Danıştay · 5. Daire
Danıştay 5. Daire 2022/1829 E. 2026/655 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 5. Daire
- Esas No
- 2022/1829
- Karar No
- 2026/655
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2022/1829 Karar No : 2026/655
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ... VEKİLİ : Av....
KARŞI TARAF (DAVACI) :... VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, 7145 sayılı Kanun ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen Geçici 35. madde uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K...sayılı kararında; davacının FETÖ/PDY ile ortaokul yıllarında tanıştığını, bir kaç defa FETÖ/PDY'ye ait evlerde kaldığını, 17-25 Aralık sonrası FETÖ/PDY ile ilişkisini kestiğini belirttiği, davacı hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin E.... esas sayılı dosyasında "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan açılan ceza davasında beraat kararı verildiği ve anılan kararın kesinleştiği, Jandarma Genel Komutanlığının istihbari yazısı içeriğinde davacının FETÖ/PDY ile irtibatı veya iltisakı olduğu yönünde tespitlere yer verildiğinin görüldüğü, davalı idare tarafından yapılan değerlendirme sonucu davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakı olduğu kanaatine varılarak dava konusu işlemin tesis edildiği, beraat kararının idarenin yaptığı istihbari çalışmalar neticesinde elde ettiği bilgilere dayalı olarak işlem tesis etmesine engel olmayacağı ve davalı idarenin takdir yetkisini keyfi olarak kullandığına dair başkaca bir belge ve bilgiye rastlanmadığından davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine,... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacı hakkında "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan açılan ceza davasında beraat kararı verildiği ve anılan kararın kesinleştiği, ceza mahkemesi kararında, davacının sabit hatlardan 2013 ve 2014 yıllarında arandığı, bu aramaların örgütle irtibatını koparan davacının geri kazanılması amacıyla yapılan aramalar olduğu, bu hususun arama yapan tanıkların beyanları ile de doğrulandığı, davacının FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğuna ilişkin delil bulunmadığından beraatine karar verildiği, davalı idarece davacı hakkında yürütülen soruşturmada davacının yaptığı savunmada da okul yıllarında dini sohbetlere katıldığını, 17/25 Aralık sürecinden sonra örgütle irtibatını kestiğini, örgütün kendisini tekrar kazanmak için bir kaç kez ankesörlü telefonla aradığını ancak kendisinin örgütle tekrar görüşmediğini beyan ettiği, bunun dışında davacının FETÖ/PDY ile irtibatlı ve iltisaklı olduğuna ilişkin davalı idarece delil sunulmadığından, davacının terör örgütleriyle irtibatlı olduğundan bahisle kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, istinaf başvurusu kabul edilerek İdare Mahkemesi kararı kaldırılmış ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35. maddesinde bir kamu personelinin kamu görevinden çıkarılabilmesi için, terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğunun değerlendirilmesinin yeterli görüldüğü, davacının yürüteceği kamu hizmetinin doğrudan ülkenin güvenliğinde önemli bir yere sahip olması ve görevinin hassasiyeti dikkate alındığında davacının terör örgütüyle irtibatının bulunduğu sonucuna varılarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı iddia edilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ:Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hal, daha sonrasında üçer aylık dönemler halinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır. 23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 4/1-(a) maddesinde; 27/07/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'na tabi personelden terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin ilgili Kuvvet Komutanının teklifi, Genelkurmay Başkanının inhası, Milli Savunma Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, ''...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen; (Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarih ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararıyla,"...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.);...1) 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununa tabi personel Milli Savunma Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır. '' hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(a) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir. Astsubay olarak görev yapan davacı, 7145 sayılı Kanun ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen geçici 35. madde uyarınca Milli Savunma Bakanlığının ... tarih ve ...sayılı işlemi ile kamu görevinden çıkarılmıştır. Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen davayı açmıştır. Öte yandan, davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir. Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan beraat kararının 26/12/2019 tarihinde istinaf edilmeden kesinleştiği görülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan yaptırımın uygulanabilmesi için yeterlidir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Öte yandan, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılanlar hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca ''Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak'' suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca bir kamu görevlisi hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle kamu görevinden çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan kamu görevlisi hakkında "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan açılan ceza davasında beraat kararı verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır. Bu bağlamda, davacı hakkında FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakına yönelik olarak davalı idare tarafından dava dosyasına sunulan bilgi ve belgeler ile delil ve tespitler incelendiğinde:
Davacının Kendi Beyanları: Davacının ceza yargılaması sonucunda verilen ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kesinleşen beraat kararında yer alan savunmasında; "... Etkin pişmanlıktan faydalanma talebim yoktur. Ancak devletimize faydalı olmak için bildiğimiz hususlar varsa anlatacağım. 1999-2007 yıllarında Sinop'ta görev yaptım. 2007-2010 yıllarında Çanakkale'de, 2010-2017 İstanbul, 2017-2019 Tunceli'de asker olarak görev yaptım. İlkokul 7. ve 8. sınıfta maddi yönden zorda olduğumuzdan bu yapı ile bağlantım oldu. Bize dershane olarak yardım edeceklerini söylemişlerdi. Türk Silahlı Kuvvetleri zarara uğratacak bir eylemim olmadı. Benim bu yapı ile bağlantım 17-25 Aralık sürecine kadardır. Bu süreye kadar çok seyrek dini sohbetlere katıldığım olmuştur. Ben bu yapıdaki kişiler ile görüşmedim. Sözlerim ile destek vermedim. Türkçe olimpiyatları gibi etkinlikler ve bu tip etkinliklere destek veren isimleri gördükçe şahsım tarafından bu yapıyla olumlu izlenimim oldu. Dünya'nın diğer ülkelerinden gelen öğrencilere Türkçe öğretiliyordu. Ülkemizdeki söz sahibi olan kişilerce destekleniyordu. Tüm bunlar benim milliyetçilik duygularımı etkiliyordu. Bu gibi nedenlerden dolayı bu yapının ne kadar tehlikeli olabileceğini dini ve milli duygularımızı istismar ettiklerini gördüm. Her ne kadar gizliliklerini sorgulasamda 17-25 Aralık sürecine kadar idrak edemedim. Bu süreçten sonra bu yapı ile ilgili olan irtibatımı kopardım. 21 yıllık meslek hayatım boyunca sadece vatanıma hizmet etmek gayesi ile yaşadım ve görev yaptım. Asla aklımı bu yapıya teslim etmedim. Bu yapıdaki gizlilik hakkında rahatsızlığımı dile getirdim. Beni tanıyan arkadaşlarımın millete bağlılığım konusunda olumsuz bir beyan etmeyeceğine eminim. Bu yapı içerisinde görevim olmamıştır sadece dini sohbetlerine katıldım. Bu yapının üyesi olmadım. 21 yıllık mesleki tecrübem vardır. Beni görevden uzaklaştırmak hukuka olan güvenimi sarmıştır. Bu yapı terör örgütü ilan edildikten sonra hiç bir şekilde irtibatım olmamıştır. Benim suçsuz olduğum er yada geç ortaya çıkacaktır. Suçsuz olduğum halde hakkımda yapılacak işlemler beni ve ailemi olumsuz olarak etkileyecektir. Hain darbe girişimi olduğu sırada yıllık izindeydim. Olaylardan bilgim yoktur. Ben bu olayı üzüntü ile karşıladım. Ben bu yapıya üye olsaydım yıllık izne çıkmazdım. 15 Temmuz darbe girişimi yapanların yanında olmadım. Herhangi bir suç işlemedim. Vatanımın devamı benim için önemlidir ve farklı bir fikirde olmam mümkün değildir... nolu GSM hattını 1999 yılından beridir kullanırım. O.K.'yi tanırım. ... ile İstanbul'dayken 2014 yılına kadar birlikte sohbete katılmıştık. S.K.'yi tanımıyorum. E.D.'yi iş yerinden tanıyorum. ... ile herhangi bir bağımız olmadı. E.T.'yi tanımıyorum. H.A. ile iş yerinde birlikte çalışmıştık. ... ile de bir bağımız olmadı. Örgüt tarafından bu ankesörlüden aranmıştım. İrtibat koptuğunda ya da gitmeyi bıraktığımızda aranıyorduk. Bu aramalarda devam edin gibi şeyler söylüyorlardı. Benim kayıtlarımda kod ad kullandıkları için kimler tarafından arandığımı şuan hatırlamıyorum. İlk ifadelerimde bir kişinin ismini söylemiştim. Şuan hatırlamıyorum. Bank Asya'da hesabım yoktur. Bize mescitte namaz kılmayın şeklinde uyarılarda bulundukları oluyordu ama ben ve H.A. namazımızı kılıyorduk. 2014 yılında devlet ile bu yapı arasındaki sorunlar nedeniyle ben bu yapı nedeniyle ayrıldım. Bulunduğum yerlerde de dershaneler nedeniyle bu yapıyla hükümetin sorunlarının olduğu söyleniyordu. Bunların etkisiyle ben bu yapıdan ayrıldım. 17-25 Aralık sürecinde ülke için bu yapının tehlikeli olduğunu okuyunca bende kanaat oluştu. Hatırladığım kadarıyla 2014 yılının 9. Ayına kadar beni ankesörlüden aradılar. ...” şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır.
Davacı Hakkındaki Ankesörlü/Ardışık Aranma İddiası ... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında davacının, kullanmış olduğu tespit edilen GSM numarası üzerinde yapılan HTS kaydına göre 14/06/2014, 24/08/2014 ve 09/11/2014 tarihlerinde diğer askeri personeller ile birlikte ardışık olarak arandığının tespit edildiği, davacının da savunmasında özetle; FETÖ/PDY tarafından ankesörlü telefondan, FETÖ?PDY ile irtibatı koptuğunda ya da sohbetlere gitmeyi bıraktığında arandığını beyan ettiği görülmektedir. Yukarıda yer verilen tespitler bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının FETÖ/PDY ile ortaokulda tanıştığına, sohbetlere katıldığına, FETÖ/PDY tarafından ankesörlü telefondan arandığına yönelik kendi beyanı ile.... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan tespitler birlikte değerlendirildiğinde davacının FETÖ/PDY ile irtibat veya iltisakının bulunduğu sonucuna varıldığından dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalının temyiz isteminin kabulüne, 2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü, İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin...... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 16/02/2026 tarihinde, oybirliğiyle, kesin olarak karar verildi.