Danıştay · 10. Daire
Danıştay 10. Daire 2021/462 E. 2025/2688 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 10. Daire
- Esas No
- 2021/462
- Karar No
- 2025/2688
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/462 Karar No : 2025/2688
DAVACILAR : 1- ... 2- ... ... 20- ... 21- ... VEKİLLERİ: Av. ...
22- ... Derneği VEKİLLERİ: Av. ... Av. ...
DAVALI : ... VEKİLİ : Hukuk ve Mevzuat Eski Genel Müdürü ...
DAVANIN_KONUSU : Davacılar tarafından; 31/01/2020 tarih ve 31025 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, ... Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla Anayasal düzeni zorla bozmaya kalkışmak suçundan idam cezasına mahkum edilen, bilahare cezası, anılan Mahkemenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ek kararı ile 4771 sayılı Kanun'un 1. maddesinin (A) fıkrası uyarınca müebbet ağır hapis cezasına, 5190 sayılı Kanun ile yetkili ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve ... değişik iş sayılı kararı ile 5218 sayılı Kanun'un 1., 2. ve geçici 11. maddeleri gereğince ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülen ve yine aynı Mahkemenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ek kararı ile ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası olarak düzeltilen ...'ın kalan cezasının, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı raporu sebebiyle Anayasa'nın 104. maddesinin 16. fıkrası hükmü uyarınca kaldırılmasına ilişkin 30/01/2020 tarih ve 2083 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptali istenilmektedir.
DAVACILARIN_İDDİALARI : Cumhurbaşkanı’nın Anayasa’nın 104. maddesinde yer alan af yetkisini, Adli Tıp Kurumu raporuna rağmen kullanmama konusunda takdir yetkisine sahip olduğu, bu takdir yetkisinin af kararının getireceği kamu yararı değerlendirilerek kullanılmasının esas olduğu, dava konusu işlemle cezası kaldırılan şahsın 02/07/1993 tarihinde Sivas ilinde bulunan Madımak Oteli ve çevresinde gerçekleşen ve davacı derneğin üyeleri ile diğer davacıların yakınlarının vefatı ile sonuçlanan olayların baş aktörlerinden olduğu, dava konusu işlemin dayanağı olan Adli Tıp Kurumu raporunda yer alan muhalefet şerhinin, açıkça teşhisin kuşkulu olduğuna işaret ettiği ve tıbbi bir gerekçe sunduğu, şerhte imzası olanlardan ikisinin nörolog ve psikolog olduğu, konulan tanının alan uzman doktorları oldukları, bu durum karşısında hükümlünün gerekli tedavisi yapılarak yeni bir rapor alınması gerekirken bunun yapılmadığı, bu nedenle ortada işlemin nedeni olabilecek sağlıklı- güvenilir bir Adli Tıp Kurumu Raporu da bulunmadığı, şahsın tahliyesinden sonraki fotoğrafları ve kendisi ile yapılan röportajlarda gayet sağlıklı olduğunun izlendiği, yakınlarının vefat ettiği olayın insanlık suçu olduğu ve insanlığa karşı suç işleyenlerin affedilemeyeceği, dava konusu işlemin yetki yönünden de sakat olduğu, Türk Ceza Kanunu’nun 77. maddesinin 4. fıkrası uyarınca insanlığa karşı suçların zamanaşımına tabi olmadığı, bu düzenlemenin zamanaşımına tabi olmayan bir suçun evleviyetle affa da uğramayacağı sonucunu içerdiği, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı’nın Anayasa’nın başlangıç ilkeleri ile hukukun genel ilkelerine aykırı olduğu, adaleti gerçekleştiren değil, bütünüyle ihlal eden bir işlem olduğu, bir kişinin çıkarını mağdurların ve tüm toplumun çıkarlarına üstün tutan, hukuka ve hukuk devleti ilkesine aykırı bir işlem olduğu, devletin vatandaşların temel hak ve özgürlüklerini koruma yükümlülüğüne ve kamu yararı ilkesine aykırı olduğu, dava konusu işlemle cezası kaldırılan şahsın mahkumiyetine neden olan olayın nitelikleri dikkate alındığında, dava konusu işlemin devletin anayasal yükümlülüklerine, Cumhurbaşkanının görev tanımına ve yeminine aykırılık oluşturduğu, işlemin dayanağı olan Adli Tıp Kurumu raporunun açık, ulaşılabilir ve denetlenebilir olmadığı, bu nedenle işleme konu şahsın “sürekli hastalık, sakatlık ve kocama” hali olduğu yönündeki gerekçenin doğru olup olmadığının da belirli olmadığı, bu sebeplere dayanılarak tesis edilen işlemin toplumsal adalet duygusunu derinden zedeleyen, kamuoyunda ciddi şüphe uyandıran bir durum oluşturduğu, bu nedenle sebep unsuru bakımından hukuka aykırı olduğu, ceza infaz kurumlarında hükümlü olan diğer hastalar yönünden kullanılmayan af yetkisinin ... için kullanılmasının ayrımcılık yasağının ihlali niteliğinde olduğu, nesnel ve makul bir gerekçe gösterilmeksizin benzer durumda olan kişilere farklı muamele edildiği, din, siyasi görüş ve kişisel tercihler temeline dayanılarak anılan şahsın cezasının kaldırıldığı, bu durumun kanun önünde eşitlik ilkesini de ihlal ettiği, aynı zamanda toplumsal alanda infial oluşmasına, hukuk güvenliği ve adalet duygusunun zedelenmesine, toplumun belli kesimlerinde ayrımcılık ve ötekileştirilme duygu ve algısının yerleşmesi ve derinleşmesine, toplumda birlik ve eşitlik duygusunun parçalanmasına yol açtığı, bu yönüyle kamu yararının olmadığı ve neden, konu, amaç ve yetki yönünden sakat olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALININ_SAVUNMASI : Usul yönünden; Cumhurbaşkanı'nın cezanın hafifletilmesi veya kaldırılması yetkisinin, Devletin başı olması sıfatıyla sahip olduğu, doğrudan Anayasa'dan kaynaklanan bir yetki olduğu, dolayısıyla Cumhurbaşkanı'nın sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebiyle kişilerin cezalarını hafifletme veya kaldırma işlemine karşı yargı yolunun kapalı olduğu, dava konusu işlemin yargı yoluna kapalı olmasının bir diğer sebebinin, bu konuda Cumhurbaşkanına doğrudan Anayasa tarafından verilen ve sadece sebep unsuru yönünden yine Anayasa ile kısıtlanan bu yetkinin -sebep unsuru dışında- sınırsız olması olduğu, Cumhurbaşkanı kararlarından bazılarının, Cumhurbaşkanı'nın devletin başı ya da devletin yüksek menfaatine ilişkin olarak yapılmaları nedeniyle, diğer Cumhurbaşkanı kararlarından farklılık arz ettikleri ve idari yargı denetimi dışında kalmaları gerektiği, dava konusu işlemin Cumhurbaşkanı'nın yürüttüğü idari faaliyetlere ilişkin bir işlem olmayıp, devletin başı olması sıfatıyla yaptığı bir işlem olduğundan, söz konusu işlemin idari işlem olarak değerlendirilmesinin, bu kapsamda idari davaya konu edilmesinin mümkün olmadığı, davacılardan ... Derneğinin "şenliği düzenlemek" ilgisine dayanarak bu davayı açtığı, Dernek Tüzüğü’nde davacı Derneğe üyelerinin çıkarlarını korumak amacıyla dava açmak yetkisi verilmediği, bu durumda, dava konusu cezanın kaldırılmasına ilişkin Karar'ın davacı Derneğin tüzel kişiliğine ait menfaatlerine hukuken bir tesiri bulunduğunun söylenemeyeceği, davanın ... Derneği Genel Merkezi bakımından ehliyet yönünden reddi gerektiği, Esas yönünden; Cumhurbaşkanı’nın Anayasa’nın 104. maddesinin 16. fıkrası ile verilen yetkisini kullanmada mutlak takdir hakkının bulunduğu, Anayasa'nın 125. maddesi ile 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesine göre, yerindelik denetimi anlamında ve idarenin takdir yetkisini kaldıracak şekilde yargı kararı talep olunamayacağı, Cumhurbaşkanı’na bu konuda tanınan mutlak takdir yetkisinin bu tasarrufta bulunmanın tamamen yerindelik meselesi olduğunu gösterdiği, cezayı hafifletme veya kaldırma işleminin mevzuata aykırı olmasından söz edilemeyeceği gibi, bu işlemin hukuka uygun olmadığı yolunda verilecek yargı kararının tamamen yerindelik denetimi anlamında ve idarenin takdir yetkisini kaldıracak nitelikte olacağı, 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 17. maddesinde, malüliyetler, meslekte kazanma gücü kaybı, beden çalışma gücü kaybı, meslek hastalıkları, hapis cezalarının infazının ertelenmesi, sürekli hastalık, engellilik ve kocama sebepleri ile belirli kişilerin cezalarının hafifletilmesi veya kaldırılmasına ilişkin işlemler hakkında bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmenin Adli Tıp 3. İhtisas Kurulunun görevi olarak belirlendiği, bu kapsamda dava konusu cezanın kaldırılması ile ilgili kararda adı geçen kişi hakkında düzenlenen Adli Tıp 3. İhtisas Kurulunun ... tarih ve ... nolu kararında "Genel durumu düşkün, yardımla mobilize olduğu, iki taraflı ileri düzeyde totale yakın işitme kaybı ve diğer senilite bulguları tespit edildiği, nörolojik klinik muayene bulgularının orta-ileri evre demansiyel süreç (Alzheimer ile uyumlu) bulunduğu, 15/05/2019 tarihinde yapılan muayene bulgularına göre hastalığında progresyon izlendiği, orta-ileri evre demansiyel süreci, senilitesi ile tüm kronik hastalıkları ve mevcut tüm tıbbi belgeleri birlikte değerlendirildiğinde; T.C. Anayasası'nın 104. maddesinde belirtilen sürekli hastalık ve kocama hali kapsamında değerlendirildiği” yönünde görüş bildirildiği, adı geçenin sürekli hastalık ve kocama halinde olduğunun objektif ve tıp biliminin gereklerine uygun olarak mevzuatta bu konuda yetkilendirilmiş Adli Tıp Kurumu Raporu ile sabit olduğu, dava konusu işlemde bu yönüyle de herhangi bir hukuka aykırılıktan bahsedilemeyeceği, dava konusu işlemde genel olarak hukuka, Anayasa'ya ve hukukun genel ilkelerine aykırı ve iptali gerektirici bir husus bulunmadığı, davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ : Dava; ... Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla Anayasal düzeni zorla bozmaya kalkışmak suçundan idam cezasına mahkum edilen, yine aynı Mahkemenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ek kararı ile cezası 4771 sayılı Kanun'un 1. maddesinin (A) fıkrası uyarınca müebbet ağır hapis cezasına, 5190 sayılı Kanun ile yetkili ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve ... değişik iş sayılı kararı ile 5218 sayılı Kanun'un 1., 2. ve geçici 11. maddesi gereğince ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülen ve aynı Mahkemenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ek kararı ile cezası ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası olarak düzeltilen ...'ın kalan cezasının Adalet Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı yazısı ekinde gönderilen Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı raporu sebebiyle Anayasa'nın 104. maddesinin 16. fıkrası hükmü uyarınca kaldırılmasına ilişkin 31/01/2020 tarihli ve 31025 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 30/01/2020 tarih ve 2083 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptali istemiyle açılmıştır.. Dosyanın incelenmesinden; Anayasa’nın Cumhurbaşkanının "Görev ve yetkileri" nin sayıldığı 104. maddesinin, "Sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebiyle kişilerin cezalarını hafifletir veya kaldırır." hükmü uyarınca, Anayasal düzeni zorla bozmaya kalkışmak suçundan idam cezasına ve sonuçta ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum edilen ...'ın kalan cezasının Adli Tıp Kurumu Raporuna dayanılarak kaldırılmasına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptali istemiyle açılan dava devam ederken anılan kişinin 18/07/2021 tarihinde öldüğünün anlaşılması karşısında bakılan davanın konusunun kalmadığı anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Davacılar tarafından, 31/01/2020 tarih ve 31025 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, ... Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla Anayasal düzeni zorla bozmaya kalkışmak suçundan idam cezasına mahkum edilen, bilahare cezası, anılan Mahkemenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ek kararı ile 4771 sayılı Kanun'un 1. maddesinin (A) fıkrası uyarınca müebbet ağır hapis cezasına, 5190 sayılı Kanun ile yetkili ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve ... değişik iş sayılı kararı ile 5218 sayılı Kanun'un 1., 2. ve geçici 11. maddeleri gereğince ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülen ve yine aynı Mahkemenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ek kararı ile ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası olarak düzeltilen ...'ın kalan cezasının, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı raporu sebebiyle Anayasa'nın 104. maddesinin 16. fıkrası hükmü uyarınca kaldırılmasına ilişkin 30/01/2020 tarih ve 2083 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptali istenilmektedir. UYAP sistemi üzerinden alınan Nüfus Kayıt Örneği'nden, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı ile kalan cezası kaldırılan ...'ın 18/07/2021 tarihinde vefat ettiği anlaşılmaktadır.
İNCELEME VE GEREKÇE: USUL YÖNÜNDEN: Davalı idare tarafından; dava konusu 30/01/2020 tarih ve 2083 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının iptal davasına konu edilemeyeceği, davanın öncelikle bu nedenle reddedilmesi gerektiği; öte yandan davacı Derneğin Tüzüğünde üyelerinin çıkarlarını korumak amacıyla dava açma yetkisi verilmediğinden iptal davası açmakta menfaatinin bulunmadığı, ayrıca dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının davacı Derneğin tüzel kişiliğine ait menfaatlerine hukuken bir tesiri bulunduğunun söylenemeyeceği, bu nedenle davanın ... Derneği bakımından ehliyet yönünden reddi gerektiği ileri sürülmüştür. 18/10/1982 tarihinde kabul edilen Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “Cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemler ile Yüksek Askerî Şuranın kararları yargı denetimi dışındadır." ibaresi, 16/04/2017 tarihinde halk oylamasına sunularak kabul edilen ve 11/02/2017 tarih ve 29976 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6771 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 16. maddesiyle madde metninden çıkarılmıştır. Bu haliyle, daha önce Anayasa gereğince yargı denetimi dışında kalan "Cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemler"e karşı yargı yolu açılmış olup, davalı idarenin dava konusu 30/01/2020 tarih ve 2083 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının iptal davasına konu edilemeyeceğine yönelik usuli itirazı yerinde görülmemiştir. Öte yandan; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinin (a) bendinde, iptal davaları, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır. Dava konusu 30/01/2020 tarih ve 2083 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı, 02/07/1993 tarihinde Sivas ilinde davacı Dernek tarafından düzenlenen ... Şenlikleri sırasında Madımak Oteli ve çevresinde gerçekleşen ve davacı Derneğin üyeleri ile diğer davacıların yakınlarının vefatı ile sonuçlanan olaylar nedeniyle kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunan ...'ın kalan cezasının kaldırılmasına ilişkindir. Bu durumda, bir kişi topluluğu olan davacı Derneğin, gerek düzenlediği şenliklerde elim olayların meydana gelmesine, böylelikle Dernek tüzel kişiliğinin itibarının zedelenmesine, gerekse kuruluş amacına uygun, ortak sosyal, kültürel, dini, insani değerlere sahip üyelerinin yaşamını yitirmesine neden olduğu iddiasıyla ...'ın kalan cezasının kaldırılmasına ilişkin dava konusu Kararın iptali istemiyle kendi adına dava açmakta subjektif menfaatinin olduğu sonucuna varılmış olup; davalı idarenin aksi yöndeki itirazına itibar edilmemiştir.
ESAS YÖNÜNDEN: Dava, ...'ın kalan cezasının, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı raporu sebebiyle Anayasa'nın 104. maddesinin 16. fıkrası hükmü uyarınca kaldırılmasına ilişkin dava konusu 30/01/2020 tarih ve 2083 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptali istemiyle açılmış ise de; UYAP sistemi üzerinden alınan Nüfus Kayıt Örneği'nden, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı ile kalan cezası kaldırılan ...'ın 18/07/2021 tarihinde vefat ettiği anlaşıldığından, uyuşmazlığın konusuz kaldığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, esasının incelenme olanağı kalmayan dava hakkında karar verilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Konusu kalmayan dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacılara verilmesine, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ... TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacılara verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın ve davacılar tarafından fazla yatırılan ... TL harcın kararın kesinleşmesinden sonra davacılara iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 26/05/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.