Danıştay · 9. Daire
Danıştay 9. Daire 2023/8540 E. 2025/4234 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 9. Daire
- Esas No
- 2023/8540
- Karar No
- 2025/4234
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y DOKUZUNCU DAİRE Esas No : 2023/8540 Karar No : 2025/4234
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Defterdarlığı (... Vergi Dairesi Müdürlüğü)-... VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: ... Mühendislik İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne ait vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla maaşına uygulanan haciz işleminin iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinin davacıya 11/10/2022 tarihinde usulüne uygun tebliğ edildiği ve söz konusu ödeme emrinin davacı tarafından dava konusu yapılmadığı dolayısıyla amme alacağının cebren tahsili yolunda davacıya tebliğ edilen ödeme emri ile takip edilen vergi borçları nedeniyle uygulanan dava konusu haciz işleminde hukuka aykırılık görülmediği sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi Kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacının kusurunun bulunmadığı, defter belge ibraz yazısının daha sonraki kanuni temsilciye tebliğ edildiği ve gereğinin ilgili dönemdeki kanuni temsilci tarafından yerine getirilmediği iddiasıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: ... Mühendislik İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne ait vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla maaşına uygulanan haciz işleminin iptali istenilmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzelkişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları hâlinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzelkişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği; yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı hüküm altına alınmıştır. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un "Kanundaki terimler" başlıklı 3. maddesinde; Amme borçlusu veya borçlu terimi; amme alacağını ödemek mecburiyetinde olan hakiki ve hükmi şahısları ve bunların kanuni temsilci veya mirasçılarını ve vergi mükelleflerini, vergi sorumlusunu, kefili ve yabancı şahıs ve kurumlar temsilcilerini, aynı Kanunun "Haciz" başlıklı 62. maddesinin birinci fıkrasında; Borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tesbit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarı tahsil dairesince haczolunacağı, son fıkrasında ise; tahsil dairesi alacaklı amme idaresi ile borçlunun menfaatlerini mümkün olduğu kadar telif etmekle mükellef olduğu kuralına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME Yukarıda yer alan düzenlemelerden, tüzel kişilerin usulüne uygun olarak kesinleşen ve şirketten tahsil edilemeyen vergi borçlarının, vergisel ödevleri yerine getirmeyen kanuni temsilcilerden tahsil edileceği anlaşılmaktadır. Anayasanın "Mülkiyet hakkı" başlıklı 35. maddesinde; herkesin, mülkiyet ve miras haklarına sahip olduğu, bu hakların, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği, mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırı olamayacağı; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek 1 Numaralı Protokolün ''Mülkiyetin Korunması'' başlıklı 1. maddesinde ise; her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkının var olduğu, bir kimsenin, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabileceği; yukarıdaki hükümlerin, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmeyeceği düzenlenmiştir.Görüldüğü üzere en temel haklardan olan mülkiyet hakkına kanundan kaynaklanan bir istisna teşkil eden haciz uygulamalarında, son derece dikkatli davranılarak, anayasa ve kanunla tanınan sınırlarının dışına çıkılmaması gerekmektedir. Bu kapsamda haciz uygulamalarında, borcu aşan tutarda haciz yapılmaması, borçlunun haline münasip evinin haczedilmemesi borçluyu korumaya yönelik ilkeler olarak karşımıza çıkmakta olup, amme idarelerince dikkat edilecek en önemli husus kamu alacağının tahsilinde doğru borçluyu tespit etmek ve ona karşı takip işlemlerini yürütmek olmalıdır. Dosyanın incelenmesinden, dava konusu haciz işleminin, davacının bir dönem kanuni temsilcisi olduğu şirketin yasal defter ve belgelerinin süresi içinde vergi incelemesine ibraz edilmemesinden dolayı resen tarh edilen 2016/Şubat ila Aralık dönemlerine ilişkin amme alacaklarına ilişkin olduğu, defter ve belgelerin ibrazı yazısının tanzim ve tebliğ edildiği tarih itibariyle (2021 yılı) davacının kanuni temsilcilik yetkisinin bulunmadığı, davacının 16/03/2017 tarihi itibariyle temsil yetkisinin sona erdiği ve asıl borçlu şirkete ait yasal defter ve belgeleri ibraz etme konusunda anılan tarihte vergisel ödevi bulunmayan, bu nedenle herhangi bir kusur sorumluluğu da bulunmadığı anlaşılan davacının, 6183 sayılı Yasa'nın 3 ve 62. maddelerine göre amme borçlusu olarak kabul edilmesi mümkün olmadığı gibi amme borçlusu sıfatıyla işlem yapılmasını gerektiren düzenlemede aranan koşulların gerçekleşip-gerçekleşmediğinin tahsilatın diğer bir aşaması olan haciz aşamasında da değerlendirilmesine engel bulunmamaktadır. Bu durumda, davacının ödeme emrine karşı süresinde dava açmadığından bahisle şirket borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacının maaşına uygulanan haciz işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar veren Vergi Mahkemesi kararına yönelik davacı istinaf başvurusunun reddine hükmeden Bölge İdare Mahkemesi kararında isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; Davacının temyiz isteminin kabulüne, ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 13/10/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X)KARŞI OY: Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyoruz.