Danıştay · 2. Daire
Danıştay 2. Daire 2023/5702 E. 2025/5496 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 2. Daire
- Esas No
- 2023/5702
- Karar No
- 2025/5496
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2023/5702 Karar No : 2025/5496
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İstem : Dava; davacı tarafından, Hava Harp Okulunda öğrenci iken üstlerinden gördüğü kötü muamele nedeniyle psikolojisinin bozulduğu ve 02/08/2010 tarihli "askeri öğrenci olamaz" yönündeki sağlık kurulu raporu uyarınca ilişiğinin kesildiği belirtilerek, miktar artırım talebiyle birlikte 4.279.850,97 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti : ... İdare Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla; dosyaya 21/05/2021 tarihinde sunulan bilirkişi raporunda davacının toplam maddi zararının 4.279.850,97 TL olduğunun bildirildiği, bu meblağın 200.000 TL.lik kısmının idareye başvuru tarihi olan 28/12/2010 tarihinden itibaren, 4.079.850,97 TL.lik kısmının ise 07/02/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine; uyuşmazlığa konu olayda, davacının duyduğu elem ve üzüntünün kısmen de olsa giderilebilmesi için 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 16/03/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : 1) Davacı tarafından, mahkemece kabulüne karar verilen ve ıslah (miktar arttırımı) ile artırılan 4.079.850,97 TL maddi tazminata 07/02/2022 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, bu meblağa davalı idareye başvuru yapıldığı 28/12/2010 tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği belirtilerek, temyize konu kararın faizin başlangıcı yönünden bozulmasına karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
2) Davalı idare tarafından; Anayasanın 125. maddesine göre, idarenin kendi işlem ve eylemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu, idarenin kendi eylemlerinden kaynaklanmayan zarardan sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığı, idarenin hukuki sorumluluğunun doğması için zarar ile idarenin eylem ve işlemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerektiği, davacıda mevcut "psikotik bozukluk" rahatsızlığının bünyesel olduğu, genellikle 18-20 yaşlarında kendiliğinden başlayan kuvvetli bir biyolojik temeli olan bir bozukluk olduğu, 27/01/2021 tarihli sağlık kurulu raporunda davacının engel oranının %40 olduğu, Adli Tıp raporunda kişide saptanan bulguların ne kadarının kendinde mevcut rahatsızlığa bağlı, ne kadarının kişinin yaşadığı olaylardan kaynaklandığı ayrımının tıbben yapılamayacağının belirtildiği, idarenin yasal yükümlülüklerini tümüyle yerine getirdiği, manevi tazminatın şartlarının gerçekleşmediği, idarenin ağır kusurunun bulunmadığı, idarenin harçtan muaf olduğu belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN CEVABI : Taraflarca karşı tarafın temyiz isteminin reddine karar verilmesi istenilmektedir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin reddi, davalı idarenin temyiz isteminin kısmen reddi ile kararın manevi tazminatın kabulüne ilişkin kısmının onanması, davalı idarenin temyiz isteminin kısmen kabulü ile kararın maddi tazminatın kabulüne ilişkin kısmının bozulması gerektiği ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesine göre davalı idare harçtan muaf olduğu halde, mahkemece yargılama giderleri arasında başvuru harcı ve nisbi karar harcına yer verildiği görülmekte olup, anılan idarenin "Harçtan Muaf" olduğu hususu gözetilmeden verilen kararın bu yönüyle de hukuka aykırı olduğu dikkate alınarak, kararının harç yönünden de bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Danıştay Sekizinci Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Hava Harp Okulu öğrencisi olan davacının geçirdiği ameliyat sonrasında üstlerinin ve komutanlarının kendisine karşı sistematik olarak mobbing uygulaması, onur kırıcı sözler söylemesi, alay etmesi, küfür ve hakaretlerde bulunmaları nedeniyle psikolojik durumunun olumsuz etkilenmek suretiyle hastalanması sonucu sağlık nedeniyle (psikotik bozukluk teşhisiyle) askeri öğrencilikten çıkarılmasından dolayı uğradığı 200.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'nde açılan davanın reddi üzerine Anayasa Mahkemesine yapılan başvurunun kabulü sonrası yargılamanın yenilenmesi suretiyle maddi ve manevi tazminat ödenmesi talebiyle temyizen bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT : Anayasa'nın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında; idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. İdare kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya eksiklik şeklinde tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşir ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açar. İdareler yapmakla yükümlü oldukları kamu hizmetleri sırasında önce yeterli örgütleri kurmak, bu örgütlere zararlı sonuç doğurabilecek bir olayın meydana gelmesini önleyecek gerekli personel ile hizmetin gerektirdiği araç ve olanakları sağlamakla görevlidirler. Bunların zamanında sağlanamaması ve yerine getirilmesindeki kusur sonucu hizmetin hiç işlememesi veya geç ve noksan işlemesine sebebiyet verilmiş olması, idarelere zarar gören bu kimselerin zararlarının tazmini sorumluluğunu yükler. Dava tarihinde yürürlükte olan, 19/03/2011 tarih 27879 sayılı "İş Yerlerinde Psikolojik Tacizin (Mobbing) Önlenmesi" ne ilişkin 2011/2 sayılı Genelgede "Kasıtlı ve sistematik olarak belirli bir süre çalışanın aşağılanması, küçümsenmesi, dışlanması, kişiliğinin ve saygınlığının zedelenmesi, kötü muameleye tabi tutulması, yıldırılması ve benzeri şekillerde ortaya çıkan psikolojik tacizin önlenmesi gerek iş sağlığı ve güvenliği gerekse çalışma barışının geliştirilmesi açısından çok önemlidir." denildikten sonra, çalışanların psikolojik tacizden korunması amacıyla alınması gereken tedbirler düzenlenmiş olup, işyerinde psikolojik tacizle mücadelenin işverenin sorumluğunda olduğu ve bu konuda bütün tedbirlerin alınması gerektiği belirtilmiştir. 2011/2 sayılı Genelgeyi yürürlükten kaldıran, 06/03/2025 tarih 32833 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan "İş Yerlerinde Psikolojik Tacizin (Mobbing) Önlenmesi" ne ilişkin 2025/3 sayılı Genelgede "İş yerlerinde psikolojik tacizle mücadele kapsamında tüm kurum ve kuruluşların üzerine düşen görev ve sorumlulukları hassasiyetle yerine getirmesi, Kurul tarafından alınan kararların uygulanmasında ihtiyaç duyulacak her türlü iş birliği ve yardımın titizlikle sağlanması" gerektiği vurgulanmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Dava dosyasının ve UYAP kayıtlarının incelenmesinden, 22/07/1989 doğumlu olan davacının 2003 yılında (14 yaşında iken) askeri liseye, 2007 yılında (18 yaşında iken) Hava Harp Okuluna başladığı, kendisine psikotik bozukluk tanısı konulduğundan okuldan ilişiğinin kesildiği, davacı tarafından öğrenci iken maruz kaldığı olumsuzluklar nedeniyle psikolojisinin bozulduğu iddia edilerek, 2008 yılında variskosel ameliyatı sonrası komutanlarının onur kırıcı sözlerine maruz kaldığı, kendisiyle alay edildiği, 2009 yılında katıldığı Yalova kampında okuldan ayrılması konusunda baskıya maruz kaldığı, dövüldüğü, hakaret edildiği, tabur denetlemesinde aşağılandığı, ağır hakaretlerde bulunulduğu, uçuş eğitimi sırasında kendisine ve ailesine ağır küfürler edildiği, doğum gününde tokatlandığı, oda hapsi sırasında masa temizliği yaptırıldığı, sancak nöbeti tutturulduğu, sürekli okuldan atılma korkusu yaşatıldığı, gerçek dışı sebeplerle cezaya tabi tutulduğu gibi sebeplerden dolayı psikolojisinin bozulması nedeniyle hastalandığı ve öğrencilikle ilişiğinin kesildiği iddia edilerek, maddi ve manevi tazminat davası açıldığı anlaşılmaktadır.
YARGILAMA SAFAHATININ İNCELENMESİ : Davacı Hava Harp Okulu 3. sınıf öğrencisi iken, Kasımpaşa Askeri Hastanesinin ... tarih ... sayılı Sağlık Kurulu Raporuyla "psikotik bozukluk" teşhisiyle "askeri öğrenci olamaz" kararı verilmesi nedeniyle 25/11/2010 tarihinde askeri öğrencilikten çıkarılmış olup, bu işlem sonrası açılan davalara ilişkin yargılama süreci aşağıda özetlenmiştir.
1) AYİM 3. Dairesinin 09/02/2012 tarih, E.2011/2543, K.2012/325 sayılı kararı Davacı tarafından "Vazife maluliyeti aylığı bağlanmaması işleminin iptali" talebiyle açılan davada, AYİM 3. Dairesinin 09/02/2012 tarih, E.2011/2543, K.2012/325 sayılı kararıyla, "Davacının, öğreniminin devamı sırasında askeri öğrenciliğe elverişsiz hale geldiği noktasında kuşku bulunmasa da; bu rahatsızlığın eğitimine bağlı etkenlerin sebep ve etkisiyle meydana geldiğine ilişkin somut bir kanıt mevcut değildir. Davacı vekili, müvekkilinin rahatsızlığını okuldaki görevlilerin yersiz ceza takdir etmelerine, baskıcı tutumlarına ve bazı hukuk dışı uygulamalarına dayandırmakla beraber, somut olaylar ortaya koyamamaktadır. Disiplinin ön planda olduğu askeri okullardaki genel işleyiş koşullarından kaynaklanan etkenlere bağlı olarak ortaya çıkan uyumsuzluklarda vazife maluliyet aylığının bağlanmasına hukuken imkan yoktur. Davacının hastalığının bu noktaya ulaşmasında, askeri okuldaki bir takım olumsuz şartların başlı başına belirleyici rol oynadığına dair somut belge ve bilgi bulunmadığından, bilirkişi dinlenmesine, bu konuda yeniden rapor düzenlenmesine veya sair belge celbine gerek görülmemiştir. Buna göre, davacının askeri öğrenciliğe engel teşkil eden hastalığın, öğreniminin sebep ve tesiriyle meydana geldiğini söylemenin mümkün olmadığı, yapılan işlemde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2) AYİM 2. Dairesinin 03/04/2013 tarih, E.2011/458, K.2013/452 sayılı kararı Davacı tarafından hukuk dışı uygulamalara maruz kalması nedeniyle hastalandığı ve bunun sonucu olarak askeri öğrencilikten çıkarıldığı belirtilerek, uğranıldığı iddia edilen zarara karşılık 200.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebiyle dava açılmıştır. AYİM 2. Dairesinin 23/03/2011 gün ve E.2011/458 sayılı kararıyla davacının adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.
AYİM 2. Dairesinin 03/04/2013 tarih, E.2011/458, K.2013/452 sayılı kararıyla, tıbbi bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 02/02/2012 tarihli bilirkişi raporunda, davacıda mevcut "psikotik bozukluk" rahatsızlığının bünyesel olduğu, genellikle 18-20 yaşlarında kendiliğinden başlayan kuvvetli bir biyolojik temeli olan bir bozukluk olduğu, hastanın askeri okula girme sırasında sağlıklı olması ilerleyen yıllarda geliştirdiği hastalıkların Harp Okulundaki kötü muamele ile ortaya çıktığını kanıtlamayacağı, davacının başka bir yerde eğitime devam etse bile benzer psikotik belirtilerin gelişebileceği, davacının, iddia edilen koşullar ve kötü muameleler neticesinde psikotik bozukluk geliştirdiğinin söylenemeyeceği, davacıya yönelik teşhis, tedavi bakımından bir gecikme ya da ihmale rastlanmadığının belirtildiği, vazife maluliyeti aylığı bağlanmaması işleminin iptali istemi ile açılan davada, AYİM 3. Dairesinin 09/02/2012 tarih, E.2011/2543, K.2012/325 sayılı kararıyla, davacının askeri öğrenciliğe engel teşkil eden hastalığın, öğreniminin sebep ve tesiriyle meydana geldiğini söylemenin mümkün olmadığı, yapılan işlemde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı belirtilerek davanın reddine karar verildiği, şikayet olunanlar hakkında verilmiş herhangi bir mahkumiyet kararının bulunmadığı, dava dilekçesindeki ifadelerin kanıtlanamadığı, idareyi sorumlu tutacak herhangi bir kusurlu hareket veya kusursuz sorumluluğu gerektirecek bir durumun söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davacının maddi ve manevi tazminat talebinin reddine, maddi tazminat açısından nisbi 16.450,00 TL, manevi tazminat açısından maktu 440,00 TL olmak üzere toplam 16.890,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine oyçokluğuyla karar verilmiştir. Davacının karar düzeltme talebi, AYİM 2. Dairesinin 27/11/2013 tarih, E.2013/991, K. 2013/416 sayılı kararıyla reddedilmiştir.
3) Anayasa Mahkemesinin (Buğrahan Babacan Başvurusu) 09/09/2015 tarih, Başvuru Numarası: 2013/9661 sayılı kararı Davacı tarafından, askeri öğrencilik statüsüne son verilmesi nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebiyle açtığı davanın reddedilmesi ve aleyhine hükmedilen vekalet ücreti nedeniyle Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru üzerine verilen kararda; I) Silahların Eşitliği ve Çelişmeli Yargılama İlkesinin İhlal Edildiği İddiası: Başvurucunun, mahkemeye davalı idare tarafından savunma ekinde sunulan ve hükme esas alınan belgelerin kendisine tebliğ edilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin olarak, başvurucunun 27/06/2013 tarihli karar düzeltme dilekçesinde, dava dosyasına sunulan bilgi ve belgelerin incelettirilmesi talebinde bulunmadığı görüldüğünden, yargısal başvuru yollarını usulüne uygun bir şekilde tüketmeden başvuruda bulunduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle başvurunun bu kısmının "başvuru yollarının tüketilmemiş olması" nedeniyle kabul edilemez olduğuna, II) Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiği İddiası: Başvurucunun, aleyhine hükmedilen nispi vekalet ücretinin ölçülü olmadığı, bu şekilde adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin olarak, davanın açıldığı tarihte ıslah imkanının olmaması nedeniyle hak kaybına uğramamak amacıyla talebin yüksek tutulduğu, davanın reddedilmesi sonrasında 16.890,00 TL avukatlık ücreti ödeme yükümlülüğü altına girdiği, lehine adli yardım kararı verilmiş olması itibarıyla maddi durumunun elverişsiz olduğu anlaşılan ve davanın açıldığı tarih itibarıyla ıslah imkanına sahip olmaması nedeniyle yüksek tazminat talebinde bulunmak zorunda kalan başvurucunun, katlanmak zorunda bırakıldığı külfetin, hedeflenen meşru amaçlarla orantısız olduğu, bu sebeple yargılamanın sonucunda aleyhine hükmedilen avukatlık ücretinin ölçülü olmadığı saptandığından, mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varıldığı, III) Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiği İddiası: Başvurucunun, tıbbi bilirkişi raporunda çelişki bulunduğu iddiası ile anılan rapora itirazda bulunup, uğradığı kötü muamele ve içinde bulunduğu koşulların başvurucunun rahatsızlığını hangi oranda tetiklediği ve hastalığın ilerlemesinde ne oranda etkili olduğu hususlarının alınacak ek raporla açıklığa kavuşturulması talep edildiği halde eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiği iddiasına ilişkin olarak, bilirkişi raporunda bir yandan askeri öğrencilik koşullarının başvurucunun hastalığının tetiklenmesi ve ilerlemesindeki etkisinin sınırlı olduğu ifade edilirken, diğer yandan objektif olarak askeri öğrencilik koşullarından daha ağır ıstırap vermesi beklenen "kötü muameleler neticesinde psikotik bozukluk geliştiği"nin söylenemeyeceği yönündeki tespite yer verilmiş olmasının, raporun kendi içindeki tutarlılığının sağlanması bakımından açıklanmaya muhtaç bir muğlaklık oluşturduğu, AYİM İkinci Dairesinin, başvurucunun rapordaki çelişki iddialarına niçin itibar etmediğini ikna edici kanıtlarla veya mevcut bilirkişi raporundaki ifadelere yüklediği anlamları açıklayarak gerekçelendirmek yerine, rapordaki ifadeleri tekrarlamakla yetindiği; somut başvuruya ilişkin nihai kararda, başvurucunun askeri öğrencilik koşullarının rahatsızlığının tetiklenmesi ve ilerlemesi üzerindeki etkisinin sınırlı olduğu yönündeki bilirkişi heyetinin tespitlerinin tazminat isteminin değerlendirilmesinde dikkate alınması talebinin karşılanmadığı ve rapordaki çelişkinin giderilmesi yönündeki itirazlarının ise etkili bir şekilde karşılanmak yerine itiraz edilen bilirkişi raporundaki ifadelerin tekrarı ile yetinildiği gerekçesiyle başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna varıldığı, İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın AYİM İkinci Dairesine gönderilmesine, başvurucunun tazminata ilişkin bütün taleplerinin reddine karar verilmiştir.
4) Danıştay 11. Dairesinin 03/10/2017 tarih, E.2017/1859, K.2017/5381 sayılı kararı Davacının yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunması üzerine, uyuşmazlığın görüm ve çözümünde ... İdare Mahkemesinin görevli ve yetkili olduğuna karar verilmiştir. Dosyanın gönderildiği ... İdare Mahkemesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı karar temyizen incelenmektedir.
DAVACIYA İLİŞKİN SAĞLIK RAPORLARININ İNCELENMESİ : I. Kasımpaşa Askeri Hastanesinin 13/04/2010 tarihli raporu : Teşhis: Anksiyete bozukluğu Şikayet: Kararsızlık. Dış görünümü yaşında, çevresine ilgisi azalmış, öz bakımı orta, mizacı sıkıntılı, sosyabilitesi soğuk, konuşma azalmış, ses tonu normal, mimik ve jestleri sıkıntılı, hareketleri huzursuz, serbest zamanlarda gezer-dolaşır, uyku düzensiz, yeme-içme normal, yönelim tam, algı tabii, bilinç açık, düşünce akışı yavaşlamış olup amaca varıyor, düşünce içeriği yakınmaları üzerinde yoğunlaşma vardır, dikkat azalmış, bellek tabii, yargılama iyi, duygulanım sıkıntı tarzında bozulma. Klinik gözleme göre psikomotor aktivitesi normal, sosyal ilişkileri sıkıntılıdır. Anksiyete tablosunun mevcut olması, içe kapanma, huzursuz davranışlar gösterme, anksiyelitik tedaviden kısmen yararlanma tarzındadır. Hava Harp Okulu öğrencisi olan davacıya 1,5 ay hava değişimi (istirahat raporu) verilmiş. 16/04/2010 Yakınması : Ne istediğine karar verememek (Kararsızlık) Öyküsü : Okuldan ayrılmak istedim, bir ay önce derslerde kendimi baskı altında hissettim. Sonra yaparım dedim. Ama ilk sınavda dilekçe verdim. Düşüncem çalışmaktı, ama olmadı. Tam düşündüğümü yapamıyorum. Sigarayı bırakmak istedim olmadı. Kendime verdiğim sözü de tutamıyorum. Geçen yılda vardı, ama bu yıl takıntım arttı. Davranışlarım ters, çalışmıyorum. Günde 1/2 paket sigara içiyor, alkol-uyuşturucu yok. Tanı :F29 - Organik olmayan psikoz, tanımlanmamış.
II. Kasımpaşa Askeri Hastanesinin 02/06/2010 tarihli raporu : Teşhis: Anksiyete bozukluğu - prepsikotik state Serbest zamanlarda evde oturur. Anksiyete tablosunun mevcut olması, içe kapanma, huzursuz davranışlar gösterme, anksiyolitik tedaviden kısmen yararlanma tarzındadır. Hava Harp Okulu öğrencisi olan davacıya 2 ay hava değişimi (istirahat raporu) verilmiş.
III. Kasımpaşa Askeri Hastanesinin 02/08/2010 tarihli raporu : Teşhis: Askeri öğrenci olamaz (B 115 - F2) (3. İşlemdir) Hastalığın anksiyete tablosu ile başlaması, süreçte korku, kaygı, düşüncelerde tutarsızlık gibi psikotik bir tablonun gelişmesi, içe kapanma, huzursuz davranışlar gösterme, tekrarlayan hastane yatışlarının olması, antipsikotik tedaviden kısmen yararlanma ve halen rezidüel semptonların olması tarzındadır. Psikotik Bozukluk (15/ B-2) "Askeri Öğrenci Olamaz" kararı verilmiş. Davacıya verilen "Askeri Öğrenci Olamaz" kararına istinaden davacının okuldan ilişiğinin kesilmesi nedeniyle, askerlik hizmetinin yapılması gündeme gelmiştir.
IV. Askerlik Şubesinin 21/09/2011 tarihli raporu : Teşhis: Obezite tanımlanmamış. Kilo fazlalığı nedeniyle müracaat eden hastanın haliyle durumu TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliği A33/F1 'e uyar. Psikotik bozukluk nedeniyle Hava Harp Okulundan ilişiği kesilmiş. Askerliğe elverişlidir. Komando olamaz.
V. Askerlik Şubesinin 05/10/2011 tarihli raporu : Rapor: Askerliği ertesi yıla bırakma. (Yaş 22)
Ayakta, özbakımı kısmen normal, etrafına ilgisi azalmış, mizacı sıkıntılı, mimik ve jestleri mizacına uygun. Sosyabilitesi hafif sınırsız, konuşması artmış, ses tonu normal, algı patoloji tariflemiyor, yönelimi tam, öznel ve nesnel yargı bozuk, zeka normal, fikir akış hızı normal olup, zaman zaman çağrışımlarda kopukluk olmakta, amacına geç varıyor. Fikir içeriğinde referans ve persekütif düşünceler ile hastalığı üzerine yoğunlaşma mevcut. Duygulanımı anksiyöz, zaman zaman disforik. Davranışlarda psikomotor huzursuzluk şeklinde bozulmalar mevcut. Öyküsü: Hastanın 2010 yılında sosyal izolasyon, perekütif ve referans sanrılar, dürtü kontrol sorunları şeklinde başladığı, ayaktan ve yatarak tedaviler gördüğü, suicidal (intihara meyilli) girişimi olduğu, sağlık kurulu raporu ile Hava Harp Okulunda eğitimini tamamlayamadığı, tedaviye uyumunun iyi olduğu, tedaviden kısmen fayda gördüğü anlaşılmaktadır. Uygulanan cümle tamamlama testinde cümleler yapısal açıdan uygun, uyaran kelimelere uyumluydu. İçerikte geçmişe yönelik olumsuz algı, anneyle ilgili olumsuz tutum, kişiler arası ilişki güçlükleri, kendi değerini ve önemini abartma, geleceğe yönelik abartılı beklenti, korkular, kabuslar, sinirlilik, kontrol güçlüğü dikkat çekiciydi. Kişi cümlelerde Harp Okulundaki geçmişini unutmak istediğini sıklıkla tekrarlamakta, elinden gelse birilerini öldüreceğini belirtmekteydi. Tanı: Organik olmayan pisikoz, tanımlanmamış.
VI. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinin 16/04/2012 tarihli heyet raporu : Psikotik hastalık genellikle 18-20 yaşlarında kendiliğinden başlayan kuvvetli bir biyolojik temeli olan bir bozukluktur. Hastanın askeri okula girme sırasında sağlıklı olması ilerleyen yıllarda geliştirdiği hastalıkların Harp Okulundaki kötü muamele ile ortaya çıktığını kanıtlamaz. Hasta başka bir yerde de eğitimine devam etse benzer psikotik belirtiler gelişebilirdi. Psikotik bozukluk, düşünce ve davranış bozukluğu ile seyreden, muhakeme yargılama ve gerçeği değerlendirme yeteneğinin bozulduğu, ilerleyici ve işlevselliği bozucu bir hastalıktır. İlaç kullanarak işlevsellik kısmen düzelebilir, ancak tamamen düzelme beklenmemektedir. Bu nedenle askeri öğrenci olmasına engeldir. Davacının rahatsızlığı bünyeseldir. Rahatsızlığın tetiklenmesinde ve ilerlemesinde askeri öğrenciliğin koşullarının etkisi sınırlıdır. Dosyası incelenen öğrencinin, iddia edilen koşullar ve kötü muameleler neticesinde psikotik bozukluk geliştirdiği söylenemez. Davacının teşhis, tedavi ve bakımında bir gecikme ya da ihmale rastlanılmamıştır.
VII. Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesinin 04/10/2019 tarihli raporu : 1. Gülhane Askeri Tıp Akademisi Haydarpaşa Eğitim Hastanesinin 27/04/2010 yatış, 06/05/2010 çıkış tarihli raporda, 3 hafta önce Kasımpaşa Asker Hastanesinde anksiyete bozukluğu tanısı aldığı, 1,5 ay istirahat verildiği, 2. Kasımpaşa Asker Hastanesinin 02/08/2010 tarihli raporunda, öyküsünden hastalığının anksiyete tablosu ile başlaması ve süreçte korku, kaygı, düşüncelerde tutarsızlık gibi psikotik bir tablonun gelişmesi. İçe kapanma, huzursuz davranışlar gösterme, tekrarlayan hastane yatışlarının olması antipsikotik tedaviden kısmen yararlanma ve halen rezidüel semptonların olması tarzında olduğu, hastalığının vazifesinin neden ve etkisiyle meydana gelmediğine, tanısının psikotik bozukluk olduğuna ve askeri öğrenci olamayacağına karar verildiği, 3. Özel Nöropsikiyatri Hastanesinin 06/01/2012 tarihli raporunda, yapılan psikiyatrik muayene ve QEEG tetkiki sonucu (F31) bipolar duygulanım bozukluğu - manik epizod tanısı konulduğu, hastalık tablosunun remisyona girmediği, en az bir yıl psikiyatri tarafından yakın takibinin gerekli olduğu, hastalık tablosunun bilişsel işlevlerde ve akademik işlevsellikte yarattığı bozulma nedeniyle eğitim-öğretim hayatına 1 yıl ara verilmesinin uygun olduğu, 4. Üsküdar Üniversitesi NPSUAM Feneryolu Polikliniğinin 28/01/2013 tarihli raporunda, duygudurum bozukluğu (hipomanik hecme) tanısı ile tedavi planlandığı, halen kısmen remisyonda olduğu, 5. İstanbul Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesinin 13/09/2013 yatış, 04/10/2013 çıkış tarihli epikriz formunda, 4 yıllık hastalık öyküsü olduğu, 2 gün önce dini uğraşlarda artış, peygamber olduğunu düşünme, enerji artışı gibi bulgularla hastaneye başvurdukları, özgeçmişinde okul hayatının sıkıntılı olduğu, ailede psikiyatrik öykünün olduğu, 4 yıl önce suisid (intihar) girişiminin olduğu, hezeyanları ve dürtüleri gerileyen hastanın açık servise alındığı ve taburcu edildiği, 30/07/2012 tarihinden itibaren aynı hastane tarafından takip edildiği, bipolar tanısının girildiği, 24/10/2014 tarihinde şizofreni tanısı girildiği, 6. Kişinin 20/09/2019 tarihinde Kurumda yapılan muayenesinde, psikiyatrik şikayetler dışında sağlık şikayeti olmadığı, psikiyatrik muayenesinde Hava Harp Okulunda 2. sınıfı tekrar okurken psikiyatrik rapor ile psikotik bozukluk nedeniyle okuldan ayrıldığı, yatay geçişle İTÜ uçak mühendisliğine geçtiği, 3. sınıfta olduğu, sınıfta kalmasının olmadığı, ders başarısının orta olduğu, ailesiyle Sarıyer'de yaşadığı, sigara 1 paket/gün kullandığı, 2007-2010 yılları arasında psikolojik baskı gördüğünü, tokat atma, küfür etme gibi durumlara maruz kaldığı, şu an şikayet tariflemediği, şahsın özgeçmişinde GATA 04/02/2013 tarihinde afektif psikoz olduğu, askerliğe elverişli olmadığı, Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesinde 13/09/2013 - 04/10/2013 tarihleri arasında bipolar bozukluk psikotik özellikli manik epizot tanısıyla yatırıldığı, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde 24/05/2018 - 20/06/2018 tarihleri arasında Bipolar bozukluk tanısı nedeniyle 7 seans EKT yapıldığı, genel görünümü yaşında gösterdiği, özbakımının iyi olduğu, görüşmeye katılımının istekli, spontan olduğu, göz teması kurduğu, görüşmede tutumunun saygılı, güvenilir olduğu, psikomotor aktivitenin ve belleğin normal olduğu, duygudurum ve duygulanımın ötimik olduğu, algı ve düşüncede anormallik olmadığı, şu an bipolar mizaç bozukluğu fakat remisyonda olduğu, etyolojisinde biyopsikososyal etmenlerin rol oynadığı, bünyesel veyahut çevresel etkilerin oranlarının tıbben bilinmesinin mümkün olmadığı, Sonuç olarak, işkence ve diğer zalimane, insanlık dışı aşağılayıcı muamele veya cezaların etkili biçimde soruşturulması ve belgelendirilmesi için kılavuz olarak hazırlanan "İstanbul Protokolünün" özel işkence yöntemleri sonrası muayene ve değerlendirme başlığı altında yapılan tanımlamalarda, kişide tespit edilen fiziksel ve ruhsal bulguların soruşturma konusu işkence iddiaları yönünden "b) Uyumlu: lezyon tarif edilen travma sonucu oluşmuş olabilir, ancak bulgu spesifik değildir, muhtemel bir çok nedeni daha olabilir" olarak nitelendirildiği, ancak kişide tespit edilen bipolar mizaç bozukluğu tanısının genetik geçişli olduğu da tıbben bilindiği, kişide saptanan bulguların ne kadarının kendinde mevcut rahatsızlığa bağlı, ne kadarının da kişinin yaşadığı olaylardan kaynaklandığının ayrımının tıbben yapılamayacağının oybirliğiyle mütalaa olduğu bildirilmiştir.
VIII. İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 27/01/2021 tarihli sağlık kurulu raporu (Durum bildirir sağlık kurulu raporu): 1 ay önce değerlendirilen hastaya organik olmayan psikotik bozukluk tanısı ile kısmi remisyonda olduğuna kanaat getirildiği, atipik psikoz (tedavi ile işlevselliği kısmen düzelen) 20/02/2019 tarihli erişkinler için engellilik değerlendirme hakkında yönetmeliğine göre, kişinin mevcut hastalığının engelli oranı % 40 olarak belirlenmiştir.
Davacı hakkında düzenlenen sağlık raporları incelendiğinde, psikotik hastalığın genellikle 18-20 yaşlarında kendiliğinden başlayan kuvvetli biyolojik temeli olan bir bozukluk olduğu, davacının ailesinde psikiyatrik öykünün olduğu, geçmişe yönelik olumsuz algı ve anneyle ilgili olumsuz tutumunun bulunduğu, rahatsızlığın bünyesel olduğu, etyolojisinde biyopsikososyal etmenlerin rol oynadığı, bünyesel veyahut çevresel etkilerin oranlarının tıbben bilinmesinin mümkün olmadığı, kişide saptanan bulguların ne kadarının kendinde mevcut rahatsızlığa bağlı, ne kadarının da kişinin yaşadığı olaylardan kaynaklandığının ayrımının tıbben yapılamayacağının bildirildiği dikkate alındığında, Anayasa Mahkemesinin gerekçeli karar hakkının ihlali yönündeki hükmünün gereğinin yerine getirildiği ve tıbbi bilirkişi raporunda muğlak ve çelişkili olduğu belirtilen duruma ilişkin Adli Tıp Kurumundan rapor alındığı görülmektedir.
DAVACININ EĞİTİM SÜRECİNİN İNCELENMESİ : Davacının 2003 yılında Askeri Liseye başladığı, ders durumunun çok başarılı olmadığı, liseden mezuniyet not ortalamasının (57,75 puan) vasat olduğu, lise 2. sınıfta 3 dersten bütünlemeye kalarak geçtiği, lise 3. sınıfta 3 dersinin zayıf olduğu, başarısızlığının tekerrür ettiği; 2007 yılında Hava Harp Okuluna başladığı, 1. sınıfta 3 zayıfının olduğu ve 2,09 kredi puanıyla bütünlemeye kaldığı ve 2,24 kredi notuyla sınıfını geçtiği, 2. sınıfta 7 zayıfının olduğu ve 0,87 ortalama ile devre kaybettiği, 2. sınıf tekrarında kendisine akademik danışman tayin edildiği, 1. yarıyılı 2 zayıf ve 2,16 kredi puanıyla tamamladığı, 2. yarıyılı 4 zayıf ve 0,57 kredi puanıyla tamamladığı görülmektedir. Adli Tıp raporunda, davacının Hava Harp Okulundan ilişiğinin kesilmesinden sonra yatay geçişle İTÜ uçak mühendisliğine geçtiği, 3. sınıfta olduğu, sınıfta kalmasının olmadığı, ders başarısının orta olduğu belirtilmektedir.
Davacının disiplin durumuna gelince; 2007 yılında, yatakhane düzenini bozmak, üstlere saygısızlık, nöbet talimatlarına aykırı hareket, internette yasak siteye üye olmak, üstlerine tekmil vermemek, sebepsiz olarak öğle yemeğine gelmemek, sigara içme kurallarına uymamak fiilleri nedeniyle disiplin notunun 120 puandan 82 puana düştüğü, 2008 yılında, yatakhane düzenini bozmak, amire ve üstlerine selam vermemek, askeri kimliği yanında bulundurmamak, yatakhane düzenini bozmak, yatakhane düzenini bozmak tekerrürü, nöbet formunu imzalamamak, Devlet malına zarar vermek, üstlerine bildirmemek, ders düzenini bozmak, derste uyumak, amirlere saygısızlık, doktor müsaadesi olmadan başkasına ait ilacı kullanmak fiilleri nedeniyle disiplin notunun 111 puandan 44 puana düştüğü, 2009 yılında, branş çalışmalarına katılmamak, deprem kiti eksik olmak, kısımda uyumak, koğuş düzenine uymamak, kılık kıyafete özen göstermemek, okul bilgisayarını amacı dışında kullanmak, nöbet görevini yerine getirmemek fiilleri nedeniyle disiplin notunun 89 puandan 69 puana düştüğü, 2010 yılında 3. sınıf başlangıç puanının 83 puan olduğu görülmektedir. Buna göre, davacının lise döneminde başarılı bir öğrenci olmadığı, bütünlemeye kaldığı, not ortalamasının vasat olduğu, Hava Harp Okulunda öğrenci olduğu 2007-2010 yılları arasında da başarılı bir öğrenci olmadığı, 2. sınıfta başarısızlık nedeniyle sınıf tekrarı yaptığı, disiplin puanının düştüğü, askeri okuldan ayrıldıktan sonra yatay geçişle başladığı İTÜ uçak mühendisliğinde de ders başarısının orta olduğu anlaşılmaktadır.
DAVACININ ŞİKAYETİ ÜZERİNE AÇILAN DAVANIN İNCELENMESİ : Davacının 2009 ve 2010 yıllarında maruz kaldığı hukuk dışı uygulamalar nedeniyle psikolojik durumunun olumsuz yönde etkilenmesiyle sağlık nedeniyle askeri öğrencilikten çıkarıldığı belirtilerek, davacı ile babası ... tarafından yapılan şikayet üzerine,... Komutanlığı ...Savcılığının ... tarih, E..., K... sayılı İddianame, Kovuşturmaya Yer Olmadığı ve Görevsizlik kararı verilmiş olup; mezkur kararla, - Şüpheliler Kurmay Albay M.F.K. hakkında "müteselsilen memuriyet nüfuzunu sair surette kötüye kullanmak" Yüzbaşı M.G. hakkında "asta müessir fiil" suçlarından kamu davası açılmasına, - Şikayet edilen 16 şüpheli hakkında Kovuşturmaya Yer Olmadığına, - Şüpheliler Yüzbaşı T.Ö., Yüzbaşı S.S. ve Binbaşı N.Ç. hakkında iddia edilen eylemlerin "asta hakaret" şuçunu oluşturacağı kanaatine varıldığından Askeri Savcılığın Görevsizliğine, kararın Hava Harp Okulu Disiplin Mahkemesi Nezdindeki Disiplin Subaylığına gönderilmesine karar verilmiştir. Davacı Buğrahan Babacan tarafından kendisine yapılan haksız uygulamalar, kendisi ve arkadaşlarına fasulye ayıklatıldığı ve tokat atıldığı iddiasıyla yaptığı şikayet üzerine, Kurmay Albay M.F.K. hakkında "müteselsilen memuriyet nüfuzunu sair surette kötüye kullanmak" Yüzbaşı M.G. hakkında "asta müessir fiil" suçlarından açılan kamu davasında,... Komutanlığı ... Mahkemesinin ...tarih, E..., K...sayılı kararıyla, sanık M.F.K.nın fasulye ayıklattığının sabit olduğu, sanığın davranışının öğrencilere yönelik keyfi bir işlem olmadığı, sofradaki hazır yemeğin önemini ve değerini anlatmak için verilmiş bir eğitim olduğundan sanığın beraatine karar verildiği; davacıya tokat atıldığı iddiasına ilişkin olarak, öğrencilikten ayrılmış olan tanıklardan ...'ın (sanığın davacıyı silkelediğini beyan ettiği, tokat attığını görmediğini söylediği), tanıklardan ...'ın (hatırlamadığı bir tarihte sanığın tokat attığını söylediği), tanıklardan ...'nin (sanığın vurmuş olabileceğini ama hatırlamadığını söylediği), sanığın mahkumiyeti için yeterli delil bulunmadığından, "asta müessir fiil" suçunun işlendiğinin şüpheli kaldığı gerekçesiyle beraat kararı verilmiştir. (Tanık olarak dinlenen kişiler, davacı ile aynı dönemde Hava Harp Okulunda öğrenci olup, tanık oldukları dönemde farklı sebeplerle okuldan ayrılmış bulunmaktadır.) Davacı tarafından, mezkur Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı ve beraat kararıyla ilgili olarak Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapıldığına ilişkin dosyada herhangi bir bilgiye rastlanılamamıştır.
ANAYASA MAHKEMESİ EMSAL KARARLARININ İNCELENMESİ : Anayasa Mahkemesinin (Buğrahan Babacan Başvurusu) 09/09/2015 tarih, Başvuru Numarası: 2013/9661 sayılı kararı ile, tıbbi bilirkişi raporunun kendi içindeki tutarlılığının sağlanması bakımından açıklanmaya muhtaç bir muğlaklık oluşturduğu, rapordaki çelişkinin giderilmesi yönündeki itirazlarının etkili bir şekilde karşılanmadığı, itiraz edilen bilirkişi raporundaki ifadelerin tekrarlandığı gerekçesiyle başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. (Yukarıda 3 nolu bölümde detaylı inceleme yapılmıştır.) Anayasa Mahkemesinin emsal niteliği taşıyan (Ümit Ömür Salar Başvurusu) 23/03/2017 tarih, Başvuru Numarası: 2014/187 sayılı kararı ile, Hava Harp Okulundan ayrılmaya zorlamak için bazı subayların öğrencilere sistematik ve onur kırıcı davranışlarda bulunduğundan bahisle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkin olarak, 24/05/2010 tarihinde okuldan ayrılan başvurucunun maruz kaldığını ileri sürdüğü eylemlerin sistematik bir şekilde yapıldığı ve münferit olaylar olmadığı yönündeki iddiasının, asgari eşiğin değerlendirilmesinde gözetilmesi gereken en önemli unsur olduğu, özellikle hiyerarşik düzenin ve askeri eğitim uygulamalarının içeriği, mevcut askeri yapı ve sistematik bir devamlılık nedeniyle kötü muameleye varan uygun bir ortam oluşmasına veya öğrencilerce bu şekilde algılanmasına yol açabileceği, ancak bu tür bir ihtimalin askerlik mesleğinin doğasındaki zorlukların ve bireyleri bu zorluklara alıştırma maksadıyla uygulanan eğitimlerin yöntemlerinin ve içeriğinin sorgulanmasına yol açmayacağı, başvurucunun iddialarının sistematik ve kasıtlı olarak şahsına yönelik yıldırma ve okuldan ayrılmaya zorlama olduğu gözetildiğinde askerlik mesleğinin kendine özgü zorluklarını aşan bir durumun söz konusu olduğunun anlaşıldığı, somut olayda başvurucunun Kuleli Askeri Lisesini bitirdikten sonra Hava Harp Okulunda eğitime başladığı, bu süreçte bazı subayların ve 4. sınıf öğrencilerinin kendisini okuldan ayrılmaya zorlamak maksadıyla sistematik olarak fiziki ve psikolojik baskı uygulamaları nedeniyle baskıları kaldıramadığı için Hava Harp Okulunda maruz kaldığı eylemler nedeniyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına şikayetçi olduğu, dosyanın görevsizlik kararı ile gönderildiği Askeri Savcılık tarafından, genel bir yıpratma hareketi kapsamında gerçekleşmesi halinde suç teorisi bakımından değerlendirilebilecek bazı sözlerin söylendiği kabul edilse bile bunların başvurucunun okuldan ayrılması kastıyla söylendiğine dair herhangi bir delil bulunmadığı gerekçesiyle Kovuşturmaya Yer Olmadığına karar verildiği, işkence ve kötü muamele yasağının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan kararın bir örneğinin Askeri Savcılığa gönderilmesine; başvurucunun 40.000,00 TL maddi ve 500.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, işkence ve kötü muamele yasağının ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 24.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine; Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal arasında illiyet bağı bulunması gerektiği, başvurucunun bu konuda herhangi bir belge sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Aynı şekilde, Anayasa Mahkemesinin emsal niteliği taşıyan (Bayram Tuğrul Yıldırım ve Hasan Yıldırım Başvurusu) 24/05/2018 tarih, Başvuru Numarası: 2014/5280 sayılı kararı ile, bazı subay ve öğrencilerin diğer öğrencileri Hava Harp Okulundan ayrılmaya zorlamak için insan onuruna aykırı sistematik davranışlarda bulunulmasıyla başlayan ve düzmece disiplin cezalarıyla okuldan ihraçla sonuçlanan süreçte kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkin olarak, başvurucu Hasan Yıldırım'ın (öğrencinin babası) başvurusunun kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna, kötü muamele yasağının usul boyutunun başvurucu Bayram Tuğrul Yıldırım (askeri öğrenci) yönünden ihlal edildiğine, kararın bir örneğinin kötü muamele yasağının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması ve yeniden soruşturma yapılması için Askeri Savcılığa gönderilmesine karar verilmiştir. Emsal niteliği taşıyan Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kararlarında, Hava Harp Okulu öğrencisi iken uğradıkları kötü muamele nedeniyle okuldan ayrılan başvurucuların taleplerinin kabul edilebilir olduğuna, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması ve yeniden soruşturma yapılması için kararın Askeri Savcılığa gönderilmesine karar verildiği, ancak başvurucu (...) lehine maddi tazminata hükmedilmeyip, manevi tazminat talebinin 24.000,00 TL için kabulüne karar verildiği görülmektedir.
TARAFLARIN TEMYİZ TALEPLERİNİN İNCELENMESİ : 1) Davalı idarenin temyiz isteminin incelenmesi : a) Mahkeme kararının davacıya manevi tazminat ödenmesine ilişkin kısmı yönünden; Manevi zarar; kişinin fizik yapısının ve iç huzurunun bozulmasını, yaşama gücünün ve sevincinin azalmasını, kişilik haklarının zedelenmesini, şeref ve haysiyetinin rencide edilmesini, ölüm veya uğranılan diğer cismani zarar nedeniyle duyulan acı ve ızdırabı, kişinin günlük yaşamını zorlaştıran belli ağırlıktaki her türlü üzüntü ve sıkıntıyı ifade etmektedir. Kendisinin veya yakınlarının uğradığı tecavüz, saldırı veya meydana gelen bir ölüm olayı sonucunda; fiziki veya manevi acılar duyan, ruhsal dengesi bozulan, yaşama sevinci azalan kişinin manevi yönden zarara uğramış olduğu kabul edilmektedir. Manevi tazminat, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın, zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi ve tam yargı davalarının niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı bir miktarda olması gerekmektedir.
SOMUT OLAYIN İNCELENMESİ: Davacının Hava Harp Okulunda kötü muameleye maruz kaldığı iddiası ile ilgili olarak, aynı dönemde başka öğrencilerin de benzer şikayetlerinin mevcut olduğu görülmektedir. Konuyla ilgili olarak düzenlenen, Türkiye Büyük Millet Meclisi 27/06/2012 tarihli, 24. Dönem, 2. Yasama Yılı, 13 sayılı Dilekçe Komisyonu Genel Kurul Kararında; "Komisyonumuza iletilen dilekçelerde; Harp Okullarına kayıt yaptırarak intibak eğitimine katılan öğrencilerden “eğitim eksiği olanlar” ve “disiplin eksiği olanlar” gerekçeleriyle belirlenen bir kısmının farklı bir eğitim programına tabi tutularak ayrımcılık yapıldığı, Bu eğitim sırasında eğitim gerekleriyle bağdaşmayan ve gerek fizyolojik gerek psikolojik işkenceye varan muamelelere tabi tutuldukları, sürekli ve sistemli olarak yapılan bezdiri (mobbing) uygulamaları nedeniyle Harp Okullarından kayıtlarını sildirmeye mecbur bırakıldıkları, Askeri Liselerden gelen ve Harp Okullarından gördükleri baskı nedeniyle ayrılmak zorunda bırakılan öğrencilerin tazminat ödemeye mecbur bırakıldığı, Tazminata konu edilen kalemlerin içeriği ve tazminat miktarının hesaplanış biçiminde haksızlıklar olduğu, mevcut yasal düzenlemelerin de gözden geçirilmesini içerecek şekilde tazminat konusunun yeniden değerlendirilmesi gerektiği ... ifade edilmiştir." denilmek suretiyle, Harp okullarında ayrımcılığa uğradıkları ve okuldan ayrılmaları için fiziki ve psikolojik kötü muameleye uğradıkları iddiasıyla çok sayıda dilekçenin askerî öğrenciler tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Dilekçe Komisyonuna ulaştırılması üzerine Dilekçe Komisyonu Genel Kurulu şikâyetlere ilişkin olarak hazırlanan 27/6/2012 tarihli raporda harp okullarında kötü muamele ve mobbinge uğradığını iddia edenler, ilgili kamu otoriteleri ve bilirkişilerin dinlenildiği; sonuç olarak ilgili kamu otoritelerine tavsiyelerde bulunulduğu görülmektedir. Anılan raporda harp okullarından ayrılma istatistiklerine yer verilerek, ayrıntıları ile verilen rakamlarda Hava Harp Okuluna ihtiyacın çok üstünde alımlar yapılıp sistemli bir şekilde sayıyı azaltma anlayışı olduğuna yönelik şikâyetler bulunduğuna yer verilmiştir. Raporda ayrıca lise çağında özenle seçilen ve yetiştirilmeleri tüm yönleriyle idarenin inisiyatifinde olan seçkin insan kaynağının yüksek oranlarda mesleğe kazandırılamamasının kamu yararı açısından olumsuz bir durum olduğu değerlendirilmiştir. TBMM Dilekçe Komisyonunun mezkur raporuna, yukarıda zikredilen Anayasa Mahkemesinin Ümit Ömür Salar Başvurusu ile Bayram Tuğrul Yıldırım ve Hasan Yıldırım Başvurusu kararında da yer verildiği görülmektedir. Diğer taraftan, Anayasa Mahkemesinin 24/05/2018 tarih, Başvuru Numarası: 2014/5280 sayılı (Bayram Tuğrul Yıldırım ve Hasan Yıldırım) kararında; "3. FETÖ/PDY’nin Hava Kuvvetleri Komutanlığındaki Yapılanmasını Ortaya Koyan Anayasa Mahkemesi Kararı 43. Anayasa Mahkemesi Aydın Yavuz ve diğerleri ([GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017) başvurusunda FETÖ/PDY'nin Hava Kuvvetleri Komutanlığındaki teşkilatlanmasını şöyle açıklamıştır: “B. Darbe Teşebbüsünün Arkasındaki Yapılanmaya İlişkin Olgular ... ix. Hava Kuvvetleri Komutanlığı Müşterek Hedef Üretim Analiz Merkezinde görev yapmakta olan Yüzbaşı A.P. ifadesinde, öğrenciliğinden beri FETÖ/PDY ile irtibatının olduğunu, bu süreçte görev yeri değiştikçe kendisiyle irtibat kuran "abi"nin de değiştiğini, Kara Harp Okulunda öğrenci takım komutanı olarak görev yaptığı dönemde kendisinden sol görüşlü bazı öğrencilere onları okuldan uzaklaştırmak amacıyla kötü muamelede bulunmasının istendiğini, bu durumu sorguladığında FETÖ/PDY'deki "abi"sinin "Bu öğrencilere kötü muamele yapılması kul hakkına girmez. Çünkü bunların TSK'dan atılması, vatana millete ve İslama hizmettir ve bu şahısların verecekleri zararı önceden önleme amaçlıdır." diye cevap verdiğini … belirtmiştir (Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının ...tarihli ve ...sayılı iddianamesi)" hususlarına da yer verilmek suretiyle, davacının öğrenci olduğu dönemde Hava Harp Okulunda olumsuz durumların mevcut olduğu ortaya konulmuştur. Her ne kadar, davacı tarafından kötü muameleye maruz kaldığı iddiası ile yapılan şikayetler sonucunda Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı ve beraat kararı verilmiş ise de, davacının öğrenci olduğu döneme ilişkin olarak gerek TBMM Dilekçe Komisyonu raporunda gerekse Anayasa Mahkemesi emsal kararlarında Hava Harp Okulunda öğrencilere yönelik kötü muamele yapıldığı iddiaları kabul edildiğinden, mahkeme kararının davacıya 50.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine ilişkin kısmında hukuka aykırılık görülmemiştir.
b) Mahkeme kararının davacıya maddi tazminat ödenmesine ilişkin kısmı yönünden; Davanın açılmasına ilişkin 16/03/2011 tarihli dava dilekçesinde, davacının askeri öğrencilikten çıkarılması nedeniyle maddi zararlarının karşılığı olarak 200.000,00 TL.nin ödenmesi talep edilmiş, bu tutar miktar artırım talebi ile 4.279.850, 97 TL olarak artırılmıştır. Hava Harp Okulundan ilişiği kesilen davacının, bu nedenle uğradığını iddia ettiği zararının karşılanması için açtığı maddi ve manevi tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılması üzerine, Anayasa Mahkemesince başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna varılarak, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın AYİM İkinci Dairesine gönderilmesine karar verilmiş olması, davacıya mutlak surette maddi tazminat ödenmesi sonucunu doğurmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı gerekleri yerine getirilerek, davacının maddi tazminat talebinin kabul edilip edilmeyeceğinin ve eğer kabul edilecek ise miktarının tespit edilmesi gerekmektedir. Nitekim, Anayasa Mahkemesi ihlal kararı gereği yerine getirilerek, davacının sağlık durumuna ilişkin olarak Adli Tıp Kurumundan rapor alınmıştır. Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında; idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu kuralı yer almaktadır. Bir hizmetin hiç işlememesi; eksik işlemesi veya geç işlemesi neticesinde oluşan zararlar neticesinde idarenin hizmet kusuru nedeniyle tazmin sorumluluğu doğmaktadır. Buna göre idarenin hizmet kusurundan (haksız fiilden) kaynaklanan bir zararın tazmin edilebilmesi için; a) kusur, b) zarar, c) hukuka aykırılık, d) illiyet bağı (nedensellik ilişkisi) şartlarının gerçekleşmesi zorunludur. Ancak, somut olayda bu şartların gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Şöyle ki; Maddi tazminat talebinde bulunan davacı, bu zararın neye taalluk ettiğini açıklamadığı gibi, uğradığını iddia ettiği maddi zarara ilişkin herhangi bir belge de sunmamıştır. Davacı hakkında düzenlenen sağlık raporlarında, Psikotik Bozukluk (15/ B-2) tanısı ile "Askeri Öğrenci Olamaz" kararı verildiğinden, Hava Harp Okulundan mezun olup, göreve başlaması hiçbir şekilde mümkün bulunmamaktadır. Kaldı ki, hiçbir sağlık sorunu bulunmasa dahi davacının başarı durumu dikkate alındığında da, okuldan mezun olup olamayacağı belli değildir. Bu itibarla, davacının teğmen olarak atanması ve bu görevde adeta çalışıyormuş gibi kabul edilerek tazminat hesaplanmasının tümüyle bir varsayımdan ibaret olduğu dikkate alındığında, davacının okuldan ilişiğinin kesilmesi nedeniyle maddi zarara uğradığından söz edilemez. Emsal olarak zikredilen Anayasa Mahkemesinin Ümit Ömür Salar Başvurusu kararında da, Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal arasında illiyet bağı bulunması gerektiği belirtilerek, başvurucunun bu konuda herhangi bir belge sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Bu itibarla, davacının maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekmekte iken, aksi yönde verilen mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
2) Davacının Temyiz İsteminin İncelenmesi; Temyize konu kararın, davacıya maddi tazminata hükmedilmesine ilişkin kısmı yukarıda açıklanan gerekçelerle hukuka aykırı bulunduğundan, maddi tazminata uygulanan faizin başlangıcına yönelik davacının temyiz isteminin de reddine karar verilmesi gerekmektedir.
3) Vekalet ücreti yönünden; Anayasa Mahkemesinin, davacının davalı idareye yüksek miktarda vekalet ücreti ödemekle yükümlü tutulmasının, mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği yönündeki kararı ve davacı lehine adli yardım kararı verilmiş olduğu dikkate alınarak, davacının miktar arttırımı suretiyle talep ettiği 4.279.850,97 TL maddi tazminat talebinin reddine karar verilirken, davacı aleyhine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE, 2. DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN KISMEN REDDİ ile ... İdare Mahkemesince verilen ...günlü, E:..., K:... sayılı kararın manevi tazminatın kabulüne ilişkin kısmının ONANMASINA, 3. DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN KISMEN KABULÜ ile temyize konu kararın maddi tazminatın kabulüne ilişkin kısmının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 2/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA, 4. 2577 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun'la değişik 50. maddesinin 2. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde Danıştayda karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26/11/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.