Danıştay · 4. Daire
Danıştay 4. Daire 2025/1244 E. 2025/3951 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 4. Daire
- Esas No
- 2025/1244
- Karar No
- 2025/3951
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2025/1244 Karar No : 2025/3951
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... Odası Başkanlığı 2- ... ... 17- ... 18- ... VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ...
MÜDAHİLLER (DAVALI YANINDA): 1- ... Sanayi Limited Şirketi - ... Şubesi VEKİLİ : Av. ...
2- ... Mühendislik Müşavirlik Anonim Şirketi
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Yalova İli, Çiftlikköy İlçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından yapılması planlanan "Karbon Elyaf, Pultruze Profil, Elyaftan Dokuma Kumaş, Karbon Elyaftan Çok Eksenli Dokuma Kumaş ve Reçine Edilmiş Kumaş Üretim Tesisi Entegre Projesi" için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı verilmesine ilişkin Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın ... tarihli ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; ''...Yukarıda özetlenen bilirkişi raporunda yer verilen tespitler irdelendiğinde; Yalova İli, Çiftlikköy İlçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde müdahil ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından yapılması planlanan "Karbon Elyaf, Pultruze Profil, Elyaftan Dokuma Kumaş, Karbon Elyaftan Çok Eksenli Dokuma Kumaş ve Reçine Edilmiş Kumaş Üretim Tesisi Entegre Projesi" için verilen "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararına dayanak nihai Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu ve eki belgelerde yer verilen çevresel etkilere ilişkin çalışmalar, raporlamalar ve taahhütler ile alınacak önlemlerin, mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olup olmadığı hususlarında yapılan değerlendirmeler neticesinde; jeoloji ve hidrojeoloji mühendisliği açısından, proje alanı içerisinde yer alan dere mansap kanalına ilişkin olarak gerekli sızdırmazlık tedbirinin alındığı, alanda herhangi bir yeraltı su kuyusu açılmayacağı, proje alanı çevresinde yer alan mevcut sanayi suyu kuyularından yararlanılacağının anlaşıldığı, ayrıca projenin (alan içinde veya yakın çevresinde yer alan) içme ve kullanma sularına etkisinin bulunmadığı, Ekim/2020 tarihinde hazırlanan ve Mülga Yalova Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından onaylanan "İmar Planına Esas Jeolojik-Jeoteknik Etüt Raporu" değerlerine göre bölgeyle uyumlu olarak zemin yapısının doğru şekilde belirlendiği, buna ilişkin parsel bazlı risk analizlerinin yapıldığı ve bu kapsamda alınan önlemlerin kabul edilebilir düzeyde olduğu, projenin gerçekleştirilmesinde jeoloji ve hidrojeoloji mühendisliği açısından herhangi bir sakınca bulunmadığı, çevre mühendisliği açısından, ÇED raporunda belirtilen önlem ve taahhütlerin, projenin çevre üzerindeki olumsuz etkilerini minimize etmek için yeterli olduğu, raporda kullanılan modelleme çalışmaları neticesinde hava kalitesine ilişkin elde edilen değerlerin mevzuatta öngörülen sınır değerler içinde kaldığı, inşaat ve işletme aşamalarında proje kaynaklı oluşacak gürültü seviyelerinin yönetmelik sınır değerlerinin altında kaldığı, dolayısıyla çevresel etkiler açısından olumsuz bir etkiye sebebiyet vermediği, projede su temini, kullanım ve atık su yönetiminin, ilgili mevzuata uygun olarak düzenlenmiş, alınan önlemlerin çevresel riskleri minimize etmek için uygun olduğu, yine proje kapsamında oluşacak -katı- atıkların yönetimi ve bertarafı için alınacak önlemlerin çevre mevzuatına uygun olarak planlandığı, tehlikeli ve tehlikesiz atıkların çevresel etkilerinin yönetilebilir düzeyde olmasının beklendiği, bu yönüyle projenin gerçekleştirilmesinde çevre mühendisliği açısından herhangi bir sakınca bulunmadığı, kimya mühendisliği açısından, işletmeye müdahil ...’nın başka bir üretim tesisinden getirileceği anlaşılan ve proseste kullanılacak olan "Elyaf" ham maddesinin başlangıç malzemesinin Poliakrilonitril olduğu, anılan malzeme işlenmek suretiyle katma değeri yüksek ve stratejik bir ürün olan karbon elyaf üretiminin planlandığı, işbu üretime ilişkin olarak, ÇED dosyasında verilen proses şeması ile keşif sırasında çalışır durumda olduğu görülen tesisin proses diziliminin aynı ve ÇED dosyası ile uyumlu olduğu, bu üretimden kaynaklanan atık suyun Organize Sanayi Bölgesi’ne ait Atıksu Arıtma Tesisinde (biyolojik/kimyasal/fiziksel) olarak arıtılacağının anlaşıldığı, atık gazların bertarafının ise, ÇED dosyasında gösterilen sistem şeması kapsamında yapılacağı, bu aşamada zararlı gazların emisyonunu düşürmek için gerekli yakma ve filtreleme işlemlerinin ardından oluşacak değerlerin Sanayi kaynaklı Hava Kirliliği Yönetmeliği sınır değerlerinin altında kalacağının ÇED dosyasındaki detaylı hesaplamalardan anlaşıldığı, üretim esnasında kullanılan kimyasallar ve oluşabilecek atıkların yönetimi konusunda, kimya mühendisliği açısından dosyada sunulan bilimsel raporlar ve ÇED Raporunda verilen taahhütler ile alınacak önlemlerin yeterli olduğu, flora bilimi açısından, dava konusu projenin gerçekleştirileceği parselin bulunduğu alanın yakın çevresinde yer alan komşu doğu ve güney yönlerindeki alanların tamamen endüstri bölgesi şeklinde olması nedeniyle bölgenin doğal bir ekosistemin parçası olmadığı, insan etkilerine çok uzun zamandır maruz kaldığı, bu sebeple alanın hassas endemik ve nadir bitki taskonlarını ihtiva etmediği anlaşılmakla, projenin gerçekleştirilmesinde bitki bilimi açısından sakınca bulunmadığı, ziraat mühendisliği açısından, projenin gerçekleştirilmek istenildiği ... parselin, öncesinde tarla vasfında iken alanda yapılan imar uygulamaları sonrasında mevcut durumda ... parsel olarak arsa vasfıyla revize edildiği ve parselin sanayi alanına dönüştürüldüğü, bu kapsamda dava dosyasında tarım/ziraat disiplini açısından yapılan inceleme ve değerlendirmelerde alanın reel kullanım durumunun gözönüne alındığı, alana dair elde edilebilen geçmiş tarihli uydu görüntülerinde parselin, 1/9/2021 tarihinde tarım arazisi vasfında olduğu, 14/6/2022 tarihli görüntüde ise dava konusu projenin yapılmaya başlanıldığı, 25/06/2023 tarihinde ise parselin tamamına yakın bölümünde işletme inşaatlarının yapıldığı ve parselin tarımsal özelliğini tamamen kaybettiğinin gözlemlendiği, taşınmazın ve içinde bulunduğu bölgenin mevcut haliyle tarım alanı vasfını yitirdiği, parselin doğusundaki sanayi tesisleri ile bir bütün şekline geldiğinin anlaşıldığı, tekrar tarımsal kullanıma dönüşün ise oldukça zor olduğunun değerlendirildiği, bu suretle, parsel içindeki sanayi yapılaşmaları ve parselin doğal yapısı/tarımsal kullanım halini tamamen kaybetmesi nedeni ile mevcut durum öncesindeki tarımsal yapı ve arazi sınıfı ile verimlilik durumunu belirlemenin mümkün olmadığı, gelinen aşamada parselin herhangi bir tarımsal üretim vasfı veya 5403 saylı Kanun gereğince sınıflandırılacak bir tarımsal arazi sınıfının bulunmadığının saptandığı, ayrıca mevcut durumda parselin çevresiyle tarımsal bütünlüğünün bulunmadığı, dava konusu tesis alanının batı yönü hariç tüm yönlerinin organize tesis alanları ile çevrili olması, hemen doğusunda bulunan ... ile üretimin entegre bir şekilde yapılıyor olması hususları ve keşif tarihinde tamamına yakını yapılaşmış olan 304/3 parselin halihazırda sanayi alanı ve arsa vasfında olması, tarımsal özelliğinin yitirilmesi, sanayi tesisleri ile bir bütünlük içinde bulunması, batısındaki karayolu vasıtasıyla yine batısındaki dikili tarım arazisi vasfındaki alanlardan ayrılması nedenleriyle Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yayımlanan Tarım Arazilerinin Korunması Kullanılması ve Planlanmasına Dair Uygulama Talimatında yer verilen hükümler de göz önünde bulundurulduğunda gelinen aşamada parselin alternatif alan olarak kullanılabileceğinin değerlendirildiği, bununla beraber dava konusu tesisin üretim sürecinde ortaya çıkan kirlilik kaynaklı çevresel etkilerin, alanın batısında yer alan tarım arazilerinde dikili meyve türlerindeki ağaçlar üzerinde birikim ve yaprak deformasyonuna sebebiyet vermediğinin gözlemlendiği, söz konusu değerlendirmeler kapsamında projenin gerçekleştirilmesinde tarımsal açıdan sakınca bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bununla beraber, bilirkişi raporunda, meteoroloji alanı bakımından yapılan değerlendirme ve tespitler incelendiğinde; dava konusu projeye dayanak alınan ÇED raporunda yapılan hesaplamalar ve değerlendirmelerde, Yalova Meteoroloji İstasyonundan elde edilen meteorolojik veri setlerinin kullanılmasının, mevzuat açısından uygun olsa da daha sağlıklı bir değerlendirme oluşturması bakımından Yalova Havaalanı Meteoroloji İstasyonu verilerinin de temin edilerek mevcut verilerle karşılaştırılması gerektiği, ÇED raporunun 134'üncü sayfasında açık yorum hatası bulunduğu, yine aynı raporda oşinografik değerlendirme ve analizlere yer verilmediği, hava kirliliği ile ilgili ölçümlerin sıcaklık enverziyonunun olduğu günlerde yapılıp yapılmadığının belirtilmediği, gürültü ile ilgili olarak "atmosferik yutum/yutuş" değeri hesaplanırken ortalama nem değil, maksimum nem değerinin baz alınmasının daha doğru bir yaklaşım olacağı, bu nedenlerle meteoroloji mühendisliği açısından ÇED raporunun revize edilmesi gerektiği yönünde görüş ve önerilere yer verildiği görülmüştür. Bu kapsamda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 282'nci maddesindeki "hâkimin, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği"ne ilişkin hükmü ile raporların teknik ve bilimsel verileri birlikte dikkate alınarak Mahkememizce yapılan değerlendirme neticesinde; anılan raporda "meteoroloji disiplini" açısından dava konusu ÇED raporundaki bir takım eksikliklere ilişkin değerlendirmelere yer verildiği; fakat, bu hususların büyük bölümümün ÇED raporuna getirilen eleştirel yorum ve tavsiye niteliğinde değerlendirmeler olduğu; bunun yanında, bahse konu eleştiriler tek tek irdelendiğinde; "daha sağlıklı bir değerlendirme oluşturması bakımından Yalova Havaalanı Meteoroloji İstasyonu verilerinin de temin edilerek mevcut verilerle karşılaştırılması gerektiği" yönündeki tavsiye/görüş açısından, bilirkişi raporunda da (meteoroloji değerlendirmesi kısmında) belirtildiği üzere "tesisin bulunduğu bölgede kuzeyli rüzgarların yerleşim yerlerindeki kirlilik tehdidini artırıcı, güneyli rüzgarların ise yerleşim yerlerindeki kirlilik tehdidini azaltıcı etkisinin bulunduğu"ndan bahsedildiği, rapordaki hesaplamalarda kullanılması bilirkişi tarafından da uygun görülen "Yalova Meteoroloji İstasyonu" verilerine göre, (istasyonun yerinden kaynaklı olarak 2017 yılından itibaren daha sağlıklı elde edildiği belirtilen verilere göre) son yıllarda hakim rüzgar yönlerinin güneyli rüzgar yönlerine doğru evrildiği, bu durumun, nihai ÇED raporuna veri oluşturan ölçüm ve analizlere ilişkin eklerden, (Ek-12) "Hava Kalitesi Değerlendirme Raporunda" kullanılan meteorolojik değerler ile veri setine ilişkin tablolarda gözlemlenebildiği, bu haliyle rüzgar yönlerinin dava konusu proje alanındaki etkilerine ilişkin bilirkişi raporunda yer verilen (güneyli rüzgarların kirlilik azaltıcı etkisine ilişkin) tespit ile yine bilirkişi raporunun "çevre mühendisliği" alanının, hava kalitesine ilişkin kısmındaki (hakim rüzgar yönü, hava modelleme çalışmaları ve bunlar sonucunda ortaya çıkan kirlilik sınır değerlerine ilişkin sonuçlar ile planlanan tesisin hava kalitesi ve kirliliğine kümülatif etkisi yönüyle) yapılan tespitler de dikkate alındığında, söz konusu eleştirinin ÇED raporunu kusurlandırmayacağı, diğer taraftan yine bu kısımda ÇED raporunun 134'üncü sayfasında yorum hatası bulunduğu anlaşılmakta ise de; aynı sayfada kullanılan tablolar ve rüzgar diyagramında doğru verilerin yer aldığı, ayrıca (rapora dayanak analizin yapıldığı Ek-12'de yer alan) "Hava Kalitesi Değerlendirme Raporunda" kullanılan tablo yorumlarının doğru ifade edildiği görülmekle, söz konusu sayfada tablo gösterimlerinin tanımlandığı kısımda yer alan maddi hatanın raporu hukuka aykırı hale getirmeyeceği, proseste kullanılacak soğutma suyunun, dava dışı ... OSB ve ... Kimya Sanayi A.Ş. vasıtasıyla temin edileceğinin anlaşılması karşısında, dava konusu ÇED raporunda detaylı oşinografik (deniz/okyanus bilimi) faktörlere yer verilmemesi yönüyle getirilen eleştirinin yerinde görülmediği, ayrıca hava kalitesine ilişkin kirletici madde ölçümlerinde, ölçüm yapılan süreç ve zaman aralıklarına yönelik periyotların büyük çoğunluğunun yaz aylarına denk geldiği anlaşılmakla, ölçüm yapılan günün sıcaklık enverziyonu (terselmesi) durumunun ayrıca belirtilmemiş olmasının raporu sakatlayan bir unsur olarak değerlendirilemediği, son olarak (Ek-13) "Akustik Raporda" kullanılan ve aylara sirayet eden bağıl nem değerleri incelendiğinde, ortalama değerin %75 olduğu, en yüksek nem verisinin elde edildiği Ekim ayında %77,8; Kasım ayında ise %76,5 olduğu, diğer ayların ise ortalama değerde veya altında olduğu görülmekle, bilirkişi raporunun "çevre mühendisliği" alanının, gürültü düzeyine ilişkin kısmındaki gürültü kirliliği sınır değerlerine ilişkin tespit ve analiz sonuçları ile "..tesisin en yoğun faaliyet gösterdiği senaryoya göre yapılan modelleme sonuçlarına göre; gürültü seviyelerinin, 11,4 dBA ile 28,6 dBA arasında değiştiği, yönetmelik sınır değerinin ise 65 dBA olduğu.." şeklindeki değerlendirmeleri göz önünde bulundurulduğunda, maksimum nem değerinin hesaplamada baz alınmasının daha sağlıklı sonuç vereceği yönündeki eleştirinin, mevcut raporda "atmosferik yutuş" değeri üzerinden yapılan hesaplamaları kusurlandırmayacağı anlaşılmakta olup; söz konusu bilirkişi raporunda, çevre mühendisliği alanı başta olmak üzere, farklı başlıklar altında yapılan tespit ve değerlendirmelerde, projenin çevresel açıdan oluşturabileceği muhtemel zararların ÇED raporunda belirtilen alınacak önlemlerle giderilebilmesinin mümkün olduğuna vurgu yapıldığı; bu itibarla, meteoroloji disiplini yönüyle raporda yer verilen eleştiri ve tavsiye niteliğindeki değerlendirmelerin dava konusu ÇED raporunu kusurlandırıcı nitelikte olmadığı değerlendirilmiştir. Bu durumda, bilirkişi raporunda olumsuz yönde kanaat bildiren Meteoroloji Mühendisi bilirkişinin görüşlerine yukarıda belirtilen nedenlerle itibar edilememiş ve projenin gerçekleştirilmesindeki kamu yararı ile bilirkişi raporunda yer alan diğer disiplinler/alanlar bakımından yapılan değerlendirmeler ve bildirilen kanaatler göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu "Karbon Elyaf, Pultruze Profil, Elyaftan Dokuma Kumaş, Karbon Elyaftan Çok Eksenli Dokuma Kumaş ve Reçine Edilmiş Kumaş Üretim Tesisi Entegre Projesi" için verilen "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararına dayanak nihai Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu ve eki belgelerde, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkileriyle, alınacak önlemlerin yeterli düzeyde belirlendiği, bu etkilerin mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olduğu anlaşılmakla, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.'' gerekçeleriyle davacı ... yönünden; 2577 sayılı Kanunun 26/1. maddesi uyarınca dava dosyasının işlemden kaldırılmasına, diğer davacılar yönünden ise, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacılar tarafından; projenin gerçekleştirileceği taşınmaz için verilen tarım dışı kullanım izninin ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile iptal edildiği, bilirkişi heyetinin Danıştay Dördüncü Dairesi'nin 09/11/2023 tarih ve E:2023/11952, K:2023/6112 sayılı bozma kararına uygun şekilde oluşturulmamış olduğu, eksik ve hatalı bilirkişi incelemesinin hükme esas alındığı, proje sahibi tarafından iptal kararından yaklaşık 1 hafta gibi bir kısa süre içinde 2009/7 sayılı genelge kapsamında revize ÇED raporu hazırlatılarak eldeki davaya konu 23.01.2023 tarihli ÇED Olumlu kararının alındığı, Mahkemenin iptal kararının fiilen etkisiz hale getirildiği, yeni ÇED Olumlu kararı ile proje inşaatına devam edildiği, bilirkişi heyeti üyelerinden bazılarının üniversitelerin ilgili bölümlerinden seçilmediği, bozma gerekçesinde yer verilen bilirkişilerin üniversitelerin ilgili bölümlerinden seçilmesi şartının gerçekleşmediği, eksik ve objektif olmayan bir rapor hazırlandığı, dava konusu tesisin bitişiğindeki Yalkim OSB içindeki diğer tesisler, kimyasal depolama tankları, enerji santrallerinde olası arıza, yangın, patlama, sabotaj gibi hallerde kimyasal maddelerin birbirleriyle olan etkileşimlerinin ne olacağı, etki alanı vb. durumlara ilişkin bir çalışma yapılmadığı, bilirkişi raporunda da dava konusu ÇED Raporu bu yönlerden somut olarak irdelenmediği, bu hususun projeye ilişkin önceki 08.03.2021 tarihli ÇED Olumlu kararının iptali için açılan davada, .... İdare Mahkemesi'nin E:... sayılı kararında iptal gerekçesi olarak belirtildiği, dava konusu tesisin bitişiğindeki ... Fabrikasında 17.08.1999 depreminde Akrilonitril tanklarının hasar görmesi sonucu sızıntı yaşandığı, 8.5 km yarıçaplı alanın boşaltıldığı, dava konusu tesisin çevresindeki tesislerle birlikte yangın, patlama, sabotaj vb durumlarda kümülatif bir değerlendirme yapılarak en kötü senaryoya göre yapılmış bir modelleme ile insan ve çevre sağlığına etkilerinin ÇED Raporunda bulunmadığı, ÇED Raporunda Ek-2.27'deki ''Teknik Değerlendirme Raporunda'' ve Ek-23'teki Acil Durum Eylem Planı'nda da böyle bir çalışma bulunmadığı, Acil Durum Eylem Planında sadece işletmedeki kimyasal bilgilerine yer verildiği, olası yangın, patlama, sabotaj gibi hallerde kimyasal maddelerin birbirleriyle olan etkileşimlerinin ne olacağı, etki alanı vb. durumlara ilişkin açıklama bulunmadığı, ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında iptal gerekçesi olarak belirtilen bu husus hakkında, bilirkişi raporunda, somut bir irdeleme yapılmamış olduğu, karbon elyaf üretim sırasında proseslerden amonyak ve hidrojen siyanür gibi zehirli gazlar çıkmakta olup, bunların zararsız hale dönüştürülmesi sırasında yaşanabilecek bir olumsuzluğun (arıza, doğal gaz kesintisi, kaza, afet, sabotaj) çevre ve halk sağlığı üzerinde büyük bir tehdit oluşturacağı, söz konusu tesislerin yerleşim alanına ve kara yoluna yakın konumda olduğu ve bu tesislerin kendi mülkünde yeterli bir sağlık koruma bandı bulunmadığı, tarım dışı kullanım izni iptal edildiği halde, ziraat bilirkişisi tarafından tarım dışı kullanım izni varmış gibi değerlendirme yapıldığı, jeoloji, depremsellik ve doğal afet yönünden de bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğu, teknik bilgiye dayalı iddiaları incelenmeden, ek rapor dahi alınmadan karar verildiği, özenli adil bir yargılama yapılmadığı, davacıların özel hayata saygı ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği, Yalkim OSB'nin bitişiğindeki tarım alanı üzerinde planlanan söz konusu projenin, esasen Yalkim OSB'yi daha önce OSB olarak uygun görülmeyen tarım alanları üzerinde fiilen genişletme projesi olduğu, söz konusu projeler için tek ÇED başvuru dosyası hazırlanıp davalı idareye başvurularak bu projelerin çevresel etkilerinin kümülatif olarak ve aynı ÇED süreci içinde değerlendirilmesi gerekirken, entegre bir projenin tüm etkilerinin bir bütün olarak en başta değerlendirilmesi ve alınacak tedbirlerin de ona göre belirlenmesi olanağının ortadan kaldırılmasına sebebiyet verecek şekilde, entegre projenin parçalara ayrılması suretiyle verilen dava konusu ÇED Olumlu kararının hukuka aykırı olduğu, bilirkişi ücret belirlemelerinde son derece keyfi davranıldığı belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : 1-Davalı tarafından; ÇED sürecinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı, ÇED Raporu ve eklerinde projenin çevresel risk analizinin gerçekleştirildiği, ÇED Raporunun mevzuata ve bilimsel esaslara uygun ve yeterli olarak hazırlandığı, işletme döneminde meydana gelebilecek öngörülemeyen risklerden bahisle ÇED Raporunun hukuka aykırı olduğundan bahsedilemeyeceği, parselin herhangi bir tarımsal üretim vasfı ya da tarımsal arazi sınıfının olmadığının saptandığı, ÇED Raporu ve eklerinde gerekli önlemlerin ve ilgili tüm taahhütlerin alındığı, tesisin yer seçiminin uygun olduğu belirtilerek, davacıların temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuştur. 2-Davalı yanında müdahillerden ... Sanayi Limited Şirketi tarafından; tarım dışı kullanım izninin iptaline ilişkin mahkeme kararının, istinaf incelemesi neticesinde bozulduğu, tarım dışı kullanım iznine ilişkin idari işlemin yürürlükte olduğu, yerel Mahkemenin Danıştay Dördüncü Dairesi'nin kararına uymak zorunluluğu olmamasına rağmen, kararın çıkmasını beklediği ve bu kararı göz önünde bulundurmak suretiyle hukuka ve hakkaniyete uygun bir şekilde karar verdiği, bekletici mesele yapılan Danıştay dosyasının başka bir dava dosyasına ilişkin olduğu, çıkacak sonuca uyulmasının hukuki bir zorunluluk olmadığı, bilirkişi teşkilinde Danıştay kararına uygun olarak hareket edildiği, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilir nitelikte olduğu, ÇED Raporu ve eklerinde bulunan İTÜ'nün Mayıs 2022 tarihli Teknik Değerlendirme Raporu'nda, yine İTÜ'nün Mart 2022 tarihli Teknik Görüş ve Değerlendirme Raporu'nda yangın, patlama ve sabotaj gibi hallerde ne olacağının değerlendirildiği, Acil Durumlar Eylem Planında sırasıyla yangın, deprem, sel, fırtına, kimyasal yayılması, gaz kaçağı, sabotaj, terör, araç/trafik kazası, gıda zehirlenmesi, savaş/seferberlik, radyasyon güvenliği ve elektrik kesintisi acil durumlarında yapılacak olan önleyici ve sınırlayıcı tedbirlerin hem teknik hem de idari/organizasyonel açıdan tek tek belirlendiği, ÇED Raporunda çevresel etkiler açısından uyulması gereken taahhütlere yer verildiği belirtilerek, davacıların temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuştur. 3-Davalı yanında müdahillerden ... Mühendislik Müşavirlik Anonim Şirketi tarafından; projenin 25.11.2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ÇED Yönetmeliği'nin ''Olağanüstü durumlar ve özel hükümler'' başlıklı 24-b maddesi kapsamında değerlendirildiği, bu kapsamda yürütülen süreç sonucunda ÇED Olumlu kararı verildiği, kirletici vasfı yüksek bir tesis olmadığı, ÇED Yönetmeliği Ek-2 listesinde değerlendirilebilecek özellikte olmasına karşın Ek-1 listesindeki kirletici vasfı yüksek bir faaliyet gibi değerlendirilerek ÇED süreci işletildiği, süreçte herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı, ÇED Raporunda, entegre tesislerle bitişik komunda bulunan Yalkim OSB içindeki diğer tesislerin, kimyasal depolama tanklarının, enerji santrallerinin ve benzeri tesislerin olası arıza, yangın, patlama ve sabotaj gibi durumlarla ilgili etkilerinin gözden geçirildiği, bu hususların ÇED Raporu eklerinde sunulduğu, Ek-23'te Acil Durum Eylem Planı, Ek-2.32'de ise İTÜ Afet Yönetimi Enstitüsü tarafından hazırlanan Teknik Değerlendirme Raporu yer aldığı, ÇED Raporunda, tesisin çevre üzerindeki olası etkilerinin minimize edilmesi için alınacak önlemlerin açıklanmış olduğu, işletme döneminde meydana gelebilecek öngörülemeyen risklerden bahisle ÇED Raporuna kusur atfedilmesinin mümkün olmadığı belirtilerek, davacıların temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE : İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin reddine, 2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 23/06/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.