Danıştay · 4. Daire

Danıştay 4. Daire 2025/4417 E. 2025/7014 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
4. Daire
Esas No
2025/4417
Karar No
2025/7014
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2025/4417 Karar No : 2025/7014

TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- (DAVACI) ... VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVALI) ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından; Elazığ ili, Kovancılar ilçesi, ... Köyü'nde Arazi Toplulaştırması ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Projesi kapsamında yapılan arazi toplulaştırması işleminin toplulaştırma öncesinde davacıya ait ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... sayılı parsellere ilişkin kısmı yönünden iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:.., K:... sayılı kararda; dava dosyasında yer alan tüm bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... parsel numaralı taşınmazların toplulaştırma işlemi sonucunda konumlarının korunduğu, parsellerin geometrik şekillerinin mevzuata uygun oluşturulduğu, taşınmazlardan yapılan kamu ortak tesislerine katılım payı kesintisi oranınının yasal sınırın altında kaldığı ve tüm taşınmazlardan eşit yapıldığı, eski ... sayılı parsel üzerinde bulunduğu belirtilen su kuyusunun Hazineye ait parsel sınırları içerisinde kaldığından hukuken korunmasının mümkün olmadığı, davacının su kuyusunun ve pompasının yetkili idareden izin/ruhsat alınarak yapıldığının ortaya konulamadığı, bu nedenle ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... parseller yönünden arazi toplulaştırması işleminin toplulaştırma amaç ve ilkelerine ve hukuka uygun yapıldığı; ancak toplulaştırma işleminde davacıya ait ve köy içi asfalt yola cepheli olan eski ... parsel numaralı taşınmazın yerinde korunarak, kadastro yoluna cephesi bulunmayan ... parsel numaralı taşınmazın ise davacıya ait diğer taşınmazların bulunduğu alanlara taşınarak birleştirilmesi veya davacının fiilen kullanımında olmakla birlikte davacı adına tapulu olmayan alanlardan kullanım önceliği durumu dikkate alınarak verilebileceği anlaşıldığından, dava konusu toplulaştırma işleminde eski ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... parseller yönünden hukuka aykırılık ve ... ve ... sayılı parseller yönünden ise hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu parseller yönünden arazi toplulaştırmasının kısmen iptaline, kısmen davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI: Davacı tarafından, yapılan arazi toplulaştırması sonucunda taşınmazlarından yapılan kamu yatırım payı kesintisinin mevzuata uygun olarak yapılmadığı zira kesintinin her arazi için ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekirken toplu olarak hesaplandığı ve fazla yapıldığı, yüzölçümleri toplamının 50.690,00 metrekare, toplulaştırma işlemi neticesinde verilen toplam alanın ise 48.094,98 metrekare, yapılan kesintinin de 2.595,02 metrekare olduğu ayrıca endeks değeri farkı nedeniyle 835,27 metrekare kesintide de yasal isabet bulunmadığı, eski ... parsel numaralı taşınmaz ile eski ... parsel numaralı taşınmazın yüzölçümünün toplamı 3.790,00 m² olup toplulaştırma sonucu verilen taşınmaz olan ... ada ... parsel numaralı taşınmazın yüzölçümünün ise 3.014,48 metrekare olduğu ve kesinti miktarının 775,52 metrekare ve %25'ten fazla yapıldığı, eski ... parselinde bulunan sondaj kuyusunun eski parselinin sınırında bulunduğu ve sabit tesis olarak korunmadığı, kuyunun yeni verilen ... ada ... parsele dahil edilmek yerine Hazineye bırakıldığı, eski ve yeni parsellere ait endeks değerlerinin hatalı değerlendirildiği nitekim eski parsellerin neredeyse tamamının daha yüksek endeksli ve kadastro yoluna cepheli olduğu halde yeni parsellerden endeks farklılığı kaynaklı kesinti yapılarak tahsislerin yapıldığı ayrıca aleyhe vekalet ücreti ile keşif vb. masraflarının çoğunun davacıya yükletilmesinin hakkaniyete uygun olmadığı belirtilerek temyiz konusu davanın kısmen reddine dair kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davanın süresinde açılmadığından süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği, davacının elbirliği mülkiyetine konu taşınmazlar yönünden mecburi dava arkadaşlığı nedeniyle tek başına dava açma ehliyetinin bulunmadığı, davacıya ait 9 adet parselin 5 parselde toplandığı eski kadastral parsellerde kalmayan ancak fiilen kullanılan alanlarının parsel alanı içerisine alınarak fiili işgalden kurtarıldığı, eski ... nolu parsel ile yeni oluşan ... ada ... parsel arasında endeks olarak her ne kadar farklılık olmuş olsa da, yeni taşınan yerde kullanım esasları dikkate alınarak planlanlandığı, eski ... nolu parselin ise eşdeğer yere taşındığı, ... nolu parselin önceden yola cephesi bulunmazken yapılan işlemle yola erişiminin sağlandığı dolayısıyla yapılan arazi toplulaştırmasının davacıya ait parseller yönünden 3083 sayılı Kanuna, ilgili yönetmeliğe ve teknik talimata uygun yapıldığı belirtilerek iptale ilişkin karar kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN SAVUNMASI : Davacı tarafından davalı idare temyiz isteminin reddi gerektiği ileri sürülmüş, davalı idare tarafından cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, davacının temyiz isteminin ise kısmen kabulü ile toplulaştırma öncesinde davacıya ait eski ..., ... ve ... sayılı parsellere ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararı kısmının eksik hususlara yönelik alınacak ek bilirkişi raporu ile yeniden değerlendirilmek üzere bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE : Tarafların kararın dava konusu arazi toplulaştırmasının davacıya ait eski ..., ..., ..., ... sayılı; ... ve ... sayılı parsellere yönelik kısmına ilişkin temyiz istemleri yönünden; Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Davacının kararın arazi toplulaştırması öncesinde eski ..., ... ve ... sayılı parseline yönelik olarak yapılan arazi toplulaştırması kısmı yönünden yapılan temyiz istemi hakkında ise; 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu'nun, işlem tarihinde yürürlükte olan haliyle 1. maddesinde, bu Kanunun amacının, sulama alanları ile Bakanlar Kurulunca gerekli görülen alanlarda; toprağın verimli şekilde işletilmesini, işletilmesinin korunmasını, birim alandan azami ekonomik verimin alınmasını, tarım üretiminin sürekli olarak artırılmasını, değerlendirilmesini ve buralarda istihdam imkanlarının artırılmasını, ekonomik üretime imkan vermeyecek şekilde parçalanan tarım topraklarının gerektiğinde ve imkanlar ölçüsünde genişletilmesi suretiyle de toplulaştırılmasını, tarım arazisinin ailenin geçimini sağlamaya ve aile iş gücünü değerlendirmeye yeterli olmayacak derecede parçalanmasının ve küçülmesinin önlenmesini sağlamak olduğu hükme bağlanmıştır. Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin, "Toplulaştırma" başlıklı 20. maddesinde, toplulaştırmanın, uygulama alanında ekonomik üretime imkan vermeyecek şekilde parçalı ve hisseli arazinin birleştirilmesi ve bu amaçla kamulaştırma, az topraklı veya topraksız çiftçinin topraklandırılması, sahibine bırakılacak arazinin belirlenmesi, köy gelişme ve yeni köy yerleşme alanlarına yer ayrılması gibi arazi düzenlemesine dair diğer hususları kapsayacağı; "Talimat Hazırlanması" başlıklı 71. maddesinde, Genel Müdürlüğün bu Yönetmeliğin uygulamasını sağlamak, kolaylaştırmak, tamamlamak ya da açıklamak maksadıyla talimat çıkarmaya yetkili olduğu düzenlenmiştir. Tarım Reformu Genel Müdürlüğü tarafından Haziran 2010'da çıkarılan "Arazi Toplulaştırması Teknik Talimatı'nın 19. maddesinde yer alan "Yeni Parselasyon Planlamasında Dikkat Edilecek Hususlar" başlıklı bölümde, maliklere mümkün olduğu ölçüde eski arazisine eşdeğer ve tek parselde arazi verilmeye çalışılması, maliklerin istekleri dikkate alınarak arazisinin yoğun olduğu bölgede veya en büyük parselinin etrafında toplanarak arazi verilmeye çalışılması, umumi yola (asfalt, şose) bitişik olan parsellerin yine imkanlar ölçüsünde aynı yerde verilmesi, toplulaştırma alanındaki işletme yapı ve tesisleri ile bağ, bahçe vb. sabit tesislerin imkan ölçüsünde maliklerine verilmesi, birden fazla sabit tesisi bulunan maliklerin bu arazi parçalarından mümkün olduğu kadar birinin etrafında tercih vermek zorunda olması, her parselin yol ve sudan faydalanacak şekilde planlanması, küçük işletmelere ait parsellerin, yol ve sudan faydalanabilmesi için, gerektiğinde hisselendirilmesi, parsel şeklinin zorunlu durumlar dışında dikdörtgen olmasına ve en/boy oranının 1/3 - 1/7 arasında bulunmasına dikkat edilmesi, toplulaştırma yapılan köyler arasında sınır düzeltmesinin 3083 sayılı Kanunun 14. maddesine göre ve değer eşitliği sağlanarak yapılması, değişiklik yapıldığında köy sınırlarının yol, kanal gibi sabit sınırlara dayandırılmasına çalışılması, ancak zorunlu hallerde parsel sınırının köy sınırı olarak değerlendirilmesi, işletmeyi oluşturan maliklere ait arazinin bir arada değerlendirilebilmesi, maliklerin istekleri halinde tek parselde payları oranında adlarına hisseli olarak tescil edilmesi, parsel yerleştirilmesinde hısım ve hasım ilişkilerine dikkat edilmesi, arazi maliklerinden birden fazla ve komşu köylerde arazisi bulunanların arazilerinin ikamet ettikleri köyün sınırına yakın olacak şekilde planlanmaya çalışılması, blokların düzgün şekilli olmayan kısımlarına büyük parsellerin yerleştirilmeye çalışılması, düşük dereceli arazinin mümkün olduğu ölçüde eski sahiplerine bırakılması veya kendi aralarında toplulaştırılması, verasete iştiraklerden aynı maliklere ait olan arazinin bir işletme olarak değerlendirilmesi, davalı arazinin her birinin ayrı bir işletme olarak değerlendirilmesi, hisse uyuşmazlıkları giderilemeyen parsellerin her birinin ayrı bir işletme olarak değerlendirilerek eski maliklerine aynı hisselerle tescil ettirilmesi, bu araziden malik ve hisse oranları aynı olanların bir arada toplulaştırılabilmesi, Talimatın 9. maddesi kapsamında yer alan tesislerin bulunduğu parsellerin, planlamada öncelikle bulunduğu yerde bırakılmaya çalışılması hususlarına dikkat edilmesi gerektiği düzenlemesine yer verilmiştir. 07/02/2019 tarih ve 30679 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Arazi Toplulaştırması ve Tarla İçi Geliştirme Yönetmeliği'nin 11. maddesinde, arazi derecelendirmesi düzenlenmiş; 1. fıkrasında, arazi toplulaştırması için ihtiyaç duyulan toprak etüt ve analizleri, arazi toplulaştırmasını yürüten DSİ veya proje idaresince yapılır ya da yaptırılır, 2. fıkrasında; toplulaştırma alanında bulunan gerçek veya tüzel kişiler ile devlete ait arazilerin yerine aynı değerde arazi verilebilmesi amacıyla proje birimince yapılır veya yaptırılır düzenlemesine yer verilmiş, 16. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; maliklerin istekleri de dikkate alınarak parsel değer sayılarından azami yüzde on ortak tesislere katılım payı düşüldükten sonra kalan miktarın toplamına eşit değerdeki alan, mümkünse tek parsel olarak tercih sırasına göre verilmeye çalışılır... düzenlemesine yer verilmiştir. Bu bağlamda arazi toplulaştırması yapılırken toplulaştırma projesinin gerektirdiği alt yapı çalışmaları için kamu yatırım payı kesintisinin en fazla %10 oranında ve bütün parsellerden eşit yapılacağı, bunun yeterli gelmemesi durumunda ise kamulaştırma yoluna gidilebileceği, maliklere eski parsellerine karşılık kısmen veya tamamen başka yerden taşınmaz verilmesi durumunda ise eski ve yeni parsellerin toprak etüt ve analizleri sonucunda belirlenen derecelendirmeleri yapılarak eski ve yeni taşınmazların eşdeğerliğinin sağlanması gerektiği anlaşılmaktadır. Dosyanın incelenmesinden, dava dosyasında yer alan tüm bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu eski ... sayılı parsele karşılık davacının hakedişinin yeni ... ada ... parselden tam hisse oranında eski taşınmazı üzerinden ve aynı konumdan verildiği, davacının dilekçesinde ve keşif esnasında kendisine ait ... parsel numaralı taşınmazın sınırları içerisinde olduğunu belirttiği sondaj kuyusunun davacıya ait anılan parselin kadastral sınırları içerisinde kalmadığı, Hazineye ait eski ... parsel (yeni ... ada ... parsel) sınırları içerisinde kaldığı ayrıca su kuyusunun ve pompasının yetkili idareden izin/ruhsat alınarak yapıldığının da ortaya konulamadığından sabit tesis olarak korunmadığı belirtilmekte ise de; ekli krokide eski ... sayılı parselin yerine verilen yeni parsel olan ... ada ... sayılı parselin sınırlarının neredeyse eskisi ile aynı olduğunun göründüğü buna karşılık bilirkişi raporunda sondaj kuyusunun yer aldığı belirtilen eski ... sayılı Hazine taşınmazının TKGM uydu görüntülerinden toplulaştırma sonrasında ... ada ... ve ... ada ... parsel olarak gözüktüğü ve yeni parsellerin konumunun da davacıya yeni verilen yere bitişik olmadığı, eskisinin ise konumunun anılan raporda gözükmediği görüldüğünden söz konusu sondaj kuyusunun eskiden üzerinde bulunduğu parselin ve yenisinin davacının taşınmazları ile irtibatlı eski ve yeni konumunun ve mülkiyet durumunun düzenlenecek yeni kroki ile gösterilmesi gerektiği ayrıca bitişik halde bulunan eski ... ve ... sayılı parseller yerine yeni verilen ... ada ... sayılı parselin aynı konumda olduğu eski ... sayılı parselin toprak endeks değerinin 0,731491, yeni ... ada ... parselin ise 0,702808 ve daha küçük olduğunun; eski ... ün yerine bir kısım hak edişinin de yine davacıya ait eski parselleri olan ..., ... ve ... sayılı parsel üzerinde oluşturulan yeni ... ada ... parselden verildiği, eski ... sayılı parselin endeks değeri 0,691301 yerine kısmen verilen ... ada ... parselin endeks değerinin ise 0,674315 olduğunun belirtildiği, çoğunluğu eski konumundan verilmesine ve yeni parsellerin endeks değerleri daha az olmasına karşılık eski yüzölçümü toplamı 3.790,00 metrekare olan parsellerden endeks farklılığı kaynaklı kesinti yapılmasının sebebi ve miktarının denetime elverişli çizelgelerle gösterilmesi gerektiği ayrıca yapılan toplulaştırma sonrasında ... ada ... sayılı parselin şeklinin üçgen oluşturacak şekle getirildiği görüldüğünden parsel şeklinin mümkün mertebe yönetmelikle düzenlenen şekilde oluşturulması gerektiği göz önünde bulundurulduğunda buna engel fiziki ve hukuki bir durumun bulunup bulunmadığının da değerlendirildiği ek bir bilirkişi raporu alınarak söz konusu eksikliklerin giderilmesinden sonra yeniden bir karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, dava konusu arazi toplulaştırması işleminin ..., ... ve ... sayılı parseller yönünden davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına ilişkin istinaf isteminin reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının buna ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine, davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, ..., ..., ..., ..., sayılı parseller ve ... ve ... sayılı parsele ilişkin kısmının ONANMASINA, 3. Anılan İdare Dava Dairesi kararının ... ... ve ... sayılı parsellere ilişkin kısmının BOZULMASINA, 4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Dava Dairesine gönderilmesine, Üye ...'nin karşı oyu ile usulde oyçokluğu, esasta oybirliği ile, 25/12/2025 tarihinde kesin olarak karar verildi.

(X) KARŞI OY : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Mecburi Dava Arkadaşlığı" başlıklı 59. maddesinde "Maddi hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâllerde, mecburi dava arkadaşlığı vardır." ve 60. maddesinde "Mecburi dava arkadaşları, ancak birlikte dava açabilir veya aleyhlerine de birlikte dava açılabilir. Bu tür dava arkadaşlığında, dava arkadaşları birlikte hareket etmek zorundadır." hükümlerine yer verilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "Elbirliği Mülkiyeti" başlıklı 701. maddesinde; "Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır.” hükmüne, 702. maddesinde; "Ortakların hakları ve yükümlülükleri, topluluğu doğuran kanun veya sözleşme hükümleri ile belirlenir. Kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, gerek yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerekir." hükmüne, aynı Kanunun "Miras Ortaklığı” başlıklı 640. maddesinde ise; "Birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler." hükmüne yer verilmiştir. Yukarıda aktarılan mevzuatın birlikte değerlendirilmesinden, aralarında elbirliği ile mülkiyetten kaynaklı ortaklık bağı (mirasçılık, sözleşme vb.) bulunan kişilerin bu ortaklık nedeniyle söz konusu şeye birlikte malik olup, birlikte tasarrufta bulunabileceklerinden 6100 sayılı Kanun kapsamında aralarında bir mecburi dava arkadaşlığının olduğu, dolayısıyla böyle durumlarda aralarında ortaklık bağı bulunanların birlikte dava açmaları gerektiği ya da dava açmayan ortakların dava açan ortağa muvafakatname vermeleri gerektiği açıktır. Dosyanın incelenmesinden; davacının dava konusu işlemde bahsi geçen taşınmazlarda verasette iştirak şeklinde malik olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda, davacı bütün hissedarlarla birlikte dava açmadığı gibi ilk inceleme aşamasında dava açmayan diğer hissedarların muvafakatlarının da alınmadığı görüldüğünden, iştirak halinde diğer maliklerin açılan işbu davada muvafakatlarının olup olmadığı tespit edildikten sonra duruma göre, davanın esasına geçilmesi ya da birlikte dava açma şartının mevcut olmadığı gerekçesiyle ehliyet yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, Mahkemesince yukarıda belirtildiği şekilde taraf teşkili sağlanmaksızın doğrudan işin esasına girilerek verilen kararda hukuki isabet bulunmadığından, yukarıda belirtilen gerekçeyle bozulması gerektiği görüşüyle, Dairemiz çoğunluk kararına usul yönünden katılmıyorum.

Atıf: Danıştay 4. Daire, E. 2025/4417, K. 2025/7014, T. 25.12.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-4-daire-2025-4417-e-2025-7014-k-eb0476d2bf2c