Danıştay · 13. Daire

Danıştay 13. Daire 2025/879 E. 2025/1870 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
13. Daire
Esas No
2025/879
Karar No
2025/1870
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2025/879 Karar No:2025/1870

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Kurumu VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Bayilik lisansı sahibi davacıya ait akaryakıt istasyonunda 03/08/2015 tarihinde yapılan denetimde tağşiş ve/veya hile amacıyla akaryakıta katılabilecek ürün bulundurduğundan bahisle 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 19. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinin (3) numaralı alt bendi uyarınca 194.543,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava konusu Kurul kararı alınmadan önce ... tarih ve E... sayılı savunma istem yazısının usulüne uygun şekilde davacının işyeri adresine tebliğ edilmesi gerekirken, mernis adresine (Uyap üzerinden yapılan araştırmada) tebliğ edildiği, dolayısıyla savunma istem yazısının usule aykırı olarak tebliğ edilmesinin savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğu anlaşıldığından, idari para cezası uygulanmasına ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince, Dairemizin 03/05/2024 tarih ve E:2020/29, K:2024/1988 sayılı bozma kararına uyularak verilen kararda; her ne kadar, davacı tarafından kendisine savunma istenilmesine dair herhangi bir tebligat yapılmadığı ileri sürülmüş ve İdare Mahkemesince bu husus savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde görülerek dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de; tebligat sürecinde ilgili kurumların bildirimi ve mevcut belgelere bakıldığında, 03/08/2015 tarihli denetimin yapıldığı davacıya ait istasyonun kapalı ve atıl bir durumda olduğu dikkate alınarak yazılı savunma istemine ilişkin tebligatın 7201 sayılı Kanun'un 10. maddesinde belirtilen usule uygun olarak davacının adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresine yapıldığı görüldüğünden, söz konusu tebligatın "usulsüz tebligat" olarak kabul edilemeyeceği sonucuna varıldığı, Buna göre, işin esasının incelenmesine geçildiğinde; Uyuşmazlıkta, davacıya ait akaryakıt istasyonunda yapılan 03/08/2015 tarihli denetimde, ulusal marker testinden geçersiz sonuç vermesi üzerine alınan numunelerin analiz edilmek üzere ... Üniversitesi PAL'e gönderildiği, 17/08/2015 tarihli analiz raporunda numunelerin ulusal marker seviyesinin geçersiz olduğu, doğrudan ve/veya petrol türevi akaryakıtlar ve çözücü karışımları ile karıştırıldığında akaryakıt olarak kullanılabileceği, 5015 sayılı Kanun'un 2. maddesinin (5) numaralı bendinde tanımlanan "akaryakıt" tanımına uymadığı ve teknik düzenlemelere uygun akaryakıt olmadığı tespitlerine yer verildiği, ... tarih ve ... sayılı Başkanlık Olur'u kapsamında ... tarih ve ... sayılı Soruşturma Raporunun hazırlandığı, 22/01/2018 tarihli yazıyla davacıdan konuya ilişkin olarak yazılı savunmasını sunmasının istendiği ancak davacı tarafından süresinde yazılı savunma yapılmadığı, soruşturma neticesinde Kurulca yapılan değerlendirmede tağşiş ve/veya hile amacıyla akaryakıta katılabilecek ürünleri istasyonda bulundurmak suretiyle 5015 sayılı Kanun'un 8. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi ile Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliğin 38. maddesinin (e) bendine aykırı hareket edildiğinden bahisle aynı Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinin (3) numaralı alt bendi ve (d) bendi uyarınca davacıya 194.543,00-TL idari para cezasının verilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı; Bu durumda, davacıya ait istasyonda 03/08/2015 tarihinde yapılan denetimde alınan numunelerin ulusal marker seviyesinin geçersiz olduğunun, Kanun'da tanımlanan akaryakıt tanımına uymayıp teknik düzenlemelere uygun akaryakıt olmadığının İNÖNÜ-PAL'in analiz raporları ile tespit edildiği, dolayısıyla davacıya ait akaryakıt istasyonunda tağşişli ürün bulundurulduğunun sabit olduğu anlaşıldığından, davacıya idari para cezası verilmesine ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık, aksi yöndeki İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesince verilen iptal kararının kaldırılmasına; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca esastan incelenen davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, tesis edilen işlemin usul ve esas yönünden hukuka aykırı olduğu, eğer ortada numune aykırılığı varsa bunun numunenin alındığı tarih, şartlar, numune alınan cihazın mevcut durumu gibi unsurlarla birlikte değerlendirilmesi gerektiği, idarece numunenin alındığı tarihte istasyonun faal olmaması ve numunenin tortu içinde bulunan tankın içinden alınmasının numunenin orijinal özelliğini kaybettiğini gösterdiği, dolayısıyla idari para cezasına konu olan denetimin yasaya uygun bir şekilde gerçekleşmediği, yine davalı idarece gerçekleştirilen işlemlerle şirketlerinin savunma ve bilgi alma hakkına engel olunduğu, dava konusu Kurul kararına esas savunma istem yazısının usulüne uygun bir şekilde iş yeri adresine tebliğ edilmeyerek savunma hakkının kısıtlandığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge İdare Mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Anılan Kanun'un 50. maddesinin dördüncü fıkrasında, "Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır." hükmü bulunmaktadır. Aktarılan kurallar göz önünde bulundurulduğunda, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri, Dairemizin bozma kararındaki esaslara uyularak verilen temyize konu kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulü ile davanın reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 08/05/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Danıştay 13. Daire, E. 2025/879, K. 2025/1870, T. 08.05.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-13-daire-2025-879-e-2025-1870-k-f9ceef25a4a2