Danıştay · Danıştay
Danıştay 2024/1415 E. 2024/3473 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2024/1415
- Karar No
- 2024/3473
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/1415 Karar No : 2024/3473
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Makina İthalat ve İhracat Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin... tarih ve ... sayılı kararı ile onaylanan Ankara ili, Çankaya ilçesi, ... Kentsel Dönüşüm Gelişim Proje Alanı (KDGPA) Son Etap 2. Kısım ... ada,... parsel ve ... ada, ... parsel sayılı taşınmazlara yönelik 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar plan değişikliğinin, plan notlarının ve planlara yapılan itirazın reddine ilişkin işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; İmar planlarına karşı, 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında başvuru için, 3194 sayılı Kanun'un 8/b maddesi ile özel bir itiraz süresi getirildiği, imar planlarına karşı, bir aylık askı süresi içinde itirazda bulunulması ve bu başvuruya idari dava açma süresinin başlangıç tarihi olan son ilan tarihinden itibaren 30 gün içinde cevap verilmeyerek isteğin reddedilmiş sayılması halinde, bu tarihi takip eden 60 günlük dava açma süresi içinde veya son ilan tarihini izleyen 60 gün içinde cevap verilmek suretiyle isteğin reddedilmesi halinde bu cevap tarihinden itibaren 60 günlük dava açma süresi içinde idari dava açılabileceği, imar planlarına askı süresi içinde bir itirazda bulunulmamış ise davanın, 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca imar planının son ilan tarihini izleyen günden itibaren 60 gün içinde açılması gerektiği, Uyuşmazlık konusu olayda; imar planına askı süresi içinde itiraz edildiğine göre, dava açma süresinin İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 11. maddesi kapsamında belirlenmesi gerektiği, bu bakımdan, yapılan itiraza otuz gün içinde bir cevap verilmemiş ise, itirazın zımnen reddedilmiş olması nedeniyle ilan tarihinin son gününü izleyen altmış gün içinde davanın açılması gerektiği, Belirtilen süreler geçtikten sonra cevap verilmesi halinde dava açma hakkının ihya olduğundan söz edilemeyeceği, zira İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10. maddesinin 2. fıkrasında, yetkili idari mercilerce dava açma süresi geçtikten sonra verilen cevap üzerine tebliğ tarihini izleyen günden itibaren altmış gün içinde dava açılabileceği belirtildiği halde 11. maddesinde, davanın açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, sonradan yetkili mercilerce cevap verilmesi durumunda, işlemin tebliğinden itibaren altmış gün içinde davanın açılabileceğine dair bir hüküm bulunmadığı, dolayısıyla yetkili mercilerce ne zaman cevap verileceği belli olmayan bir durumda, dava süresinin yorum yoluyla süresi belirsiz bir zamana kadar uzatılmasının mümkün olmadığı, Uyuşmazlıkta, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinin Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin... tarih ve ... sayılı kararıyla onaylandığı, 28/10/2021- 26/11/2021 tarihleri arasında askıya çıkartıldığı, davacının 22/11/2021 tarihinde yaptığı itirazın,... tarih ve ... sayılı Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi kararıyla reddedildiği, söz konusu kararın davacıya 05/04/2022 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine 14/05/2022 tarihinde kayda giren dilekçe ile bakılan davanın açıldığının anlaşıldığı, Davacı tarafından yapılan itirazın zımnen reddedilmesinden sonra idare tarafından verilen cevabın dava açma süresini canlandırmayacağı, son ilan tarihi olan 26/11/2021 tarihini izleyen 30 günlük süre içerisinde itirazın zımnen reddedildiği, bu tarihi takip eden 60 gün içerisinde dava açılması gerekirken, dava açma süresi geçirildikten sonra 14/05/2022 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle incelenemeyeceği gerekçesiyle davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 26/12/2023 tarih ve E:2023/7298, K:2023/9915 sayılı kararıyla;2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava Açma Süresi" başlıklı 7. maddesinde, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve İdare Mahkemelerinde altmış gün olduğu; ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağının kurala bağlandığı, Öte yandan, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 8. maddesine, 14/2/2020 tarih ve 7221 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile eklenen 3. fıkrada, "İmar planları ve bu planlardaki değişikliklerin nerede askıya çıktığına dair bilgilendirme ilanı, askı süresi ile eş zamanlı olarak ilgili muhtarlıkların panosunda duyurulur. Ayrıca plan değişikliği hakkında, değişikliğe konu alanda görülebilir bir şekilde en az 2 adet tabela ile 30 gün süreyle bilgilendirme yapılır." hükmüne yer verildiği, 3194 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 3. fıkrası uyarınca uyuşmazlığa konu imar planı değişikliğinin nerede askıya çıktığına dair bilgilendirme ilanıyla eş zamanlı olarak ilgili muhtarlık panosunda duyurunun yapılıp yapılmadığı, ayrıca imar planı değişikliği hakkında değişikliğe konu alanda görülebilir bir şekilde en az 2 adet tabelanın otuz gün süreyle bilgilendirme yapılıp yapılmadığına ilişkin bilgi ve belge ve ilan-askı tutanaklarının dosya içeriğinde bulunmadığının anlaşıldığı, Bu itibarla, Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesince dava konusu imar planı değişikliklerine ilişkin, ilan-askı tutanaklarının, imar planı değişikliğinin nerede askıya çıktığına dair bilgilendirmenin muhtarlık panosunda yapılıp yapılmadığı, imar planı değişikliği yapılan alanda görülebilir bir şekilde en az 2 adet tabela ile otuz gün süreyle bilgilendirme yapılıp yapılmadığına ilişkin bilgi ve belgelerin temini suretiyle yeninden bir karar verilmesi gerektiğinden, eksik incelemeye dayalı olarak verilen kararda isabet bulunmadığı gerekçesiyle ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla;Davacının imar planı değişikliklerinin askı süresi olan 28/10/2021-26/11/2021 tarihleri arasında yaptığı 22/11/2021 tarihli başvuru ile imar planlarına itiraz ettiği, itiraz dilekçesinde de imar planlarının 28/10/2021-26/11/2021 tarihleri arasında askıya çıktığını açıkça belirttiği, dava dilekçesinde de plan değişikliklerine karşı askı süresi içerisinde itiraz ettiği açıklamasına yer verdiği, dolayısıyla davacının imar planlarının askıya çıktığından haberdar olduğu ve askı süresi içinde itirazda bulunduğu açık olduğundan planların ayrıca muhtarlık panosunda duyurusunun yapılıp yapılmadığı veya değişikliğe konu alanda görülebilir bir şekilde en az 2 adet tabela ile otuz gün süreyle bilgilendirme yapılıp yapılmadığına ilişkin araştırma yapılmasına gerek görülmediği, Dairelerinin 21/02/2024 tarih ve E:2024/189 sayılı ara kararıyla, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar plan değişikliğine ilişkin askı ilan tutanaklarının istenmesine, bu plan değişikliklerine karşı yapılan itirazlar üzerine Ankara Büyükşehir Belediye Meclisince alınan ...tarih ve ... sayılı kararın askıya çıkarılıp çıkarılmadığının sorulmasına, askıya çıkarıldıysa buna ilişkin askı ilan tutanaklarının istenilmesine karar verildiği, davalı idarece verilen cevapta imar planlarının 28/10/2021-26/11/2021 tarihleri arasında askıya çıkarıldığının belirtildiği, Bununla birlikte dava dışı ... Mağazacılık Bilgisayar Tekstil Dayanıklı Tüketim Malları İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin dava konusu planlara karşı askı süresinin 28/10/2021-26/11/2021 tarihleri arasında olduğunu belirterek yaptığı 23/11/2021 tarihli itirazın reddi üzerine dava konusu planların iptali istemiyle 18/05/2022 tarihinde açtığı davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair Dairelerinin 01/03/2023 tarih ve E:2023/37, K:2023/408 sayılı kararının, Danıştay Altıncı Dairesinin 18/10/2023 tarih ve E:2023/4047, K:2023/7559 sayılı kararıyla onandığı, yine dava konusu planların iptali istemiyle TMMOB Mimarlar Odası tarafından açılan bir başka davada alınan bilirkişi raporunda imar planlarının 28/10/2021 - 26/11/2021 tarihleri arasında askıya çıkarıldığının belirtildiği, dolayısıyla incelenmekte olan dava ile yukarıda bahsi geçen iki davada imar planlarının askıya çıktığı tarihlerde tutarlılık bulunduğu, Öte yandan; davacı tarafından, taşınmazına imar durum belgesinin verilmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine dair ... tarih E-... sayılı işlem ile dava konusu imar planlarının iptali istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla,... tarih ve E-... sayılı işlemin iptaline, dava konusu imar planları hakkında karar verilmesine yer olmadığı karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvuruları üzerine Dairelerinin 29/02/2024 tarih ve E:2024/87, K:2024/277 sayılı kararıyla, davalı tarafından yapılan istinaf başvusurunun reddine, davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun ise kabulü ile dava konusu planların iptaline karar verildiği, Yukarıda bahsi geçen tüm veriler göz önünde bulundurulduğunda, uyuşmazlık konusu olayda; imar planına askı süresi içinde itiraz edildiğine göre, dava açma süresinin İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 11. maddesi kapsamında belirlenmesi gerektiği, bu bakımdan, yapılan itiraza otuz gün içinde bir cevap verilmemiş ise, bu cevap tarihinden itibaren 60 günlük dava açma süresi içinde davanın açılması gerektiği, Belirtilen süreler geçtikten sonra cevap verilmesi halinde dava açma hakkının ihya olduğundan söz edilemeyeceği, zira İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10. maddesinin 2. fıkrasında, yetkili idari mercilerce dava açma süresi geçtikten sonra verilen cevap üzerine tebliğ tarihini izleyen günden itibaren altmış gün içinde dava açılabileceği belirtildiği halde 11. maddesinde, davanın açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, sonradan yetkili mercilerce cevap verilmesi durumunda, işlemin tebliğinden itibaren altmış gün içinde davanın açılabileceğine dair bir hüküm bulunmadığı, dolayısıyla yetkili mercilerce ne zaman cevap verileceği belli olmayan bir durumda, dava süresinin yorum yoluyla süresi belirsiz bir zamana kadar uzatılmasının mümkün olmadığı gerekçesi eklenmek suretiyle davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, askı-ilan aşamalarının usulüne uygun işletilmediği, davalı idareye yapılan başvurunun 30 gün içerisinde yanıtlanmayarak zımnen reddedilmiş sayılması durumunun, idarenin keyfi olarak vatandaşın başvurusunu bekletmesi ihtimaline karşı getirilmiş bir güvence olduğu, idarenin cevap verme yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı, zımni retten sonra idarenin ret gerekçelerini somutlaştırdığı açık ret işleminin tebliğinden itibaren 60 gün içinde dava açılabileceği, aksinin kabulünün hak arama hürriyetini ve adil yargılanma hakkını ihlal edeceği, davanın süresinde açıldığı, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile ısrar kararının onanmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava daireleri ile bölge idare mahkemelerinin temyize tabi kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın süre aşımı nedeniyle reddine yönelik ... İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin temyize konu... tarih ve E:..., K:...sayılı ısrar kararının ONANMASINA, 3. Bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 23/12/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY X- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Temel hak ve hürriyetlerin korunması" başlıklı 40. maddesine 4709 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle eklenen 2. fıkrada, "Devlet işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır." kuralı yer almış olup, bu ek fıkranın gerekçesinde; "Bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde sonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkan sağlanması amaçlanmış, son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerin belirtilmesi hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunluluk haline gelmiştir." açıklaması yapılmıştır. Görüldüğü üzere belirtilen Anayasa kuralı ile, bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde haklarını arayabilmelerine kolaylık ve olanak sağlanması amaçlanmış; idareye, işlemlerinde, ilgililerin kaç gün içinde, hangi mercilere başvurabileceklerini bildirme yükümlülüğü getirilmiştir. Anayasa’nın “Yargı Yolu” başlıklı 125. maddesinin 3. fıkrasında da, “idari işlemlere karşı açılacak davalarda süre, yazılı bildirim tarihinden başlar.” kuralı yer almaktadır. Anayasa'nın 74. maddesi, "Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye'de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir. Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu gecikmeksizin, dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir." hükmüne amirdir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinde, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresinin ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı belirtilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10. maddesinde, idari makamların sükutu düzenlenmiştir. "İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. Otuz gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer otuz günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Otuz günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren dört ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, otuz günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler" hükmü düzenlenmiş, aynı Kanun'un Üst makamlara başvurma başlıklı 11. maddesinde de, "İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. Otuz gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır" hükmüne yer verilmiştir. İdareye yapılan başvurular hakkında işlem tesis etme zorunluluğu Anayasa'nın 74. maddesinde düzenlenen "....Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu gecikmeksizin, dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir" hükmü gereği olduğu, yine Anayasanın 40/2. maddesinde yer verilen "Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerine belirtmek zorundadır" hükmü karşısında idarenin başvuruları cevaplamak zorunluluğu ve işlem metninde açıklama yapma yükümlülüğü bulunduğu kuşkusuzdur. Bununla birlikte 2577 sayılı Kanun'un dava hakkını güvenceye almak ve işlemlerin yargısal denetimini sağlamak suretiyle bireylerin idarenin karşısında yargısal korunmasını sağlama amacıyla zımni ret müessesesi kabul edilmiştir. 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi zımni ret müessesesi bakımından ana kuralı düzenlemiştir. Bu maddedeki temel ilkenin 11. maddede de esas alınması gerekmektedir. Diğer yandan, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun "Planların hazırlanması ve yürürlüğe konulması" başlıklı 8. maddesinin (b) bendinde: "İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır... Planlar, belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar." kuralı yer almaktadır. Ayrıca, 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 20. maddesinin 1. fıkrasında, belediye meclisinin, her ayın ilk haftası, önceden kararlaştırdığı günde toplanacağı, 5675 sayılı Yasanın 3. maddesiyle eklenen fıkrasında ise: "Belediye başkanı, acil durumlarda lüzum görmesi halinde belediye meclisini bir yılda üç defadan fazla olmamak ve her toplantı bir birleşimi geçmemek üzere toplantıya çağırır. Olağanüstü toplantı çağrısı ve gündem en az üç gün önceden meclis üyelerine yazılı olarak duyurulur ve ayrıca mutat usûllerle ilan edilir. Olağanüstü toplantılarda çağrıyı gerektiren konuların dışında hiçbir konu görüşülemez." kuralına yer verilmiştir. 3194 sayılı Kanun'un 8. maddesine göre belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe giren ve askıya çıkarılan planlara yapılan itirazları ve planları, belediye meclisinin, kendisine gönderildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlaması gerekmekte ise de, öngörülen bu süre, disipliner bir süre olup, hak düşürücü bir niteliği bulunmamaktadır. Zira, askıya çıkarılan planlara yapılan itirazların, belediye başkanlığı tarafından belediye meclisine ivedi olarak gönderilmesinin, belediye meclisinin de yasal olarak olağan ve olağanüstü yapabilecekleri toplantılarda itirazlar ve plan hakkında kanunda öngörülen sürede kesin olarak karar vermesinin her zaman için mümkün olmadığı görülmektedir. Dolayısıyla askıya çıkarılan imar planlarına karşı itirazda bulunan kişilerin, itiraz başvurularına kanunda öngörülen sürede cevap verilmemesi durumunda dava açmak için nasıl bir yol izleyecekleri konusunda bir bilgilendirme yapılmadığı sürece belirsizlik yaşayacakları kuşkusuzdur. İtiraz sahibinin, herhangi bir bilgilendirme de yapılmadığı için, özellikle kanunun lafzına bağlı kalarak belediye meclisinin kesin cevabını bekleyebileceği ve kararın kendisine tebliği üzerine dava açabileceğini düşünmesi kuvvetle muhtemeldir. Bunun yanında itiraz sahibine başvurusuna, 2577 sayılı Kanun'da öngörülen zımni ret süresi içerisinde bir cevap verilmez ise bu sürenin bitiminden itibaren dava açabileceği yönünde gerek askı tutanağında gerekse itiraz başvurusunun belediyece kayda alındığı anda bir bilgilendirme yapılmadığı sürece bu yöntemi bilmesi de mümkün görünmemektedir. Bu noktada zımni ret süresinin ne zaman başlayacağı ve ne zaman biteceği hususu dahi açık ve anlaşılabilir değildir. Çünkü zımni ret süresinin başlangıcını, itiraz başvurusu 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında kabul edilirse itirazın yapıldığı tarihten başlatmak mümkün olduğu gibi imar planının bir aylık ilan süresinin bitimini izleyen tarihten itibaren başlatmak da mümkün bulunmaktadır. İtiraz başvurusuna verilecek cevap süresi açısından 2577 sayılı Kanunda yer alan zımni ret süresinin mi yoksa 3194 sayılı Kanun'un 8. maddesinde öngörülen onbeş günlük cevap verme süresinin mi dikkate alınacağı da belirsizdir. Belirtilen her seçenekte, zımni ret süresinin başlangıç tarihi değiştiği gibi bitiş tarihi de değişmekte, bu durumun doğal sonucu olarak dava açma süresinin başlangıç ve bitiş tarihleri de değişmektedir. Nitekim temyize konu kararda, 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında otuz günlük zımni ret süresi esas alınarak dava açma süresi hesaplanmıştır. Görüldüğü üzere imar planlarına askı süresi içerisinde itirazda bulunan başvuru sahiplerin, dava açmak için izleyecekleri yol konusunda mevzuat açık ve anlaşılabilir olmaktan oldukça uzak ve son derece karmaşık durumdadır. Mevzuatta yaşanan bu karmaşıklığın, ilgililerin mahkemeye erişim hakkını sınırlandıracak şekilde yorumlanmaması gerekir. Bu noktada, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 36533/04 başvuru numaralı Mesutoğlu-Türkiye kararında, usul kurallarının nasıl yorumlanması gerektiği hususunda özetle; mahkemeye erişim hakkının mutlak olmadığı, bazı sınırlamalara tabi olabildiği, bununla birlikte, getirilen kısıtlamaların, hakkın özünü ortadan kaldıracak ölçüde, kişinin mahkemeye erişimini engellememesi gerektiği, mahkemeye erişim hakkına getirilen bu tür sınırlamaların ancak meşru bir amaç güdüldüğü takdirde ve hedeflenen amaç ile başvurulan araçlar arasında makûl bir orantı olması halinde Sözleşmenin 6/1. maddesi ile bağdaşabileceği, bu ilkelerden hareketle, dava açma hakkının doğal olarak yasayla belirlenen şartları olmakla birlikte, mahkemelerin yargılama usullerini uygularken bir yandan davanın hakkaniyetine halel getirecek kadar abartılı şekilcilikten, öte yandan, kanunla öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir esneklikten kaçınılması gerektiği belirtilmektedir. Dava açma süresi içinde yapılan başvurularda idarenin sessiz kalarak dava hakkını engelleyememesi için getirilmiş olan zımni ret uygulamasından kaynaklanan bu hakkını, idari yargının karmaşık kuralları hakkındaki bilgisizliği, profesyonel yardımdan yararlanma olanağının bulunmaması veya idareye güven gibi herhangi bir nedenle kullanmayan kişinin; idare tarafından bu süreden sonra gönderilen açık ret işleminden sonra da dava açma imkanı bulunduğunun kabulü gerekmektedir. Buna göre, idarenin Anayasa'dan doğan yükümlülüğünü zamanında yerine getirmeyerek, 2577 sayılı Kanunun 11. maddesinde belirtilen sürenin geçmesinden sonra başvurunun ilgili makama ulaştırılmasından veya başvurunun sonucunun süresinden sonra ilgiliye bildirilmesinden doğan sorumluluğu başvuru sahibine yüklemek mümkün değildir. Başvuruya, yetkili organ tarafından sonradan verilen cevap üzerine, ilgilisinin cevabın tebliğinden itibaren süresi içerisinde dava açabileceğini kabul etmek, mahkemeye erişim hakkına imkan veren hakkaniyete uygun bir yorumdur. Aksine bir yaklaşım idarenin zımni ret süresi geçtikten sonra ve bu sürenin geçtiğini bile bile kendiliğinden tesis etmiş olduğu bu işlemi, dava konusu edilebilecek nitelikte işlem olma özelliğinden çıkarır ki, bir hukuk devletinde bu yaklaşımın, mülkiyet hakkına ilişkin işlemin sonuçları da dikkate alındığında kabulü mümkün değildir. Bu değerlendirmeler ışığında, ilgilinin imar planlarına askı süresi içerisinde yapmış olduğu itirazın cevaplanmayarak reddi üzerine süresi içerisinde dava açabileceği gibi, zımni ret işlemi yerine idarece sonradan tesis edilecek ve idarenin gerçek iradesini ortaya koyan işleme karşı da dava açma süresi içerisinde dava açabileceği sonucuna varılmıştır. Uyuşmazlığa konu olayda, imar planına askı tarihleri içinde itiraz eden davacının; davalı idare tarafından itirazın reddine dair işlemin kendisine bildirilmesi üzerine, dava açma süresi içerisinde görülen davayı açtığı anlaşıldığından, Mahkemece işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, temyize konu ısrar kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.