Danıştay · 13. Daire

Danıştay 13. Daire 2025/487 E. 2025/1632 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
13. Daire
Esas No
2025/487
Karar No
2025/1632
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2025/487 Karar No:2025/1632

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... Petrol Tur. Gıda İnş. Nak. San. ve Tic. A.Ş.'den tahsil edilemeyen amme alacağının 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesi ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un Mükerrer 35. maddesi uyarınca, kanunî temsilci sıfatıyla davacıdan tahsiline ilişkin olarak düzenlenen ... tarih ve ... sayılı 49.999,99-TL tutarlı ödeme emrinin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince, Dairemizin 03/03/2022 tarih ve E:2016/545, K:2022/820 sayılı bozma kararına uyulmayarak önceki kararda ısrar edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 16/04/2024 tarih ve E:2024/308, K:2024/799 sayılı bozma kararına uyularak verilen kararda; ödeme emrine karşı açılan davada, 6183 sayılı Kanun'un "Ödeme emrine itiraz" başlıklı 58. maddesindeki,"Kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında... itirazda bulunabilir..." hükmü uyarınca sınırlı bir inceleme yapılabileceği, maddede belirtilen "böyle bir borcu olmadığı" itirazı kapsamında ise, dava açılmayarak hukuk aleminde idari yönden kesinleşmiş işlemin yeniden dava edilmesi sonucunu doğuracak şekilde hukukilik denetiminin yapılmasının mümkün olmadığı, yalnızca dayanak işlemin tesisinden sonraki aşamalara ilişkin olarak ileri sürülen iddiaların (borcum yoktur kapsamında, adına düzenlenen ödeme emrine dayanak işlemin kendi hakkında tesis edilmediği, asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisi olmadığı, başkası adına tahakkuk edip ondan tahsil edilmeyen/edilemeyen/edilemeyeceği anlaşılan kamu alacağından kendisinin sorumlu tutulamayacağı, dayanak işlemin kendisine veya kanuni temsilcisi olduğu şirkete usulüne uygun tebliğ edilmediği, ödeme emrine konu alacağın 6183 sayılı Kanun kapsamında tahsili mümkün bir kamu alacağı olmadığı, ödeme emrinin alacağın vadesinden önce düzenlendiği, ödeme emri ile tahsil edilmek istenilen miktarın alacağı oluşturan dayanak işleme konu miktarla uyuşmadığı, dayanak işlemin idarece geri alındığı veya açılan dava sonucu iptal edildiği gibi örneklenebilecek) incelenebileceği; Dava konusu ödeme emrinin dayanağı olan ... Petrol Tur. Gıda İnş. Nak. San. ve Tic. A.Ş.'nin lisansız faaliyette bulunduğundan bahisle 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 19. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi ile aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile 50.000,00-TL idari para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, idari para cezasının yasal süre içerisinde şirket tarafından ödenmemesi üzerine şirket hakkında düzenlenen ödeme emrine ilişkin 07/05/2009 tarihli tebliğ zarfının 30/07/2009 tarihli "Adı geçen firma 1 yıl önce kapanarak personeli ile beraber adresten taşınmıştır." ibareli açıklama dikkate alınarak iadesi üzerine İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından, "... mükellefler adına salınan vergi ve cezalar nedeniyle tanzim olunan ödeme emirleri bilinen adreslerinde bulunamamaları nedeniyle tebliğ edilemediğinden 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 103-106 maddelerine istinaden ilgililerin ilan tarihinden başlayarak bir ay içinde vergi dairesine bizzat veya bilvekale müracaatta bulunmaları veya taahhütlü mektup veya telgrafla açık adreslerini bildirmeleri halinde kendilerine süre kayıtlı resmi tebliğ yapılacağı, bir ayın sonunda müracaatta bulunmayan veya açık adreslerini bildirmeyenler hakkında işbu ilanın neşri tarihinden itibaren bir ayın sonunda tebliğ yapılmış sayılacağı ilan olunur." açıklaması ile 20/07/2010 tarihinde ilanen tebliğ edildiği; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 100. maddesinde, bilinen adreslere yapılacak tebliğin, 101. maddesinde ise bu Kanuna göre bilinen adreslerin, mükellef tarafından işe başlamada veya adres değişikliğinde bildirilen iş yeri adresleri, yoklama fişinde veya ilgilinin imzası bulunmak şartıyla yetkili memurlar tarafından bir tutanakla tespit edilen iş yeri adresleri ve 25/04/2006 tarih ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'na göre oluşturulan adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi olduğu ifade edilmiş, maddenin devamında ise iş yeri adresinde tebliğ yapılacak olanların bu adresinde bulunamaması, işin bırakılması veya işin bırakılmış addolunması hallerinde tebliğin, gerçek kişilerde kendisinin, tüzel kişilerde bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerinden birinin, tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde ise bunları idare edenler veya varsa temsilcilerinden herhangi birinin adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde yapılacağının düzenlendiği; Uyuşmazlığın çözümü için Mahkemelerinin 02/10/2024 ve 24/11/2024 tarihli ara kararları ile davalı idareden "... 07/05/2009 tarihli ödeme emrinin asıl borçlu şirket kanuni temsilcilerinden birinin adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde tebliğ edilip edilemediğinin" sorulduğu, davalı idarece sunulan ara karar cevaplarında, 07/05/2009 tarihli ödeme emrinin asıl borçlu şirket kanuni temsilcilerinden birinin adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde tebliğ edildiğine ilişkin bir tebliğ evrakının dosyaya sunulamadığı, dolayısıyla davacının sorumlu tutulabilmesi için ödeme emrinin asıl borçlu şirkete tebliğinin usulüne uygun olarak yerine getirilmediği; Bu durumda, şirket hakkında ödeme emrinin düzenlendiği tarihte kanuni temsilci sıfatını haiz olan davacının sorumluluğuna gidilebilmesi için, şirket hakkında düzenlenen ödeme emrinin 213 sayılı Kanun'un 99-106 maddelerinde yer alan düzenlemeler kapsamında usulüne uygun bir şekilde tebliğinin sağlanarak amme alacağının şirketten tahsil edilememesi gerekmekte iken, başka bir ifadeyle, kanuni temsilci olan davacı adına tesis edilen ödeme emrinden önce şirket adına düzenlenen ödeme emrinin tebliğine ilişkin işlemlerin usulüne uygun olarak yapılmadığı anlaşıldığından, tesis edilen işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka aykırı bulunarak işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin muhteviyatı olan vergi ve cezaların öncelikle şirketten tahsili için vergi/ceza ihbarnameleri ve ödeme emirleri düzenlenerek tebliğ edildiği, davacının kanuni temsilci olduğu şirket hesaplarına ilişkin olarak yapılan incelemede belirlenen borçların tahsili için şirketle ilgili yapılan mal varlığı araştırmasında borcu karşılayacak kadar herhangi bir gayrimenkul veya alacağın tespit edilemediği, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesi ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un Mükerrer 35. maddesi uyarınca şirket ortağının ortak olduğu dönem ile ilgili olarak gerçekleşen amme alacaklarının şirketten tahsil olanağının kalmaması halinde şirket ortağının şahsi mal varlığından tahsilinin imkan dahilinde olduğu, vergisel yükümlülüklerini yerine getirmeyen şirket hakkında yapılan tarhiyatlar yerinde olup tüzel kişiliğin mal varlığından tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacaklarının doğduğu ve ödenmesi gerektiği dönemde şirket ortağı/kanuni temsilci olan davacı hakkında takip ve tahsil işlemlerinin gerçekleştirilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME : İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalının temyiz isteminin reddine, 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali yolundaki ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 17/04/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Danıştay 13. Daire, E. 2025/487, K. 2025/1632, T. 17.04.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-13-daire-2025-487-e-2025-1632-k-bf3a2a6003ab