik haberleşme altyapısı veri grubu” başlıklı 5. maddesinin 3. fıkrasının (ç) ve (e) bentlerinin, “İşletmecinin yükümlülükleri” başlıklı 9. maddesinin 2. fıkrasında yer alan göz bilgileri kısmındaki yerleşim alanları, hazırlanma tarihleri ve tamamlanma yüzdelerine ilişkin satır ve sütunlarının, 9. maddesinin 3. ve 4. fıkralarının, dava konusu Kurul kararı ile Usul ve Esaslar'ın anılan maddelerinin değiştirilmesi talebiyle davacı şirket tarafından yapılan ... tarih ve ... sayılı başvurunun cevap verilmemek suretiyle reddine ilişkin işlemin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 30/04/2024 tarih ve E:2022/757, K:2024/1895 sayılı kararıyla; 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun "Kurumun görev ve yetkileri” başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasına, 12. maddesine, 60. maddesinin birinci fıkrasına; 27/12/2012 tarih ve 28510 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Sabit ve Mobil Haberleşme Altyapısı veya Şebekelerinde Kullanılan Her Türlü Kablo ve Benzeri Gerecin Taşınmazlardan Geçirilmesine İlişkin Yönetmelik"in 2., 4. ve 14. maddelerine; 13/07/2016 tarih ve 29769 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Elektronik Haberleşme Altyapısı ve Bilgi Sistemine İlişkin Yönetmelik"in "İşletmecilerin yükümlülükleri" başlıklı 5. maddesine; ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı ile onaylanarak yürürlüğe giren "Elektronik Haberleşme Altyapı Bilgi Sistemine Yönelik Usul ve Esaslar"ın 1., 2. ve 3. maddelerine; 4. maddesinin birinci fıkrasına, 5. ve 9. maddeleri ile 15/02/2014 tarih ve 28914 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin 47. maddesine yer verildikten sonra, Elektronik Haberleşme Altyapı Bilgi Sistemine Yönelik Usul ve Esaslar'ın 9. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, İmtiyaz Sözleşmesi, Görev Sözleşmesi ve sayısı sınırlandırılmış kullanım hakkı yetki belgesi kapsamında yetkilendirilen işletmeciler ile altyapı işletmeciliği hizmeti kapsamında yetkilendirilen ve sahip olduğu yeraltı tranşe uzunluğu 100 km üzerinde olan işletmecilerin anılan Usul ve Esaslarda yer alan hususlara uymakla yükümlü olduğunun anlaşıldığı, uyuşmazlık konusu göz bilgilerini de içeren elektronik haberleşme altyapı verilerinin yükümlü işletmeciler tarafından EHABS'a girilmesine yönelik mevzuat aşamalarının öncelikle incelenmesi gerektiği, 27/12/2012 tarih ve 28510 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından hazırlanan “Sabit ve Mobil Haberleşme Altyapısı veya Şebekelerinde Kullanılan Her Türlü Kablo ve Benzeri Gerecin Taşınmazlardan Geçirilmesine İlişkin Yönetmelik”in (Geçiş Hakkı Yönetmeliği) 4. maddesinde, Elektronik Haberleşme Altyapı Bilgi Sistemi (EHABS)'nin, “Elektronik haberleşme sektöründe faaliyet gösteren işletmecilerin altyapılarına ilişkin bilgilerin kaydedildiği sistem” şeklinde tanımlandığı, 14. maddesi ikinci fıkrasında ise, işletmecilerin geçiş hakkına ilişkin elektronik haberleşme altyapı bilgilerini EHABS'a kaydetmekle yükümlü olduğunun belirtildiği, ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı ile sabit elektronik haberleşme altyapısı kurmaya ve işletmeye yetkili tüm işletmecilerin, 01/09/2013 itibarıyla yürürlüğe girecek şekilde, sahip oldukları boru, kanal ve gözleri talepleri halinde diğer işletmecilerle paylaşma yükümlülüğüne tabi kılındığı, ... tarih ve ... sayılı yazı ile EHABS Projesi'nin davalı idare bünyesinde kullanılmasına yönelik çalışmaların başlatıldığı ve işletmecilerin sahip olduğu elektronik haberleşme altyapısı ile ilgili bilgilere ihtiyaç duyulduğu belirtilerek, “göz sayısı, her bir gözün durumu (dolu/boş bilgisi)” dahil elektronik haberleşme altyapı bilgilerinin gönderilmesi istenildiği, ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı ile “Elektronik haberleşme altyapılarına ilişkin bilgileri EHABS kapsamında Kurumumuza aktarması gereken işletmecilerin var olan altyapılarına ilişkin bilgileri 2016 yılı sonuna kadar tam ve doğru olarak EHABS'a girmeye hazır hale getirmeleri" ve “Bu işletmecilerin yeni kuracakları altyapıları ile ilgili kayıtları ise EHABS'a girmeye hazır şekilde tutmaları” hususlarında ilgili işletmecilere yükümlülük getirildiği, tesis paylaşımına ilişkin iş ve işlemlerin etkinliğinin arttırılması çalışmaları kapsamında ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı ile tesis paylaşımı taleplerinin öncelikle davalı idarenin değerlendirmesine sunulmasına ve Kurum'a iletilecek tesis paylaşımı başvurularının değerlendirilmesi ve sonuçlandırılmasına yönelik süreçlerin davalı idare tarafından belirlenmesine karar verildiği, sonrasında Elektronik Haberleşme ve Bilgi Sistemine İlişkin Yönetmelik'in (EHABS Yönetmeliği) 13/07/2016 tarih ve 29769 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, bu Yönetmelik çerçevesinde ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı ile “Elektronik Haberleşme Altyapı Bilgi Sistemine Yönelik Usul ve Esasları”nın çıkarıldığının anlaşıldığı, Aktarılan mevzuat süreci de dikkate alındığında dava konusu işlemlerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı ile onaylanarak yürürlüğe giren Elektronik Haberleşme Altyapı Bilgi Sistemine Yönelik Usul ve Esaslar'ın (Usul ve Esaslar) “Elektronik haberleşme altyapısı veri grubu” başlıklı 5. maddesinin 3. fıkrasının (ç) ve (e) bentleri, “İşletmecinin yükümlülükleri” başlıklı 9. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan göz bilgileri kısmındaki yerleşim alanları, hazırlanma tarihleri ve tamamlanma yüzdelerine ilişkin satır ve sütunlarının ve 9. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları yönünden; Dava konusu kuralların, yüksek hızlı geniş bant hizmetlerinin son kullanıcılara ulaştırılması için ihtiyaç duyulan yeni nesil şebekelerin kurulumunda boru, kanal, göz gibi mevcut tesislerin paylaşılması, kaynakların etkin kullanımı ve mükerrer yatırım yapılmaması amacıyla getirildiği, göz bilgilerinin doğru olarak girilmesinin tesis paylaşım sürecinin hızlı işlemesine katkı sağlayacağının anlaşıldığı, Davacı şirket tarafından, göz doluluk bilgilerini doğru olarak elde edilerek EHABS'a girmenin zorluklarına yer verilmiş ise de, altyapı bilgilerinin EHABS'a girme yükümlülüğünün ilk olarak 2012 yılında Geçiş Hakkı Yönetmeliği ile birlikte getirildiği, dava konusu işleme konu yükümlüğün ise 23/07/2018 tarihli Kurul kararı ile son halini aldığı anlaşıldığından, davacının göz doluluk bilgilerine yönelik yükümlülüklerini yerine getirebilmesi için yeterli zaman aralığının bulunduğu ve yükümlülüklerini anılan Usul ve Esaslar'ın 9. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan göz bilgilerine yönelik takvime uygun olarak gerçekleştirilebileceğinin açık olduğu, Davalı idare tarafından, davacının ileri sürdüğü zorluklara yönelik olarak, davacının düzenli olarak altyapının bakım onarımını yapmak, asfalt altında kalan menhollerin boğazını yükselterek görünür hale getirmek ve menhollerin içerisinde bulunabilecek su ve toprak gibi maddeleri temizlemek ile yükümlü olduğu, belirtilen yükümlülüklerin hizmetin gereği gibi yerine getirilmesi için yapılması şart olan çalışmalar olduğu ve sadece EHABS'a verilerin girilmesi amacıyla yapılmadığı şeklinde beyanda bulunulduğu, Bu itibarla, dava konusu kuralların 5809 sayılı Kanun ve EHABS Yönetmeliği'ne uygun olduğu, davacının iddiasının aksine dava konusu kuralların anılan Yönetmeliğe aykırı nitelikte bir hüküm getirmediği ve Yönetmeliğin detaylandırıldığı anlaşıldığından, dava konusu kurallarda üst hukuk normlarına aykırılık görülmediği, ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının 1. maddesi ile bu maddeye istinaden düzenlenen idari para cezası karar tutanağı ve tahakkuk fişi yönünden; Dosyanın incelenmesinden, davacının yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğinin tespiti amacıyla ... tarih ve ... sayılı Olur ile başlatılan ve 04/02/2020-05/02/2020 tarihleri arasında yerinde gerçekleştirilen denetim çalışmaları neticesinde elde edilen bilgi ve belgeler doğrultusunda davacıdan açıklama talep edildiği, yapılan açıklamalar da dikkate alınarak 22/12/2020 tarih inceleme sorgusunun davacıya gönderilerek yazılı açıklamalarının talep edildiği, davacının ilettiği savunma da dikkate alınarak ... tarih ve ... sayılı İnceleme Raporu'nun hazırlandığı, aktarılan süreç sonrasında ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı ile Usul ve Esaslar'ın 9. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan kurala aykırı olarak, göz bilgilerinin % 98 oranında doğru olarak EHABS'a girilmesi gerekirken % 6 oranında doğru olarak girildiğinin tespit edildiğinden bahisle davacı şirkete, 5809 sayılı Kanun'un 60. maddesinin birinci fıkrası ile Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin "Hüküm bulunmayan haller" başlıklı 47. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ve aynı Yönetmeliğin "Yaptırım ölçütleri” başlıklı 44. maddesinde yer alan ölçütler çerçevesinde, 2019 yılı net satış tutarı onbinde beş (%0,05)'i oranında idari para cezası verilmesine karar verildiğinin anlaşıldığı, Bu itibarla, İnceleme Raporu'nda yer verilen tespitler ile davacının Usul ve Esaslar'ın 9. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan yükümlülüğünü yerine getirmediğine yönelik olarak beyanı da dikkate alındığında, davacı hakkında isnat olunan fiilin sabit olduğu ve davacının iddialarının idari para cezasına ilişkin Kurul kararını kusurlandırıcı nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davacıya idari para cezası verilmesine ilişkin işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı, Diğer taraftan, uyuşmazlığa konu fiile ilişkin olarak 5809 sayılı Kanun'un 60. maddesinin birinci fıkrası ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin 47. maddesi uyarınca, işletmecinin bir önceki takvim yılındaki net satışlarının yüzde üçüne (%3) kadar idari para cezası uygulanacağı belirtilmekle birlikte, Kurul kararının dava konusu 1. maddesi ile, 2019 yılı net satış tutarı onbinde beş (%0,05)'i oranında idari para cezası verilmesine karar verildiği, idari para cezası verilmeden önce, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin 44. maddesinde belirtilen ölçütlere yer verilmek suretiyle inceleme raporunda değerlendirmeler yapıldığı, idari para cezası tesis edilirken idarenin mevzuat kapsamında verilen sınırlar içerisinde takdir yetkisine uygun olarak ve ölçülülük ilkesi çerçevesinde idari para cezası oranının belirlendiğinin görüldüğü, Dava konusu Kurul kararı ile Usul ve Esasların dava konusu maddelerinin değiştirilmesi talebiyle davacı şirket tarafından yapılan ... tarih ve ... sayılı başvurunun cevap verilmemek suretiyle reddine ilişkin işlem yönünden; Usul ve Esaslar'ın başvuruya konu maddeleri ile idari para cezası verilmesine ilişkin işlemler Dairelerinin aktarılan gerekçeleri ile hukuka uygun bulunduğundan, bu işlemlerin değiştirilmesi talebiyle yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin dava konusu işlemde de hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, temyize konu kararda ilgili düzenleme yalnızca Yönetmeliğin detaylandırılması olarak ifade edilmiş ise de herhangi bir oran içermeyen Yönetmelik hükmüne %98 şeklinde bir eşik getiren dava konusu Usul ve Esaslar'ın üst norm olan Yönetmelik sınırlarını aştığı, bu suretle hukuka aykırı olduğu; Daire tarafından kaynakların etkin kullanılması ilkesinin hatalı değerlendirildiği, dava konusu düzenleme ile çok yüksek bir mali külfetin altına sokulduğu; yapılan düzenlemenin hedeflenen amaca uygun olmadığı zira bu meblağın yapılacak diğer yatırımlara yönlendirilmesi neticesinde elde edilebilecek faydanın çok daha fazla olduğu dikkate alındığında dava konusu düzenlemenin kamu yararına aykırı olduğu; 2012 yılında yükümlülüğü getirilen, 2014 yılında faaliyete geçmesi gereken EHABS'ın pek çok eksik tasarımla birlikte, yükümlülük getirildikten ancak 7 sene sonra devreye alınabildiği; bu durumda, EHABS'a ilişkin yükümlülüklerin 2012 yılında getirildiği, 2018 yılında son halini aldığı, yükümlülüklerin yerine getirilmesi için yeterli zamanın olduğu yönündeki kararın maddi gerçeklikten ve teknik perspektiften uzak olduğu; boş/dolu göz bilgisinin hangi yöntemle ve hangi formatta hazırlanacağı, hangi şekilde EHABS'a aktarılacağının ancak 25/12/2018 tarihinde Veri Temin Kılavuzunun paylaşılması ile netleştiği; EHABS'ın kendisinin de zaten 09/01/2022 tarihinde ancak devreye alındığı; “takvimin gerçekleştirilmesinin mümkün olduğu” gerekçesinin hiçbir teknik dayanağı olmadığı dolayısı ile fiili uygulamaya da aykırı olduğu; imtiyaz sözleşmesi ile getirilen yükümlülüğün elektronik haberleşme hizmetlerinin müşterilere kesintisiz bir şekilde sunulmasının sağlanması olduğu; bu kapsamda, işleyen halde tutulması gerekenin de şebeke altyapısı olduğu ancak, EHABS denetiminde sorgulanan boşluk/ doluluk durumunun şebeke altyapısına ilişkin olmadığı; ilk tespitin maliyetleri dışında, sırf EHABS'ta yer verilen boş/dolu göz bilgisinin güncelliğinin ve doğruluğunun sağlanabilmesi için 2022 yılı Şubat ayı birim fiyatlarıyla, oldukça iyimser bir varsayımla, her sene 290 Milyon TL'den daha büyük bir bedele katlanmak durumunda kalacağı ve bu bedelin her geçen gün arttığı; her yıl bu kadar yüksek bir meblağda ilave harcama yapılmasını beklemenin kamunun zarara uğraması dışında bir amaca hizmet etmediği; kullanım durum bilgisi olan “Boş/Dolu Göz Bilgisi"nin istenen seviyede olmamasının nedeninin fiili imkânsızlık olduğu; idari işleme konu idari para cezasının ölçüsüz olduğu zira, kesilen ceza miktarının denetimin yapıldığı 2020 yılında elde ettiği tesis paylaşımı gelirinin %87'si olduğu; diğer işletmecilere idari para cezası tesis edilmediği, sadece kendi aleyhlerine yaptırım uygulandığı; dolayısıyla, idarenin takdir yetkisini kullanırken eşitlik ilkesine uymadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Öte yandan, ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının 1. maddesine istinaden düzenlenen idari para cezası karar tutanağında, 5809 sayılı Kanun'un 60. maddesinin birinci fıkrası ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin "Hüküm bulunmayan haller" başlıklı 47. maddesinin birinci fıkrası ile aynı Yönetmeliğin "Yaptırım ölçütleri” başlıklı 44. maddesi idari para cezasının kanuni dayanağı olarak gösterilmiştir. Davacı tarafından, anılan Kurul kararının dayanağı olarak belirtilen ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı ile onaylanarak yürürlüğe giren Elektronik Haberleşme Altyapı Bilgi Sistemine Yönelik Usul ve Esaslar'ın ilgili maddelerinin dava konusu edildiği fakat idari para cezasının kanuni dayanaklarından olan İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin "Hüküm bulunmayan haller" başlıklı 47. maddesinin birinci fıkrasının dava konusu edilmediği anlaşıldığından ve davacı tarafa ait dava dilekçesi ile temyiz dilekçesi incelendiğinde de anılan maddeye ilişkin olarak herhangi bir iddianın ileri sürülmediği görüldüğünden anılan maddeye ilişkin olarak, herhangi bir yargısal denetimin yapılamayacağı sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onüçüncü Dairesinin 30/04/2024 tarih ve E:2022/757, K:2024/1895 sayılı kararının ONANMASINA, 3.Kesin olarak, 02/07/2025 tarihinde, dava konusu düzenleyici işlemler yönünden oybirliği; bireysel işlemler yönünden ise oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY X- 15/02/2014 tarih ve 28914 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin dayanakları arasında 05/11/2008 tarih ve 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunun 9, 60 ve 61. maddeleri de yer almaktadır. 5809 sayılı Kanunun "Kurumun yetkisi ve idarî yaptırımlar" başlıklı 60. maddesinin birinci fıkrasında "Kurum; mevzuata, kullanım hakkı ve diğer yetkilendirme şartlarına uyulmasını izleme ve denetlemeye, aykırılık halinde işletmecilere bir önceki takvim yılındaki net satışlarının yüzde üçüne kadar idarî para cezası uygulamaya ... yetkilidir. ..." kuralına, onbeşinci fıkrasında ise "Bu maddenin uygulanmasına ve bu Kanunda öngörülen yükümlülüklerin işletmeciler tarafından yerine getirilmemesi halinde uygulanacak idarî para cezalarına ilişkin hususlar Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." kuralına yer verilmiştir. Anılan Kanun hükümlerine dayanılarak yürürlüğe konulan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği incelendiğinde; Yönetmeliğin "İdari Para Cezaları" başlıklı İkinci Bölümünde, yetkilendirmeye, numaralandırmaya, numara taşınabilirliğine, frekans kullanımına, tahakkuka, erişim ve arabağlantıya, son kullanıcı tarifelerine, tüketici haklarına, kişisel verilerin korunmasına, milli güvenlik/kamu düzeni ve gizliliğin, hizmet kalitesi yükümlülüklerinin, rekabet ihllaleri gibi durumlarla birlikte bilgi ve/veya belgelerin süresinde verilmemesi, yanlış ve/veya eksik bilgi belge verilmesi gibi ihlallerin tek tek sayılarak düzenlendiği; "Diğer Yaptırım ve Tedbirler" başlıklı Üçüncü Bölümde ise, milli güvenliğe aykırılık, kamu düzeninin ihlali, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmemesi ve yeniden yetkilendirilmeme hallerinin ayrı ayrı düzenlendiği görülmekte olup, anılan Yönetmeliğin "Hüküm bulunmayan haller" başlıklı 47. maddesinde, "İlgili mevzuat ihlallerine ilişkin bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde Kurul tarafından, bu Yönetmelikte yer alan genel hükümler çerçevesinde idari yaptırım kararları alınır." kuralına yer verilmiştir. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Posta Sektöründe İdari Yaptırımlar Yönetmeliğinin dayanağı olan 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanununun "İdari yaptırımlar" başlıklı 19. maddesinde de 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanununun "Kurumun yetkisi ve idarî yaptırımlar" başlıklı 60. maddesinin birinci ve onbeşinci fıkralarına benzer şekilde "Kurum; mevzuata ve yetkilendirme şartlarına aykırılık hâlinde hizmet sağlayıcılarına bir önceki takvim yılındaki net satışlarının yüzde 3’üne kadar idari para cezası uygulamaya ... yetkilidir." ve "Bu maddenin uygulanmasına ve bu Kanunda öngörülen yükümlülüklerin hizmet sağlayıcıları tarafından yerine getirilmemesi hâlinde uygulanacak idari para cezalarına ve diğer idari tedbirlere ilişkin hususlar Kurum tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenir." kuralları yer almakta olup, 6475 sayılı Kanunun 19. maddesine dayanılarak yürürlüğe konulan "Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Posta Sektöründe İdari Yaptırımlar Yönetmeliği"nin "Hüküm bulunmayan haller" başlıklı 30. maddesinde yer alan "Hizmet sağlayıcısının ilgili mevzuat ihlallerine ilişkin bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde Kurul tarafından, bu Yönetmelikte yer alan genel hükümler çerçevesinde idari yaptırım kararları alınır." kuralı Danıştay 10. Dairesinin 30/12/2021 tarih E:2014/4613, K:2021/5536 sayılı kararıyla iptal edilmiş olup; anılan karar Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 01/02/2024 tarih ve E:2023/198, K:2024/160 sayılı kararıyla onanmıştır. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun “Kanunîlik ilkesi” başlıklı 4. maddesinde, hangi fiillerin kabahat oluşturduğu kanunda açıkça tanımlanabileceği gibi; kanunun kapsam ve koşulları bakımından belirlediği çerçeve hükmün içeriğinin, idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de doldurulabileceği, kabahat karşılığı olan yaptırımların türü, süresi ve miktarının ancak kanunla belirlenebileceği kurala bağlanmıştır. Hukukî güvenlik ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, belirlilik ilkesi ise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını ifade etmekte olup, 5326 sayılı Kabahatler Kanunun 4. maddesinde düzenlenen kanunilik ilkesi gözetilmeksizin ve 5809 sayılı Kanunun 60. maddesiyle verilen idari yaptırımları belirleme yetkisini aşacak şekilde, hukukî güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırı olarak tesis edilen dava konusu yaptırım kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle; temyize konu kararın, dava konusu ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının 1. maddesi ile bu maddeye istinaden düzenlenen idari para cezası karar tutanağı ve tahakkuk fişi ile ... tarih ve ... sayılı başvurunun cevap verilmemek suretiyle reddine ilişkin işlemlerle ilgili davanın reddine yönelik kısmına karşı davacı tarafın temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın anılan kısmının bozulması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyoruz.