Danıştay · 10. Daire

Danıştay 10. Daire 2025/1500 E. 2025/3857 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
10. Daire
Esas No
2025/1500
Karar No
2025/3857
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2025/1500 Karar No : 2025/3857

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

DAVANIN KONUSU : Suriye uyruklu davacı tarafından, hakkında verilen sınır dışı kararı üzerine, 14/09/2019 tarihinde sınır dışı edilmesi ve sınır dışı işleminin iptali istemi ile açtığı davada iptal kararı verilmesi nedeniyle bu süreçte acı ve ızdırap çektiğinden bahisle uğradığını ileri sürdüğü zararların karşılığı olarak 200.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

YARGILAMA SÜRECİ : İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesince, tarafların istinaf başvurularının süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, Suriye'de devam eden iç savaştan dolayı can güvenliği için Türkiye'ye gelmesinden sonra, geçici koruma kimlik belgesi aldığı, 06/11/2019 tarihinde göz altına alındığı ve 07/11/2019 tarihinde idari işlemler için Binkılıç Geri Gönderme Merkezine gönderildiği, 08/11/2019 tarihinde sınır dışı kararı alındığı, 14/09/2019 tarihinde de sınır dışı edildiği, hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı dosyasında yürütülen soruşturma neticesinde 04/02/2020 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, İdare Mahkemesince hükmedilen tazminat miktarının çok düşük olduğu, aleyhlerine hükmedilen vekalet ücretinin bile hükmedilen tazminat miktarından yüksek olduğundan bahisle tam yargı davası açması nedeniyle adeta cezalandırıldığı ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin REDDİNE, 2. Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak taraflarca yapılan istinaf başvurularının süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. İdare Mahkemesince davacının adli yardım istemi kabul edildiğinden, ödenmemiş olan temyiz yargılama giderlerinin davacıdan tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 16/09/2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X)-KARŞI OY : Dava; Suriye uyruklu davacı tarafından, hakkında verilen sınır dışı kararı üzerine, 14/09/2019 tarihinde sınır dışı edilmesi ve sınır dışı işleminin iptali istemi ile açtığı davada da iptal kararı verilmesi nedeniyle bu süreçte acı ve ızdırap çektiğinden bahisle uğradığını ileri sürdüğü zararların karşılığı olarak 200.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin ikinci fıkrasında, "İstinaf, temyizin şekil ve usullerine tabidir. ..." hükmü; "Temyiz dilekçesi" başlıklı 48. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Temyiz dilekçeleri, ilgisine göre kararı veren bölge idare mahkemesine, Danıştaya veya 4 üncü maddede belirtilen mercilere verilir ve kararı veren bölge idare mahkemesi veya Danıştayca karşı tarafa tebliğ edilir. Karşı taraf tebliğ tarihini izleyen otuz gün içinde cevap verebilir. Cevap veren, kararı süresinde temyiz etmemiş olsa bile düzenleyeceği dilekçesinde, temyiz isteminde bulunabilir. Bu takdirde bu dilekçeler temyiz dilekçesi yerine geçer." hükmü yer almaktadır. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun "Elektronik tebligat" başlıklı 7/a maddesinin dördüncü fıkrasında, "Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır." düzenlenmesi yer almaktadır. Dosyanın incelenmesinden; İdare Mahkemesinin 27/03/2024 tarihli kararının, davalı idarenin ve davacı vekilinin UETS adresine 16/05/2024 tarihinde ulaştığı ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 7/a maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 21/05/2024 tarihinde tebliğ edilmiş sayıldığı, istinaf başvuru dilekçesinin ise davalı idare tarafından 24/06/2024 tarihinde verildiği, İdare Mahkemesi tarafından tebliğe çıkarılan bu dilekçenin davacı vekilinin UETS adresine 02/07/2024 tarihinde ulaştığı ve 7201 sayılı Kanun uyarınca 07/07/2024 tarihinde tebliğ edilmiş sayıldığı, bu tebligat üzerine davacı tarafından 23/07/2024 tarihinde istinafa cevap dilekçesi ve karşı istinaf dilekçesinin verildiği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta, her ne kadar temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında, davalı idare tarafından İdare Mahkemesi kararının kendilerine tebliğ edildiği 21/05/2024 tarihini takip eden günden itibaren 30 (otuz) gün içerisinde ve en son 20/06/2024 tarihinde verilmesi gerekirken bu süre geçirildikten sonra 24/06/2024 tarihinde verilen istinaf dilekçesinin süresinde olmadığı, bu dilekçeye bağlı olarak 23/07/2024 tarihinde davacı tarafından verilen istinafa cevap dilekçesi ve karşı istinaf dilekçesinin de süresinde olmadığı belirtilmiş ise de, doktrin ve yargı uygulamasında katılma yoluyla istinaf olarak da adlandırılan, 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin ikinci fıkrasındaki atfa binaen aynı Kanun'un 48. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca davanın taraflarından biri, ilk derece mahkemesi kararını süresinde istinaf etmemiş olsa bile, karşı tarafın istinaf dilekçesine cevap niteliğinde süresinde (30 gün) sunacağı dilekçede istinaf talebinde bulunabilecek olması karşısında, ilgili kanuni düzenlemede katılma yoluyla istinaf başvurusuna esas olacak ilk istinaf dilekçesinin süresinde olması yönünde bir sınırlamaya yer verilmediği, kaldı ki tarafın, karşı taraf dilekçesinin süresinde verilip verilmediğini araştırma yükümlülüğü bulunmadığı, istinaf ilk incelemesinin Mahkemelerce yapıldığı ve tarafa bu inceleme sürecinde resen bir istinaf dilekçesinin tebliğ edildiğinin kabulü gerektiği hususları da göz önüne alındığında, Anayasa'nın 36. maddesinde yer alan hak arama hürriyetini daraltacak şekilde bir sınırlamanın yargısal içtihatlarla ortaya konulmasının mümkün olmadığı, 07/07/2024 tarihinde davacıya tebliğ edilen davalı idarenin istinaf dilekçesi üzerine, davacı tarafından süresinde (30 gün) 23/07/2024 tarihinde yapılan katılma yoluyla istinaf başvurusunun esasının incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, davacı tarafından sunulan katılma yoluyla istinaf dilekçesinin süresinde olduğu görüldüğünden, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının davacının istinaf başvurusunun süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla aksi yöndeki Daire kararına katılmıyorum.

Atıf: Danıştay 10. Daire, E. 2025/1500, K. 2025/3857, T. 16.09.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-10-daire-2025-1500-e-2025-3857-k-a411443e1d41