Danıştay · 4. Daire

Danıştay 4. Daire 2025/3051 E. 2025/3941 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
4. Daire
Esas No
2025/3051
Karar No
2025/3941
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2025/3051 Karar No : 2025/3941

TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI): ... Valiliği VEKİLİ : Av. ...

2- MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ... VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... idare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İzmir ili, Tire ilçesi, ... Mahallesinde yapılması planlanan "R:... (ER:...) numaralı mermer ocağı kapasite artışı projesi için verilen 06/05/2024 tarihli "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; dava dosyasındaki bilgi, belge ve yaptırılan keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunun bir bütün halinde değerlendirilmesinden, Proje Tanıtım Dosyası içinde açık ocak şev geometrisi, imalat ve termin planının olmaması, pasa sahasının planlaması ve stabilitesine dair teknik bir bilgi içermemesi ve proje sorumlusunca yapıldığı iddia edilen jeolojik, jeofizik ve hidrojeolojik etütlerin, sondaj çalışmalarının teknik verilerinin Proje Tanıtım Dosyasında paylaşılmaması nedeniyle Proje Tanıtım Dosyasının eksik ve yetersiz olduğu; proje alanı çevresinde bulunan diğer maden ocağı ve hassas alıcı noktaların varlığı, emisyonların çevresel etkilerinin mevcut dağılım modeli ile sağlıklı bir şekilde değerlendirilemediği, bu durumun tarım alanı gibi hassas alıcıların etkilenme düzeyinde belirsizliklere neden olduğu, Proje Tanıtım Dosyasındaki mevcut hesaplamaların çevredeki alıcı noktaların etkilenme düzeyini tam olarak yansıtmadığı, kaç adet ağacın kesileceği veya kaldırılacağının öngörülmediği, kesilecek ağaçların ve kaldırılacak orman örtüsünün kızılçam ve meşe florasından oluşan orman ekosistemine olası etkilerinin göz ardı edildiği, ekolojik ve biyolojik denge için rezerv ağaçların bırakılması hususunun öngörülmediği, Orman Yangınlarıyla Mücadelede etkin bir planlama söz konusu olmaması nedenleriyle projenin orman alanlarına olumsuz etkisi olacağı, fıstıkçamı dikim alanlarının olası toz baskısından kaynaklı gelişiminin olumsuz etkileneceği, bitkisel toprak sıyrılması ve depolanması işleminin usulünde rüzgar ve su erozyonu riski için öngörülen tedbirlerin yeterli olmadığı, dava konusu alan ve çevresinin bitkisel biyolojik çeşitliliğinin Proje Tanıtım Dosyasında yeterli bir biçimde ortaya konulmadığı, sadece belli hayvan gruplarına dair olumsuz etkiler için önlemler alınması nedeniyle Proje Tanıtım Dosyasında fauna kısmının ve alınan önlemlerin fauna ve hayvan ekolojisi açısından uygun olmadığı, proje alanı çevresindeki 3 km mesafe içinde kapama şeklinde zeytinlik alanlar ile daha az yoğunlukta deliceye aşılı zeytinlik alanların olması, madenin işletilmesi, pasa depolanması ve taşıması sırasındaki toz oluşumunun devamlı olması nedeniyle dava konusu yapılması planlanan mermer ocağının işletilmesinden kaynaklanacak olan toz etkisinin tarımsal açıdan çevredeki 3 km uzaklık içinde bulunan zeytinlik alanlardaki zeytin ağaçlarının vejetatif ve generatif gelişimini olumsuz olarak etkileyeceği anlaşıldığından, proje sahasının yakın çevresindeki zeytinlik alanlara, dikili tarım alanlarına, çevre, toprak ve su rejimine olumsuz etki edecek olması ve projede yer alan eksiklikler nedeniyle dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı tarafından: Projeye ilişkin kamu kurumlarından olumlu görüş alındığı, keşif alanında yarım saat gezilmesiyle yapılan bilirkişi yorumunun, kamulaştırma tecrübesine sahip bu kurumların görüşünden üstün olamayacağı, PTD'de eksikliği belirtilen hususların proje dosyasında bulunması gerektiğine ilişkin hiçbir mevzuat hükmü bulunmadığı, mahkemelerce yerindelik denetimi yapılamayacağı, Orman Genel Müdürlüğünün projenin ormana ve ormancılık faaliyetlerine olumsuz etkisinin olmayacağı yönünde görüş bildirdiği, mermerin tel kesme yöntemi ile elde edilmesi ile ilgili olumsuz bir bilimsel veri bulunmadığı, o bölgede zaten halihazırda yapılan madencilik faaliyetinin zeytinciliğe zarar verdiğine dair veri bulunmadığı, projenin taşların kesilip taşınması faaliyetinden ibaret olduğu, çevresel etki bakımından herhangi bir kimyasal etkiden söz edilemeyeceği, sulu tel kesme metodunun yoğun kirleticiliğinin olmadığı, çıkan mermer tozunun hayvan yemi katkısı olarak kullanılabildiği, toksik bir etkisinin olmadığı, ziraat maksatlı kullanılabildiği, davaya konu işlemde yasal isabetsizlik bulunmadığından kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı yanında müdahil tarafından: Davalı idare tarafından yürütülen Çevresel Etki Değerlendirmesi sürecinin, usul ve yasaya uygun olarak yürütüldüğü; keza dosya içerisindeki ÇED kararına özgü süreç incelendiğinde, yasa ve yönetmelik kapsamında belirlenen tüm bilgi ve belgelerin proje tanıtım dosyasında bulunduğu, karara dayanak tutulan bilirkişi raporunda, bilimsel yöntemlerle incelemeler yapılmadığı, yalnızca teorik konular hakkında olumsuz bir kanaat oluşturulduğu, hukukilik denetimi yapılmadığı, davalı idare yerine geçilerek yerindelik denetimi yapıldığı, ormanlık alanlar yönünden bahsedilen bu eksikliklere rağmen, ilgili idare tarafından yapılan değerlendirmede herhangi bir mevzuata aykırılık bulunmadığı belirtildiği gibi, olumlu görüş de verildiği, işletme projesi incelendiğinde, madencilik faaliyetlerinin neredeyse hiç tozuma oluşturmayacak şekilde kurgulandığı, tüm mermer söküm ve kesim faaliyetinin su kullanılarak sürdürüleceğinin açık olduğu, bu haliyle sulu kesim yöntemiyle yapılacak madencilik faaliyetleri kapsamında herhangi bir tozumanın da oluşmasına imkan bulunmadığı, ayrıca zeytinlik alanlar yönünden keşfen bir incelemenin dahi yapılmadığı, ÇED kararının iptaliyle birlikte, ülkemize katma değer sağlayan madencilik faaliyetlerinin sürdürülmesi imkansız hale getirildiği, keza madencilik faaliyetlerinin ancak madenin bulunduğu alanda gerçekleştirilebileceği şeklindeki temel olgunun da önüne geçilerek, rezervin ekonomiye sağlayacağı katkıların gözardı edildiği; sonuç itibariyle eksik ve hatalı incelemeler ile ÇED karar süreçlerini aşar şekilde düzenlenen bilirkişi raporuna itibar edilerek verilen iptal kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE : 1- Davalı idarenin temyiz istemi yönünden: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz" başlıklı 46. maddesinin 1. fıkrasında; Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebileceği, 48. maddesinin 1. fıkrasında; temyiz istemlerinin Danıştay Başkanlığına hitaben yazılmış dilekçeler ile yapılacağı, 7. fıkrasında ise; temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin ödenmemiş olduğu, dilekçenin 3. madde esaslarına göre düzenlenmediği, temyizin kanuni süre içinde yapılmadığı veya kesin bir karar hakkında olduğunun anlaşıldığı hâllerde, dosyanın gönderildiği Danıştayın ilgili dairesi ve kurulunca, kesin olarak karar verileceği, hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanunun "İvedi Yargılama Usulü" başlıklı 20/A maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde; 2872 sayılı Çevre Kanunu uyarınca, idari yaptırım kararları hariç çevresel etki değerlendirmesi sonucu alınan kararların ivedi yargılama usulüne tabi olduğu, 2. fıkrasının (g) bendinde ise; ivedi yargılamaya tabi nihai kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde temyiz yoluna başvurulabileceği, belirtilmiştir. Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin kanunda sayılan davalar hakkında verdikleri kararların otuz gün içinde temyiz edilebileceği, ancak görülmekte olan uyuşmazlığın 2577 sayılı Kanunun "İvedi Yargılama Usulü" başlıklı 20/A maddesinde sayılan çevresel etki değerlendirmesi sonucu alınan kararlardan olduğu, dolayısıyla ivedi yargılama usulüne tabi olduğu ve temyiz süresinin ise aynı maddenin 2. fıkrasının (g) bendi uyarınca onbeş gün olduğu anlaşılmıştır.

Olayda ise; temyize konu kararın davalı idareye 27/04/2025 tarihinde tebliğ edildiği, kararın tebliğinden itibaren 2577 sayılı Kanunun 20/A maddesinin 2. fıkrasının (g) bendi uyarınca 15 gün içinde en son 12/05/2025 tarihinde kadar temyiz isteminde bulunulması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra 13/05/2025 tarihinde Mahkeme kaydına giren dilekçeyle temyiz isteminde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, davalı idarenin temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle incelenmesine yasal olanak bulunmamaktadır. 2- Davalı yanında müdahilin temyiz istemi yönünden; İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddine, davalı yanında müdahilin temyiz isteminin reddine, 2. Temyize konu ... idare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının Üye ...'in karşı oyu ve oyçokluğuyla ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 23/06/2025 tarihinde karar verildi.

(X) KARŞI OY : İzmir ili, Tire ilçesi, ... Mahallesinde yapılması planlanan R:... (ER:...) numaralı mermer ocağı kapasite artışı projesi için hazırlanan ve 08/08/2023 tarihinde e-ÇED sistemi üzerinden davalı kuruma sunulan proje tanıtım dosyasının incelendiği, ilgili kurumların uygun görüşleri üzerine gerçekleştirilmek istenen Mermer Ocağı Kapasite Artışı Projesi hakkında davalı idarenin 06/05/2024 tarihli “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararının tesisi üzerine anılan işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta; her ne kadar İdare Mahkemesince, bilirkişi raporunun ve dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda, projenin orman alanlarına olumsuz etkilerinin bulunduğu ifade edilmişse de, Orman Genel Müdürlüğünün görüş yazısında; ÇED ALANI POLİGON-1 içinde yer alan 19.932,447 metrekarelik alan için projenin uygun görülmediği; kalan kısımlar için faaliyetin ormanlar ve ormancılık çalışmalarına olumsuz etkisinin bulunmadığının belirtildiği; öte yandan yine İdare Mahkemesince, bilirkişi raporuna istinaden, "proje alanı çevresindeki 3 km mesafe içinde kapama şeklinde zeytinlik alanlar ile daha az yoğunlukta deliceye aşılı zeytinlik alanların olması, madenin işletilmesi, pasa depolanması ve taşıması sırasındaki toz oluşumunun devamlı olması nedeniyle dava konusu yapılması planlanan mermer ocağının işletilmesinden kaynaklanacak olan toz etkisinin tarımsal açıdan çevredeki 3 km uzaklık içinde bulunan zeytinlik alanlardaki zeytin ağaçlarının vejetatif ve generatif gelişimini olumsuz olarak etkileyeceği" gerekçesine yer verilmişse de, İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün görüş yazısında projenin 3 km etrafında "zeytinlik" alanların bulunmadığının belirtildiği; dava konusu ÇED Gerekli Değildir kararına esas projenin tel kesme yöntemi ile halen faaliyet gösteren mermer ocağı işletmesine ilişkin kapasite artışına ilişkin olduğu, mevcut işletmeden kaynaklı olarak çevreye mevzuatın öngördüğünün ötesinde zarar verildiğine ilişkin bilirkişi raporunda bir tespitin bulunmadığı bilirkişi raporunda yer verilen tespitlerin ilk defa ÇED Gerekli Değildir kararına karşı dava açılmış gibi değerlendirildiği dolayısıyla mahkemece projede yer alan eksiklikler nedeniyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de projenin çevresel etkilerinin Proje Tanıtım Dosyasında yeterince irdelendiği uyuşmazlık konusu "ÇED Gerekli Değildir" kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından, temyiz istemi kabul edilerek İdare Mahkemesi kararının bozulması ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği oyuyla, aksi yöndeki Dairemiz kararına katılmıyorum.

Atıf: Danıştay 4. Daire, E. 2025/3051, K. 2025/3941, T. 23.06.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-4-daire-2025-3051-e-2025-3941-k-1ccae6bd5436