Danıştay · 8. Daire
Danıştay 8. Daire 2022/1006 E. 2025/7780 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 8. Daire
- Esas No
- 2022/1006
- Karar No
- 2025/7780
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2022/1006 Karar No : 2025/7780
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALILAR): 1- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ...
2- ...Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İnş. Tic. ve San. Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Antalya ili, Finike ilçesi, ... Mahallesi sınırları dahilinde işletilen İR:... no.lu kalker madeni sahasında 10.260.00m² ilave açık işletme izin talebinin uygun görülmediğine ilişkin ... olur tarihli, ... sayılı Tarım ve Orman Bakanlığı işlemi ile bu karara istinaden başvurunun reddine ilişkin... tarihli, E... sayılı Antalya Orman Bölge Müdürlüğü işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesince verilen ...... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dosyada birer örnekleri bulunan Kültür ve Turizm Bakanlığı Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü'nün olumlu görüşünün, Orman ve Su İşleri Bakanlığı VI. Bölge Müdürlüğü'nün olumlu görüşünün, Antalya Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nün olumlu görüşünün ve "ÇED gerekli değildir." kararının ve bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden; davacı şirket tarafından işletilen kalker madeni sahasında yapılan iş ve uygulamaların, bitki örtüsünün ve tarımsal üretimin ÇED raporunda belirtilen sınırların altında bir durumun olması nedeniyle çok fazla etkilemeyeceği, özellikle seralarda bulunan tek yıllık bitkilerin en alt seviyede etkileneceği ve ekosistem dengesinin bozulmayacağı, diğer yandan maden işletme izni verilmesinin uygun olduğunun belirtildiği, ayrıca izin başvuru dosyasında yer alan kurum görüşlerinde izin istenen alanda madencilik faaliyeti yapılmasında sakınca olmadığının bildirildiği ve "ÇED gerekli değildir." kararının bulunduğu da dikkate alındığında, davacı tarafından işletilen İR:... no.lu kalker madeni sahasında 10.260.00m² ilave açık işletme izin talebiyle yapılan başvurunun somut ve hukuken geçerli bir sebep olmaksızın reddine yönelik işlemde sebep ve amaç unsuru yönünden hukuka ve kamu yararına uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davalı Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından; orman sayılan alanlarda yapılmak istenilen madencilik faaliyetinin sadece madenin çıkarılarak ekonomiye getirisinin düşünülmemesi, çok yönlü faydalarının ve toplumun ortak değeri olduğunun unutulmamasının gerektiği, orman sayılan alanlarda maden işletmeciliği esnasında kaybedilenin sadece ağaçlar değil, bir ekosistem olduğu, bu ekosistemin değerinin odun miktarı ve ağaçlandırma bedeli ile ölçülemeyeceği, onarımında doğa ve vejetasyon dinamiği ile uyuşan basit bir ağaçlandırma işlemi ile gerçekleştirilemeyeceği, sadece bitkisel onarım ve örtüleme sürecinin yok edilen ya da tahrip gören ekosistemi eski haline döndürme anlamı taşımayacağı bu faaliyetin yapılmasından sonra bu alanın eski doğal yapısına kavuşturulmasının mümkün olmadığı, ilgili şirkete madencilik faaliyeti için izin verileceğine ilişkin taahhüdün verilmediği, dosya içindeki ÇED, ruhsat, DSİ görüşü, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü görüşü, doğal ve arkeolojik sit görüşü gibi belgelerin alınması izin işlemlerinin dayanağını oluşturmakla birlikte, bu sürece konu edilmiş faaliyetlerin orman alanında projelendirildiği durumlarda, projeye konu faaliyetin izin verilmesine ilişkin yetki, yöntem ve kurallarının da 6831 sayılı Kanun’a göre yürütüleceği, karara esas alınan bilirkişi raporuyla teknik incelemeden ziyade soyut bir kamu yararı bulunduğu kanaatiyle maden işletme izni verilmesi gerektiği bildirilmiş ise de eksik inceleme ve araştırma sonucu düzenlenen rapora yönelik itirazlarının karşılanmadığı, bilirkişi raporlarının her türlü şüpheden uzak, kesin ve net, teknik verileri ortaya koyan, somut verilere ve gerçeklere dayalı olmasının gerektiği, bu şartlara aykırı düzenlenen rapora dayalı hüküm kurulmuş olmasının bozmayı gerektireceği ileri sürülmektedir. Davalı Orman Genel Müdürlüğü tarafından; Mahkemece yapılan keşif sonrasında oluşturulan bilirkişi raporunun eksik inceleme ve araştırma sonucu oluşturulduğu, bilirkişilerin teknik incelemeden ziyade kamu yararı gerekçesiyle izin verilmesi gerektiği yönündeki görüşünün kabul edilebilir nitelikte olmadığı, bilirkişi raporların her türlü şüpheden uzak, kesin ve net teknik verileri ortaya koyarak gerçeği tüm çıplaklığıyla ortaya koyması gerekirken, kendisini karar verici yerine koyup, soyut verilere dayanan raporların kararda hükme esas alınamayacağı, hükme esas alınan raporda; idarenin ret gerekçesinin sebeplerini oluşturan izin talep edilen sahanın verimli devlet ormanında kalması, yerleşim yerine yakın olması, II. grup maden sınıfında olması, izin verilmesinin orman bütünlüğünü bozacağı, çıkarılmak istenen madenin stratejik özelliği bulunmadığından, başka yerden de çıkarılabilmesinin mümkün olduğu, ormanlık alandan çıkarılmasının zorunlu olmadığı ve dava konusu maden sahası için izin verilmesinde kamu yararının bulunmaması gibi sebeplerin incelenmediği, orman sahalarında madencilik faaliyetinde bulunulabilmesi için Orman Kanunu'nun 16. Maddesinin Uygulama Yönetmeliği kapsamında Orman Bakanlığından izin alınması gerekli olup Bakanlığın izin verme hususunda takdir yetkisinin bulunduğu, tesis edilen işlemin hukuka uygun olup davanın reddi gerekirken işlemin iptaline karar verilmesinin ve istinaf incelemesi sonucunda da bu hususlar gözetilmeden istinaf talebinin reddi kararının hukuk ve hakkaniyete aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Davacı tarafından, temyiz istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz istemlerinin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine, 4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak, 20/10/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.