Danıştay · 13. Daire
Danıştay 13. Daire 2025/579 E. 2025/4207 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 13. Daire
- Esas No
- 2025/579
- Karar No
- 2025/4207
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2025/579 Karar No:2025/4207
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Yayıncılık A.Ş. VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı şirkete ait "..." logosuyla yayın yapan televizyon kanalında ... tarihinde saat ...'de yayınlanan "..." adlı programda 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer verilen, "Yayın hizmetleri ... kişi yada kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez." şeklindeki yayın ilkesinin ihlal edildiğinden bahisle anılan Kanun'un 32. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 191.395,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (Üst Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; ... tarihinde saat ...'de yayınlanan "..." adlı haber bülteninde Antalya'da düzenlenecek olan 60. Altın Portakal Film Festivalinde belgesel yarışması bölümünde yer alan "Kanun Hükmü" adlı belgesel filmin festivalde gösterilmesine gelen tepkiler üzerine önce festivalden çıkarılması sonra da geri alınmasına ilişkin bir haber yayınlandığı, anılan haber programına yayın konuğu olarak katılan Yönetmen ... tarafından sarf edilen "Valla sormak değil ama talepte bulunmak isterim. Ben bir şey sormak istemiyorum, ben vatandaşım, talebim var. Bir kere bu ülke çok uzun yıllardır düşünce sahibi yazarlarını, gazetecilerini öldürmüş, işkence etmiş, mahkum etmiş bir geleneğe sahip. Bu geleneğin tamamen ortadan kalkması, başkasının hayatına kast etmeyen bütün düşüncelerin özgürce söylenebilmesi gerekir. Ben bunu talep ediyorum hem Kültür ve Turizm Bakanlığından hem Adalet Bakanlığından hem İçişleri Bakanlığından hem de bütün bürokratlardan. Devlet bu konudaki gelenekten vazgeçmeli ve fikir sahibi insanları ve fikir ürünlerini engellemekten baskı altına almaktan vazgeçmeli" söylemlerinin, 6112 sayılı Kanun’un 8. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer verilen yayın ilkesini ihlal ettiğinden bahisle dava konusu işlemin tesis edildiği; İlgili kural ve içtihatlara göre, ifade özgürlüğünün Anayasa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Kanunlar tarafından teminat altına alındığı, bu özgürlüğün haber veya fikir alma ve verme özgürlüğünü de içerdiği açık olmakla birlikte, anılan düzenleme ve yerleşik içtihatlar uyarınca söz konusu özgürlüğün sınırsız da olmadığı, Düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünü tamamlayan ve onun kullanılmasını sağlayan basın özgürlüğünün de düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü gibi mutlak ve sınırsız olmadığı, toplumsal işlevini yerine getirebilmesi için basının özgür olması kadar, sorumluluk bilinci ile hareket etmesinin de şart olduğu, bu bağlamda geniş halk kitlelerinin düşünce ve kanaatleri üzerinde etki yapan ve onları harekete geçirebilen basının etik kurallarına uyması, bireylerin hak ve özgürlüklerini ihlal edecek tutum ve davranışlardan kaçınması gerektiği; Uyuşmazlıkta, "..." adlı haber bültenine katılan Yönetmen ... tarafından, Türkiye Cumhuriyeti Devletine hitaben yöneltilen "Bir kere bu ülke çok uzun yıllardır düşünce sahibi yazarlarını, gazetecilerini öldürmüş, işkence etmiş, mahkum etmiş bir geleneğe sahip" söylemlerinin, Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E...., K.... sayılı kararında da belirtildiği üzere, düşünce açıklama özgürlüğünü ve eleştiri sınırlarını aşan, muhatabın kişiliğine saldırı niteliğinde olduğu ve bu sözlerin, yayın ilkesinin ihlali sonucunu doğurduğu anlaşıldığından, dava konusu Üst Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, temyize konu karar ile Anayasa'nın 141. maddesinde zikredilen "mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiği"ne dair normun ihlal edildiği, gündemi ilgilendiren güncel gelişmeler hakkında sosyal medya platformundan paylaşım yaparak tepkisini belli eden festival jürisi olan yönetmen ...'ın programa davet edilerek yaşanılan süreçlerle ilgili duygu ve düşüncelerini açıklamasının istendiği, programa canlı olarak telefonla bağlanan ve sürece bizzat şahit olan konuk ile program sunucusu arasında yaşanan diyalogda program konuğu tarafından bizzat şahit olduğu sürece ilişkin sunucu ile yaşanılanların ve bu durumun sanat camiasında nasıl etkiler yarattığının değerlendirildiği, program konuğunun işbu söylemlerinin davalı idare tarafından bağlamından koparılarak program konuğunun cümlelerinden gazetecileri öldürenlerin Devlet yetkilileri olduğu anlamı çıkıyormuşcasına idari işlem tesis edildiği, program konuğunun cümlelerinden yayın kuruluşunun sorumlu yayıncılık anlayışını ihlal ettiği kanaatine varılmasının hukuka uygun olmadığı, kaldı ki, program konuğunun canlı yayın esnasındaki değer yargıları ile ifadelerine müdahale edilmesinin teknik açıdan mümkün olmadığı, kararın doğrudan ifade-basın özgürlüğünü zedelediği, şirketlerinin bir basın organı olduğu ve söz konusu yayının basın ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu, temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenlerinin de kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ:Temyiz isteminin kabulü ile duruşma yapılmadan verilen Mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: USUL YÖNÜNDEN: Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının temel unsurlarından biri de Anayasa'nın 141. maddesinde düzenlenen "yargılamanın açık ve duruşmalı" yapılması ilkesidir. Yargılamanın açıklığı ilkesinin amacı, yargısal mekanizmanın işleyişini kamu denetimine açarak yargılama faaliyetinin saydamlığını güvence altına almak ve yargılamada keyfiliği önlemektir. Bu yönüyle, hukuk devletini gerçekleştirmenin en önemli araçlarından biridir. Adil yargılanma hakkının düzenlendiği Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesindeki "aleni yargılamanın" varlığı, zorunlu olarak "sözlü yargılama" hakkını da içerir. Bununla birlikte, bu hak mutlak olmayıp 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda idari yargılamanın özellikleri gözetilerek öngörülen duruşmaya ilişkin kurallar çerçevesinde değerlendirme yapılmalıdır. 2577 sayılı Kanun'un 17. maddesinin birinci fıkrasında, "Danıştay ile idare ve vergi mahkemelerinde açılan iptal ve yirmibeşbin Türk Lirasını aşan tam yargı davaları ile tarh edilen vergi, resim ve harçlarla benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları toplamı yirmibeşbin Türk Lirasını aşan vergi davalarında, taraflardan birinin isteği üzerine duruşma yapılır." düzenlemesine yer verilmiştir. İdare Mahkemesince, dava dilekçesinde istemde bulunulmasına rağmen uyuşmazlık konusu miktarın tek hakim sınırı altında kaldığı gerekçesiyle duruşma yapılmaksızın karar verilmiş ise de, 2577 sayılı Kanun'un 17. maddesinde iptal davaları bakımından duruşma yapılması için belirli bir miktar sınırının öngörülmediği, bakılan uyuşmazlığın da bir iptal davası olduğu gözetildiğinde, taraflardan birinin istemi halinde duruşma yapıldıktan sonra karar verilmesi gerektiği açıktır. Bu durumda, Mahkemece davacının duruşma istemi göz önünde bulundurulmadan karar verilmesi, 2577 sayılı Kanun'un 17. maddesinin açık ve emredici kuralına aykırı olduğundan, duruşma yapılmaksızın verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında usul hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır. Öte yandan, bozma kararı üzerine yeniden karar verileceğinden, davacının esasa ilişkin temyiz iddialarının bu aşamada incelenmesine gerek bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin kabulüne; 2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 29/12/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.