Danıştay · 10. Daire
Danıştay 10. Daire 2025/1804 E. 2025/3194 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 10. Daire
- Esas No
- 2025/1804
- Karar No
- 2025/3194
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2025/1804 Karar No : 2025/3194
DAVACI : ...
DAVALI : ... Bakanlığı / ANKARA
DAVANIN_ÖZETİ : Davacı tarafından, 13/02/2019 tarih ve 30685 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bitki Koruma Ürünlerinin Toptan ve Perakende Satılması ile Depolanması Hakkında Yönetmeliğin 12. ve 15. maddelerinin iptaline, bu mümkün değilse 24/11/2024 tarihinde ÖSYM tarafından gerçekleştirilen Bitki Koruma Ürünleri Bayi ve Toptancılık Yazılı Sınavında (2024-BKUBTS) çan eğrisi yapılmasına karar verilmesi istenilmektedir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı Kanunun 3. maddesine uygun bulunmayan dava dilekçesinin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca hazırlanan Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra, dava dilekçesi öncelikle 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesinin 3. fıkrasının (g) bendi uyarınca anılan Kanun'un 3. maddesine uygun olup olmadığı yönünden incelenerek gereği görüşüldü: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasında, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları ve tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar, idari dava türleri olarak sayılmış; 2. fıkrasında, idari yargı yetkisinin, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu; idari mahkemelerin yerindelik denetimi yapamayacakları, yürütme görevinin kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremeyecekleri hükümlerine yer verilmiş; 3. maddesinde, idari davaların, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılacağı; dilekçelerde, tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adresleri ile gerçek kişilere ait Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasının, davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı delillerin, davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihinin gösterileceği; ayrıca dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örneklerinin dava dilekçesine ekleneceği, dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örneklerinin karşı taraf sayısından bir fazla olacağı hususları düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 14. maddesinin 3. fıkrasında ise, dilekçelerin aynı Kanun'un 3. maddesine uygun olup olmadıkları yönünden inceleneceği hükme bağlanmış; 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde de, dilekçelerin, 3. maddeye uygun olmadıklarının tespiti hâlinde, otuz gün içinde 3. maddeye uygun şekilde yeniden düzenlenerek dava açılmak üzere reddedileceği hüküm altına alınmıştır. İdari yargıda menfaat ihlali ileri sürülerek bir veya birden fazla işlemin iptalinin istenebileceği gibi idarenin eylem ve işlemlerinden kaynaklandığı ileri sürülen zararların tazmin edilmesi istemiyle tam yargı davası da açılabileceği, öte yandan, idari yargıda, iptal ve tam yargı davaları dışında bir dava türünün yer almadığı, bu nedenle, mahkemelerce, idareyi belirli bir işlemi tesis etmeye, karar almaya zorlayacak şekilde yargılama yapılmasının ve idari işlem tesisi niteliğinde bir karar verilmesinin hukuken mümkün olmadığı; ancak mevcut bir işlem üzerinden yargılama yapılarak bu işlemin iptal edilmesinin mümkün olduğu açıktır. Diğer taraftan, yargılama hukukunun temel ilkelerinden biri taleple bağlılıktır. Bu ilke uyarınca mahkemelerce iptali istenen idari işlemle sınırlı olarak inceleme yapılması gerekmekte olup, talebin incelemeye konu olabilecek nitelikte açık, her türlü tereddütten uzak, belirli ve somut olması gerektiği kuşkusuzdur. Dava dilekçesi ve eklerinin incelenmesinden; dilekçenin "Davanın Konusu" kısmında Bitki Koruma Ürünlerinin Toptan ve Perakende Satılması ile Depolanması Hakkında Yönetmeliğin 12. ve 15. maddelerinin iptali ile 24/11/2024 tarihinde ÖSYM tarafından gerçekleştirilen Bitki Koruma Ürünleri Bayi ve Toptancılık Yazılı Sınavında (2024-BKUBTS) çan eğrisi yapılmaması olduğunun belirtildiği; "Sonuç" kısmında, anılan Yönetmeliğin 12. ve 15. maddelerinin iptali, bu mümkün değilse 24/11/2024 tarihinde ÖSYM tarafından gerçekleştirilen Bitki Koruma Ürünleri Bayi ve Toptancılık Yazılı Sınavında (2024-BKUBTS) çan eğrisi yapılması istemine yer verildiği; içeriğinde ise, Yönetmeliğin iptali istenilen maddelerine ve ÖSYM tarafından gerçekleştirilen sınava yönelik hukuka aykırılık iddialarına yer verilmiş olmakla birlikte, "... bu sınavın iptal edilmesi ayrı bir konudur." şeklinde bir ifadeye yer verildiği görülmektedir. Bu haliyle; dilekçenin, davanın konusu ve sonuç kısımları ile içeriği bir bütün olarak değerlendirildiğinde, ÖSYM tarafından gerçekleştirilen sınavla ilgili uyumsuz ve muğlak ifadelere yer verilmek suretiyle hazırlandığı anlaşılmış ve anılan bu sınavın iptaline karar verilmesinin istenilip istenilmediği hususunda tereddüt hasıl olmuştur. Bununla birlilkte, dilekçenin "Davanın Konusu" kısmında, sözü edilen sınavla ilgili olarak "çan eğrisinin yapılmaması" isteminde bulunulduğu, "Sonuç" kısmında, düzenleyici işlemin iptaline karar verilmesinin mümkün olmaması halinde ÖSYM tarafından gerçekleştirilen sınavla ilgili bilimsel çan eğrisi yapılmasına karar verilmesi istemine yer verilmiş olduğundan, bu kısımda terditli ve yargı merciinden idari işlem tesisi niteliğinde karar verilmesinin istenilmesi mahiyetinde bir talebe yer verildiği görülmektedir. Ancak 2577 sayılı Kanun'da terditli dava açılmasına imkan veren bir hüküm bulunmadığı ve idari yargı yerlerince idari işlem tesisi niteliğinde karar verilmesinin mümkün olmadığı kuşkusuzdur. Bu durumda, dava dilekçesinin kendi içerisinde tutarlılık göstermediği, ayrıca dava dilekçesinde terditli isteme yer verildiği, dolayısıyla dilekçenin 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun olmadığı sonucuna varılmış olup; hangi işlemin dava konusu edildiğinin ve iptali istenilen Yönetmelik maddeleri ile birlikte ÖSYM tarafından gerçekleştirilen sınavın da iptalinin istenilip istenilmediğinin açıkça ifade edilmesi, terditli istemlere yer verilmemesi ve istemin dava dilekçesinin konu, içerik ve sonuç kısımlarında uyumlu bir şekilde belirtilmesi suretiyle 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun olarak yenilenen, Danıştay Başkanlığına hitaben yazılmış açık ve anlaşılabilir bir dilekçeyle dava açılması gerekmektedir. Öte yandan, davanın yenilenmesi halinde "ÖSYM tarafından yapılan sınavla ilgili çan eğrisi yapılmaması/yapılması" şeklindeki talebin 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinin 1. fıkrasında tanımlanan idari dava türleri ile 2. fıkrasında sınırları belirlenen idari yargı yetkisi kapsamında yer olmadığı hususu da dikkate alınmalıdır.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1) 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca, bu kararın tebliğinden itibaren 30 (otuz) gün içinde, yukarıda belirtilen hususlar netleştirilmek suretiyle 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun olarak yenilenen imzalı iki nüsha dilekçe ile dava açmakta serbest olmak üzere DAVA DİLEKÇESİNİN REDDİNE, 2) Aynı Kanun'un 15. maddesinin 5. fıkrasına göre dilekçenin reddi üzerine yeniden verilecek dilekçede de aynı yanlışlıkların yapılması halinde davanın reddine karar verileceğinin davacıya duyurulmasına, 3) Davanın yenilenmesi hâlinde yeniden harç alınmamasına, davanın yenilenmemesi durumunda yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan posta gideri avansından artan kısmın davacıya iadesine, 24/06/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.