Danıştay · 10. Daire
Danıştay 10. Daire 2025/3768 E. 2025/3736 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 10. Daire
- Esas No
- 2025/3768
- Karar No
- 2025/3736
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2025/3768 Karar No : 2025/3736
DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... Bakanlığı / ANKARA
DAVANIN_ÖZETİ : Davacı tarafından, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 12. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca istisnai olarak kazandığı Türk vatandaşlığının, aynı Kanun'un 31. maddesi uyarınca iptal edilmesine ilişkin 16/01/2025 tarih ve 9445 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın kendisine ve eşi ile çocuklarına yönelik kısmının iptali ve yürütülmesinin durdurulması ile dava sonuçlanıncaya kadar kendisi ve ailesine ait taşınmazların tasfiyesi ve benzeri herhangi bir tasarruf işleminin durdurulmasına ve taşınmaz ile ilgili (varsa) eksikliklerin giderilmesi amacıyla yeni bir taşınmaz satın alabilmesi ve bu taşınmaz için uygunluk belgesi alabilmesinin güvence altına alınmasına karar verilmesi istenilmektedir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun bulunmayan dava dilekçesinin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla görev yönünden davanın reddine karar verilerek dosyanın Danıştaya gönderilmesi üzerine Dairemiz esasına kaydedilen dosyada, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca hazırlanan Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra, dava dilekçesi öncelikle 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesinin 3. fıkrasının (g) bendi uyarınca anılan Kanun'un 3. maddesine uygun olup olmadığı yönünden incelenerek gereği görüşüldü: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 3. maddesinde, idari davaların, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılacağı; dilekçelerde, tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adresleri ile gerçek kişilere ait Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasının, davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı delillerin, davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihinin gösterileceği; ayrıca dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örneklerinin dava dilekçesine ekleneceği, dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örneklerinin karşı taraf sayısından bir fazla olacağı hususları düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 14. maddesinin 3. fıkrasında ise, dilekçelerin görev ve yetki, idari merci tecavüzü, ehliyet, idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, süre aşımı, husumet ve aynı Kanun'un 3 ve 5. maddelerine uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla inceleneceği hükme bağlanmış; 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde de, dilekçelerin, 3 ve 5. maddelere uygun olmadıklarının tespiti hâlinde, otuz gün içinde 3 ve 5. maddelere uygun şekilde yeniden düzenlenerek dava açılmak üzere reddedileceği hüküm altına alınmıştır. Dava dilekçesinin incelenmesinden, dilekçenin "Davacı" kısmında, yalnızca Mırvaıs Haıdarı ismine yer verildiği; dilekçenin "Dava Konusu" ile "Sonuç ve Talep" kısımlarında ise, davacının ve ona bağlı olarak eşi ile çocuklarının istisnai olarak kazandığı Türk vatandaşlıklarının iptal edilmesine ilişkin 16/01/2025 tarih ve 9445 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptalinin istenildiği, öte yandan bu talebe ilaveten dava sonuçlanıncaya kadar davacı ve ailesine ait taşınmazların tasfiyesi ve benzeri herhangi bir tasarruf işleminin durdurulmasına ve taşınmaz ile ilgili (varsa) eksikliklerin giderilmesi amacıyla yeni bir taşınmaz satın alınabilmesi ve bu taşınmaz için uygunluk belgesi alınabilmesinin güvence altına alınmasına karar verilmesinin de istenildiği görülmektedir. Bu haliyle dava dilekçesinin "Davacı" ile "Dava Konusu" ve "Sonuç ve Talep" kısımlarının birbiriyle uyumsuz ve tutarsız olduğu, "davacı"nın kim ya da kimler olduğunun tereddüte yol açmayacak şekilde ortaya konulmadığı anlaşılmış, bu nedenle davanın tarafı (davacı) konusunda çelişkili olan dilekçenin 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun düzenlenmediği sonucuna ulaşılmıştır. Öte yandan, yatırımcı (mal varlığı edinmek suretiyle Türk vatandaşlığını kazanmaya esas olan yatırımı yapan kişi) sıfatını haiz olan davacı hakkında tesis edilen Cumhurbaşkanı kararlarının "esas (birincil)" işlem mahiyetinde olduğu, eş ve çocukların ise, aynı kararlara konu olsalar bile, esas işleme bağlı "tali (ikincil)" nitelikteki işlemlerin muhatabı olduğu, dolayısıyla tali işlemlere karşı açılacak davalarda da öncelikle davacı (yatırımcı) adına tesis edilen işlemlerin hukukiliğinin irdelenmesi gerektiği dikkate alındığında; davacıya bağlı olarak Türk vatandaşlığını kazanan ve kaybeden eşi ile çocuklarının davacı hakkındaki Cumhurbaşkanı kararına karşı dava açmakta subjektif menfaatlerinin bulunduğu açıktır. Bununla birlikte, esas işlemin muhatabı olduğundan ve kendi Türk vatandaşlığının geçerliliği, eşi ve/veya çocuklarının Türk vatandaşlığının geçerliliğine bağlı bulunmadığından, davacının (yatırımcının), eşi ve çocukları adına tesis edilen tali nitelikteki işlemleri dava konusu etmekte subjektif bir menfaati olmadığının kabulü gerekmektedir. Kaldı ki, eşinin ya da çocuklarının Türk vatandaşlığı hakkında tesis edilen işlemden dolayı davacının (yatırımcının) menfaatinin etkilendiği kabul edilse dahi, hakkındaki esas işlemi dava konusu etmek suretiyle eş ve çocuklarına ilişkin tali işlemin hukuki geçerliliğini de (şahsi engel halleri hariç) dolaylı olarak yargı denetimine sunan davacının, artık eşi ve çocukları adına tesis edilen tali nitelikteki işlemleri dava konusu etmekte hukuki bir yararı bulunmadığı da kuşkusuzdur. Ayrıca, bir kişiye (yatırımcıya vb.) bağlı olarak Türk vatandaşlığını kazanma ya da kaybetme hali hariç olmak üzere, şahsa sıkı sıkıya bağlı bir hak olan vatandaşlık hakkına ilişkin uyuşmazlıklarda, dava açma hakkının, münhasıran asıl hak sahibi tarafından kullanılması gerektiği de Danıştay tarafından kural olarak kabul edilmektedir. Bu durumda, davacı ile birlikte eşi ve çocukları bakımından da Türk vatandaşlığının iptal edilmesine ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptali isteniliyor ise bu kişiler tarafından verilen vekalete istinaden usulüne uygun düzenlenmiş vekaletname ile (reşit olmayan çocuğun/çocukların bulunması halinde ise bu çocuk/çocuklar adına anne ve babanın veli sıfatıyla hareket ettiği belirtilerek verilen vekalete istinaden usulüne uygun düzenlenmiş vekaletname ile) yetkilendirilmiş vekil tarafından dava açma iradelerinin ortaya konulması gerekmektedir. Diğer taraftan, Anayasa'nın 125. maddesi ile 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesi uyarınca idari yargı yerlerince idari işlem niteliğinde karar verilmesi mümkün olmadığından, dava dilekçesinin "Dava Konusu" ile "Sonuç ve Talep" kısımlarında yer alan "dava sonuçlanıncaya kadar davacı ve ailesine ait taşınmazların tasfiyesi ve benzeri herhangi bir tasarruf işleminin durdurulması" ve "taşınmaz ile ilgili (varsa) eksikliklerin giderilmesi amacıyla yeni bir taşınmaz satın alınabilmesi ve bu taşınmaz için uygunluk belgesi alınabilmesinin güvence altına alınması" şeklindeki istemleri içermesi nedeniyle de dava dilekçesi 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun bulunmamaktadır. Buna göre, davanın belirtilen eksiklikler giderilmek suretiyle 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun olarak yenilenen, Danıştay Başkanlığına hitaben yazılmış açık ve anlaşılabilir bir dilekçeyle açılması gerekmektedir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1- 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca, bu kararın tebliğinden itibaren otuz (30) gün içinde 3. maddeye uygun şekilde düzenlenecek dilekçe ile noksanı tamamlandıktan sonra dava açmakta serbest olmak üzere DAVA DİLEKÇESİNİN REDDİNE, 2- 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin 5. fıkrası hükmüne göre dilekçenin reddi üzerine yeniden verilecek dilekçede de aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde davanın reddine karar verileceği hususunun davacıya duyurulmasına, 3-.Davanın yenilenmesi hâlinde yeniden harç alınmamasına, davanın yenilenmemesi durumunda yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ve kullanılmayan ... TL yürütmenin durdurulması harcı ile posta gideri avansından artan miktarın davacıya iadesine, 11/09/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.