Danıştay · 5. Daire
Danıştay 5. Daire 2021/3107 E. 2025/11511 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 5. Daire
- Esas No
- 2021/3107
- Karar No
- 2025/11511
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2021/3107 Karar No : 2025/11511
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ... Vekili : Av. ...
Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı / ANKARA Vekili : Av. ...
İstemin Özeti : Kars İli, 14. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı bünyesinde ... olarak görev yapan davacının, 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4. maddesinin 1. fıkrasına eklenen (ğ) bendi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, dava konusu işlemin iptali, davacının yoksun kaldığı parasal haklarının dava açma tarihinden (16/11/2016) itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi, özlük haklarının iadesi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Temyize konu kararın Anayasa'ya, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne, hukuka aykırı ve gerekçesiz olduğu, FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatı bulunduğunu gösteren hiçbir somut delilin bulunmadığı, savunma hakkı tanınmadığı, darbe teşebbüsü ile bir ilgisinin bulunmadığı, tüm olayların iradesi dışında gerçekleştiği, hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde ceza verilmesine yer olmadığına ve beraatine karar verilmesinin Yargıtay aşamasında da beraat edeceğinin bir göstergesi olduğu, dava konusu işlem ile Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının, savunma hakkının, mahkemeye erişim hakkının, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının, mülkiyet hakkının, çalışma hakkının, emeklilik hakkının, meşru beklenti ilkesinin, kanunilik ilkesinin, masumiyet karinesinin, Anayasa'nın 38. maddesinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 7. maddesinin ihlal edildiği belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : ... Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının gerekçe eklenmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığı halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirisine uymamaktadır. Bununla birlikte, davacı hakkında, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan yürütülen ceza yargılaması neticesinde verilen, Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile onanarak kesinleşen ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan; "...68-SANIK ...'IN HUKUKİ DURUMU: Sanığın suç tarihinde Kars 14. Mekanize Piyade Tugayı 2. Tank Taburu'nda uzman çavuş rütbesi ile görev yapmakta olduğu, 15 Temmuz 2016 günü akşam saatlerinde taburda görevli Astsubay M.K.'nin sanığa tabur komutanının emri olduğunu, tank ile nizamiyede hazır olunacağını söylemesi üzerine ... plakalı tanka nişancı olarak bindiği, sanık ile birlikte aynı tanka araç komutanı olan Astsubay M.K. ile Uzman Çavuş S.K. ve dosya dışı Er M.Ö.'nün de bindiği, kışla nizamiyesine intikal ettikleri, 16 Temmuz 2016 günü 01.00 sıralarında tabur komutanı N.U.'nun: 'Aslanlı Yol'a giderek bölgenin emniyeti alacaksınız' şeklinde emir vermesi üzerine sanık ve diğer askerlerin tank ile kışladan çıkış yaparak Aslanlı Yol olarak bilinen cadde üzerine geldikleri, M.K.'nin emri ile tankı yolu sivil araç ve yayaların geçişine engel olacak biçimde cadde ortasında konumlandırdıkları, bir süre sonra darbe girişimine karşı direnmek amacıyla dışarı çıkan vatandaşların çevrede toplanmaya başladıkları, M.K.'nin bölük komutanı E.İ.'yi arayarak vatandaşların toplandığını, tankların üzerine çıkmaya çalıştıklarını söylediği, E.İ.'nin cevaben: 'tabur komutanının emridir, bulunduğunuz yerden ayrılmayın' dediği, bunun üzerine sanık ve diğer askerlerin beklemeye devam ettiği, çevredeki vatandaşların tankın çevresinde toplanarak tepki gösterdikleri, bir süre sonra Uzman Çavuş G.Ö. ve komutasındaki askerler Uzman Onbaşı O.G., Uzman Onbaşı İ.V.M., Uzman Onbaşı M.A.I. ve Uzman Onbaşı M.N.'nin LAND isimli araç ile bölgeye geldikleri, bu sırada M.K.'nin yeniden E.İ.'yi telefonla arayarak vatandaşları zapt edemediklerini söylediği, E.İ.'nin durumu yanındaki tabur komutanına ilettiği, tabur komutanının cevaben havaya ateş açmaları emrini verdiği, M.K.'nin mühimmatlarının olmadığını söylemesi üzerine tabur komutanının piyadelerin ateş etmesi emrini verdiği, E.İ.'nin tabur komutanı tarafından verilen emirleri M.K.'ye ilettiği, M.K.'nin de verilen emri yanında bulunan G.Ö.'ye ilettiği, bunun üzerine G.Ö.'nün tankın üzerine çıkarak darbeye direnen vatandaşları korkutmak / sindirmek maksadıyla elindeki piyade tüfeği ile birden fazla kez havaya ateş ettiği, bu sırada çevrede TSK'nın yönetime el koyduğuna dair anonslar yapıldığı, vatandaşların tepkisini artırması üzerine sanık ve diğer askerlerin tanka binerek harekete geçtikleri, olay yerine gelen bir polis ekibinin tankın önünü keserek sanık ve diğer askerleri gözaltına almak istedikleri, M.K.'nin yeniden E.İ.'yi aradığı, polislerin kendilerini gözaltına almak istediklerini söylediği, bunun üzerine E.İ.'nin: 'tabur komutanı yanımda, gerekirse manevra yap, araçlara çarp geç, ancak kesinlikle teslim olma' dediği, ancak M.K.'nin emri yerine getirmeyerek polislere teslim olduğu, sanık ve diğer askerlerin polis tarafından gözaltına alınarak eylemlerini sonlandırdığı anlaşılmıştır. Sanık her ne kadar olay gecesi darbe girişiminden haberdar olmadığını, görev bilinciyle hareket ettiğini savunmuş ise de, rütbesi, mesleki bilgi ve tecrübesi ile olay anında sahip olduğu iletişim olanakları (HTS kayıtları incelenip sanığa sorulduğunda; sanığın, olay gecesi saat 23:32, 23:33, 23:35, 23:36, 23:46, 23:48, 01:40, 01:41, 01:43, 01:45, 01:46, 01:46, 01:49, 02:13, 02:21, 02:22, 02:24, 02:50 ve 03:10 da eşi M.B. ile, saat 23:52 de dayısı A.U. ile görüştüğü anlaşılmıştır.) nazara alındığında komutanından almış olduğu 'tank ile il merkezinde konuşlanılması' yönündeki emrin hizmete müteallik bir emir olmadığını, emrin ardındaki gerçek amaç ve saik ile olayın gerçek mahiyetini bilebilecek / anlayabilecek durumda olması, sanıkla aynı tank içerisinde görev alan dosya dışı Er M.Ö.'nün ifadesinden anlaşılacağı üzere; tank ile kışla dışarısına çıktıkları sırada TSK'nın yönetime el koyduğuna dair anonslar yapıldığının ve bu anonsların sanıkla aynı tank içerisinde yer alan M.Ö. tarafından duyulduğunun anlaşılması, tank ile şehir merkezinde konuşlanılarak cadde ve sokakların trafiğe kapatılmasının sanığın savunmasında ileri sürdüğü gibi terörle mücadele ve benzeri bir şekilde açıklanamayacak olması, darbe girişimine direnmek için sokaklara çıkan vatandaşlar ile karşılaştıktan sonra derhal kışlaya geri dönme iradesi göstermemesi, TSK'nın yönetime el koyduğuna dair anonslar yapıldığı sırada komutanının vermiş olduğu emir doğrultusunda eylemini sürdürmesi, eylemini polis tarafından gözaltına alınarak sonlandırmış olması, sanığın eylemlerini sürdüğü zaman dilimi içerisinde darbe savunmasında ileri sürdüğü gibi darbe girişiminden haberdar olmamasının mümkün olmaması karşısında sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilmemiştir. Örgütsel organizasyon içinde yer alarak darbe girişiminden haberdar olduğu, darbe teşebbüsünü planlama ve karar aşamasına katıldığı kanıtlanamayan, komutanından aldığı darbeye yönelik emri kabullerek nişancı olarak görev aldığı tank ve diğer askerlerle birlikte sözde sıkıyönetim kapsamında Kars il merkezinde ana cadde üzerinde konuşlanarak yol kesme, sivil araç ve yayaların geçişine engel olma, vatandaşların seyahat hürriyetini kısıtlama şeklindeki eylemlere dahil olan sanığın eyleminin suçun kanuni tanımında öngörülen cebir ve şiddet içeren icrai hareket niteliğinde olmaması, neticenin/somut zarar tehlikesinin gerçekleşmesini sağlayacak biçimde faillerle birlikte fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurmasını temin edecek fonksiyonel bir mahiyet taşımaması, suç organizasyonu içinde bir iş bölümünün gereği olarak görevlendirilmesi nedeniyle ika edildiğinin kanıtlanamaması nedeniyle müsnet suç yönünden TCK'nın 37. maddesi kapsamında 'asli fail' olarak sorumlu tutulamayacağı, ancak; zarar tehlikesi bakımından illi bir değer taşıdığında kuşku bulunmayan eylemlerinin, zaman, nitelik ve yakın zarar tehlikesine yaptığı katkı itibariyle bütün olarak darbenin icrasını kolaylaştırmaya yönelik olup, 5237 sayılı TCK’nın 309/1 ve 39/2-c maddeleri kapsamında Anayasayı İhlal Suçuna Yardım Etmek kapsamında kaldığının kabulü ile eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 309/1 maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, kasta dayalı kusurunun ağırlığı göz önünde bulundurularak sanığın tecziyesi yoluna gidilmiş, atılı suçun 3713 sayılı Yasa'nın 3. maddesi kapsamında mutlak terör suçu niteliğinde olması nedeniyle aynı yasanın 5/1 maddesi uyarınca sanığın cezasında yasal artırım yapılmıştır. Sanığın rütbesi ve konumu ile eylemlerinin niteliği (Kars il merkezinde ana cadde üzerinde konuşlanılması ve yolun trafiğe kapatılması) ve zarar tehlikesine yapmış olduğu katkı (eylemde kullanılan tankın darbeye direnen sivil halk ve kamu görevlileri üzerindeki caydırıcı ve ürkütücü etkisi) göz önünde bulundurularak TCK'nın 39/1 maddesi uyarınca alt sınırdan ayrılarak ceza tayin edilmiş, suçtan sonraki ve yargılama sürecindeki olumlu davranışları lehine takdiri indirim nedeni kabul edilerek TCK'nın 62/1 maddesi uyarınca sanığın cezasında yasal indirim yapılmıştır. ..." tespitleri, bakılmakta olan dava dosyasında yer alan diğer tespitler ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 23/10/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.