Danıştay · 3. Daire

Danıştay 3. Daire 2023/7130 E. 2025/2912 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
3. Daire
Esas No
2023/7130
Karar No
2025/2912
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/7130 Karar No : 2025/2912

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ...Vergi Dairesi Müdürlüğü/... VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Dördüncü Dairesinin bozma kararı uyarınca verilen ... Bölge İdare Mahkemesi... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı adına, ... Ayakkabı Sanayicileri Dış Ticaret Anonim Şirketi'nden alınamayan 2013 yılına ait kurumlar vergisi, vergi ziyaı ve gecikme faizinden oluşan kamu alacağının tahsili amacıyla kanuni temsili sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacının 25/03/2011 tarihinde ... Ayakkabı Sanayicileri Dış Ticaret Anonim Şirketi'nin yönetim kurulu üyeliğine seçildiği ancak şirketi temsil yetkisinin bulunmadığı, temsil yetkisi bulunan ...'nın istifa etmesi üzerine yönetim kurulu üyelerinden herhangi birine yönetim ve temsil yetkisi devredilmediğinden, ...'nın istifa ettiği 12/07/2013 tarihiyle yeni yönetim kurulu üyelerinin seçildiği 13/08/2013 tarihleri arasında şirketi temsile yönetim kurulu üyelerinin yetkili olduğu, bu nedenle davacının bu tarihler arasındaki dönem için kanuni temsilci olarak sorumluluğu bulunduğu anlaşılmakla birlikte, dava konusu ödeme emri içeriği borçların 2012 yılında zarar beyan eden asıl borçlu şirket hakkında yapılan inceleme ile zarar değil kar ettiğinin belirlenmesi neticesinde 2013 yılına devreden zararın reddedilmesi sonucu 2013 yılı için ortaya çıkan kurumlar vergisi ve ferilerine ilişkin olması sebebiyle davacının kıst dönem kanuni temsilci olarak salınan vergi ve cezalardan 213 sayılı Kanunun 10. maddesi kapsamında bir kusurunun bulunmaması karşısında dava konusu ödeme emrinde hukuka uygunluk gerekçesiyle ödeme emri iptal edilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin reddine, 2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA, 3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 19/06/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X)-KARŞI OY : Türk Ticaret Kanununun Anonim Şirketlerle ilgili bölümünde, anonim şirketlerin yönetim kurulu tarafından yönetileceği ve temsil olunacağı, yönetim kurulunun üyeleri arasından bir başkan ve bulunmadığı zamanlarda ona vekalet etmek üzere en az bir başkan vekili seçeceği, yönetim kurulunun düzenleyeceği bir iç yönergeyle yönetimi kısmen veya tamamen bir veya bir kaç yönetim kurulu üyesine veya üçüncü bir kişiye devretmeye yetkili kılınabileceği esası benimsenmiş, bu iç yönergenin şirketin yönetimini düzenleyeceği açıklamasına yer verilmiştir. Bu düzenlemeye göre, anonim şirketlerin yönetilmesinde ve dışa karşı temsilinde kanuni organının yönetim kurulu olduğu açıktır. Anonim şirket yönetim kurulu üyeleri arasında yapılabilen görevlendirmeler ve paylaşım sadece şirketin yönetim işlerini kapsamakta olup, şirketi temsil yetkisi bir bütün olarak yönetim kuruluna ait bulunmaktadır. En yetkili organ olan genel kurulca seçim yoluyla görevlendirilen bu kurulun üyeleri, şirketin yönetilmesinden müteselsilen sorumludur. Zira, birden çok üyeden oluşan bu kurulun yönetim işlerini daha kolay yürütmesi amacıyla şirkete müdür atanması ya da kurul üyelerinden birine yahut bir kaçına belli işlemler için yetki tanınması yönetim kurulu üyelerinin şirket sözleşmesi ve yasadan doğan sorumluluğunu değiştirmeyeceği gibi kaldırdığından da söz edilemez. Bu gibi durumlarda müdür ve yetki tanınan üyeler yönetim kurulunun temsilcisi olduğundan aralarındaki ilişki yönünden temsil hükümleri geçerli olur. Kuşkusuz müdürün sorumluluğuna ilişkin özel kurallar saklıdır. Diğer bir ifadeyle, anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin kendi aralarında yapacakları görev dağılımı bir iç işlem niteliğinde olup üçüncü kişiler açısından bağlayıcı bir yönü bulunmamasının sonucu olarak yönetim kurulu içinde yapılan görev dağılımı uyarınca bazı üyelere şirketi, idari makamlar önünde temsil yetkisi verilmiş olması, temsil yetkisi verilmemiş olan yönetim kurulu üyelerinin belirtilen sorumluluğunun ortadan kalktığı sonucunu doğurmayacağı açıktır. Genel kurul tarafından yönetim kurulu üyeliğine seçildiği ihtilafsız olan davacı ve diğer yönetim kurulu üyeleri şirket tüzel kişiliğini ve yönetim kurulunu temsilen belli hukuki muamele yapmaları konusunda görev ve yetki taksimi yapılan yönetim kurulu kararının, yönetim sorumluluğunun ismi belirtilen üye veya üyelere devredildiği anlamında yorumlanarak hüküm kurulması hukuka uygun düşmemiştir. Yönetim kurulu üyelerinin yönetsel görevleri paylaşmasının da iş bölümünden başka bir hukuksal sonuç doğurmayacağı Ticaret Kanunundaki düzenlemelerden anlaşılmaktadır. Belirtilen nedenlerden dolayı yönetim kurulu üyesi olması nedeniyle kanuni temsilci olan davacının sorumluluğuna gidilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından temyiz isteminin kabulü ile kararın bozulması gerektiği oyuyla karara katılmıyorum.

Atıf: Danıştay 3. Daire, E. 2023/7130, K. 2025/2912, T. 19.06.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-3-daire-2023-7130-e-2025-2912-k-18a75cc2ad97